Protokolde “başkaca maddi talebim yoktur” yazıyorsa mal paylaşımı davası açılamaz mı?

Her zaman hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bu tür genel ve soyut ifadeler, kural olarak katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payı alacaklarını kapsamaz. Mal paylaşımının geçerli sayılabilmesi için protokolde malvarlıklarının tek tek sayılması veya bu alacaklardan açıkça ve teknik ifadelerle feragat edilmesi gerekir.

Anlaşmalı boşanma duruşmasında mali taleplerden vazgeçmek bağlayıcı olur mu?

Evet, ancak belirli şartlarla. Duruşma tutanağına geçen ve imzayla doğrulanan açık beyanlar mahkeme içi ikrar niteliğindedir ve bağlayıcıdır. Eğer taraf “katılma alacağı, katkı payı ve mal rejiminden doğan taleplerim yoktur” şeklinde açık beyanda bulunmuşsa, sonradan açılacak davalar dürüstlük kuralına aykırı kabul edilerek reddedilebilir.

1. Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımının Hukuki Niteliği ve Usulü

Yargıtay kararlarına göre, anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi), boşanmanın fer’î (eki) niteliğinde bir konu değildir. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için tarafların mal rejimi konusunda anlaşmış olmaları zorunlu bir unsur değildir. Eşler, mal rejiminin tasfiyesini boşanma süreciyle birlikte yapabilecekleri gibi, bu haklarını zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava konusu da yapabilirler (Yargıtay HGK-2019/335, 8. HD-2016/16216 ).

Ancak taraflar mal paylaşımı konusunda bir mutabakata varmışlarsa, bu anlaşmanın geçerli olabilmesi için şu usuli şartlar aranmaktadır:

Protokol ve Onay: Mal paylaşımına ilişkin hükümlerin boşanma protokolünde yer alması veya duruşma tutanağına imzalı beyan olarak geçirilmesi gerekir. Bu anlaşmanın hakim tarafından uygun bulunarak onaylanması ve hüküm fıkrasına geçirilmesi bağlayıcılık için esastır (Yargıtay 2. HD-2023/1061 K, 8. HD-2014/9610 K).

Hakim Müdahalesi: Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde boşanmaya ve tasfiyeye hükmedilir (Yargıtay 2. HD-2013/26214 K).

2. Mal Paylaşımında Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Hususlar

Yargıtay, mal paylaşımı anlaşmalarının geçerliliği ve sonradan dava açılmasını engellemesi için belirli kriterler aramaktadır:

Açıklık ve Belirlilik İlkesi: Anlaşma metni “hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta” olmalıdır. Soyut, muğlak, her anlama gelebilen veya müphem ifadeler (örneğin; “başkaca maddi talebim yoktur”) mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Tasfiyeye konu olan taşınmaz, araç, şirket hissesi veya ziynet eşyası gibi unsurların “tek tek ve ismen” sayılması gerekmektedir (Yargıtay HGK-2019/335 K, 8. HD-2012/3587, 8. HD-2013/827 ).

Şarta Bağlı Olmama: Mal paylaşımına ilişkin feragat veya kabuller koşula bağlı yapılamaz. Örneğin, bir taşınmazın bedelinin ödenmesinin emeklilik gibi bir şarta bağlanması, uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirmediği için geçersiz kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD-2013/26214 ).

İrade Sakatlığı ve Hile: Protokolün serbest iradeyle imzalanmış olması gerekir. Aldatma (hile), korkutma veya yanılma gibi irade fesadı hallerinin ispatlanması durumunda protokol geçersiz sayılabilir. Ancak ağır depresyon tedavisi gibi durumlar tek başına irade fesadı için yeterli görülmemiştir (Yargıtay 2. HD-2023/1061 , 2. HD-2022/10165 K).

Dürüstlük Kuralı: Protokolde mal rejimini tasfiye ettiğini beyan eden ve bu beyanı mahkemece onaylanan tarafın, sonradan aynı konuda dava açması “dürüstlük kuralına aykırılık” ve “hakkın kötüye kullanılması” olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 2. HD-2023/2541, 2. HD-2022/10165.

3. Mali Taleplerden Vazgeçmenin (Feragat) Geçerliliği

Mali taleplerden vazgeçme, belirli şartlar altında kesin hüküm teşkil eder ve bağlayıcıdır:

Mahkeme İçi İkrar: Tarafların duruşmada “katkı payı, katılma alacağı ve mal paylaşımı talebimiz yoktur” şeklindeki imzalı beyanları mahkeme içi ikrar niteliğindedir ve tarafları bağlar (Yargıtay 2. HD-2022/10165, 2. HD-2023/4621).

Kapsam Sınırlaması: “Maddi ve manevi tazminat talebim yoktur” şeklindeki genel ifadeler kural olarak sadece boşanmanın fer’îlerini kapsar; mal rejiminden kaynaklanan (katılma alacağı, değer artış payı) hakları kapsamaz. Mal rejiminden feragat için “katkı payı, katılma alacağı veya mal rejiminden kaynaklı haklar” ibarelerinin açıkça geçmesi şarttır (Yargıtay 8. HD-2013/827, 2. HD-2023/1441).

Doğmayan Haktan Feragat: Bazı kararlarda “doğmayan haktan feragat olmaz” ilkesi uyarınca, boşanma kesinleşmeden önce henüz doğmamış olan katılma alacağından peşinen vazgeçilemeyeceği belirtilse de; protokolün mahkemece onaylanması ve kesinleşmesi durumunda bu feragatlerin geçerli olduğu ve dava hakkını sona erdirdiği baskın görüş olarak uygulanmaktadır (Yargıtay 8. HD-2013/9389 K, 2. HD-2022/9474 K).

Ziynet Eşyaları: Protokolde ziynet eşyalarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmaması veya “ziynet konusunda karar verilmesine yer olmadığına” dair muğlak hükümler kurulması, sonradan ziynet alacağı davası açılmasına engel teşkil etmeyebilir (Yargıtay 2. HD-2024/8560

4. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi veya özel durumlar olarak yer almakta olup ikincil kaynak niteliğindedir:

Boşanma Sonrası Mutabakatlar: Boşanma kesinleştikten sonra noter huzurunda yapılan “Boşanma Sonrası Mutabakatı” gibi sözleşmeler, mal rejimi tasfiyesi açısından bağlayıcı kabul edilmektedir. Ancak bu tür belgelerde yer alan genel feragatlerin, çeyiz senedi gibi özel alacakları kapsayıp kapsamadığı mahkemece detaylıca incelenmelidir (Yargıtay 2. HD-2021/5390).

Ticari Varlıklar ve Şirket Hisseleri: Boşanma protokolündeki genel mal rejimi feragatleri, şirket hisselerinin devri veya ticari kâr payı alacaklarını her zaman otomatik olarak kapsamayabilir. Özellikle hisse devirlerinin noter onaylı yazılı sözleşme (TTK m.520) gibi şekil şartlarına uygun yapılması gerektiği, aksi halde protokolün bu kısımlarının geçersiz sayılabileceği vurgulanmaktadır (İstanbul 10. ATM-2022/47, İstanbul Anadolu 4. ATM-2023/219).

Sonuç olarak; anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılacaksa, tüm taşınır ve taşınmaz varlıkların protokolde tek tek belirtilmesi, “mal rejimi tasfiyesi, katkı payı ve katılma alacağı” kavramlarının açıkça kullanılarak feragat edilmesi ve bu protokolün mahkeme hükmüne esas alınması, tarafların hukuki güvenliği açısından elzemdir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Anlaşmalı boşanma, uygulamada en çok hak kaybı yaşanan boşanma türlerinden biridir. Özellikle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken yapılan küçük bir hata, yıllar sonra geri dönülmesi mümkün olmayan mal paylaşımı kayıplarına yol açabilmektedir.

Bir Cümlelik Hata, Yıllarca Sürecek Davalara Yol Açabilir

Yargıtay kararları incelendiğinde, tarafların “anlaştıklarını” düşündükleri birçok dosyada, protokolün belirsiz, eksik veya teknik olarak hatalı olması nedeniyle mal rejimi davalarının ya reddedildiği ya da yıllar sonra yeniden açıldığı görülmektedir. “Birbirimizden mal talebimiz yoktur”, “Maddi haklardan feragat edilmiştir” gibi ifadeler, sanıldığı gibi her zaman koruyucu değildir.

Mal Paylaşımı Teknik Bir Hukuk Alanıdır

Mal paylaşımı;

katılma alacağı,

katkı payı,

değer artış payı,

şirket hisseleri,

ziynet eşyaları gibi teknik ve ayrı ayrı düzenlenmesi gereken hakları içerir. Bu kavramlar protokolde açıkça yer almadığında, ciddi hak kayıpları ortaya çıkabilir.

Yerel Mahkeme Uygulaması Büyük Önem Taşır

Özellikle İstanbul, Tuzla, Kartal, Pendik, Tepeören, Gebze ve Çayırova bölgelerinde görülen anlaşmalı boşanma dosyalarında;

Hakimlerin protokol denetim hassasiyeti,

Duruşma beyanlarının bağlayıcılığı,

Mal paylaşımı feragatlerinin yorumu uygulamada farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle Tuzla boşanma avukatı ve İstanbul boşanma avukatı olarak bölge pratiğine hâkim bir hukukçuyla sürecin yürütülmesi kritik önem taşır.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi ile Güvenli Süreç

2M Hukuk Avukatlık Ofisi, anlaşmalı boşanma ve mal paylaşımı alanında;

Yargıtay içtihatlarına uygun

Belirsizlik içermeyen,

Sonradan dava riskini en aza indiren hukuken sağlam anlaşmalı boşanma protokolleri hazırlayarak müvekkillerinin hak kaybı yaşamasının önüne geçmektedir. Anlaşmalı boşanma hızlı olabilir;
ancak yanlış hazırlanmış bir protokol, yıllar sürecek yeni davaların başlangıcı olabilir.