
Bir gemiyi bağlatmak için mahkemeden ihtiyati haciz kararı almak, artık sürecin en kolay kısmı. Kararı elinize aldıktan sonra icra dairesinin kapısını çaldığınızda önünüze çıkan rakam ise çoğu zaman alacağın kendisiyle yarışıyor. Bu yazıda, gemi ihtiyati haczinde icra dairelerinin talep ettiği muhafaza masrafı avansının hukuki dayanağını, “altı ay” ölçüsünün nereden geldiğini, bu paranın fiilen nereye harcandığını ve alacaklının hangi hukuki yollara başvurabileceğini mevzuat ve uygulama verileriyle ele alıyoruz.
İçindekiler
- Sorunun özeti: iki katmanlı ödeme yükü
- Birinci katman: 10.000 ÖÇH kanuni teminat
- İkinci katman: muhafaza avansı ve dayanağı
- Kanunun kurduğu muhafaza modeli: gemi kime bırakılır?
- “Altı ay” ölçüsü nereden geliyor?
- Yediemin Ücret Tarifesi gemide uygulanabilir mi?
- Uygulamada yeknesaklık yok: 1 ay, 3 ay, 6 ay
- Yargı ne diyor? Kararlar alacaklı aleyhine
- Kaydî haciz – fiilî muhafaza ayrımı
- Liman başkanlığı gerçeği: para kimden isteniyor?
- Rıhtım ve işgaliye faturası kime kesilir?
- Gemi adamı ücretleri ve yakıt: ölçüt ne olmalı?
- Ölçülülük ve mahkemeye erişim hakkı
- Sistemin kendi içindeki çelişki: süreler
- Limanlar Kanunu’ndaki ters model
- Cebri İcra Kanunu Taslağı ne getiriyor?
- Uygulamacı için yol haritası ve şikâyet stratejisi
- Çözüm önerileri
- Sıkça sorulan sorular
Kaynak notu: Bu yazıda uygulamaya ilişkin tespitler için, İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihinde düzenlediği “Deniz Hukuku İcra Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar ve Cebri İcra Kanunu Taslağı’nın Değerlendirilmesi” seminerinde yapılan konuşmalara başvurulmuştur. Metin içinde bu kaynağa (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025) biçiminde atıf yapılmıştır.
1. Sorunun Özeti: İki Katmanlı Ödeme Yükü
Yükü hasarlı çıkan bir alıcı, gemi limandan ayrılmadan alacağını güvence altına almak istiyor. Mevzuatın öngördüğü yol açık: deniz alacağı için geminin ihtiyaten haczi. Ancak bu yolun sonuna kadar yürünebilmesi, alacaklının arka arkaya iki ayrı ödeme yapmasına bağlı.
Birincisi kanunun açıkça öngördüğü teminat: 10.000 Özel Çekme Hakkı. İkincisi ise kanunda miktarı hiçbir yerde yazmayan, tamamen icra müdürünün takdirine bırakılmış muhafaza masrafı avansı. Uygulamada bu ikinci kalem, birincisinin birkaç katına çıkabiliyor.
Somut bir örnek
Kocaeli bölgesindeki bir limanda bağlı bulunan yabancı bayraklı dökme yük gemisi hakkında ihtiyati haciz kararı alınıyor. Kanuni teminat yatırılıyor. İcra dairesine infaz için başvurulduğunda dairenin talep ettiği muhafaza avansı, geminin altı aylık bağlanma giderleri esas alınarak hesaplanan 1.278.000 TL. Bu tutar emanet hesabına yatırılmadan talep işleme alınmıyor; liman başkanlığına ve diğer birimlere seferden men yazıları yazılmıyor.
Bu tablo istisna değil. Sorun, deniz hukuku çevrelerinde ulusal ölçekte tartışılıyor; Yargıtay tetkik hâkiminden akademisyenine, uygulamacı avukatından baro komisyonuna kadar birçok kişi aynı noktaya işaret ediyor.
2. Birinci Katman: 10.000 ÖÇH Kanuni Teminat
TTK m. 1363/1 uyarınca, deniz alacağını teminat altına almak üzere ihtiyati haciz kararı isteyen alacaklının 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermesi zorunludur. Bu teminat, haczin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları karşılamak içindir.
Bu kalemin kendisi de eleştiri konusu. Kanun koyucu teminatı enflasyondan korumak için ÖÇH cinsinden belirlemiş; ancak uygulamada Türk Lirası olarak yatırıldığından, dosya bir yılı bulduğunda alacaklının geri aldığı tutar reel olarak eriyor. Seminerde Av. Savaş İnandıoğlu, kendi dosyasında on bir ay sonra teminatı geri alırken kur ve enflasyon kaynaklı kayıp yaşadığını aktarmış; teminatın döviz hesabına yatırılabilmesini ve incelemenin ön şartı olmaktan çıkarılıp karardan sonra istenmesini önermiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
Teminatın usulü ve tutarı hakkında ayrıntı için gemi ihtiyati haczi ana rehberimize bakabilirsiniz.
3. İkinci Katman: Muhafaza Avansı ve Hukuki Dayanağı
İcra dairesinin avans isteminin dayanağı iki hükümdür:
İİK m. 59 — Masrafların peşin verilmesi
Takip masrafları borçluya aittir; ancak alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını peşin öder. Hükmün lafzı burada belirleyicidir: ölçü, fiilen yapılacak işlemin gerektirdiği zorunlu giderdir. Kanun, gelecekteki aylara ilişkin tahminî bir bütçenin peşin alınmasını öngörmez.
TTK m. 1368/2 — İcra dairesinin önlem alma yetkisi
TTK m. 1368’in birinci fıkrası ihtiyati haczin kapsamını belirler: haciz yalnızca gemiyi değil, borçlunun geminin işletilmesinden elde ettiği gelir ve menfaatleri de kapsar. İkinci fıkra ise icra dairesinin, geminin idaresi, işletilmesi, bakımı ve korunması için gerekli her türlü önlemi almasını düzenler.
Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu hüküm icra dairesine yetki tanır; alacaklıya belirli bir süre için peşin ödeme yükümlülüğü getirmez. Aradaki fark, tartışmanın düğümlendiği yerdir.
4. Kanunun Kurduğu Muhafaza Modeli: Gemi Kime Bırakılır?
Tartışmanın çoğu zaman gözden kaçan ama en belirleyici yanı budur. TTK, ihtiyaten haczedilen geminin muhafazasını üçüncü bir kişiye ya da bir depoya değil, doğrudan gemi tarafına bırakmıştır.
TTK m. 1366’nın birinci fıkrası uyarınca, ihtiyati haczine karar verilen bütün gemiler — bayrağı ve hangi sicile kayıtlı oldukları dikkate alınmaksızın — icra müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır. İkinci fıkraya göre bu durum kaptana veya malike ya da malik olmayan donatana yahut bunların bir temsilcisine tebliğ edilir ve gemi, tebligat yapılan kişiye yediemin sıfatıyla bırakılır; yediemine Türk Ceza Kanunu m. 289’dan doğan cezai sorumluluk dâhil kanuni sorumlulukları hatırlatılır.
Sonuç: Kanun, geminin muhafazasını zaten kaptana, malike veya donatana yüklemiştir. Alacaklının finanse edeceği bir yediemin, bir depo veya bir muhafaza hizmeti kanuni modelde mevcut değildir. Bu, avans itirazının en güçlü dayanağıdır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrası icra müdürünün, ihtiyati haciz kararını derhâl geminin bulunduğu bölgeden sorumlu sahil güvenlik komutanlığına veya emniyet teşkilatına, liman başkanlığına ve gümrük idaresine bildirmesini; dördüncü fıkrası ise kararın uygulanmasını izleyen ilk iş gününde geminin kayıtlı olduğu sicile ve yabancı bayraklı gemilerde bayrak devletinin en yakın konsolosluğuna bildirilmesini öngörür.
Kaptanın yediemin yapılması da eleştirilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Tetkik Hâkimi Ahmet Güleç, kaptanın maaşlı bir çalışan olduğunu, ücretini alıp alamayacağı belirsizken bu sorumluluğun ona yüklenmesini adaletli bulmadığını belirtmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
5. “Altı Ay” Ölçüsü Nereden Geliyor?
Mevzuat tarandığında görülen tablo nettir: ne İİK’da, ne TTK’nın deniz cebrî icra hükümlerinde, ne de ilgili yönetmelikte gemiler için altı aylık avans öngören bir düzenleme vardır.
Rakamın kaynağı, taşınır mal muhafazasına ilişkin ayrı bir mevzuat zinciri gibi görünmektedir: İİK m. 88/5 → Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği m. 26 → Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi. Tarife her yıl yenilenmekte olup güncel metin 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Tarife incelendiğinde, “altı ay” ibaresinin avans ölçüsü olmadığı hemen görülür:
| Tarife hükmü | İçeriği | Anlamı |
|---|---|---|
| m. 5/1 | Muhafaza avansı alacaklıdan peşin tahsil edilir | Peşin tahsilin dayanağı |
| m. 5/2 | Avans hesabında malın en az üç aylık muhafaza gideri dikkate alınır | Avans ölçüsü budur — ve üç aydır |
| m. 5/3 | Belirli hâllerde avans hesabında bir aylık gider esas alınır | Tarife kendisi daha kısa süreli hesabı tanıyor |
| m. 5/4 | Avans yetersizse haczi yapan memur tamamlama için makul süre verebilir | Kademeli avansın açık dayanağı |
| m. 3/3 | Altı aydan sonraki muhafaza süresi için ücretler yarı oranında uygulanır | İndirim eşiği — alacaklı lehine |
| m. 4/2 | Belirli hâllerde ücret altı aylık gider toplamını geçemez | Üst sınır — yine alacaklı lehine |
Görüldüğü üzere Tarife’de altı ay, alacaklıyı koruyan iki hükümde geçmektedir; avans tabanı olarak değil. Altı aylık avans talebi, bu iki hükmün avans hesabıyla karıştırılmasından kaynaklanıyor olabilir.
Gemi limandan ayrılmadan harekete geçmek gerekir
Gemi ihtiyati haczinde saatler belirleyicidir. Dosyanızı deniz ticareti hukuku alanında çalışan bir ekiple değerlendirin.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın6. Yediemin Ücret Tarifesi Gemide Uygulanabilir mi?
Kanaatimizce hayır. Üç gerekçeyle:
Kapsam uyuşmuyor
Tarife’nin 1. maddesi kapsamı açıkça sınırlar: icra dairelerince muhafaza altına alınan ve lisanslı yediemin depoları ile özel depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar. İhtiyaten haczedilen gemi bir depoya veya garaja teslim edilmez; rıhtımda veya demirleme sahasında, kendi mürettebatıyla, seferden men şerhiyle ve TTK m. 1366/2 uyarınca gemi tarafına yediemin bırakılmış hâlde kalır.
Bu itiraz, geminin cebrî icra bakımından taşınır sayılıp sayılmadığından bağımsızdır. Tarife’yi uygulanabilir kılan ölçüt malın taşınır olması değil, depo veya garajda muhafaza ediliyor olmasıdır.
Ücretin başlangıç anı yok
Tarife m. 3/4, muhafaza ücretinin başlangıç tarihini “malın depoya teslim tarihi” olarak belirler. Gemi bakımından böyle bir teslim anı bulunmadığından, ücretin başlangıcı da hesaplanamaz.
Özel hüküm var
Gemiler bakımından TTK’nın deniz cebrî icraya ilişkin hükümleri (m. 1364-1372) özel düzenlemedir. Masraf rejimi TTK m. 1368/2 ile İİK m. 59 çerçevesinde belirlenir; genel taşınır tarifesi burada uygulanacak metin değildir.
Kaldı ki Tarife’nin 3/5. maddesi, “muhafazası özellik arz eden mallar” bakımından muhafaza ücretinin ilgili icra dairesince piyasa koşulları dikkate alınarak takdir edileceğini düzenler. Gemi, niteliği itibarıyla tam da bu kategoridedir; yani Tarife’nin kendisi bile standart bir hesabı değil, somut ve gerçek bir hesabı emreder.
7. Uygulamada Yeknesaklık Yok: 1 Ay, 3 Ay, 6 Ay
Sahadan gelen bilgi, icra daireleri arasında hiçbir standart bulunmadığını gösteriyor. Benzer nitelikteki bir gemi için bir dairede bir aylık, diğerinde üç aylık, bir başkasında altı aylık gider isteniyor.
İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Türker Yıldırım bu belirsizliği açıkça dile getirmiş; icra daireleri arasında yeknesaklık bulunmadığını, icra müdürlerinin karar vermekten kaçındığını, komisyon olarak İstanbul özelinde sabit bir muhafaza masrafı tespiti arayışına girdiklerini, hatta Bakanlıkça bir yönetmelik veya cetvel çıkarılıp çıkarılamayacağını tartıştıklarını belirtmiştir. Yıldırım, tarafların bu belirsizliği duruma göre kullandığını da eklemiştir: alacaklı tarafta olanlar en düşük rakamı savunmakta, karşı tarafta olanlar Deniz Ticaret Odası’ndan günlük gider tespiti istemektedir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
8. Yargı Ne Diyor? Kararlar Ağırlıkla Alacaklı Aleyhine
İcra müdürlüğünün avans talebine karşı İİK m. 16 kapsamında icra hukuk mahkemesine şikâyet yolu açıktır. Ancak uygulamadaki eğilim alacaklı için iç açıcı değildir.
Bu tabloyu en açık biçimde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Tetkik Hâkimi Ahmet Güleç ortaya koymuştur. Güleç, dairelerinin bir heyet kararıyla muhafaza masraflarının alacaklı tarafından karşılanması gerektiği sonucuna vardığını belirtmiş; ancak bu sonucun kendisini vicdanen rahatsız ettiğini eklemiştir. Gerekçesi şudur: borçlu zaten borcunu ödeyemeyen taraftır; alacaklı ise alacağını alamamışken bir de masrafı finanse etmek zorunda bırakılmaktadır. Güleç ayrıca yükün icra müdürüne bindirilmesini de yerinde bulmadığını, icra müdürünün gemicilikten anlamadığını ve devlete rücu riski doğduğunu ifade etmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
Uygulamacı için sonuç: Şikâyet yolunun yalnızca “bu para hiç alınamaz” argümanıyla yürütülmesi hâlinde başarı ihtimali düşüktür. Şikâyetin, avansın miktarına, süresine ve kalemlerine odaklanması gerekir.
9. Kaydî Haciz – Fiilî Muhafaza Ayrımı
Sorunun teknik özü buradadır. Kanunun muhafaza masrafı öngördüğü hâl, malın fiilen muhafaza altına alındığı, yani icra dairesinin bir masraf üstlendiği durumdur.
Av. Sinan Güzel’in tespiti şudur: kanunun ruhuna uygun muhafaza masrafı, malların tam anlamıyla muhafaza altına alındığı hâller içindir. Oysa gemiler fiilen değil kaydî olarak haczedilmekte; icra memuru muhafaza masrafını tahsil etmekte, ancak aldığı parayı nereye harcayacağını kendisi de bilmemektedir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
Gerçekten de gemi ihtiyati haczinin infazı, pratikte şu işlemlerden ibarettir:
- Seferden men kararının tutanağa bağlanması (TTK m. 1366/1)
- Keyfiyetin kaptana, malike veya donatana tebliği ve geminin ona yediemin bırakılması (m. 1366/2)
- Sahil güvenlik veya emniyet teşkilatına, liman başkanlığına ve gümrük idaresine bildirim (m. 1366/3)
- Gemi siciline ve yabancı bayraklı gemilerde bayrak devleti konsolosluğuna bildirim (m. 1366/4)
Bu işlemlerin tamamı, posta ve müzekkere giderinden ibarettir. Gemi bu süre boyunca kendi mürettebatıyla, kendi yakıtıyla ve kendi sigortasıyla rıhtımda kalmaya devam eder. İcra dairesi geminin başına ne bir yediemin görevlendirir, ne güvenlik hizmeti satın alır, ne de gemiyi başka bir yere çektirir.
10. Liman Başkanlığı Gerçeği: Para Kimden İsteniyor?
Bu, sorunun en çarpıcı boyutudur. Seferden men müzekkeresi elden takip yetkisiyle liman başkanlığına götürüldüğünde ortaya çıkan tablo şudur: liman başkanlıkları, seferden men işlemi için icra dairesinden herhangi bir masraf talep etmemektedir.
Liman başkanlığı, kendisine ulaşan seferden men bildirimi üzerine geminin liman çıkış belgesini düzenlememekle yetinir. Bu idari bir işlemdir ve karşılığında icra dosyasından fatura kesilmez. Rıhtım işgaliyesi, koruma ve çekme gibi kalemler adı altında icra dairesinden alınan bir bedel de bulunmamaktadır.
Böylece şu soru ortaya çıkmaktadır: İcra dairesi, kimseye ödemeyeceği bir masraf için neden alacaklıdan peşin para almaktadır? Bu soru, yukarıda aktarılan “parayı nereye harcayacağını bilmiyor” tespitiyle birebir örtüşmektedir.
11. Rıhtım ve İşgaliye Faturası Kime Kesilir?
Türkiye’de rıhtım ve terminal hizmetleri kural olarak özel liman işletmeleri tarafından verilir. Bu işletmelerin tarifeleri, hizmetin muhatabı olan gemi, donatan veya gemi acentesi için geçerlidir. İşgaliye ve rıhtım ücreti geminin acentesine faturalanır; acente de bunu donatandan tahsil eder.
İhtiyati haciz bu ilişkiyi değiştirmez. Gemi rıhtımda kalmaya devam ettiği sürece doğan işgaliye borcunun muhatabı gemi tarafıdır; icra dairesi bu sözleşme ilişkisinin tarafı değildir.
Bu nedenle icra dairesinin, liman işletmesinin tarifesi üzerinden hesap yaparak alacaklıdan aylarca sürecek işgaliye avansı istemesi, hukuken temeli tartışmalı bir uygulamadır: hesaplanan gider, icra dosyasının değil, borçlunun cari hesabının giderdir.
12. Gemi Adamı Ücretleri ve Yakıt: Ölçüt Ne Olmalı?
Uygulamada icra dairelerinin avans hesabına gemi adamı ücretleri, iaşe ve yakıt gibi kalemleri de dâhil ettiği görülmektedir. Prof. Dr. Kerim Atamer bu uygulamayı eleştirmiş ve şu ölçütü önermiştir: gemi maliki, ihtiyati haciz uygulanmamış olsaydı hangi masraflara katlanacak idiyse, ihtiyati hacizden sonra da aynı masraflara katlanır; mürettebat ücretlerini öder, geminin yakıtını temin eder. Bu kalemlerin alacaklıya muhafaza masrafı olarak eklenmesi kabul edilemez (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
Bu ölçüt, avans dökümüne itiraz ederken kullanılabilecek en berrak ayrım çizgisidir: haciz nedeniyle doğan ek gider ile gemi işletmesinin olağan gideri ayrılmalı, ikincisi alacaklıdan istenmemelidir.
Konunun bir başka boyutu mürettebattır. Av. Çağlar Coşkunsu, terk edilen gemilerde asıl korunması gerekenin aylardır ücretini alamayan gemi adamları olduğunu, oysa muhafaza masrafı adı altında istenen tutarın ödenmemiş ücret alacaklarını aşabildiğini belirtmiş ve muhafaza masraflarından tümüyle vazgeçilmesini önermiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025). Gemi adamı alacaklarının deniz alacağı niteliği için gemi adamı alacakları yazımıza bakabilirsiniz.
13. Ölçülülük ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Sorunun anayasal bir boyutu da vardır. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik yaklaşımına göre, harç ve gider avansı gibi yükümlülükler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturur; ancak abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler ihlal sayılmaz. Ölçüt şudur: getirilen yükümlülük dava açmayı imkânsız kılmamalı, aşırı derecede zorlaştırmamalı ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmamalıdır.
Çok yüksek yargılama giderlerinin mahkemeye ulaşma hakkının özünü zedeleyebileceği, Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kreuz/Polonya (B. No: 28249/95, 19.6.2001) ile Toyaksi ve Diğerleri/Türkiye (B. No: 43569/08, 20.10.2010) kararlarına yapılan atıflarda kabul edilmektedir.
Gemi ihtiyati haczindeki tablo şudur: alacaklı, mahkemeden usulüne uygun bir karar almış, kanunun aradığı teminatı da yatırmıştır. Buna rağmen, kanunda öngörülmeyen ve tutarı öngörülemeyen bir ek ödeme yapmadığı için lehine verilmiş mahkeme kararı infaz edilememektedir. Mahkemeye erişim hakkı yalnızca dava açabilmeyi değil, verilen kararın etkisiz kalmamasını da güvence altına aldığından, bu uygulamanın ölçülülük yönünden tartışılması gerekir.
İcra dairesi fahiş avans mı istiyor?
Avans dökümüne itiraz ve İİK m. 16 şikâyeti için yedi günlük süre işliyor. Dosyanızı birlikte değerlendirelim.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın14. Sistemin Kendi İçindeki Çelişki: Süreler
Altı aylık avans hesabının en kolay çürütülebilir yanı, kanunun kendi kurduğu takvimle bağdaşmamasıdır:
| Hüküm | Süre | Sonucu |
|---|---|---|
| TTK m. 1364 | 3 iş günü | İnfaz istenmezse karar kendiliğinden kalkar |
| TTK m. 1365/1 | Derhâl | İcra dairesi istem üzerine derhâl uygular; gece ve resmî tatilde de yapılır |
| TTK m. 1376/1 | 1 ay | Dava veya takip başlatılmazsa haciz hükümsüz kalır |
| TTK m. 1370-1371 | Her aşamada | Yeterli teminat gösterilerek gemi serbest bırakılabilir |
Bu hükümler birlikte okunduğunda, ihtiyati haczin üç iş günü ve bir aylık sürelerle çevrelenmiş geçici bir hukuki koruma olduğu görülür. Kanun, kararın derhâl uygulanmasını emrederken (m. 1365/1), infazın aylarca sürecek bir bütçenin peşin toplanmasına bağlanması bu emirle bağdaşmaz.
Ayrıca ihtiyati hacizde geminin satışı istenemeyeceğinden, altı ay sürecek bir muhafaza süreci hukuken de mevcut değildir. Uygulamada gemilerin büyük çoğunluğu, P&I kulübünün düzenlediği teminat mektubu karşılığında birkaç gün içinde serbest bırakılmaktadır. Terk edilme riski taşıyan gemiler toplam dosyaların küçük bir bölümünü oluşturur; bütün alacaklıların bu küçük ihtimalin maliyetini peşin finanse etmeye zorlanması, risk dağılımı bakımından savunulabilir değildir.
15. Limanlar Kanunu’ndaki Ters Model
Türk hukukunda, aynı türden bir masrafın tamamen farklı biçimde çözüldüğü bir örnek vardır. 618 sayılı Limanlar Kanunu’nun 7061 sayılı Kanun’la değiştirilen 7. maddesi uyarınca, liman başkanlığının idari sorumluluk sahasında karaya oturmuş, yarı batık, batık, terk edilmiş veya atıl hâldeki gemilerin çıkarılması, kaldırılması, imhası veya satışında; satış aşamasına kadar yapılan masraflar Bakanlık Döner Sermaye İşletmesinden karşılanır. Yapılan masrafa karşılık gelen tutar Döner Sermaye İşletmesine gelir kaydedildikten sonra artan tutar, gemi üzerinde haciz varsa ilk haczi koyan dosyaya gönderilir ve sıra cetveli yapılarak alacaklılara dağıtılır. Aynı hüküm, gemi hacizliyse durumun haczi gerçekleştiren icra dairesine bildirilmesini de öngörür.
Yani kanun koyucu, terk edilmiş gemi gibi çok daha ağır ve gerçek bir masraf kaleminde yükü alacaklıya değil idareye yüklemiş; masrafı satış bedelinden geri almayı tercih etmiştir. Buna karşılık, hiçbir fiilî muhafaza faaliyeti yapılmayan ihtiyati haciz aşamasında aylarca sürecek peşin ödeme istenmektedir. Bu iki modelin bir arada bulunması, mevcut uygulamanın kanuni bir zorunluluktan değil bir uygulama alışkanlığından kaynaklandığını göstermektedir.
16. Cebri İcra Kanunu Taslağı Ne Getiriyor?
Adalet Bakanlığı bünyesinde hazırlanan Cebri İcra Kanunu Taslağı, deniz cebrî icra hükümlerini tek kitapta topluyor. Seminerde aktarıldığı kadarıyla taslağın gemi ihtiyati haczine ilişkin başlıca yenilikleri şunlardır (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025):
- İnfaz talebi süresi üç günden bir haftaya çıkarılıyor
- Geminin serbest bırakılmasında yetkinin, takibe başlandıktan sonra icra mahkemesine geçtiği açıkça düzenleniyor
- Geminin karasularında durduğu ya da “duracağı bilinen yer” mahkemesi yetkili kılınıyor
- İcra müdürünün geminin idaresi, işletilmesi, bakımı ve muhafazası için önlem alma yetkisi korunuyor
Ancak muhafaza masraflarının kim tarafından ve hangi ölçüde karşılanacağı konusunda taslakta net bir çözüm bulunmamaktadır. Seminerde dile getirilen talepler üç başlıkta toplanmıştır: muhafaza masrafı yükünden tamamen vazgeçilmesi; Bakanlıkça bir tarife veya cetvel çıkarılarak belirsizliğin giderilmesi; İstanbul, İzmir ve Kocaeli gibi illerde uzmanlaşmış deniz icra daireleri ve icra mahkemeleri kurulması.
Bu son öneri özellikle önemlidir. Seminerde aktarılan bir örnek sorunun boyutunu gösteriyor: bir icra müdürü, TTK m. 1366’nın açık hükmüne rağmen seferden men işlemini yapmaktan kaçınmış; mesele ancak ticaret mahkemesinin yazdığı ve maddeyi açıkça hatırlatan müzekkereyle çözülebilmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
17. Uygulamacı İçin Yol Haritası ve Şikâyet Stratejisi
Adım 1 — Süreyi güvenceye alın
İnfaz talebini TTK m. 1364’ün üç iş günlük süresi içinde yazılı olarak verin ve havale tarihli suretini alın. Sözlü talep, ileride ne talebin ne de reddin tarihini ispat etmenizi sağlar. Süre kaçırılıp karar kalkarsa mahkemeye yeniden başvurulup aynı kararın alınabileceğini de not edin.
Adım 2 — Cüz’î masraflı işlemleri ayırın
TTK m. 1366/3 ve 1366/4’te sayılan bildirimlerin avans tartışmasından bağımsız olarak derhâl yapılmasını talep edin. Geminin fiilen limandan ayrılmasını önleyen işlem budur ve maliyeti müzekkere giderinden ibarettir.
Adım 3 — Kalem bazında döküm isteyin
Hangi gider, hangi birim fiyat, kaç günlük öngörü, hangi mevzuat dayanağı. Dökümü almadan şikâyet yazmayın; hangi kalemin hangi gerekçeyle çıkarılacağını gösteremezseniz şikâyet soyut kalır.
Adım 4 — Kademeli avans talep edin
Avansın 7 veya 15 günlük dilimler hâlinde alınmasını, dilim tükendikçe tamamlanmasını isteyin. Tarife m. 5/4 bu usule zaten açık dayanak oluşturur.
Adım 5 — Üç katmanlı şikâyet kurgusu
Ret kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirildikten sonra, İİK m. 16 uyarınca yedi gün içinde icra hukuk mahkemesine başvurun ve şikâyeti şu üç katmanda kurgulayın:
| Katman | İddia | Talep |
|---|---|---|
| Birinci | TTK m. 1366/2 uyarınca gemi zaten kaptana veya malike yediemin bırakılmaktadır; alacaklının finanse edeceği bir muhafaza hizmeti kanuni modelde yoktur | Avansın müzekkere ve tebligat giderleriyle sınırlandırılması |
| İkinci | Yediemin Ücret Tarifesi’nin kapsamı depo ve garajlarda muhafaza edilen mallarla sınırlıdır (m. 1); ücretin başlangıcı depoya teslim tarihidir (m. 3/4) | Tarife üzerinden yapılan hesabın iptali |
| Üçüncü (kabul anlamına gelmemek üzere) | Tarife kıyasen uygulansa dahi ölçü en az üç aydır (m. 5/2); altı ay avans ölçüsü değil, indirim eşiği ve üst sınırdır (m. 3/3, m. 4/2) | Rakamın düşürülmesi ve kademeli tahsil (m. 5/4) |
Üçüncü katman pratikte belirleyici olabilir: mahkeme ilk iki argümanı benimsemese dahi, bu argümanla rakam düşer ve ödeme takvime yayılır. Ayrıca gemi adamı ücretleri, iaşe, yakıt ve sigorta primi kalemlerinin dökümden çıkarılmasını ayrıca talep edin.
Adım 6 — Paralel yürütün
Şikâyet, aksine karar verilmedikçe icrayı durdurmaz. Yatırabildiğiniz kısmi avansı derhâl yatırıp tutanağa geçirtin; bu hem iyi niyetinizi belgeler hem de “avans yatırılmadığı için işlem yapılamadı” savunmasını zayıflatır. Aynı anda karşı tarafla teminat müzakeresini de yürütün — gemi bağlı kaldıkça maliyet karşı taraf için sizden çok daha ağırdır.
18. Çözüm Önerileri
- Yasal ayrım: Geminin fiilen muhafaza altına alındığı hâller ile TTK m. 1366/2 uyarınca gemi tarafına yediemin bırakıldığı hâller kanunda ayrılmalı; ikincisinde alacaklıdan muhafaza avansı istenmemelidir.
- Olağan gider ölçütünün kanunlaştırılması: Mürettebat ücreti, iaşe, yakıt ve sigorta gibi geminin olağan işletme giderleri her hâlükârda malike ait sayılmalı, alacaklıya yüklenememelidir.
- Bakanlık tarifesi: Daireler arası farkı gidermek üzere objektif bir muhafaza gideri cetveli çıkarılmalıdır.
- Deniz icra daireleri: İstanbul, İzmir ve Kocaeli başta olmak üzere uzmanlaşmış icra daireleri ve icra mahkemeleri görevlendirilmelidir.
- Döner sermaye modeli: Limanlar Kanunu’ndaki çözüm örnek alınarak, gerçek muhafaza giderleri idarece finanse edilip satış bedelinden mahsup edilebilmelidir.
- Teminatta döviz: 10.000 ÖÇH teminatının döviz hesabına yatırılabilmesi sağlanmalıdır.
19. Sıkça Sorulan Sorular
İcra dairesinin altı aylık avans istemesinin kanuni dayanağı var mı?
Avans isteminin genel dayanağı İİK m. 59 ve TTK m. 1368/2’dir. Ancak “altı ay” ölçüsünün mevzuatta karşılığı yoktur. Taşınır muhafazasına ilişkin Lisanslı Yediemin Depoları Ücret Tarifesi bile avans hesabında en az üç aylık gideri esas alır (m. 5/2); altı ay o Tarife’de indirim eşiği (m. 3/3) ve üst sınır (m. 4/2) olarak geçer.
Gemi muhafaza altına alınınca kim yediemin olur?
TTK m. 1366/2 uyarınca gemi, seferden men keyfiyetinin tebliğ edildiği kişiye — kaptana, malike ya da malik olmayan donatana veya bunların temsilcisine — yediemin sıfatıyla bırakılır. Yani muhafaza, alacaklının finanse edeceği üçüncü bir kişiye değil, gemi tarafına aittir.
Avansı yatırmazsam ihtiyati haciz kararım düşer mi?
TTK m. 1364 bakımından belirleyici olan, kararın verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde infazın talep edilmiş olmasıdır. Talebi süresinde ve yazılı olarak verip tutanağa geçirtirseniz şekli şartı yerine getirmiş olursunuz. Ancak avans yatırılmadığı için fiilen işlem yapılmazsa karşı taraf bunu tartışma konusu yapabilir; bu nedenle kısmi ödeme yapıp dosyaya işletmek önemlidir. Süre kaçırılıp karar kalkarsa mahkemeye yeniden başvurulabilir.
Yatırdığım avansı geri alabilir miyim?
Harcanmayan kısım dosyadan iade edilir. Harcanan kısım İİK m. 59/1 uyarınca takip masrafı olarak borçluya yükletilir ve esas davada yargılama gideri olarak talep edilebilir. Ancak tahsil edilene kadar finansman yükü alacaklıdadır; bu nedenle sulh müzakerelerinde masraf kaleminin ayrıca ve açıkça teminat tavanına dâhil ettirilmesi önerilir.
Liman başkanlığı seferden men için ücret alıyor mu?
Uygulamadan edinilen bilgiye göre liman başkanlıkları, seferden men bildirimi üzerine icra dairesinden rıhtım, koruma veya çekme adı altında bir masraf talep etmemektedir. Rıhtım ve işgaliye ücretleri liman işletmesi tarafından gemi acentesine faturalanır ve donatandan tahsil edilir.
Gemi adamı maaşları avans hesabına dâhil edilebilir mi?
Doktrinde savunulan ölçüt, geminin ihtiyati haciz olmasaydı da katlanacağı olağan işletme giderlerinin malike ait olduğu yönündedir. Mürettebat ücretleri, iaşe, yakıt ve sigorta bu kapsamdadır ve alacaklıdan peşin avans olarak istenmemelidir. Avans dökümünde bu kalemler görünüyorsa çıkarılması talep edilmelidir.
Şikâyet süresi ne kadar ve nereye başvurulur?
İİK m. 16 uyarınca, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde ilgili icra hukuk mahkemesine başvurulur. Şikâyetin konusu, icra müdürünün takdir yetkisini ölçüsüz kullanması ve avans hesabının kanuni dayanaktan yoksun olmasıdır.
Gemi teminat karşılığı serbest bırakılırsa avans ne olur?
TTK m. 1370-1371 uyarınca gemi yeterli teminat karşılığında serbest bırakıldığında muhafaza süreci sona erer; harcanmayan avans iade edilir. Uygulamada gemilerin çoğu P&I kulübü teminat mektubuyla birkaç gün içinde serbest bırakıldığından, altı aylık hesap fiilî duruma çoğunlukla uymaz.
Bu Dosyalarda Sürecin Doğru Yürütülmesi Neden Önemlidir?
Gemi ihtiyati haczi, Türk hukukundaki en kısa süreli geçici hukuki korumalardan biridir. Karar üç iş günü içinde infaza konulmazsa kendiliğinden kalkar. Yabancı bayraklı bir gemide, ihtiyati haciz kararının uygulanacağı sırada gemi fiilen hareket etmiş veya seferde bulunuyorsa, TTK m. 1367/1-(b) uyarınca karar ancak sahil güvenlik komutanlığının yardımı alınarak ve gemi Türk karasularını terk edinceye kadar uygulanabilir. Bu iki kural birleştiğinde alacaklının hata payı neredeyse sıfırdır.
Uygulamada dosyaların takıldığı noktalar hemen her zaman aynıdır: alacağın TTK m. 1352’deki hangi bende girdiğinin belirtilmemesi, geminin kimlik bilgilerinin eksik yazılması, borçlunun malik veya çıplak gemi kiracısı sıfatının belgelenememesi, yaklaşık ispat için sunulan delillerin dağınıklığı ve — bu yazının konusu olan — infaz aşamasındaki masraf tartışmasının yönetilememesi.
Bu noktalarda daha ayrıntılı bilgi için şu çalışmalarımıza bakabilirsiniz: gemi ihtiyati haczi talep dilekçesinin hazırlanması, deniz alacağı kavramındaki tartışmalı kalemler, gemilerin ihtiyati haczinde TTK m. 1369 şartları, yükleme ve boşaltmada zarar gören yükten kimin sorumlu olduğu, gemiye verilen kumanya ve yakıt bedeli alacakları ve gemi adı ve IMO numarasının nereden bulunacağı.
Bölgesel yoğunlaşma
Gemi ihtiyati haczi dosyaları Türkiye’de belirli bir coğrafyada yoğunlaşır. Marmara’nın doğu kanadı — Tuzla tersaneler bölgesi, Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir ve Üsküdar hattı ile Kocaeli tarafında Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Körfez, İzmit ve Başiskele — ülkenin dökme yük, konteyner ve kimyasal terminallerinin önemli bölümünü barındırır. Yükleme ve boşaltma kaynaklı hasar dosyalarının, yakıt ve kumanya alacaklarının, gemi adamı ücret uyuşmazlıklarının büyük kısmı bu limanlardan doğar.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu, Tuzla merkezli olarak İstanbul Anadolu Yakası ve Kocaeli hattındaki liman ve tersane uyuşmazlıklarında deniz ticareti hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Gemi ihtiyati haczi, seferden men, teminat müzakereleri, yük hasarı ve gemi adamı alacakları dosyalarında hukuki destek almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Gemi ihtiyati haczi dosyanız mı var?
Tuzla, Gebze, Dilovası ve Kocaeli limanlarındaki dosyalarınız için 2M Hukuk Avukatlık Bürosu’na ulaşın.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan YazınKaynaklar ve mevzuat
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu m. 16, 59, 88/5; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1352, 1353, 1362, 1363, 1364, 1365, 1366, 1367, 1368, 1370, 1371, 1376; 618 sayılı Limanlar Kanunu m. 7 (7061 s. K. m. 5 ile değişik); Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği m. 26 ve Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği Ücret Tarifesi (1/1/2026 tarihinde yürürlüğe giren metin).
İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihli “Deniz Hukuku İcra Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar ve Cebri İcra Kanunu Taslağı’nın Değerlendirilmesi” semineri hakkındaki haber: denizhaber.com.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut uyuşmazlığınız için hukuki destek alınması önerilir.


