1. Hizmetlerin Hukuki Niteliği ve Deniz Alacağı Tanımı 

Yargı kararları uyarınca; geminin bağlama, koruma, bakım, onarım ve liman hizmetleri (iskele kirası, elektrik temini, iş güvenliği personeli, yangın önleme, palamar, römorkaj, pilotaj, atık alım vb.) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1352. maddesi kapsamında “Deniz Alacağı” olarak kabul edilmektedir.

TTK 1352/1-l bendi: Geminin işletilmesi, yönetimi, korunması ve bakımı için sağlanan eşya, malzeme, kumanya, yakıt, teçhizat ve bu amaçla verilen hizmetler deniz alacağıdır.

TTK 1352/1-n bendi: Liman, kanal, dok, iskele ve rıhtım, diğer su yolları ile karantina için ödenecek resimler ve diğer paralar deniz alacağı sayılmaktadır.

Sözleşme Niteliği: Bağlama sözleşmeleri, yargı kararlarında “saklama sözleşmesi” niteliğinde olup geminin korunması için verilen bir hizmet olarak değerlendirilmektedir.

2. Alacağın Tahsili İçin Başvurulabilecek Hukuki Yollar ve Davalar 

Alacaklılar, söz konusu hizmet bedellerini tahsil etmek için aşağıdaki hukuki yollara başvurabilirler:

İhtiyati Haciz (TTK 1353): Deniz alacaklarının teminat altına alınması için geminin ihtiyati haczine karar verilebilir. Bu talep için TTK 1363 uyarınca 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında teminat verilmesi zorunludur.

İlamsız İcra Takibi ve İtirazın İptali Davası: Alacaklılar, icra müdürlükleri aracılığıyla ilamsız takip başlatabilir. Borçlunun itirazı halinde, İcra ve İflas Kanunu (İİK) 67. maddesi uyarınca “İtirazın İptali” davası açılmaktadır.

Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip: Bazı durumlarda alacağın gemi alacağı hakkı (kanuni rehin) vermesi nedeniyle bu takip yolu da kullanılmaktadır. Ancak TTK 1259 uyarınca rehin hakkının 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu unutulmamalıdır.

Sıra Cetveline İtiraz Davası: Geminin satılması durumunda, alacağın önceliğini korumak adına düzenlenen sıra cetveline karşı dava açılabilir.

3. İspat Yöntemleri ve Deliller 

Deniz alacaklarının ispatında, özellikle ihtiyati haciz aşamasında “yaklaşık ispat” kuralı geçerlidir (TTK 1362). Tam ispat aranmaz; mahkemeye alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat getirecek delillerin sunulması yeterlidir.

Kabul Edilen Temel Deliller:

Yazılı Sözleşmeler ve E-postalar: Taraflar arasındaki hizmetin kapsamını ve günlük ücretleri (örneğin günlük iskele kirası) belirleyen e-posta yazışmaları ve sözleşmeler bağlayıcı delil kabul edilmektedir.

Faturalar ve Ticari Defterler: E-arşiv faturaları, cari hesap ekstreleri ve usulüne uygun tutulmuş ticari defterler (sahibi lehine delil niteliğinde) ispat vasıtasıdır.

Gemi Kayıtları ve İmzalı Belgeler: Gemi kaptanının imzasını ve mührünü taşıyan iş listeleri, proforma faturalar, teslim tutanakları, gemi jurnal kayıtları ve marina giriş-çıkış çizelgeleri.

Resmi Kurum Kayıtları: Liman Başkanlığı’ndan alınan geminin limanda kaldığı süreyi gösteren kayıtlar.

Bilirkişi İncelemesi: Hizmetin zorunluluğu, emsal bedelleri ve hesaplamalar için mahkemece alınan bilirkişi raporları.

Tanık Beyanları: Hizmetin fiilen verildiğine dair tanık anlatımları.

4. Görevli Mahkeme Yargı kararlarında istikrarlı bir şekilde, bağlama, koruma ve liman hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların TTK’nın 5. kitabında düzenlenen deniz ticaretine ilişkin hükümler kapsamında olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle, bu davalarda Denizcilik İhtisas Mahkemeleri (bulunmayan yerlerde bu sıfatla Asliye Ticaret Mahkemeleri) görevlidir. İstanbul özelinde İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli merci olarak işaret edilmektedir.

5. İkincil Kaynaklardan Edinilen Ek Bağlam İkincil kaynak niteliğindeki kararlar (İstanbul 14. ATM, İstanbul Anadolu 5. ATM, İstanbul 2. ATM vb.) şu ek hususları vurgulamaktadır:

Yat bağlama sözleşmelerinin erken feshi durumunda peşin ödenen bedelin iadesi talepleri de deniz alacağı kapsamında değerlendirilerek Deniz İhtisas Mahkemeleri’ne yönlendirilmektedir.

Gemiye sağlanan yakıt, yedek parça tedariki ve gümrük müşavirliği gibi hizmetler de TTK 1352/1-l uyarınca geminin işletilmesi ve korunması kapsamında deniz alacağı sayılmakta; bu alacakların tahsilinde de fatura, sevk irsaliyesi ve teslim listeleri temel ispat araçları olarak kullanılmaktadır. Bir yazı önerisi.

Donatanın, kiracının aldığı hizmetlerden (tamirat, akaryakıt vb.) müteselsil sorumlu olabileceği, ancak bu durumda hizmetin doğrudan ilgili gemiye verildiğinin somut delillerle (gemi kaşeli irsaliyeler vb.) ispatlanması gerektiği belirtilmektedir.

Marina, iskele ve liman hizmetleri gerçekten “deniz alacağı” sayılır mı?

Evet. Yargı kararları istikrarlı şekilde; iskele kirası, bağlama, elektrik, su, palamar, römorkaj, pilotaj, yangın önleme, iş güvenliği ve atık alım hizmetlerini Türk Ticaret Kanunu’nun 1352. maddesi kapsamında deniz alacağı olarak kabul etmektedir.
Özellikle TTK 1352/1-l ve 1352/1-n bentleri, bu hizmetlerin geminin işletilmesi ve korunması için zorunlu olduğunu açıkça ortaya koyar.

Bağlama sözleşmesi basit bir kira mı, yoksa daha güçlü bir hak mı doğurur?

Bağlama ve marina sözleşmeleri, yargı içtihatlarında çoğunlukla saklama sözleşmesi niteliğinde kabul edilir.
Bu nitelendirme önemlidir; çünkü hizmet yalnızca yer tahsisi değil, geminin fiilen korunmasını da kapsar. Bu nedenle doğan alacaklar, sıradan kira alacaklarından farklı olarak deniz ticareti hukuku rejimine tabidir.

Gemi limandayken hangi hukuki yol en hızlı sonuç verir?

En etkili yol, ihtiyati hacizdir.
TTK 1353 uyarınca deniz alacakları için gemi üzerine ihtiyati haciz konulabilir. Bu sayede geminin seferden men edilmesi sağlanır ve alacak fiilen güvence altına alınır.
Bu aşamada alacaklının 10.000 SDR teminat yatırması zorunludur (TTK 1363).

İcra takibi açmak yeterli olur mu, yoksa dava şart mı?

Uygulamada genellikle iki aşamalı yol izlenir:
Önce ilamsız icra takibi başlatılır
Borçlu itiraz ederse → İtirazın iptali davası açılır
Bu davalar, Denizcilik İhtisas Mahkemelerinde görülür. Yanlış mahkemede açılan davalar, alacağın haklılığına bakılmadan görevsizlik nedeniyle reddedilir.

Bu tür alacaklarda mahkeme hangi delilleri yeterli görüyor?

İhtiyati haciz ve dava aşamasında tam ispat değil, yaklaşık ispat yeterlidir. Uygulamada kabul gören başlıca deliller şunlardır:
Yazılı sözleşmeler ve e-posta yazışmaları
E-arşiv faturalar ve cari hesap dökümleri
Kaptan imzalı iş listeleri ve gemi kaşeli belgeler
Liman Başkanlığı kayıtları (geminin limanda kaldığı süre)
Marina giriş–çıkış çizelgeleri
Bilirkişi raporları
Bu belgelerle alacağın varlığı mahkemede kanaat oluşturacak düzeyde ortaya konulabilir.

Neden Bu Tür Alacaklarda Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Liman, marina ve bağlama hizmetlerinden doğan alacaklar teoride güçlü, ancak pratikte en sık kaybedilen deniz alacakları arasındadır. Bunun nedeni çoğu zaman alacağın haklılığı değil, usul hatalarıdır.

Uygulamada sık yapılan hatalar:

Yanlış borçluya (acenteye) yönelme

Yanlış mahkemede dava açılması

Gemi limandayken haciz fırsatının kaçırılması

Rehin hakkı ile deniz alacağı kavramlarının karıştırılması

SDR teminat sürecinin eksik veya geç işletilmesi

Özellikle İstanbul limanları, Tuzla Tersanesi, marinalar ve transit limanlarda gemilerin kısa sürede hareket etmesi, bu alacakları zamanla yarışılan dosyalar hâline getirir. Bu nedenle liman, marina ve gemi bağlama alacaklarında; deniz ticareti pratiğini bilen, ihtiyati haczi doğru kurgulayan ve Denizcilik İhtisas Mahkemeleri uygulamasına hâkim bir hukukçu ile ilerlemek kritik önemdedir. İstanbul merkezli deniz ticareti uyuşmazlıklarında 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, bağlama, marina ve liman hizmetlerinden doğan alacakların hızlı haciz, doğru mahkeme ve etkin tahsil stratejileriyle takibini yürütmektedir.