1. Alacağın Hukuki Niteliği: Deniz Alacağı

 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1352/1-l bendi uyarınca; geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan eşya, malzeme, kumanya, yakıt ve teçhizat ile bu amaçlarla verilen hizmetlerden doğan alacaklar açıkça “deniz alacağı” olarak tanımlanmıştır. Meyve, sebze, et ve benzeri gıda maddelerinin (kumanya) gemiye tedarik edilmesi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Yargı kararları, bu tür alacakların deniz ticareti hukukuna özgü usullerle takip edilmesi gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır (Antalya BAM 11. HD-2017/556 K, İstanbul Anadolu 2. ATM-2025/713 K).

2. Başvurulabilecek Temel Hukuki Yollar

A. İhtiyati Haciz ve Geminin Seferden Men Edilmesi 

TTK m. 1353 uyarınca, deniz alacaklarının teminat altına alınması için geminin ihtiyati haczine karar verilebilir. Kumanya alacaklısı, alacağının varlığına ve miktarına dair mahkemeye kanaat getirecek delil (fatura, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı vb.) sunduğunda gemi üzerine ihtiyati haciz koydurabilir (Antalya BAM 11. HD-2017/556 

Örnek Olay: Gemiye Verilen Kumanya Bedelinin Tahsili

Bir kumanya tedarikçisi şirket, M/V INA adlı gemiye farklı tarihlerde yiyecek ve hizmet temininde bulunmuş, ancak düzenlenen faturalar gemi donatanı tarafından ödenmemiştir. Bunun üzerine alacaklı, kumanya bedelinin tahsili amacıyla dava açmış; dava sürecinde gemi hakkında seferden men (ihtiyati tedbir) kararı alınmıştır. Geminin seferine devam edebilmesi için, geminin yeni maliki adına acente tarafından icra dosyasına nakdi teminat yatırılmış, alınan tedbir gemi üzerinden kaldırılarak teminat üzerine kaydırılmıştır. Bu sırada gemi el değiştirmiş ve yeni malik, davaya fer’i müdahil olarak katılmıştır. Yeni malik; kumanya alacağının zamanaşımına uğradığını, kendisinin önceki donatanın borcundan sorumlu olmadığını ve yatırılan teminatın kendisine iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesi; Zamanaşımı itirazının asıl borçlu tarafından süresinde ileri sürülmediğini, Fer’i müdahilin tek başına zamanaşımı def’inde bulunamayacağını, Kumanya bedelinin alacaklı tarafından ispatlandığını kabul ederek davayı kabul etmiş, teminatın iadesi talebini reddetmiştir. Karar Yargıtay incelemesine gelmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kumanya alacağının varlığını, teminatın korunmasını ve fer’i müdahilin sınırlı haklara sahip olduğunu vurgulayarak yerel mahkeme kararını onamıştır. (Yargıtay 11. HD-2012/1298 

B. İcra Takibi ve İtirazın İptali Davası 

Alacaklı, ödenmeyen kumanya bedelleri için ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlunun (donatan veya işleten) takibe itiraz etmesi durumunda, İİK m. 67 uyarınca “itirazın iptali davası” açılması gerekmektedir.

Somut Örnek: MV … ve MV … isimli gemilere kuru kumanya tedarik eden bir firma, faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazı, Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde açtığı itirazın iptali davası ile gidermiş; mahkeme %20 icra inkar tazminatına ve asıl alacağın tahsiline hükmetmiştir (İstanbul 17. ATM-2019/160 

Somut Örnek: Gemi malzemesi satışından doğan alacak için başlatılan “Örnek 7” ilamsız takipte, ticari defterler ve faturaların delil kabul edilmesiyle itiraz iptal edilmiş ve takibin devamına karar verilmiştir (İstanbul 11. ATM-2018/913 

C. Alacak Davası ve Kanuni Rehin Hakkı Talebi 

Alacaklı, doğrudan bir alacak davası açarak kumanya bedelinin tahsilini talep edebilir. Bazı durumlarda alacaklılar, alacağın “gemi alacağı” niteliği gereği gemi üzerinde “kanuni rehin hakkı” tanınmasını da talep etmektedir. Ancak güncel yargı pratiğinde, kredili işlemlere dayanan kumanya satışlarında kanuni rehin hakkı talebi genellikle reddedilmekte, sadece alacağın tahsiline hükmedilmektedir (Yargıtay 11. HD-2013/15215 , 2011/8125).

3. Usuli Gereklilikler ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Görevli Mahkeme: Kumanya alacağı TTK m. 1352 kapsamında bir deniz alacağı olduğundan, uyuşmazlıkların çözümünde “Denizcilik İhtisas Mahkemeleri” (veya bu sıfatla hareket eden Asliye Ticaret Mahkemeleri) görevlidir. Genel ticaret mahkemelerinde açılan davalar görevsizlik nedeniyle reddedilmektedir (İstanbul Anadolu 9. ATM-2016/745  İstanbul 14. ATM-2016/278 

Husumet (Doğru Borçlu): Alacak davası veya icra takibi doğrudan gemi donatanına veya işletenine yöneltilmelidir. Gemi acentesi, TTK m. 119/2 uyarınca mal bedellerinden şahsen sorumlu tutulamaz; bu nedenle acenteye karşı açılan davalar husumet yokluğu nedeniyle reddedilebilir (Yargıtay 19. HD-2014/4441 

İspat Araçları: Teslimatın yapıldığını gösteren kaptan imzalı makbuzlar, sevk irsaliyeleri, e-arşiv faturaları ve ticari defter kayıtları en kritik delillerdir. Faturalara 8 gün içinde itiraz edilmemesi, içeriğinin kabul edildiğine dair karine teşkil eder (İstanbul 17. ATM-2019/160, İstanbul 11. ATM-2018/913).

Sonuç: Gemiye kumanya sağlayan kişi; öncelikle ihtiyati haciz yoluyla gemiyi seferden men ederek alacağını güvenceye alabilir, ardından Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde icra takibi veya itirazın iptali davası açarak alacağını faizi ve icra inkar tazminatı ile birlikte tahsil edebilir.

Merak Edilenler ve Uygulamada Karşılaşılan Sorular

Kumanya alacağı için gemi hakkında alınan ihtiyati tedbir veya yatırılan teminat, gemi satıldıktan sonra yeni malik tarafından geri alınabilir mi?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 06.12.2012 tarihli kararına göre; kumanya alacağı nedeniyle geminin seferden men edilmesi üzerine geminin seferine devam edebilmesi için yatırılan nakdi teminat, gemi sonradan el değiştirmiş olsa dahi yeni malik tarafından geri istenemez.
Tedbir, gemi yerine teminat üzerinde devam eder ve alacak kesinleşinceye kadar korunur.

Yeni gemi maliki, kumanya alacağına karşı zamanaşımı def’inde bulunabilir mi?

Hayır. Kararda açıkça belirtildiği üzere; fer’i müdahil sıfatıyla davaya katılan yeni gemi maliki, davalı donatan adına zamanaşımı def’inde bulunamaz. Zamanaşımı itirazı yalnızca asıl borçlu tarafından süresi içinde ileri sürülebilir; aksi hâlde mahkemece re’sen dikkate alınamaz.

Gemi limandayken hangi adım alacağı gerçekten güvence altına alır?

En etkili yol, ihtiyati hacizdir. Mahkemeler, kumanya alacaklarında fatura, sevk irsaliyesi ve teslim tutanağı gibi belgelerle yaklaşık ispatın sağlanması hâlinde, geminin seferden men edilmesine karar verebilmektedir. Bu adım atılmadan gemi limanı terk ederse, alacağın fiilen tahsili çoğu zaman imkânsız hâle gelir.

Borçlu olarak acente mi, donatan mı muhatap alınmalı?

Bu ayrım kritik önemdedir. Gemi acentesi, kural olarak kumanya bedelinden şahsen sorumlu değildir. Takibin veya davanın doğrudan gemi donatanına ya da işletenine yöneltilmesi gerekir. Aksi hâlde dosya, esasa girilmeden husumet yokluğu nedeniyle reddedilebilir.

Kumanya alacağı için gemi üzerinde rehin hakkı her zaman doğar mı?

Hayır. Her kumanya alacağı otomatik olarak kanuni rehin hakkı vermez.
Yargı uygulamasında özellikle kredili ve rutin tedariklerde, “zorunluluk” unsuru ispatlanamazsa rehin talepleri reddedilmekte, sadece alacağın tahsiline karar verilmektedir. Bu nedenle rehin talebi dikkatle kurgulanmalıdır.

Neden Bu Tür Alacaklarda Uzman Avukatla Hareket Edilmeli?

Kumanya alacakları, teoride güçlü; pratikte ise en hızlı kaybedilen deniz alacakları arasındadır. Bunun sebebi çoğu zaman alacağın değil, usulün yanlış kurulmasıdır.

Yanlış kişiye yöneltilen takipler

Yanlış mahkemede açılan davalar

Gemi limandayken haciz fırsatının kaçırılması

Rehin hakkının hatalı ileri sürülmesi

Yabancı bayraklı gemilerde zaman baskısının yönetilememesi özellikle İstanbul limanları, Tuzla Tersanesi, marina ve transit liman uygulamalarında sıkça görülür. Bu nedenle kumanya, yakıt ve gemi ihtiyaç malzemesi alacaklarında; liman pratiğini, ihtiyati haciz refleksini ve deniz ticareti yargısını bilen bir hukukçu ile ilerlemek, çoğu zaman alacağın tahsil edilip edilememesini belirler. İstanbul merkezli deniz ticareti uyuşmazlıklarında uygulama tecrübesi bulunan 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, kumanya ve gemi tedarik alacaklarının hızlı haciz, doğru husumet ve etkin tahsil stratejileriyle takip yapmaktadır.