Kamu Düzeni Tartışması, Yargıtay–AYM İçtihatları ve Güncel Uygulama

Yabancı Mahkemelerce Verilen Ortak Velayet Kararlarının Türk Kamu Düzeni Açısından Geçerliliği ve Uygulanabilirliği. Bu çalışma, yabancı mahkemeler tarafından hükmedilen “ortak velayet” kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi süreçlerinde Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) geliştirdiği içtihatlar çerçevesinde hazırlanmıştır. İnceleme, yargı kararlarındaki kronolojik ve doktrinel değişimi esas almaktadır.

1. Geleneksel Yaklaşım: Ortak Velayetin Kamu Düzenine Aykırılığı

Yargıtay’ın geçmiş tarihli kararlarında, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 336. maddesi uyarınca boşanma halinde hakimin velayeti eşlerden birine verme zorunluluğu olduğu, bu düzenlemenin kamu düzeni ile ilgili olduğu vurgulanmıştır.

TMK m. 336 ve MÖHUK m. 38/c İlişkisi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2003, 2006 ve 2014 tarihli kararlarında (2003/3889 K.2006/13638 K., 2014/13375 K.K), yabancı mahkemelerin ortak velayet düzenlemelerinin Türk Medeni Kanunu’na aykırı olduğu ve bu durumun kamu düzenini ihlal ettiği gerekçesiyle tenfiz taleplerinin reddedildiği görülmektedir.

Velayetin “Boşta” Kalması: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (2012/11131 K.) ve 20. Hukuk Dairesi (2016/9660 K.K, 2017/3841 K.K) kararlarında, ortak velayet hükmünün tenfiz edilmemesi nedeniyle küçüğün velayet hakkının “boş bırakıldığı” tespit edilmiştir. Bu durumda velayetin Türk aile mahkemelerince yeniden düzenlenmesi veya küçüğün vesayet altına alınması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Kısmen Tenfiz İmkanı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2016/11377 K.), velayet hükmü kamu düzenine aykırı bulunsa dahi, yabancı ilamın boşanma ve mal paylaşımı gibi diğer kısımlarının MÖHUK m. 56 uyarınca kısmen tenfiz edilebileceğini belirtmiştir.

2. Modern Yaklaşım: Uluslararası Sözleşmeler ve “Açıkça Aykırılık” Kriteri

2017 yılından itibaren Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, ortak velayetin Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olmadığı yönünde bir içtihat değişikliği yaşanmıştır.

Anayasa m. 90 ve AİHS Ek 7. Protokol: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2017/1737 K., 2017/13800 K.), AİHS Ek 7 No’lu Protokol’ün 5. maddesindeki “eşlerin hak ve sorumluluklarda eşitliği” ilkesini ve Anayasa’nın 90. maddesini esas almıştır. Bu çerçevede, ortak velayetin Türk toplumunun temel yapısını veya temel çıkarlarını ihlal etmediği, dolayısıyla kamu düzenine “açıkça” aykırı sayılamayacağı sonucuna varılmıştır.

AYM Değerlendirmesi: Anayasa Mahkemesi (06/10/2021 tarihli karar), Yargıtay’ın bu yeni yaklaşımını referans göstererek, taraflar arasında çekişme bulunmaması durumunda ortak velayetin tanınmasının iç hukuka uygun olduğunu teyit etmiştir.

Güncel Uygulama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023 tarihli kararlarında (2023/4605 K., 2023/978 K.), yabancı mahkemelerce verilen ortak velayet kararlarının tanınması ve tenfizi onaylanmıştır. Özellikle tarafların aynı vekille temsil edilmesinin dahi tek başına kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği vurgulanmıştır.

3. Tenfiz ve Tanıma Şartları

Yabancı ortak velayet kararlarının Türkiye’de geçerlilik kazanması için MÖHUK m. 50-58 arasındaki şartların varlığı aranmaktadır:

Karşılıklılık (Mütekabiliyet): Almanya gibi ülkelerle yapılan sözleşmeler (Lüksemburg Sözleşmesi vb.) çerçevesinde karşılıklılık esası gözetilmektedir (2015/11581 K.).

Kesinleşme ve Apostil: İlamın o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya örneğinin sunulması zorunludur (2015/24938 K.).

Savunma Hakkı: Kararın gıyapta verilmiş olması durumunda, usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı kamu düzeni denetiminin bir parçasıdır.

4. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

Aşağıdaki hususlar sunulan kararlarda sınırlı bilgi içermesi nedeniyle ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir:

Velayet Eksikliği: Yabancı boşanma ilamında velayete dair hiçbir hüküm bulunmamasının, ilamın boşanma yönünden tanınmasına engel teşkil etmediği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/6305 K.).

Derdestlik İtirazı: Türkiye’de devam eden bir boşanma veya velayet davasının varlığı, yabancı velayet kararının tenfizinde engelleyici bir unsur olarak değerlendirilebilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/980 K.).

Usul Hukuku ve Kamu Düzeni: Kamu düzeni denetiminin sadece maddi hukukla sınırlı olmadığı, savunma hakkının ihlali gibi usulî hataların da bu kapsamda incelendiği; ancak her usul hatasının “açıkça aykırılık” teşkil etmediği vurgulanmıştır (Yargıtay 11. HD, 2013/4530 K.; Yargıtay 2. HD, 2024/1916 K.).

Sonuç: Güncel yargı pratiğinde, yabancı mahkemelerce verilen ortak velayet kararları, çocuğun üstün yararına aykırı bir durum veya taraflar arasında şiddetli bir çekişme bulunmadığı sürece, uluslararası sözleşmeler ve eşlerin eşitliği ilkesi gereği Türk kamu düzenine aykırı kabul edilmemekte; tanıma ve tenfize konu edilebilmektedir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Yabancı mahkemelerce verilen ortak velayet kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi, yalnızca şekli bir tanıma süreci olmayıp; kamu düzeni denetimi, uluslararası sözleşmelerin iç hukuka etkisi, AYM–Yargıtay içtihat uyumu, çocuğun üstün yararı ve açıkça aykırılık kriteri gibi son derece teknik değerlendirmeleri içermektedir. Bu nedenle sürecin hatasız yürütülmesi, alanında uzman bir avukat desteğini zorunlu kılar.

Özellikle;

Yabancı ortak velayet kararının eski mi, yeni içtihatlara mı tabi olduğunun doğru analiz edilmesi,

Kararın kısmi mi yoksa tam tenfize mi elverişli olduğunun tespiti,

Kamu düzenine aykırılık iddiasının soyut değil, “açıkça aykırılık” kriteri üzerinden değerlendirilmesi,

Taraflar arasındaki fiilî durumun (çekişme, şiddet iddiası, çocukla kişisel ilişki) dosyaya doğru yansıtılması,

Tenfiz sonrası doğabilecek velayetin askıda kalması, yeni velayet davası açılması veya tedbir talepleri gibi sonuçların öngörülmesi, ancak güncel Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi uygulamalarına hâkim bir hukukçu tarafından sağlıklı biçimde yönetilebilir.

Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli çalışmalarıyla özellikle Tuzla, Pendik, Kartal ve Tepeören bölgelerinde;

Yurtdışı boşanma kararlarının tanınması,

Ortak velayet kararlarının tenfizi,

Velayetin askıda kalması sonrası açılan aile mahkemesi davaları,

Uluslararası aile hukuku ve yabancılar hukuku uyuşmazlıkları

alanlarında müvekkillerine stratejik, güncel ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; ortak velayet gibi hassas konularda yapılacak tek bir usul hatası, çocuğun hukuki statüsünü, ebeveyn–çocuk ilişkisini ve tarafların uzun vadeli haklarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin, uzman avukat eşliğinde ve güncel içtihatlara uygun şekilde yürütülmesi, hem hukuki güvenlik hem de çocuğun üstün yararı açısından vazgeçilmezdir.