Kuvvetler ayrılığının geçerli olduğu ulusal sistemlerde yürütme organının, özellikle üst düzey yetkililerinin yürütülmekte olan davaları etkilemeye yönelik eylem ve söylemlerden kaçınmaları gereklidir. Yürütme organı temsilcileri derdest olan bir davayı etkilemek amacıyla müdahale ederse, o davada objektif tarafsızlık ihlal edilmiş olur. Müdahale olarak nitelendirilebilecek filler farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Aleni bir konuşmanın yapılması, basına demeç verilmesi gibi tutum ve söylemlerle müdahale gerçekleştirilebilir. Yürütmenin müdahalesiyle ilgili çeşitli şikayetler AİHM nezdinde incelenmiştir. Bunlardan bir tanesi, bir Rus firmasının, Ukrayna’da açtığı bir davaya ilişkindir. Bu olayda dava devam ettiği sırada Ukrayna Cumhurbaşkanı, “yüksek tahkim kurulu karar verirken devletin menfaatlerinin korunması gerektiği”ne dair bir beyanda bulunmuştur. AİHM, cumhurbaşkanının bu beyanı ile davanın sonucunu etkileyip etkilemediğine ve yapılan müdahalenin gerekçelerinin ne olduğuna bakmaksızın tahkim kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili haklı ve makul bir kuşkunun oluştuğuna karar vermiştir. AİHM, ayrıca kararında bu tür müdahalelerin söz konusu yargılamanın gidişatı üzerinde ne gibi bir etkisi olabileceği konusunda spekülasyon yapmak için bir neden görmediğini ve mevcut davanın koşullarında başvuran şirketin mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin endişelerinin makul olduğuna değinmiştir. Dolayısıyla devletin yürütme organından gelen bu tür müdahaleler, yargının kendisine saygı duyulmadığını ortaya koymuştur. (bkz. Sovtransavto Holding/Ukrayna Kararı, 2002, pr.2-, 21, 22, 80 ve 81). Bir kitap önerisi.