Gemi Ambarına Su Girdi, Yük Zarar Gördü: Taşıyan mı, Liman mı Sorumlu? Sintine Sızıntısı Nedeniyle Yük Hasarı: Deniz Alacağı Sayılır mı, Kimden Talep Edilir?

1. Hukuki Nitelendirme: Deniz Alacağı Kavramı 

Yükleme ve boşaltma süreçlerinde emtianın ıslanması veya ambar sintine kuyularından su sızması sonucu zarar görmesi, Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde açıkça bir “deniz alacağı” olarak nitelendirilmektedir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2024/308 E. K) ve İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/891 E.  kararlarında belirtildiği üzere; TTK m. 1352/1-h bendi uyarınca “gemide taşınan eşyaya gelen veya bu eşyaya ilişkin zıya veya hasar”dan doğan istemler deniz alacağıdır. Bu kapsam, sadece seyir halini değil, yükleme ve boşaltma gibi liman hizmetlerini de içermektedir.

2. Taşıyanın Özen Borcu ve Sorumluluğun Esasları 

Taşıyanın sorumluluğu, TTK m. 1178 (mülga TTK m. 1061) uyarınca eşyanın yükletilmesi, istifi, taşınması, korunması ve boşaltılmasında “tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni gösterme” yükümlülüğüne dayanır.

Sorumluluk Süresi: Taşıyan, eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar geçen sürede meydana gelen zıya ve hasardan sorumludur.

Gemi ve Yüke Elverişlilik: TTK m. 1141 uyarınca taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli olmasını (ambarların, soğutma sistemlerinin ve yük taşınan diğer kısımların yeterliliğini) sağlamakla yükümlüdür. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/628 E. K) kararında, ambar balast kapaklarının su sızdırması “yüke elverişsizlik” ve özen borcu ihlali olarak kabul edilmiştir.

3. Somut Olay Analizleri ve Sorumluluk Senaryoları

Sintine ve Balast Operasyonu Hataları: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2020/77 E. K) dosyasında, gemi personelinin hatalı balast operasyonu sonucu suyun yanlışlıkla sintine kuyularından ambar içine alınması neticesinde dökme emtianın ıslanması, taşıyanın adamlarının kusuru olarak değerlendirilmiş ve taşıyan sorumlu tutulmuştur. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/77 E., 2021/421 K. sayılı kararına konu olayda; dökme emtianın tahliyesi sırasında gemi personelinin hatalı balast operasyonu nedeniyle deniz suyunun sintine kuyularından ambar içine basılması sonucu yükün bir kısmının ıslanarak zarar gördüğü, bilirkişi raporuyla hasarın taşıyanın hakimiyet alanında ve adamlarının kusuruyla meydana geldiğinin tespit edildiği, bu nedenle taşıyanın Türk Ticaret Kanunu m. 1178 vd. uyarınca yüke özen borcunu ihlal ettiği kabul edilmiştir. Mahkeme ayrıca, zararı karşılayan sigorta şirketinin TTK m. 1472 gereğince sigortalıya halef olarak taşıyana rücu edebileceğine hükmetmiş ve davayı kısmen kabul ederek taşıyanın tazminat sorumluluğunu teyit etmiştir.Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2013/5116 E. ), balast tankı borularından su sızmasını taşıyanın sorumluluğunda görmüştür.

Tahliye Sırasındaki Kusurlar: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/376 E. K) kararında, cam emtiasının tahliyesi sırasında liman işçilerinin dikkatsiz elleçlemesi sonucu oluşan hasarda, liman işletmecisi haksız fiil (TBK m. 49) uyarınca sorumlu tutulmuştur. Ancak taşıyanın nezaret yükümlülüğü (TTK m. 1091) saklıdır. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/376 E., 2023/436 K. sayılı kararına konu olayda; cam emtiasının gemiden tahliyesi sırasında liman işçilerinin dikkatsiz ve özensiz elleçlemesi sonucu hasar meydana geldiği, bilirkişi raporuyla hasarın taşıma sırasında değil tahliye aşamasında ve liman operasyonundan kaynaklandığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme, gemi kaptanının tahliye sürecinde gerekli gözetim ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu nedenle taşıyanın TTK m. 1178 kapsamında sorumluluğuna gidilemeyeceğini, buna karşılık zararın liman işletmesi çalışanlarının kusurlu fiillerinden kaynaklanması sebebiyle TBK m. 49 uyarınca liman işletmesinin sorumlu olduğunu kabul etmiş ve sigortacının halefiyet yoluyla açtığı davayı bu kapsamda kısmen kabul etmiştir.

Konteyner ve Ambar Kapakları Kusurları: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/366 E. K) kararında, gemi ambarına giren deniz suyunun konteyner kapısındaki hasarlı bölgeden içeri sızması sonucu oluşan hasardan taşıyan sorumlu tutulmuştur. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/366 E., 2023/440 K. sayılı kararına konu olayda; konteyner içinde taşınan emtianın teslim sonrası açıldığında deniz suyuna maruz kalmak suretiyle ıslandığı, yapılan teknik incelemelerde konteynerde yapısal hasar bulunduğu ve gemi operasyonu sırasında ambar içine giren tuzlu suyun bu hasarlı bölgeden konteyner içine sızarak yükte zarara yol açtığı tespit edilmiştir. Mahkeme, hasarın deniz taşıması sırasında ve taşıyanın hakimiyet alanında meydana geldiğini, süresinde hasar ihbarı yapıldığını ve taşıyanların kusursuzluklarını ispat edemediklerini belirterek TTK m. 1178 ve ilgili hükümler uyarınca taşıyanların sorumlu olduğuna hükmetmiş, sigortacının halefiyet yoluyla açtığı davayı kabul ederek icra takibinin devamına karar vermiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2015/12971 E. Kaynak) ise ambar kapaklarına gerekli sızdırmazlık bandı (ramneck) uygulanmamasını donatanın sorumluluğu için yeterli görmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/12971 E., 2017/240 K. sayılı kararına konu olayda; deniz yoluyla taşınan çelik emtianın tahliye sırasında deniz suyuna maruz kalarak zarar görmesi üzerine sigortacı tarafından ödenen tazminatın rücuen tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince donatanın ambar kapaklarına gerekli sızdırmazlık (ramneck) uygulamasını yapmaması nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay, konşimentoda çarter partiye atıf yapılarak tahkim şartının taşıma ilişkisine dahil edildiğini belirterek, uyuşmazlığın mahkemede değil tahkim yoluyla çözülmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve tahkim itirazının reddinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.

4. Sorumlu Taraflar ve Husumet

Taşıyan ve Donatan: Zarardan kural olarak akdi taşıyan, fiili taşıyan ve donatan müteselsilen sorumludur (TTK m. 1191).

Acentenin Durumu: TTK m. 105 uyarınca acenteye karşı asıl taşıyıcıya izafeten dava açılabilir; ancak davanın doğrudan acentenin kendi tüzel kişiliğine yöneltilmesi durumunda pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararları verilebilmektedir (BAM İstanbul 13. HD, 2025/796 E. K; İzmir 5. ATM, 2017/1326 E. Kk).İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2025/796 E., 2025/813 K. sayılı kararına konu olayda; deniz yoluyla taşınan emtianın ıslanarak zarar gördüğü iddiasıyla sigortacı tarafından başlatılan icra takibine itirazın iptali talep edilmiş, ancak davanın yanlış hasma yöneltildiği tespit edilmiştir. Mahkeme, davalının taşıyan veya taşıyan acentesi sıfatını haiz olmadığını, yalnızca konişmentoda “irtibat kurulacak acente” olarak yer aldığını ve bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş; istinaf incelemesinde de, acenteye karşı dava açılabilmesi için davanın taşıyana izafeten yöneltilmesi gerektiği, ayrıca itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması nedeniyle sonradan taraf değişikliği yapılamayacağı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunarak istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

İstisnalar (FIO/FIOS Şartları): Sözleşmede “FIO” (Free In and Out) şartı varsa, yükleme ve boşaltma sorumluluğu yük ilgilisine geçebilir. Ancak bu durum kaptanın denizcilik kuralları çerçevesindeki genel nezaret yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.

5. Dava Türleri, Görev ve Yetki

Dava Türleri: Sigorta şirketleri tarafından halefiyet ilkesine (TTK m. 1472) dayanarak açılan “Rücuen Tazminat” veya icra takibine itiraz durumunda “İtirazın İptali” davaları en yaygın somut örneklerdir.

Görevli Mahkeme: Bu davalar “Denizcilik İhtisas Mahkemesi” sıfatıyla Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. İstanbul’da bu görev münhasıran İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne verilmiştir.

Hak Düşürücü Süre: TTK m. 1188 uyarınca, eşyanın tesliminden itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır. Rücu davalarında bu süreye ek olarak belirli şartlarla 90 günlük ek süre tanınabilmektedir.

İspat Yükü ve İhbar: TTK m. 1185 uyarınca hasarın teslim anında veya (gizli hasarsa) en geç 3 gün içinde taşıyana bildirilmesi gerekir. Süresinde ihbar yapılmaması, eşyanın hasarsız teslim edildiğine dair karine oluşturur ve ispat yükünü davacıya (yük ilgilisine) yükler (İstanbul 17. ATM, 2023/192 E. K).İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/192 E., 2024/278 K. sayılı kararına konu olayda; konteyner içinde taşınan pirinç emtiasının teslim sonrası alıcı deposunda ıslak ve küflenmiş halde tespit edilmesi üzerine sigortacı tarafından ödenen tazminatın rücuen tahsili talep edilmiş, ancak yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda hasarın deniz taşıması sırasında ve taşıyanın hakimiyet alanında meydana geldiğinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Mahkeme ayrıca, süresinde ve usulüne uygun hasar ihbarı yapılmadığını, konteynerin yükleme ve istif işlemlerinin “shipper’s load and count” kaydı gereği yükleten tarafından gerçekleştirildiğini ve hasarın hangi aşamada oluştuğunun belirlenemediğini dikkate alarak TTK m. 1178 kapsamında taşıyanın sorumluluğuna gidilemeyeceğine hükmetmiş ve davanın reddine karar vermiştir.

6. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, deniz taşımacılığı dışındaki benzer süreçlere ışık tutmaktadır:

Karayolu Taşımacılığı: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/307 E. K) ve Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/657 E. K) kararlarında, soğuk zincir kırılması veya hatalı yükleme gibi durumlar TTK’nın karayolu hükümleri (m. 875 vd.) ve CMR Konvansiyonu çerçevesinde incelenmiştir. Bu kararlarda “deniz alacağı” nitelemesi yapılmamakta, genel taşıma hukuku ilkeleri uygulanmaktadır.

Liman Sahası Hasarları: Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/807 E. K) kararında, yükleme öncesi liman sahasında devrilen konteyner hasarında, liman işletmecisinin taşıyanın “yardımcı şahsı” sıfatıyla sorumluluğu tartışılmıştır.

Uluslararası Yetki: BAM İstanbul 43. HD (2021/1507 E. K) ve Yargıtay 11. HD (2022/1904 E. ) kararlarında, konşimentoda yer alan yabancı mahkeme yetki klozlarının (örneğin Londra/İngiliz Mahkemeleri) geçerli olduğu durumlarda Türk mahkemelerinin yetkisizlik kararı verebileceği vurgulanmıştır.

Sonuç: Yükleme/boşaltma ve sintine sızıntısı kaynaklı ıslanma hasarları, taşıyanın özen borcu kapsamında bir deniz alacağıdır. Davalar, halefiyet yoluyla sigortacı veya doğrudan yük ilgilisi tarafından, taşıyan/donatan aleyhine Denizcilik İhtisas Mahkemelerinde açılmalıdır. Sorumluluğun tayininde hasarın taşıyanın hakimiyet alanında gerçekleştiğinin ispatı ve süresinde yapılan hasar ihbarı kritik önem arz etmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Gemi yükleme veya boşaltma sırasında yükün ıslanması deniz alacağı mıdır?

Evet. Yükleme, boşaltma ve liman hizmetleri sırasında meydana gelen ıslanma, zıya veya hasarlar; Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-h kapsamında deniz alacağı olarak kabul edilmektedir. Bu nitelendirme, gemi üzerinde kanuni rehin ve ihtiyati haciz gibi özel güvencelere başvurulmasına imkân tanır.

Sintine veya balast hatasıyla yük zarar görürse taşıyan sorumlu olur mu?

Taşıyan, eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar geçen sürede meydana gelen zararlardan sorumludur. Hatalı sintine veya balast operasyonları, taşıyanın adamlarının kusuru sayılır ve özen borcunun ihlali olarak değerlendirilir. Bu durumda taşıyan ve donatan sorumluluk altına girer.

Liman işçilerinin tahliye sırasında verdiği zarardan kim sorumludur?

Tahliye sırasında liman işçilerinin kusuruyla oluşan hasarlarda, liman işletmesi haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilir. Ancak taşıyanın nezaret yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmaz. Olayın niteliğine göre birlikte veya müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir.

FIO veya FIOS kaydı varsa taşıyan sorumluluktan kurtulur mu?

FIO/FIOS kayıtları, yükleme ve boşaltma masraflarını yük ilgilisine devredebilir; ancak bu durum taşıyanın gemiyi yüke elverişli halde bulundurma ve denizcilik kurallarına uygun gözetim yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz. Her somut olay ayrıca değerlendirilir.

Gemi yük hasarında dava açma süresi ve görevli mahkeme hangisidir?

Yük hasarına ilişkin davalar, eşyanın tesliminden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Bu tür uyuşmazlıklar, Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla görev yapan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. İstanbul’da bu görev İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilmiştir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Yükleme, boşaltma ve sintine sızıntısı kaynaklı ıslanma hasarları; sıradan bir taşıma zararı olmayıp deniz ticareti hukukuna özgü, yüksek teknik bilgi gerektiren uyuşmazlıklardır. Bu tür dosyalarda sorumluluğun doğru şekilde tayini; hasarın hangi aşamada meydana geldiği, taşıyanın hâkimiyet alanında olup olmadığı, geminin yüke elverişliliği, sintine ve balast operasyonlarının usule uygun yapılıp yapılmadığı gibi detaylı denizcilik değerlendirmelerine bağlıdır.

Özellikle TTK m. 1352 kapsamında deniz alacağı nitelendirmesinin doğru yapılmaması, davanın yanlış mahkemede açılmasına, kanuni rehin ve ihtiyati haciz gibi güçlü teminat haklarının kaybedilmesine yol açabilmektedir. Aynı şekilde hasar ihbar süresinin kaçırılması, protesto mektuplarının usulüne uygun tutulmaması veya sörvey raporlarının eksik düzenlenmesi, davacının ispat yükünü ağırlaştırmakta ve davanın kaybedilmesi riskini doğurmaktadır.

İstanbul gibi deniz ticaretinin yoğun olduğu bir merkezde; Ambarlı, Haydarpaşa, Pendik, Tuzla, Kumport ve Marport gibi büyük limanlarda meydana gelen uyuşmazlıklarda, mahkemeler denizcilik teamüllerine ve Yargıtay içtihatlarına son derece sıkı şekilde bağlı kalmaktadır. Bu nedenle taşıyan–donatan–liman işletmesi–sigortacı arasındaki çok taraflı ilişkilerin doğru kurgulanması, husumetin eksiksiz yöneltilmesi ve FIO/FIOS gibi konşimento kayıtlarının etkisinin doğru değerlendirilmesi hayati önem taşır.

Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul limanlarında meydana gelen yük hasarları, sintine sızıntıları ve tahliye kusurlarına ilişkin uyuşmazlıklarda;

Deniz alacağı tespiti

Gemi üzerinde kanuni rehin ve ihtiyati haciz stratejileri

Sigortacılar tarafından açılan rücuen tazminat davaları

Denizcilik İhtisas Mahkemelerinde usule uygun dava takibi konularında uygulamaya ve içtihatlara hâkim, sonuç odaklı bir yaklaşım benimsemektedir. Deniz ticareti uyuşmazlıklarında uzman avukat desteği olmaksızın yürütülen süreçler, en güçlü görünen dosyalarda dahi telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir.