Riskli yapıda tahliye ve yıkım kararı maliklere nasıl tebliğ edilir? Ek-7 tutanağı, e-Devlet bildirimi, muhtarlık ilanı ve tebliğ tarihinin hesabı.

Tahliye ve yıkım sürecinde en çok gözden kaçan, ama en belirleyici konulardan biri tebligattır. Çünkü yıkım için tanınan süreler ve hak sahiplerinin başvuru hakları, tebligatın gerçekleştiği tarihe bağlı olarak işlemeye başlar. Bu yazıda tahliye ve yıkım kararının nasıl tebliğ edildiğini ve ne zaman gerçekleşmiş sayıldığını ele alıyoruz.

Tebligat Hangi Belgeyle Yapılır?

Tahliye ve yıkım tebligatı, mevzuatta belirlenen tutanaklarla yapılır. Kanun kapsamındaki yapıların tahliyesine ve yıktırılmasına ilişkin olarak ayni ve şahsi hak sahiplerine yapılacak tebligat; riskli yapılarda Ek-7/A’da, riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında ise Ek-7/B’de yer alan tutanağın düzenlenerek yapıya asılması, maliklere e-Devlet Kapısı üzerinden bildirilmesi ve ilgili muhtarlıkta on beş gün süre ile ilan edilmesi suretiyle yapılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2). Ayrıca tahliyesi istenilen yapılar, Başkanlığın internet sayfasında on beş gün süre ile ilan edilir.

Üç Kanaldan Birlikte Bildirim

Görüldüğü gibi tebligat tek bir kanaldan değil, birden çok yoldan birlikte yürür: tutanağın yapıya asılması, e-Devlet üzerinden bildirim ve muhtarlıkta on beş günlük ilan (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2). Bu çoklu bildirim, hak sahiplerinin karardan haberdar olmasını güvence altına almak için öngörülmüştür. Kanun da aynı tebligat usulünü düzenlemektedir (6306 sayılı Kanun m. 5/5).

Tebliğ Ne Zaman Gerçekleşmiş Sayılır?

Sürelerin başlangıcı bakımından kritik kural şudur: Tahliye ve yıktırmaya ilişkin işlem, muhtarlıkta yapılan ilanın son günü ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ edilmiş sayılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2; 6306 sayılı Kanun m. 5/5). Yani tebliğ, tutanağın asıldığı gün değil, muhtarlıktaki on beş günlük ilanın son gününde gerçekleşmiş kabul edilir. Yıkım için tanınan doksan günlük süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle muhtarlık ilanının başlangıç ve bitiş tarihlerinin doğru belirlenmesi büyük önem taşır.

Tebligat Sonrası Süreç ve Haklar

Tebligatın tamamlanmasıyla birlikte hem yıkım süresi hem de hak sahiplerinin bazı hakları işlemeye başlar. Bu aşamada malikler, yıkım veya güçlendirme kararını değerlendirmeli; ayrıca yeniden yapım sürecinde ortaya çıkabilecek metrekare farkları gibi konuları da göz önünde bulundurmalıdır. Dönüşüm sonrası bağımsız bölüm alanının değişmesi halinde doğabilecek haklar için kentsel dönüşümde metrekare azalırsa tazminat yazısı incelenebilir. Tebligat ve süre takibi, sonraki tüm aşamaların sağlıklı yürümesinin temelidir. Mevzuatın güncel metni için Mevzuat Bilgi Sistemi takip edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Tahliye ve yıkım kararı nasıl tebliğ edilir? Ek-7/A veya Ek-7/B tutanağı yapıya asılır, maliklere e-Devlet’ten bildirilir ve muhtarlıkta on beş gün ilan edilir (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2).

Tebliğ ne zaman gerçekleşmiş sayılır? Muhtarlıkta yapılan ilanın son günü tebliğ edilmiş sayılır (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2; 6306 sayılı Kanun m. 5/5).

Yıkım süresi ne zaman başlar? Doksan günlük yıkım süresi, muhtarlık ilanının son günündeki tebliğden itibaren işler (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2 ve 8/3-a).

Kiracılara ayrı tebligat yapılır mı? Tebligat, tutanağın asılması, e-Devlet ve muhtarlık ilanıyla yapılır; malikin, yapıyı kullanan kiracı ve hak sahiplerine bildirim yapması da beklenir (Uygulama Yönetmeliği m. 8/2).

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi, yıkım süresinin ve hak sahiplerinin başvuru sürelerinin doğru hesaplanmasını sağlar. Usulsüz bir tebligat veya yanlış hesaplanan bir süre, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir. Kentsel dönüşüm; idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve sözleşme hukukunun kesiştiği, tek bir usul hatasının dahi büyük hak kayıplarına yol açabildiği çok katmanlı bir süreçtir. Bu nedenle tebligat ve süre takibinin alanında uzman bir avukatla yürütülmesi büyük önem taşır.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu  olarak Türkiye genelinde ve kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı İstanbul başta olmak üzere; İstanbul’un öncelikli dönüşüm ilçeleri Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy, Sancaktepe ve Küçükçekmece ile Kocaeli’nin Gebze ve Darıca bölgelerinde hizmet veriyoruz. İstanbul kentsel dönüşüm avukatı ve Tuzla kentsel dönüşüm avukatı olarak tahliye ve yıkım süreçlerinde hak sahiplerine hukuki destek sunuyoruz.