
1. Zararın Meydana Gelişi ve Sorumluluk Analizi
Gemideki yükün tahliyesi sırasında yükün ambar tavan sacına (tank top) veya ambar kapaklarına hızla vurması sonucu meydana gelen hasarlarda sorumluluk; liman işletmecisi, tahliyeyi üstlenen müteahhit firma (stevedor) ve gemi personeli arasında kusur oranlarına göre paylaştırılmaktadır.
Liman İşletmecisinin Sorumluluğu: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2014/9068 E. K sayılı kararında, rulo sac yükünün tahliyesi sırasında zemine hızlı çarpması sonucu ambar tavan sacında meydana gelen hasardan, liman işletmecisi BK m.100 (yeni TBK m.116) uyarınca yardımcı şahıslarının ve alt yüklenicilerinin fiillerinden sorumlu tutulmuştur.
Alt İşveren ve Müteahhit Firmanın Sorumluluğu: Tahliye işlemini fiilen gerçekleştiren şirketler, operasyon sırasındaki hatalı hareketleri (örneğin kargo telinin vurması, zincir kopması veya uygunsuz ekipman kullanımı) nedeniyle “asli ve tam kusurlu” bulunabilmektedir (Yargıtay 11. HD, 2017/4097 E. K).
Gemi Personelinin Gözetim ve Özen Yükümlülüğü: TTK m.1091 ve m.1178 uyarınca kaptan, yükleme ve boşaltma işlemlerine nezaret etmekle yükümlüdür. Yargıtay 11. HD’nin 2014/9068 E. K sayılı kararında, tahliye sırasında gerekli özeni göstermeyen gemi personeli %10 oranında kusurlu bulunmuştur. Benzer şekilde, FIOS (Free In and Out Stowed) kaydı bulunsa dahi, kaptanın nezaret görevi ve işçileri gözetim yükümlülüğü devam etmektedir (Yargıtay 11. HD, 2013/8167 E. K).
2. Zararın Hukuki Niteliği ve Gemi Alacağı Tartışması
İncelenen kararlarda, gemiye verilen bu tür zararlar genellikle “tazminat alacağı” veya “haksız fiil/sözleşmeye aykırılık alacağı” olarak nitelendirilmiş, doğrudan “gemi alacağı” (maritime lien) olarak tanımlanmamıştır.
3. Dava Yolları: Kim, Kime, Nerede Dava Açabilir?
Gemide meydana gelen hasarlar nedeniyle aşağıdaki dava yolları izlenebilmektedir:
Gemi Sahibi/Donatan vs. Liman İşletmecisi/Stevedor: Gemi sahibi, tahliye sırasında gemisine zarar veren liman işletmecisine veya istifçi şirkete karşı Asliye Ticaret Mahkemesi’nde (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) tazminat davası veya icra takibine itirazın iptali davası açabilir (Yargıtay 11. HD, 2014/4749 E. K; 2022/2389 E. K).
Sigorta Şirketi vs. Sorumlu Taraflar: Hasarı ödeyen sigorta şirketi, TTK m.1472 (halefiyet) uyarınca sigortalısının haklarına dayanarak liman işletmecisine veya alt işverene rücu davası açabilir (Yargıtay 11. HD, 2021/3052 E. Ka).
Donatan vs. Gemi Kaptanı: Donatan, kaptanın kişisel kusuru veya nezaret görevini ihmal etmesi nedeniyle meydana gelen zararlar için kaptana rücu edebilir (TTK m.1089).
Yetkili Mahkeme: Bu davalar genellikle Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmektedir. Ancak bazı durumlarda (örneğin liman vinci ile gemi vincinin çarpışması) uyuşmazlık genel ticari nitelikte sayılarak genel Asliye Ticaret Mahkemelerine yönlendirilebilmektedir (İkincil Kaynak: İstanbul 17. ATM, 2022/255 E.

4. Mahkeme Kararlarından Somut Örnekler
Ambar Tavan Sacı Hasarı: Rulo sacın tahliyesi sırasında zemine hızlı çarpması sonucu oluşan hasarda, liman işletmecisi sorumlu tutulmuş, gemi personeline %10 kusur verilmiştir (Yargıtay 11. HD, 2014/9068 E.
Ambar Taban Sacı Hasarı: Profil demir tahliyesinde zincirin kopması sonucu düşen emtianın ambar taban sacına zarar vermesi olayında, asli kusur alt işverene verilmiştir (Yargıtay 11. HD, 2017/4097 E. K).
Ambar Kapakları Hasarı: İstifçi işçilerin hatalı hareketleri sonucu 3 ve 4 numaralı ambar kapaklarına verilen zarar nedeniyle istifçi şirket tazminata mahkum edilmiştir (Yargıtay 11. HD, 2014/4749 E. K).
Vinç ve Gövde Hasarı: Sahil vincinin kepçesinin geminin kıç perdesine çarpması sonucu yakıt tankının delinmesi olayında, liman işletmecisi TBK m.71 uyarınca “tehlike sorumluluğu” çerçevesinde sorumlu bulunmuştur (Yargıtay 11. HD, 2022/7315 E. Ka).
5. İkincil Kaynaklardan Ek Bağlam
Kaptanın Nezaret Görevi: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/441 KE. ve 2022/376 K E.) kararlarında, kaptanın tahliye sırasındaki yanlışlıkları “protesto mektupları” ile bildirmesinin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bir kanıt olarak kabul edildiği ve bu durumda taşıyanın sorumluluktan kurtulabildiği vurgulanmıştır.
Sorumluluk Sınırlandırmaları: Bazı müteahhitlik sözleşmelerinde, işçilerin gemiye vereceği hasarlar için “işçinin o günkü kazancının belirli bir katı” gibi sorumluluk sınırlamaları öngörülebilmekte ve bu hükümler sigortacıya karşı da ileri sürülebilmektedir (İstanbul BAM 43. HD, 2021/85 E. K).
Sık Sorulan Sorular
Tahliye sırasında yükün ambar tabanına veya kapaklara çarpması halinde kim sorumlu tutulur?

Tahliye sırasında meydana gelen hasarlarda sorumluluk; liman işletmecisi, tahliyeyi fiilen yapan stevedor (alt işveren) ve gemi personeli arasında kusur oranına göre paylaştırılır. Yargıtay uygulamasında, hatalı tahliye manevraları nedeniyle çoğu zaman asli kusur stevedor veya liman işletmesine yüklenmekte, kaptanın nezaret görevini ihmal etmesi halinde ise gemi personeline tali kusur verilebilmektedir.
FIO veya FIOS kaydı varsa kaptan ve taşıyan sorumluluktan kurtulur mu?

Hayır. FIO veya FIOS kaydı bulunsa dahi, kaptanın yükleme ve boşaltmaya nezaret etme yükümlülüğü devam eder. Yargıtay kararlarında, kaptanın tahliye sırasında gerekli uyarıları yapmaması veya operasyonu denetlememesi halinde kusurlu sayıldığı açıkça kabul edilmektedir. Bu nedenle FIOS kaydı, taşıyanın sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Tahliye sırasında gemiye verilen zarar “gemi alacağı” sayılır mı?

Uygulamada bu tür hasarlar çoğunlukla genel tazminat alacağı veya haksız fiil/sözleşmeye aykırılık alacağı olarak nitelendirilmektedir. Yargı kararlarında, yükün gemiye verdiği zararların doğrudan “gemi alacağı” olduğu yönünde yerleşik bir kabul bulunmamaktadır. Ancak hasarın niteliğine ve olayın özelliklerine göre bu tartışma her somut olayda yeniden değerlendirilmelidir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Tahliye sırasında gemiye verilen zararlar, klasik bir hasar davasından çok daha karmaşık bir hukuki yapıya sahiptir. Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca zararın varlığı değil; zararın kim tarafından, hangi aşamada ve kimin fiili hakimiyet alanında meydana geldiği belirleyici olmaktadır. Liman işletmecisi, stevedor, alt işveren, kaptan ve donatan arasındaki çok taraflı sorumluluk ilişkileri, yanlış husumet kurulması halinde davanın tamamen kaybedilmesine yol açabilmektedir.
Özellikle kusur oranlarının belirlenmesi, kaptanın nezaret yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediği, protesto mektuplarının süresinde ve usulüne uygun tutulup tutulmadığı gibi hususlar; bilirkişi raporları ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında değerlendirilmelidir. Bu noktada yapılacak tek bir usul hatası, tazminat talebinin reddine veya sorumluluğun tamamen gemi sahibine yüklenmesine neden olabilir.
Ayrıca bu tür davalarda görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mı yoksa genel ticari dava olarak mı görüleceğinin tespiti büyük önem taşır. Yanlış mahkemede açılan davalar, uzun süreli yargılamalara ve ciddi zaman kayıplarına yol açmaktadır.
Bu nedenle tahliye sırasında gemiye verilen zararlarla ilgili uyuşmazlıklarda, deniz ticareti hukuku ve Yargıtay uygulamasına hâkim uzman bir avukat desteği, hem sorumluluğun doğru kişilere yöneltilmesi hem de tazminatın etkin şekilde tahsili açısından vazgeçilmezdir.



