Giriş
Bu rapor, gemi adamlarının işveren tarafından terk edilmesi (abandonment), özellikle maaşların ödenmemesi ve personelin gemiden inmesine izin verilmemesi gibi durumlarda sahip oldukları hakları ve bu hakların nasıl talep edilebileceğini, sağlanan literatür paragrafları ışığında incelemektedir. Rapor, terk edilme halinin tanımını, bu durumda doğan hakları, sorumluları ve ulusal mevzuat ile uluslararası sözleşmeler arasındaki ilişkiyi ele almaktadır.
Ana Bulgular
1. Gemi Adamının Terk Edilmiş (Abandonment) Sayılma Halleri
Literatür, bir gemi adamının hangi durumlarda terk edilmiş sayılacağını uluslararası sözleşmeler temelinde net bir şekilde tanımlamaktadır. Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (MLC 2006) kapsamında, üç temel durumdan birinin varlığı halinde gemi adamı terk edilmiş kabul edilir ve mali güvence sistemleri devreye girer. İdil Kuzu (2022), bu halleri şöyle sıralamaktadır:
- Yurda iade masraflarının karşılanmaması: İşverenin, gemi adamının ülkesine geri dönüşü için gerekli masrafları ödememesi.
- Gerekli bakım ve desteğin sağlanmaması: Gemi adamının temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmadan bırakılması. Bu durum, “yeterli yiyecek, konaklama, içme suyu, gemide hayatta kalabilmek için gereken miktarda yakıt ve gerekli tıbbî bakım” olarak detaylandırılmıştır. Limana bağlanmış ancak personelin inmesine izin verilmeyen ve temel ihtiyaçları karşılanmayan bir gemi bu kapsama girer.
- İşverenle bağın tek taraflı olarak kesilmesi: Bu durum, özellikle “gemi adamının en az iki aylık ücretinin ödenmemesi” halini de içermektedir.
İdil Kuzu (2022) bu durumu şu şekilde özetler: “Standart A2.5.2 f.2’de gemi adamının hangi durumlarda terk edilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada belirtilen üç olasılıktan birinin gerçekleşmesi durumunda gemi adamı terk edilmiş sayılacak ve mali güvence sistemi devreye girecektir. Bu olasılıklardan ilki gemi adamının yurda iade masraflarının karşılanmamasıdır. Diğer olasılık ise gerekli bakım ve desteğin sağlanmadan gemi adamının bırakılmış olmasıdır… Gemi adamının terk edilmiş sayılacağı son olasılık ise gemi adamının en az iki aylık ücretinin ödenmemesi de dâhil olmak üzere gemi adamı ile bağın tek taraflı olarak kesilmesidir.”
2. Terk Edilme Halinde Gemi Adamının Hakları ve Talepleri
Gemi adamının terk edilmesi veya benzeri ağır ihlallerle karşılaşması durumunda sahip olduğu temel haklar şunlardır:
- Yurda İade Hakkı: Bu, deniz iş hukukunun en temel prensiplerinden biridir. İş sözleşmesinin yurt dışında sona ermesi halinde, işverenin gemi adamını geminin bağlama limanına veya sözleşmede belirtilen başka bir yere iade etme yükümlülüğü vardır. Kaan Erdi (2023), Deniz İş Kanunu (DİK) md. 21’e atıfla bu yükümlülüğü vurgular: “…işveren veya işveren vekili gemi çalışanını geminin bağlama limanına iade etmek ve gemi çalışanını iadeye ilişkin ve durumuna uygun yol, iaşe ve zorunlu masraflarını karşılamak veya ödemek zorundadır.” İşverenin bu yükümlülüğe uymaması halinde, gemi adamı ek haklara sahip olur. DİK md. 24 uyarınca gemi adamı, “yurda dönmek için yaptığı durumuna uygun yol, iaşe ve sair masrafları ve ayrıca 15 günlük ücreti tutarında bir tazminatı işveren veya işveren vekilinden talep edebilir” (Kuzu, 2022).
- İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Fesih Hakkı: Ücretlerin zamanında ödenmemesi, gemi adamına iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı tanır. Recep Dursunoğluları (2023), DİK md. 14/II’ye dayanarak bu hakkı teyit eder: “Ücretin kanun hükümleri veya hizmet akti gereğince ödenmemesi… hallerinde… gemiadamı kıdem tazminatına hak kazanacaktır.” Benzer şekilde, kötü çalışma koşulları da fesih için haklı bir neden oluşturabilir (Kuzu, 2022).
- Kıdem Tazminatı Talebi: İş sözleşmesinin ücretlerin ödenmemesi gibi haklı bir nedenle gemi adamı tarafından feshedilmesi, kıdem tazminatı hakkını doğurur. Elif Tuba Karabağ Türegün (2024), bu durumu açıkça belirtir: “…gemi adamı, ücretinin ödenmemesi… hallerinden herhangi biri sebebiyle iş sözleşmesini feshederse tazminata hak kazanacaktır.”
- Çalışmaktan Kaçınma Hakkı: Ücreti ödenmeyen gemi adamının, gemi sefer halindeyken dahi çalışmaktan kaçınma hakkı olduğu literatürde kabul edilmektedir. Bu durum, deniz seferlerinin uzun sürmesi nedeniyle hava yolu çalışanlarından farklı bir değerlendirmeye tabi tutulur. Bülent Ferat İşçi (2022) bu konuda, “gemi seferleri, uçak seferlerinden zaman olarak çok daha fazla sürmektedir. Bu bakımdan gemide çalışan işçinin, görece daha uzun bir süre boyunca ücretini almadan çalışmaya devam etmesi, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu nedenle, gemi adamlarının, kural olarak gemi seferdeyken kaçınma haklarının olduğu ifade edilmelidir” demektedir.
- Bakım ve Destek Talebi: Terk edilme durumunda, gemi adamının yeterli yiyecek, su, konaklama ve tıbbi bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bu, hem uluslararası sözleşmelerin bir gereği hem de işverenin işçiyi gözetme borcunun bir parçasıdır (Erdi, 2023).
İnceleme ve Sorumluluk
1. Sorumlu Kişiler
Terk edilme ve buna bağlı hak ihlallerinde temel sorumluluk işveren, işveren vekili veya kaptana aittir. DİK, bu kişileri yurda iade ve diğer masraflardan sorumlu tutar (Kuzu, 2022; Erdi, 2023). Uluslararası sözleşmelerde ise sorumluluk genellikle “gemi maliki” (shipowner) üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Ayrıca, liman devletlerinin de sorumlulukları bulunmaktadır. Uluslararası sözleşmeler, taraf devletlerin, “limanlarını ziyaret eden… gemilerde çalışan gemiadamlarının ülkelerine geri gönderilmelerini olanaklı” kılmasını gerektirir (Kuzu, 2022). Bu, gemi adamının mahsur kaldığı yabancı limanda yerel makamlardan yardım talep edebileceği anlamına gelir.
2. Ulusal Mevzuat ve Uluslararası Sözleşmeler Arasındaki Uyumsuzluk
Türk Deniz İş Kanunu ile uluslararası sözleşmeler arasında, özellikle yurda iade masraflarının kimden talep edileceği konusunda önemli bir farklılık bulunmaktadır. DİK md. 21/2’ye göre, gemi adamı ücretinin ödenmemesi gibi haklı bir nedenle sözleşmeyi feshetse dahi, işveren yaptığı iade masraflarını daha sonra yurtta gemi adamından talep edebilir. Bu durum, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarıyla çelişmektedir. İdil Kuzu (2022) bu çelişkiye dikkat çeker:
“Uluslararası Çalışma Örgütü Uzmanlar Komitesi’nin, Sözleşme ile ilgili 2008 yılında Türkiye’ye yönelttiği talepte de Deniz İş Kanunu’nun 21. maddesindeki bu düzenlemenin üzerinde durulmuş ve Türkiye’den yalnızca gemi adamının çalışma ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerini ciddi olarak ihlâl etmesi nedeniyle iş sözleşmesi sona ermiş ise masrafların gemi adamına rücu edilebileceğine yönelik önlemler alması istenmiştir.”
Bu durum, gemi adamının haklı olduğu bir durumda dahi yurda iade masraflarını karşılama riskiyle karşı karşıya kalabileceğini göstermekte ve uygulamada bir sorun teşkil etmektedir.
3. Gemide Alıkonma ve Seferden Kalma Durumları
Geminin limana bağlanması ancak personelin karaya çıkmasına izin verilmemesi, Ersan Karatekin (2019) tarafından “gemi adamları için birçok özel menfî durum” oluşturan bir sorun olarak belirtilmiştir. Geminin herhangi bir sebeple 30 günden fazla seferden kaldırılması halinde ise DİK md. 14/3 uyarınca iş sözleşmesi askıya alınmış sayılır (Aktaş, 2011). Bu süre zarfında gemi adamının temel bakım ve destek hakkı devam eder. Ayrıca, geminin 30 günden fazla seferden kalması nedeniyle işverenin sözleşmeyi feshetmesi, gemi adamına kıdem tazminatı hakkı kazandırır (Türegün, 2024).
Sonuç
Literatür analizine göre, gemi adamının terk edilmesi (abandonment), uluslararası sözleşmeler ve ulusal hukukta tanımlanmış ciddi bir hak ihlalidir. Maaşların iki aydan uzun süre ödenmemesi, temel yaşam desteğinin kesilmesi veya yurda iadenin sağlanmaması gibi durumlar “terk edilme” olarak kabul edilir.
Bu hallerde gemi adamı;
- Yurda iadesini talep etme,
- İş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı isteme,
- Ücreti ödenene kadar çalışmaktan kaçınma,
- İşverenin iade yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde masraflarını ve ek bir tazminatı talep etme haklarına sahiptir.
Temel sorumluluk işveren, işveren vekili, kaptan ve gemi malikindedir. Bununla birlikte, liman devletlerinin de gemi adamlarının yurda iadesini kolaylaştırma yükümlülüğü vardır. Türk Deniz İş Kanunu’nun, gemi adamının haklı feshinde dahi iade masraflarını rücu etmeye izin veren hükmünün ILO standartları ile uyumsuz olduğu ve bu durumun hukuki bir risk teşkil ettiği unutulmamalıdır.

