
Bu çalışma, gemilerin ihtiyati haczi sürecinde sigorta şirketlerinin sürece nasıl müdahale ettiği ve borcu doğrudan ödeyip ödeyemeyeceği hususlarını, sunulan yargı kararları çerçevesinde incelemektedir.
1. Geminin İhtiyati Haczi Sürecinde Sigorta Şirketlerinin Müdahalesi
Gemilerin ihtiyati haczi sürecinde borçlu donatan lehine devreye giren sigorta şirketlerinin (örneğin kulüp sigortası/P&I) müdahalesi, incelenen temel kararlara göre borcun doğrudan ödenmesi şeklinde değil, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1371. ve 1372. maddeleri uyarınca teminat mektubu sunulması yoluyla gerçekleşmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2016 tarihli, 2016/6225 E. ve 2016/6550 K. sayılı kararında ve bu karara atıf yapan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24.12.2019 tarihli, 2015/669 E. ve 2019/516 K. sayılı kararında; geminin ihtiyati haczi sürecinde müvekkil şirketin kulüp sigortası tarafından armatöre 101.010 USD meblağlı bir teminat mektubu ibraz edildiği ve bu mektubun alacaklıya teslim edildiği görülmektedir. Yargıtay, TTK’nın 1371 ve 1372. maddeleri gereğince taraflarca anlaşılarak sunulan bu teminatı yeterli kabul etmiş ve ihtiyati haczin kaldırılmasını onamıştır.
Borcun Ödenmesi Hususu: İlgili kararlarda, sigorta şirketlerinin doğrudan borcu ödeme yetkisine veya borcu nakden ödeyerek haczi kaldırdıklarına dair ayrı bir hüküm, bilgi veya ayrıntılı analiz yer almamaktadır. Süreç, teminat mektubunun dosyaya sunulması ile sonuçlandırılmıştır. Yargıtay gerekçesinde yalnızca, ihtiyati haciz talep eden alacaklı sigorta şirketinin (TTK 1472. maddesi gereğince halefiyetle) sunulan bu teminattan borç ödeme amacıyla yararlanabileceği vurgulanmıştır.
2. İkincil Kaynaklardan Elde Edilen Ek Bağlam ve Değerlendirmeler
Sunulan ikincil bilgi sağlayan kararlar, gemi hacizlerinde sigorta şirketlerinin doğrudan borç ödemesine ilişkin spesifik bir deniz hukuku kuralı sunmamakla birlikte, sigorta şirketlerinin ihtiyati haciz süreçlerindeki farklı müdahale türlerine (alacaklı sıfatıyla müdahale, itiraz hakkı ve genel uyuşmazlıklarda ödeme) ilişkin şu ek bağlamları sağlamaktadır:
A. Sigorta Şirketlerinin Alacaklı (Halef) Sıfatıyla Müdahalesi
Sigorta şirketleri, ihtiyati haciz sürecine sıklıkla borçlu lehine değil, sigortalısına ödediği tazminat nedeniyle halefiyet hakkı kazanarak doğrudan alacaklı sıfatıyla müdahil olmaktadır.
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.11.2015 tarihli, 2015/54 E. ve 2015/449 K. sayılı kararında, yük alıcısının sigortacısının tazminat ödeyerek halefiyet kazandığı ve deniz alacaklısı sıfatıyla Fransa’da gemiyi ihtiyaten haczettirdiği görülmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 06.02.2020 tarihli, 2020/117 E. ve 2020/154 K. sayılı kararında, yük hasarını ödeyen sigorta şirketinin TTK md. 1352/1-h uyarınca rücuen deniz alacağı talebiyle gemiye haciz istediği, mahkemenin halefiyeti kabul ettiği ancak yaklaşık ispat sağlanamadığından haczi reddettiği belirtilmiştir.
Ayrıca sigorta şirketleri, ödenmemiş filo sorumluluk sigortası primleri (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 20.09.2023, 2023/1512 E., 2023/1397 K.) veya mali mesuliyet sigorta prim alacakları (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.02.2017, 2016/1747 E., 2017/873 K.) için de doğrudan alacaklı olarak gemilerin haczini talep edebilmektedir.
B. Sigorta Tazminatının Hacze Konu Olması
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 07.11.2024 tarihli, 2024/1636 E. ve 2024/1624 K. sayılı kararında, bir P&I kulüp sigortacısının, enkaz kaldırma masrafları alacağını teminat altına almak için, geminin tekne-makine sigortacısı tarafından donatana ödenecek olan “tam ziya sigorta tazminatı” üzerine ihtiyati haciz talep ettiği görülmektedir. Davalı taraf TTK m.1321/2 uyarınca sigorta tazminatının rehin kapsamında olmadığını savunmuş olsa da, bu durum sigorta şirketlerinin ödeyeceği tazminatların üçüncü kişilerdeki hak/alacak haczi kapsamında dolaylı olarak sürece dahil olabildiğini göstermektedir.
C. Borcun Doğrudan Ödenmesi ve Hacze İtiraz (Gemi Dışı Genel Uyuşmazlıklar)
Gemi hacizlerine ilişkin kararlarda sigorta şirketinin borcu nakden ödediğine dair bir örnek bulunmamasına karşın, genel ticari ve trafik uyuşmazlıklarına ilişkin ikincil kararlarda sigorta şirketlerinin borcu ödeyerek veya itiraz ederek sürece müdahale ettiği görülmektedir:
Borcu Ödeyerek Haczi Kaldırma: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2024 tarihli, 2024/2996 E. ve 2024/2370 K. sayılı kararında, genel bir ihtiyati haciz talebinde ilamın müşterek borçlusu olan sigorta şirketinin icra dosyasına 923.231,20 TL ödeme yaparak kendi yönünden haczin fekkini talep ettiği görülmektedir. Benzer şekilde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2016 tarihli, 2015/17708 E. ve 2016/584 K. sayılı kararında, trafik kazası poliçesi kapsamında borçlu kılınan sigorta şirketinin borcu icra dosyasına yatırması üzerine hacze itirazın konusuz kaldığına hükmedilmiştir. Bu kararlar, sigorta şirketlerinin poliçe sorumluluğu kapsamında borcu doğrudan ödeyerek haczi sonlandırabildiğini göstermektedir.
Devlet Denetimi Savunmasıyla İtiraz: Sigorta şirketleri, kendi malvarlıklarına konulan ihtiyati hacizlere karşı, devlet (SEDDK/Hazine) denetimine tabi, güvenilir anonim şirketler olduklarını ve mal kaçırma ihtimallerinin bulunmadığını savunarak itiraz etmektedir. Mahkemeler sıklıkla bu itirazları kabul ederek sigorta şirketleri yönünden ihtiyati hacizleri kaldırmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 19.12.2023, 2022/526 E., 2023/2439 K.; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 16.05.2025, 2025/548 E., 2025/808 K.; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 28.12.2023, 2023/1804 E., 2023/1417 K.).
Sonuç İncelenen yargı kararları ışığında; geminin ihtiyati haczi sürecinde borçlu donatanın sigortacısının sürece müdahalesi, borcun doğrudan nakden ödenmesi şeklinde değil, TTK m. 1371-1372 kapsamında alacaklıya yeterli teminat mektubu sunulması ve haczin bu teminat üzerine kaydırılması şeklinde gerçekleşmektedir. Deniz hukukuna özgü kararlarda sigorta şirketinin borcu doğrudan ödeme yetkisine veya prosedürüne dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak ikincil kaynak niteliğindeki genel hukuk kararları, sigorta şirketlerinin poliçe limitleri dahilinde icra dosyasına doğrudan ödeme yaparak haczi fekketme imkanına fiilen sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca sigorta şirketleri, ödedikleri tazminatlar veya prim alacakları için sıklıkla “alacaklı” sıfatıyla ihtiyati haciz talep eden taraf olarak da sürece aktif müdahalede bulunmaktadırlar.
Sigorta şirketi gemi ihtiyati haczinde borcu doğrudan ödeyebilir mi?

Hayır. Yargı kararlarına göre sigorta şirketleri deniz ticaret hukukuna özgü ihtiyati haciz süreçlerinde borcu doğrudan ödeme yoluna gitmez; bunun yerine Türk Ticaret Kanunu m. 1371-1372 kapsamında teminat mektubu sunarak haczin kaldırılmasını sağlar.
P&I (kulüp) sigortası gemi haczini nasıl kaldırır?

P&I sigortası genellikle alacaklıya kabul edilebilir bir teminat mektubu sunar. Bu teminat yeterli görülürse mahkeme ihtiyati haczi kaldırır ve haciz teminat üzerine kaydırılır.
Sigorta şirketi hangi durumlarda alacaklı olarak haciz talep eder?

Sigorta şirketi, sigortalıya ödediği tazminat sonrası halefiyet kazanarak deniz alacaklısı sıfatıyla gemi üzerinde ihtiyati haciz talep edebilir. Ayrıca prim alacakları için de doğrudan haciz yoluna başvurabilir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Deniz ticareti hukuku, klasik icra ve ticaret hukukundan farklı olarak teknik ve uluslararası boyutu olan özel bir alandır. Gemi ihtiyati haczi süreçlerinde;
TTK’nın 1350 ve devamı maddelerinin doğru uygulanması,
Teminatın yeterliliğinin hukuken doğru değerlendirilmesi,
Sigorta şirketinin rolünün doğru konumlandırılması (borçlu mu, teminat sağlayıcı mı, alacaklı mı),
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarının doğru yorumlanması,
Uluslararası deniz alacakları ve yetki kurallarının dikkate alınması büyük önem taşır.
Bu süreçte yapılacak en küçük hukuki hata, haczin kaldırılmasına, teminatın yetersiz sayılmasına veya alacağın tahsil edilememesine yol açabilir. Bu nedenle özellikle İstanbul deniz ticaret avukatı veya Tuzla deniz ticaret avukatı desteği almak, hak kayıplarını önlemek açısından kritik önemdedir.
Alanında uzman bir tuzla avukat ile çalışmak; hem alacaklı hem de donatan açısından sürecin stratejik ve hızlı yönetilmesini sağlar. Bu noktada, deniz ticareti ve ihtiyati haciz süreçlerinde tecrübeli 2M Hukuk Avukatlık Bürosu gibi uzman hukuk bürolarından destek alınması, sürecin güvenli şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.



