Deniz hukukunda “bir yıl” ifadesi üç ayrı anlama gelir ve üçü birbirinden bağımsız işler. Bu üçünü karıştırmak, uygulamada hak kaybına yol açan en yaygın hatalardan biridir. Daha da tartışmalı olanı ise şudur: gemi Türk sularına hiç gelmemişse bu süre işlemeye başlar mı?

Bu yazıda gemi alacaklısı hakkının tabi olduğu hak düşürücü süreyi, taşıyana karşı açılacak davadaki süreden farkını, TTK m. 1326/3’teki durma hükmünün kapsamını ve bu hükme dayanan yargı yorumuna yöneltilen eleştirileri ele alıyoruz.

İçindekiler

  1. Karıştırılan üç ayrı süre
  2. Gemi alacaklısı hakkı nedir, neden süreye bağlanmıştır?
  3. TTK m. 1326/1: bir yıllık süre ve başlangıç anları
  4. Müşterek avaryada altı ay ve altmış gün
  5. Sürenin kesilmesi ve durması: TTK m. 1326/3
  6. Tartışmalı yorum: gemi Türk sularına girmemişse
  7. Yorum neden tehlikeli sayılıyor?
  8. Yük hasarında durum tamamen farklı: TTK m. 1188
  9. Süreyi durduran tek şey: ihtiyati haciz ve satış
  10. Gemi adamı alacaklarında pratik tablo
  11. Cebri İcra Kanunu Taslağı ve önerilen çözüm
  12. Uygulamacı için kontrol listesi
  13. Sıkça sorulan sorular

1. Karıştırılan Üç Ayrı Süre

Bir deniz alacağı dosyasında aynı anda üç ayrı saat işler ve bunlar farklı anlarda başlar, farklı sonuçlar doğurur:

Hangi hakDayanakSüre ve sonuç
Taşıyana karşı tazminat istemi (yük zıyaı, hasar, geç teslim)TTK m. 1188Bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa hak düşer
Gemi alacaklısı hakkı (gemi üzerindeki kanuni rehin)TTK m. 1326Bir yılın sonunda rehin hakkı düşer; alacak devam eder
Alacağın kendisi (sözleşmeye veya haksız fiile dayalı)İlgili özel hüküm veya genel zamanaşımıAlacağın türüne göre değişir

En kritik ayrım: TTK m. 1326’daki süre dolduğunda alacağınız ortadan kalkmaz — gemi üzerindeki rehin hakkınız ortadan kalkar. Yani borçluya karşı dava açmaya devam edebilirsiniz; ama artık gemi üzerinde imtiyazlı bir alacaklı değilsinizdir ve sıra cetvelinde ipotekli alacaklıların önüne geçemezsiniz. Uygulamada bu, alacağın fiilen tahsil edilememesi anlamına gelir.

2. Gemi Alacaklısı Hakkı Nedir, Neden Süreye Bağlanmıştır?

TTK m. 1320 uyarınca, geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş belirli alacaklar sahiplerine gemi alacaklısı hakkı verir. Bu alacaklar altı bent hâlinde sayılmıştır:

  • (a) Gemi adamlarına gemide çalıştırılmaları dolayısıyla ödenecek ücretler ve diğer tutarlar — ülkelerine getirilme giderleri ve sosyal sigorta katılma payları dâhil
  • (b) Geminin işletilmesiyle doğrudan ilgili olarak karada veya suda meydana gelen can kaybı veya bedensel zararlardan doğan alacaklar
  • (c) Kurtarma ücreti
  • (d) Liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk için ödenecek resimler
  • (e) Geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan doğan ve haksız fiile dayanan alacaklar — gemide taşınan eşya, konteynerler ve yolcuların eşyasına gelen zıya veya hasar hariç
  • (f) Müşterek avarya garame payı alacakları

TTK m. 1321 uyarınca bu alacak, sahibine gemi ve eklentisi üzerinde kanuni rehin hakkı verir. Rehin, geminin zıyaı veya hasara uğramasından dolayı donatanın üçüncü kişilere karşı sahip olduğu tazminat istemini de kapsar; buna karşılık sigorta tazminatı rehnin kapsamı dışındadır.

Peki neden süreye bağlanmış? Çünkü gemi alacaklısı hakkı sicilde görünmez. İpotek gemi siciline tescil edilir ve herkes tarafından bilinebilir; gemi alacaklısı hakkı ise hiçbir yerde kayıtlı değildir, buna rağmen ipoteğin önüne geçer. Aleniyetten yoksun bir hakkın süresiz yaşaması, ipotekli alacaklıların menfaatlerini ve iyiniyetli üçüncü kişilerin mülkiyet hakkını zedeler. TTK m. 1326 tam da bu dengeyi kurmak için getirilmiştir.

3. TTK m. 1326/1: Bir Yıllık Süre ve Başlangıç Anları

Hüküm nettir: m. 1320/1’in (a) ilâ (e) bentlerinde sayılan gemi alacaklılarının sahip oldukları rehin hakkı, gemi alacağının doğduğu tarihten itibaren geçecek bir yılın sonunda düşer; meğerki bu sürenin geçmesinden önce gemi ihtiyaten haczedilmiş ve bunun sonucunda cebrî icra yoluyla satılmış olsun.

Sürenin başlangıcı alacağın türüne göre değişir:

AlacakSüre başlangıcı
Gemi adamı ücret alacakları — m. 1320/1-(a)Alacaklının gemiden ayrılması tarihi
Can kaybı ve bedensel zarar, kurtarma ücreti, liman ve kılavuzluk resimleri, haksız fiile dayalı maddi zarar — m. 1320/1-(b) ilâ (e)Kanuni rehin hakkıyla teminat altına alınan alacakların doğduğu tarih

Gemi adamı alacaklarındaki başlangıç anı özellikle dikkat çekicidir. Süre, ücretin muaccel olduğu tarihten değil, gemi adamının gemiden ayrıldığı tarihten işler. Bu, uzun süreli sözleşmelerde birikmiş ücret alacaklarının tamamı için tek bir başlangıç noktası yaratır ve gemi adamı lehinedir.

4. Müşterek Avaryada Altı Ay ve Altmış Gün

Müşterek avarya garame payı alacakları (m. 1320/1-f) farklı bir rejime tabidir. TTK m. 1326/2 uyarınca bu alacakların rehin hakkı iki ayrı sürenin ilkinin dolmasıyla düşer:

  • Altı ay: Geminin, zararın tespitinin ve paylaştırılmasının yapılacağı varma yerine — gemi buraya varmazsa yolculuğun bittiği limana — vardığı günden itibaren altı ay içinde, gemi cebrî icra yoluyla satışla sonuçlanacak şekilde ihtiyaten haczedilmemişse.
  • Altmış gün: Geminin iyiniyetli bir üçüncü kişiye satılması hâlinde, alıcının gemiyi sicil yeri hukukuna uygun olarak kendi adına tescil ettirdiği günden itibaren altmış günün sonunda.

Her iki süre de işlemeye başlamışsa, rehin hakkı ilk dolan sürenin sonunda düşer. Müşterek avarya dosyalarında altmış günlük sürenin kolayca gözden kaçtığını belirtmek gerekir: gemi el değiştirip yeni sicile tescil edildiği anda saat işlemeye başlar ve alacaklı bundan çoğu zaman haberdar olmaz.

Deniz alacağınızda süre işliyor olabilir

Gemi alacaklısı hakkının düşmesi, alacağınızın fiilen tahsil edilemez hâle gelmesi demektir.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

5. Sürenin Kesilmesi ve Durması: TTK m. 1326/3

Bütün tartışmanın düğümlendiği hüküm budur. TTK m. 1326/3 iki cümleden oluşur ve ikisi de belirleyicidir:

Birinci cümle: Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı, bu sürelerin hesabında dikkate alınmaz.

İkinci cümle: Diğer sebeplerden sürenin durması veya kesilmesi söz konusu değildir.

İkinci cümle son derece katıdır. Borçlar hukukunda zamanaşımını kesen olağan sebepler — borcun ikrarı, dava açılması, icra takibi — burada işlemez. Alacaklı ne yaparsa yapsın, tek bir istisna dışında saat durmaz.

Birinci cümledeki istisna ise dar yazılmıştır: ihtiyati haczin hukuken caiz olmadığı dönem. Buradaki ölçüt hukuki imkânsızlıktır — fiilî imkânsızlık değil. Örneğin geminin devlet hizmetinde ticari olmayan amaçla kullanılması ya da haczi engelleyen bir kanuni koruma bulunması hâlleri bu kapsamda değerlendirilebilir.

6. Tartışmalı Yorum: Gemi Türk Sularına Girmemişse

Asıl soru şudur: geminin Türk karasularında hiç bulunmaması, “ihtiyati haczin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı” sayılır mı?

Bunun gerekçesi anlaşılabilir görünür. TTK m. 1355 uyarınca yabancı bayraklı gemiler hakkında ihtiyati haciz kararı, sadece geminin demir attığı, şamandıraya veya tonoza bağlandığı, yanaştığı ya da kızağa alındığı yer mahkemesi tarafından verilebilir. Gemi hiç Türkiye’ye gelmiyorsa, Türkiye’de yetkili bir mahkeme yoktur; alacaklının yapabileceği bir şey de yoktur.

İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihli seminerinde Doç. Dr. Cüneyt Süzel, yabancı bayraklı gemilerde çalışan yabancı gemi adamlarının alacakları bakımından bir Yargıtay kararını aktarmış ve şu yorumu ciddi bir sorun olarak nitelendirmiştir: yabancı bayraklı gemi ihtiyati haciz kararı bakımından Türk sularına giremiyorsa, girdiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre başlar. Süzel bu yorumu “çok tehlikeli” bulduğunu belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Süzel’in çözüm önerisi, Taslağa şu yönde bir hüküm eklenmesidir: gemi hakkında Türkiye’de ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkemenin bulunmaması, hak düşürücü süreyi durdurmaz. Gerekçesi olarak 1993 Cenevre Sözleşmesi’nin hazırlık çalışmalarına ve dünyadaki örneklere atıf yapmış; böyle bir durma sebebinin bulunmadığını belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Not: Anılan Yargıtay kararının künyesi seminer aktarımında belirtilmemiştir. Somut bir dosyada dayanak yapılacaksa, kararın UYAP veya içtihat veritabanları üzerinden teyit edilmesi gerekir.

7. Yorum Neden Tehlikeli Sayılıyor?

İlk bakışta bu yorum alacaklının lehinedir: gemi gelmediği sürece hakkı düşmez. Ancak sonuçları iki yönlüdür ve her iki yönü de sorunludur.

Sistemin amacıyla çelişir

TTK m. 1326’nın varlık sebebi, sicilde görünmeyen bir hakkın süresiz olarak gemi üzerinde asılı kalmasını önlemektir. Yorum kabul edildiğinde, hiç Türkiye’ye gelmemiş bir gemi üzerinde yıllar önce doğmuş gizli alacaklar canlı kalır ve gemi ilk kez Türk limanına girdiği gün hepsi birden ileri sürülebilir hâle gelir.

İpotekli alacaklı ve iyiniyetli alıcı korumasız kalır

Gemi alacaklısı hakkı, ipoteğin önünde gelir. Bir bankanın gemiye kredi verirken hesaba katamayacağı, hiçbir kayıtta görünmeyen ve zamanaşımına da uğramayan alacaklar bulunması, gemi finansmanı bakımından ölçülemez bir risktir. Aynı şey gemiyi satın alan iyiniyetli üçüncü kişi için de geçerlidir.

Milletlerarası uyumu bozar

TTK m. 1320-1326 hükümleri 1993 Cenevre Sözleşmesi esas alınarak düzenlenmiştir. Sözleşmenin kabul etmediği bir durma sebebinin Türk hukukunda yorum yoluyla yaratılması, aynı geminin farklı ülkelerde farklı hukuki durumlarla karşılaşmasına yol açar.

Alacaklıya yanlış güven verir

Pratikte en tehlikeli yanı budur. Bu yoruma güvenerek harekete geçmeyi erteleyen bir alacaklı, yargılamada yorumun kabul edilmemesi hâlinde hakkını tamamen kaybeder. Yorum yerleşik içtihat değildir; strateji buna dayandırılmamalıdır.

8. Yük Hasarında Durum Tamamen Farklı: TTK m. 1188

Yük sahipleri ve sigortacıları için en yaygın hata, gemi alacaklısı hakkına ilişkin durma tartışmasını kendi dosyalarına taşımaktır. Oysa yük hasarında uygulanacak hüküm bambaşkadır.

TTK m. 1188 uyarınca, eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. Süre, taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği ya da eşya hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Sorumlu tutulan kişinin rücu davası ise bu sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir.

Kritik uyarı: Ayrıca TTK m. 1320/1-(e) bendi, gemide taşınan eşyaya, konteynerlere ve yolcuların eşyasına gelen zıya veya hasarı açıkça kapsam dışı bırakır. Yani klasik bir yük hasarı alacağı, gemi alacaklısı hakkı vermez. Yük ilgilisinin dayanacağı süre TTK m. 1188’dir ve bu sürede “gemi Türk sularına gelmedi” gibi bir durma sebebi bulunmaz. Teslimden itibaren bir yıl içinde dava açılmazsa hak düşer.

Yük hasarı dosyalarının nasıl kurgulanacağı hakkında ayrıntı için yükleme ve boşaltmada zarar gören yükten kimin sorumlu olduğu yazımıza bakabilirsiniz.

Karıştırmayın: Yük hasarı alacağının gemi alacaklısı hakkı vermemesi, o alacak için gemiyi haczedemeyeceğiniz anlamına gelmez. Yükte meydana gelen zıya veya hasardan doğan istem, TTK m. 1352/1-(h) uyarınca deniz alacağıdır ve geminin ihtiyaten haczine dayanak oluşturur. İki kavram farklıdır: deniz alacağı geminin ihtiyaten haczedilmesini sağlar; gemi alacaklısı hakkı ise satış bedelinin paylaştırılmasında imtiyazlı sıra verir. Yük ilgilisi birincisine sahiptir, ikincisine kural olarak sahip değildir.

9. Süreyi Durduran Tek Şey: İhtiyati Haciz ve Satış

TTK m. 1326/1’in istisna cümlesi dikkatle okunmalıdır: rehin hakkı bir yılın sonunda düşer, meğerki bu sürenin geçmesinden evvel gemi ihtiyaten haczedilmiş ve bunun sonucunda cebrî icra yolu ile satılmış olsun.

Buradaki formülasyon iki aşamalıdır: ihtiyati haciz süre dolmadan uygulanmış olmalı ve bu haciz cebrî satışla sonuçlanmalıdır. Yalnızca ihtiyati haciz kararı almak, sonrasında süreç yürütülmezse yeterli olmayabilir.

Bu, uygulamada şu anlama gelir: gemi alacaklısı hakkına dayanan bir alacaklı için ihtiyati haciz yalnızca bir teminat aracı değil, hakkın kendisini ayakta tutan işlemdir. Sürecin işletilmesi hakkında gemi ihtiyati haczi ana rehberimize bakabilirsiniz.

10. Gemi Adamı Alacaklarında Pratik Tablo

Tartışmanın en çok hissedildiği alan gemi adamı alacaklarıdır ve nedeni açıktır: ücretini alamayan gemi adamı çoğu zaman aylar sonra, gemiden ayrıldıktan ve ülkesine döndükten sonra hukuki yola başvurabilmektedir.

Bu dosyalarda dikkat edilmesi gerekenler:

  • Başlangıç anı gemiden ayrılıştır. Ücretin muaccel olduğu tarih değil. Sign-off tarihi belgelenmeli; gemi adamı cüzdanı, sign-off belgesi ve seyahat kayıtları dosyaya konulmalıdır.
  • Alacağın kapsamı geniştir. Ülkeye getirilme giderleri ve sosyal sigorta katılma payları da m. 1320/1-(a) kapsamındadır.
  • Sıra cetvelinde ayrıcalıklıdır. Gemi adamı ücretleri en üst sıralarda yer alır; bu nedenle rehin hakkının düşmemesi büyük önem taşır.
  • Durma yorumuna güvenilmemelidir. Gemi Türkiye’ye gelmese dahi, bir yıl dolmadan hazırlık tamamlanmalı ve gemi ilk fırsatta haczedilmelidir.

Gemi adamı alacaklarının deniz alacağı niteliği ve MLC 2006 boyutu hakkında gemi adamı alacakları yazımıza bakabilirsiniz.

Gemi adamı veya deniz alacağı dosyanız mı var?

Sürenin başlangıç anı çoğu zaman sanıldığından erkendir. Dosyanızı erken değerlendirin.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

11. Cebri İcra Kanunu Taslağı ve Önerilen Çözüm

Hazırlanan Cebri İcra Kanunu Taslağı, deniz cebrî icra hükümlerini tek kitapta topluyor. Seminerde Süzel’in bu konudaki önerisi, Taslağa açık bir hüküm eklenerek belirsizliğin giderilmesiydi: Türkiye’de yetkili mahkeme bulunmamasının hak düşürücü süreyi durdurmayacağının kanun metninde yazılması (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).

Böyle bir hüküm eklenirse tartışma kesin biçimde kapanır; ancak alacaklılar bakımından sonuç ağırlaşır. Bu nedenle Taslak süreci takip edilmeli ve mevcut dosyalarda strateji, en kötü ihtimale — yani sürenin işlediği varsayımına — göre kurulmalıdır.

12. Uygulamacı İçin Kontrol Listesi

SoruNeden önemli
Alacak m. 1320’de sayılan bentlerden birine giriyor mu?Girmiyorsa gemi alacaklısı hakkı yoktur; m. 1326 hiç uygulanmaz
Süre hangi tarihte başladı?Gemi adamında ayrılış tarihi, diğerlerinde alacağın doğduğu tarih
Müşterek avarya alacağı var mı?Altı ay ve altmış günlük ayrı süreler işler
Gemi el değiştirdi mi, yeni sicile tescil edildi mi?Müşterek avaryada altmış günlük süreyi başlatır
Yük hasarı da var mı?O kalem m. 1188’e tabidir; ayrı takvim tutulmalıdır
Gemi hangi limanlara uğruyor?Haciz hazırlığı önceden tamamlanmalı; gemi geldiğinde saatler içinde başvurulmalı
Başka ülkede haciz imkânı var mı?Türkiye’yi beklemek yerine geminin uğradığı ülkede işlem yapılabilir

13. Sıkça Sorulan Sorular

Gemi alacaklısı hakkı ne kadar sürede düşer?

TTK m. 1326/1 uyarınca, m. 1320/1’in (a) ilâ (e) bentlerindeki alacaklarda rehin hakkı, alacağın doğduğu tarihten itibaren bir yılın sonunda düşer. Müşterek avarya alacaklarında ise altı aylık ve altmış günlük ayrı süreler uygulanır.

Süre dolarsa alacağım tamamen biter mi?

Hayır. Düşen şey gemi üzerindeki kanuni rehin hakkıdır; alacağın kendisi kendi zamanaşımı süresi içinde varlığını sürdürür. Ancak imtiyazlı konum kaybedildiği için sıra cetvelinde ipotekli alacaklıların gerisine düşülür ve fiilî tahsil imkânı büyük ölçüde ortadan kalkar.

Dava açmak veya icra takibi başlatmak süreyi keser mi?

TTK m. 1326/3’ün ikinci cümlesi, ihtiyati haczin hukuken caiz olmadığı dönem dışında sürenin durması veya kesilmesinin söz konusu olmadığını açıkça düzenler. Rehin hakkını ayakta tutan işlem, süre dolmadan geminin ihtiyaten haczedilmesi ve bunun cebrî satışla sonuçlanmasıdır.

Gemi hiç Türkiye’ye gelmezse süre işler mi?

Tartışmalıdır. Bir görüş, TTK m. 1326/3’teki “ihtiyati haczin hukuken caiz olmadığı zaman aralığı” ifadesine dayanarak sürenin geminin Türk sularına girdiği anda başlayacağını kabul etmektedir. Buna karşı çıkan görüş, yetkili mahkeme bulunmamasının hukuki imkânsızlık sayılmayacağını ve 1993 Cenevre Sözleşmesi’nde böyle bir durma sebebi öngörülmediğini savunur. Bu belirsizlik nedeniyle stratejinin sürenin işlediği varsayımına göre kurulması güvenlidir.

Gemi adamı ücretinde süre ne zaman başlar?

TTK m. 1326/1-(a) uyarınca, gemi adamının gemiden ayrıldığı tarihte. Ücretin muaccel olduğu tarih değil. Bu nedenle sign-off belgesinin tarihi dosyanın en kritik unsurudur.

Yük hasarı alacağım gemi alacaklısı hakkı verir mi?

Kural olarak hayır. TTK m. 1320/1-(e), gemide taşınan eşya, konteynerler ve yolcuların eşyasına gelen zıya veya hasarı kapsam dışında bırakmıştır. Yük ilgilisi bakımından geçerli olan süre, taşıyana karşı TTK m. 1188’de öngörülen bir yıllık hak düşürücü süredir.

Yük hasarı alacağı için gemi haczedilebilir mi?

Evet. Yükte meydana gelen zıya veya hasardan doğan istem TTK m. 1352/1-(h) uyarınca deniz alacağıdır ve geminin ihtiyaten haczine dayanak oluşturur. Gemi alacaklısı hakkı vermemesi, yalnızca satış bedelinin paylaştırılmasında imtiyazlı sıraya girilememesi anlamına gelir.

Yük hasarında bir yıl ne zaman başlar?

TTK m. 1188/2 uyarınca, taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği tarihten; eşya hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gerektiği tarihten itibaren. Rücu davası bu sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir.

Sürenin Doğru Hesaplanması Neden Belirleyicidir?

Deniz alacaklarında süreler kısa, başlangıç anları farklı ve durma sebepleri neredeyse yoktur. Bir dosyada aynı anda birden fazla saat işleyebildiği için, alacağın hangi hükme tabi olduğunun en baştan doğru belirlenmesi gerekir. Yanlış hükme göre kurulan bir takvim, dosyanın esasında ne kadar haklı olursanız olun sonucu değiştirir.

İlgili diğer çalışmalarımız: gemi ihtiyati haczi ana rehberi, deniz alacağı kavramındaki tartışmalı kalemler, gemilerin ihtiyati haczinde TTK m. 1369 şartları, gemi ihtiyati haczi talep dilekçesinin hazırlanması ve gemiye verilen kumanya ve yakıt bedeli alacakları.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, Tuzla merkezli olarak Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir ve Üsküdar ile Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Körfez, İzmit ve Başiskele hattında deniz ticareti hukuku alanında çalışmaktadır.

Süre dolmadan harekete geçin

Tuzla, Gebze, Dilovası ve Kocaeli limanlarındaki dosyalarınız için bize ulaşın.

0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın

Kaynaklar ve mevzuat

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1188, 1320, 1321, 1326, 1352, 1355, 1369; 6 Mayıs 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme.

İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihli semineri hakkındaki haber: denizhaber.com.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut uyuşmazlığınız için hukuki destek alınması önerilir.