Riskli yapıyı süresinde boşaltmayan veya yıkmayan malikler için ne olur? İdarece resen tahliye ve yıkım, kolluk kuvveti desteği ve suç duyurusu.
Riskli yapı tespiti kesinleşen birçok malik, “Boşaltmazsam ya da yıkmazsam ne olur, beni zorla çıkarabilirler mi?” diye sorar. Bu sorunun yanıtı, hem hukuki hem de pratik sonuçları olan önemli bir konudur. Mevzuat, süresinde tahliye ve yıkım yapılmaması halinde izlenecek yolu açıkça düzenlemiştir. Bu yazıda süreci ve olası sonuçları ele alıyoruz.

Önce Süre, Sonra Resen İşlem
Malike her zaman önce süre tanınır; ancak bu süre içinde hareketsiz kalınması sonucu değiştirmez. Riskli yapının yıktırılması için İdarece doksan günden fazla olmamak üzere süre verilir ve bu süre içinde tahliye ve yıkım yapılmazsa, yapının idari makamlarca tahliye edileceği ve yıktırılacağı belirtilir (Uygulama Yönetmeliği m. 8/3-a). Verilen süre içinde maliklerce yıktırılmayan riskli yapılar mülki amire bildirilir ve bu yapıların tahliye ve yıktırma işlemleri, mülkî amirler tarafından sağlanacak kolluk kuvveti desteği ile yapılır veya yaptırılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/3-ç).

Tahliyeye Direnç Gösterilirse
Fiziksel engelleme de süreci durdurmaz; aksine kolluk müdahalesini gündeme getirir. Tahliyenin; yapıya veya bağımsız bölüme girilmesine izin verilmemesi, kapıların kilitlenmesi/açılmaması, gelenlerin tehdit edilmesi veya cebir ve şiddet kullanılması gibi fiillerle engellenmesi durumunda, mülki idare amirinden alınacak yazılı izne istinaden kolluk kuvveti marifetiyle, gerekirse kapalı kapılar/alanlar açılarak tahliye resen yapılır veya yaptırılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/5; 6306 sayılı Kanun m. 5/4). Görüldüğü gibi tahliyeye direnmek, süreci durdurmaz; yalnızca kolluk müdahalesiyle sonuçlanır.
Engelleyenler Hakkında Suç Duyurusu
Süreci engellemenin cezai boyutu da vardır. Riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yıktırma iş ve işlemlerini engelleyenler hakkında İdarece veya Müdürlükçe tutanak tutulur ve bunlar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur (Uygulama Yönetmeliği m. 8/6). Ayrıca bu iş ve işlemlere ilişkin görevlerini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında da tabi oldukları ceza ve disiplin hükümleri uygulanır. Süreçte müteahhitle çalışılıyorsa, sözleşmenin idari yolla feshi gibi konular da gündeme gelebileceğinden kentsel dönüşümde müteahhit sözleşmesinin idari yolla feshi yazısı da incelenebilir.
Masraf Yükü Malike Kalır
Resen yıkımın bir de mali boyutu vardır. Malikler tarafından yıktırılmadığı için Başkanlık veya İdare tarafından yapılan ya da yaptırılan tahliye ve yıkımın masraflarından malikler hisseleri oranında sorumludur (Uygulama Yönetmeliği m. 8/8). Bu masraflar tebligatı takip eden bir aylık süre içinde ödenir; süresinde ödenmezse 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir. Dolayısıyla süreci uzatmak, malik açısından hem zaman kaybı hem de ilave masraf anlamına gelir. Mevzuatın güncel metni için Mevzuat Bilgi Sistemi takip edilmelidir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Riskli binamı süresinde yıkmazsam ne olur? Yapı mülki amire bildirilir ve tahliye ile yıkım, kolluk kuvveti desteğiyle idarece resen yapılır/yaptırılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/3-ç).
Tahliyeye direnirsem ne olur? Mülki amir izniyle kolluk marifetiyle, gerekirse kapalı kapılar açılarak tahliye resen yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/5; 6306 sayılı Kanun m. 5/4).
Süreci engellemenin cezası var mı? Engelleyenler hakkında tutanak tutulur ve TCK uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur (Uygulama Yönetmeliği m. 8/6).
Resen yıkımın masrafını kim öder? Malikler hisseleri oranında sorumludur; ödenmeyen masraflar 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil edilir (Uygulama Yönetmeliği m. 8/8).
Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Süresinde tahliye ve yıkım yapılmaması; resen yıkım, kolluk müdahalesi, suç duyurusu ve masraf yükü gibi ağır sonuçlar doğurur. Bu aşamada haklı bir itiraz veya dava imkânının bulunup bulunmadığının doğru değerlendirilmesi ve süreçlerin usulüne uygun yürütülmesi büyük önem taşır. Kentsel dönüşüm; idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve sözleşme hukukunun kesiştiği, tek bir usul hatasının dahi büyük hak kayıplarına yol açabildiği çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle bu aşamanın alanında uzman bir avukatla yürütülmesi büyük önem taşır.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu olarak Türkiye genelinde ve kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı İstanbul başta olmak üzere; İstanbul’un öncelikli dönüşüm ilçeleri Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy, Sancaktepe ve Küçükçekmece ile Kocaeli’nin Gebze ve Darıca bölgelerinde hizmet veriyoruz. İstanbul kentsel dönüşüm avukatı ve Tuzla kentsel dönüşüm avukatı olarak tahliye ve yıkım süreçlerinde hak sahiplerine hukuki destek sunuyoruz.


