
Banka hesabını başkasına kullandıran kişi hakkında açılan dosyalarda en kritik soru şudur: Bu kişi dolandırıcılığın müşterek faili mi, suça yardım eden mi, yoksa hesabının nasıl kullanılacağından haberi olmadığı için beraat mi etmelidir? Bu soruya verilecek cevap, aynı hesap hareketi için 4 yılı aşan bir hapis cezası ile beraat kararı arasındaki farkı belirler.
Bu yazıda, Yargıtay ceza dairelerinin ve bölge adliye mahkemelerinin bu ayrımı nasıl yaptığını, kararların kendi ifadeleriyle ve her kararın olayını, ilkesini ve savunmada nasıl kullanılacağını ayrı ayrı göstererek anlatıyoruz. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun‘la TCK m.158’e eklenen yarı oranında indirim hükmünü de bu içtihat tablosuna yerleştiriyoruz.
Kısa cevap
Yargıtay uygulamasında üç ayrı sonuç görülür. Müşterek faillik (TCK m.37/1): Hesap sahibi parayı bizzat çekmiş, internet bankacılığı bilgilerini baştan fikir birliği içinde vermiş veya katkısı suçun işlenmesi için vazgeçilmez nitelikteyse. Yardım etme (TCK m.39/2-c): Suç işleneceğini bilerek yalnızca hesap numarasını vermiş, asıl faillerle eylem birliği ise kanıtlanamamışsa; bu durumda ceza yarı oranında indirilir. Beraat: Hesap rıza dışı kullanılmış ya da kast kesin delillerle ispatlanamamışsa. Menfaat veya komisyon alınması, Yargıtay’ca iştirak kastının güçlü göstergesi sayılmaktadır. 7589 sayılı Kanun’la eklenen TCK m.158/4 ise iştiraki yalnızca hesap veya kart bilgisini vermekle sınırlı kalanların cezasını yarı oranında indirmektedir.
İçindekiler
- İlgili mevzuat
- Sorumluluğun niteliği: üç ihtimal
- Müşterek fail olarak sorumluluk (TCK m.37/1)
- Yardım eden olarak sorumluluk (TCK m.39/2-c)
- TCK m.158/4 özel indirim rejimi
- Menfaat ve komisyon karşılığı hesap kullandırma
- Hayatın olağan akışı ve savunmaların reddi
- Kast yokluğu, rıza dışılık ve beraat
- Delillerin ve hesap geçmişinin araştırılması
- Hukuki (tazminat) boyutu
- Mahkûmiyete ve beraate götüren olgular
- Bu dosyalarda sürecin doğru yürütülmesi neden önemlidir?
- Sık sorulan sorular
- Karşılaştırmalı içtihat tablosu ve sonuç
1. Giriş ve İlgili Mevzuat Çerçevesi
Banka hesabının, banka veya kredi kartı bilgilerinin ya da internet ve mobil bankacılık erişim araçlarının üçüncü kişilere kullandırılması, bilişim sistemleri veya bankalar aracılığıyla işlenen dolandırıcılıklarda en sık karşılaşılan fiillerden biridir. Bu fiil hem cezai hem hukuki sorumluluk doğurur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilir.
Dolandırıcılık — TCK m.157/1
“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”
Nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f ve 158/1-l): Suçun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle (f bendi) veya kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka çalışanı olarak tanıtması suretiyle (l bendi) işlenmesi hâlinde dört yıldan on yıla kadar hapis ve suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olmamak üzere adli para cezası öngörülmüştür.
TCK m.158/4 (7589 s.K. m.13 ile eklendi; RG 31.07.2026-33326)
“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
İştirak hükümleri
Faillik — TCK m.37/1
“(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.”
Yardım etme — TCK m.39/2-c
“c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.”
Yardım etmenin sonucu cezada kendini gösterir: TCK m.39/1 uyarınca yardım edene, işlenen suçun cezasının yarısı indirilerek ceza verilir; bu durumda verilecek ceza on beş yılı geçemez. Bu nedenle faillik ile yardım etme arasındaki ayrım, pratikte hapis süresini yarı yarıya değiştirir.
Başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi — 5549 sayılı Kanun m.15/1
“(1) Yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılacak kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”
2. Sorumluluğun Cezai Niteliği: Üç İhtimal
Yargı kararlarına göre banka hesabını başkasına kullandıran kişinin sorumluluğu; suçun icrasındaki fonksiyonel katkısına, suç ortaklarıyla fikir ve eylem birliğine ve kastın yoğunluğuna göre belirlenir. Tablo şöyledir:
| Müşterek faillik | Yardım etme | Kast yokluğu / rıza dışılık | |
|---|---|---|---|
| Dayanak | TCK m.37/1 | TCK m.39/2-c | TCK m.21 (kast); rıza dışı kullanım |
| Tipik davranış | Parayı bizzat çekme; baştan fikir birliği; internet bankacılığı bilgilerini devrederek vazgeçilmez katkı; organize hareket | Suç işleneceğini bilerek yalnızca hesap numarasını verme; asıl faillerle eylem birliği kanıtlanamıyor | Güvenilen kişiye habersizce verilen kart; rıza dışı ele geçirilen kart veya bilgiler |
| Sonuç | Suçun cezası tam uygulanır | Ceza yarı oranında indirilir (m.39/1) | Dolandırıcılıktan beraat; 5549 s.K. m.15 ayrıca değerlendirilebilir |
| 7589 sonrası | İştirak vermekle sınırlı değilse m.158/4 uygulanmaz | İştirak vermekle sınırlıysa m.158/4 tartışılır | Uygulanmaz (suç yok) |
3. Müşterek Fail Olarak Sorumluluk (TCK m.37/1)
Hesap sahibi; dolandırıcılığı organize edenlerle baştan fikir ve eylem birliği içinde hareket etmişse, hesabına gelen suç gelirlerini ATM veya şubeden bizzat çekip suç ortaklarına aktarmışsa ya da kimlik ve internet bankacılığı bilgilerini devrederek suçun icrasına doğrudan ve vazgeçilmez bir katkı sunmuşsa müşterek fail olarak cezalandırılmaktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 07.11.2024, E. 2024/3326, K. 2024/13191
Sonuç: Müşterek faillik kabul edilmiştir.
Sanığın “…kimlik, internet bankacılığı ve banka bilgilerini vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık eylemine başından itibaren iştirak ettiği… aynı fikir ve eylem birliği içinde suçun icrasına etkin, fonksiyonel katkıda bulunarak atılı suçu müşterek fail sıfatıyla işlediği…”
Karardan çıkan ilke: Kararın iki anahtar ifadesi vardır: “başından itibaren iştirak” ve “etkin, fonksiyonel katkı”. Yalnızca hesap numarası değil, kimlik ve internet bankacılığı bilgilerinin birlikte verilmesi, faillerin hesabı fiilen yönetebilmesini sağladığı için fonksiyonel katkı sayılmıştır.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Müşterek faillik kabulüne karşı savunma, bu iki unsuru hedeflemelidir: (1) fikir birliğinin suçtan önce var olduğu somut delille gösterilmiş mi, (2) sanığın katkısı gerçekten suçun icrasına yönelik mi, yoksa yalnızca bir kolaylaştırma mı? Katkının niteliği tartışılmadan kurulan müşterek faillik kabulü, yardım etme yönünden itiraz konusu yapılmalıdır. Öte yandan 7589 sayılı Kanun’dan sonra, iştirakin yalnızca bu bilgileri vermekle sınırlı olduğu durumlarda TCK m.158/4’ün uygulanması da ayrıca talep edilmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 12.03.2024, E. 2021/15332, K. 2024/3207
Sonuç: Müşterek faillik kabul edilmiştir.
“…sanığın katılanı dolandıran şahıs veya şahıslarla beraber hareket ederek katılan tarafından hesabına gönderilen paraları PTT’den çektiği, böylece açık kimliği tespit edilemeyen şahısların işledikleri dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği…” ve “…sanığın PTT hesabını kullandırmaması durumunda açık kimliği tespit edilemeyen şahıs veya şahısların dolandırıcılık suçunu işlemelerinin mümkün olmadığı kanaatine varılarak…” eylemin “5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği” belirtilmiş; “Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.”
Karardan çıkan ilke: Daire iki ölçüt kullanmıştır: parayı bizzat çekme ve vazgeçilmezlik (“hesabını kullandırmaması durumunda … suçu işlemelerinin mümkün olmadığı”). Bu “vazgeçilmez katkı” ölçütü, müşterek failliği yardım etmeden ayıran fonksiyonel hâkimiyet düşüncesinin somut uygulamasıdır.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Parayı çeken hesap sahibi bakımından yardım etme savunması güçtür ve TCK m.158/4 de uygulanmaz; çünkü iştirak “vermek fiiliyle sınırlı” değildir. Bu dosyalarda savunma, paranın çekilmesinin suçtan haberdar olunarak yapılıp yapılmadığına, çekilen paranın kime ve hangi gerekçeyle verildiğine ve sanığın kandırılmış olup olmadığına yoğunlaşmalıdır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, 06.02.2025, E. 2025/268, K. 2025/442
Sonuç: Menfaat karşılığı kart kiralayan hesap sahibi asli maddi fail sayılmıştır.
“…hesap sahibi kişinin kartını bir menfaat karşılığı kiralaması nedeniyle kimliği meçhul diğer kişinin eylemine doğrudan iştirak ettiği gerekçesiyle ve dolandırıcılık suçunun asli maddi faili olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilecektir.”
Karardan çıkan ilke: Kartın menfaat karşılığı kiralanması, Daire’ye göre kimliği belirlenemeyen asıl failin eylemine doğrudan iştirak anlamına gelir. Hesap sahibi mağdurla hiç temas kurmamış olsa bile asli maddi fail kabul edilir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Bu karar, Yargıtay’ın hesap numarası verenleri yardım eden sayan kararlarıyla birlikte okunmalıdır (bkz. 4. bölüm). Aynı fiil, bir dairede asli faillik, bir başka kararda yardım etme olarak nitelendirilebilmektedir. Savunmada bu farklılık, sanığın katkısının yalnızca kolaylaştırma düzeyinde kaldığını göstermek için kullanılmalıdır. Kararın rıza dışı kullanım ve menfaatsiz verme hâllerine ilişkin diğer ilkeleri 8. bölümde ele alınmıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 02.12.2013, E. 2013/24046, K. 2013/18838
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır.
Dolandırıcılığın unsurları “failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması” ve “Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.” şeklinde tanımlanmış; “sanık …’nou diğer sanıklar gibi birlikte hareket ettiği kimliği tespit edilemeyen şahıslarla kandırdıkları katılanların yaptığı havalelelir bankadan çektikleri, sanıklar …ve…’ın çektiği paraları anlaştıkları gibi …’ya verdikleri” olayda “sanıkların dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Karardan çıkan ilke: Karar iki açıdan önemlidir. Birincisi, dolandırıcılığın temel unsuru olan hilenin Yargıtay’ca nasıl tanımlandığını gösterir: ağır, yoğun, ustaca ve mağdurun inceleme imkânını ortadan kaldıran nitelikli bir yalan. İkincisi, kandırılan katılanların havale ettiği paraları bankadan çekip anlaştıkları gibi başka bir kişiye veren sanıkların faillik sorumluluğunu teyit eder.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Hile tanımı, suçun temel unsurunun oluşup oluşmadığının tartışılmasında kullanılabilir: mağdurun basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği hâllerde hilenin varlığı tartışmalıdır. Hesap sahibi yönünden ise “anlaştıkları gibi” ifadesi, önceden varılan bir anlaşmanın iddia makamınca somut delillerle gösterilmesi gerektiğini hatırlatır.
Not: Alıntı, kararın yayımlanan metnindeki yazımıyla (yazım hataları dâhil) aktarılmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 25.06.2024, E. 2021/24970, K. 2024/8362
Sonuç: Dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından sorumluluk teyit edilmiştir.
“…sanığın meçhul şahıslar ile hareket ederek katılanların iradelerini fesada uğratmak suretiyle menfaat temin etmesi şeklindeki eylemleri ile dolandırıcılık ve dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediği kabul ve değerlendirmesiyle hakkında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.” Olayda “sanığın da bu şahıslar tarafından telefonuna gönderilen ‘… kuşadası 10.500 temiz’ şeklindeki mesaj üzerine parayı Keskin PTT Şubesinden çektiği” ve “sanığın da bu mesaj üzerine parayı çekmek için Keskin PTT şubesine gittiğinde polis tarafından yakalandığı” belirtilmiştir.
Karardan çıkan ilke: Organizasyondan gelen talimat mesajları üzerine parayı çekmeye giden hesap sahibi, suçun icra hareketlerine bizzat katılmış sayılır. Parayı çekemeden yakalanmış olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz; bu hâlde teşebbüs hükümleri devreye girer.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Telefon kayıtları ve mesaj içerikleri bu dosyalarda en güçlü delildir. Sanığın telefonundaki talimat mesajları (tutar, şehir, “temiz” gibi kodlu ifadeler) organizasyonla iletişimi ve iştirak iradesini gösterir. Savunmada bu mesajların sanık tarafından nasıl anlaşıldığı, mesajların kime ait numaradan geldiği ve sanığın önceki ilişkileri ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 09.07.2024, E. 2021/14758, K. 2024/9392
Sonuç: TCK m.158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılık kabul edilmiştir.
Sanığın “açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen suç ortakları ile birlikte hareket ederek, katılana kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp hesabına para yatırılmasını sağlayarak kendi yararına haksız menfaat elde etmek şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 158/1-l bendinde yazılı nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı” belirtilmiştir.
Karardan çıkan ilke: Kendini polis veya savcı olarak tanıtan dolandırıcıların mağdura hesabına para yatırttığı olaylarda suç vasfı yalnızca f bendi değil, kamu görevlisi olarak tanıtma hâlini düzenleyen l bendi kapsamında da değerlendirilmektedir. Hesabına para yatırılan kişi, suç ortaklarıyla birlikte hareket ettiği kabul edildiğinde bu nitelikli hâlden sorumlu tutulur.
Uygulamada nasıl kullanılır?: İddianamedeki suç vasfının doğru belirlenip belirlenmediği denetlenmelidir. Hesap sahibinin, dolandırıcıların kendilerini kamu görevlisi olarak tanıttığını bilip bilmediği, l bendinin ona uygulanabilmesi için tartışılması gereken bir husustur. Bu kararın savunmaların reddine ilişkin bölümü 7. bölümde ayrıca ele alınmıştır.
4. Yardım Eden Olarak Sorumluluk (TCK m.39/2-c)
Sanığın suç planına veya mağdurun kandırılması sürecine doğrudan katıldığı belirlenemiyor, ancak suç işleneceğini bilerek hesap numarasını veya kartını verdiği anlaşılıyorsa, bu davranış suçun icrasını kolaylaştıran yardım etme olarak kabul edilir. Yargıtay’ın bu yöndeki kararları, özellikle yerel mahkemelerin müşterek faillik kabulünü bozma gerekçesi yapması bakımından savunma açısından büyük önem taşır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 28.09.2023, E. 2023/2909, K. 2023/6665
Sonuç: İstanbul BAM 35. Ceza Dairesinin esastan ret kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
“…sanık … in suç işleneceğini bilerek banka hesap numarasını sanık …’a vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, temyiz dışı sanıkların katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığını, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık eylemine 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığı nazara alınarak, sanık …’in yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.”
Olay: Kararın yayımlanan metnine göre, sahibinden.com’da ilana konulan bir arsa, sahte nüfus cüzdanı kullanılarak “satın alınmak” istenmiş; alıcı taraftan toplam 530.000 TL, sanık adına kayıtlı banka hesaplarına gönderilmiş ve hesaba gelen paranın büyük kısmıyla aynı gün kripto para satın alınmıştır. Tapuda kimliğin sahte olduğu anlaşılınca devir yapılamamıştır. Silivri Ağır Ceza Mahkemesi sanığı TCK m.37/1 delaletiyle m.158/1-d (kamu kurumunun araç olarak kullanılması) ve m.158/3 uyarınca 9 yıl hapis ve 90.000 TL adli para cezasıyla cezalandırmış, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Sanık, hesap ve IBAN bilgilerini borç para alabilmek için verdiğini ve suç tarihinde cezaevinde bulunduğunu savunmuş; UYAP kayıtlarına göre de sanığın suç tarihinde ceza infaz kurumunda hükümlü olduğu anlaşılmıştır.
Karardan çıkan ilke: Daire, sanığın “ortak suç işleme kararına bağlı olarak fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle” diğer sanıkların eylemlerine katıldığına dair somut delil bulunmadığını tespit etmiştir. Suç işleneceğini bilerek yalnızca hesap numarasını vermek, suçun işlenmesinden önce yapılan ve icrayı kolaylaştıran bir yardımdır; müşterek faillik değildir. Bu nitelendirme cezada yarı oranında indirim (m.39/1) sonucunu doğurur.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Karar, faillik–yardım ayrımının cezaya etkisini çarpıcı biçimde gösterir: 9 yıllık hapis cezası, müşterek hâkimiyetin somut delille gösterilemediği gerekçesiyle bozulmuştur. Hesap numarasını vermekle sınırlı kalan ve suç planına katıldığı gösterilemeyen sanık hakkında yerel mahkeme müşterek faillik kabul etmişse, bu karar istinaf ve temyiz dilekçesinin temel dayanağıdır. Savunmanın birinci hattı yine de “bilerek” unsurudur: sanığın suç işleneceğini bildiği ispatlanamıyorsa yardım etme değil beraat talep edilmelidir.
Not: Bu karardaki suç vasfı m.158/1-f değil, tapu idaresinin araç olarak kullanıldığı m.158/1-d’dir; faillik–yardım ayrımına ilişkin ilke her iki bent bakımından da aynıdır. Karar metni hukukihaber.net’te yayımlanan tam metinden kontrol edilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 14.06.2023, E. 2021/25753, K. 2023/5149
Sonuç: Bozma — yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiği.
“…hesap numarasını kullandırmak suretiyle diğer sanıkların dolandırıcılık suçuna yardım eden olarak iştirak ettiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.” Daire, “baştan beri haklarındaki mahkumiyet hükümleri onanan sanıklar ile eylem birliği içinde hareket ettiği belirlenemeyen sanığın hesap numarasını kullandırmak suretiyle yardım eden sıfatıyla 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.”
Karardan çıkan ilke: Belirleyici ölçüt “baştan beri eylem birliği”dir. Asıl faillerle baştan eylem birliği içinde olduğu belirlenemeyen ve yalnızca hesap numarasını kullandıran sanık, müşterek fail değil yardım edendir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: İddia makamı, hesap sahibinin asıl faillerle suçtan önce bir araya geldiğini, planı bildiğini ve paylaşımda bulunduğunu somut delille (HTS kayıtları, mesajlar, para akışı) göstermek zorundadır. Bu gösterilemiyorsa müşterek faillik kabulü bozma sebebidir. Bu karar, önceki kararla birlikte, Yargıtay’ın “yalnızca hesap numarası verme” fiilini yardım etme olarak nitelendiren tutarlı bir hattını ortaya koyar.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 03.05.2016, E. 2016/2620, K. 2016/5671
Sonuç: Asliye ceza mahkemesinin beraat kararı oy birliğiyle bozulmuştur — yardım eden olarak mahkûmiyet gerektiği.
“…sanık …’in ise hesap numarasını vererek diğer sanıkların eylemine yardım etmek maksadıyla TCK’nın 39. maddesi uyarınca suça iştirak ettiği anlaşıldığından…” “sanıkların dolandırıcılık suçundan mahkumiyetleri yerine oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş…”
Olay: Kararın yayımlanan metnine göre sanıklar, katılanlarla belirli sayıda küçükbaş hayvan satışı konusunda anlaşmış; katılanlar 145.000 TL’nin tamamını ödemiş, bunun 105.000 TL’lik kısmını hesap numarasını veren sanığın hesabına yatırmıştır. Hayvanları yüklemeye gidildiğinde sanıklar, bir sanığın eşinin öldüğünü söyleyerek hayvanları teslim etmemiştir. Yerel mahkeme tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir.
Karardan çıkan ilke: Bu karar madalyonun diğer yüzünü gösterir: hesap numarasını veren sanık hakkında yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi de hukuka aykırıdır. Yardım etme iradesi dosya kapsamıyla sabitse beraat değil, TCK m.39 uyarınca mahkûmiyet gerekir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Daire, katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanlarına, tanık anlatımlarına ve kolluk tutanaklarına dayanmıştır. Beraat kararı alınan dosyalarda, kararın gerekçesinin kastın yokluğunu somut delillerle ortaya koyup koymadığı önemlidir; aksi hâlde istinaf veya temyiz aşamasında bozma riski vardır. Savunma, beraat talebini yalnızca “bilmiyordum” beyanına değil, bu beyanı destekleyen objektif olgulara dayandırmalıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.01.2020, E. 2017/11833, K. 2020/610
Sonuç: Yardım eden sıfatıyla mahkûmiyet onanmıştır.
“Sanığın, temyiz dışı sanık …’in medyumluk adı altında müşteki …’den paralarının tamamını alması şeklindeki eylemine, banka hesabını kullandırmak suretiyle yardım ettiği iddia edilen somut olayda…” mahkemenin “sanığın müştekiye yönelik dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçuna yardım ettiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Karardan çıkan ilke: Hesap kullandırma yoluyla yardım etme yalnızca bilişim veya banka araçlı dolandırıcılıkta değil, dini inanç ve duyguların istismarı gibi diğer nitelikli hâllerde de söz konusu olabilir. Yardım edenin sorumluluğu, asıl failin işlediği nitelikli hâle göre belirlenir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Yardım edenin, asıl failin işlediği suçun hangi nitelikli hâl kapsamında olduğunu bilip bilmediği tartışılmalıdır. Yardım edenin kastı asıl failin fiilini kapsamalıdır; asıl failin yöntemi hakkında hiçbir bilgisi olmayan hesap sahibine ağır nitelikli hâlin yüklenmesi itiraz konusu yapılabilir.
Yardım etme ile TCK m.158/4 arasındaki ilişki
TCK m.39 yardım edenin cezasını yarı oranında indirir; TCK m.158/4 ise iştiraki yalnızca hesap veya kart bilgisini vermekle sınırlı kalanın cezasını yarı oranında indirir. İki hükmün şartları farklıdır: m.39 iştirakin türüne, m.158/4 ise katkının içeriğine bakar. Hesap numarasını bilerek veren kişi bakımından her iki hükmün birlikte uygulanıp uygulanamayacağı, yeni düzenleme karşısında henüz yerleşik içtihatla cevaplanmış bir soru değildir. Savunmada her iki indirimin şartları ayrı ayrı ortaya konmalıdır.
5. TCK m.158/4 Kapsamındaki Özel İndirim Rejimi
16 Temmuz 2026’da kabul edilip 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun‘un 13. maddesiyle TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, dolandırıcılık suçlarına iştirakin yalnızca haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı ya da hesap erişim araçlarını başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması hâlinde, verilecek cezada yarı oranında indirim yapılması zorunludur.
| Yukarıdaki içtihattaki rol | TCK m.158/4 açısından değerlendirme |
|---|---|
| Kimlik ve internet bankacılığı bilgilerini veren, başka bir şey yapmayan (Y11CD 2024/3326) | Fıkra katkının içeriğine baktığından, müşterek faillik kabul edilen dosyalarda da katkı yalnızca bilgi vermekten ibaretse indirimin şartları tartışılmalıdır |
| Parayı PTT’den veya ATM’den bizzat çeken (Y11CD 2021/15332, 2021/24970; Y15CD 2013/24046) | Uygulanmaz — iştirak vermenin ötesine geçmiştir |
| Suç işleneceğini bilerek yalnızca hesap numarasını veren (Y11CD 2023/2909, 2021/25753) | Haksız menfaat amacı da varsa uygulanması gerekir; m.39 ile ilişkisi yargı kararlarıyla netleşecektir |
| Menfaat karşılığı kartını kiralayan (İst. BAM 21. CD 2025/268) | Katkı kartı vermekle sınırlıysa uygulanır |
Fıkra bir af değildir; fiil suç olmaya devam eder. Lehe kanun ilkesi (TCK m.7/2) uyarınca yürürlükten önceki fiillere de uygulanır. 7589 sayılı Kanun’un geçici maddesi istinaf ve temyiz aşamasındaki dosyalar ile infaz aşamasındaki hükümlüler için ayrıca geçiş hükümleri öngörmektedir; bu hükümlerin ayrıntıları başvuru öncesinde Resmî Gazete metninden kontrol edilmelidir.
Rolünüz Faillik mi, Yardım mı?
Dosyanızdaki delillere göre müşterek faillik, yardım etme veya beraat ihtimalini ve TCK 158/4 indiriminin uygulanabilirliğini birlikte değerlendirelim.
6. Menfaat ve Komisyon Karşılığı Hesap Kullandırma
Yargıtay, banka hesabının veya kartın maddi bir çıkar ya da komisyon karşılığı üçüncü kişilere verilmesini, suçun işlenmesine ve hesaba gelecek paralar üzerindeki hukuka aykırı tasarruflara baştan rıza gösterildiği şeklinde değerlendirmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2024/2293, K. 2024/5628
Sonuç: Mahkûmiyet.
“Sanık hesabını para karşılığı kullandırtarak hesabı ile ilgili yapılacak eylemlere rıza göstermiştir.” — “…mahkememizce hesabını para karşılığı kullandırtarak iştirak ettiği kabul edilen eylemin maddi ve manevi unsurları ile dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, eylemin www.sahibinden.com isimli internet sitesi kullanılmak suretiyle bilişim sistemleri araç kılınarak gerçekleştirildiği…”
Karardan çıkan ilke: Hesabın para karşılığı kullandırılması, hesap üzerinden yapılacak tüm eylemlere önceden rıza gösterildiği anlamına gelir. Hesap sahibi, sonradan hesabının neden kullanıldığını bilmediğini ileri süremez. İnternet ilan sitesi üzerinden yapılan dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması hâli kapsamında görülmüştür.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Menfaat alındığı sabitse savunmanın “haberim yoktu” hattı büyük ölçüde zayıflar. Bu durumda savunma; menfaatin varlığının gerçekten ispatlanıp ispatlanmadığına, alınan paranın başka bir hukuki ilişkiye (borç iadesi, ücret) dayanıp dayanmadığına ve TCK m.158/4 şartlarına odaklanmalıdır. Kararın savunmanın reddine ilişkin bölümü 7. bölümde ayrıca incelenmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 07.04.2025, E. 2021/19521, K. 2025/3933
Sonuç: Beraat kararı oy birliğiyle bozulmuştur (mahkûmiyet gerektiği).
“…katılanın kaporayı gönderdiği hesap numarasının sanığa ait olduğu, sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kimlik bilgilerini vermediği kişiden 30,00 TL ücret karşılığında banka hesabını kullanılmasına rızası olduğu da dikkate alındığında, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu anlaşılmakla…” — “…atılı suçtan sanığın mahkumiyeti yerine beraatine hükmolunması, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA…”
Karardan çıkan ilke: Karar, bu alandaki en çarpıcı örneklerden biridir: yalnızca 30 TL karşılığında hesabını kullandıran sanık hakkında verilen beraat kararı bozulmuştur. Menfaatin miktarı değil, hesabın ücret karşılığı kullandırılmasına rıza gösterilmesi belirleyicidir. Sanığın hesabı kime verdiğinin kimlik bilgilerini soruşturma ve kovuşturma boyunca verememesi de aleyhe değerlendirilmiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: “Çok az bir para aldım” savunması sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Öte yandan hesabı alan kişinin kimliğinin açıklanması, savunmanın inandırıcılığı bakımından önemlidir: kimliğini bildirdiği kişinin varlığı ve ilişkinin niteliği ortaya konabiliyorsa, hesabın suçta kullanılacağının bilinmediği savunması somut bir zemine oturur.
Not: Kararda 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ve 1412 sayılı CMUK m.321’e atıf yapılması, hükmün temyiz incelemesinin eski usule tabi olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 06.02.2023, E. 2023/185, K. 2023/367
Sonuç: Mahkûmiyet gerekçesi yapılmıştır.
“…sanığın banka hesabını kullandırarak dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle atılı suça iştirak etmiş olduğu…” ve sanığın “savunmasında banka kartını kullandırması karşılığında Şeyşu adlı şahıstan belli bir komisyon aldığını ifade ederek atı suçlamayı tevil yollu ikrar ettiği” tespit edilmiş; bu durum hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır.
Karardan çıkan ilke: Sanığın kendi savunmasında komisyon aldığını kabul etmesi, suçlamanın tevil yollu ikrarı sayılmıştır. Yani sanık suçu açıkça kabul etmese de, kabul ettiği olgu (komisyon karşılığı kart verme) iştirak kastını ortaya koyan bir ikrar niteliğinde değerlendirilmiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Bu karar, ifadenin önemini en açık biçimde gösteren kararlardan biridir. Kolluk veya savcılıkta, müdafi ile görüşmeden, “kartımı komisyon karşılığı verdim” şeklinde yapılan bir açıklama, sonradan geri alınsa bile mahkûmiyetin temel dayanağı hâline gelebilir. Şüphelinin susma hakkı (CMK m.147) ve müdafi yardımından yararlanma hakkı bu nedenle ilk andan itibaren kullanılmalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 14.02.2023, E. 2021/15557, K. 2023/650
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır.
“Mahkemece, sanığın kartını ve hesap bilgilerini menfaat karşılığı kullandırma kastıyla tespit edilemeyen ve bu tarz suçlarda genelde kendilerine ulaşılmasını engelleyici davranışlar sergileyen başkaca meçhul şüpheliler ile ve onların eylemlerine iştirak iradesi ile hareket ederek katılanın dolandırılmasına doğrudan dahil olduğu kabul edilerek sübut bulan suçtan mahkumiyetine dair temyiz incelemesine konu hüküm kurulmuştur.” Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin “sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları, İsmail ve Abdürrezak isimli kişiler hakkında kimlik ve adres bilgisi verememesi, bu kişilerden 46.000 TL alacağı olduğuna dair bilgi ve belge sunamaması, parayı çektiğini kabul etmesi nedenleriyle, sanığın atılı suçu işlediğine yönelik mahkeme kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır” tespiti onanmıştır.
Karardan çıkan ilke: Mahkeme dört olguyu birlikte değerlendirmiştir: çelişkili beyanlar, hesabı verdiği kişilerin kimlik ve adresini verememe, ileri sürülen alacağı belgeleyememe ve parayı çektiğini kabul. Sanık, hesabına gelen paranın kendisine olan bir alacağın ödemesi olduğunu savunmuş; ancak bu alacağı hiçbir belgeyle destekleyememiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: “Hesabıma gelen para bana olan borcun ödemesiydi” savunması ancak alacağın varlığı belgelerle (senet, sözleşme, önceki ödemeler, tanık) desteklenirse işe yarar. Belgesiz bir alacak iddiası, çelişkili beyanlarla birleştiğinde mahkûmiyeti güçlendiren bir olguya dönüşür. İfadeler arasında tutarlılık bu nedenle hayati önemdedir.
7. Hayatın Olağan Akışı Kriteri ve Savunmaların Reddedilmesi
Sanıkların tanımadıkları kişilere yardım etmek, yardım toplamak veya ticari bir iş için hesap ve şifre bilgilerini verdiklerine ilişkin beyanları, somut delillerle desteklenmediğinde yargı kararlarında suçtan kurtulmaya yönelik kabul edilmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2024/2293, K. 2024/5628
“Kendisine yardım yapılması için kişinin hesap numarası istenebilecek olsa da kart ve şifre bilgilerinin istenmesinin gerçeklikten uzak oluşu, sanığın kart ve şifrelerini verip karşılığında para alması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya dönük olduğu kanaatine ulaşılarak savunmasına itibar edilmemiştir.”
Karardan çıkan ilke: Karar, hesap numarası ile kart ve şifre bilgisi arasında net bir ayrım yapar. Birine para göndermek için hesap numarası istenmesi olağandır; ancak kart ve şifre istenmesi “gerçeklikten uzaktır”. Para göndermek isteyen kimse şifreye ihtiyaç duymaz.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Bu ayrım savunma stratejisini doğrudan belirler. Yalnızca IBAN veya hesap numarası paylaşan kişi için “bana para gönderileceğini sandım” savunması hayatın olağan akışına uygun olabilir. Kart ve şifre paylaşan kişi içinse bu savunma kural olarak kabul görmez; savunmanın rıza dışılık, kandırılma veya güven ilişkisi gibi başka somut olgulara dayanması gerekir.
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12.05.2025, E. 2021/574, K. 2025/552
“…sanığın açık adreslerini ve kimlik bilgilerinin dosya arasına ibraz etmediği şahıslara kartını ve hesabını vermesinin hayatın olağan akışına aykırı nitelikte olması, ayrıca şahısların başkasının kartıyla ticari faaliyet yürütmelerinin de fiili gerçek duruma aykırılık arz etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildiğinden itibar edilmemiştir…” ve “…tanımadığı insanlara hesabına gelen bütün parayı çekip vermesinin hayatın olağan akışına aykırı nitelik arz etmesi, ayrıca tanımadığı şahısların yalnızca beyanlarına itibar ederek doğrudan istediklerini yerine getirmiş olması hususunun da hayatın gerçekleri ile örtüşmemesi göz önüne alındığında sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen beyanlarına itibar edilmemiştir.”
Karardan çıkan ilke: İki savunma kalıbı reddedilmiştir: (1) “Ticari iş için kartımı verdim” — başkasının kartıyla ticari faaliyet yürütülmesi fiilî gerçekliğe aykırı bulunmuştur; (2) “Tanımadığım kişilerin isteğiyle hesabıma gelen parayı çekip verdim” — yalnızca beyana dayanarak bunu yapmak hayatın gerçekleriyle örtüşmemektedir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: “Ticari iş” savunması ancak ortada gerçek ve belgelenebilir bir ticari ilişki varsa (fatura, sözleşme, önceki işlemler, iş yeri) anlam taşır. Kartı alanın kimlik ve adresinin dosyaya sunulamaması bu savunmayı zayıflatır. Kararın tazminat yönü 10. bölümde ele alınmıştır.
Not: Kararın mahkeme adı “Asliye Ticaret” olarak aktarılmakla birlikte metinde sanık savunmalarının değerlendirildiği görülmektedir; kararın niteliği ve künyesi UYAP’tan ayrıca kontrol edilmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 09.07.2024, E. 2021/14758, K. 2024/9392
“…sanığın dosya kapsamında mevcut somut delillerle örtüşmeyen savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.”
Karardan çıkan ilke: Savunmanın değeri, dosyadaki somut delillerle örtüşmesine bağlıdır. Delillerle çelişen bir savunma, suçtan kurtulmaya yönelik kabul edilir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Savunma hazırlanırken önce dosyadaki objektif deliller (banka kayıtları, HTS, kamera görüntüleri, mesajlar) incelenmeli; savunma bu delillerle çelişmeyecek biçimde kurulmalıdır. Delillerle çelişen bir anlatım, doğru olan kısımların da inandırıcılığını ortadan kaldırır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 06.02.2024, E. 2021/26604, K. 2024/1082
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır (basit dolandırıcılık).
“…sanığın tevil yollu ikrarı, iletişimin tespitine ilişkin belgeler, banka cevabi yazıları ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı eylemin sübut bulduğu ve suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.”
Karardan çıkan ilke: Mahkûmiyetin dayanağı üç delil türünün birleşimidir: tevil yollu ikrar, iletişim tespit kayıtları ve banka cevabi yazıları. Ayrıca suç tarihine göre lehe olan hüküm gözetilerek eylem nitelikli değil basit dolandırıcılık olarak kabul edilmiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Suç tarihi, uygulanacak kanunun belirlenmesinde kritik önemdedir. Nitelikli hâllerin kapsamı ve ceza alt sınırları yıllar içinde değiştiği için (örneğin 7196 sayılı Kanun’la f bendinin alt sınırının 4 yıla çıkarılması), her dosyada suç tarihindeki ve sonraki kanunlar karşılaştırılarak lehe olan hüküm tespit edilmelidir. Bu ilke bugün 7589 sayılı Kanun’la eklenen TCK m.158/4 bakımından da geçerlidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 03.07.2024, E. 2021/37724, K. 2024/9035
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır.
Sanıkların kendilerini polis olarak tanıtıp “banka hesabınız üzerinden terör bağlantılı şahıslara para gönderilmiş, size yardımcı olabilmemiz için emniyete gelin” şeklindeki yönlendirmeleriyle para yatırtılan olayda, “Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sübut bulan suçtan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.”
Karardan çıkan ilke: “Hesabınız terör örgütüne para transferinde kullanıldı” senaryosuyla yürütülen sahte polis dolandırıcılıklarında mağdurların yatırdığı paraların aktarıldığı hesaplar, bu organizasyonların vazgeçilmez halkasıdır. Mahkeme, dosya kapsamını bir bütün olarak değerlendirerek mahkûmiyet kurmuştur.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Bu tür dosyalarda mağdur beyanları, mağdurun para yatırdığı hesap ile hesap sahibi arasındaki bağlantı ve paranın hesaptan nasıl çıktığı birlikte incelenir. Hesap sahibinin, dolandırıcıların kullandığı yöntemden haberdar olup olmadığı nitelikli hâlin (m.158/1-l) kendisine uygulanıp uygulanamayacağı yönünden ayrıca tartışılmalıdır.
8. Suç Kastının Bulunmaması, Rıza Dışılık ve Beraat Hâlleri
Hesap sahibinin suç işleme kastının kesin delillerle ortaya konulamadığı, hesabın rıza dışı ele geçirildiği veya güven ilişkisi istismar edilerek olaydan tamamen habersiz olunduğunun anlaşıldığı durumlarda beraat kararı verilmektedir. Ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır; mahkûmiyet için kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil gerekir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 12.06.2025, E. 2021/27007, K. 2025/7124
Sonuç: Mahkûmiyet hükmü bozulmuştur — beraat gerektiği.
“…sanık …’nın aşamalarda atılı suçu işlemediğine yalnızca akrabası olan ve güvendiği diğer sanık …’ın istemesi üzerine banka kartını suça konu olaydan habersiz şekilde kullandırdığına ilişkin istikrarlı savunması” ve “diğer sanık …’ın aşamalarda sanık …’nın aşamalardaki beyanlarını doğrular mahiyette dava dışı …’ın yönlendirmesi ile suça konu olayda sanık …’nın yalnızca banka kartını kullandıklarına, sanık …’nın suça konu olayda payının ve haberinin olmadığına ilişkin beyanları” karşısında, “sanık …’nın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair, mahkumiyetine yeterli, kesin delil olmadığı gözetilmeksizin sanığın beraati yerine, diğer sanığın suçuna iştirak ettiği gerekçesi ile mahkumiyetine karar verilmesi… BOZULMASINA…”
Karardan çıkan ilke: Beraat için Yargıtay üç unsuru bir arada değerlendirmiştir: (1) kartın akraba ve güvenilen bir kişiye verilmesi, (2) sanığın aşamalarda istikrarlı savunması, (3) diğer sanığın bu savunmayı doğrulayan beyanları. Bu koşullarda mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Bu karar, güven ilişkisine dayanan savunmanın en güçlü dayanağıdır. Savunma ilk ifadeden itibaren tutarlı olmalı; kartın kime, hangi gerekçeyle ve hangi ilişki çerçevesinde verildiği her aşamada aynı şekilde anlatılmalıdır. Kartı alan kişinin veya diğer sanıkların doğrulayıcı beyanları dosyaya kazandırılmalı, sanığın suçtan pay almadığını gösteren banka kayıtları sunulmalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 06.11.2023, E. 2022/6525, K. 2023/7980 (kanun yararına bozma)
Kanun yararına bozma talebinde “sanık …’ın olaydaki rolünün sanık …’a hesabını ve kartını kullandırmakla sınırlı olduğu”, “sanık …’ın hesabını kullandığını ancak dava konusu olaya ilişkin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği” ve “her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” gerekçeleriyle beraat verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Karardan çıkan ilke: Rolü yalnızca hesabını ve kartını kullandırmakla sınırlı olan ve olaydan haberi olmadığını beyan eden sanık hakkında, şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil yoksa beraat kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Kesinleşmiş bir hükme karşı bu gerekçeyle kanun yararına bozma yoluna gidilmiş olması, meselenin önemini gösterir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Kanun yararına bozma (CMK m.309), kesinleşmiş hükümlere karşı Adalet Bakanlığı aracılığıyla işletilebilen olağanüstü bir kanun yoludur. Kesinleşmiş bir mahkûmiyette kastın kesin delille ispatlanmadığı açıksa bu yol ayrıca değerlendirilebilir.
Not: Yukarıdaki alıntı kanun yararına bozma talebinin gerekçesini özetlemektedir; Dairenin talep hakkındaki nihai kararı karar metninden ayrıca kontrol edilmelidir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi, 06.02.2025, E. 2025/268, K. 2025/442
“Buna karşın, kartının veya kart bilgilerinin hesap sahibinin rızası dışında kullanılarak para çekildiğinin ispat edilmesi halinde, sadece parayı çeken kişinin sorumluluğuna gidilecektir.” — Aynı kararda: “Hesap sahibi, kartını para veya başka bir menfaat karşılığı olmadan ya da herhangi bir yasal nedene dayanmadan başkasına verdiğini ifade ediyor ise, bizzat kartı başkasına kullandırmanın hukuka aykırı olması nedeniyle, fail, kart kullandırma karşılığı bir menfaat temin ettiğini belirtmese de, ortaya çıkan sonuçtan hukuki veya cezai olarak sorumlu olacaktır” ve “Hesap sahibi, kartını bir menfaat karşılığı olsun veya olmasın bilerek başkasına kullandırmış ise parayı çeken kim olursa olsun hesap sahibinin de sorumlu olduğu değerlendirilecektir.”
Karardan çıkan ilke: Daire, üç ayrı durumu birbirinden ayırmıştır: (1) Rıza dışı kullanım ispat edilirse yalnızca parayı çeken sorumludur. (2) Kart menfaatsiz ama yasal bir neden olmadan verilmişse hesap sahibi de sonuçtan hukuken veya cezai olarak sorumlu olabilir. (3) Kart bilerek başkasına kullandırılmışsa, menfaat olsun olmasın, parayı kim çekerse çeksin hesap sahibi de sorumludur.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Rıza dışılık savunması, en güçlü beraat yoludur; ancak ispat gerektirir. Kartın çalındığına veya kaybolduğuna ilişkin olay tarihli bildirimler, bilgilerin oltalama (phishing) veya sahte bağlantıyla ele geçirildiğini gösteren mesajlar ve banka kayıtları bu savunmanın delilleridir. Kartı başkasına kendisi veren kişinin sonradan gerçeğe aykırı kayıp/çalıntı beyanında bulunması ise 5464 sayılı Kanun m.37 kapsamında ayrı bir suç oluşturur; bu yola kesinlikle başvurulmamalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 02.12.2021, E. 2021/12683, K. 2021/11527
Sonuç: Beraat hükümleri çoğunlukla onanmıştır (karşı oylu).
Karşı oyda “18.000 TL hesabına gönderilmesi hususunda kendi adına hesabını kullandıran sanık … ile …’ün hesabına gönderilen 18.000 TL yi …’den alarak …’in annesi adına hesaba sanık …’in istemi doğrultusunda gönderen sanık …’ın suça TCK’nın 39 maddesi kapsamında iştirak ettikleri bu nedenle haklarında kurulan beraat hükümlerinin bozulması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bu sanıklar yönünden beraat hükümlerinin onanması yönündeki kararına iştirak etmek mümkün bulunmamıştır” görüşü ileri sürülmüştür. Çoğunluk ise “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA” karar vermiştir.
Karardan çıkan ilke: Hesabını kullandıran ve parayı başka hesaba aktaran sanıklar hakkında dahi, suçun işlendiğinin sabit olmadığına ilişkin yerel mahkemenin kabul ve takdiri Yargıtay çoğunluğunca yerinde görülmüştür. Karşı oy, aynı olguların yardım etme olarak nitelendirilebileceğini savunmuştur.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Karar, ilk derece mahkemesinin delil takdirinin bu dosyalardaki belirleyiciliğini gösterir: yerel mahkeme kastın sabit olmadığına ilişkin gerekçeli bir takdirde bulunmuşsa, bu takdir temyizde korunabilmektedir. Bu nedenle savunmanın ağırlık merkezi ilk derece yargılamasıdır; delil sunma, tanık dinletme ve bilirkişi incelemesi talepleri bu aşamada eksiksiz yapılmalıdır.
9. Delillerin ve Hesap Geçmişinin Araştırılması Zorunluluğu
Sanığın kastının net biçimde tespiti için hesabın geçmiş dönem para hareketlerinin incelenmesi gerekir. Yargıtay, bu araştırma yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmaktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 05.04.2023, E. 2021/13131, K. 2023/2602
Sonuç: Kartı veren sanık yönünden bozma; kartı alıp parayı çeken sanık yönünden mahkûmiyet onanmıştır.
Kartını veren sanık yönünden “sanık …’in suça konu banka kartının bağlı olduğu hesap numarasının geçmiş dönem kayıtları incelenerek benzer şekilde para yatırılıp yatırılmadığı, şüpheli para girişlerinin olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet hükmü verilmesi” bozma nedeni sayılmıştır. Aynı kararda diğer sanık yönünden: “Sanık …’ın, somut olayda teyzesinin oğlu sanık …’in banka kartını alması, müşteki tarafından yatırılan paranın kendisi tarafından çekilmesi, emlakçı olan sanığın iddia ettiği gibi aralarında ortaklık oluştuğunu söylediği …’in alacağını tahsil etmesi amacıyla kendi hesap numarasını kullanması makul ve yeterli iken bu durumu yadırgamayarak birçok yakınının hesap numarasının benzer suçlarda kullanılmasına sebebiyet vermesi ve tüm dosya kapsamından suçun sübuta erdiğini kabul eden mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır” değerlendirmesi yapılmıştır.
Karardan çıkan ilke: Aynı kararda iki farklı sonuç vardır ve fark öğreticidir. Kartı veren (teyzesinin oğluna) sanık için hesabın geçmişi araştırılmadan mahkûmiyet kurulamaz. Kartı alıp parayı çeken sanık için ise kendi hesabını kullanmak makul iken yakınlarının hesaplarını kullanması ve birçok yakınının hesabının benzer suçlarda kullanılmasına sebep olması mahkûmiyete yeterli görülmüştür.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Savunmada hesabın en az son bir iki yıllık dökümü mahkemeye sunulmalı veya getirtilmesi talep edilmelidir. Hesaba daha önce benzer şüpheli para girişi olmaması, hesabın maaş, kira veya olağan harcamalar için kullanıldığının görülmesi, kartın tek seferlik ve güven ilişkisine dayanarak verildiğini destekler. Mahkeme bu araştırmayı yapmadan hüküm kurmuşsa istinaf ve temyiz dilekçesinde bu karar dayanak gösterilmelidir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi, 04.06.2024, E. 2022/189, K. 2024/879
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır.
“Bahse konu banka hesabının şüphelinin eşi adına kayıtlı olmakla beraber, ekli vekalet ve beyanından şüphelinin tasarrufunda ve kullanımında olduğunun anlaşıldığı” ve “sanığın hesabına gelen paradan haberdar olduğunu beyan etmesi ve sanığın hesabından bu paranın çekildiğinin tespit edilmesi cihetiyle; sanığın eyleminin bu şekilde subut bulduğuna ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulü Dairemiz heyeti tarafından da usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş…”
Karardan çıkan ilke: Hesabın başkası (eş) adına kayıtlı olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz; belirleyici olan hesabın fiilî tasarrufunun kimde olduğudur. Vekâletname ve sanığın beyanı, hesabın onun kullanımında olduğunu göstermiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Hesap sahibi ile hesabı fiilen kullanan kişi farklı olabilir. Eşi, çocuğu veya yakını adına kayıtlı hesabı kullanan kişi, hesaba gelen paradan haberdar olup parayı çekmişse sorumlu tutulabilir. Hesap sahibinin kendisi ise hesabı fiilen kullanmadığını, vekâlet ilişkisini ve olaydan habersizliğini ortaya koyarak savunmasını kurabilir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 08.06.2021, E. 2017/33879, K. 2021/6791
Sonuç: Mahkûmiyet onanmıştır.
“…sanık …’un, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve kendisini avukat … olarak tanıtan dosyası tefrik edilen şahsın katılanı dolandırarak elde ettiğini bildiği halde kendi hesaplarını kullandırmak suretiyle … isimli kişinin kendisini gizlemesine ve dolandırıcılık suçunun işlenmesinde işbirliği yaptığı ve bu suretle sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, sabit olmakla…” — “…sanığın savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Karardan çıkan ilke: Belirleyici unsur “bildiği halde” ifadesidir. Hesabını, asıl failin kimliğini gizlemesine hizmet edecek şekilde bilerek kullandıran sanık, dolandırıcılığın işlenmesinde iş birliği yapmış sayılmıştır. Hesap kullandırmanın fonksiyonlarından biri, asıl failin kimliğinin gizlenmesidir ve bu fonksiyon da iştirak iradesinin göstergesi olarak değerlendirilmiştir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Savunmada “bildiği halde” unsurunun iddia makamınca hangi delille ispatlandığı sorgulanmalıdır. Sanığın asıl failin gerçek kimliğini ve dolandırıcılık yaptığını bildiğini gösteren somut bir olgu (yazışma, önceki birliktelik, paylaşım) yoksa bu kabul itiraz konusu yapılmalıdır.
10. Hukuki (Tazminat) Boyutu
Banka hesabını dolandırıcılıkta kullandıran kişiler, ceza yargılamasından bağımsız olarak meydana gelen maddi zarardan haksız fiil sorumluluğu uyarınca doğrudan sorumlu tutulabilir.
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 12.05.2025, E. 2021/574, K. 2025/552
Sonuç: Hesap sahipleri, hesaplarına gelen tutarlarla sınırlı olarak tazminata mahkûm edilmiştir.
“…sanıkların hesaplarına para gelmesi eylemlerinin de nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği anlaşılmakla; sanıkların hesaplarına gelen tutarlarla sorumlu oldukları…” Hüküm fıkrasında “100.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.”
Karardan çıkan ilke: Kararda sanıkların hesaplarına gelen tutarlarla sorumlu oldukları belirtilmiş; davalılardan birinden 100.000 TL, diğerinden 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesine hükmedilmiştir. Sorumluluğun, her bir hesaba gelen tutar esas alınarak belirlendiği görülmektedir.
Uygulamada nasıl kullanılır?: Mağdur açısından karar, parayı gönderdiği hesapların sahiplerine karşı ayrı ayrı ve hesaplarına gelen tutarlarla sınırlı olarak dava açılabileceğini gösterir. Hesap sahibi açısından ise zararın erken giderilmesi, hem bu hukuki riski ortadan kaldırır hem de ceza dosyasında etkin pişmanlık (TCK m.168) bakımından avantaj sağlar.
11. Kararların Işığında: Mahkûmiyete ve Beraate Götüren Olgular
Yukarıdaki kararlar bir arada okunduğunda, mahkemelerin hangi olgulara ağırlık verdiği açıkça görülmektedir:
| Mahkûmiyet yönünde değerlendirilen olgular | Beraat yönünde değerlendirilen olgular |
|---|---|
| Menfaat veya komisyon alınması, miktarı ne kadar küçük olursa olsun (Y11CD 2021/19521 — 30 TL) | Kartın akraba veya güvenilen kişiye verilmesi (Y11CD 2021/27007) |
| Kart ve şifre bilgisinin verilmesi; yalnızca hesap numarası ile arasındaki fark (Y11CD 2024/2293) | Aşamalarda istikrarlı savunma ve diğer sanıkların doğrulayıcı beyanları (Y11CD 2021/27007) |
| Parayı bizzat çekme (Y11CD 2021/15332, 2021/24970) | Rıza dışı kullanımın ispatı (İst. BAM 21. CD 2025/268) |
| Hesabın verildiği kişinin kimlik ve adresini verememe (Y11CD 2021/19521, 2021/15557) | Hesap geçmişinde benzer şüpheli para girişi bulunmaması (Y11CD 2021/13131) |
| Çelişkili beyanlar ve belgelenemeyen alacak iddiası (Y11CD 2021/15557) | Mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmaması (Y11CD 2021/27007; 2021/12683) |
| Komisyon alındığının kabulü — tevil yollu ikrar (Y11CD 2023/185) | Suçtan pay alındığına dair banka hareketi bulunmaması |
| Talimat mesajları ve HTS kayıtları (Y11CD 2021/24970) | |
| Birden fazla yakının hesabının benzer suçlarda kullanılması (Y11CD 2021/13131) |
12. Bu Dosyalarda Sürecin Doğru Yürütülmesi Neden Önemlidir?
Hesap kullandırma dosyalarında aynı olgular, bir dosyada müşterek faillik, başka bir dosyada yardım etme, bir diğerinde beraat ile sonuçlanabilmektedir. Aradaki farkı çoğu zaman ilk ifadenin içeriği, delillerin zamanında toplanması ve ilk derece yargılamasındaki delil takdiri belirler.
Savunmanın ana başlıkları
- İlk ifade: Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/185 E. sayılı kararında görüldüğü gibi komisyon alındığına ilişkin bir beyan tevil yollu ikrar sayılabilir. İfadeden önce müdafi ile görüşülmeli, susma hakkı (CMK m.147) bilinçli kullanılmalıdır.
- İştirak türünün tartışılması: Müşterek faillik kabulüne karşı, fikir birliğinin ve fonksiyonel katkının somut delille gösterilip gösterilmediği; gösterilemiyorsa yardım etme veya beraat.
- Kastın ispatı: Yargıtay’ın “kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil” arayan kararları doğrultusunda menfaat ve iştirak iradesinin ispatlanıp ispatlanmadığı.
- Hesap geçmişinin araştırılması: Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/13131 E. sayılı kararı uyarınca hesabın geçmiş dönem kayıtlarının getirtilmesi.
- Suç vasfı ve lehe kanun: f veya l bendinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, suç tarihine göre lehe hükmün belirlenmesi ve TCK m.158/4 indiriminin talep edilmesi.
- Zarar giderimi: Etkin pişmanlık (TCK m.168) ve mağdurun açabileceği tazminat davası birlikte planlanmalıdır.
Hizmet verdiğimiz bölgeler
2M Hukuk Avukatlık Bürosu Tuzla’dadır. Banka hesabı kullandırma, IBAN kiralama ve nitelikli dolandırıcılık soruşturma ve kovuşturmalarında İstanbul Anadolu Adliyesi ile Gebze ve Kocaeli adliyelerindeki ağır ceza ve asliye ceza dosyalarını takip ediyoruz. Anadolu Yakası’nda Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Çekmeköy ve Sultanbeyli; Avrupa Yakası’nda Bağcılar, Esenyurt ve Avcılar; Kocaeli’de Gebze, Darıca, Çayırova, Körfez ve İzmit‘ten gelen dosyalarda çalışıyoruz. Farklı bir ilde yürütülen soruşturmalarda ifadenin bulunduğunuz yerdeki Cumhuriyet başsavcılığında talimatla alınması da mümkündür.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu
Postane Mahallesi, Seher Sokak No: 18/2, Tuzla / İstanbul
Telefon ve WhatsApp: 0505 390 25 48 · E-posta: info@2mhukuk.com
Büromuz hakkında: 2M Hukuk Avukatlık Bürosu · Diğer yazılarımız: Tüm Makaleler
Hesabınız Nedeniyle İfadeye mi Çağrıldınız?
İfade vermeden önce dosyanızı değerlendirelim; faillik, yardım etme ve beraat ihtimallerini, TCK 158/4 indirimini ve delil stratejisini birlikte belirleyelim.
13. Sık Sorulan Sorular
Banka hesabımı başkasına kullandırdım, hangi suçtan yargılanırım?
Hesap dolandırıcılıkta kullanıldıysa çoğunlukla bilişim sistemleri veya bankaların araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f) suçuna iştirakten yargılama yapılır. Rolünüze göre müşterek fail (TCK m.37/1) veya yardım eden (TCK m.39/2-c) olarak sorumlu tutulabilir, kast ispatlanamazsa beraat edebilirsiniz. Ayrıca 5549 sayılı Kanun m.15 gündeme gelebilir.
Müşterek fail ile yardım eden arasındaki fark nedir?
Müşterek fail suçun icrasına fonksiyonel ve vazgeçilmez bir katkı sunar; örneğin parayı bizzat çeker veya internet bankacılığı bilgilerini baştan fikir birliği içinde verir. Yardım eden ise yalnızca suçun icrasını kolaylaştırır; örneğin suç işleneceğini bilerek hesap numarasını verir. Yardım edene, işlenen suçun cezasının yarısı indirilerek ceza verilir (TCK m.39/1).
Sadece IBAN numaramı verdim, yine de ceza alır mıyım?
Suç işleneceğini bilerek hesap numarasını veren kişi, Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/2909 E. ve 2021/25753 E. sayılı kararlarına göre yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Suç işleneceğini bilmediğiniz ve bunun kesin delillerle aksinin ispatlanamadığı durumda ise beraat gündeme gelir.
Çok küçük bir ücret aldım, bu önemli mi?
Evet. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/19521 E. sayılı kararında, yalnızca 30 TL ücret karşılığında hesabını kullandıran sanığın beraatini bozmuş; menfaatin miktarının değil, hesabın menfaat karşılığı kullandırılmasının belirleyici olduğunu göstermiştir.
Akrabama güvenerek kartımı verdim, olaydan haberim yoktu. Beraat eder miyim?
Beraat mümkündür. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/27007 E., 2025/7124 K. sayılı kararında, güvendiği akrabasına kartını olaydan habersiz şekilde kullandıran sanık hakkında mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü beraat gerektiği yönünde bozmuştur. İstikrarlı savunma ve diğer sanığın doğrulayıcı beyanları belirleyici olmuştur.
TCK 158/4 indirimi kimlere uygulanır?
7589 sayılı Kanun’la eklenen fıkra uyarınca, dolandırıcılık suçlarına iştiraki yalnızca haksız menfaat amacıyla kart, hesap veya erişim bilgilerini başkasına vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilir. Parayı bizzat çeken veya mağdurla iletişime geçen kişiye uygulanmaz.
TCK 39 yardım etme indirimi ile TCK 158/4 indirimi birlikte uygulanır mı?
Bu soru yeni düzenleme karşısında henüz yerleşik bir içtihatla cevaplanmış değildir. Her iki hükmün şartları farklıdır ve birlikte uygulanıp uygulanamayacağı yargı kararlarıyla netleşecektir. Savunmada her iki indirimin şartları ayrı ayrı tartışılmalıdır.
Kartım benden habersiz kullanıldıysa sorumlu olur muyum?
İstanbul BAM 21. Ceza Dairesi 2025/268 E. sayılı kararına göre kartın veya kart bilgilerinin hesap sahibinin rızası dışında kullanılarak para çekildiği ispat edilirse yalnızca parayı çeken kişinin sorumluluğuna gidilir. Rıza dışılığın belgelenmesi bu nedenle kritik önemdedir.
Mahkeme hesabımın geçmiş hareketlerine bakmak zorunda mı?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/13131 E. sayılı kararında, kartını veren sanık yönünden hesabın geçmiş dönem kayıtları incelenerek benzer para girişlerinin olup olmadığı araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Hesap geçmişinin temiz olması kast yokluğunu destekleyen önemli bir olgudur.
Ceza davasının yanında mağdura tazminat da öder miyim?
Ödeyebilirsiniz. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/574 E., 2025/552 K. sayılı kararında hesap sahiplerinin hesaplarına gelen tutarlarla sorumlu oldukları belirtilerek 100.000 TL ve 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.
Savcılıkta “komisyon aldım” dersem ne olur?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/185 E. sayılı kararında, banka kartını kullandırması karşılığında komisyon aldığını söyleyen sanığın bu beyanı tevil yollu ikrar sayılmış ve mahkûmiyet gerekçesi yapılmıştır. İfadeden önce müdafi ile görüşmek bu nedenle hayati önemdedir; susma hakkınız da vardır (CMK m.147).
14. Karşılaştırmalı İçtihat Özeti ve Sonuç
| Mahkeme / Daire | Künye | Sanığın eylemi / rolü | Nitelendirme / sonuç |
|---|---|---|---|
| Yargıtay 11. CD | E. 2024/3326, K. 2024/13191 — 07.11.2024 | Kimlik, banka ve internet bankacılığı bilgilerini devredip fonksiyonel katkı | Müşterek fail (m.37/1) |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/15332, K. 2024/3207 — 12.03.2024 | PTT hesabını kullandırıp parayı bizzat çekme | Müşterek fail (m.37/1) |
| Yargıtay 15. CD | E. 2013/24046, K. 2013/18838 — 02.12.2013 | Havaleleri bankadan çekip anlaşıldığı gibi başkasına verme | Mahkûmiyet onandı; hile tanımı |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/24970, K. 2024/8362 — 25.06.2024 | Talimat mesajıyla parayı çekmeye gidip yakalanma | Dolandırıcılık ve teşebbüs; mahkûmiyet |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/14758, K. 2024/9392 — 09.07.2024 | Kendini polis/savcı tanıtanlarla birlikte hareket | m.158/1-l; savunma delillerle örtüşmüyor |
| İstanbul BAM 21. CD | E. 2025/268, K. 2025/442 — 06.02.2025 | Kartı menfaatle veya bilerek verme; rıza dışı kullanım | Asli maddi faillik; rıza dışılıkta yalnızca parayı çeken sorumlu |
| Yargıtay 11. CD | E. 2023/2909, K. 2023/6665 — 28.09.2023 | Suç işleneceğini bilerek hesap numarasını verme (suç tarihinde cezaevinde) | 9 yıllık müşterek faillik hükmü bozuldu; yardım eden (m.39/2-c) |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/25753, K. 2023/5149 — 14.06.2023 | Eylem birliği kanıtlanamayan hesap kullandırma | Yardım eden; bozma |
| Yargıtay 23. CD | E. 2016/2620, K. 2016/5671 — 03.05.2016 | Hayvan satışı dolandırıcılığında hesap numarasını kullandırma | Beraat oy birliğiyle bozuldu; yardım eden olarak mahkûmiyet gerekir |
| Yargıtay 15. CD | E. 2017/11833, K. 2020/610 — 21.01.2020 | Medyumluk dolandırıcılığına hesapla yardım | Yardım eden; onama |
| Yargıtay 11. CD | E. 2024/2293, K. 2024/5628 — 29.04.2024 | Menfaat karşılığı hesap, kart ve şifre verme | Mahkûmiyet; kart-şifre talebi gerçeklikten uzak |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/19521, K. 2025/3933 — 07.04.2025 | 30 TL ücret karşılığı hesap kullandırma | Beraat bozuldu; m.158/1-f |
| Yargıtay 11. CD | E. 2023/185, K. 2023/367 — 06.02.2023 | Komisyon karşılığı kart kullandırma | Tevil yollu ikrar; mahkûmiyet |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/15557, K. 2023/650 — 14.02.2023 | Çelişkili beyan, belgelenemeyen alacak, parayı çekme | Mahkûmiyet onandı |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/26604, K. 2024/1082 — 06.02.2024 | Tevil yollu ikrar, HTS ve banka kayıtları | Lehe kabulle basit dolandırıcılık; onama |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/37724, K. 2024/9035 — 03.07.2024 | Sahte polis senaryosuyla yatırılan paralar | Mahkûmiyet onandı |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/27007, K. 2025/7124 — 12.06.2025 | Güvendiği akrabasına kartı verip suçtan habersiz olma | Kast yokluğu; bozma (beraat gerekir) |
| Yargıtay 11. CD | E. 2022/6525, K. 2023/7980 — 06.11.2023 | Rolü hesap ve kart kullandırmakla sınırlı | Kanun yararına bozma talebi (beraat gerektiği ileri sürüldü) |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/12683, K. 2021/11527 — 02.12.2021 | Hesap kullandırma ve parayı aktarma | Beraat onandı (karşı oylu) |
| Yargıtay 11. CD | E. 2021/13131, K. 2023/2602 — 05.04.2023 | Kartı veren / kartı alıp parayı çeken | Hesap geçmişi araştırılmadan mahkûmiyet bozma nedeni; parayı çeken yönünden onama |
| Ankara BAM 11. CD | E. 2022/189, K. 2024/879 — 04.06.2024 | Eş adına kayıtlı ama fiilen kullanılan hesap | Mahkûmiyet onandı |
| Yargıtay 15. CD | E. 2017/33879, K. 2021/6791 — 08.06.2021 | Bildiği hâlde hesabını kullandırarak failin kimliğini gizleme | Nitelikli dolandırıcılık; onama |
| Bakırköy 1. ATM | E. 2021/574, K. 2025/552 — 12.05.2025 | Tanımadığı kişilere kart ve hesap kullandırma | Hesaba gelen tutarlarla tazminat sorumluluğu |
Sonuç olarak, banka hesabını bilerek, isteyerek veya menfaat karşılığı başkasına devreden kişi, hesabında gerçekleşecek suç teşkil eden işlemlere rıza göstermiş sayılmakta ve dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulmaktadır. Parayı bizzat çeken veya internet bankacılığı bilgilerini vererek suç planına etkin katkı sunan kişi TCK m.37/1 uyarınca müşterek fail; suçun icrasını yalnızca hesap numarasını vererek kolaylaştıran kişi ise TCK m.39/2-c uyarınca yardım eden sıfatıyla cezalandırılmaktadır. Kişinin eylemi haksız menfaat amacıyla hesap veya ödeme araçlarını kullandırmayı sağlayan bilgileri vermekle sınırlı kalmışsa, 7589 sayılı Kanun’la eklenen TCK m.158/4 uyarınca cezası yarı oranında indirilir. Kart ve hesap bilgilerinin rıza dışı ele geçirildiği veya suç kastının bulunmadığı kesin delillerle ortaya konduğunda dolandırıcılıktan beraat kararı verilmekle birlikte, kendi adına başkası hesabına işlem yapıldığını bankaya bildirmeyen hesap sahipleri hakkında 5549 sayılı Kanun m.15 kapsamında ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut dosyalar için hukuki görüş yerine geçmez. Anılan kararlar yayımlandıkları kaynaklardaki metinlere dayanmaktadır; bir dilekçede veya savunmada kullanılmadan önce UYAP ya da resmî karar veri tabanlarından teyit edilmelidir.


