Giriş: Neden Norwegian Saleform 2012?

Gemi alım-satım piyasası, dünyanın en yüksek hacimli ve aynı zamanda en standartlaşmış varlık piyasalarından biridir. Tarafların farklı kıtalarda, farklı hukuk sistemlerinde ve farklı dillerde faaliyet gösterdiği bu sektörde, müzakerelerin sıfırdan yapılması yerine yerleşik standart formlar üzerinden yürütülmesi adeta bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bu standart formlar arasında en çok kullanılanı, kökeni 1925’e dayanan ve son güncel hâli 2012 yılında BIMCO ile Norveç Gemi Brokerleri Birliği (Norwegian Shipbrokers’ Association — NSA) tarafından yayımlanan Norwegian Saleform 2012’dir (kısaca “NSF 2012” veya SALEFORM 2012). Form, ikinci el gemi alım-satımlarının özellikle Batı yarımküresinde büyük çoğunluğunda kullanılmakta; Doğu piyasasında Japon NIPPONSALE 1999, Asya’da Singapore Ship Sale Form 2011 ve 2022’den itibaren BIMCO’nun bağımsız olarak yayımladığı SHIPSALE 22 ile rekabet etmektedir.

Bu blog yazısının amacı, NSF 2012’nin 18 maddesini tek tek ele alarak her bir maddenin pratik anlamını, müzakerede üzerinde durulan kritik noktaları, ilgili İngiliz mahkemesi içtihatlarını ve Türk hukuku ile etkileşimini incelemektir. Özellikle 2025 yılında verilen Lila Lisbon kararı (Great Asia Maritime Ltd v. Orion Shipping & Trading LLC), 14. maddenin yorumu bakımından sektörde köklü etkiler yaratmıştır ve bu yazıda da detaylıca ele alınacaktır.

Hızlı Bilgi NSF 2012’nin temel hukuk seçimi varsayılan olarak İngiliz hukuku ve Londra tahkimidir (LMAA). Türk taraflar bu formu kullanırken Türk hukukunun emredici hükümlerine — özellikle TTK m. 1001’in aradığı yazılı şekil, noter onayı ve zilyetliğin devri — paralel olarak uymak zorundadır.

NSF 2012’nin Genel Yapısı

NSF 2012, başlangıç (preamble) ve tanımlar bölümünün ardından numaralandırılmış 18 maddeden oluşur. Maddeler, işlemin akışına paralel biçimde dizilmiştir: önce satış bedeli ve depozito, sonra muayene, ardından teslim öncesi sualtı muayenesi, ödeme, belgeler, geminin durumu ve takyidatlar, son olarak da vergi, hukuk seçimi, temerrüt, bildirimler ve bütünleyici sözleşme klozu gelir. 1993 sürümünden 2012 sürümüne geçişte yapılan başlıca yenilikler şunlardır:

Class’ın yeniden tanımlanması: 2012 sürümünde “Class” terimi, klas kuruluşu değil, klas notasyonu olarak tanımlandı; satıcının MoA içine sınıf notasyonunu yazması zorunlu kılındı.

Depozito esnekliği: Geleneksel %10 oranı korunmakla birlikte, taraflara farklı oran belirleme imkânı tanındı.

Deposit Holder kavramı: Depozitonun mutlaka satıcının bankası tarafından tutulacağı varsayımından uzaklaşıldı; bağımsız bir depozito tutucu seçilebilmesi yolu açıldı.

Notice of Readiness (NOR): Bedelin ödeme tetikleyicisi olarak “geminin her bakımdan teslime hazır olması” ifadesi yerine NOR’un verilmesi esas alındı.

Entire Agreement Klozu (Madde 18): Dalmare v. Union Maritime (The Union Power) davasındaki tartışmalara yanıt olarak, örtük hükümleri dışlayan açık bir bütünleyici sözleşme klozu eklendi.

Madde 1 — Satış Bedeli (Purchase Price)

Form, satış bedelinin tek tip para birimi ve rakam ile belirlenmesini öngörür. Uygulamada satış bedeli neredeyse istisnasız biçimde ABD doları cinsinden belirlenir. Maddenin görünüşteki sadeliği yanıltıcı olmamalıdır; zira ödeme yapısı, takvim ve uygulanacak banka kanalı son derece kritik hukuki sonuçlar doğurur.

Pratik Noktalar

Bedelin net mi brüt mü olduğu: Bedelin banka transfer masraflarını içerip içermediği, alıcı tarafından eklenecek bir banka masrafı klozu (banking charges clause) ile düzenlenmelidir.

ROB (Remaining on Board): Gemideki yakıt, yağ, gres gibi unsurların değeri satış bedeline dahil değildir; ayrıca hesaplanır (bkz. Madde 7).

Performans garantisi: NSF 2012 preamble’ında bir garantör klozu yoktur. Taraflar genellikle SPV şirketler kullandığından, alıcı ve satıcının ana şirketlerinin garantör olarak imza atması rider klozlarla düzenlenir.

Madde 2 — Depozito (Deposit)

Depozito, sözleşmenin doğru ifasının teminatı olarak, MoA’nın imzalanması ve depozito tutucunun (Deposit Holder) hesabın açıldığını yazılı teyit etmesini izleyen üç bankacılık günü içinde, faiz getiren bir hesaba yatırılır. Standart oran %10 olmakla birlikte taraflar farklı bir oran kararlaştırabilir.

Depozitonun Hukuki Niteliği

İngiliz hukuku altında depozito, alıcının ifa iradesini gösteren ve aynı zamanda satıcı için bir teminat işlevi gören klasik bir mekanizmadır. PT Berlian Laju Tankers v. Nuse Shipping (The Aktor) [2008] EWHC 1330 (Comm) kararından sonra NSF 2012’ye eklenen netleştirme ile depozitonun satış bedelinin bir parçası olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu, alıcı temerrüde düşmediği sürece depozitonun teslimde otomatik olarak bedele mahsup edileceği anlamına gelir.

Depozitonun Yatırılmaması

Depozitonun süresinde yatırılmaması, NSF 2012 Madde 13 kapsamında alıcının temerrüdü olarak değerlendirilir. Haynes Boone’un derlediği üzere, İngiliz mahkemeleri bu durumda satıcının sözleşmeyi feshetme ve uğradığı zararı tüm masraflar ile birlikte talep etme hakkına sahip olduğunu kabul etmiştir.

Türk Hukuku Penceresi Türk hukukunda depozito, cayma akçesi (TBK m. 178) ile karıştırılmamalıdır. NSF 2012 depozitosu, ifaya yönelik bir teminat ve eş zamanlı olarak satış bedelinin parçasıdır; tek taraflı caymaya imkân veren bir mekanizma değildir. Bu noktada İngiliz hukukunun tek bir kavramla ifade ettiği yapı, Türk hukuku açısından bedelin avans niteliğindeki kısmi ödenmesi ile teminat unsurunun birleşimi olarak okunmalıdır.

Madde 3 — Bakiye Bedelin Ödenmesi (Payment)

Madde 3, alıcının kalan bedeli, Notice of Readiness’ın verildiği tarihten itibaren üç bankacılık günü içinde ve geminin teslimden geç olmamak üzere ödemesini düzenler. Ödeme, satıcının bankası nezdine SWIFT MT 103 mesajı ile gönderilir; bedelin teslim anına kadar askıda tutulması için MT 199 mesajı ile teyit edilir. Bu mekanizma, geminin fiili teslimi ile bedelin satıcıya serbest bırakılmasının eş zamanlı olarak gerçekleşmesini (simultaneous closing) sağlar.

1993 Sürümünden Farkı

NSF 1993, bedelin ödenmesi için geminin “her bakımdan teslime fiziksel olarak hazır olması” şartını arıyordu. 2012 sürümünde bu ifade kaldırılarak yerine sadece NOR’un verilmesi yeterli sayıldı. Bu değişiklik, alıcının ödeme yükümlülüğünü daha mekanik bir tetikleyiciye bağlayarak ihtilaf alanını daraltmıştır.

Pandemi ve İfa Engelleri

Hill Dickinson tarafından yapılan analizde belirtildiği üzere, NSF 2012’de mücbir sebep (force majeure) klozu bulunmamakta ve İngiliz common law’da da genel bir mücbir sebep doktrini yer almamaktadır. COVID-19 döneminde alıcıların ödeme yükümlülüğünden kaçabilmesi için ya frustration doktrini (çok dar yorumlanır) ya da sözleşmenin tek tek klozlarına başvurmaları gerekmiştir. Bu, taraflara modern müzakerelerde özel bir mücbir sebep klozu eklemeyi düşünmelerini telkin eder.

Madde 4 — Muayene (Inspection)

Madde 4, iki alternatif sunar:

(a) seçeneği: Alıcı, gemiyi sözleşme imzalanmadan önce incelemiş ve geminin sınıf kayıtlarını da gözden geçirmiştir. Sözleşme baştan kesin ve geri dönülemezdir (outright and definite).

(b) seçeneği: Sözleşme, alıcının daha sonra yapacağı muayeneye bağlıdır. Alıcı, muayeneyi tamamladıktan sonra 72 saat içinde gemiyi kabul ettiğini yazılı olarak bildirmelidir; aksi takdirde sözleşme hükümsüz sayılır ve depozito faizi ile alıcıya iade edilir.

Form, hangi seçeneğin geçersiz sayılmadığı durumda (a) seçeneğinin uygulanacağını belirtmiştir. Bu husus müzakerelerde sıkça gözden kaçırılır; tarafların hangi alternatifi seçtiğini açıkça işaretlemesi gerekir.

Önemli Bir Boşluk: Test Hakkı

Clyde & Co analizinin de işaret ettiği üzere, NSF 2012 alıcının makine ve sistemleri test etme hakkını açıkça düzenlememiştir. Buna karşılık SHIPSALE 22, alıcının gemiyi test etmesini açıkça yasaklamıştır. Pratikte alıcılar, özellikle daha önce tanımadıkları gemiler için, sözleşmeye makine ve sistem testlerine olanak tanıyan ayrı bir rider kloz ekletmektedir.

Madde 5 — Bildirimler, Teslim Yeri ve Zamanı (Notices, Time and Place of Delivery)

Belki de uygulamada en çok ihtilaf doğuran madde budur. Madde 5, üç temel kavramı düzenler:

Delivery Range (Teslim Aralığı): Geminin teslim edilebileceği coğrafi alan veya liman aralığı. Genellikle satıcı, gemiyi ticaretine en uygun rotada bir liman seçer.

Notice of Readiness (NOR): Geminin teslim için hazır olduğunu satıcının yazılı olarak bildirmesi. NSF 2012, NOR’dan önce verilmesi gereken çeşitli yaklaşım bildirimlerini (approximate notices) de düzenler.

Cancelling Date (İptal Tarihi): Geminin teslime hazır olması gereken son tarih. Bu tarihten sonra alıcı sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olur.

Cancelling Date’in Uzatılması

NSF 2012 Madde 5(c), satıcıya iptal tarihinden önce alıcıya yeni bir iptal tarihi önerme hakkı verir. Alıcı, üç bankacılık günü içinde bu yeni tarihi kabul etmek ya da sözleşmeyi feshetmek arasında seçim yapmalıdır; sessiz kalması, yeni tarihi kabul ettiği anlamına gelir.

Lila Lisbon Davası (2025): NOR Verme Yükümlülüğünün Mahiyeti

Great Asia Maritime Ltd v. Orion Shipping & Trading LLC (the Lila Lisbon) [2025] EWCA Civ 1210 davası, NSF 2012’nin yorumu bakımından bir dönüm noktasıdır. Davada Court of Appeal, satıcının iptal tarihine kadar NOR verme ve geçerli bir hukuki devri tamamlamaya hazır olma konusunda makul özen yükümlülüğü altında olduğunu açıkça ifade etmiştir. Birinci derecede Dias J, satıcının böyle bir yükümlülüğü olmadığına hükmetmişti; ancak Court of Appeal bu kararı oybirliği ile bozdu.

Önemli Karar Lila Lisbon (2025) kararı, NSF 2012 kapsamında satıcının iptal tarihine kadar gemiyi teslime hazır etme konusunda “reasonable diligence” yükümlülüğü altında olduğunu netleştirdi. Bu karar, NSF 2012’nin gerçek bir teslim taahhüdü içerdiğine dair sektörel beklentiyi resmî olarak teyit etmiştir.

Madde 6 — Sualtı Muayenesi ve Drydocking

Madde 6, alıcının teslim öncesi sualtı muayenesi (underwater inspection — UWI) yaptırma hakkını ve buna bağlı drydocking prosedürünü düzenler. Alıcı, sualtı muayenesi seçeneğini, satıcının NOR’u verme niyetini bildirdiği tarihten en az 9 gün önce kullanmak zorundadır.

Sualtı Muayenesinin Sonuçları

Eğer dümen, pervane, gemi tabanı veya yük hattı altındaki diğer kısımlarda klasını etkileyen bir hasar bulunursa: Satıcı, hasarı kendi masrafıyla, koşulsuz/tavsiyesiz şekilde gidermek zorundadır. Sualtı muayenesi masrafları ve klas sörveyörü ücretleri de satıcıya aittir.

Eğer bulunan hasar klası etkilemiyorsa: Tamir yükümlülüğü doğmaz; ancak alıcı arzu ederse pazarlık edebilir.

Drydocking gerekli ise: Teslim limanında uygun bir kuru havuz yoksa, satıcı gemiyi uygun bir havuzlama tesisinin bulunduğu limana götürür; iptal tarihi gerekli ek süre kadar (en fazla 14 gün) uzatılır.

Şart Cümlesinin Lockdown Yorumu

Hill Dickinson, pandemi döneminde Madde 6’nın “teslim limanındaki koşulların muayene için uygun olmaması” ifadesinin sadece deniz ve hava koşullarıyla sınırlı yorumlanmasının yanlış olacağını; karantina ve yerel sağlık koşullarının da bu kapsamda değerlendirilebileceğini savunmuştur. Bu yorum, sözleşmenin esnekliği bakımından önemli bir araç sunmaktadır.

Madde 7 — Yedek Parça ve Yakıt (Spares / Bunkers, etc.)

Madde 7, geminin yedek parçaları, yakıt ve yağlama yağı (Remaining on Board — ROB) gibi unsurların durumunu düzenler. Burada iki temel ilke vardır:

Yedek parçalar (spares): Geminin parçası sayılan ve gemide bulundurulan yedek parçalar, ek bir bedel ödenmeksizin geminin satışına dahildir. Karaya çıkarılmış yedekler de aynı hükme tâbidir.

Yakıt, yağ, gres ve diğer tüketim malzemeleri: Alıcı, teslim anında gemide kalan bu unsurları, taraflarca belirlenen fiyatlandırma esasıyla (genellikle piyasa fiyatı veya satıcının son alış fiyatı) ayrıca satın alır.

Hariç Tutulan Unsurlar (Excluded Items)

Kaptana ait kişisel eşyalar, mürettebatın özel eşyaları, kiralık ekipmanlar ve satıcının marka adıyla işaretlenmiş kalemler genellikle satışa dahil değildir. SHIPSALE 22’nin getirdiği yenilik, bu listenin formun ekinde ayrı bir anex olarak düzenlenmesidir; NSF 2012’de bu liste rider kloz ile düzenlenir.

Madde 8 — Belgeler (Documentation)

Madde 8, kapanış sırasında satıcı tarafından alıcıya verilecek belgelerin listesini içerir. Genel uygulama, bu listenin yetersiz bulunarak taraflarca bir addendum ile ayrıntılı bir teslim belgeleri listesinin (Delivery Documents Schedule) eklenmesidir. Anatomy of a vessel S&P transaction analizinin de altını çizdiği üzere, bu belgelerin her biri kapanış sürecinde belirli bir hukuki işlevi yerine getirir.

Tipik Kapanış Belgeleri

Bill of Sale: Mülkiyetin alıcıya geçişini gerçekleştiren senet. Genellikle bayrak devleti makamlarınca apostille veya konsolosluk onayı istenir.

Transcript of Register: Geminin sicildeki durumunu ve takyidatlarını gösterir, teslim tarihi itibarıyla güncel olmalıdır.

Class Maintenance Confirmation: Klas kuruluşunun, geminin klasını tavsiyesiz olarak sürdürdüğüne dair yazısı.

Deletion Certificate: Satıcı bayrağı sicilinden geminin silindiğini ve alıcının yeni bayrağa tescil edebileceğini gösterir.

Commercial Invoice: Gemi ve ROB için ayrı faturalar.

Protocol of Delivery and Acceptance: Teslimin tarih, saat ve konumunu kesinleştiren tutanak.

Türk Hukuku Penceresi Bayrağı Türkiye’ye geçecek bir alıcı için Bill of Sale, TTK m. 1001 anlamında “yazılı ve noterce onaylı” bir devir anlaşmasına eşdeğer olarak hazırlanmak ve gemi siciline ibraz edilmek üzere konsolosluk onayından geçirilmek zorundadır. Aksi takdirde, sicilde tescil işlemi yapılamaz.

Madde 9 — Takyidatlar (Encumbrances)

Belki de alıcı için en önemli garanti klozu budur. Madde 9, satıcının geminin teslim anında her türlü çarter sözleşmesinden, takyidattan, ipotekten ve deniz alacaklarından (maritime liens) ve diğer borçlardan ari olarak teslim edileceğini garanti eder. Ayrıca satıcı, teslimden önceki dönemde gemiye yöneltilebilecek her türlü talep karşısında alıcıyı tazmin etmeyi (indemnify) taahhüt eder.

Maritime Liens’in Sınır Aşan Niteliği

Karatzas Shipbrokers analizinin işaret ettiği gibi, bir gemi yaşamı boyunca çok sayıda yargı yetkisinde dolaşır ve farklı ülkelerde farklı tipte alacaklılar gemi üzerinde kanuni rehin hakkı kazanmış olabilir. Alıcının bu yüklerin hepsini önceden saptaması fiziksel olarak imkânsızdır. Bu nedenle Madde 9’daki indemnity klozu, alıcı için son derece kritik bir güvencedir.

İcra Yoluyla Satışlar

Geminin iflas veya icra yoluyla satışı, satıcının pasif olduğu veya iflas süreci içinde olduğu durumlarda alternatif bir mekanizma sunar. İcra yoluyla yapılan satışlarda, gemi üzerindeki tüm takyidatlar düşer ve alıcı temiz bir kayıt için sicile başvurabilir. Türk hukukunda da, 6102 sayılı TTK ve İİK hükümleri çerçevesinde icra yoluyla yapılan gemi satışları temiz mülkiyet sağlar.

Madde 10 — Vergiler vs. (Taxes, etc.)

Madde 10’un mantığı sade olsa da pratik sonuçları önemlidir: Geminin satın alınması ve alıcının bayrağına tescili ile ilgili vergi, harç ve masraflar alıcıya; satıcının siciline ilişkin terkin masrafları ise satıcıya aittir. Karatzas’ın esprili yorumuyla, “denizcilik, vergi ve eğlencenin aynı cümlede kullanılabildiği belki de tek sektördür” — zira gemi satışlarında genellikle vergi rejimi açısından elverişli bayraklar (Marshall Islands, Liberia, Panama, Malta vb.) seçilir.

Türk Tarafları İçin Vergi Boyutu

Türk hukuku açısından, gemi satışında uygulanacak vergi rejimi geminin Türk Uluslararası Gemi Siciline (TUGS — 4490 sayılı Kanun kapsamında) mı yoksa Milli Gemi Siciline mi kayıtlı olduğuna göre farklılaşır. TUGS gemilerinde önemli vergi istisnaları (gelir vergisi, KDV, damga vergisi gibi) mevcuttur. Müzakerede bu rejim farkı, kim hangi vergiyi üstlenecek sorusunun yanıtını şekillendirir.

Madde 11 — Geminin Teslim Durumu (Condition on Delivery)

Madde 11, geminin teslim anındaki durumunu üç temel kriter etrafında düzenler:

Muayene anındaki durumu ile (as she was at the time of inspection): Olağan aşınma ve yıpranma hariç.

Klasını etkileyen bir hasar olmaksızın: “Average damage affecting class” — yani tipik gövde ve makine sigortasının kapsamına giren türden klas etkileyici hasarlar olmamalıdır.

Klas sertifikaları ve diğer sertifikalar geçerli olarak: Koşulsuz ve tavsiyesiz biçimde geminin klas ve diğer ulusal sertifikalarının teslim anında yürürlükte olması beklenir.

Dalmare v. Union Maritime (The Union Power)

Bu dava, NSF 1993’ün Madde 11’inin yorumunda önemli bir kırılma yaratmıştır. İngiliz mahkemesi, NSF 1993 Madde 11’in 1979 tarihli Sale of Goods Act’ten doğan örtük tatmin edici kalite ve amaca uygunluk gerekliliklerini dışlamadığı sonucuna vardı. Bunun üzerine NSF 2012’ye Madde 18 (Entire Agreement) eklenerek bu örtük hükümlerin yasal olarak mümkün olduğu ölçüde dışlanması açıkça düzenlendi.

Geminin Niteliği ve Repudiation

Simonsen Vogt Wiig’in detaylı analizi, Madde 11 ihlalinin İngiliz hukukunda nasıl sınıflandırılacağına dikkat çeker. İngiliz hukukunda klozlar üç kategoriye ayrılır: conditions (fesih + tazminat), warranties (sadece tazminat) ve innominate/intermediate terms (ihlalin ağırlığına göre değişen sonuçlar). Madde 11’in hangi kategoriye ait olduğu net değildir; bu nedenle alıcının teslimi reddetmek için Madde 11 ihlaline dayanmak istemesi durumunda dikkatli olması, ihlalin gerçekten geminin temel niteliğini etkileyen bir kusur olduğundan emin olması gerekir.

Madde 12 — Geminin Adı ve İşaretleri (Name / Markings)

Madde 12, teslim sonrasında alıcının gemiyi kendi seçeceği isimle yeniden adlandırma ve bayrak değişikliğini yapma hakkını düzenler. Geminin satıcının markasını, logosunu ve benzeri görsel kimlik öğelerini taşımaması; alıcının teslim sonrasında bu işaretleri makul bir süre içinde değiştirmesi beklenir. Bu kloz, satıcının ticari markasının ve itibarının korunmasını sağlar.

Madde 13 — Alıcının Temerrüdü (Buyers’ Default)

Madde 13, alıcının temerrüde düşmesi hâlinde satıcının haklarını düzenler. Temerrüt senaryoları şunlardır:

Depozitonun süresinde yatırılmaması: Satıcı sözleşmeyi feshedebilir; uğradığı zararı tüm masrafları ve faiziyle birlikte talep edebilir.

Bakiye bedelin teslimde ödenmemesi: Satıcı depozitoyu kendisine serbest bıraktırarak alabilir; bu, asgari bir tazminattır. Depozito satıcının zararını karşılamıyorsa, fark için ayrıca tazminat talep edebilir. Geminin yeniden satışından elde edilen bedel ilk bedelin altında kalırsa, fark da tazmin ettirilebilir.

Teslimin alınmaması: Aynı sonuçlar uygulanır.

Madde 13’ün, Madde 14’teki “satıcının temerrüdü” yapısına simetrik biçimde tasarlandığı; Lila Lisbon kararında Court of Appeal’ın da bu simetriye vurgu yaparak satıcının da loss of bargain tazminatı ile karşı karşıya kalabileceğini değerlendirdiği belirtilmelidir.

Madde 14 — Satıcının Temerrüdü (Sellers’ Default)

Madde 14, NSF 2012’nin belki de en çok dava konusu olan klozudur ve iki paragraftan oluşur:

Madde 14[A] Satıcının, Madde 5(b)’ye uygun olarak NOR vermemesi veya iptal tarihine kadar geçerli bir hukuki devri tamamlamaya hazır olmaması hâlinde, alıcı sözleşmeyi feshetme seçeneğine sahiptir. Alıcı feshi seçtiğinde, depozito faizi ile birlikte derhal kendisine serbest bırakılır.
Madde 14[B] Satıcının iptal tarihine kadar NOR vermemesi veya geçerli bir hukuki devri tamamlamaya hazır olmaması hâlinde, eğer bu başarısızlık satıcının ispat edilmiş ihmaline (proven negligence) dayanıyorsa, satıcı alıcının zararını ve tüm masraflarını faiziyle birlikte tazmin etmek zorundadır. Bu yükümlülük, alıcının sözleşmeyi feshedip etmediğinden bağımsızdır.

Lila Lisbon Davası (2025): Loss of Bargain Tazminatı

Bu maddenin yorumu uzun süre tartışma konusu olmuştur. 2025’te Court of Appeal Lila Lisbon davasında (Great Asia Maritime Ltd v. Orion Shipping & Trading LLC) şu temel sonuçlara varmıştır:

Birinci sonuç: Satıcı, iptal tarihine kadar NOR verme ve devri tamamlama konusunda makul özen (reasonable diligence) yükümlülüğü altındadır. Bunun tersini söyleyen ilk derece kararı bozulmuştur.

İkinci sonuç: Madde 14, sadece fesih öncesinde tahakkuk eden zararları değil, pazarlık kaybı tazminatını (loss of bargain damages) da kapsar. Bu, satıcının ihmali nedeniyle iptal edilen bir sözleşmede, alıcının fesih tarihindeki piyasa fiyatı ile sözleşme fiyatı arasındaki farkı tazminat olarak alabileceği anlamına gelir.

Lila Lisbon davasında alıcılar, $1.85 milyon loss of bargain ve $1.65 milyon kullanım kaybı olmak üzere toplam $3.5 milyona yakın tazminat almıştır. Bu karar, NSF 2012 ile çalışan tüm satıcı tarafları için ciddi bir uyarı niteliğindedir; teslim hazırlıklarının özenle ve zamanında yürütülmesi artık daha açık bir hukuki yaptırıma bağlanmıştır.

Eleştirel Yorum

Twenty Essex ve Preston Turnbull’un analizleri, kararın iki katmanlı önemine dikkat çeker: bir yandan satıcının pozitif yükümlülüğünün varlığı netleşmiş, diğer yandan tazminat hesaplaması Sale of Goods Act 1979 s.51 ile parallellik kazanmıştır. Buna göre tazminat, fesih tarihindeki piyasa fiyatı ile sözleşme fiyatı arasındaki farktır.

Madde 15 — Alıcı Temsilcileri (Buyers’ Representatives)

Madde 15, alıcının teslimden önce, geminin son seferleri sırasında, kendi temsilcilerini (genellikle bir kaptan ve baş makinist) gemiye yerleştirme hakkını düzenler. Bu temsilciler, geminin işletilmesine karışmaksızın gözlemci sıfatıyla bulunurlar. Bu uygulama özellikle ikinci el kuruyüklerde, alıcının gemiye ve mürettebata aşinalık kazanması bakımından önemlidir.

Sigorta ve Sorumluluk

Madde 15, alıcı temsilcilerinin gemideyken uğrayabilecekleri zararlar ve verebilecekleri zararlar bakımından risk dağılımını açıkça belirler. Genellikle alıcı, kendi temsilcilerine yönelik veya temsilcilerinden kaynaklanan zararlardan satıcıyı tazmin eder.

Madde 16 — Komisyon (Brokerage)

Madde 16, simsarlık komisyonunun ödenmesini düzenler. Standart uygulama, komisyonun satıcı tarafından, yatırılan bedel üzerinden hesaplanarak ödenmesidir. Brokerlar genellikle %1-2 oranında komisyon alır; özel durumlarda farklı oranlar müzakere edilebilir. Tarafların simsar değiştirmesi ya da uyuşmazlık çıkması hâlinde, simsarın kendi adına dava açma hakkı bakımından İngiliz hukukunda Third Parties (Rights Against Insurers) Act gibi düzenlemeler bulunmaktadır.

Madde 17 — Bildirimler (Notices)

Madde 17, taraflar arasında yapılacak resmi bildirimlerin nasıl yapılacağını ve geçerli sayılma koşullarını düzenler. Bildirimler yazılı olmalı ve sözleşmede belirtilen iletişim adreslerine teslim, faks, e-posta veya kurye yoluyla iletilmelidir. Mondaq analizinin işaret ettiği gibi, “yazılı” teriminin tanımı Madde 17’deki bildirim mekanizmasına bağlanmamıştır; bu durum elektronik bildirimlerin geçerliliği bakımından bazı belirsizliklere yol açabilir.

Madde 18 — Hukuk Seçimi, Tahkim ve Bütünleyici Sözleşme

Madde 18, formun en stratejik klozudur ve aslında iki ayrı meseleyi içerir: (i) hukuk seçimi ve tahkim, (ii) entire agreement (bütünleyici sözleşme) klozu.

Hukuk Seçimi ve Tahkim

NSF 2012 üç alternatif sunar:

(a) İngiliz hukuku ve Londra tahkimi (LMAA Kuralları): Varsayılan seçim. Sektörde en yaygın tercih edilen alternatiftir.

(b) New York hukuku ve New York tahkimi: Amerikan tarafların tercih ettiği alternatif.

(c) Tarafların serbestçe seçebileceği bir başka hukuk ve forum.

Wikborg Rein’in NSF/NIPPONSALE karşılaştırmasında belirttiği gibi, NIPPONSALE yalnızca Tokyo tahkimi seçeneği sunarken NSF 2012’nin sunduğu seçenek çeşitliliği, formu farklı taraflar arasındaki ticari müzakerelerde daha esnek kılar.

Entire Agreement Klozu

Madde 18’in en kritik kısmı şudur: “Bu Anlaşmanın yazılı şartları, Alıcılar ile Satıcılar arasında geminin satışı ve alımına ilişkin tüm anlaşmayı oluşturur […] Bu Anlaşmaya uygulanan herhangi bir kanun veya tüzükten kaynaklanan örtük şartlar, böyle bir dışlamanın yasal olarak yapılabildiği ölçüde dışlanmıştır.”

Bu hükmün arka planında The Union Power davası vardır; orada İngiliz mahkemesi Sale of Goods Act 1979’un örtük hükümlerinin (tatmin edici kalite, amaca uygunluk) NSF 1993 Madde 11 ile dışlanmadığını tespit etmişti. NSF 2012 Madde 18, bu örtük hükümleri açıkça dışlamayı amaçlar.

Norveç Hukuku Altında Madde 18

Simonsen Vogt Wiig’in 2024 tarihli analizine göre, Norveç’te bir Alman satıcı ile Norveçli alıcı arasındaki bir uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi Madde 18’in Norveç Sale of Goods Act hükümlerini dışladığını ve satıcının ihmali tahrifat sorumluluğunu dışlayabileceğini kabul etti. Temyiz mahkemesi sonucu farklı gerekçelerle onayladı ve Yüksek Mahkeme davayı incelemeyi reddetti. Bu durum, Madde 18’in Norveç hukuku altındaki kapsamının hâlâ tam olarak netleşmediğini gösterir.

Türk Hukuku Penceresi

Türk hukukunda Madde 18’in karşılığı bütünleyici sözleşme klozu olarak değerlendirilebilir. TBK m. 27 (ahlâka aykırılık) ve TBK m. 19-20 (sözleşme serbestisi) çerçevesinde, tarafların tüketici olmadığı ticari satım niteliğindeki bir gemi satışında, böyle bir klozun büyük ölçüde geçerli sayılması beklenir. Ancak ayıba karşı tekeffülün satıcının hilesi veya ağır kusuru durumunda dışlanamayacağı (TBK m. 221) hatırda tutulmalıdır.

NSF 2012 ile SHIPSALE 22 Karşılaştırması: Pratik Bir Bakış

2022’de BIMCO tarafından yayımlanan SHIPSALE 22, NSF 2012’ye alternatif olarak tasarlanmıştır. İki form arasındaki en temel farklar şu şekilde özetlenebilir:

Yapı: SHIPSALE 22, klozları işlemin gerçek akışına göre yeniden sıralamıştır. NSF 2012 ise klasik dağılımı korur.

Test hakkı: SHIPSALE 22 alıcının makine ve sistemleri test etmesini açıkça yasaklar; NSF 2012 bu konuda sessizdir.

Sualtı muayenesi: NSF 2012 için 9 günlük bildirim süresi varken SHIPSALE 22 böyle bir süre öngörmez.

Kabul bildirim süresi: NSF 2012’de 72 saat, SHIPSALE 22’de 5 gün.

Yaptırımlar ve yolsuzlukla mücadele: SHIPSALE 22, sanctions, anti-corruption ve confidentiality klozlarını standart olarak içerir; NSF 2012’de bu klozlar genellikle rider olarak eklenir.

Garantörler: SHIPSALE 22, alıcı ve satıcı garantörleri için doğrudan kutucuk içerir; NSF 2012’de bu husus pratik müdahale ile çözülür.

Elektronik kapanış: SHIPSALE 22 elektronik kapanış toplantısı imkânı tanır; NSF 2012 fiziki kapanışı varsayar.

NSF 2012 ile Türk Hukukunun Etkileşimi

Türk taraflar NSF 2012 kullandıklarında dikkat etmeleri gereken birkaç katman vardır:

1. TTK m. 1001 Şekil Şartı

Sicile kayıtlı bir Türk gemisinin satışında NSF 2012 tek başına yeterli değildir; ayrıca TTK m. 1001’in aradığı (i) yazılı şekilde, (ii) imzaları noterce onaylı bir devir anlaşması yapılmalı ve (iii) geminin zilyetliği alıcıya geçirilmelidir. Pratikte bu, NSF 2012 metninin yanına Türkçe (veya iki dilli) bir kısa devir senedi eklenmesi ve noterde imzalanması ile sağlanır.

2. Sicile Güven İlkesi ile Çelişki

Türk hukukunda TTK m. 983’ün düzenlediği sicile güven ilkesi ile TTK m. 1001’in aradığı zilyetliğin devri arasında doktrinel bir tartışma vardır. NSF 2012 ile çalışan tarafların, fiili teslimi ve sicil tescilini eş zamanlı olarak tamamlaması, bu tartışmanın doğurabileceği belirsizliklerden korunmanın en güvenli yoludur.

3. MÖHUK Bakımından Hukuk Seçimi

Taraflar NSF 2012 üzerinden İngiliz hukukunu seçtiklerinde, MÖHUK m. 24 uyarınca bu seçim Türk yargısı önünde geçerli sayılır. Ancak Türk hukukunun emredici hükümleri (ör. ayıba karşı tekeffülde satıcının hilesinin dışlanamaması) çerçevesinde değerlendirilir. Tahkim seçildiğinde Türk mahkemelerinin müdahalesi MTK çerçevesinde son derece sınırlı kalır.

4. Türk Uluslararası Gemi Sicili (TUGS)

4490 sayılı TUGS Kanunu kapsamındaki gemiler için sözleşmede özel kayıtlar yapılması gerekebilir. TUGS rejiminin sağladığı vergi avantajları ile NSF 2012’nin Madde 10’u arasındaki uyum, alıcının vergi planlaması için kritik öneme sahiptir.

Yakın Tarihli Gelişmeler ve SALEFORM 2025

Sektörde son birkaç yıldır SALEFORM 2025 adıyla yeni bir revizyon üzerinde çalışılmaktadır. Norveç Gemi Brokerleri Birliği ile BIMCO ortak çalışmaları sonucunda yayımlanması beklenen bu yeni sürüm, NSF 2012’nin temel yapısını korurken aşağıdaki alanlarda güncellemeler içerecek:

Bankacılık ve ödeme mekanizmaları: Farklı ödeme seçenekleri, güncellenmiş escrow hükümleri ve KYC/AML süreçlerinden kaynaklanabilecek gecikmelere karşı koruyucu düzenlemeler.

Bunker ve yedek parçalar: Daha net sorumluluk dağılımı.

NOR prosedürleri ve fesih pencereleri: Lila Lisbon kararının ardından, yükümlülük standartlarının yazılı hâle getirilmesi beklenmektedir.

Yayımlanması durumunda SALEFORM 2025, NSF 2012’nin yerini kademeli olarak alacaktır; ancak NSF 2012’nin sektördeki yerleşik konumu göz önünde bulundurulduğunda, bu geçiş yıllar sürebilir.

Sonuç ve Pratik Öneriler

Norwegian Saleform 2012, gemi alım-satım piyasasının ortak dilidir. 18 maddesi, sektörün on yıllar boyunca biriktirdiği müzakere pratiklerini ve İngiliz mahkemelerinin yerleşik yorumlarını yansıtır. Ancak hiçbir standart form mükemmel değildir; uygulamada hemen her sözleşme rider klozlarla genişletilir, özelleştirilir ve tarafların somut ihtiyaçlarına uyarlanır.

Türk taraflar bakımından NSF 2012’nin kullanımı, Türk hukukunun emredici hükümleri ile uyumlu hâle getirildiği ölçüde son derece etkilidir. Özellikle TTK m. 1001’in şekil şartları, vergi rejimi (TUGS), bayrak değişikliği ve sicil tescili gibi konuların Türk hukuku perspektifinden ayrıca düzenlenmesi gerekir. Lila Lisbon (2025) gibi yeni içtihatlar ışığında satıcıların yükümlülükleri daha berrak hâle gelmiş; alıcıların ise tazminat hakları genişlemiştir.

Pratik öneriler şöyle özetlenebilir: (i) Müzakerelere her zaman bir uzman deniz hukuku müşaviri ile başlayın; (ii) recap aşamasında subjects (ön şartlar) ile bağlayıcılığı kontrollü tutun; (iii) deposit holder ve hesap koşullarını netleştirin; (iv) muayene hakkının kapsamını — özellikle test yapma yetkisini — açıkça düzenleyin; (v) cancelling date için makul bir tampon bırakın ve uzatma mekanizmasını anlaşılır kılın; (vi) takyidat garantisini ve indemnity süresini somutlaştırın; (vii) ROB fiyatlandırma esasını ve excluded items listesini eklerde belirleyin; (viii) Madde 14 ışığında satıcıların yükümlülüklerini ve makul özen standartlarını gözden geçirin; (ix) hukuk seçimi ve tahkim için stratejik tercih yapın; ve (x) entire agreement klozunun kapsamını ve Türk hukukundaki yansımalarını ayrıca müzakere edin.

Sonuç olarak, NSF 2012 ile çalışmak yalnızca bir form doldurma egzersizi değil; sektörel pratiği, içtihatları ve müzakere sanatını bir araya getiren stratejik bir süreçtir. Bu sürecin başarısı, formu “madde madde” okuyup anlamaktan, ardından her bir maddeyi tarafın somut çıkarına uygun şekilde yeniden yorumlamaktan geçer.