Donatanın Fon Tesisi Davası: Tanımı ve Mahiyeti

Donatanın fon tesisi davası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1328 ve devamı maddeleri ile “1976 Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme” (LLMC) ve bu sözleşmeyi değiştiren “1996 Protokolü” hükümleri çerçevesinde açılan bir davadır. Bu davanın temel amacı, geminin işletilmesi veya kurtarma faaliyetleri sırasında meydana gelen zararlardan ötürü donatanın, işletenin, kiracının veya kurtaranın sorumluluğunu, geminin tonajına göre belirlenen belirli bir miktar (hesap birimi/SDR) ile sınırlandırmaktır.

Yargı kararlarına göre bu dava, sınırlı sorumluluğu ileri sürülebilecek olan her kişinin, sınırlamaya tabi alacaklardan ötürü aleyhine dava açılan devletin mahkemeleri nezdinde bağımsız olarak açabileceği bir dava türüdür. Fon tesis edildiği andan itibaren, ilgili hadiseye ilişkin daha önceden verilmiş olan tüm ayni ve şahsi teminatlar hükümsüz kalır ve alacaklılar fonu tesis edenin diğer malvarlığı üzerinde icra takibi yapamazlar.

Davanın Açılabilme Şartları ve Analizi

Raporlanan kararlar ışığında fon tesisi davasının açılabilmesi için şu şartların varlığı aranmaktadır:

Hak Sahibi Sıfatı: Dava; gemi maliki (donatan), kiracı (charterer), işletici veya kurtarma faaliyetinde bulunan kişiler tarafından açılabilir. TTK 1062 ve 1328 uyarınca donatan bu hakka sahip asli kişidir.

Sınırlamaya Tabi Bir Alacağın Varlığı: Zararın, 1976 Sözleşmesi’nin 2. maddesi kapsamında kalan; gemide veya geminin işletilmesiyle doğrudan ilgili ölüm, yaralanma, eşya ziyaı, hasar (liman tesisleri, platformlar, yalılar vb.) veya gecikmeden doğan alacaklardan olması gerekir.

Şahsi Kusurun Bulunmaması (Sınırlama Hakkının Kaybedilmemesi): 1976 Sözleşmesi’nin 4. maddesi ve TTK 1343 uyarınca; zararın, donatanın “şahsi fiil veya ihmalinden” ileri gelmemiş olması gerekir. Eğer donatan zarara kasten veya “pervasızca bir hareketle ve muhtemelen böyle bir zarar meydana geleceği şuuru ile” (recklessly) sebebiyet vermişse sınırlama hakkını kaybeder. Ancak yargı kararlarında vurgulandığı üzere, kaptanın veya gemi adamlarının kusuru, donatana şahsi kusur izafe edilmedikçe fon tesisine engel teşkil etmez.

Fon Miktarının Depo Edilmesi: Fon miktarı, geminin gross tonajına göre Özel Çekme Hakkı (SDR/ÖÇH) birimi üzerinden hesaplanır. Bu tutarın, olay tarihinden fonun tesis edildiği tarihe kadar işleyen yasal faiziyle birlikte nakit olarak veya mahkemece kabul edilecek muteber bir banka teminat mektubu şeklinde faiz getiren bir hesaba yatırılması zorunludur.

Davanın Tarafları ve Yetkili Mahkeme

Davacı: Donatan, gemi işletme müteahhidi, kiracı veya kurtaran.

Davalı: Zarara uğrayan ve tazminat talep eden alacaklılar (örneğin; liman işletmecileri, zarar gören mülk sahipleri veya yük ilgilileri).

Yetkili Mahkeme: Yabancı bayraklı gemilerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkilidir.

Somut Yargı Kararları ve Uygulama Örnekleri

Liman Platformu Hasarı (TÜPRAŞ Örneği): Bir geminin yükleme sırasında platforma zarar vermesi üzerine donatan, TTK 1345 uyarınca 1.000.000 SDR karşılığı fon tesis edilmesini talep etmiştir. Mahkeme, zararın sözleşme kapsamında sınırlamaya tabi olduğunu ve donatanın şahsi kusurunun ispatlanamadığını belirterek fon tesisine ve önceki teminatların iadesine karar vermiştir (Yargıtay 11. HD, 2014/11257 K

İstanbul Boğazı Yalı Çarpması (Vitaspirit Örneği): Malta bayraklı bir geminin İstanbul Boğazı’nda tarihi bir yalıya çarpması sonucu donatan fon tesisi davası açmıştır. Mahkeme, gemi kaptanının demir atmama kararının denizcilik uygulamaları içinde olduğunu, “pervasızca” bir hareket sayılmayacağını tespit ederek 22.377.596 SDR (yaklaşık 206 milyon TL) tutarında fon tesisine hükmetmiştir (İstanbul 17. ATM, 2018/148 K

Geminin Limanda Tumba Olması: Bir geminin limanda hatalı yükleme nedeniyle batması (tumba olması) olayında, donatan ticari kayıpları sınırlamak için dava açmıştır. Kaptanın stabilite kitabına aykırı hareket etmesi “donatanın şahsi kusuru” sayılmamış ve geminin tonajına göre 2.196.480 SDR üzerinden fon tesis edilmiştir (İstanbul 17. ATM, 2022/515 K

Uluslararası Fon Tesisi (Rotterdam Örneği): Bir çatma hadisesi nedeniyle donatanın Hollanda’da Rotterdam Mahkemesi nezdinde fon tesis etmesi, Türk mahkemelerindeki davanın esasına girilmesini engellememekle birlikte, sorumluluğun bu fonla sınırlanması def’i olarak ileri sürülebilmektedir (BAM 43. HD, 2020/109 K

İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler ve Bağlam

İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, fon tesisi davası ile doğrudan ilgili olmasa da donatanın sorumluluk rejimine dair ek bağlam sunmaktadır:

Kanuni Rehin Hakkı: Yakıt alacağı veya iş kazası tazminatı gibi durumlarda alacaklılar, fon tesisinden ziyade gemi üzerinde TTK 1235-1236 uyarınca “kanuni rehin hakkı tesisi” talep edebilmektedir. Bu taleplerde “zaruret” şartı ve kaptanın temsil yetkisi kritik rol oynamaktadır (Yargıtay 11. HD, 2022/6560 

Çevre Kirliliği: Gemi çatması sonucu oluşan petrol kirliliğinde donatanlar aleyhine 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca “tehlike sorumluluğu” kapsamında davalar açılabilmektedir. Bu tür yüksek tazminatlı davalarda donatanlar, LLMC kapsamında sorumluluk limitlerini savunma olarak ileri sürebilmektedir (Yargıtay 11. HD, 2022/3934 

Garame Esası: Fon tesis edilmemiş olsa dahi, birden fazla alacaklının bulunduğu yangın gibi olaylarda donatanın sınırlı sorumluluğu “garame esasına” (paylaştırma) göre uygulanmalıdır. Bu durumda mahkemenin tüm alacaklı dosyalarını birleştirerek toplam sınırı belirlemesi gerekmektedir (İzmir 5. ATM, 2021/586 

Sık Sorulan Sorular

Donatan fon tesisi davası hangi hallerde açılabilir?

Donatanın fon tesisi davası, geminin işletilmesi, manevrası veya kurtarma faaliyetleri sırasında meydana gelen zararlardan doğan ve 1976 LLMC Sözleşmesi’nin 2. maddesi kapsamında kalan deniz alacakları için açılabilir. Bu alacaklar; Ölüm ve bedensel zararlar,
Yük, eşya ve gemi hasarları, Liman tesisleri, platformlar, rıhtımlar, yalılar gibi sabit yapılara verilen zararlar, Gecikmeden doğan talepler
olmak üzere sınırlamaya tabidir. Zarar bu kapsama girmiyorsa fon tesisi mümkün değildir.

Fon tesis edilince daha önce verilmiş teminatlar ve hacizler ne olur?

Fon tesis edildiği anda, aynı deniz olayına ilişkin olarak daha önce verilmiş olan tüm ayni ve şahsi teminatlar kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Bu aşamadan sonra: Alacaklılar donatanın başka malvarlığına yönelerek icra veya haciz yapamaz, Tüm talepler tek bir fon içinde toplanır, Alacaklar, fon tutarı ile sınırlı olmak üzere garame esasına göre paylaştırılır. Bu yönüyle fon tesisi davası, donatanın dağınık ve sınırsız risklerle karşılaşmasını önleyen koruyucu bir toplu yargılama mekanizmasıdır.

Kaptanın veya gemi adamlarının kusuru fon tesisine engel olur mu?

Hayır. Yargı kararlarında istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; kaptanın veya gemi adamlarının kusuru, donatana şahsi kusur olarak izafe edilmedikçe fon tesisi hakkını ortadan kaldırmaz.
Fon tesisinin reddedilmesi için zararın; Donatanın kasten,
Ya da pervasızca ve muhtemel sonucu bilerek (recklessly) gerçekleştirdiği bir fiilden doğması gerekir. Bu eşik aşılmadığı sürece donatan, LLMC kapsamında sorumluluğunu sınırlandırma hakkını korur.

Donatanın fon tesisi davasında sorumluluk limiti nasıl belirlenir, bunun belirli bir listesi ve hesaplama mantığı var mıdır?

Evet, donatanın fon tesisi davasında sorumluluk limiti tamamen önceden belirlenmiş, matematiksel ve objektif bir sistem üzerinden hesaplanır; hâkimin takdir yetkisi yoktur. Öncelikle geminin türü belirlenir; deniz gemileri, yatlar ve ticari yatlar uygulamada aynı rejime tabidir, römorkör ve kurtarma gemileri de bu sistem içinde değerlendirilir. İkinci aşamada limit hesabında deadweight (DWT) değil, geminin gross tonajı (GT) esas alınır ve bu değer geminin ruhsatı veya klas belgesinde yazılı olan GT’dir; yanlış GT üzerinden yapılan hesaplama fonu geçersiz hâle getirebilecek ciddi bir dava riskidir. Üçüncü aşamada ise zarar türü tespit edilir; sistem iki ana kategoriye ayrılır: can zararları (ölüm ve yaralanma) ile malvarlığı zararları (liman, rıhtım, yalı, yük, platform ve gemi hasarları). Her kategori için LLMC’de ayrı limit tabloları öngörülmüştür. Malvarlığı zararlarında kullanılan tabloya göre; 2.000 GT’ye kadar gemiler için 1.000.000 SDR, 2.001–30.000 GT arası için ilave her GT başına 400 SDR, 30.001–70.000 GT arası için 300 SDR ve 70.001 GT üzeri için 200 SDR eklenir; bu tablo dünyanın her yerinde aynıdır. Örneğin 18.000 GT’lik bir gemide, ilk 2.000 GT için 1.000.000 SDR, kalan 16.000 GT için 6.400.000 SDR eklenerek toplam 7.400.000 SDR fon limiti hesaplanır ve mahkeme bu rakamın üzerine çıkamaz. Birden fazla zarar türü (örneğin liman, yalı ve yük hasarı) mevcutsa ayrı ayrı fon kurulmaz; tüm talepler tek bir fon içinde toplanır ve garame (oransal paylaşım) esasına göre ödenir. Ayrıca fon tutarı yalnızca ana limitten ibaret değildir; olay tarihinden fon tesis tarihine kadar işleyen faiz ve bazı uygulamalarda yargılama masrafları da eklenir. Bu nedenle fon yönetiminde yanlış GT kullanılması, zarar türünün hatalı sınıflandırılması, can zararı–malvarlığı ayrımının karıştırılması veya faizin eksik yatırılması hâlinde fonun geçersiz sayılması riski doğar. Özetle; fon limiti, geminin GT’si, zarar türü ve LLMC tabloları esas alınarak tamamen matematiksel şekilde belirlenir.

Donatanın fon tesisi davasında can kaybı (ölüm ve bedensel zarar) hâllerinde sorumluluk limiti nasıl belirlenir, bunun da belirli bir listesi ve hesaplama mantığı var mıdır?

Evet. Can kaybı ve bedensel zararlar bakımından da donatanın fon tesisi davasında uygulanacak sorumluluk limiti, önceden belirlenmiş ve matematiksel olarak hesaplanan bir sisteme tabidir; hâkimin takdir alanı yoktur. Öncelikle geminin türü belirlenir; deniz gemileri, yatlar ve ticari yatlar uygulamada aynı rejime tâbi tutulur, römorkör ve kurtarma gemileri de bu kapsamda değerlendirilir. Ardından limit hesabında deadweight (DWT) değil, geminin gross tonajı (GT) esas alınır ve bu değer geminin ruhsatı veya klas belgesinde yer alan GT’dir. Son aşamada zarar türünün can zararı olduğu tespit edilir; yani ölüm veya bedensel yaralanma söz konusudur. Bu zararlar için 1976 LLMC ve 1996 Protokolü, malvarlığı zararlarından ayrı ve daha yüksek bir limit tablosu öngörmektedir. Buna göre; 2.000 GT’ye kadar gemiler için 2.000.000 SDR, 2.001–30.000 GT arasındaki her GT için ilave 800 SDR, 30.001–70.000 GT arasındaki her GT için 600 SDR ve 70.001 GT üzerindeki her GT için 400 SDR eklenerek fon limiti hesaplanır. Örneğin 18.000 GT’lik bir gemide, ilk 2.000 GT için 2.000.000 SDR, kalan 16.000 GT için 12.800.000 SDR eklenir ve toplam 14.800.000 SDR can zararı fon limiti ortaya çıkar; mahkeme bu tutarın üzerine çıkamaz. Birden fazla ölüm veya yaralanma söz konusuysa, tüm talepler tek bir can zararı fonu içinde toplanır ve alacaklılar arasında garame (oransal paylaşım) yapılır. Fon tutarına ayrıca olay tarihinden fon tesis tarihine kadar işleyen faiz de eklenir. Bu nedenle yanlış GT üzerinden hesaplama yapılması, can zararı ile malvarlığı zararının aynı fonda karıştırılması veya faizin eksik yatırılması hâlinde fon geçersiz sayılabilir. Özetle; can kaybı hâllerinde de fon limiti, geminin GT’si esas alınarak LLMC’de öngörülen özel tabloya göre tamamen matematiksel biçimde belirlenir.

TEK TABLOYLA – Fon Tesisi Örneği

SenaryoFon Sınırı (SDR)Toplam ZararDonatan Ne Öder?Zararın Akıbeti
Zarar fonun altında10.000.0006.000.0006.000.000Tamamı ödenir
Zarar fonla eşit10.000.00010.000.00010.000.000Tamamı ödenir
Zarar fonu aşar10.000.00025.000.00010.000.00015.000.000 ödenmez
Birden çok alacaklı10.000.00020.000.00010.000.000Garame (%50)

Altın kural:
Fon = donatanın maksimum borcu, Üstü artık hukuken “yok hükmünde”

ŞEMALI ANLATIM

DENİZ KAZASI
     │
     ▼
ZARAR OLUŞUR
     │
     ▼
DONATAN FON TESİSİ DAVASI AÇAR
     │
     ▼
──────────────────────────────
│  FON (ÜST SINIR)            │
│  Örn: 10.000.000 SDR        │
──────────────────────────────
     │
     ├── Zarar ≤ Fon  → TAM ÖDEME
     │
     └── Zarar > Fon → 
            ✔ Fon kadar ödeme
            ✖ Fazlası yok

Kritik sonuç: Fon tesis edildiği anda ❌ haciz yok ❌ ek takip yok ❌ “benim zararım daha fazla” iddiası sonuç doğurmaz

GERÇEKÇİ İSTANBUL BOĞAZI / LİMAN ÖRNEĞİ

Olay: İstanbul Boğazı’nda Malta bayraklı 18.000 GT bir kuru yük gemisi:

Bir yalıya çarpıyor. Aynı anda rıhtım ve marina altyapısına zarar veriyor. Bir teknede yük hasarı oluşuyor

Zarar Kalemleri:

AlacaklıTalep
Yalı sahibi120.000.000 TL
Liman işletmesi80.000.000 TL
Yük ilgilisi50.000.000 TL
Toplam zarar250.000.000 TL

Fon Hesabı:

Gemi tonajı: 18.000 GT

LLMC’ye göre fon: 22.000.000 SDR ≈ 200.000.000 TL

Ne Olur?

Donatan 200 milyon TL fon yatırır. 250 milyon TL’lik zarar vardır. 50 milyon TL için: ❌ Donatana gidilemez ❌ Haciz yapılamaz ❌ “Eksik kaldı” denemez

Paylaştırma (Garame):

Toplam zarar: 250 milyon
Fon: 200 milyon
➡️ Herkes alacağının %80’ini alır

AlacaklıTalepAlacağı
Yalı sahibi120 M96 M
Liman80 M64 M
Yük50 M40 M

Toplam: 200 milyon

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli? (İstanbul – Limanlar – 2M)

Fon tesisi davaları; özellikle İstanbul’daki limanlar, Boğaz hattı ve yoğun deniz trafiği olan bölgelerde meydana gelen olaylarda çok yüksek meblağlı talepler doğurabilen, son derece teknik davalardır.

Bu davalarda;

Fonun yanlış hesaplanması,

Şahsi kusur iddiasının hatalı değerlendirilmesi,

Yanlış mahkemede veya yanlış aşamada fon tesisine gidilmesi,

Uluslararası fon tesislerinin Türkiye’de doğru savunma olarak ileri sürülememesi

donatan açısından sınırsız sorumluluk sonucunu doğurabilir.

Bu nedenle, İstanbul merkezli, deniz ticareti hukuku ve liman uyuşmazlıkları konusunda fiilî tecrübeye sahip, LLMC ve fon tesisi uygulamasını bilen bir hukuk bürosu ile çalışılması kritik önemdedir. Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, fon tesisi davaları ve donatan sorumluluğunun sınırlandırılması alanında uzmanlaşmış hukuki destek sunarak sürecin güvenli şekilde yönetilmesini sağlar.