
Çatı Katı Bağımsız Bölüm Riski, Belediye Kat İzni Sorunu ve Metrekare Dağılımı
Kentsel dönüşüm sürecinde en çok hak kaybı riski yaşayan malikler arasında çatı katı sahipleri bulunmaktadır. Belediye kayıtlarında kat izni bulunmaması, arsa payının düşük belirlenmiş olması veya projesiz eklentiler nedeniyle çatı katı malikleri yeni yapılacak binada bağımsız bölüm haklarını kaybedebilir veya diğer maliklere göre daha az metrekare alabilir.
6306 sayılı Kanun kapsamında kentsel dönüşüm projelerinde metrekare dağılımı, arsa payı hesaplaması ve çatı katı maliklerinin karşılaşabileceği hukuki riskler aşağıda açıklanmaktadır.
1. Arsa Payı Esası ve Metrekare Dağılımı
Kentsel dönüşüm sürecinde (6306 sayılı Kanun kapsamında), yeni yapılacak binadaki bağımsız bölüm dağılımı ve metrekare hakları kural olarak tapu kayıtlarındaki “arsa payı” oranına göre belirlenmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (2025/4788 E., 2025/9964 K.) kararına göre, bir malikin fiilen kullandığı alanın tapudaki arsa payından fazla olması, kentsel dönüşüm sonrası kendisine daha fazla pay verilmesini haklı kılmaz. Mahkemeler, kullanım alanındaki fazlalık için denkleştirme veya düzeltme taleplerini reddetmekte ve tapu kayıtlarındaki arsa paylarını esas almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2023/648 E., 2025/512 K K.) kararı, çatı katı maliklerinin arsa paylarının belirlenmesinde; iklim koşullarından etkilenme, asansörsüz binalarda ulaşım zorluğu ve teras kullanımı gibi faktörlerin değerlemeyi etkilediğini vurgulamaktadır. Bu durum, çatı katı maliklerinin tapudaki arsa paylarının diğer katlara göre daha düşük belirlenmiş olması riskini doğurur. Arsa payı düşük olan malik, yeni yapılacak binada arsa payı oranında hak sahibi olacağı için diğer maliklerden daha az metrekare alma veya değer kaybı yaşama riskiyle karşı karşıyadır.
2. Belediye Kayıtlarındaki Kat İzni Eksikliği ve Proje Engelleri
Belediye kayıtlarında çatı katına kat izni verilmemesi, kentsel dönüşüm sürecinde en büyük hukuki engellerden biridir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (2011/2052 E., 2011/5182 K.) ve 14. Hukuk Dairesi (2016/7721 E., 2019/6289 K K.) kararları, yapının mimari projesine uygunluğu ve belediye onaylı projenin varlığının kat mülkiyeti tesisi için zorunlu olduğunu belirtmektedir. Belediye kayıtlarında bağımsız bir kat olarak tanınmayan çatı katları, yeni projede “bağımsız bölüm” statüsünü kaybedebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (2024/4692 E., 2025/813 K K.) kararında görüldüğü üzere, kentsel dönüşüm projelerinde çatı alanlarının “ortak alan” veya “depo” olarak değiştirilmesi gündeme gelebilmektedir. Bu durum, çatı katı malikinin bağımsız mülkiyet hakkının sona ermesine ve sadece arsa payı oranında bir hakka sahip olmasına neden olabilir. Ayrıca, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (2017/8757 E., 2018/599 K K.) kararı uyarınca, imar mevzuatına aykırı veya projesiz eklentilerin bağımsız bölüm olarak tescili mümkün olmayabilir; bu da malikin yeni binada bağımsız bir daire alma hakkını tamamen ortadan kaldırabilir.
3. Çatı Katı Maliklerinin Karşılaşabileceği Somut Olumsuzluklar
Bağımsız Bölüm Kaybı: Belediye kat izni vermediği takdirde, çatı katı maliki yeni binada müstakil bir daire yerine, arsa payı oranında bir hisse ile yetinmek zorunda kalabilir.
Düşük Metrekare ve Değer Kaybı: Arsa paylarının kat irtifakı kurulduğu tarihteki değerlere göre belirlenmiş olması (KMK md. 3), çatı katının o dönemdeki dezavantajları nedeniyle düşük pay almasına ve dolayısıyla yeni binada daha küçük bir alan tahsis edilmesine yol açabilir (Yargıtay 20. HD, 2017/1315 E. K).
Oybirliği ve Muvafakat Sorunları: Çatı katındaki projesiz büyütmelerin veya statü değişikliklerinin korunması için tüm kat maliklerinin oybirliği gerekebilir (Yargıtay 5. HD, 2023/3779 E. Kaynak). Diğer maliklerin muvafakat vermemesi durumunda çatı katı maliki hukuki olarak korumasız kalabilir.
Örnek bir olay: Davacılar bir binanın arsa maliki ve inşa eden kişiler olup, binada bazı bağımsız bölümlerin sonradan projeye aykırı şekilde ilave edildiğini belirtmişlerdir. Özellikle üçüncü kattaki bir daire ile çatı katındaki bağımsız bölümün sonradan yapıldığı ve kat mülkiyetine tabi olmadığı ifade edilmiştir.
Davacılar, bu ilave bağımsız bölümler için imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi aldıklarını ve bu bölümlere arsa payı verilerek kat mülkiyeti kurulmasını talep etmiştir. Bunun için mevcut bağımsız bölümlerin arsa paylarının azaltılarak yeni bölümlere pay verilmesini ve bu bölümlerin tapuya tescilini istemişlerdir.
Davalı bağımsız bölüm maliki ise:
dairesini mevcut arsa payı üzerinden satın aldığını,
arsa payının azaltılmasına rızası olmadığını,
kaçak yapılan dairelere arsa payı verilmesinin kendi mülkiyet hakkını zedeleyeceğini savunmuştur. Yerel mahkeme davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı onamış, Yargıtay da şu gerekçeyle kararı kesinleştirmiştir: Ana gayrimenkule yeni bağımsız bölüm eklenmesi ve arsa paylarının yeniden dağıtılması kat maliklerinin oybirliği ile mümkündür. Mahkeme kararıyla kat maliklerinin rızası yerine geçilemez. Bu nedenle davacıların talebi hukuken mümkün değildir.
Tazminat ve Sebepsiz Zenginleşme Davaları: Yeni projede metrekare dağılımında eşitsizlik oluşması durumunda, fazla alan alan maliklerin diğerlerine tazminat ödemesi gerekebilir (Yargıtay 3. HD, 2022/5267 E. K).
4. İkincil Kaynak Değerlendirmesi İkincil kaynak niteliğindeki mahkeme kararları, çatı katı maliklerinin karşılaşabileceği risklere dair ek bağlam sunmaktadır:
İstanbul Anadolu 7. ATM (2023/494 E. Kay): Onaylı projesine uygun olmayan bağımsız bölümlerin, kentsel dönüşümde eski özelliklerini (konum, metrekare, giriş yönü) kaybedebileceği ve malikin iradesi dışında açık artırma ile satış riskiyle karşılaşabileceği vurgulanmıştır.
Yargıtay 5. HD (2023/12651 E. K): İmar affından yararlanılmış olsa dahi, tapuda arsa payı tahsisi yapılmamış veya proje dışı kalmış çatı katlarının yıkım sonrası hak iddiasının reddedilebileceği ve malikin pay kaybına uğrayabileceği belirtilmiştir.
Bakırköy 2. ATM (2022/304 E. K): Proje onayına dayalı pay artışı beklentilerinin, inşaat gecikmeleri veya belediye izin süreçlerindeki aksaklıklar nedeniyle gerçekleşemeyebileceği, bu durumun malikleri eski (düşük) paylar üzerinden işlem yapmaya zorlayabileceği ifade edilmiştir.
Danıştay 6. Daire (2019/20423 E. K): İmar planı notlarında çatı alanlarının “bağımsız bölüm yapılamayacağı” yönündeki kısıtlamaların, kentsel dönüşümde bu alanların emsal dışı bırakılmasına ve metrekare dağılımında dezavantaj oluşmasına neden olabileceği işaret edilmiştir.

Sonuç: Çatı katı malikleri, belediye kayıtlarındaki kat izni eksikliği nedeniyle yeni binada bağımsız bölüm haklarını kaybederek “ortak alan” paydaşı durumuna düşebilirler. Metrekare dağılımı tapudaki arsa payına göre yapıldığından ve çatı katlarının arsa payları genellikle daha düşük takdir edildiğinden, bu maliklerin diğer kat maliklerinden daha az metrekare alması kuvvetle muhtemeldir.
Sık Sorulan Sorular
Çatı katı tapuda görünüyorsa kentsel dönüşümde kesin korunur mu?

Hayır. Belediye onaylı projeye uygunluk ve arsa payı oranı belirleyici olup, proje dışı bölümler korunmayabilir.
Kentsel dönüşümde herkes aynı metrekareyi mi alır?

Hayır. Metrekare dağılımı genellikle tapudaki arsa payı oranına göre yapılır.
Belediye kayıtlarında kat izni yoksa ne olur?

Çatı katı bağımsız bölüm statüsünü kaybedebilir ve malik yalnızca arsa payı oranında hak sahibi olabilir.
Bağımsız bölümün fiili kullanım alanı büyükse arsa payı artırılabilir mi?

Hayır. Yargıtay’a göre bir bağımsız bölüm malikinin fiilen kullandığı alanın tapuda kayıtlı arsa payından fazla olması tek başına arsa payının artırılması için yeterli değildir. Kat mülkiyeti veya paylı mülkiyet rejiminde arsa payı tapu kayıtlarına göre belirlenir ve geçmiş kullanım, fiili büyüklük veya kullanım alışkanlıkları arsa payının değiştirilmesi için kazanılmış hak oluşturmaz.
Yıllarca daha fazla metrekare kullanmak arsa payı hakkı doğurur mu?

Hayır. Uzun süre daha büyük alan kullanılmış olması, vergi ödenmesi veya fiili kullanımın diğer maliklerden fazla olması arsa payının değiştirilmesini gerektirmez. Yargıtay, kullanım biçiminin değil tapu kayıtlarının esas olduğunu açıkça vurgulamaktadır.
Riskli yapı yıkıldıktan sonra eski kullanım alanına göre yeni projede pay talep edilebilir mi?

Hayır. Riskli yapı yıkılmış olsa bile yeni yapılacak binada paylaşım, tapudaki arsa payı oranlarına göre yapılır. Önceki yapıdaki fiili kullanım alanı veya mimari projedeki farklı metrekareler, arsa payının yeniden belirlenmesi için hukuki dayanak oluşturmaz.
Mimari proje veya bilirkişi tespiti tapu kaydına üstün müdür?

Hayır. Yargıtay kararına göre mimari proje, keşif veya kullanım alanı tespitleri tapu sicilindeki arsa payı kaydını değiştirmez. Tapu kaydı, taşınmazın mülkiyet yapısını belirleyen temel hukuki belgedir ve aksi ancak kanunda öngörülen özel durumlarda mümkündür.
Riskli yapı yıkıldıktan sonra fiilen daha büyük alan kullanan malik arsa payının artırılmasını isteyebilir mi?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2025/4788 E., 2025/9964 K. sayılı kararına konu olayda davacı, maliki olduğu bağımsız bölümün yıllarca diğer maliklerden daha fazla metrekare ile kullanıldığını, mimari proje ve yapılan tespitlerde de kullanım alanının tapudaki arsa payına göre daha büyük olduğunun ortaya çıktığını, riskli yapı kararı sonrası binanın yıkılmasıyla yeni yapılacak projede bu fiili kullanım farkının dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek arsa payının düzeltilmesini talep etmiştir. Ancak mahkemeler ve Yargıtay, taşınmazın paylı mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı olması ve kat irtifakının tapuya şerh edilmiş bulunması karşısında, bağımsız bölümün fiili kullanım alanının tapudaki arsa payından fazla olmasının arsa payının artırılması veya diğer maliklerin paylarının azaltılması için hukuki dayanak oluşturmayacağını kabul etmiştir. Yargıtay, tapu kayıtları ile belirlenen arsa payı düzeninin fiili kullanım veya metrekare farklılığı gerekçesiyle değiştirilemeyeceğini belirterek davanın reddine ilişkin kararı onamıştır.
Çatı katı bağımsız bölümlerin arsa payı diğer dairelerle eşit olmak zorunda mıdır? (Çatı katı arsa payı nasıl belirlenir?)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/648 E., 2025/512 K. sayılı kararına konu olayda, binada tüm bağımsız bölümlere eşit arsa payı verilmiş olmasına rağmen özellikle çatı katı dairenin konumu ve fiziki özelliklerinin diğer dairelerden farklı olduğu ileri sürülerek arsa paylarının yeniden düzenlenmesi talep edilmiştir. Dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde çatı katı bağımsız bölümün ön ve arka teras kullanımı bulunması, kiremit çatı korumasının olmaması nedeniyle iklim koşullarından daha fazla etkilenmesi ve ulaşım zorlukları gibi özelliklerinin bağımsız bölüm değerini etkileyebilecek unsurlar olduğu değerlendirilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, arsa paylarının bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulduğu tarihteki değerini etkileyen tüm unsurlar dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, çatı katı gibi konum ve kullanım özellikleri farklı olan bağımsız bölümlerin değerinin bu unsurlar göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre çatı katı bağımsız bölümlere diğer dairelerle otomatik olarak eşit arsa payı verilmesi zorunlu olmayıp, konum, kullanım, iklim etkisi, ulaşım ve fiziki özellikler gibi değer belirleyici faktörler dikkate alınarak arsa paylarının yeniden düzenlenmesi mümkün olabilir.
Çatı ortak alanının kullanımına veya satışına ilişkin paydaşlar kararı tüm maliklerin katılımı olmadan geçerli olur mu?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/4692 E., 2025/813 K. sayılı kararına konu olayda paydaşlar arasında yapılan toplantıda çatı ortak alanının ortak alan olarak kalması ve depo olarak değerlendirilmesine ilişkin karar alınmış, Bölge Adliye Mahkemesi bu kararın oybirliği ile alındığını kabul ederek davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, toplantı tutanağında tüm maliklerin toplantıya katılmadığını ve kararın oybirliği ile alınmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle paydaşların tamamının katılımı ve oybirliği şartı gerçekleşmeden alınan kararın geçerli kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi hatalı bulunmuş ve karar bozulmuştur.
Kat mülkiyeti kurulmuş binada sonradan eklenen çatı veya bodrum alanları bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edilebilir mi?

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2017/8757 E., 2018/599 K. sayılı kararına konu olayda davacılar, imar affı kapsamında çatı ve bodrum katlarda sonradan oluşturulan alanların mesken nitelikli bağımsız bölüm olarak kabul edilip tapuda adlarına tescilini talep etmiştir. Ancak Yargıtay, ana taşınmazda dava konusu değişikliklerin yapıldığı tarihte kat mülkiyetinin zaten kurulmuş olduğunu, bu nedenle imar affına ilişkin düzenlemelerin uygulanamayacağını belirtmiştir. Ayrıca bilirkişi raporuna göre bu alanların bağımsız bölüm olarak kullanılmaya elverişli ve tamamlanmış nitelikte olmadığı tespit edildiğinden Kat Mülkiyeti Kanunu anlamında bağımsız bölüm sayılmaları mümkün görülmemiştir. Bu nedenle diğer kat maliklerinin rızası olmadan bu alanların bağımsız bölüm olarak tescili mümkün olmadığı kabul edilerek davanın reddine ilişkin karar onanmıştır.
Ana gayrimenkule sonradan eklenen kaçak veya ilave bağımsız bölümler için mahkeme kararıyla kat mülkiyeti kurulabilir mi?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2023/3779 E., 2023/9193 K. sayılı kararına konu olayda davacılar, projeye sonradan eklenen ve kat mülkiyetine tabi olmayan ara kat ve çatı katı bağımsız bölümler için arsa paylarının yeniden dağıtılarak kat mülkiyeti kurulmasını ve bu bölümlerin tapuya tescilini talep etmiştir. Ancak davalı malik, kendi bağımsız bölümünün arsa payının azaltılmasına muvafakat etmediğini belirtmiştir. Yargıtay, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca ana gayrimenkule yeni bağımsız bölüm eklenmesinin ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile alacağı kararla mümkün olduğunu, kat maliklerinin bu yönde mahkeme kararıyla zorlanamayacağını vurgulamıştır. Bu nedenle diğer kat malikinin rızası bulunmadan arsa paylarının değiştirilmesi veya ilave bağımsız bölümler için kat mülkiyeti kurulması mümkün görülmemiş, davanın reddine ilişkin karar hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
Kentsel dönüşüm sonrası bazı dairelerin metrekareleri artıp bazılarının azalırsa zarar gören malik tazminat isteyebilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/5267 E., 2023/1448 K. sayılı kararına konu olayda eski bina kentsel dönüşüm kapsamında yıkılıp yeniden yapılmış, ancak yeni projede bazı bağımsız bölümlerin yüzölçümü artarken davacıların dairelerinin metrekareleri küçülmüştür. Bilirkişi incelemesi ile davacıların kullanım alanının azaldığı ve diğer bazı maliklerin kullanım alanının arttığı tespit edilmiştir. Yargıtay, bu durumun bağımsız bölümler arasında açık bir değer ve kullanım dengesizliği oluşturması halinde, metrekare artışı nedeniyle avantaj sağlayan maliklerin sebepsiz zenginleşmiş sayılabileceğini ve zarar gören maliklere tazminat ödemekle yükümlü olabileceklerini kabul etmiştir. Bu nedenle davacıların zararlarının diğer maliklerden hisseleri oranında tahsiline karar verilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
Kentsel dönüşüm projesine katılmış veya yeni binanın yapılmasına izin vermiş olmak sonradan dava açmaya engel midir?

Somut olayda davacılar binanın kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmasına karşı çıkmamış ve yeni binanın yapılmasına fiilen izin vermiş olmalarına rağmen, yeni projede dairelerinin küçültülmesi nedeniyle dava açmıştır. Yargıtay’a göre maliklerin dönüşüm sürecine katılması veya yeni binanın yapılmasına rıza göstermesi, sonradan ortaya çıkan metrekare kaybı veya değer dengesizliği nedeniyle dava açmalarına engel değildir. Malikler, proje uygulanması sonucunda ortaya çıkan kullanım alanı farklılıklarının sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu ileri sürerek zararlarının giderilmesini talep edebilirler.
İmar affı veya yapı kullanma izni alınmış olması tek başına tapu tescil hakkı sağlar mı?

Hayır, imar affından yararlanılması veya yapı kullanma izni alınması tek başına bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet hakkı ve tapuya tescil talep etme hakkı doğurmaz; tapu tescili için ayrıca Kat Mülkiyeti Kanunu ve ilgili mevzuatta öngörülen hukuki ve teknik şartların (bağımsız bölümün hukuken geçerli ve mevcut olması, kat mülkiyetine uygunluk, gerekli belgelerin tamamlanması gibi) gerçekleşmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2024 tarihli kararında, davacı imar affı kapsamında yapı kullanma izni almış olsa da tescil davası devam ederken ana yapının yıkılması nedeniyle bağımsız bölümün hukuki varlığının ortadan kalktığı ve bu nedenle tescil talebinin konusuz kaldığı kabul edilmiş, böylece imar affı veya kullanım izninin tek başına tapu hakkı sağlamaz.
İmar planı veya plan notları çatı katının emsal dışında kullanılmasına izin verebilir mi?

Hayır, imar planı veya plan notları ile çatı katı kullanımına ilişkin düzenleme yapılabilse de bu düzenlemeler üst mevzuata aykırı olamaz. Danıştay 6. Daire kararına göre, emsal hesabı ve yapılaşma esasları yönetmeliklerle belirlenir ve imar planı ile değiştirilemez. Bu nedenle çatı katının emsal dışı sayılması, bağımsız bölüm haline getirilmesi veya kullanım alanının genişletilmesi gibi düzenlemeler ancak ilgili imar mevzuatına uygun olduğu ölçüde geçerlidir; plan notları yönetmeliğe aykırı şekilde hak yaratamaz.
Çatı katının bağımsız bölüm olarak kullanılmasına yönelik plan değişiklikleri hukuka uygun mudur?

Çatı katına ilişkin plan değişiklikleri kural olarak mümkündür; ancak bu değişikliklerin şehircilik ilkelerine, plan bütünlüğüne ve kamu yararına dayanması gerekir. Danıştay kararında, yapılaşma yoğunluğunu artıran veya çatı alanlarını kullanım alanına dönüştüren düzenlemelerin teknik ve nesnel gerekçelere dayanması, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmaması ve planlama sistematiği içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aksi halde yalnızca bireysel menfaat sağlayan veya plan bütünlüğünü bozan düzenlemeler hukuka aykırı sayılabilir.
Neden Kentsel Dönüşüm Sürecinde Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Çatı katı uyuşmazlıkları yalnızca mülkiyet hukuku değil aynı zamanda imar hukuku, tapu hukuku ve kentsel dönüşüm mevzuatını birlikte ilgilendiren teknik süreçler içerir. Sürecin yanlış yönetilmesi bağımsız bölüm hakkının tamamen kaybedilmesine neden olabilir.
Uzman hukuki destek özellikle şu konularda kritik öneme sahiptir:
arsa payı analizinin yapılması
belediye proje kayıtlarının incelenmesi
bağımsız bölüm statüsünün korunması
metrekare dağılımına itiraz süreçleri
tazminat ve denkleştirme davaları
kat malikleri kararlarının iptali
hak kaybı doğmadan önleyici hukuki süreçlerin yürütülmesi
Erken hukuki müdahale, telafisi güç mülkiyet kayıplarını önleyebilir.



