
1. Uyuşturucu Suçlarının Adli Sicil Kaydına İşlenmesi
Yargıtay kararları, uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından verilen mahkûmiyetlerin adli sicil kaydına (sabıka kaydı) işlendiğini açıkça teyit etmektedir.
Uyuşturucu Madde Ticareti:
Bu suçtan verilen hapis ve adli para cezaları adli sicile kaydedilmektedir (Yargıtay 10. CD-2019/5755, 2. CD-2020/25874). Türk vatandaşlarının yabancı mahkemelerden aldığı kesinleşmiş uyuşturucu ticareti mahkûmiyetleri de Cumhuriyet savcısının istemi üzerine adli sicile işlenmektedir (Yargıtay 10. CD-2016/3266K).
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma:
TCK’nın 191. maddesi uyarınca verilen mahkûmiyetler ve hapis cezaları da adli sicil kaydında yer almaktadır (Yargıtay 4. CD-2024/7269K, 6. CD-2021/12958K).
2. Adli Sicil Kaydının Silinerek Arşive Alınması
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, uyuşturucu suçlarından hükmedilen cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması halinde, bu bilgiler adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır (Yargıtay 10. CD-2019/852, 20. CD-2018/5956). İnfazın tamamlanmasıyla birlikte kayıt aktif sicilden çıkarılmakta ancak arşivde muhafaza edilmeye devam edilmektedir.
3. Arşiv Kaydının Silinme Koşulları ve Süreleri
Uyuşturucu suçlarına ilişkin arşiv kayıtlarının tamamen silinmesi, suçun niteliğine ve hak yoksunluğuna neden olup olmamasına göre farklı sürelere tabidir:
Hak Yoksunluğuna Neden Olan Mahkûmiyetler: Uyuşturucu madde ticareti suçu, Anayasa’nın 76. maddesi ve özel kanunlar (örneğin 3298 sayılı Kanun) kapsamında memuriyetten mahrumiyet veya belirli haklardan yoksun kılınma gibi sonuçlar doğurduğu için “hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyet” olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 10. CD-2020/17819, 2019/4033). Bu kapsamdaki kayıtların silinmesi için:
Yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kararı alınması koşuluyla, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesi,
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı aranmaksızın 30 yıl geçmesi gerekmektedir (Yargıtay 10. CD-2019/852, 9. CD-2013/17188).
Diğer Mahkûmiyetler: Eğer mahkûmiyet bir hak yoksunluğuna neden olmuyorsa, 5352 sayılı Kanun’un 12/1-c maddesi uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesiyle silinebilir. Danıştay, uyuşturucu madde kullanmak suçunun bazı durumlarda bu kapsamda değerlendirilebileceğini ve 5 yıl sonunda silinmesi gerektiğini belirtmiştir (Danıştay 10. Daire-2015/4996).
Özel Durumlar: 3298 sayılı Kanun kapsamında sayılan uyuşturucu suçları bakımından bazı kararlarda arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir (Yargıtay 10. CD-2014/1380, 9. CD-2016/78). Ayrıca, 765 sayılı mülga TCK döneminde verilen ve ertelenen cezalar için deneme süresi sonunda suç işlenmezse mahkûmiyetin “esasen vaki olmamış” sayılacağı ve silinebileceği belirtilmiştir (Yargıtay 10. CD-2006/597, Ceza Genel Kurulu-2015/159K).
4. Silme İşleminde Yetkili Makam
6290 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, 11.04.2012 tarihinden itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işlemi münhasıran Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Mahkemelerin bu tarihten sonra doğrudan silme kararı vermesi kanuna aykırı kabul edilmektedir (Yargıtay 10. CD-2022/8905, 2021/13941, 20. CD-2019/260).

5. İkincil Kaynak Değerlendirmesi
İkincil kaynak olarak sunulan kararlar, uyuşturucu suçlarına doğrudan odaklanmasa da genel adli sicil rejimine dair şu ek bağlamları sağlamaktadır:
Anayasa’nın 76. maddesi ve 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde sayılan “yüz kızartıcı” veya hak kısıtlayıcı suçlar (hırsızlık, sahtecilik vb.) için arşivden silinme sürelerinin 15 ve 30 yıl olarak uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır (Yargıtay 6. CD-2011/16286, 11. CD-2023/5142).
Hapis cezasının ertelenmiş olması, memuriyet gibi hak yoksunluklarının doğmasına engel teşkil etmeyebilir; bu durum kaydın arşivde kalma süresini etkileyen bir faktördür (Anayasa Mahkemesi-2019/16656).
Arşiv kaydı silinse dahi, bazı özel mevzuatlar (örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı yönetmelikleri) çerçevesinde kişinin “ortak nitelik” şartını kaybedip kaybetmediğine dair idari incelemelerin yapılabileceği not edilmiştir (Danıştay 12. Daire-2021/297). Bir yazı önerisi.



