
Gemi veya yat sahiplerinin iskele, marina veya liman bağlama/kira bedellerini ödememesi durumunda başvurulabilecek hukuki yollar ve tahsilat yöntemleri, incelenen yargı kararları ışığında aşağıda kategorize edilerek sunulmuştur:
1. İlamsız İcra Takibi ve İtirazın İptali Yolu
Yargı kararlarında en sık başvurulan yöntem, ödenmeyen kira ve hizmet bedelleri için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılmasıdır.
Süreç: Marina veya iskele işletmecisi, ödenmeyen faturalara veya cari hesap alacağına dayanarak icra müdürlüğü nezdinde takip başlatır. Borçlunun (donatan, yat sahibi veya işletmeci) takibe itiraz etmesi durumunda, alacaklı tarafından “İtirazın İptali” davası açılmaktadır.
Somut Örnekler:
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi (2017/2092 K): Torba Balıkçı Barınağı’ndaki barınma ücretini ödemeyen tekne sahibi aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itiraz iptal edilmiş ve alacağın likit olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/532 K): Marina işletmecisi, karapark ve bağlama bedeli alacağı için başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine açtığı davayı kazanmış; mahkeme ticari defterler ve marina kayıtlarını esas alarak takibin devamına karar vermiştir.
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (2018/349 K): Yat limanı işletmecisi tarafından başlatılan takipte, borçlu dava aşamasında ödeme yapmış ve mahkeme yine de icra inkar tazminatına hükmetmiştir.
2. Hapis Hakkı ve Rehnin Paraya Çevrilmesi Yolu
İskele veya marina işletmecileri, ödenmeyen alacakları için teknenin üzerinde hapis hakkı kullanabilir ve bu hakkı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dönüştürebilir.
Uygulama: İşletmeci, Türk Medeni Kanunu m. 950 veya Türk Borçlar Kanunu m. 580 uyarınca tekneyi alıkoyabilir.
Somut Örnekler:
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (2015/1238 K): Marina işletmecisinin tekne üzerinde fiilen hapis hakkı kullandığı ve ardından “taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla” icra takibi başlattığı görülmüştür.
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/61): Saklama bedeli alacağı için hapis hakkına dayalı defter tutularak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmıştır.
Dikkat Edilmesi Gereken Husus: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2018/1065 ), hapis hakkının kullanılabilmesi için zilyetliğin borçlunun rızasıyla devredilmiş olması ve alacağın muaccel olması gerektiğini, kanuni şartlar oluşmadan yönetmelik hükümlerine dayanarak tekne alıkoymanın “hakkın kötüye kullanılması” sayılabileceğini belirtmiştir.
3. Deniz Alacağı ve İhtiyati Haciz (İkincil Kaynak Verileri)
İkincil kaynak niteliğindeki kararlarda, iskele ve liman ücretlerinin “deniz alacağı” niteliği vurgulanmaktadır.
Deniz Alacağı Niteliği: İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi (2023/776 K), liman, iskele ve rıhtım için ödenecek paraların TTK m. 1352/1-l uyarınca “deniz alacağı” olduğunu ve uyuşmazlıkların Denizcilik İhtisas Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir.
İhtiyati Haciz: İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi (2020/1838 ) ve İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi (2024/576 K) kararlarında, deniz alacaklarının tahsili için gemi üzerine “ihtiyati haciz” kararı aldırılabileceği, bu haczin geminin seferden men edilmesi sonucunu doğurabileceği ve borçlunun haczi kaldırmak için nakit teminat yatırmak zorunda kalabileceği örneklendirilmiştir.
4. Sorumlu Kişilerin Belirlenmesi ve Müteselsil Sorumluluk
Alacağın tahsilinde sadece gemi sahibi (donatan) değil, duruma göre acenta veya kaptan da muhatap alınabilmektedir.
Acentanın Sorumluluğu: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2009/3587 ), liman hizmetleri tarifesi uyarınca limanda iş takip eden acentaların, donatan ile birlikte “müşterek ve müteselsilen” sorumlu olduklarına hükmetmiştir.
Kaptanın Sorumluluğu: Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/908 K), kaptanın donatanı temsil yetkisi ve liman yönetmelikleri uyarınca bağlama ücretlerinden yat malikleriyle birlikte sorumlu tutulabileceğine karar vermiştir.
5. Diğer Tahsilat ve Müdahale Yolları
Doğrudan İflas Talebi: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/702) dosyasında, kira bedellerinin ödenmemesi ve icra takiplerinin sonuçsuz kalması üzerine İİK m. 177/2 uyarınca borçlu şirketin doğrudan iflasının talep edildiği bir örnek mevcuttur.
Fuzuli İşgal ve Tekne Kaldırma (İkincil Kaynak): Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2012/2086 K) kararında, süresi dolmasına rağmen iskeleyi terk etmeyen tekneler için “fuzuli işgal” (ecr-i misil) davası açılabileceği, teknenin römorkör marifetiyle başka bir yere çekilebileceği (cer masrafı) ve bu masrafların donatandan tahsil edilebileceği belirtilmiştir.
Tahkim Yolu (İkincil Kaynak): Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2014/4806 K), sözleşmede tahkim şartı bulunması halinde uyuşmazlığın uluslararası tahkim merkezlerinde (örneğin Londra Deniz Hakemleri Birliği) çözülmesi gerekebileceğine işaret etmiştir.
Görevli Mahkeme: Kararların genelinde, uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanması nedeniyle Denizcilik İhtisas Mahkemeleri (veya bu sıfatla Asliye Ticaret Mahkemeleri) görevli kabul edilmektedir. Ancak Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/398) gibi bazı kararlarda, uyuşmazlığın saf bir kira sözleşmesi olarak nitelendirilmesi durumunda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olabileceği yönünde görevsizlik kararları verildiği de görülmektedir.

Sonuç olarak; iskele kirasını ödemeyen yat sahibine karşı öncelikle noter kanalıyla ihtarname gönderilmesi, ardından ilamsız icra takibi başlatılması, itiraz halinde itirazın iptali davası açılması veya gemi alacağı niteliği vurgulanarak ihtiyati haciz/hapis hakkı yollarına başvurulması somut yargı uygulamalarında kabul gören yöntemlerdir.
Marina veya iskele bağlama bedeli ödenmezse ilk hangi yol izlenir?

Uygulamada en hızlı ve etkili yol, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmaktır. Ödenmeyen faturalar veya cari hesap alacağı dayanak gösterilir. Borçlu itiraz ederse, alacaklı itirazın iptali davası açarak takibin devamını ve şartları varsa %20 icra inkâr tazminatını talep edebilir.
Marina işletmecisi tekneyi alıkoyabilir mi (hapis hakkı)?

Evet, şartları varsa. Alacak muaccel olmalı ve teknenin zilyetliği borçlunun rızasıyla işletmeciye geçmiş olmalıdır. Aksi halde keyfi alıkoyma “hakkın kötüye kullanılması” sayılabilir. Hapis hakkı sonrasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılabilir.
Bağlama ve liman ücretleri “deniz alacağı” sayılır mı, gemiye haciz konulabilir mi?

Yargı uygulamasında bu bedeller çoğunlukla deniz alacağı kabul edilmektedir. Bu nitelik sayesinde ihtiyati haciz istenebilir; haciz geminin seferden men edilmesine yol açabilir ve borçlu haczi kaldırmak için nakit teminat yatırmak zorunda kalabilir.
Sadece gemi/yat sahibi mi sorumludur, acenta veya kaptan da sorumlu olur mu?

Somut olaya göre müteselsil sorumluluk doğabilir. Liman tarifeleri ve temsil ilişkisi kapsamında acenta, donatanla birlikte sorumlu tutulabilir. Kaptan da, temsil yetkisi ve liman düzenlemeleri gereği bağlama ücretlerinden sorumlu kabul edilebilir.
İskele / Liman / Yanaşma Hizmeti Sözleşmesinden Doğan Alacaklarda Görevli Mahkeme Hangisidir?

Gemilere iskeleye yanaşma, liman veya rıhtım kullanım hizmeti verilmesinden doğan alacaklar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-n uyarınca deniz alacağıdır. Bu alacaklar; sözleşme hukuku kapsamında bir hizmet sözleşmesine dayanıyor olsa dahi, deniz alacağı niteliği baskın olduğundan, uyuşmazlığın çözümü Denizcilik İhtisas Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girer.
Bu nedenle; İskele hizmet bedelinin tahsiline yönelik itirazın iptali davaları,
Taraflar arasındaki ilişki “hizmet sözleşmesi” olarak adlandırılsa bile,
Gemilere fiilen verilen yanaşma/liman hizmetinden kaynaklanıyorsa
genel asliye ticaret veya asliye hukuk mahkemelerinde değil, deniz ticaretine özgülenmiş ihtisas mahkemelerinde görülmelidir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Marina, iskele ve liman alacakları; sıradan bir kira alacağından farklı olarak deniz alacağı niteliği, ihtiyati haciz, hapis hakkı, rehnin paraya çevrilmesi, müteselsil sorumluluk ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi veya Sulh Hukuk Mahkemesi) gibi son derece teknik hukuki başlıklar içerir. Yanlış başlatılan bir icra takibi, hatalı mahkemede açılan dava veya eksik delillendirme; alacağın tahsilini aylarca geciktirebileceği gibi, bazı durumlarda geri dönülmesi imkânsız hak kayıplarına da yol açabilir.
Özellikle İstanbul marinaları ve limanları (Tuzla, Pendik, Kartal, Ataköy, Kalamış, Ambarlı ve çevresi) gibi yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerde, yat ve gemi sahiplerinin sıkça el değiştirmesi, yabancılık unsuru, acenta ve kaptan sorumluluğu gibi faktörler süreci daha da karmaşık hale getirmektedir. Bu nedenle tahsilat stratejisinin; güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına uygun şekilde, doğru hukuki enstrümanlar kullanılarak kurgulanması hayati önem taşır.
Bu noktada İstanbul Tuzla merkezli 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, marina ve liman alacakları konusunda sahip olduğu deniz ticareti hukuku tecrübesiyle; alacağın en hızlı ve en etkin şekilde tahsil edilmesini, gerektiğinde ihtiyati haciz ve teminat mekanizmalarının devreye sokulmasını ve sürecin baştan sona hak kaybı yaşanmadan yürütülmesini sağlamaktadır. Marina ve liman alacaklarında, doğru adım doğru zamanda atılmadıkça sonuç almak mümkün değildir; bu nedenle uzman avukat desteği bir tercih değil, zorunluluktur.




