
Tenfiz Şartları, Kamu Düzeni Denetimi ve Yargıtay Uygulaması
1. Genel Esaslar ve Hukuki Dayanak
Yargıtay kararları uyarınca, yabancı bir mahkeme tarafından verilen velayet kararının Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu husus, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 50/1. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Tenfiz kararı alınmadıkça, yabancı ilamın Türkiye’de hukuki sonuç doğurması veya icra edilmesi mümkün değildir. Velayet kararlarının tenfizinde MÖHUK’un genel hükümlerinin yanı sıra, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (özellikle 1980 tarihli Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi/Lüksemburg Sözleşmesi) öncelikle dikkate alınmaktadır.
2. Tenfiz Şartlarının Analizi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, bir velayet ilamının tenfizi için MÖHUK’un 54. maddesinde yer alan şu şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekir:
Karşılıklılık (Mütekabiliyet): Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunması şarttır (MÖHUK m. 54/1-a). Yargıtay, özellikle ABD’nin farklı eyaletlerinden (New Jersey, North Carolina, Arkansas, Texas) verilen kararlarda, o eyalet özelinde Türk mahkemesi kararlarının tenfiz edilip edilmediğinin Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ayrıntılı araştırılmasını aramaktadır.
Münhasır Yetki ve İlişki: İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir. Ayrıca davalının itirazı halinde, ilamın taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmayan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması şarttır.
Kamu Düzenine Aykırı Olmama: Hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gerekir. Yargıtay, kamu düzeni denetiminin “yerindelik denetimi” (révision au fond) olmadığını, yabancı kararın maddi doğruluğunun incelenemeyeceğini vurgulamaktadır.
Savunma Hakkına Riayet: Davalının, hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmış olması, temsil edilmiş olması ve gıyabında kanuna aykırı bir hüküm verilmemiş olması gerekir (MÖHUK m. 54/1-ç).
3. Velayet Kararlarına Özgü Özel Durumlar
Ortak Velayet ve Kamu Düzeni: Yargıtay’ın eski tarihli kararlarında (örn. 2006 ve 2014 tarihli kararlar), Türk Medeni Kanunu m. 336 uyarınca boşanma halinde velayetin eşlerden birine verilmesi gerektiği, “ortak velayet” düzenlemesinin Türk kamu düzenine aykırı olduğu kabul edilmekteydi. Ancak güncel içtihatlarda (AYM ve Yargıtay 2. HD’nin 2017 ve sonrası kararları), AİHS Ek 7 Nolu Protokol ve Anayasa m. 90/son uyarınca, çocuğun üstün yararına aykırı olmadıkça ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı sayılmayacağı kabul edilmektedir.
Kısmi Tenfiz: Yabancı ilamın velayete ilişkin kısmı Türk hukukuna veya kamu düzenine aykırı bulunsa dahi, ilamın diğer kısımlarının (örneğin boşanma) tenfizi mümkündür (MÖHUK m. 56).
Yaş Sınırı: Avrupa Konseyi Sözleşmesi uyarınca, 16 yaşını dolduran çocuklar hakkında sözleşme hükümlerinin uygulanması mümkün değildir; bu durumda mahkemenin yeniden değerlendirme yapması gerekir.
Derdestlik Engeli: Tenfiz talebinden önce Türkiye’de açılmış ve devam eden bir velayet davası varsa, Avrupa Sözleşmesi m. 10/b uyarınca tenfiz işlemleri talik edilebilir veya reddedilebilir.
4. Usul ve Gerekli Belgeler
Tenfiz davası basit yargılama usulüne tabidir ve duruşma yapılması zorunludur. MÖHUK m. 53 uyarınca dilekçeye şu belgeler eklenmelidir:
Yabancı mahkeme ilamının usulen onanmış aslı veya örneği.
İlamın kesinleştiğini gösteren ve usulen onanmış yazı veya belge (Kesinleşme şerhi).
Apostil şerhi.
Tüm belgelerin usulen onanmış Türkçe tercümeleri.
5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam
İkincil kaynak niteliğindeki ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları ile bazı Yargıtay daire kararları, velayet tenfizi sürecine dair şu ek bağlamları sunmaktadır:
Nafaka ile İlişki: Nafaka ve velayet kararları genellikle aynı ilamda yer alsa da, nafaka kararlarının icrası için de MÖHUK m. 50 uyarınca tenfiz kararı alınması zorunludur; uluslararası sözleşmeler (1956 New York, 1958/1973 Lahey) doğrudan icraya izin vermez, tenfiz usulünü şart koşar.
Tebligat Usulü: Ticari nitelikli tenfiz kararlarında da vurgulandığı üzere, yabancı mahkemedeki yargılamanın tebligatlarının usulüne uygun yapılması (özellikle 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi çerçevesinde) savunma hakkının korunması açısından kritiktir. Posta yoluyla yapılan tebligatlar, Türkiye’nin çekincesi nedeniyle bazı durumlarda geçersiz sayılabilmektedir.
Taraf Teşkili: Tenfiz davasında, yabancı ilamda yer alan tüm tarafların Türkiye’deki davada da taraf olarak gösterilmesi, taraf teşkilinin sağlanması açısından zorunludur; aksi halde dava usulden reddedilebilmektedir.
Sonuç: Yargıtay içtihatları, velayet tenfizini sıkı şekli şartlara ve kamu düzeni denetimine tabi tutmaktadır. Özellikle karşılıklılık araştırması ve çocuğun üstün yararı çerçevesinde kamu düzeni analizi, yargılamanın merkezinde yer almaktadır. Karşılıklılığın bulunmadığı veya savunma hakkının ihlal edildiği durumlarda tenfiz talebi reddedilmektedir. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Yabancı mahkemelerce verilen velayet kararlarının tenfizi, uygulamada en sık hata yapılan ve en çok usulden ret ile karşılaşılan dava türlerinden biridir. Tenfiz süreci yalnızca bir mahkeme kararının tanıtılması değil; karşılıklılık araştırması, kamu düzeni denetimi, savunma hakkının korunup korunmadığı, uluslararası sözleşmelerin önceliği ve çocuğun üstün yararı gibi çok katmanlı hukuki değerlendirmeleri içermektedir.
Özellikle;
Kararın verildiği ülke veya eyalet bazında mütekabiliyetin doğru araştırılmaması,
Ortak velayet, nafaka veya tedbir hükümlerinin kısmi mi tam tenfize mi elverişli olduğunun yanlış değerlendirilmesi,
Tebligat usulündeki eksikliklerin kamu düzeni ihlali olarak ele alınamaması,
Türkiye’de devam eden bir dava nedeniyle derdestlik itirazının gözden kaçırılması,
tenfiz talebinin reddine ve telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle velayet tenfizi davalarının, güncel Yargıtay içtihatlarına ve uluslararası sözleşmelere hâkim, uygulama tecrübesi bulunan bir avukat tarafından yürütülmesi büyük önem taşır. Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, uluslararası aile hukuku ve velayet uyuşmazlıkları alanında müvekkillerine stratejik, güncel ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır.
Unutulmamalıdır ki; velayet tenfizi dosyalarında yapılacak tek bir usul hatası, çocuğun hukuki statüsünü ve ebeveyn–çocuk ilişkisini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin, uzman avukat desteğiyle ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde yürütülmesi, hem hukuki güvenlik hem de çocuğun üstün yararı açısından vazgeçilmezdir.



