
1. Kişisel Verileri Ele Geçirme, Başkasına Verme veya Yayma Suçunun Tanımı ve Unsurları
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu; kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi şeklinde tanımlanmıştır. Suç, seçimlik hareketli bir yapıya sahip olup bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesiyle tamamlanır.
A. Maddi Unsurlar ve Suçun Konusu
Kişisel Veri Kavramı: Yargıtay içtihatlarında kişisel veri; gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgi olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda; T.C. kimlik numarası, ad-soyad, doğum yeri/tarihi, anne-baba adı gibi nüfus bilgileri; telefon numarası, e-posta adresi, yerleşim yeri, adli sicil kaydı, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, parmak izi, DNA, kan grubu gibi biyolojik örnekler; cinsel ve ahlaki eğilim, sağlık bilgileri, etnik köken, siyasi ve dini görüşler kişisel veri niteliğindedir.
Kişisel Verinin Korunma Şartı: Suçun oluşabilmesi için verilerin “kaydedilmiş halde” bulunması ve bu haliyle verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi gerekir. Henüz kaydedilmemiş verilerin öğrenilmesi veya hafızada tutulan bilgilerin açıklanması bu suç kapsamında değil, TCK 134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamında değerlendirilebilir.
Seçimlik Hareketler:
Verme: Veriyi bir başkasına iletmek, eriştirmek.
Yayma: Veriyi birçok kimseye duyurmak, internet veya sosyal medya gibi mecralarda yayınlamak.
Ele Geçirme: Başkasının hakimiyeti altındaki veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almak (fiziki olarak belgenin alınması veya dijital olarak başka bir nesneye aktarılması).
B. Manevi Unsur
Suçun manevi unsuru genel kasttır. Failin, mağdura ait kişisel verileri hukuka aykırı olarak verdiğini, yaydığını veya ele geçirdiğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi yeterlidir; özel bir saik aranmaz.
C. Hukuka Aykırılık Unsuru
Eylemin suç oluşturması için “hukuka aykırı” olması şarttır. İlgilinin rızası, kanun hükmünü yerine getirme veya hakkın kullanılması gibi hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı suçun oluşmasını engeller.
2. Yargılamada En Çok Rastlanan Bozma Nedenleri ve İçtihat Analizi
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde, bu suç tipinde en sık karşılaşılan bozma nedenleri şu başlıklar altında toplanmaktadır:
I. Suç Vasfında Yanılgıya Düşülmesi
Yargılamalarda eylemin TCK 136 yerine başka suç tipleri kapsamında kalmasına rağmen hatalı nitelendirme yapılması en yaygın bozma nedenidir.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134) Ayrımı: Kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin rıza dışı ifşası TCK 134/2 kapsamında kalır ve TCK 136 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez. Ayrıca, verilerin kaydedilmeden sadece öğrenilmesi de TCK 134/1 kapsamındadır. (Yargıtay 12. CD-2019/12886K, 2012/25521)
Bilişim Sistemine Girme (TCK 243) Ayrımı: Sanığın sadece bilişim sistemine girip orada kalması, verileri ele geçirme veya yayma kastı ispatlanamadığı sürece TCK 243/1 suçunu oluşturur. (Yargıtay 12. CD-2013/15369K)
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi (TCK 135) Ayrımı: Verilerin sadece kaydedilmesi ile bunların başkasına verilmesi/ele geçirilmesi farklı suçlardır. Örneğin, birinin numarasını kendi telefonundan arayarak ele geçirmek TCK 136’dır, TCK 135 değildir. (Yargıtay 8. CD-2020/5899K)
Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Hırsızlık (TCK 142/2-e): Kimlik bilgilerinin kullanılarak banka hesabından para aktarılması eylemi TCK 136 değil, bilişim yoluyla hırsızlık suçunu oluşturur. (Bursa BAM 10. CD-2019/434K)
II. “Ele Geçirme” Unsurunun Hatalı Yorumlanması (Salt Okuma/Sorgulama)
Özellikle kamu görevlilerinin (polis, nüfus memuru vb.) yetkileri dahilindeki sistemlerde yaptıkları sorgulamalarla ilgili önemli bir içtihat değişikliği söz konusudur.
Bozma Gerekçesi: Kamu görevlisinin kendisine verilen şifre ile sisteme girip verileri sadece okuması, ancak bunları bir yere kaydetmemesi veya paylaşmaması durumunda “ele geçirme” unsuru oluşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 12. Ceza Dairesi, salt duyu organları ile vakıf olunan (okunan) bilgilerin TCK 136 anlamında ele geçirme sayılamayacağına hükmederek beraat kararları vermektedir. (Yargıtay CGK-2021/384K, 12. CD-2022/7038K)
III. Verinin “Herkes Tarafından Biliniyor Olması” Yanılgısı
Bozma Gerekçesi: Yerel mahkemelerin, mağdurun sosyal medya (Facebook, Instagram) hesaplarında herkese açık paylaştığı fotoğrafların veya bilgilerinin “kişisel veri” vasfını yitirdiği gerekçesiyle verdiği beraat kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
İçtihat: Bir verinin herkes tarafından bilinmesi veya kolayca ulaşılabilir olması (örneğin internette olması), o verinin kişisel veri olma özelliğini değiştirmez ve üçüncü kişilere bu veriyi rıza dışı yayma hakkı tanımaz. (Yargıtay 12. CD-2018/8186K, 2022/4834, 2020/1085K)
IV. Zincirleme Suç ve Fikri İçtima Hükümlerinin Uygulanmaması
Zincirleme Suç (TCK 43): Aynı fiil ile birden fazla kişiye ait verilerin ele geçirilmesi veya yayılması durumunda TCK 43/2 uyarınca artırım yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemesi bozma nedenidir. (Yargıtay 12. CD-2019/12869)
Fikri İçtima (TCK 44): Tek bir fiil ile hem özel hayatın gizliliğini ihlal hem de kişisel verileri yayma suçu oluşmuşsa, en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulmalıdır. (Yargıtay CGK-2015/708Kaynak)
V. Usulü Hatalar ve Kanun Değişiklikleri
6352 Sayılı Kanun Geçici 1. Madde: Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlarda kovuşturmanın ertelenmesi hükümlerinin değerlendirilmemesi. (Yargıtay 12. CD-2013/29366)
İzin Şartı: Noterlik veya kamu göreviyle ilgili eylemlerde gerekli idari izinlerin (Adalet Bakanlığı vb.) alınmadan dava açılması. (Yargıtay 12. CD-2020/1085)
Gerekçe Yetersizliği: Hükmün gerekçesi ile fıkrası arasında çelişki bulunması veya uygulanacak kanun maddesinin (örneğin TCK 136 yerine sehven TCK 141 yazılması) yanlış gösterilmesi. (Yargıtay 12. CD-2013/15369)

Neden TCK 136 Kapsamında Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Kişisel Veri Suçlarında Yargıtay İçtihatlarına Hakim 2M Hukuk Avukatlık Bürosu (Tuzla / İstanbul)
TCK 136 kapsamında düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, başkasına verme veya yayma suçu, uygulamada son derece teknik ayrımlar ve sürekli değişen Yargıtay içtihatları nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Suçun TCK 134, 135, 243 veya 142 gibi diğer suç tipleriyle sıkça karıştırılması, “ele geçirme” unsurunun hatalı yorumlanması, zincirleme suç ve fikri içtima hükümlerinin yanlış uygulanması hem sanık hem de mağdur açısından telafisi güç sonuçlar doğurmaktadır.
Özellikle dijital delillerin değerlendirilmesi, hukuka aykırılık–hukuka uygunluk sınırının belirlenmesi, kamu görevlilerinin sorgu ve erişim yetkileri, sosyal medya verilerinin kişisel veri niteliği gibi konular; genel ceza hukuku bilgisinin ötesinde, kişisel veriler ve bilişim suçları alanında uzmanlaşmış bir avukatlık pratiğini zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle, İstanbul Tuzla merkezli 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, TCK 136 yargılamalarında:
Güncel Yargıtay ve AYM içtihatlarını esas alan savunma stratejileri,
Dijital delillerin hukuka uygunluğu ve denetlenebilirliği konusunda etkin itirazlar,
Yanlış suç vasıflandırmalarına karşı etkili hukuki nitelendirme,
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usul hatalarının önlenmesi
konularında müvekkillerine uzman avukat desteği sunmaktadır.
Kişisel veri suçlarında yapılacak küçük bir hukuki hata, telafisi güç ceza ve adli sicil sonuçlarına yol açabileceğinden; TCK 136 kapsamında profesyonel ve uzman bir hukuk desteğiyle hareket edilmesi hayati önem taşır.



