Türkiye’de ikamet izni süresi dolan, vizesi sona eren ya da herhangi bir nedenle yasal statüsünü kaybeden yabancıların en çok merak ettiği sorulardan biri şudur: “Kaçak yabancılara af var mı, devam ediyor mu? 2026 da devam edecek mi?” Bu yazıda, kamuoyunda “kaçak yabancılara af” olarak bilinen uygulamanın gerçekte ne anlama geldiğini, kimleri kapsadığını ve 2025–2026 döneminde durumun ne olduğunu sade ve anlaşılır bir dille ele alıyoruz

Kaçak Yabancılara Af Ne Demektir?

Öncelikle önemli bir noktayı netleştirmek gerekir: Türkiye’de yürürlükte olan genel bir kaçak yabancılar affı yasası bulunmamaktadır. Ancak buna rağmen, özellikle son yıllarda uygulanan bazı idari düzenlemeler, belirli şartları taşıyan yabancıların ülkeden çıkmadan yeniden yasal statü kazanmasına imkân tanımaktadır. Bu nedenle halk arasında bu uygulamalar “af” olarak adlandırılmaktadır. Yani burada söz konusu olan şey, klasik anlamda bir af değil; yasal statüye dönüş imkânı sağlayan istisnai bir uygulamadır.

2025 Yılında Bu Uygulama Devam Ediyor mu?

Evet. 2025 yılı itibarıyla, özellikle ev hizmetlerinde çalışan yabancılar açısından bu uygulama fiilen devam etmektedir. İkamet izni süresi dolmuş, vize ihlali yapmış ya da daha önce ikamet başvurusu reddedilmiş yabancılar için; doğru koşullar sağlandığında, çalışma izni üzerinden yeniden yasal statü elde etmek mümkündür. Bu uygulama sayesinde: Yabancı kişinin ülkeden çıkması gerekmez, Deport (sınır dışı) riski büyük ölçüde ortadan kalkar, Çalışma izni alındığında ikamet hakkı da kazanılır.

Kimler Bu “Af” Kapsamından Yararlanabilir?

Uygulamanın kapsamı sanıldığı kadar geniş değildir. En kritik nokta, çalışma alanıdır. Bu imkândan genellikle şu kişiler yararlanabilir: Çocuk bakıcısı olarak çalışan yabancılar, Yaşlı veya hasta bakımı yapan yabancılar. Restoran, kafe, fabrika, mağaza, ofis gibi ticari işletmelerde çalışan yabancılar bu kapsamda değerlendirilmez.

Başvuru İçin Ülkeden Çıkmak Gerekir mi?

Hayır. Aksine, çoğu durumda ülkeden çıkış yapmak süreci daha da zorlaştırabilir. Doğru strateji, Türkiye’den ayrılmadan önce başvurunun yapılması ve sürecin hukuka uygun şekilde yürütülmesidir.

Hangi Durumlarda Başvuru Reddedilir?

Her başvuru otomatik olarak kabul edilmez. Özellikle şu durumlar risklidir: Güvenlik veya tahdit kodu bulunması, Gerçekte ev hizmeti olmadığı hâlde bu şekilde başvuru yapılması, İşverenin ekonomik yeterliliğinin olmaması, Yanlış veya eksik beyan. Bu nedenle başvuruların hukuki zemini doğru kurulmadan yapılması ciddi sonuçlara yol açabilir.

2026 Yılında Kaçak Yabancılara Af Devam Eder mi?

Mevcut uygulamalar dikkate alındığında, 2026 yılında da benzer bir sistemin devam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür düzenlemeler: Kanundan çok idari uygulamalara dayanır. Şartlar ve kapsam zamanla değişebilir. Bu nedenle her somut olayın güncel mevzuat çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak Gerçekten Af Var mı?

Özetle: ✔ Genel bir af yasası yok, ✔ Ancak ev hizmetlerinde çalışan yabancılar için fiilî bir yasal statüye dönüş imkânı var, ✔ 2025’te uygulama devam ediyor, ✔ 2026 için beklenti olumlu, ancak dikkatli olunmalı. Bir yazı önerisi.

Kaçak Yabancılara Af Sürecinde Uzman Avukat Desteği Neden Hayati Öneme Sahiptir?

Kamuoyunda “kaçak yabancılara af” olarak bilinen uygulama, her başvuru için otomatik olarak sonuç doğuran bir hak değildir. Aksine bu süreç; idarenin takdir yetkisine, başvurunun içeriğine ve somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle sürecin hukuki açıdan doğru kurgulanması son derece önemlidir.

Özellikle İstanbul gibi yabancı nüfusun yoğun olduğu şehirlerde; ikamet ihlali, vize aşımı, kaçak çalışma ve deport riski iç içe geçmiş durumdadır. Uygulamada en sık karşılaşılan dosyalar; Fatih, Esenyurt, Küçükçekmece, Başakşehir, Zeytinburnu, Bağcılar, Avcılar, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla gibi ilçelerde yaşayan yabancılara ilişkindir. Bu bölgelerde yapılan hatalı başvurular, çoğu zaman doğrudan tahdit kodu tanımlanması ve sınır dışı işlemleriyle sonuçlanabilmektedir.

Bu kapsamda;

Yabancı hakkında G, Ç, N gibi tahdit kodlarının bulunup bulunmadığının önceden tespiti,

Başvurunun gerçekten ev hizmetleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin hukuken analiz edilmesi,

İşverenin maddi ve hukuki yeterliliğinin mevzuata uygun şekilde ortaya konulması,

Eksik, çelişkili veya gerçeğe aykırı beyanların deport ve giriş yasağına yol açmaması,

Ret hâlinde itiraz, yeni başvuru veya dava yolunun doğru belirlenmesi

ancak yabancılar hukuku alanında uzman bir avukat tarafından sürecin baştan sona yönetilmesiyle mümkündür.

Bu noktada, İstanbul Tuzla merkezli olarak faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, yabancılar hukuku, ikamet ve çalışma izni başvuruları, deport işlemleri ve tahdit kodlarının kaldırılması alanlarında; özellikle İstanbul’un yabancı nüfusunun yoğun olduğu ilçelerde yaşayan müvekkillere etkin ve güncel hukuki danışmanlık sunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; bu süreçte yapılan hatalar yalnızca başvurunun reddiyle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda sınır dışı edilme, uzun süreli Türkiye’ye giriş yasağı ve ileride yapılacak tüm ikamet ve çalışma izni başvurularının olumsuz etkilenmesi sonucunu doğurabilmektedir.

Bu nedenle 2025–2026 döneminde “kaçak yabancılara af” kapsamında değerlendirilen her somut olayın, kişiye özel olarak ve güncel mevzuat ışığında, uzman avukat desteğiyle ele alınması hayati önem taşımaktadır.