(TTK m.1352 Kapsamında Liman Manevraları, Deniz Trafiği ve Yükleme-Tahliye Zararları)

Bu yazı, Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-a kapsamında geminin işletilmesinden kaynaklanan maddi zararların hangi hallerde donatan, işleten ve kaptana yükletildiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında açıklamaktadır.

Giriş 

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1352/1-a uyarınca, geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasarlar; gemi işletim faaliyetleri sırasında geminin kendisine, yüke veya üçüncü kişilere (iskele, rıhtım, diğer gemiler vb.) verilen maddi zararları kapsamaktadır. Aşağıdaki analiz, bu zararları liman manevraları, deniz trafiği ve yükleme-boşaltma süreçleri bazında somut yargı kararlarıyla incelemektedir.

1. Liman Manevraları Kaynaklı Zıya ve Hasarlar

Geminin limana yanaşması, rıhtımdan ayrılması veya bağlama noktasına girişi sırasında meydana gelen çarpma ve çatlamalar, yargı kararlarında en sık rastlanan gemi işletim kusurlarıdır.

Rıhtım ve İskele Hasarları: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2012/14912 E., 2014/4299 K K.) bir geminin yanaşma manevrası sırasında beton rıhtıma çarpması sonucu oluşan hasarı gemi işletimi kaynaklı bir riziko olarak kabul etmiştir. Benzer şekilde, bir tankerin yanaşma sırasında iskele kazıklarına zarar vermesi (Yargıtay 7. HD 2012/1795 E. K), bir geminin hızlı yanaşma sonucu yalının iskelesine ve aydınlatma sistemine zarar vermesi (Yargıtay 11. HD 2015/7972 E. ) ve manevra sırasında iskeledeki usturmaçaların parçalanması (Yargıtay 11. HD 2011/3479 E. K) bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Liman Ekipmanlarına Verilen Zararlar: Gemi işletim faaliyetleri sadece sabit yapılara değil, limandaki araçlara da zarar verebilmektedir. Yargıtay 11. HD (2011/10687 E. ) kararında, hatalı manevra yapan bir geminin rıhtımdaki yükleyiciye çarpması; bir başka kararda (2015/2399 E. ) ise yanaşma sırasında liman vincine yaslanarak hasar vermesi donatanın sorumluluğunda kabul edilmiştir. Özellikle 2023/1262  E. sayılı kararda, limandan ayrılma manevrası sırasında iki dev vincin (CB-4 ve CB-5) devrilmesine ve liman taşıyıcı sisteminin ağır hasar görmesine neden olan olay, gemi işletiminin sebep olduğu çok büyük ölçekli bir maddi hasar örneğidir.

Diğer Gemilere Verilen Zararlar: Manevra sırasında limanda bağlı bulunan diğer gemilere çarpılması da bu kapsamdadır. Yargıtay 11. HD (2019/213 E. ) ve (2016/14147 E.  kararlarında, “Gagarin” isimli geminin hatalı yanaşma manevrası sırasında rıhtımda bağlı olan “Sea Mild” isimli gemiye çarpması sonucu oluşan hasarlar tazminat konusu yapılmıştır. Ayrıca, bir motor yatın marinada bağlama noktasına girişi sırasında motorunun stop etmesi sonucu başka bir yata çarpması da gemi işletimi kusuru olarak nitelendirilmiştir (BAM 12. HD 2022/1705 E.).

2. Deniz Trafiği ve Seyir Faaliyetleri Kaynaklı Zararlar

Geminin seyir halindeyken veya boğaz geçişleri gibi yoğun trafik bölgelerindeki faaliyetleri sırasında oluşan zararlar bu başlık altında toplanmaktadır.

Çatma ve Çevre Kirliliği: Yargıtay 11. HD (2015/7089 E.  ve (2020/6988 E. ) kararlarına konu olan olayda, “Gotia” isimli geminin İstanbul Boğazı geçişi sırasında Emirgan İskelesi’ne çarpması sonucu hem iskelede maddi hasar oluşmuş hem de geminin yakıt tankının delinmesiyle denize akan yakıt çevre kirliliğine yol açmıştır. Mahkeme, bu durumu geminin işletilmesinden doğan bir zarar olarak kabul ederek donatan ve kaptanı müteselsilen sorumlu tutmuştur.

Navigasyon Hataları: Boğazdaki akıntılar veya kaptanın sevk ve idare kusuru nedeniyle kıyıdaki yapılara (yalı iskeleleri vb.) verilen zararlar, gemi işletiminin doğrudan bir sonucu olarak görülmektedir (Yargıtay 11. HD 2011/311 E. ).

3. Yükleme ve Boşaltma Süreçleri Kaynaklı Hasarlar

Yükleme ve tahliye operasyonları sırasında geminin stabilitesinin bozulması veya ekipmanların hatalı kullanımı sonucu oluşan zararlar bu kapsamdadır.

Gemi Yapısında Oluşan Hasarlar: Yargıtay 11. HD (2014/9068 E. ) kararında, rulo sac yükünün tahliyesi sırasında yükün ambar tavan sacına hızla vurması sonucu gemide meydana gelen hasar, gemi personelinin gözetim ve özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir. İstanbul 17. ATM (2021/23 E.) kararında ise tahliye sırasında konteynerin içindeki yükün denize düşmesi ve gemi gövdesinin hasarlanması gemi işletim faaliyetiyle ilişkilendirilmiştir.

Stabilite ve Balast Hataları: İstanbul 17. ATM (2015/21 E. ) kararında, yük tahliyesi sırasında gemi kaptanının balast ayarını yanlış yapması sonucu geminin yan yatması ve iskeledeki usturmaçaların kauçuk kaplamalarına zarar vermesi, gemi işletiminden kaynaklanan spesifik bir hasar türü olarak kaydedilmiştir.

Emtia Hasarları: Yükleme ve boşaltma süreçlerinde emtianın ıslanması veya ambar sintine kuyularından su sızması sonucu zarar görmesi, taşıyanın (işletenin) özen borcu kapsamında zıya ve hasar olarak kabul edilmektedir (İstanbul 17. ATM 2020/69 E.).

4. İkincil Kaynaklar

Aşağıdaki hususlar, karar metinlerinde sınırlı bilgi bulunması veya usuli nedenlerle kesinleşmemiş olması sebebiyle ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir:

Liman İşletmesinin Gemiye Verdiği Zararlar: Bazı olaylarda hasar geminin işletilmesinden değil, liman vinci operatörünün hatalı manevrasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, tahliye sırasında liman vincinin gemi vincine çarpması (Yargıtay 11. HD 2018/129 E.) veya liman forkliftinin yükü hasarlaması (Yargıtay 11. HD 2011/11590 E.) durumlarında sorumluluk liman işletmesine atfedilebilmektedir.

Mücbir Sebep Savunmaları: Gemi işletenleri, fırtına veya şiddetli rüzgar gibi durumları mücbir sebep olarak ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır (Yargıtay 11. HD 2016/14252 E. ). Ancak mahkemeler, bu durumun kazanın oluşumundaki etkisini bilirkişi raporlarıyla titizlikle incelemektedir.

Görev ve Yetki Tartışmaları: Birçok liman manevrası hasarında mahkemeler, uyuşmazlığın “Deniz Ticareti” hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle Denizcilik İhtisas Mahkemelerini görevli bulmaktadır (İzmir 3. ATM 2025/962 E.; İstanbul 2. ATM 2023/230 E. K).

Yükleme Sırasındaki Kazalar: Boruların gemiye yüklenmesi sırasında yuvarlanarak rıhtıma ve denize zarar vermesi olayında, sorumluluğun gemi ekipmanındaki (babadalyalar) ayıp mı yoksa istifleme yapan firmanın kusuru mu olduğu tartışma konusu olmuştur (Yargıtay 11. HD 2017/2383 E.).

Sonuç Yargı kararları; limana yanaşma/ayrılma manevraları, boğaz geçişleri ve yükleme-tahliye operasyonları sırasında meydana gelen her türlü çarpma, devrilme, sızma ve stabilite bozukluğu kaynaklı zararları “geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasarlar” kapsamında mütalaa etmektedir. Sorumluluk tayininde gemi adamlarının sevk ve idare kusuru, teknik ekipmanların durumu ve operasyonel hatalar belirleyici kriterler olarak öne çıkmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Limana yanaşma sırasında rıhtıma veya vinçlere verilen zarar geminin işletiminden sayılır mı?

Evet. Yargıtay içtihatlarına göre, geminin yanaşma-ayrılma manevraları doğrudan gemi işletim faaliyeti kabul edilir. Bu sırada rıhtım, iskele, vinç, yükleyici veya diğer liman ekipmanlarına verilen zararlar TTK m.1352 kapsamında donatanın sorumluluğundadır.

Boğaz geçişinde meydana gelen çarpma ve çevre kirliliğinden kim sorumlu olur?

Boğaz geçişleri, yüksek dikkat ve özen gerektiren seyir faaliyetleridir. Navigasyon hatası, sevk-idare kusuru veya teknik yetersizlik sonucu oluşan çarpma ve yakıt sızıntıları, geminin işletilmesinden doğan zarar sayılır ve donatan ile kaptan müteselsilen sorumlu tutulabilir.

Yükleme veya tahliye sırasında geminin stabilitesinin bozulması hasar doğurursa sorumluluk kime aittir?

Balast ayarının hatalı yapılması, yükün yanlış istiflenmesi veya gözetim eksikliği sonucu meydana gelen hasarlarda, gemi personelinin özen ve gözetim yükümlülüğü esas alınır. Somut olayın özelliklerine göre donatan, işleten veya yükleme firmasının sorumluluğu değerlendirilir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir? (İstanbul )

Gemi işletiminden doğan zıya ve hasarlar, sıradan bir tazminat davası niteliğinde değildir. Bu tür uyuşmazlıklar;

Deniz Ticareti Hukuku,

Gemi alacakları ve rehin hakkı,

İhtiyati haciz – geminin tutuklanması,

Bilirkişi raporları (kaptanlık, manevra, stabilite, balast, AIS kayıtları),

Liman başkanlığı, sahil güvenlik ve trafik hizmetleri kayıtları gibi çok katmanlı teknik ve hukuki değerlendirme gerektirir. Özellikle İstanbul ve Tuzla bölgesinde görülen uyuşmazlıklarda;

Boğaz geçişleri,

Yoğun liman trafiği,

Tersaneler ve rıhtım alanları,

Yabancı bayraklı gemiler nedeniyle dosyalar çoğu zaman Denizcilik İhtisas Mahkemeleri önüne gelmektedir. Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, gemi işletiminden doğan zıya ve hasarlar, gemi alacakları ve ihtiyati haciz süreçlerinde İstanbul merkezli ve Tuzla ağırlıklı uygulama tecrübesiyle süreci baştan sona doğru kurgulamanın önemini ortaya koymaktadır.

Yanlış hukuki nitelendirme;

Yanlış mahkemede dava açılmasına,

Gemi alacağı hakkının kaybına,

İhtiyati haczin reddine veya düşmesine,

Yüksek tutarlı maddi zararların tahsil edilememesine neden olabilmektedir.