Boşanma dosyalarında en çok hak kaybı yaşanan yer, çoğu zaman boşanmanın kendisi değil; onun arkasından gelen mal rejiminin tasfiyesi davasıdır. Kimin neyi aldığı değil, kimin neyi ispat edebildiği belirleyicidir. Bu yazıda, evlilik içinde alınan ev, araba, ziynet, miras ve bağış paralarının hangi kefeye düştüğünü; ispat yükünün kimde olduğunu ve boşanma davasının açıldığı tarihin neden her şeyi ikiye böldüğünü, Yargıtay uygulamasıyla birlikte ele alıyoruz.

İçindekiler

  1. Yasal çerçeve: eşler arasında hangi mal rejimi geçerli?
  2. Edinilmiş mal – kişisel mal ayrımı (TMK m. 219–220)
  3. İspat yükü ve karineler: davayı bitiren madde TMK m. 222
  4. Kritik tarih: mal rejimi tam olarak ne zaman sona erer?
  5. Boşanma davası açıldıktan sonra alınan ev, araba ve para
  6. Evlilik öncesi birikim, miras ve babadan gelen bağışla alınan ev
  7. Düğün takıları: 2024’te değişen içtihat ve yeni kural
  8. Tapu iptali istenebilir mi? Alacak hakkı – ayni hak ayrımı
  9. Değerleme: hangi tarihin fiyatı esas alınır?
  10. Adım adım hesaplama: rakamlarla örnek bir ev
  11. Mal kaçırma kastı, eklenecek değerler ve ihtiyati tedbir
  12. Zina hâlinde payın azaltılması veya kaldırılması
  13. Paylı tapu, takas def’i ve karşılıklı alacaklar
  14. Usul: görev, yetki, zamanaşımı, bekletici mesele ve faiz
  15. 7532 sayılı Kanun değişikliği ve tasfiyeye etkisi
  16. Uygulamada en sık yapılan 10 hata
  17. Sıkça sorulan sorular
  18. Bu dosyalarda sürecin doğru yürütülmesi neden önemlidir?

1. Yasal Çerçeve: Eşler Arasında Hangi Mal Rejimi Geçerli?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, eşler aksini kararlaştıran bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Bu rejim 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girdiği için, uygulamada sık sık gözden kaçan bir eşik vardır: 2002 öncesi dönem için kural olarak mal ayrılığı esasları, 2002 sonrası dönem için ise katılma rejimi hükümleri işletilir. Uzun süreli evliliklerde tasfiye, çoğu zaman bu iki dönemin ayrı ayrı hesaplanmasını gerektirir.

Katılma rejiminde her eşin malvarlığı iki gruba ayrılır: edinilmiş mallar ve kişisel mallar. Tasfiye dediğimiz işlem, aslında bu ayrımın yapılmasından ve kişisel mal grubuna ait değerler çıkarıldıktan sonra kalan bakiyenin ikiye bölünmesinden ibarettir. Sorun, ayrımın kolay görünüp ispatının zor olmasıdır.

Mal rejimi hükümleri Türk Medeni Kanunu’nun 218–241. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun güncel resmî metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

2. Edinilmiş Mal – Kişisel Mal Ayrımı (TMK m. 219–220)

Edinilmiş mallar

TMK m. 219, edinilmiş malı “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri” olarak tanımlar. Kritik ifade “karşılığını vererek”tir. Maaş, ücret, serbest meslek kazancı, kira geliri, kişisel malların gelirleri, sosyal güvenlik ödemeleri ve çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar bu gruba girer. Bu gelirlerle satın alınan ev, araba, arsa, şirket hissesi ve banka birikimi de aynı grupta yer alır (Yargıtay 2. HD, 2023/2351 E. – 2024/2588 K.).

Kişisel mallar

TMK m. 220 uyarınca; eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan değerler, sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler kişisel maldır (Yargıtay 2. HD, 2023/8218 E. – 2024/3549 K.).

“Kişisel malların yerine geçen değerler” ifadesi pratikte çok iş görür. Evlilikten önce sahip olunan bir daire evlilik içinde satılıp yerine başka bir daire alınmışsa, yeni daire de ikame değer olarak kişisel mal niteliğini korur. Ancak bunun için paranın izinin sürülebilmesi, yani banka hareketleriyle bağlantının kurulabilmesi gerekir.

DeğerGrupAçıklama
Evlilik içinde maaşla alınan daireEdinilmiş malTapu kimin adına olursa olsun sonuç değişmez.
Evlilikten önce sahip olunan arsaKişisel malRejimin başlangıcında mevcut olduğu için grup dışıdır.
Babadan kalan miras payıKişisel malKarşılıksız kazanma; ancak somut delille ispatı şart.
Kişisel malın kira geliriEdinilmiş malMalın kendisi kişisel, geliri edinilmiş sayılır.
Manevi tazminat alacağıKişisel malKanunda açıkça sayılmıştır (TMK m. 220).
Düğünde takılan takılarKural olarak takılan eşin kişisel malı2024’te değişen içtihat: Cinsiyete özgü takılar o cinsten eşe, diğerleri kime takıldıysa ona aittir. Ayrıntı için 7. bölüm.

3. İspat Yükü ve Karineler: Davayı Bitiren Madde TMK m. 222

Mal rejimi davalarının kaderini belirleyen tek bir madde varsa o da TMK m. 222’dir. Hüküm üç ayrı kural içerir ve her biri ayrı bir savunma hattı doğurur:

  • Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden, iddiasını ispatla yükümlüdür. Yani “bu ev benim kişisel malımdır” diyen taraf ispat yükü altındadır.
  • Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır. Özellikle ev eşyası ve taşınırlarda sonuç doğuran bir kuraldır.
  • Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu, kanunun kurduğu bir karinedir ve pratikte “ispat edemiyorsan paylaşılır” anlamına gelir (Yargıtay 2. HD, 2023/765 E. – 2024/2590 K.).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 24.04.2024 tarihli, 2023/467 E. – 2024/199 K. sayılı kararında bu karinenin tasfiye bakımından belirleyici olduğunu; malın kişisel mal olduğunu ileri sürenin bunu somut delillerle kanıtlamak zorunda bulunduğunu vurgulamıştır.

Hangi delil işe yarar, hangisi yaramaz?

Güçlü delilZayıf / tek başına yetersiz delil
Banka hesap hareketleri ve EFT/havale dekontları (paranın izinin sürülebilmesi)“Bu parayı babası verdi” şeklindeki soyut tanık beyanları
Veraset ilamı, mirasçılık belgesi, intikal tapusuTarihsiz ve imzasız el yazısı notlar
Kuyumcu bozdurma fişi, düğün görüntüleri, altın satış belgesi“Ziynetler evde duruyordu” biçimindeki genel ifadeler
Tapu müdürlüğünden celbedilen akit tablosu ve satış bedeliTapudaki düşük gösterilmiş beyan değerine dayanma
Kredi sözleşmesi, ödeme planı ve taksit dökümüSadece “krediyi ben ödedim” beyanı

Pratik not: Bankalar hesap hareketlerini genellikle 10 yıl saklar. Miras veya bağış parasının kullanıldığını ileri sürecek taraf, dava açılmadan önce ilgili dönemin hesap ekstrelerini temin etmelidir. Yargılama sırasında “kayıt bulunamadı” cevabı gelmesi, ispat edilemeyen bir kişisel mal iddiasını doğrudan edinilmiş mal karinesinin içine düşürür.

4. Kritik Tarih: Mal Rejimi Tam Olarak Ne Zaman Sona Erer?

Uygulamada en çok karıştırılan konu budur. TMK m. 225/2’ye göre, mahkemece evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Yani esas alınan tarih, boşanma kararının kesinleşme tarihi değil, boşanma davasının açıldığı tarihtir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun incelediği bir olayda boşanma davası 25.06.2010’da açılmış, boşanma kararı 16.05.2012’de kesinleşmiştir. Buna rağmen mal rejiminin sona erme tarihi olarak 25.06.2010, yani dava tarihi kabul edilmiştir. Aradaki yaklaşık iki yıllık dilimde edinilen değerler tasfiye dışında kalmıştır.

Bu nedenle dosyada iki ayrı tarihi asla birbirine karıştırmamak gerekir:

  • Boşanma davasının açıldığı tarih: Mal rejiminin sona erme tarihidir. Malvarlığının kapsamı bu tarihe göre dondurulur.
  • Boşanma kararının kesinleştiği tarih: Tasfiye davasının görülmesini ve hüküm kurulmasını mümkün kılar; ancak sona erme tarihi değildir.

Dikkat: Bu kuralın işleyebilmesi için boşanma kararının verilmiş ve kesinleşmiş olması gerekir. Boşanma davası reddedilir veya feragatle sonuçlanırsa, mal rejimi kural olarak dava tarihinde sona ermiş sayılmaz; evlilik ve rejim kaldığı yerden devam eder.

5. Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Alınan Ev, Araba ve Para

Kısa cevap: Boşanma davası açıldıktan sonra yapılan yeni bir kazanım, kural olarak tasfiyeye dahil değildir. Dava tarihinden sonra alınan ev, alınan araba, biriktirilen para, edinilen şirket hissesi, gelen miras veya bağış, kurulan yeni işletme diğer eşin katılma alacağı hesabına girmez. Çünkü bunlar mal rejiminin sona erdiği tarihten sonra doğmuştur.

Örnek: Boşanma davası 1 Mart 2025’te açılmış, eşlerden biri 20 Nisan 2025’te kendi maaşıyla araba almışsa, bu araç kural olarak tasfiyeye dahil edilmez. Aynı şekilde, dava tarihinden sonra edinilen bir taşınmazın tapuda diğer eş adına kaydedilmesi de tek başına katılma alacağı doğurmaz.

Bu başlığın ayrıntılı analizini ve emsal kararları Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Alınan Ev veya Araç Mal Paylaşımına Girer mi? başlıklı yazımızda bulabilirsiniz. Burada, uygulamada asıl uyuşmazlık çıkaran üç istisnai duruma odaklanıyoruz.

5.1. Dava tarihinden önce alınan mal, dava sonrasında satılırsa ne olur?

Burada sonuç tersine döner. Mal, dava tarihinde mevcutsa, sonradan satılmış olması onu otomatik olarak tasfiye dışına çıkarmaz. Yargıtay’ın incelediği bir olayda, edinilmiş mal niteliğindeki araçların bir kısmı boşanma davası açıldıktan sonra üçüncü kişilere devredilmiştir. Buna rağmen araçlar, boşanma dava tarihinde davalı adına kayıtlı oldukları için tasfiyeye dahil edilmiştir.

Somutlaştıralım: Araç 1 Şubat 2025’te alınmış, boşanma davası 1 Mart 2025’te açılmış, araç 10 Nisan 2025’te satılmışsa; araç dava tarihinde mevcut olduğu için kural olarak tasfiyeye dahil edilir. Değerleme, aracın dava tarihindeki mevcut durumu esas alınarak yapılır. Sonradan yapılan satışın muvazaalı olup olmadığı ve mal kaçırma kastı taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenir; mahkeme satış bedelini ya da malın rayiç değerini hesaba katabilir.

5.2. Dava tarihinden önce alınan evin kredi taksitleri sonradan ödenmişse

Bu, uygulamada en çok karıştırılan konulardan biridir. Ev boşanma davasından önce alınmış, ancak kredi borcu dava açıldıktan sonra da ödenmeye devam etmişse, ev tamamen tasfiye dışı kalmaz. Şu ayrım yapılır:

  • Dava tarihine kadar ödenen taksitler: Edinilmiş mal hesabında dikkate alınır.
  • Dava tarihinden sonra ödenen taksitler: Mal rejimi sona erdikten sonraki ödeme olduğundan otomatik olarak ortak edinilmiş mal sayılmaz; ödemeyi yapan eşin kişisel borcunun ifası olarak değerlendirilir.

Yargıtay’ın incelediği somut bir olayda, taşınmazın alımında 120 ay vadeli kredi kullanılmış; 88 taksit evlilik ve mal rejimi devam ederken, 32 taksit ise boşanma davasından sonra ödenmiştir. Bu nedenle dava tarihine kadar yapılan ödemeler edinilmiş mal hesabında dikkate alınmış, dava tarihinden sonraki ödemeler ayrı değerlendirilmiştir. Kredi borcunun dava tarihinde ödenmemiş kısmı, malın tasfiye tarihindeki sürüm değerinden oranlama yöntemiyle düşülür. Konuya ilişkin ayrıntılı hesap yöntemi için Boşanma Davasında Mal Paylaşımı: Borçlar Düşülür mü? yazımızı inceleyebilirsiniz.

5.3. “Ne zaman alındığı” kadar “hangi parayla alındığı” da önemlidir

Dava tarihinden sonra alınan bir mal için otomatik olarak “kesinlikle kişisel maldır” denemez. İki ihtimali ayırmak gerekir:

DurumSonuç
Ev, tamamen dava tarihinden sonra kazanılan maaşla alınmışsaKural olarak tasfiyeye dahil edilmez.
Ev, dava tarihinden önce mevcut olan ortak hesaptaki veya edinilmiş mal niteliğindeki parayla alınmışsaDava tarihinde mevcut olan değerin yeni mala dönüşüp dönüşmediği araştırılır; ikame değer olarak tasfiyeye girebilir.

Uygulamada bu ayrım, bilirkişi incelemesinde banka hesabının dava tarihindeki bakiyesi ile satın alma tarihindeki para çıkışının karşılaştırılmasıyla yapılır. Dava tarihinde hesapta duran para zaten tasfiyeye girecek bir edinilmiş mal olduğundan, o parayla alınan yeni malın kişisel mal sayılması sonucu değiştirmez.

Boşanma davası açıldı mı? Mal rejimi o gün sona erdi.

Dava tarihinden sonraki kazanımlar kural olarak paylaşıma girmez. Hesabın doğru kurulması, tarihlerin ve banka kayıtlarının baştan tespitine bağlıdır.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

6. Evlilik Öncesi Birikim, Miras ve Babadan Gelen Bağışla Alınan Ev

Eşlerin evlilik öncesi birikimlerini veya evlilik içinde gelen bağışları bir taşınmaz alımında kullanmaları hâlinde iki ayrı kurum devreye girer: kişisel mal denkleştirmesi (TMK m. 230) ve değer artış payı (TMK m. 227). Aradaki fark çoğu dilekçede gözden kaçar ve doğrudan talep sonucunu etkiler.

Denkleştirme (TMK m. 230): Aynı eşin kendi kişisel malından, yine kendi edinilmiş malının edinimine katkı yapmasıdır. Örneğin koca, evlilik öncesi birikimiyle kendi adına kayıtlı evin peşinatını ödemişse, bu tutar onun kişisel mal grubuna geri sayılır ve artık değerin dışında kalır.

Değer artış payı (TMK m. 227): Bir eşin, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmasıdır. Kadının ziynetlerini bozdurup koca adına tapulu evin bedeline katması tipik örnektir.

SenaryoHukuki nitelik ve uygulama
Evlilik öncesi kazanımla ev alınmasıEşin evlilik öncesi birikimi kişisel maldır. Banka kayıtlarından bu birikimin ev alımında kullanıldığı ispatlanabiliyorsa, ilgili tutar kişisel mal olarak hesaptan düşülür (Yargıtay 2. HD, 2023/9648 E. – 2024/6906 K.).
Babanın bağışı veya miras parasıyla ev alınmasıMiras veya karşılıksız kazanma yoluyla gelen değerler kişisel maldır. Ancak bu durumun somut delillerle ispatı gerekir; soyut tanık beyanları yeterli değildir (Yargıtay 2. HD, 2023/8218 E. – 2024/3549 K.).
Kişisel malın edinme bedelini tam karşılamamasıKişisel maldan gelen para bedelin tamamını karşılamıyorsa, bakiye kısmın aksi ispat edilemediğinden edinilmiş maldan karşılandığı kabul edilerek ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek artık değere katılma alacağı belirlenir (Yargıtay 2. HD, 2024/6511 E. – 2025/1444 K.).

Buradaki en kritik nokta şudur: Kişisel mal iddiası kısmen ispatlanmışsa, ispatlanamayan bakiye kısım kendiliğinden edinilmiş mal sayılır. Yani “%100 kişisel maldı” savunması ispat edilemediğinde, dosya “%0 kişisel mal” sonucuna değil, ispatlanabilen orana göre kısmi sonuca ulaşır. Bu nedenle savunmayı baştan oransal kurgulamak, tümden reddedilecek bir iddiada ısrar etmekten çok daha isabetlidir.

7. Düğün Takıları: 2024’te Değişen İçtihat ve “Kim Takarsa Taksın Kadınındır” Kuralının Sonu

DİKKAT — Bu başlıkta içtihat değişti.

İnternette dolaşan pek çok yazı hâlâ “düğünde kim takarsa taksın bütün takılar kadınındır” kuralını aktarmaktadır. Bu kural, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E. – 2024/2402 K. sayılı ilke niteliğindeki kararıyla terk edilmiştir. Eski kurala dayanılarak kurulan taleplerin bugün reddedilme riski vardır.

7.1. Terk edilen eski kural

Yargıtay’ın on yıllardır uyguladığı görüşe göre; aksine bir anlaşma ya da örf ve âdet kuralı bulunmadıkça, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, Türk lirası) bunların tamamı kadına ait sayılıyordu. Damada takılan çeyrek altınlar ve paralar dahi bu kapsamda kadının kişisel malı kabul ediliyordu. Bu hattın Hukuk Genel Kurulu ayağını 13.04.2021 tarihli, 2017/1038 E. – 2021/458 K. sayılı karar oluşturmaktaydı.

7.2. Değişikliğin gerekçesi

2. Hukuk Dairesi, kararının değerlendirme bölümünde önceki içtihadını bizzat aktardıktan sonra, toplumun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasındaki eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması nedeniyle içtihat değişikliğine gitme zorunluluğunun doğduğunu belirtmiştir.

7.3. Yeni ilkesel görüş: dört basamaklı sıra

Yeni uygulama, tek bir varsayım yerine sıralı bir değerlendirme öngörmektedir. Basamaklar sırayla işletilir; bir üst basamak sonuç veriyorsa alt basamağa geçilmez.

SıraÖlçütSonuç
1Taraflar arasında paylaşım konusunda anlaşma var mı?Varsa paylaşım anlaşmaya göre yapılır.
2Anlaşma yoksa, yerel örf ve âdet iddia ve ispat edildi mi?İspat edilirse paylaşım o teamüle göre yapılır.
3İkisi de yoksa: takı kime takılmış?Ekonomik değeri olan takı ve paralar, kime takıldıysa ona ait olur.
4Takı belirli bir cinsiyete özgü mü?Cinsiyete özgü takılar, kime takılırsa takılsın o cinsiyetten olan eşe aittir. Erkeğe takılan bir kadın kolyesi kadınındır.

Cinsiyete özgü olup olmama konusunda çekişme çıkarsa, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır. Aidiyet yine de tespit edilemezse takı eşlerin ortak malı sayılır. Düğünde ortak bir keseye veya sandığa konulan paralar da ortak kabul edilir.

7.4. Değişikliğin üç pratik sonucu

  • Erkek eş de ziynet alacağı davası açabilir. Eski uygulamada neredeyse imkânsız olan bu talep, artık kendisine takılan erkeğe özgü takılar ile cinsiyete özgü olmayan çeyrek altın ve paralar bakımından mümkündür.
  • Dava artık varsayımla değil delille kazanılıyor. Düğün videosu ve fotoğrafları, takı töreni kayıtları, tanık beyanları ve kuyumcu belgeleri belirleyici hâle gelmiştir. Hangi takının kime takıldığı gösterilemiyorsa talep boşa düşebilir.
  • Kadının talebi de daraldı. Ziynetlerin kadından alınıp harcandığı durumlarda artık takıların tamamının değil, yalnızca kadına ait olduğu belirlenen kısmın iadesine hükmedilmesi gerekmektedir.

7.5. İspat yükü: takılar kimde kabul edilir?

Aynı kararda, kadına özgü ziynet eşyalarının hayatın olağan akışı gereği kadında bulunduğunun kabulü gerektiği; bunun aksini ileri süren kadın eşin, yani takıların kendisinde olmadığını iddia eden tarafın, bu durumu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlaması gerektiği vurgulanmıştır. “Altınlar eşimde kaldı” veya “zorla elimden alındı” iddiası; mesaj kayıtları, darp raporu, tanık beyanı gibi somut delillerle desteklenmelidir.

Buna karşılık, “düğün borçlarını ödemek için bozdurduk” savunması tek başına iade borcunu ortadan kaldırmaz. Takıların iade edilmemek üzere ve rıza ile bağışlandığını ileri süren taraf bunu ispatlamak zorundadır; takıların fiilen diğer eşe verilmiş olması tek başına bağış anlamına gelmez.

7.6. Takılar bir ev veya araç alımında kullanıldıysa

Aidiyet sorunu çözüldükten sonra ikinci aşamaya geçilir. Bir eşe ait olduğu belirlenen takılar bozdurulup diğer eş adına kayıtlı bir taşınmaz, araç veya işyeri alımında kullanılmışsa, katkıda bulunan eş katkısı oranında değer artış payı talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.04.2024 tarihli, 2023/6247 E. – 2024/2816 K. sayılı kararında; ziynetlerin edinme tarihindeki değerinin, taşınmazın taraflarca bildirilen edinme tarihindeki değerine oranlanması suretiyle değer artış payı oranının belirlenmesi ve bu oranın güncel değerle çarpılması gerektiği ortaya konmuştur.

Bu talep bağımsız bir ziynet davası olarak değil, mal rejiminin tasfiyesi davası içinde değer artış payı olarak ileri sürülmelidir. Konunun ayrıntılı değerlendirmesi için Ziynet Eşyaları Mal Paylaşımına Dahil midir? başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Önemli çekince: Bu değişiklik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin ilke niteliğindeki kararıyla yapılmış olup bir içtihadı birleştirme kararı değildir. Hukuk Genel Kurulu’nun eski yöndeki yaklaşımının bu görüş değişikliğini benimseyip benimsemediği öğretide tartışılmaktadır. Direnme kararı verilen veya Hukuk Genel Kurulu’na intikal etme ihtimali bulunan dosyalarda, her iki hattın da dilekçede karşılanması yerinde olur.

8. Tapu İptali İstenebilir mi? Alacak Hakkı – Ayni Hak Ayrımı

Müvekkillerin en sık kurduğu cümle şudur: “Evin yarısını üzerime almak istiyorum.” Mal rejimi hukuku bu talebi karşılamaz. Eşler, diğer eş adına kayıtlı malın mülkiyetini (tapu iptal ve tescil) mal rejimi hükümlerine dayanarak isteyemezler. Bu hak, kişisel bir hak niteliğindeki alacak hakkı olup ayın (mülkiyet) istenemeyeceğinden yalnızca bedel talep edilebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/6247 E. – 2024/2816 K.).

Bunun üç pratik sonucu vardır. Birincisi, dava dilekçesinde talep para alacağı olarak kurulmalıdır. İkincisi, alacak nispi harca tabidir; her bir malvarlığı unsuru için talep edilen miktarın ayrı ayrı açıklanması gerekir. Üçüncüsü, hüküm bir para alacağına ilişkin olduğundan tahsil aşamasında borçlu eşin ödeme gücü belirleyici hâle gelir; bu da dava sırasında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerini stratejik olarak öne çıkarır.

9. Değerleme: Hangi Tarihin Fiyatı Esas Alınır?

Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde bu soru, davanın parasal sonucunu iki katına da çıkarabilir yarıya da indirebilir. Kural şudur: Artık değere katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (Yargıtay 2. HD, 2023/4245 E. – 2024/4029 K.). Tasfiye tarihi ise karar tarihidir.

Bu formülü doğru okumak gerekir. “Durum” ile “değer” farklı tarihlere bağlanmıştır:

  • Durum (mevcudiyet ve fiziki hâl): Boşanma dava tarihi. Ev o tarihte kaba inşaat hâlindeyse, kaba inşaat hâline göre değerlendirilir.
  • Değer (fiyat): Karar tarihine en yakın tarihteki piyasa değeri. Dava tarihindeki eski fiyat üzerinden hesap yapılması bozma sebebidir.

Dava tarihinden sonra malda meydana gelen ve yalnızca malik eşin çabası ya da harcamasıyla oluşan iyileştirmeler (örneğin dava sonrası yapılan komple tadilat) değerlemede ayrıştırılmalıdır; aksi hâlde diğer eş, hiç katkıda bulunmadığı bir artıştan yararlanmış olur.

10. Adım Adım Hesaplama: Rakamlarla Örnek Bir Ev

Teoriyi somutlaştıralım. Aşağıdaki örnek yalnızca yöntemi göstermek amacıyla kurgulanmıştır; gerçek dosyalarda kredi bakiyesi, birden fazla mal ve karşılıklı alacaklar tabloyu değiştirir.

Olay: Ev, koca adına tapuludur. Edinme bedeli 1.000.000 TL’dir. Bunun 400.000 TL’si kadının ziynetlerinin bozdurulmasından karşılanmış ve bu husus kuyumcu belgesi ile banka kayıtlarıyla ispatlanmıştır. Kalan 600.000 TL kocanın maaşı ve konut kredisiyle ödenmiştir. Kredi, boşanma dava tarihinden önce kapatılmıştır. Evin karar tarihindeki sürüm değeri 6.000.000 TL’dir.

AdımİşlemSonuç
1Kadının katkı oranı: 400.000 / 1.000.000%40
2Değer artış payı: 6.000.000 × 0,402.400.000 TL (kadına)
3Kocanın edinilmiş mal payı: 6.000.000 − 2.400.0003.600.000 TL
4Bu mala ilişkin borç düşülür (örnekte yoktur) → artık değer3.600.000 TL
5Katılma alacağı: artık değerin yarısı1.800.000 TL (kadına)
Toplam2.400.000 + 1.800.0004.200.000 TL

Aynı olayda kadın, ziynet katkısını ispat edemeseydi alacağı yalnızca 3.000.000 TL olacaktı. Aradaki 1.200.000 TL’lik fark, tek başına bir kuyumcu fişinin ve banka kaydının değerini gösterir. Katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı kavramlarının ayrıntılı karşılaştırması için Katkı Payı, Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı Nedir? yazımızı öneririz.

Ziynet, miras veya evlilik öncesi birikim katkınız var mı?

İspat edilemeyen katkı, kanun gereği edinilmiş mal sayılır. Banka kayıtlarının saklama süresi dolmadan toplanması gerekir.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

11. Mal Kaçırma Kastı, Eklenecek Değerler ve İhtiyati Tedbir

Eşlerden birinin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler, “eklenecek değer” olarak tasfiyeye dahil edilir. TMK m. 229 uyarınca, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi hesaba katılır (Yargıtay 2. HD, 2024/283 E. – 2024/8526 K.).

İki farklı ihtimal vardır ve ispat yükleri farklıdır. Bir yıllık dönem içindeki karşılıksız kazandırmalarda ayrıca kastın ispatı aranmaz. Bir yılı aşan devirlerde ise katılma alacağını azaltma kastının ortaya konması gerekir; devrin akrabaya yapılması, bedelin ödenmemiş olması, devirle boşanma davası arasındaki kısa süre ve devredilen malın kullanımının fiilen devredende kalması bu kastın göstergeleri olarak değerlendirilir.

Şirket adına kayıtlı malvarlığına tedbir konulabilir mi?

Uygulamada sık karşılaşılan bir soru, eşin ortağı olduğu şirketin taşınmaz ve araçlarına ihtiyati tedbir konulup konulamayacağıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidermek üzere verdiği 04.02.2025 tarihli, 2025/49 E. – 2025/923 K. sayılı kararında; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında öncelikle davalı eşin sorumlu olduğunu, hissedarı olduğu şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğunu ve üçüncü kişi konumunda olması nedeniyle şirket adına kayıtlı malvarlığına ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini belirlemiştir.

Bu karar, alacaklı eş bakımından stratejiyi değiştirir. Şirketin mallarına değil, eşin şirketteki payına ve paya bağlı malvarlıksal haklarına yönelmek; ayrıca payın gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespitini talep etmek gerekir.

12. Zina Hâlinde Payın Azaltılması veya Kaldırılması

TMK m. 236/2 uyarınca, zina nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/3779 E. – 2024/5474 K.).

Bu hüküm otomatik işlemez. Üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: boşanmaya karar verilmiş olmalı, boşanma sebebi zina veya hayata kast olmalı ve indirim tasfiye davasında ayrıca talep edilmelidir. Boşanma kararı “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (TMK m. 166/1) gerekçesiyle verilmişse, diğer eşin ağır kusuru ne olursa olsun bu maddeye dayanılamaz. Bu nedenle boşanma dosyasında sebep seçiminin, yıllar sonra açılacak tasfiye davasının sonucunu doğrudan etkilediğini akılda tutmak gerekir.

13. Paylı Tapu, Takas Def’i ve Karşılıklı Alacaklar

Taşınmaz 1/2 – 1/2 paylı tescilliyse

Taşınmaz tapuda 1/2 oranında paylı olarak tescil edilmişse, her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabul edilmesi gerektiği yönünde kararlar mevcuttur (Yargıtay 2. HD, 2022/8592 E. – 2023/6500 K.). Bu, eşler arasında örtülü bir bağışlama iradesi bulunduğu varsayımına dayanır ve sonucu doğrudan etkiler: paylı tapuda kural olarak ayrıca katılma alacağı doğmaz. Ancak payların edinilmesinde kullanılan paranın kaynağı ve tarafların iradesi somut olayda farklı sonuç doğurabileceğinden, bu kabul mutlak değildir.

Takas def’i

Eşlerin birbirlerinden karşılıklı alacakları varsa, alacaklar takas edilir; bunun için ayrı bir dava açmaya gerek olmaksızın takas def’i ileri sürülebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/1956 E. – 2023/3046 K.). Takas def’i bir savunma aracıdır ve süresinde ileri sürülmezse mahkeme kendiliğinden dikkate almaz. Cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi, hem harç yükünden kurtarır hem de iki ayrı dosyanın çelişkili sonuçlanma riskini ortadan kaldırır.

Artık değerin yarısı kuralı

Kişisel mal katkıları düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısı üzerinde diğer eş hak sahibidir (Yargıtay 2. HD, 2022/8592 E. – 2023/6500 K.). Bu oran, eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle değiştirebileceği bir orandır; ancak sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.

14. Usul: Görev, Yetki, Zamanaşımı, Bekletici Mesele ve Faiz

KonuUygulama
Görevli mahkemeAile mahkemesi (aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi).
Yetkili mahkemeTMK m. 214: mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri; boşanma, iptal veya mal ayrılığına geçilmesi hâlinde bu davalarda yetkili mahkeme; diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri.
Zamanaşımı10 yıl (TBK m. 146). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarihli, 2013/8-375 E. – 2013/520 K. sayılı kararıyla, katılma alacağı bakımından TMK m. 178’deki bir yıllık sürenin uygulanmayacağı, on yıllık genel zamanaşımının geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Bekletici meseleTasfiye davası boşanmayla eş zamanlı açılabilir; ancak boşanma kesinleşmeden hüküm kurulamaz. Boşanma davası, tasfiye davası için bekletici mesele yapılır (HGK 27.06.2012, 2012/8-268 E. – 2012/420 K.; Y. 8. HD 10.03.2014, 2013/23669 E. – 2014/3820 K.).
Faiz başlangıcıAksine anlaşma yoksa katılma alacağı ve değer artış payına, tasfiyenin sona erdiği (karar) tarihten itibaren faiz yürütülür.
Talebin belirlenmesiHer bir malvarlığı unsuru için talep edilen miktar ayrı ayrı açıklanmalıdır; aksi hâlde talebe bağlılık ilkesi gereği eksik hüküm riski doğar.

Zamanaşımının başlangıcı bakımından öğretide farklı görüşler bulunmakla birlikte, uygulamada boşanma kararının kesinleşme tarihi esas alınmaktadır. Ancak on yıllık sürenin sonuna yaklaşan dosyalarda bu tartışmaya güvenmek yerine, davanın erken açılması tercih edilmelidir.

Boşanmanız kesinleşti mi? On yıllık süre işlemeye başladı.

Katılma alacağı ve değer artış payı talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre dolduğunda talep hakkı ortadan kalkar.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

15. 7532 Sayılı Kanun Değişikliği ve Tasfiyeye Etkisi

27 Kasım 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TMK m. 166’nın dördüncü fıkrası değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Değişiklikten önce bu süre üç yıldı.

Bu değişikliğin mal rejimi bakımından iki önemli sonucu vardır. Birincisi, reddedilen boşanma davasından sonra fiilen ayrı yaşayan eşler için belirsizlik süresi iki yıl kısalmıştır. İkincisi ve daha kritik olanı şudur: Mal rejimi, reddedilen ilk davanın tarihinde değil, kabulle sonuçlanan ikinci davanın açıldığı tarihte sona erer. Yani ilk dava reddedildikten sonra geçen bir yıllık dönemde edinilen mallar da tasfiyeye dahil olur. Bu bir yıllık dilim içindeki kazanımlar, uygulamada gözden kaçan ve sonradan ek dava ihtiyacı doğuran bir alan hâline gelmiştir.

İstisna: Yargıtay uygulamasında, ilk boşanma davasının reddedilmesine rağmen tarafların bir araya gelmediği ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde hakkın kötüye kullanıldığı özel durumlarda, mal rejiminin sona erme tarihi olarak ilk dava tarihinin esas alınabileceği kabul edilmiştir. Bu, dar yorumlanan istisnai bir uygulamadır ve somut olayın koşullarına göre ayrıca ileri sürülüp ispatlanmalıdır.

16. Uygulamada En Sık Yapılan 10 Hata

  1. Tapu iptali ve tescil talep etmek. Mal rejimi hükümleri ayni hak değil, alacak hakkı verir. Talep para alacağı olarak kurulmalıdır.
  2. Dava tarihi ile kesinleşme tarihini karıştırmak. Malvarlığının kapsamı dava tarihine, değerleme ise karar tarihine göre belirlenir.
  3. Kişisel mal iddiasını yalnızca tanıkla ispatlamaya çalışmak. Soyut beyanlar Yargıtay denetiminden geçmiyor.
  4. Değer artış payı ile denkleştirmeyi karıştırmak. Katkının kimin malına yapıldığı, talebin hukuki dayanağını değiştirir.
  5. Ziynette terk edilmiş içtihada dayanmak. “Kim takarsa taksın hepsi kadınındır” kuralı 2024’te değişti; talep artık takının kime takıldığı ve cinsiyete özgü olup olmadığı üzerinden kurulmalı, takılar bir mal alımında kullanılmışsa tasfiye davası içinde değer artış payı olarak ileri sürülmelidir.
  6. Her mal için ayrı miktar belirtmemek. Toplu ve muğlak talep, talebe bağlılık ilkesi nedeniyle hak kaybına yol açar.
  7. Anlaşmalı boşanma protokolüne “hiçbir talebim yoktur” yazmak. Genel ifadelerin kapsamı tartışmalıdır; teknik terimlerle ve mal mal sayılarak düzenleme yapılmalıdır.
  8. Şirket malvarlığına tedbir istemek. Şirketin ayrı tüzel kişiliği nedeniyle bu talep reddedilmekte; doğru hedef eşin payıdır.
  9. Banka kayıtlarını geç talep etmek. Kayıt saklama süreleri dolduğunda ispat imkânı fiilen ortadan kalkar.
  10. On yıllık süreyi son aya bırakmak. Zamanaşımının başlangıcı tartışmalı olduğundan, süreyi sınırda kullanmak gereksiz risk yaratır.

17. Sıkça Sorulan Sorular

Ev eşimin üzerine kayıtlı, yine de hak sahibi olabilir miyim?

Evet. Tapunun kimin adına olduğu, malın hangi gruba gireceğini belirlemez. Evlilik içinde ve karşılığı verilerek edinilen taşınmaz edinilmiş maldır. Diğer eş, artık değerin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir. Bu hak için çalışmış veya para vermiş olmak da şart değildir.

Boşanma davası açtıktan sonra aldığım araba paylaşıma girer mi?

Kural olarak hayır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiğinden, bu tarihten sonra kendi kazancınızla aldığınız araç tasfiyeye dahil edilmez. Ancak aracın bedeli dava tarihinde mevcut olan bir birikimden karşılanmışsa, o birikim edinilmiş mal olduğu için ikame değer tartışması gündeme gelir.

Dava açılmadan önce eşim evi kardeşine devretti, ne yapabilirim?

Devir, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde ve rızanız olmaksızın karşılıksız yapılmışsa, TMK m. 229 uyarınca eklenecek değer olarak hesaba katılır. Bir yılı aşan devirlerde ise katılma alacağını azaltma kastının ispatı gerekir. Devrin akrabaya yapılması, bedelin ödenmemesi ve malın kullanımının devredende kalması bu kastın göstergesi sayılabilir.

Evi babamın verdiği parayla aldım, ispat için ne gerekir?

Paranın babanızın hesabından çıkıp sizin hesabınıza girdiğini ve oradan satıcıya ödendiğini gösteren banka kayıtları en güçlü delildir. Tanık beyanı tek başına yeterli görülmemektedir. Bağış tutarı bedelin tamamını karşılamıyorsa, ispatlanabilen oran kadar kişisel mal kabul edilir; kalan kısım edinilmiş mal sayılır.

Düğünde takılan altınlar hâlâ kadına mı ait?

Hayır, bu kural değişti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E. – 2024/2402 K. sayılı ilke kararıyla “kim takarsa taksın hepsi kadınındır” görüşü terk edilmiştir. Artık önce tarafların anlaşmasına, sonra ispat edilen yerel örf ve âdete bakılır; bunlar yoksa ekonomik değeri olan takılar kime takıldıysa ona ait olur. Bilezik, set, kolye gibi cinsiyete özgü takılar ise kime takılırsa takılsın o cinsiyetten olan eşe aittir.

Damada takılan çeyrek altınları erkek geri isteyebilir mi?

Yeni içtihat bu yolu açmıştır. Çeyrek altın ve para cinsiyete özgü sayılmadığından, damada takılmış olması hâlinde kural olarak erkeğe ait kabul edilir ve erkek eş de ziynet alacağı davası açabilir. Ancak takıların kendisine takıldığını ispat yükü erkektedir; düğün görüntüleri ve tanık beyanları belirleyici olur.

Mal paylaşımı davası ne kadar sürede açılmalı?

Katılma alacağı ve değer artış payı talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Uygulamada süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanmaktadır. Dava boşanmayla eş zamanlı da açılabilir; bu durumda boşanmanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır.

Ev kredisinin taksitlerini boşanmadan sonra tek başıma ödedim, bu dikkate alınır mı?

Evet. Dava tarihinden sonra ödenen taksitler mal rejimi sona erdikten sonraki ödemeler olduğundan, otomatik olarak ortak edinilmiş mal sayılmaz. Kredi borcunun dava tarihindeki bakiyesi, malın tasfiye tarihindeki sürüm değerinden oranlama yöntemiyle düşülerek artık değer belirlenir.

Eşim aldatma nedeniyle kusurlu; payını hiç almaması mümkün mü?

Mümkün, ancak şartları dardır. TMK m. 236/2 yalnızca zina veya hayata kast sebebiyle verilen boşanma kararlarında uygulanabilir ve tasfiye davasında ayrıca talep edilmelidir. Boşanma, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanıyorsa bu maddeye dayanılamaz.

Ev tapuda ikimizin üzerine yarı yarıya kayıtlı, ayrıca alacak isteyebilir miyim?

Yargıtay kararlarında, paylı tescilde her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir; bu durumda kural olarak ayrıca katılma alacağı doğmaz. Ancak payların hangi kaynakla edinildiği ve tarafların iradesi somut olayda farklı sonuç doğurabilir.

18. Bu Dosyalarda Sürecin Doğru Yürütülmesi Neden Önemlidir?

Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma dosyalarının en teknik ve hesaba en çok dayanan bölümüdür. Dosyanın sonucu üç noktada belirlenir: doğru tarihin tespiti, ispat araçlarının zamanında toplanması ve talebin doğru hukuki nitelendirmeyle kurulması. Bu üç adımın herhangi birinde yapılan hata, çoğu zaman istinaf veya temyiz aşamasında telafi edilemez; çünkü delil toplama imkânı ilk derece yargılamasıyla sınırlıdır.

Ayrıca tasfiye davaları, tapu ve trafik kayıtları, banka hesap hareketleri, kredi ödeme planları, şirket ortaklık yapısı ve gayrimenkul değerleme raporlarının birlikte okunmasını gerektirir. Bilirkişi raporuna süresinde ve teknik gerekçelerle itiraz edilmemesi, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebebidir.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu — Tuzla / İstanbul. Büronun çalışma alanları arasında aile hukuku, mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, değer artış payı ve ziynet alacağı dosyaları yer almaktadır. Büro, İstanbul Anadolu Yakası ile Kocaeli çevresinde faaliyet göstermektedir.

İletişim: 0505 390 25 48 · İletişim sayfası

İlgili Yazılarımız

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Her dosya kendine özgü koşullar içerir. Metinde atıf yapılan mahkeme kararları, yayım tarihi itibarıyla ulaşılabilen kaynaklara dayanmaktadır; içtihat değişebileceğinden güncel durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.