1. İşe İade Davası Açma Süresi ve Başlangıcı

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, iş sözleşmesi feshedilen işçinin, feshin geçersizliği ve işe iade istemiyle dava açabilmesi için belirlenen yasal süre bir aydır. Yargıtay kararlarında bu sürenin başlangıcına ilişkin şu esaslar belirlenmiştir:

Fesih Bildiriminin Tebliği: Süre, fesih bildiriminin işçiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Bu tarih, belgenin düzenlenme tarihi değil, işçiye fiilen ulaştığı veya tebliğ edildiği tarihtir.

Eylemli Fesih: İşverenin yazılı bir bildirim yapmaksızın iş sözleşmesini eylemli olarak sonlandırması halinde, bir aylık süre feshin yapıldığı tarihten itibaren işler.

Önel Verilerek Fesih: İş sözleşmesinin ihbar öneli verilerek feshedilmesi durumunda, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini işçiye tebliğ ettiği tarihte başlar.

Arabuluculuk Süreci: Anayasa Mahkemesi ve ilgili yargı kararlarında belirtildiği üzere, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.

2. İşe İade Davası Süresinin Hukuki Niteliği

Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, işe iade davası açmak için öngörülen bir aylık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu niteliği gereği: Sürenin geçip geçmediği mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Bu süre bir dava şartı olup, taraflar ileri sürmese dahi hakim tarafından gözetilmesi zorunludur.

3. İşe İade Dava Süresinin Kaçırılmasının Sonuçları

İşe iade davası açma süresinin (bir ay) veya arabuluculuk sonrası dava açma süresinin (iki hafta) geçirilmesi halinde aşağıdaki hukuki sonuçlar doğmaktadır:

Davanın Reddi: Süre geçtikten sonra açılan davalar, mahkemece işin esasına girilmeksizin, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddedilir.

Dava Hakkının Kaybı: Hak düşürücü sürenin dolmasıyla birlikte işçinin feshin geçersizliğini iddia etme ve işe iade talep etme hakkı ortadan kalkar. Yargıtay, süresinde açılmayan davalarda yerel mahkemelerin verdiği kabul kararlarını, sürenin hak düşürücü olması nedeniyle bozmakta ve davanın reddine hükmetmektedir.

4. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

İkincil kaynak olarak değerlendirilen yargı kararlarında, işe iade davası sonuçlandıktan sonraki sürece ilişkin şu ek bilgiler yer almaktadır:

İşverene Başvuru Süresi: Kesinleşen işe iade kararının işçiye tebliğinden itibaren on iş günü içinde işçinin işe başlamak için işverene başvurması zorunludur. Bu süre de hak düşürücü niteliktedir.

Başvuru Süresinin Kaçırılması: Eğer işçi kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde başvuruda bulunmazsa, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bu durumda işçi, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti haklarını kaybeder; yalnızca şartları varsa ihbar ve kıdem tazminatı talep edebilir.

Tebligatın Önemi: On iş günlük başvuru süresi, kararın kesinleşmesinden değil, kesinleşmiş kararın işçiye usulüne uygun tebliğinden itibaren başlar. İşçinin kararı haricen öğrenmesi süreyi başlatmaz.

Sonuç olarak; işe iade davasının fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde açılması zorunlu olup, bu sürenin kaçırılması davanın usulden reddine yol açan kesin bir hak kaybı nedenidir. Bir yazı önerisi.

İşe iade davası açma süresi kaç gündür?

İş sözleşmesinin fesih bildiriminin işçiye tebliğinden itibaren işe iade davası açma süresi 1 aydır.

Arabuluculuk sonrası işe iade davası süresi ne kadardır?

Arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde dava açılmalıdır.

İşe iade davası süresi kaçırılırsa ne olur?

Bu süre hak düşürücü nitelikte olup kaçırılması hâlinde dava usulden reddedilir ve işe iade hakkı tamamen kaybedilir.

İşe İade Davalarında Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

İşe iade davaları, 4857 sayılı İş Kanunu’nda öngörülen kısa ve hak düşürücü süreler nedeniyle, uygulamada en sık hak kaybı yaşanan dava türlerinden biridir. Özellikle fesih bildiriminin tebliğ tarihi, eylemli fesih halleri, ihbar öneli verilen fesihler ve arabuluculuk süreci sonrasında dava açma süresinin doğru hesaplanamaması, işçinin dava hakkını tamamen kaybetmesine yol açabilmektedir.

Yargıtay içtihatları uyarınca işe iade davası açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. Bu nedenle sürenin kaçırılması, davanın esasına girilmeksizin reddi sonucunu doğurur. Ayrıca arabuluculuk sonrasında açılacak davalarda iki haftalık dava süresi, kesinleşen işe iade kararından sonra ise on iş günlük işverene başvuru süresi gibi ayrı ve bağımsız süreler bulunmaktadır. Bu sürelerin her biri farklı başlangıç anlarına sahip olup, yanlış yorumlanmaları ciddi hak kayıplarına neden olmaktadır.

Uzman bir iş hukuku avukatı; fesih türünün doğru tespit edilmesi, sürelerin hatasız hesaplanması, arabuluculuk sürecinin usule uygun yürütülmesi ve dava stratejisinin Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde belirlenmesi bakımından kritik rol oynar. Ayrıca dava sonrasında işe başvuru süreci ve işe başlatmama tazminatı gibi hakların korunması da profesyonel hukuki takip gerektirir.

Sonuç olarak, işe iade davaları yalnızca dava açmakla sınırlı olmayıp, sürelere sıkı sıkıya bağlı çok aşamalı bir hukuki süreçtir. Bu nedenle işe iade hakkının kaybedilmemesi ve sürecin doğru şekilde yönetilmesi için uzman avukat desteği almak, hukuki güvenliğin vazgeçilmez bir unsurudur.