1. Olayın Hukuki Niteliği ve “Deniz Alacağı” Kavramı 

Bir motor yatın marinada bağlama noktasına girişi sırasında motorunun stop etmesi sonucu başka bir yata çarpması (çatma), Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında “Deniz Ticareti” başlığı altında düzenlenen bir uyuşmazlıktır. İncelenen yargı kararları ışığında bu durum şu şekilde nitelendirilmektedir:

Deniz Alacağı Niteliği: TTK m. 1352/1-l uyarınca, gemilerin çarpışmasından (çatma) doğan zararlar “deniz alacağı” olarak kabul edilir. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2018/551 E. ) ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/682 E. K) kararlarında, marina içi manevra sırasında meydana gelen çarpmalar doğrudan TTK 5. Kitap kapsamında “deniz ticareti” uyuşmazlığı ve deniz alacağı olarak tanımlanmıştır.

Gemi Alacaklısı Hakkı: TTK m. 1320/1-e bendi uyarınca, geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan doğan haksız fiile dayanan alacaklar, zarar görene “gemi alacaklısı hakkı” verir (İstanbul 18. ATM, 2024/488 E.).

Çatma Hükümleri: Olay, TTK m. 1286 ve devamı maddelerinde düzenlenen “çatma” hükümlerine tabidir. Motorun stop etmesi veya manevra hatası, donatanın veya gemi adamlarının kusuru olarak değerlendirilmekte ve sorumluluk TTK m. 1288 uyarınca kusurlu donatana yüklenmektedir.

2. Davacı ve Davalı Yanlar (Kime Karşı Açılır?) 

Zarar gören yat sahibi veya sigorta tazminatını ödeyerek halef olan sigorta şirketi (TTK m. 1472), davayı şu kişilere karşı yöneltebilir:

Donatan (Tekne Sahibi/İşleten): TTK m. 1061/2 ve m. 1288 uyarınca asıl sorumlu donatandır.

Kaptan: Manevrayı gerçekleştiren ve kusuru bulunan kaptana karşı haksız fiil hükümlerine (TBK m. 49) dayanarak dava açılabilir.

Sorumluluk Sigortacısı: Çarpan teknenin sorumluluk sigortacısına karşı doğrudan dava açılması mümkündür (İstanbul 17. ATM, 2018/551 E. K).

Müşterek ve Müteselsil Sorumluluk: Dava genellikle donatan, kaptan ve sigortacıya karşı müştereken ve müteselsilen açılmaktadır.

3. Görevli ve Yetkili Mahkeme (Nerede Açılır?)

Görevli Mahkeme: Bu tür davalarda münhasıran Denizcilik İhtisas Mahkemeleri (Asliye Ticaret Mahkemeleri bünyesinde) görevlidir. HSYK kararları uyarınca, İstanbul’da İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi bu konuda yetkilendirilmiştir. Denizcilik ihtisas mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, 1 numaralı Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemeleri bu sıfatla davaya bakar (Yargıtay 11. HD, 2010/14990 E. 

Yetkili Mahkeme: Dava, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

4. Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı (Ne Zaman Açılır?)

Çatma Zamanaşımı: TTK m. 1259 ve m. 1297 uyarınca, çatmadan kaynaklanan tazminat davaları olay tarihinden itibaren 2 yıl içinde açılmalıdır (Yargıtay 11. HD, 2010/14990 E. K

İstisnai Durumlar: Bazı kararlarda haksız fiil zamanaşımı (TBK m. 72) olan 2 yıllık süreye de atıf yapılmaktadır. Ancak deniz ticareti hükümlerinin uygulandığı durumlarda TTK’daki özel süreler esastır.

5. Somut Örnekler ve Analiz

Örnek 1 (Motor Arızası): Bodrum Palmarina’da bir motor yatın bağlama noktasına girişi sırasında iskele motorunun stop etmesi sonucu başka bir yata çarpması olayında, mahkeme donatanı asli kusurlu bulmuş ve hasar bedelinin piyasa rayiçlerine göre tazminine hükmetmiştir (İstanbul 17. ATM, 2018/551 E. K).

Örnek 2 (Manevra Hatası): Marina palamar botu eşliğinde yapılan manevrada rüzgar etkisiyle meydana gelen çarpma olayında, mahkeme olayı “çatma” olarak nitelendirmiş ve 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılan davayı kabul etmiştir (İstanbul 17. ATM, 2024/40 E. ).

Örnek 3 (İcra Takibi): Uygulamada zarar görenler genellikle önce icra takibi başlatmakta, itiraz üzerine Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde “İtirazın İptali” davası açmaktadır.

6. İkincil Kaynaklar ve Özel Durumlar

Tüketici Mahkemesi İstisnası: Bazı durumlarda, eğer her iki tekne de “özel tekne” statüsündeyse ve taraflar arasındaki ilişki (örneğin marina ile tekne sahibi arasındaki bağlama sözleşmesi) ticari bir nitelik taşımıyorsa, uyuşmazlık Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girebilir. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/352 E. K), özel bir teknenin marina asistanlığı sırasında yaptığı kazayı tüketici işlemi sayarak görevsizlik kararı vermiştir.

Marina İşletmesinin Sorumluluğu: Eğer kaza marina görevlilerinin (palamar botu vb.) hatalı yönlendirmesinden kaynaklanıyorsa, marina işletmesine karşı da dava yöneltilebilir. Ancak marina sözleşmelerindeki “sorumluluk tekne sahibindedir” maddeleri yargılamada tartışma konusu olmaktadır.

Haksız Fiil vs. Deniz Ticareti: Bazı kararlarda (İstanbul BAM 37. HD, 2022/1465 E. K), teknelerin özel tekne olması ve olayın doğrudan gemi işletme faaliyetinden ziyade genel haksız fiil niteliği taşıması durumunda genel mahkemelerin görevli olabileceği belirtilmiştir. Ancak yerleşik uygulama, tekneler arası çarpışmayı TTK kapsamında “çatma” olarak kabul etme eğilimindedir.

Sonuç: Motor stopu nedeniyle meydana gelen çarpma bir “deniz alacağı”dır. Zarar gören, olaydan itibaren 2 yıl içinde, çarpan teknenin donatanına, kaptanına veya sigortacısına karşı Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde tazminat veya itirazın iptali davası açmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Marina içinde meydana gelen yat çarpması deniz alacağı sayılır mı?

Evet. Marina sahası içinde dahi gerçekleşse, teknelerin manevra sırasında birbirine çarpması Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-l kapsamında çatma niteliğindedir ve bu tür zararlar deniz alacağı olarak kabul edilir. Yargı uygulamasında marina içi manevralar da deniz ticareti faaliyeti kapsamında değerlendirilmektedir.

Motorun stop etmesi donatanın sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Motorun stop etmesi teknik bir arıza olsa dahi, bu durum geminin işletilmesiyle bağlantılı kabul edilir. Bakım, seyre elverişlilik ve güvenli manevra sorumluluğu donatana aittir. Bu nedenle motor arızası sonucu meydana gelen çarpışmalarda donatan asli kusurlu sayılabilmektedir.

Zarar gören kime karşı dava açabilir?

Zarar gören yat sahibi veya halef olan sigorta şirketi; çarpan teknenin donatanına, kaptanına ve varsa sorumluluk sigortacısına karşı müştereken ve müteselsilen dava açabilir. Uygulamada en sık açılan davalar tazminat ve itirazın iptali davalarıdır.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Marina içinde meydana gelen yat çarpmaları, ilk bakışta basit bir “manevra kazası” gibi görünse de, hukuki açıdan son derece teknik uyuşmazlıklardır. Bu tür olaylarda uyuşmazlığın;

Deniz ticareti mi yoksa genel haksız fiil mi olduğu,

Görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi mi yoksa Tüketici/Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu,

Zamanaşımının 2 yıl mı yoksa farklı bir süre mi olduğu,

Marina işletmesinin sorumluluğunun doğup doğmadığı gibi konular davanın kaderini doğrudan belirlemektedir.

Yanlış mahkemede açılan davalar, yıllar süren yargılamaların görevsizlikle sona ermesine, zamanaşımı süresinin kaçırılmasına ve telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle motor stopu, rüzgâr etkisi, palamar botu yönlendirmesi gibi teknik detaylar; bilirkişi incelemesi ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde doğru şekilde ele alınmalıdır.

Ayrıca marina sözleşmelerinde yer alan “tüm sorumluluk tekne sahibine aittir” gibi kayıtlar, her somut olayda geçerli kabul edilmemekte; bu hükümlerin deniz ticareti ve tüketici hukuku açısından geçerliliği ayrı ayrı tartışılmaktadır. Bu noktada yapılacak yanlış bir hukuki nitelendirme, sorumluluğun tamamen zarar görene yüklenmesi sonucunu doğurabilir.

Bu çerçevede 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, marina kazaları, yat çatmaları, motor arızası kaynaklı çarpışmalar, deniz alacağı tespiti ve ihtiyati haciz süreçlerinde; özellikle İstanbul, Bodrum, Göcek ve Marmaris gibi yoğun marina bölgelerinde oluşan uyuşmazlıklara özgü uygulama tecrübesiyle süreci başından itibaren stratejik olarak yönetmektedir.

Marina kazalarında uzman avukat desteği olmaksızın yürütülen süreçler, çoğu zaman haklı olan tarafın dahi tazminata ulaşamamasıyla sonuçlanmaktadır.