6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesi kapsamında verilen idari gözetim kararlarına karşı sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvurularda, kararın somut delile dayanmaması, usul güvencelerine uyulmaması, yabancının Türkiye’de sabit yaşam düzeninin bulunması, gözetim süresinin aşılması, alternatif tedbirlerin uygulanmaması ve yasal statünün göz ardı edilmesi gibi hukuki gerekçeler ileri sürülebilmektedir. Yargı kararları, idari gözetimin özgürlüğü kısıtlayan istisnai bir tedbir olduğunu ve yalnızca zorunlu durumlarda uygulanabileceğini göstermektedir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesi uyarınca alınan idari gözetim kararlarına karşı sulh ceza hâkimliklerine yapılacak itirazlarda ileri sürülebilecek hukuki gerekçeler, yargı kararları ışığında aşağıda kategorize edilerek analiz edilmiştir:

1. Somut Delil Eksikliği ve Gerekçelerin Soyutluğu

İdari gözetim kararlarının temelini oluşturan “kamu güvenliği veya kamu düzeni açısından tehdit oluşturma” iddiasının somut verilerle desteklenmemesi en temel itiraz gerekçelerinden biridir.

Somut Örnekler: Edirne Sulh Ceza Hâkimliği (9/12/2014) ve İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği (16/3/2015), idari gözetim kararında kanun maddelerinin (YUKK md. 57/2) sadece soyut olarak tekrarlandığını, başvurucunun kamu güvenliğini tehlikeye attığına dair somut delil bulunmadığını belirterek gözetim kararlarını kaldırmıştır. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği’nin bir kararında (17/8/2017), başvurucu hakkındaki “G-87 genel güvenlik kodu”nun gerekçelendirilmemesi ve terör örgütü üyeliğine dair dosyada delil bulunmaması salıverilme gerekçesi yapılmıştır.

2. Sabit İkametgâh, Aile Birliği ve Çocukların Üstün Yararı

Yabancının Türkiye’de yerleşik bir düzeninin olması, kaçma ve kaybolma riskinin bulunmadığını kanıtlayan güçlü bir hukuki gerekçedir.

Somut Örnekler: İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği (1/11/2022), muterizin ailesiyle birlikte yaşadığı sabit bir ikametgâhının bulunmasını ve Türkiye’de bulunduğu sürece hakkında hiçbir adli/idari soruşturma açılmamasını tahliye gerekçesi saymıştır. Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliği (20/3/2020) ise başvurucunun eşi ve çocuklarının Türk vatandaşı olması, ikametgâhının belirli olması ve küçük yaştaki çocukların üstün yararı gözetilerek idari gözetimin amacına ulaştığına hükmetmiştir.

3. Usul Güvencelerine Aykırılık ve Periyodik Değerlendirme Eksikliği

YUKK md. 57 kapsamında idarenin uyması gereken usul kurallarının (aylık değerlendirme, bildirim, uzatma kararı) ihlali, gözetimin hukuka aykırılığını doğrudan ortaya koyar.

Somut Örnekler: Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliği (8/9/2014) ve Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliği (25/7/2014), idari gözetimin her ay düzenli olarak değerlendirilmemesini (zaruret değerlendirmesi) ve uzatma kararlarının yabancıya veya temsilcisine gerekçeli olarak bildirilmemesini iptal gerekçesi yapmıştır. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği (2/10/2014) de “usulüne uygun idari gözetim kararı alınmadığı” tespitiyle gözetimi sonlandırmıştır.

4. İdari Gözetim Sürelerinin Aşılması

Kanunda öngörülen azami sürelerin (6 ay + 6 ay) aşılması veya uzatma için gerekli olan “yabancının iş birliği yapmaması” gibi şartların oluşmaması itirazlarda vurgulanmalıdır.

Somut Örnekler: İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği (29/7/2019), idari gözetimin 6 ayı geçemeyeceğini, uzatma için yabancının iş birliği yapmadığına dair somut gerekçe sunulamadığını belirterek gözetimi kaldırmıştır. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği (17/8/2017), yabancının ülkesiyle ilgili doğru bilgi vermediğine dair dosyada veri bulunmadığı gerekçesiyle 6 aylık sürenin uzatılmasını hukuka aykırı bulmuştur.

5. Alternatif Yükümlülüklerin Önceliği (Ölçülülük İlkesi)

İdari gözetimin “son çare” olması gerektiği, aynı amaca daha az kısıtlayıcı tedbirlerle ulaşılabileceği savunulmalıdır.

Somut Örnekler: İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği (1/11/2022), uluslararası insan hakları hukuku uyarınca idari gözetimin son çare olduğunu, YUKK md. 57/A’daki alternatif yükümlülüklerin (imza yükümlülüğü vb.) bu aşamada ölçülü olacağını belirterek gözetimi kaldırmıştır.

6. Yasal Statü ve Çalışma İzni

Yabancının Türkiye’ye yasal yollarla girmesi veya geçerli bir izninin bulunması gözetim kararını sakatlar.

Somut Örnekler: İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği (25/7/2014), başvurucunun ülkeye kanuna uygun girmesi ve geçerli bir çalışma izninin bulunması nedeniyle idari gözetimi kaldırmıştır. Ayrıca uluslararası koruma başvurusu sahibi olunması veya Suriye’deki iç savaş gibi insani nedenlerle sınır dışı edilemeyecek kişiler arasında bulunulması da (AYM 20/4/2020) dilekçelerde ileri sürülebilecek gerekçelerdir.

İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi olduğunda ek bağlam sağlamak amacıyla ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir:

İkincil Kaynak (Uyuşmazlık Mahkemesi & Danıştay): İdari gözetim kararının sulh ceza hâkimliğince kaldırılması durumunda, haksız tutulma nedeniyle idari yargıda tam yargı (tazminat) davası açılması mümkündür. Ancak tazminat taleplerinde görevli yargı kolu konusunda uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir (Uyuşmazlık Mahkemesi 2022/225 ).

İkincil Kaynak (Yargıtay): İdari gözetim altında bulunmanın, yabancı uyruklu hükümlülerin denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesini fiilen imkânsız kıldığı, bu durumun infaz süreçlerinde “geçerli mazeret” olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 1. CD, 2025/293 ).

İkincil Kaynak (AYM Genel İlkeler): Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliklerinin itirazları incelerken “etkili bir yargısal denetim” yapması gerektiğini, idarenin hatalı sorgulamalarına (isim hatası vb.) dayanarak inceleme yapmamasının hak ihlali teşkil ettiğini belirtmiştir (AYM 21.01.2025). Ayrıca, 6458 sayılı Kanun öncesi dönemde idari gözetimin yasal dayanağının bulunmaması nedeniyle verilen ihlal kararları, bugünkü usul güvencelerinin (bildirim, avukata erişim, tercüman) önemini tarihsel bir emsal olarak pekiştirmektedir (AYM 21/1/2015).

Sık Sorulan Sorular

İdari gözetim kararına hangi gerekçelerle itiraz edilebilir?

İdari gözetim kararına karşı en temel itiraz gerekçeleri; kamu düzeni veya güvenliği tehdidine ilişkin somut delil bulunmaması, kaçma riskinin kanıtlanamaması, sabit ikametgâhın varlığı, aile birliği, usul kurallarına uyulmaması, idari gözetim süresinin aşılması, alternatif yükümlülüklerin uygulanmaması ve yabancının yasal statüsünün göz ardı edilmesi gibi hususlardır. Sulh ceza hâkimlikleri kararlarında bu unsurların bulunmaması halinde idari gözetimin kaldırılmasına hükmedilebilmektedi

İdari gözetim kararının somut delile dayanmaması tahliye sebebi midir?

Yargı kararlarında, idari gözetim kararında yalnızca kanun maddelerinin tekrar edilmesi ve yabancının kamu güvenliğine tehdit oluşturduğuna ilişkin somut verilerin bulunmaması hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edilmektedir. Özellikle G-87 gibi tahdit kodlarının gerekçelendirilmemesi veya dosyada suç isnadını destekleyen delil bulunmaması gözetimin kaldırılmasına yol açabilmektedir.

Türkiye’de aile ve sabit adres bulunması idari gözetimi kaldırır mı?

Yabancının Türkiye’de sabit bir ikametgâhının bulunması, ailesiyle birlikte yaşaması veya eş ve çocuklarının Türk vatandaşı olması kaçma riskinin bulunmadığını gösteren önemli bir hukuki kriterdir. Sulh ceza hâkimlikleri, aile birliği ve çocukların üstün yararı ilkesi gereği idari gözetimin amacına ulaştığını değerlendirerek tahliye kararı verebilmektedir.

İdari gözetim süresi ne kadar olabilir ve süre aşılırsa ne olur?

YUKK kapsamında idari gözetim süresi kural olarak 6 ay ile sınırlıdır ve yalnızca yabancının iş birliği yapmaması gibi durumlarda en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Uzatma gerekçesinin somut olarak ortaya konulmaması veya azami sürenin aşılması halinde sulh ceza hâkimliği tarafından idari gözetimin kaldırılması mümkündür.

İdari gözetim yerine alternatif yükümlülükler uygulanabilir mi?

İdari gözetim son çare olarak uygulanması gereken bir tedbirdir. İmza yükümlülüğü, belirli adreste ikamet, teminat veya bildirim yükümlülüğü gibi alternatif tedbirlerle aynı amaca ulaşılabilecek durumlarda gözetimin ölçüsüz olduğu ileri sürülebilir. Yargı kararları, ölçülülük ilkesi gereği alternatif yükümlülüklerin öncelikli değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Yasal giriş, çalışma izni veya uluslararası koruma başvurusu idari gözetimi etkiler mi?

Yabancının Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapmış olması, geçerli çalışma izninin bulunması veya uluslararası koruma başvuru sahibi olması idari gözetim kararının hukuka uygunluğunu doğrudan etkileyen unsurlardır. Ayrıca sınır dışı edilmesi mümkün olmayan kişiler bakımından idari gözetim tedbirinin devamı hukuki denetime tabi tutulmaktadır.

Neden İdari Gözetim Sürecinde Uzman Avukat Desteği Gerekli?

İdari gözetim kararlarına karşı yapılacak başvurular kısa süreli ve teknik hukuki değerlendirme gerektiren süreçlerdir. Sulh ceza hâkimliğine yapılacak itirazlarda somut delil eksikliği, usul hataları, ölçülülük ilkesi, uluslararası koruma statüsü ve tahdit kodları gibi birçok hukuki unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Yanlış veya eksik başvurular özgürlüğün kısıtlanmasına yol açan sürecin uzamasına neden olabilmektedir.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli olarak yabancılar hukuku, idari gözetim kararlarına itiraz, geri gönderme merkezi süreçleri, sınır dışı işlemlerinin iptali ve tahdit kodlarının kaldırılması konularında profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Büro; İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe ve Anadolu Yakası genelinde idari gözetim süreçlerinde stratejik hukuki temsil sağlamaktadır.

İdari gözetim gibi özgürlüğü doğrudan etkileyen süreçlerde hak kaybı yaşanmaması için hukuki sürecin uzman avukat tarafından yürütülmesi önem taşımaktadır.