Giriş

Bu rapor, konkordato ilan eden bir şirketten olan imtiyazlı alacakların hangileri olduğunu ve bu alacakların tahsil süreçlerini, sunulan yargı kararları analizleri ışığında incelemektedir. Analiz edilen kararlar, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 206., 305. ve 308. maddelerinin uygulamadaki yansımalarını ortaya koymaktadır. Temel bulgular, imtiyazlı alacakların konkordato sürecinin bağlayıcı hükümlerinden büyük ölçüde istisna tutulduğunu ve alacaklıların haklarını koruyan özel güvencelere sahip olduğunu göstermektedir.

Ana Bulgular

  1. İmtiyazlı Alacakların Kapsamı: Yargı kararlarında konkordato sürecinde imtiyazlı kabul edilen alacaklar üç ana kategoride toplanmaktadır:
    • İİK Madde 206/1 Kapsamındaki Alacaklar: Bu kategori, işçilerin iş ilişkisinden doğan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile aile hukukundan doğan nafaka alacaklarını içermektedir.
    • Rehinli Alacaklar: Borçlunun mülkiyetindeki bir malın rehniyle teminat altına alınmış alacakların, rehnin kıymetini karşılayan kısmı imtiyazlıdır ve konkordato hükümlerine tabi değildir.
    • Kamu Alacakları: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borçları gibi kamu alacakları, konkordatonun bağlayıcılığının dışındadır.
  2. İmtiyazlı Alacakların Tahsil Yöntemi: İmtiyazlı alacaklılar, alacaklarını adi alacaklılardan farklı olarak konkordato projesinde öngörülen tenzilat (indirim) veya vadeden etkilenmeksizin tahsil ederler. Tahsilat süreci şu temel mekanizmalara dayanır:
    • Tam Ödeme veya Teminat Şartı: Konkordatonun mahkemece tasdik edilebilmesi için İİK m. 305/1-d uyarınca, İİK m. 206/1 kapsamındaki imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi veya alacaklı açıkça feragat etmedikçe yeterli teminata bağlanması zorunludur.
    • Konkordato Hükümlerinden Muafiyet: İİK m. 308/c uyarınca, tasdik edilen konkordato projesi imtiyazlı alacaklar, rehinli alacakların rehin kıymetini karşılayan kısmı ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları için bağlayıcı değildir.
    • Takip ve Haciz Haklarının Korunması: İmtiyazlı alacaklar için konkordato mühleti öncesinde başlatılan takiplerde konulan hacizler, konkordatonun tasdikiyle birlikte düşmez (İİK m. 308/ç). Bu alacaklılar, yasal takip yollarını kullanmaya devam edebilirler.

İnceleme ve Değerlendirme

1. İmtiyazlı Alacakların Tanımı ve Yasal Dayanağı

İncelenen kararlar, imtiyazlı alacakların tanımını yaparken istikrarlı bir şekilde İİK’nın 206. ve 308. maddelerine atıf yapmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında bu alacaklar detaylı bir şekilde listelenmiştir:

“İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları…, İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları… olan borçları… ve… aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları.” (AYM, 2021/82)

Bölge Adliye Mahkemesi kararları, bu tanımı genişleterek rehinli alacakları ve kamu alacaklarını da konkordatonun bağlayıcılığı dışında tutmuştur. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin vurguladığı gibi, SGK alacakları özel bir kanuna tabi olduğundan konkordatodan etkilenmez:

“SGK Başkanlığı’nın alacakları İcra ve İflas Kanunu’na göre değil 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre takip ve tahsil edilmektedir. Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından SGK alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır.” (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi, 2021/1652)

Bu durum, kanun koyucunun belirli alacak türlerini (işçi, nafaka, kamu) sosyal ve ekonomik önemleri nedeniyle özel olarak koruma altına aldığını göstermektedir.

2. Tahsilat Sürecindeki Güvenceler ve Yöntemler

İmtiyazlı alacaklıların haklarını koruyan en temel güvence, konkordatonun tasdik şartları arasında yer almaktadır. Birçok kararda tekrarlandığı üzere, İİK m. 305/1-d bu sürecin kilit noktasıdır:

“206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması” (İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi, 2021/986)

Bu şartın yerine getirilmemesi, konkordato talebinin reddi için yeterli bir sebeptir. Nitekim Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, davacı şirketin imtiyazlı işçilik alacakları için gerekli teminatı yatırmaması üzerine konkordato talebini reddetmiştir (2019/166). Buna karşılık, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, imtiyazlı alacaklar için 1.4 Milyon TL’nin üzerinde bir meblağın teminat olarak bloke edildiği görülmektedir (2018/390).

Konkordatonun tasdikinden sonra ise imtiyazlı alacaklıların durumu İİK m. 308/c ile güvence altına alınmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun belirttiği gibi, bu alacaklar konkordato projesinden tamamen muaftır:

“Bu kategoriye giren alacaklar konkordatodan kesinlikle etkilenmeyip tümüyle ödenmesi gerekir. Çünkü Kanun, konkordatonun borçlu ile alacağı rüçhanlı olmayan alacaklılar arasında akdedilebileceğini öngörmüş, rüçhanlı alacaklıları konkordatodan istisna tutmuştur.” (Yargıtay HGK, 2023/591)

Bu muafiyet, imtiyazlı alacaklıların hacizlerinin korunması (Konya BAM 6. Hukuk Dairesi, 2020/691) ve rehinli alacaklıların rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe devam edebilmesi gibi pratik sonuçlar doğurmaktadır. Ancak bazı kararlarda, işletmenin devamlılığı için rehinli malın satışının bir yıla kadar ertelenebileceği de belirtilmiştir (Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi, 2021/1306).

Sonuç

Yargı kararları bütüncül olarak değerlendirildiğinde, konkordato sürecinde imtiyazlı alacaklıların konumunun kanun tarafından güçlü bir şekilde korunduğu görülmektedir. İİK m. 206/1 kapsamındaki işçi ve nafaka alacakları, rehinli alacaklar ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacakları, konkordato projesinin bağlayıcı hükümlerinin dışında tutulmuştur. Bu alacakların tahsili, konkordatonun tasdiki için “tam ödeme veya yeterli teminat” şartına bağlanarak güvence altına alınmakta ve tasdik sonrasında da alacaklıların mevcut takip hakları büyük ölçüde korunmaktadır. Dolayısıyla, imtiyazlı alacaklılar, adi alacaklıların tabi olduğu yeniden yapılandırma koşullarından etkilenmeksizin alacaklarını öncelikli olarak tahsil etme hakkına sahiptir.