
Gemiye yakıt verdiniz, kumanya sattınız, tamir yaptınız ya da yükünüz hasarlandı. Faturanın muhatabı geminin işletmecisi. Sonra Equasis’e bakıyorsunuz: geminin maliki bambaşka bir şirket. İhtiyati haciz talebiniz mahkemeye gidiyor ve reddediliyor — “borçlu geminin maliki değil” gerekçesiyle.
Uygulamada dosyaların çok büyük bölümü tam olarak bu noktada tıkanır. Bu yazıda, çıplak gemi kiracısının veya işletmecinin borcundan dolayı malikin gemisinin haczedilip haczedilemeyeceğini, Türk hukukunun bu konuda milletlerarası sözleşmeden neden bilinçli olarak ayrıldığını ve talebin hangi hukuki temele oturtulması gerektiğini ele alıyoruz.
İçindekiler
- Sorunun kaynağı: gemiyi işleten ile malik ayrı kişiler
- TTK m. 1369/1: beş bent, beş ayrı imkân
- (b) bendi neden dar yazılmış?
- Madde gerekçesindeki kesin cümle
- Asıl çıkış yolu: (e) bendi ve TTK m. 1320
- İkinci çıkış yolu: fiilî taşıyan sorumluluğu
- Üçüncü çıkış yolu: TTK m. 1369/2 ve kardeş gemi
- Hangi alacak hangi bende dayanır? Karar tablosu
- Kiracı ibaresi tartışması ve 1993 Cenevre m. 3/3
- Talep dilekçesi nasıl kurulmalı?
- Sözleşme aşamasında alınabilecek önlemler
- Sıkça sorulan sorular
1. Sorunun Kaynağı: Gemiyi İşleten ile Malik Ayrı Kişiler
Modern deniz ticaretinde bir geminin arkasında tek bir şirket bulunmaz. Tipik yapı şöyledir: gemi, tek gemi sahibi bir şirket adına tescillidir; ticari işletmesi bir yönetim şirketine bırakılmıştır; gemi çıplak kira (bareboat) veya zaman çarteri ile bir başka şirkete verilmiştir; taşıma sözleşmesini ise bambaşka bir taşıyan yapmıştır.
Tedarikçi, tersane veya yük ilgilisi bakımından sonuç şudur: borçlu ile geminin maliki farklı kişilerdir. Alacak, gemiyi fiilen işleten kişiye karşı doğmuştur; oysa haczedilmek istenen gemi başkasının malvarlığındadır.
1 Kasım 2025 tarihli İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu – Deniz Ticaret Odası seminerinde Av. Savaş İnandıoğlu bu tabloyu rakamla ifade etmiştir: dosyaların büyük çoğunluğu geminin ticari işletmecisinin borcundan kaynaklanmakta; malik gemisini görmediğinde mahkemeler ihtiyati haciz taleplerini reddetmektedir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
2. TTK m. 1369/1: Beş Bent, Beş Ayrı İmkân
Uygulamadaki en yaygın hata, talebi yalnızca ilk iki bende dayandırmaktır. Oysa TTK m. 1369/1, hakkında deniz alacağı ileri sürülen geminin ihtiyaten haczini beş ayrı hâlde mümkün kılar ve bunlar birbirinin alternatifidir:
| Bent | Şart |
|---|---|
| (a) | Deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise |
| (b) | Deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise |
| (c) | Deniz alacağı gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki bir ayni yükümlülük ile teminat altına alınmış ise |
| (d) | Uyuşmazlık geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin ise |
| (e) | Alacak, TTK m. 1320 uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa |
Beşinci bent, bu yazının merkezindeki çıkış yoludur ve uygulamada en çok ihmal edilen hükümdür.
3. (b) Bendi Neden Dar Yazılmış?
(b) bendini dikkatle okuyun: alacak doğduğunda kiracı olan kişi, haciz anında malik olmalıdır. Yani kiracı sıfatı yeterli değildir; haciz sırasında o kişinin gemiyi satın almış olması gerekir.
Bu, mehaz düzenlemeden bilinçli bir sapmadır. TTK m. 1369’un madde gerekçesi, hükmün 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme’nin 3. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından alındığını; ancak mehaz düzenlemenin (b) bendinde “geminin maliki veya kiracısı ise” ifadesinin yer aldığını belirtmektedir.
Türk kanun koyucusu bu ifadedeki “veya kiracısı” kısmını almamıştır. Gerekçe, sebebini de açıklar: mehaz hükmün üçüncü fıkrasına göre, kiracının borcu için gemi kiradayken ihtiyati haciz uygulanabilmesi, böyle bir haczi takiben cebrî satışın millî hukuka göre mümkün olmasına bağlıdır. Oysa Türk hukukunda kiracının borcu için malikin gemisinin satılması yalnızca gemi alacaklısı haklarının tanındığı hâllerde mümkündür. Gerekçe ayrıca 1999 tarihli Sözleşme’nin 9. maddesine göre Sözleşme hükümlerinin yeni gemi alacakları yaratmayacağını hatırlatır.
4. Madde Gerekçesindeki Kesin Cümle
TTK m. 1369’un gerekçesi tartışmayı şu cümleyle kapatır: geminin kirasının devam ettiği süre içinde kiracının borcu için geminin ihtiyati haczine olanak tanınması Türk hukuku bakımından mümkün değildir.
Bu cümle, mahkemelerin ret kararlarının hukuki dayanağıdır ve karşı tarafın vekili tarafından da ileri sürülecektir. Dolayısıyla talebi (b) bendine dayandırmak, kira ilişkisi sürüyorsa baştan kaybedilmiş bir stratejidir.
Ancak dikkat: bu kural yalnızca (b) bendi bakımından geçerlidir. Gerekçenin kendisi de “yalnızca gemi alacaklısı haklarının tanındığı hâllerde mümkündür” diyerek istisnayı işaret etmektedir. O istisna, (e) bendidir.
Borçlunuz geminin maliki değil mi?
Talebin doğru bende dayandırılması, dosyanın kabul veya ret farkını yaratır.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın5. Asıl Çıkış Yolu: (e) Bendi ve TTK m. 1320
TTK m. 1369/1-(e) uyarınca, alacak m. 1320 anlamında gemi alacaklısı hakkı veriyorsa geminin ihtiyaten haczi mümkündür. Bu bentte malik olma şartı aranmaz.
Sebebi m. 1320/1’in giriş cümlesindedir. Hüküm, gemi alacaklısı hakkının hangi kişilere karşı doğmuş alacaklarda söz konusu olacağını sayarken şunu der: “Geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olan aşağıdaki alacaklar…”
Yani kanun koyucu, gemi alacaklısı hakkı bakımından malik ile kiracı arasında ayrım yapmamıştır. Alacak kiracıya, yöneticiye veya işletene karşı doğmuş olsa dahi, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı doğar ve gemi bu alacak için haczedilebilir.
Peki hangi alacaklar m. 1320 kapsamındadır? Altı bent hâlinde sayılmıştır:
- (a) Gemi adamlarına ödenecek ücretler ve diğer tutarlar — ülkelerine getirilme giderleri ve sosyal sigorta katılma payları dâhil
- (b) Geminin işletilmesiyle doğrudan ilgili can kaybı veya bedensel zararlar
- (c) Kurtarma ücreti
- (d) Liman, kanal, diğer su yolları, karantina ve kılavuzluk resimleri
- (e) Geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan doğan haksız fiile dayanan alacaklar — taşınan eşya, konteyner ve yolcu eşyası hariç
- (f) Müşterek avarya garame payı alacakları
Kritik sınır: Yakıt, kumanya, malzeme ve tamir alacakları ile yük hasarı alacakları bu listede yoktur. Bunlar TTK m. 1352 anlamında deniz alacağıdır — yani ihtiyati haciz sebebi oluştururlar — ama gemi alacaklısı hakkı vermezler. Dolayısıyla borçlu malik değilse (e) bendine dayanılamaz. Tedarikçiler ve yük ilgilileri açısından tablo bu nedenle daha zordur.
6. İkinci Çıkış Yolu: Fiilî Taşıyan Sorumluluğu
Yük hasarı dosyalarında çoğu zaman gözden kaçan bir imkân vardır ve doğrudan (a) bendini işler hâle getirir.
TTK m. 1191/2 uyarınca, Kanun’un taşıyanın sorumluluğuna ilişkin bütün hükümleri, fiilî taşıyanın bizzat gerçekleştirdiği taşımadan doğan sorumluluğu bakımından da uygulanır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca taşıyan ile fiilî taşıyan aynı zarardan sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsilen sorumludur.
Buradaki değer şudur: konşimentoda taşıyan olarak başka bir şirket görünse dahi, taşımayı kendi gemisi ve mürettebatıyla fiilen gerçekleştiren donatan kanundan doğan bir sorumlulukla şahsen sorumludur. Bu kişi aynı zamanda haciz anında geminin maliki ise, TTK m. 1369/1-(a) şartları gerçekleşmiş olur ve kiracı tartışmasına hiç girilmez.
Uygulamada bu tespit, geminin resmî kaşesindeki unvan, kaptanın protesto mektuplarına düştüğü şerhlerdeki ifadeler ve Equasis kayıtlarındaki tescilli malik bilgisi ile yaklaşık olarak ispatlanabilir.
7. Üçüncü Çıkış Yolu: TTK m. 1369/2 ve Kardeş Gemi
TTK m. 1369/2, birinci fıkrada sayılanların dışındaki gemilerin — yani alacağın doğduğu gemi dışındaki gemilerin — haczini düzenler. Buna göre, haczin uygulandığı sırada gemiler bu deniz alacağından sorumlu olan bir kişiye ait ise ve alacak doğduğunda bu kişi:
- (a) Üzerinde deniz alacağı doğmuş olan geminin maliki veya
- (b) Kiracısı veya tahsis olunanı ya da taşıtanı ise mümkündür.
İkinci fıkranın (b) bendi burada belirleyicidir ve birinci fıkradan çok daha geniştir: alacak doğduğunda borçlu kiracı olsa dahi, haciz anında kendisine ait başka bir gemi varsa o gemi haczedilebilir.
Pratik sonuç şudur: borçlunuz bir çıplak gemi kiracısı ise, kiraladığı gemiyi haczedemeyebilirsiniz — ama kendi mülkiyetindeki gemileri haczedebilirsiniz. Bu nedenle borçlunun filo yapısı, IMO şirket numarası üzerinden mutlaka araştırılmalıdır.
8. Hangi Alacak Hangi Bende Dayanır? Karar Tablosu
| Alacak türü | Gemi alacaklısı hakkı? | Borçlu malik değilse dayanak |
|---|---|---|
| Gemi adamı ücret alacağı | Var | m. 1369/1-(e) — doğrudan haciz mümkün |
| Kurtarma ücreti | Var | m. 1369/1-(e) |
| Liman, kanal ve kılavuzluk resimleri | Var | m. 1369/1-(e) |
| Çatma vb. haksız fiilden doğan maddi zarar | Var | m. 1369/1-(e) |
| Yakıt, kumanya, malzeme, tamir | Yok | m. 1369/2 — borçlunun kendi mülkiyetindeki gemileri |
| Yük zıyaı ve hasarı | Yok | Fiilî taşıyan sorumluluğu ile m. 1369/1-(a), ya da m. 1369/2 |
| Navlun ve çarter alacakları | Yok | m. 1369/2 (borçlunun kendi gemileri) |
9. Kiracı İbaresi Tartışması ve 1993 Cenevre m. 3/3
Aynı sorunun bir başka görünümü, hazırlanan Cebri İcra Kanunu Taslağı’nda gündeme gelmiştir. Seminerde hem Prof. Dr. Kerim Atamer hem Av. Savaş İnandıoğlu, Taslakta sigorta primleri ve komisyonlara ilişkin bentlere “kiracı” ibaresinin eklenmesini eleştirmiştir (İstanbul Barosu – DTO Semineri, 1.11.2025).
Eleştirinin dayanağı, 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme’nin 3. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Konuşmacıların aktardığına göre bu hüküm, kiracının sigorta primi veya komisyon borcundan dolayı malikin gemisi üzerinde gemi alacaklısı hakkı iddia edilemeyeceğini öngörmektedir.
Her iki konuşmacının önerisi aynıdır: ya “kiracı” ibaresi çıkarılmalı, ya da Sözleşme’nin anılan hükmü Taslağa eklenmelidir. Atamer ayrıca Taslaktaki bu eklemenin, kiracının sigorta primi borcu için malikin gemisinin satılamayacağı kuralıyla çeliştiğini vurgulamıştır.
Uygulamacı için çıkarım şudur: bu tartışma yasalaşana kadar, sigorta primi ve komisyon alacaklarında kiracı borçlu ise malikin gemisinin haczinin tartışmalı kalacağıdır.
Alacağınızın hangi bende girdiğini birlikte belirleyelim
Yanlış bende dayandırılan bir talep, gemi limandan ayrıldıktan sonra düzeltilemez.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan Yazın10. Talep Dilekçesi Nasıl Kurulmalı?
Önce sıfatları belgeleyin
Kimin malik, kimin kiracı, kimin işleten ve kimin yönetici olduğu açıkça gösterilmelidir. Equasis kayıtları, geminin resmî kaşesi, gemi tasdiknamesi, acente yazışmaları ve varsa daha önceki teminat mektuplarındaki beyanlar bu tespitin dayanağıdır.
Bentleri sıralı ve alternatifli kurgulayın
Talebi tek bir bende hapsetmeyin. Öncelikle (a) bendi — fiilî taşıyan sorumluluğu üzerinden — ileri sürülmeli; kabul edilmezse (e) bendi, o da uygulanmazsa (b) bendi terditli olarak dayanak yapılmalıdır. Mahkeme bir bentten yürüyemezse diğerini değerlendirebilir.
Alacağın niteliğini m. 1320 üzerinden tartışın
Alacak m. 1320 kapsamındaysa bunu ayrı bir başlık altında ve bent numarası vererek işleyin. Ayrıca TTK m. 1320/son hükmünü hatırlatın: bu fıkra özel bir kanunlar ihtilafı kuralı getirerek, Türk mahkemeleri nezdinde ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı niteliğinde olup olmadığının Türk hukukuna göre tespit edileceğini düzenler. Yabancı unsurlu dosyalarda bu, uygulanacak hukuk tartışmasını kısaltır.
Borçlunun filosunu araştırın
m. 1369/2 imkânı için borçlunun IMO şirket numarası üzerinden sahip olduğu gemiler tespit edilmeli, bunların Türk limanlarına uğrayıp uğramadığı izlenmelidir.
Kira ilişkisinin sona erip ermediğini kontrol edin
(b) bendi, kiracının haciz anında malik olmasını arar. Kiracının gemiyi sonradan satın alması hâlinde bu bent doğrudan işler. Equasis’te malik değişikliği tarihleri bu nedenle mutlaka kontrol edilmelidir.
11. Sözleşme Aşamasında Alınabilecek Önlemler
Tedarikçiler, tersaneler ve yük sahipleri için en etkili koruma, uyuşmazlık çıktıktan sonra değil sözleşme kurulurken alınır:
- Muhatabın sıfatını yazılı olarak tespit edin. Siparişin malik adına mı yoksa kiracı adına mı verildiği sözleşmede açıkça yer almalı; “for and on behalf of the Owners” ifadesi büyük fark yaratır.
- Malikin teyidini alın. Yakıt ve kumanya tedarikinde malikten veya kaptandan alınacak yazılı teyit, sorumluluk zincirini güçlendirir.
- Teslim belgelerini kaptana imzalatın. Kaşeli ve imzalı sevk irsaliyesi, teslim tutanağı ve fatura, hem alacağın hem sıfatın ispatında belirleyicidir.
- Kira durumunu araştırın. Gemi çıplak kira ile verilmişse bunu sipariş öncesinde öğrenmek, teminat talebinizin şeklini değiştirir.
- Tersane iseniz ipotek talep hakkınızı kullanın. TTK m. 1013, tersane sahibine yapım ve onarımdan doğan alacakları için ipotek tescilini isteme hakkı tanır ve bu haktan önceden feragat geçerli değildir.
12. Sıkça Sorulan Sorular
Çıplak gemi kiracısının borcundan malikin gemisi haczedilebilir mi?
Kural olarak hayır. TTK m. 1369/1-(b), alacak doğduğunda kiracı olan kişinin haciz anında geminin maliki olmasını arar. Madde gerekçesi de kiranın devam ettiği süre içinde kiracının borcu için geminin ihtiyati haczine olanak tanınmasının Türk hukuku bakımından mümkün olmadığını belirtmektedir. İstisna, alacağın TTK m. 1320 uyarınca gemi alacaklısı hakkı vermesidir.
Gemi adamı ücreti için kiracıya karşı gemi haczedilebilir mi?
Evet. TTK m. 1320/1 gemi alacaklısı hakkını geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş alacaklar için tanımaktadır. Gemi adamı ücret alacakları bu listenin ilk bendindedir; dolayısıyla TTK m. 1369/1-(e) uyarınca haciz mümkündür ve malik olma şartı aranmaz.
Yakıt ve kumanya alacağında durum nedir?
Bu alacaklar TTK m. 1352 anlamında deniz alacağıdır ve ihtiyati haciz sebebi oluşturur; ancak TTK m. 1320’deki listede yer almadıkları için gemi alacaklısı hakkı vermezler. Borçlu geminin maliki değilse, m. 1369/1-(e) yolu kapalıdır; bu durumda m. 1369/2 uyarınca borçlunun kendi mülkiyetindeki gemiler değerlendirilmelidir.
Yük hasarında borçlu malik değilse ne yapılır?
Taşımayı fiilen gerçekleştiren kişi araştırılmalıdır. TTK m. 1191/2 ve 1191/4 uyarınca fiilî taşıyan kanundan doğan bir sorumlulukla şahsen ve müteselsilen sorumludur. Bu kişi haciz anında geminin maliki ise TTK m. 1369/1-(a) şartları gerçekleşmiş olur.
Borçlunun başka gemisini haczedebilir miyim?
Evet, şartları varsa. TTK m. 1369/2 uyarınca, haciz anında borçluya ait olan diğer gemiler; alacak doğduğunda borçlu, üzerinde deniz alacağı doğmuş geminin maliki, kiracısı, tahsis olunanı ya da taşıtanı ise haczedilebilir. Bu fıkra kiracı sıfatını açıkça saydığından, birinci fıkradan daha geniştir.
Kiracı gemiyi sonradan satın alırsa ne olur?
TTK m. 1369/1-(b) tam olarak bu hâli düzenler: alacak doğduğunda kiracı olan kişi, haciz anında geminin maliki ise haciz mümkündür. Bu nedenle sicil ve Equasis kayıtlarındaki malik değişikliği tarihleri dikkatle incelenmelidir.
Talebin Doğru Kurulması Neden Belirleyicidir?
Gemi ihtiyati haczinde ikinci bir şans genellikle yoktur. Gemi limandan ayrıldığında talep konusuz kalır ve borçlunun aynı gemiyi tekrar Türk limanına getirmesi aylar sürebilir. Bu nedenle talebin hangi bende dayandırılacağı, dilekçe yazılmadan önce netleştirilmiş olmalıdır.
İlgili diğer çalışmalarımız: gemilerin ihtiyati haczinde TTK m. 1369 şartları, gemi ihtiyati haczi ana rehberi, deniz alacağı kavramındaki tartışmalı kalemler, gemiye verilen kumanya ve yakıt bedeli alacakları, gemi adamı alacakları ve gemi adı ve IMO numarasının nereden bulunacağı.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu, Tuzla merkezli olarak Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir ve Üsküdar ile Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Körfez, İzmit ve Başiskele hattında deniz ticareti hukuku alanında çalışmaktadır.
Gemi ihtiyati haczi dosyanız mı var?
Tuzla, Gebze, Dilovası ve Kocaeli limanlarındaki dosyalarınız için bize ulaşın.
0505 390 25 48 — Hemen Arayın WhatsApp’tan YazınKaynaklar ve mevzuat
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1013, 1191, 1320 (son fıkra dâhil), 1352, 1353, 1369 ve m. 1369’un madde gerekçesi; 12 Mart 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme m. 3 ve 9; 6 Mayıs 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme m. 3.
İstanbul Barosu Deniz Hukuku Komisyonu ile Deniz Ticaret Odası’nın 1 Kasım 2025 tarihli semineri hakkındaki haber: denizhaber.com.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut uyuşmazlığınız için hukuki destek alınması önerilir.


