
1. Alacağın Hukuki Niteliği: Deniz Alacağı ve Gemi Alacaklısı Hakkı
Manevra sırasında limanda bağlı bulunan bir gemiye çarpılması (çatma) veya manevra hataları nedeniyle çatma olmaksızın zarar verilmesi durumunda, zarar gören gemi sahibinin alacağı “deniz alacağı” niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1286/2 uyarınca; bir geminin manevra yaparken veya seyir kurallarına uymayarak başka bir gemiye çatma olmaksızın zarar vermesi halinde de çatma hükümleri uygulanır.
Yargı kararlarında bu tür alacaklar şu şekilde nitelendirilmiştir:
Gemi Alacaklısı Hakkı: TTK m. 1320/1-e bendi uyarınca, geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan doğan ve haksız fiile dayanan alacaklar, sahiplerine “gemi alacaklısı hakkı” verir. Bu hak, TTK m. 1321 ve 1322 uyarınca gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesini sağlar (İstanbul 17. ATM – 2015/450 E. K).
Deniz Alacağı Tanımı: TTK m. 1352/1-h bendi kapsamında, gemide taşınan eşyaya gelen hasarlar ile geminin işletilmesinden kaynaklanan zararlar “deniz alacağı” olarak kabul edilmektedir (İstanbul BAM 37. HD – 2024/2305 E. K).
2. Görevli ve Yetkili Mahkeme Bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme münhasıran Denizcilik İhtisas Mahkemeleridir.
Görev: TTK m. 5/2 uyarınca, deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davaları Denizcilik İhtisas Mahkemeleri’nde görülür. İstanbul mülki sınırları içerisinde bu görev İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) tarafından yürütülmektedir (İstanbul 18. ATM – 2024/488 E. K).
Diğer İller: Denizcilik İhtisas Mahkemesi bulunmayan yerlerde, HSYK kararları uyarınca 1 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesi, o da yoksa 1 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla görevlidir (Yargıtay 11. HD – 2013/2228 E. K).
Yetki: Dava, çatmanın meydana geldiği yer mahkemesinde, davalının ikametgahında veya geminin bağlama limanında açılabilir.
3. Açılabilecek Davalar ve Husumet
Zarar gören gemi sahibi aşağıdaki yasal yollara başvurabilir:
Maddi Tazminat Davası: Çatma veya hatalı manevra sonucu oluşan doğrudan hasar, değer kaybı ve ikame araç/kullanılamama zararlarının tahsili için açılır (İstanbul BAM 12. HD – 2022/2199 E. K).
İtirazın İptali Davası: Alacağın tahsili için başlatılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi durumunda açılır.
Kanuni Rehin Hakkının Tesbiti: Gemi alacaklısı hakkına dayanarak gemi üzerinde rehin hakkının tescili talep edilebilir (İstanbul 17. ATM – 2015/359 E. K).
Husumet: Dava; kusurlu geminin donatanına, kaptanına (haksız fiil sorumluluğu kapsamında) ve varsa sorumluluk sigortacısına (P&I) karşı müteselsilen açılabilir (İstanbul BAM 12. HD – 2022/1705 E.
4. Dava Açma Süreleri ve Zamanaşımı
Haksız Fiil Zamanaşımı: Çatma ve manevra kusuruna dayalı tazminat taleplerinde, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 72 uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Bu süre, faiz alacakları için de geçerlidir (İstanbul 17. ATM – 2020/159 E.
Gemi Alacaklısı Hakkı: Gemi alacaklısı hakları, TTK uyarınca belirli süreler içinde takip edilmediğinde düşebilir.
Görevsizlik Sonrası Süre: Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunulması gerekir; aksi takdirde dava açılmamış sayılır (İstanbul 18. ATM – 2024/488 E. .
5. Emsal Kararlar ve Somutlaştırma
Hatalı Yanaşma Örneği: “Gagarin” gemisinin “Sea Mild” gemisine çarpması olayına benzer şekilde; “Brother’s” isimli teknenin sürüklenerek bağlı olan “Mikado” isimli tekneye çarpması sonucu oluşan hasar, deniz ticareti hükümlerine tabi bir deniz alacağı olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD – 2013/18410 E. K).
Kusur Paylaşımı: Bodrum’da meydana gelen bir çatma olayında, mahkeme Çatışmayı Önleme Tüzüğü kurallarını (gözcülük ve çatışmayı önleme hareketi) ihlal eden taraflar arasında %60-%40 oranında kusur dağılımı yaparak tazminata hükmetmiştir (İstanbul BAM 43. HD – 2020/624 E.).
Donatanın Sorumluluğu: Kılavuz kaptan eşliğinde yapılan manevralarda dahi, kılavuzun sadece müşavir konumunda olduğu, geminin sevk ve idaresinden kaptan ve donatanın sorumlu olduğu vurgulanmıştır (Yargıtay İBGK – 1954/26 E. .
6. İkincil Kaynak Değerlendirmesi İkincil kaynak niteliğindeki kararlarda şu ek hususlar vurgulanmıştır:
Liman Tesislerine Zarar: Geminin sadece başka bir gemiye değil, rıhtımdaki usturmaçalara veya iskeleye çarpması da gemi işletilmesinden kaynaklanan bir deniz alacağı olarak değerlendirilmekte ve Denizcilik İhtisas Mahkemeleri görevli kılınmaktadır (İstanbul 17. ATM – 2015/21 E. ).
İspat Kriteri: Liman içi kazalarda hasarın Bandırma Liman Başkanlığı gibi resmi makamlara tutanakla bildirilmesi ispat açısından kritik önemdedir; tek taraflı tutanaklar kaptan kusurunu kanıtlamada yetersiz görülebilmektedir (Yargıtay 11. HD – 2018/3796 E. K).
Zaruri Demirleme: Geminin arıza nedeniyle yasak alana zaruri demirlemesi durumunda, somut bir hasar oluşmadıkça sadece risk iddiasıyla yapılan sörvey giderlerinin tahsilinde kusur incelemesi titizlikle yapılmaktadır (İstanbul 17. ATM – 2023/302 E. K).

Sonuç: “Gagarin” gemisinin “Sea Mild” gemisine çarpması olayında zarar gören taraf, haksız fiil ve deniz ticareti hükümlerine dayanarak, olay tarihinden itibaren 2 yıl içinde İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde donatan ve kaptana karşı maddi tazminat davası açabilir. Bu alacak, gemi alacaklısı hakkı vererek gemi üzerinde kanuni rehin hakkı sağlar.
Limanda bağlı bir gemiye manevra sırasında verilen zarar deniz alacağı mıdır?

Evet. Bir geminin manevra sırasında veya seyir kurallarına aykırı hareket ederek başka bir gemiye çatma olmaksızın zarar vermesi hâlinde dahi, Türk Ticaret Kanunu uyarınca çatma hükümleri uygulanır. Bu tür zararlar, geminin işletilmesinden kaynaklandığı için deniz alacağı niteliğindedir ve zarar görene gemi alacaklısı hakkı sağlar.
Çatma olmadan verilen zararlar için de gemi üzerinde rehin hakkı doğar mı?

Evet. Manevra hatası sonucu meydana gelen ve haksız fiile dayanan maddi zararlar, TTK m.1320 kapsamında gemi alacaklısı hakkı doğurur. Bu hak, zarar gören tarafa gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanır ve gerektiğinde ihtiyati haciz yoluna başvurulmasına imkân verir.
Zarar gören hangi kişilere karşı dava açabilir?

Zarar gören gemi sahibi veya halef olan sigorta şirketi; kusurlu geminin donatanına, kaptanına (haksız fiil sorumluluğu kapsamında) ve varsa sorumluluk sigortacısına (P&I) karşı müştereken ve müteselsilen dava açabilir. Uygulamada tazminat ve itirazın iptali davaları en sık başvurulan yollardır.
Gemide kılavuz kaptan bulunarak seyir ve manevra yapılması halinde, meydana gelen çatma veya manevra zararlarından donatan ve kaptan sorumluluktan kurtulur mu?

Hayır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16.03.1955 tarihli (E. 1954/26, K. 1955/4) bağlayıcı kararına göre, gemide kılavuz kaptan bulunması kural olarak donatanın ve kaptanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kurul, bu konuda şu temel ayrımı net biçimde ortaya koymuştur: Mecburi kılavuzluk, sadece geminin kılavuz almasının zorunlu olması değildir. Gerçek anlamda mecburi kılavuzluktan söz edilebilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekir: Geminin kılavuz alma zorunluluğunun mevzuatla emredilmiş olması, Kaptanın geminin sevk ve idaresini kılavuza bırakmak zorunda olması ve kılavuzun fiilen gemiyi idare etmesi.
Türk mevzuatında (özellikle İstanbul ve Galata Limanı uygulamasında), kılavuz kaptan yalnızca kaptanın müşaviri konumundadır; geminin sevk ve idaresi kaptandan alınmamıştır. Bu nedenle bu tür kılavuzluk, Yargıtay’a göre “mecburi kılavuzluk” sayılmaz.
Bu sonuçla birlikte Yargıtay şu ilkeyi benimsemiştir: Kılavuz kaptan gemide bulunsa dahi, çatma veya manevra sırasında verilen zararlardan kaptan ve dolayısıyla donatan sorumludur. Sorumluluktan kurtuluş ancak, mevzuatın geminin sevk ve idaresini zorunlu olarak kılavuza devrettiği istisnai hallerde mümkündür.
Bu içtihat, hem Türk deniz ticareti hukukunda hem de uluslararası deniz hukuku teamülleriyle uyumlu olup, günümüzde de kılavuz kaptanın sorumluluğa etkisi bakımından temel referans karar niteliğindedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Limanda bağlı gemilere manevra sırasında verilen zararlar, çoğu zaman “basit bir çarpma” olarak görülse de hukuken deniz ticareti hukukunun en teknik alanlarından birini oluşturur. Bu tür olaylarda uyuşmazlığın doğru şekilde;
Deniz alacağı mı yoksa genel haksız fiil mi olduğu,
Gemi alacaklısı hakkı doğup doğmadığı,
Görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olup olmadığı,
Zamanaşımı süresinin hangi hükme göre belirleneceği
tespit edilmeden açılan davalar, usulden ret veya telafisi mümkün olmayan hak kayıplarıyla sonuçlanabilmektedir.
Özellikle liman içi kazalarda kusur tespiti; seyir ve manevra kuralları, Çatışmayı Önleme Tüzüğü, kaptanın gözcülük yükümlülüğü ve teknik bilirkişi raporları üzerinden yapılmaktadır. Yanlış kurulan husumet, eksik delil veya hatalı mahkeme seçimi, haklı olan tarafın dahi alacağına ulaşamamasına neden olabilmektedir.
Ayrıca gemi alacaklısı hakkının süresinde ileri sürülmemesi hâlinde kanuni rehin hakkı düşmekte, gemi üzerinde haciz ve teminat imkânı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle sürecin başından itibaren doğru hukuki stratejiyle yönetilmesi büyük önem taşır.
Bu çerçevede 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, liman içi manevra kazaları, çatma ve çatma olmaksızın verilen gemi zararları, deniz alacağı tespiti, gemi alacaklısı hakkı ve ihtiyati haciz süreçlerinde; özellikle İstanbul, İzmir, Bodrum, Tuzla ve Aliağa limanlarında meydana gelen uyuşmazlıklara ilişkin uygulama tecrübesiyle dosyaları bütüncül ve sonuç odaklı şekilde ele almaktadır.
Deniz ticareti uyuşmazlıklarında uzman avukat desteği olmaksızın yürütülen süreçler, çoğu zaman güçlü hakların sırf usul hataları nedeniyle kaybedilmesiyle sonuçlanmaktadır.



