
Türk mahkemesinden alınmış bir boşanma kararı, Türkiye sınırları içinde tek başına yeterlidir. Nüfus kütüğüne işlenir, kişi bekârlık statüsüne döner, kimse ayrıca bir belge istemez. Ancak aynı karar yurt dışına gittiğinde durum değişir. Karşı ülkedeki memur elindeki kâğıdın gerçekten bir Türk mahkemesince düzenlendiğini bilemez; Türk mahkemelerinin mühürlerini, hâkimlerin imza örneklerini tanıması da beklenemez.
Bu güven boşluğunu kapatan mekanizmaya apostil deniyor. Kâğıt üzerinde küçük bir damgadan ibaret görünse de, o damganın hangi belgeye, hangi sırayla, hangi makam eliyle vurulacağı ve karşı devletin onu gerçekten kabul edip etmeyeceği ayrı bir teknik zincirin konusu. Zincirin bir halkası yanlış kurulduğunda belge geri döner, süreç haftalarca uzar, bazen tamamen baştan başlanır.
Aşağıda, Türkiye’de verilmiş bir boşanma kararının yurt dışında kullanılabilir hâle getirilmesini mevzuat dayanaklarıyla ve uygulamada karşılaşılan aksaklıklarla birlikte ele aldık. Anlatımı somutlaştırmak için yer yer gerçek dosya pratiğinden örnekler kullandık.
İçindekiler
- Apostil neyi doğrular, neyi doğrulamaz?
- İlk soru: belge hangi ülkeye gidiyor?
- Türkiye ayağının mevzuat zemini
- Hangi nüshaya apostil vurulur?
- Kesinleşmemiş karara apostil verilmez
- Yetkili makam: adliye mi, kaymakamlık mı?
- Adliyede apostil süreci fiilen nasıl işliyor?
- e-Apostil: e-Devlet üzerinden mahkeme kararı
- Elektronik apostilin görünmeyen riski
- Sıra meselesi: önce apostil mi, önce tercüme mi?
- Tercümenin apostili neden başka bir makamdan alınır?
- Belgeyi hangi kurum isteyecek?
- Apostil “tanıma” demek değildir
- İsim yazımı: en sessiz ret sebebi
- Nüfus kaydı tarafı ve tamamlayıcı belgeler
- Belge birden fazla ülkede kullanılacaksa
- Uygulamada en sık görülen hatalar
- Bu iş neden avukatla yürütülmeli?
- Sık sorulan sorular
Apostil neyi doğrular, neyi doğrulamaz?
Apostil, bir belgenin içeriğinin doğru olduğunu söylemez. Bunu baştan netleştirmekte fayda var, çünkü en sık yanılgı burada yaşanıyor. Şerh yalnızca üç şeyi teyit eder: belgedeki imzanın gerçekliğini, imzalayanın hangi sıfatla imza attığını ve gerekiyorsa üzerindeki mühür veya damganın gerçekliğini.
Yani yabancı memur, elindeki kâğıda baktığında “bu belgeyi gerçekten bir Türk mahkemesi düzenlemiş” diyebilecek. Ama “bu kişiler boşanmıştır ve bu boşanma benim ülkemde hüküm doğurur” demesi bambaşka bir hukuki değerlendirmenin konusudur. Aradaki fark kavranmadığında, sonradan çok can sıkan sürprizler çıkıyor.
Şerhin biçimi de serbest değil. Sözleşmeye göre en az dokuz santimetre kenarlı kare biçiminde olacak, belgenin bizzat üzerine ya da eklenecek ayrı bir kâğıda konulacak; ayrı kâğıt kullanılıyorsa iki belge birleştirilip birleşme yerine makamın mührü basılacak. Başlığın Fransızca yazılması ise zorunlu: Apostille (Convention de La Haye du 5 octobre 1961). Önemsiz bir ayrıntı gibi durur; oysa başlığı Fransızca olmayan bir şerh teknik olarak sözleşmeye uygun bir apostil sayılmaz.
İlk soru: belge hangi ülkeye gidiyor?
Sürecin tamamı bu cevaba göre şekilleniyor. Hedef ülke 1961 Lahey Sözleşmesi’ne taraf ise apostil yeterlidir, ayrıca o ülkenin Türkiye’deki temsilciliğine tasdik ettirmeye gerek kalmaz. Taraf değilse klasik tasdik zinciri devreye girer: belge Türkiye’de yetkili makamca onaylanır, ardından ilgili ülkenin konsolosluğunda tasdik ettirilir.
Sorun şu ki, taraf devlet listesi sabit değil. Ülkeler katılıyor, yürürlük tarihleri farklı işliyor, internetteki Türkçe içerik ise yıllarca aynı eski listeyi tekrarlıyor. Bunun en çarpıcı örneği Kanada. Uzun yıllar sözleşmenin dışında kalan, G7 içinde bu konumdaki nadir devletlerden biri olan Kanada, katılım belgesini 2023’te sundu ve sözleşme Kanada bakımından 11 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. Bugün Türkiye’den Kanada’ya gidecek bir belge için konsolosluk tasdiki aranmıyor; hâlâ arandığını söyleyen kaynaklar 2024 öncesine ait.
Aynı değişiklik ters yönde de sonuç doğurdu. Kanada’da verilmiş bir karar Türkiye’de kullanılacaksa artık Türk konsolosluğu tasdiki değil, Global Affairs Canada’nın ya da yetkili eyalet makamının vereceği apostil aranıyor. Ontario, Québec, Alberta, British Columbia ve Saskatchewan kendi apostil makamlarını belirlemiş durumda; diğer eyalet ve bölgelerde işlem federal düzeyde yürüyor.
Buradan çıkan pratik kural açık: işleme başlamadan önce hedef ülkenin güncel statüsü Lahey Konferansının resmî kaynağından ya da Dışişleri Bakanlığından teyit edilmeli. Eskimiş bir liste yüzünden gereksiz konsolosluk randevusu almak da, gerekli tasdiki atlamak da aynı ölçüde masraflı.
Türkiye ayağının mevzuat zemini
Türkiye, “Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına Dair 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi”ne 84/8373 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla katıldı. Metin 16.09.1984 tarihli ve 18517 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı, ülkemiz bakımından 29.09.1985’te yürürlüğe girdi. Sözleşmenin tam metnine Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün resmî yayınından ulaşabilirsiniz.
Sözleşmenin 6. maddesi, her devletin şerhi vermeye yetkili makamları kendisinin belirlemesini öngörüyor. Türkiye bu bildirimi onay belgelerinin teatisi sırasında yaptı: idari belgeler için valilikler, adli belgeler için ağır ceza mahkemesi kuruluşu bulunan merkezlerdeki adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıkları. Adalet Bakanlığı uygulamayı bir genelgeyle ayrıntılandırmış, 01.01.2006 tarihli 68 sayılı Genelge sonradan güncellenerek yürürlükten kaldırılmıştır.
Sözleşmenin 1. maddesi hangi belgelerin “resmî belge” sayılacağını da tanımlıyor. Mahkeme kararları ilk sırada: devletin bir yargı organına bağlı makam veya görevli memur tarafından düzenlenmiş belgeler. Boşanma ilamı tam olarak bu kategoride. Noter senetleri ve idari belgeler ayrı bentlerde sayılmış; birazdan göreceğiniz üzere bu ayrım, tercüme aşamasında hayati hâle geliyor.
Hangi nüshaya apostil vurulur?
Uygulamada dört farklı kâğıt dolaşıyor ve çoğu zaman yanlış olanı getiriliyor:
1. Kısa karar / duruşma tutanağı. Apostil için kullanılmaz. Gerekçeli karar yazılmadan alınan tutanak sureti hiçbir işe yaramaz.
2. Gerekçeli kararın kesinleşme şerhli onaylı sureti. Aranan belge budur. Üzerinde mahkemenin mührü, yazı işleri müdürünün imzası ve “işbu karar … tarihinde kesinleşmiştir” ibaresi bulunur.
3. UYAP çıktısı. E-imzalı çıktının doğrulama karekodu bulunsa da fiziki apostil için adalet komisyonları kural olarak kalemden alınmış mühürlü sureti ister. Islak imza ve mühür yoksa, şerh vurulacak bir imza da yok demektir.
4. Nüfus kayıt örneği. Bu bir idari belgedir, apostilini kaymakamlık ya da valilik verir. Boşanmayı ispat bakımından çoğu zaman kararın kendisinden pratiktir, ama kararın yerine geçmez.
Bir başka ayrıntı: kararla kesinleşme şerhi ayrı kâğıtlardaysa her ikisinin de tasdiklenmesi gerekir. Bazı komisyonlar zımbalanıp mühürlenmiş tek dosyayı tek şerhle geçirir, bazıları ayrı ayrı şerh ister. Gidilecek adliyenin pratiğini önceden sormak, ikinci bir sıra beklemekten iyidir.
Kesinleşmemiş karara apostil verilmez
Aile hukukuna ilişkin hükümler kesinleşmeden icra edilemez. Bu nedenle boşanma kararı kesinleşmedikçe ne nüfusa işlenir ne de yurt dışına gönderilebilecek bir belgeye dönüşür. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar duruşmada kanun yolundan feragat etmişse karar hızla kesinleşir; feragat yoksa gerekçeli kararın tebliği beklenir, istinaf süresi dolar, ardından şerh verilir.
Kesinleşme tarihi yalnızca bürokratik bir ayrıntı da değil. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 26. maddesi, kadının bekleme süresinin kararın kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ifade edeceğini söylüyor. Taraflardan birinin yurt dışında yeniden evlenme planı varsa, Türk hukuku bakımından bu tarihin ne olduğu ileride sorulacak bir sorudur.
Aynı Kanunun 55. maddesi mahkeme yazı işleri müdürlüklerine, kesinleştirme veya düzenleme tarihinden itibaren on gün içinde kararı o yerin nüfus müdürlüğüne bildirme görevi yüklüyor. Uygulamada bu bildirim zaman zaman gecikiyor ve kişinin kaydı bir süre daha evli görünüyor. O aralıkta alınan belgeler sonradan çelişki yaratıyor. Kanuni dayanak için 5490 sayılı Kanunun tam metnine bakılabilir.
Yetkili makam: adliye mi, kaymakamlık mı?
Cevap, belgenin adli mi idari mi olduğuna bağlı. Mahkeme kararı adli belgedir; şerhi ağır ceza mahkemesi kuruluşu olan merkezdeki adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığı verir. Kaymakamlığa götürülen bir boşanma ilamı geri çevrilir.
Buna karşılık noter tarafından onaylanan tercüme, noter senedi niteliğinde olduğundan idari belge muamelesi görür ve şerhini valilik ya da kaymakamlık verir. Yani tek bir dosya için iki ayrı kuruma gidilir. Bu, tek başına en çok gün kaybettiren nokta: aynı işi tek adreste bitireceğini sanan kişi, iki ayrı sıraya girmek zorunda kalır.
Şerh için harç alınmıyor; masraf pratikte suret, tercüme ve noter kalemlerinden ibaret. Vekâletnamesi bulunan avukat, müvekkil adına başvurabilir. Dışişleri Bakanlığının tasdik işlemlerine ilişkin genel bilgilendirmesi şu dokümanda yer alıyor.
Adliyede apostil süreci fiilen nasıl işliyor?
Mevzuat metinlerinde apostil, “yetkili makamın belge üzerine şerh koyması” olarak tarif edilir. Bu tarif, işin adliye içindeki fiili yürüyüşünü anlatmaz. Uygulamada süreç, gişede beklenip aynı gün biten bir damga işlemi değil; iki birim arasında yazışmayla ilerleyen bir doğrulama prosedürüdür. Adım adım şöyle işler:
1. Kararı veren mahkemenin kalemine başvurulur. Gerekçeli boşanma kararının kesinleşme şerhli, ıslak imzalı ve mühürlü nüshası talep edilir. UYAP çıktısı ya da fotokopi bu aşamada işe yaramaz; sürecin ilerleyen adımları, tam da bu ıslak imza ve mührün doğruluğu üzerine kuruludur.
2. Belge adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığına götürülür. Başvuru burada yapılır. Komisyon, belgeyi teslim aldığı anda şerhi vurmaz.
3. Komisyon başkanlığı, kararı veren mahkemeye resmî bir yazı yazar. Sorduğu şey nettir: gerekçeli karardaki ıslak imza gerçekten o mahkemenin hâkimine mi aittir, üzerindeki mühür o mahkemenin mührü müdür?
4. Mahkeme, imza ve mührün doğruluğunu teyit eden cevabî yazıyı komisyon başkanlığına gönderir. Yazışmanın iki ayağı da resmî kayıt üzerinden yürür.
5. Komisyon başkanlığı, bu teyit yazısına istinaden gerekçeli karar için ayrı bir apostil şerhi belgesi düzenler. Yani şerh çoğu zaman kararın üzerine basılan bir damga değil, karara eklenen müstakil bir belgedir; Sözleşme de şerhin ayrı bir kâğıtta düzenlenmesine izin verir, bu hâlde iki belge birleştirilip birleşme yerine makamın mührü basılır.
Bu işleyişin iki pratik sonucu var. Birincisi, apostilin ne doğruladığı somutlaşıyor: komisyon kararın içeriğini değil, imza ve mührün gerçekliğini mahkemeden teyit ediyor. Yazının başındaki teorik açıklama, adliye koridorunda tam olarak bu şekilde karşılığını buluyor.
İkincisi ve pratikte daha can yakanı, süredir. Arada iki resmî yazışma bulunduğundan, olağan akışında bu prosedür bir haftadan uzun sürebiliyor. Mahkemenin iş yoğunluğu, hâkimin izinde olması ya da yazının havale sırasında beklemesi süreyi daha da uzatabiliyor. “Sabah gidip öğlen alırım” beklentisiyle uçak bileti alan ya da yurt dışındaki kuruma tarih veren kişiler, en çok bu noktada zor durumda kalıyor.
Neden vekâletle takip önerilir?
Sürecin bekleyen ayağı yazışmadır ve yazışma takip edilmediğinde kendi hızında ilerler. Vekâletnamesi bulunan avukat hem başvuruyu müvekkil adına yapabilir, hem yazının hangi aşamada olduğunu kalemden izleyebilir, hem de cevabî yazı geldiğinde şerhin düzenlenmesini bekletmeden takip edebilir. Özellikle yurt dışına yetiştirilmesi gereken belgelerde, süreci vekil eliyle yürütmek çoğu zaman haftalık farklar yaratır. Yurt dışında yaşayanlar için ise bu, Türkiye’ye gelmeden işlemi tamamlamanın tek pratik yoludur.
e-Apostil: e-Devlet üzerinden mahkeme kararı
Adalet Bakanlığı 2019’da e-Apostil uygulamasını devreye aldı. Sistem sayesinde adli sicil kaydı ve mahkeme kararlarına ilişkin belgeler apostil şerhli olarak elektronik ortamda alınabiliyor; başvuru e-Devlet üzerinden yapılıyor ve belgenin doğruluğu çevrimiçi teyit edilebiliyor. Bakanlığın duyurusunda vurgulanan nokta şu: uygulamadan önce yurt dışında yaşayanlar belgelerinin kabul edilmesi için Türkiye’ye gelip adalet komisyonlarına fiziken başvurmak zorundaydı. Duyurunun tamamı Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği sayfasında.
Bu yolun asıl cazibesi, yukarıda anlatılan yazışma trafiğini devre dışı bırakması: imza ve mühür doğrulaması sistem içinde yapıldığından, mahkemeyle komisyon arasındaki resmî yazışmayı beklemek gerekmiyor. Yurt dışında yaşayan eski eşlerin bulunduğu dosyalarda da ayrıca kolaylık sağlıyor. Ancak iki noktaya dikkat gerekiyor.
Birincisi, sistem kararı UYAP’tan çekiyor. Kesinleşme kaydı kaleme işlenmemişse belge listede görünmez. “Sistemde çıkmıyor” şikâyetlerinin neredeyse tamamı bu sebepten kaynaklanıyor.
İkincisi, sistem T.C. kimlik numarası üzerinden çalışıyor. Yabancı uyruklu tarafın Türkiye’de kimlik numarası yoksa kendisi başvuru yapamaz; belgeyi Türk vatandaşı olan taraf alır ve gönderir. Sık gelen bir soruyu da peşinen cevaplayalım: apostil belgeye ilişkindir, başvuranın kimliğine değil. Bir taraf tarafından alınan apostilli nüshayı diğer taraf yurt dışında aynen kullanabilir.
Elektronik apostilin görünmeyen riski
Lahey Sözleşmesi 1961’de yazıldığı için elektronik apostili açıkça düzenlemiyor; konu taraf devletlerin ulusal hukukuna bırakılmış durumda. Lahey Konferansı bünyesinde tavsiye edilen model elektronik belge üzerine elektronik şerh; ancak uygulamada kâğıt belge üzerine elektronik şerh ya da elektronik belge üzerine fiziki şerh gibi karma yöntemler de kullanılıyor ve bunlar karşı devletçe kabul edilmeme riski taşıyor.
Pratik sonuç şu: elektronik apostilli bir PDF’i yurt dışındaki memur eline aldığında, karekod doğrulama alışkanlığı yoksa veya kurumun iç yönergesi ıslak imzalı belge istiyorsa reddedebilir. Türkiye’deki noterler de tercüme onayı için çoğu zaman fiziki belge arıyor. Bu nedenle ciddi dosyalarda ikisi birlikte hazırlanıyor: e-Apostilli elektronik nüsha hız için, adalet komisyonundan alınan ıslak imzalı fiziki nüsha güvence için. Ek maliyet neredeyse yok, kazandırdığı zaman haftalarla ölçülüyor.
Sıra meselesi: önce apostil mi, önce tercüme mi?
Yanlış sırayla yürütülen bir apostil süreci, tüm işlemin baştan yapılmasına yol açabilir. Doğru sıra şöyle:
Adım 1. Kesinleşme şerhli onaylı suret kalemden alınır.
Adım 2. Türkçe aslına adalet komisyonundan apostil vurulur.
Adım 3. Karar ve üzerindeki apostil şerhi birlikte yeminli tercüman tarafından çevrilir.
Adım 4. Tercüme noterde tasdik edilir.
Adım 5. Gerekiyorsa noter onaylı tercümeye kaymakamlık ya da valilikten ikinci bir apostil alınır.
Sıra ters çevrilir, yani önce tercüme edilip sonra karara şerh vurdurulursa, ortaya apostili tercüme edilmemiş bir dosya çıkar. Karşı ülkedeki memur Türkçe bilmediği için şerhin ne olduğunu göremez; belgenin yasallaştırıldığını gösteren tek unsur okuyamadığı bir damgadır. Bu dosyalar geri döner.
Tercümenin apostili neden başka bir makamdan alınır?
Mantığı bir kez kavrayınca akılda kalıyor. Apostil, belge üzerindeki son imzayı doğrular. Kararın üzerindeki son imza hâkime veya yazı işleri müdürüne aittir; dolayısıyla yetkili makam adliyedir. Noter onaylı tercümenin üzerindeki son imza ise noterindir ve noterlik işlemi, Sözleşmenin sistematiğinde adli belge değil noter senedi/resmî beyan kategorisindedir. İkinci şerhi bu yüzden valilik ya da kaymakamlık verir.
Her dosyada ikinci şerh gerekmeyebilir. Bazı yabancı kurumlar Türkiye’de yapılmış noter onaylı tercümeyi hiç istemez, çeviriyi kendi ülkelerinde yaptırmayı bekler. Bu ayrımı önceden bilmek, gereksiz masraftan ve zaman kaybından koruyan asıl bilgidir.
Belgeyi hangi kurum isteyecek?
Belgenin sunulacağı kurum, sürecin tamamını belirliyor. Aynı boşanma kararı için göçmenlik idaresi, mahkeme ve nüfus/medeni hâl birimi birbirinden farklı şeyler isteyebiliyor. Özellikle göçmenlik başvurularında çeviri kuralları katı oluyor.
Kanada göçmenlik idaresi (IRCC) örneğinde kural şöyle işliyor: İngilizce veya Fransızca olmayan her belge çevirisiyle birlikte sunulur, çeviri kelime kelime olmalıdır, özet ya da sadeleştirilmiş çeviri kabul edilmez. Çeviriyi ya Kanada’da bir meslek örgütünce yetkilendirilmiş çevirmen yapar, ya da yetkili çevirmen bulunamıyorsa çeviriyi yapan kişi noter huzurunda yeminli beyan (affidavit) verir. Başvuranın kendisinin, aile üyelerinin veya temsilcisinin yaptığı çeviriler, kişi yeminli tercüman olsa dahi kabul edilmiyor.
Uygulamadan bir örnek
Yabancı uyruklu eşle yürütülen bir anlaşmalı boşanma dosyasında karar Türkiye’de kesinleşmiş, eski eş ise Kanada’da yaşıyordu ve belgeyi göçmenlik başvurusunda kullanacaktı. Türkiye’de noter onaylı İngilizce tercüme yaptırıp göndermek, IRCC’nin çevirmen şartı nedeniyle büyük olasılıkla boşa masraf olacaktı.
İzlenen yol şu oldu: apostilli Türkçe asıl Türkiye’den gönderildi, çeviri Kanada’da yetkili çevirmene yaptırıldı. Belge bir eyalet mahkemesine ya da medeni hâl birimine sunulacak olsaydı, Türkiye’de yapılmış noter onaylı çeviri çoğu zaman yeterli olurdu. Aradaki fark, işleme başlamadan önce sorulan tek bir soruyla ortaya çıkıyor: “Bu belgeyi tam olarak hangi kuruma vereceksiniz?”
Dil tercihi de kuruma göre değişir. Belge Québec’te kullanılacaksa Fransızca çeviri ve OTTIAQ üyesi çevirmen beklenir; Ontario ve batı eyaletlerinde ATIO ve benzeri kuruluşların üyeleri aranır. Aynı mantık başka ülkeler için de geçerli: Almanya’da mahkemece yeminli bilirkişi tercüman, Birleşik Krallık’ta certified translation beyanı gibi yerel şartlar bulunur.
Apostil “tanıma” demek değildir
Bu ayrımı kaçıranların sayısı hiç az değil. Apostil belgeyi yasallaştırır; kararın karşı ülke hukukunda hüküm doğurup doğurmayacağını belirlemez.
Simetrisini kendi hukukumuzdan görmek mümkün. Yabancı bir mahkemenin verdiği boşanma kararı, üzerinde apostil olsa dahi Türkiye’de kendiliğinden sonuç doğurmaz; MÖHUK m. 50 vd. uyarınca tanıma veya tenfiz gerekir ya da 5490 sayılı Kanunun 27/A maddesindeki idari tescil yolu işletilir. Apostil bu süreçlerin ön şartıdır, yerine geçen bir işlem değildir. Ayrıntı için yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrasına ilişkin yazımıza bakabilirsiniz.
Aynı mantık ters yönde de işler. Türk mahkemesinin kararı yabancı bir ülkede hukuki işleme dayanak yapılacaksa, o ülkenin yabancı kararlara yaklaşımı ayrıca değerlendirilmelidir. Basit bir medeni hâl beyanı için apostilli belge yeterken, nafaka veya mal rejimi gibi bir talebin oradan icra edilebilmesi bambaşka bir süreçtir.
İsim yazımı: en sessiz ret sebebi
Yabancı uyruklu tarafın adı, Türk mahkeme kararına çoğu zaman pasaporttaki Latin harfli yazımdan farklı geçiyor. Kiril veya Arap alfabesinden transliterasyon yapılırken bir harf değişiyor, göbek adı düşüyor, soyadının eki farklı yazılıyor. Belge Türkiye’de kimsenin dikkatini çekmiyor; yabancı memur ise pasaportla kararı yan yana koyup “bu aynı kişi mi?” diye soruyor.
Bu nedenle belge gönderilmeden önce üç bilgi pasaportla karşılaştırılmalı: ad ve soyadın harf harf yazımı, doğum tarihi, pasaport veya kimlik numarası. Sapma varsa iki seçenek var; mahkemeden tavzih istemek ya da kimlik eşleşmesini gösteren tamamlayıcı bir belge (pasaport sureti, nüfus kaydı, evlenme belgesi) eklemek. Kesinleşmeden yıllar sonra tavzih istemek zahmetli olduğundan, bu kontrolü boşanma dosyası derdestken yapmak en akıllıcası. 5490 sayılı Kanunun 27. maddesi zaten boşanma kararlarında tarafların kimlik bilgilerinin yer almasını zorunlu kılıyor.
Nüfus kaydı tarafı ve tamamlayıcı belgeler
Yabancı kurumların çoğu aslında mahkeme kararının kendisiyle ilgilenmiyor; “bu kişi bekâr mı, boşanmış mı” sorusunun cevabını arıyor. Bu durumda nüfus müdürlüğünden alınacak medeni hâl belgesi veya uluslararası formatta düzenlenen kayıt örneği, on sayfalık bir gerekçeli karardan çok daha kolay kabul görüyor. Bunlar idari belge olduğundan apostili kaymakamlıktan alınır.
Uygulamadaki tavsiye ikisini birlikte hazırlamak: kararın apostilli sureti asıl dayanak, nüfus belgesi ise hızlı ve anlaşılır özet olarak. İkisinin toplam maliyeti, reddedilen bir başvurunun maliyeti yanında sembolik kalıyor.
Belge birden fazla ülkede kullanılacaksa
Yabancı unsurlu boşanmalarda belge çoğu zaman tek bir ülkede kalmıyor. Örneğin Ukrayna vatandaşı bir eski eş, Kanada’da oturuyor olsa bile ileride Ukrayna’da miras, yeniden evlenme veya mal beyanı işlemlerinde aynı belgeyi ibraz edebilir. Ukrayna da Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf olduğundan aynı apostilli nüsha orada da geçerlidir; yalnızca Ukraince çeviri gerekir.
Buradan çıkan kural: belgeyi tek ülke için değil, muhtemel bütün ülkeler için planlayın. Apostil şerhinin kendi başına geçerlilik süresi yoktur, bugün alınan şerh yıllar sonra da geçerlidir. Ama nüsha sayısı sınırlıdır ve birçok kurum belgeyi iade etmez. Baştan üç dört nüsha çıkarmak, aylar sonra Türkiye’deki adliyeyle yeniden uğraşmaktan çok daha ucuz.
Uygulamada en sık görülen hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Kararı kaymakamlığa götürmek | Başvuru reddedilir, gün kaybedilir | Adli belge için adalet komisyonu başkanlığı |
| Kesinleşme şerhi olmadan başvurmak | Şerh verilmez | Önce kesinleştirme, sonra suret |
| Önce tercüme, sonra apostil | Şerh çevrilmemiş kalır, belge geri döner | Apostil vurulmuş belge çevrilir |
| Tek nüsha çıkarmak | Kurum belgeyi iade etmez, süreç baştan | Baştan birkaç nüsha, her birine ayrı şerh |
| Eskimiş taraf devlet listesine güvenmek | Gereksiz konsolosluk masrafı veya eksik tasdik | Hedef ülkenin güncel statüsünü teyit etmek |
| Çeviriyi kurumu sormadan yaptırmak | Çeviri kabul edilmeyebilir, ikinci kez ödeme | Hedef kurumun çevirmen şartını önce teyit |
| İsim yazımını kontrol etmemek | Kimlik eşleşmemesi, başvuru askıya alınır | Pasaportla harf harf karşılaştırma |
| Sadece elektronik apostille yetinmek | Karşı kurum fiziki şerh isteyebilir | e-Apostil ve ıslak imzalı nüshayı birlikte hazırlamak |
Bu iş neden avukatla yürütülmeli?
“Bir damga için avukata ne gerek var” düşüncesi anlaşılabilir. Ama yukarıdaki başlıklara topluca bakınca ortaya çıkan tablo şu: apostil tek başına bir işlem değil; usul hukuku, milletlerarası özel hukuk, nüfus mevzuatı ve karşı ülkenin idari pratiği arasında kurulan bir zincir. Zincirin kopabileceği noktalar da hukuki nitelendirme gerektiriyor.
Belgenin niteliğini belirlemek bir hukuki tasniftir
Elinizdeki kâğıdın adli mi idari mi olduğu, Sözleşmenin 1. maddesindeki tasnife göre belirlenir. Aynı dosyadaki dört belgeden ikisi adliyeye, ikisi kaymakamlığa gider. Yanlış tasnif doğrudan ret demektir.
Kesinleşme ve tescil zamanlaması
Kanun yolundan feragat edilip edilmediği, gerekçeli kararın tebliği, istinaf süresinin işleyişi ve kararın nüfusa bildirilmesi birbirine bağlı halkalardır. Bu takvimi yanlış kuran başvuru, elinde geçersiz bir belgeyle kalır.
Karşı ülke mevzuatının okunması
Bir göçmenlik idaresinin çeviri kuralı ile bir mahkemenin usulü aynı değildir. Hangi kurumun ne istediğini önceden çözmek, dosyanın tamamının nasıl hazırlanacağını belirler. Bu, tercüme bürosunun değil hukukçunun işidir.
Bilginin hızla eskimesi
Kanada örneği bunu net gösteriyor: Türkçe içeriğin ciddi bir kısmı hâlâ 2024 öncesi bilgiyi tekrarlıyor. Taraf devlet listesi, yetkili makamlar ve elektronik apostil uygulamaları değişiyor; güncel durumun resmî kaynaktan teyidi gerekiyor.
Apostil sonrası hukuki sonuçlar
Belge yurt dışına gittikten sonra ne olacağı da planlanmalı. Nafaka, velayet veya mal rejimi hükümleri söz konusuysa iş apostille bitmez; tanıma ve tenfiz mekanizmaları devreye girer. Bu konudaki değerlendirmelerimiz için yabancı velayet kararlarının tanınması ve ortak velayet kararlarının geçerliliği başlıklı yazılarımıza bakabilirsiniz.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu
İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakası başta olmak üzere Türkiye genelinde; yabancı unsurlu boşanma dosyaları, apostil ve tasdik işlemleri, tanıma–tenfiz davaları ve yabancılar hukuku alanlarında hukuki destek sunuyoruz. Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Ümraniye, Üsküdar, Kadıköy, Beşiktaş, Şişli, Bakırköy, Başakşehir, Gebze ve Kocaeli çevresindeki müvekkillerimize yüz yüze görüşme imkânı sağlıyor; diğer illerden ve yurt dışından gelen taleplerde süreci çevrimiçi görüşme ve e-vekâletname ile yürütüyoruz.
Yurt dışında yaşayan müvekkiller için işlemler, özel yetkili vekâletname ile Türkiye’ye gelmeye gerek kalmadan tamamlanabilmektedir. Ayrıntılı bilgi için büromuz hakkındaki sayfayı inceleyebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Boşanma kararına apostil için mahkemeye başvurmak gerekir mi?
Hayır. Mahkemeden yalnızca kesinleşme şerhli onaylı suret alınır. Şerhi veren makam mahkeme değil, ağır ceza mahkemesi kuruluşu bulunan merkezdeki adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığıdır.
Adliyeden apostil almak ne kadar sürer?
Aynı gün biten bir işlem değildir. Komisyon başkanlığı, kararı veren mahkemeye yazı yazarak ıslak imza ve mührün doğruluğunu sorar; mahkemenin cevabı geldikten sonra apostil şerhi belgesini düzenler. Arada iki resmî yazışma bulunduğundan süreç olağan akışında bir haftadan uzun sürebilir. e-Apostil yolunda bu yazışma gerekmediği için işlem çok daha hızlı tamamlanır.
Apostil ücretli mi?
Şerhin kendisi için harç alınmaz. Masraf kalemleri suret, yeminli tercüme ve noter onayından ibarettir. e-Apostil başvurularında sistemin öngördüğü cüzi bir bedel söz konusu olabilir.
Apostilin geçerlilik süresi var mı?
Şerhin kendisinin süresi yoktur. Ancak altına eklendiği belgenin güncelliği aranabilir; örneğin nüfus kayıt örneğinde kurumlar çoğu zaman son altı ay içinde alınmış belge ister. Mahkeme kararı bakımından böyle bir sınırlama yoktur.
Eski eşim yabancı uyruklu, apostil başvurusunu onun mu yapması gerekir?
Gerekmez. Apostil belgeye ilişkindir, başvuranın kimliğine değil. Bir tarafın aldığı apostilli nüshayı diğer taraf yurt dışında aynen kullanabilir. e-Devlet sistemi T.C. kimlik numarası üzerinden çalıştığından, kimlik numarası bulunmayan yabancı bu yolla başvuru yapamaz.
Kanada’ya gönderilecek belge için konsolosluk onayı gerekir mi?
Hayır. Kanada bakımından Apostil Sözleşmesi 11 Ocak 2024’te yürürlüğe girdiğinden, usulüne uygun apostil şerhi tek başına yeterlidir. Konsolosluk tasdiki arandığını söyleyen kaynaklar güncelliğini yitirmiştir.
Tercümeyi Türkiye’de mi yaptırmalıyım?
Belgenin sunulacağı kuruma bağlıdır. Göçmenlik başvurularında birçok ülke, çevirinin kendi ülkesinde yetkili bir çevirmence yapılmasını veya yeminli beyanla desteklenmesini bekler. Mahkeme ve idari birimlerde ise Türkiye’de yapılmış noter onaylı çeviri genellikle kabul edilir.
Nafaka veya velayet hükümleri apostille birlikte yurt dışında uygulanır mı?
Hayır. Apostil belgenin gerçekliğini doğrular, hükmün icra edilebilirliğini sağlamaz. Bu hükümlerin karşı ülkede uygulanabilmesi için o ülkenin yabancı kararların tenfizine ilişkin usulünün işletilmesi gerekir.
Yurt dışındayım, apostil için Türkiye’ye gelmem gerekir mi?
Gerekmez. Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğundan ya da yerel noterden apostilli olarak düzenlenecek özel yetkili vekâletname ile süreç avukat aracılığıyla yürütülebilir. e-Apostil uygulaması da esasen bu ihtiyaç için kurulmuştur.
İlgili yazılarımız
- Boşanma Davası Nasıl Açılır? Gerekli Belgeler, Usul ve Sık Yapılan Hatalar
- Yurtdışında Yapılan Evlilikler Türkiye’de Geçerli mi? Bildirim ve Tescil Şartları
- Yabancı Mahkeme Velayet Kararı Türkiye’de Nasıl İcra Edilir?
- Yabancı Velayet Kararları Türkiye’de Nasıl Tanınır?
- Boşanma Davasında Mal Paylaşımı: Borçlar Düşülür mü?
- Yabancılar Hukuku yazılarımızın tamamı
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Apostil ve tasdik uygulamaları ile taraf devlet listesi zaman içinde değişebildiğinden, işlem öncesinde ilgili adalet komisyonundan, valilik veya kaymakamlıktan ve belgenin sunulacağı yabancı kurumdan güncel teyit alınması önerilir.


