
1. Temel İlke: Tüzel Kişilik Ayrılığı ve Şirket Mallarının Korunması
Yargıtay kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, sermaye şirketleri (Limited ve Anonim Şirketler) ortaklarından ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe ve mal varlığına sahiptir (Yargıtay 17. HD-2011/11730K, 8. HD-2015/24137K). Türk Medeni Kanunu’nun 47/1. maddesi uyarınca tüzel kişilerin mal varlıkları, ortaklarının mal varlığından ayrıdır. Bu nedenle, bir ortağın şahsi borcu nedeniyle şirketin taşınır veya taşınmaz mallarına, araçlarına veya üçüncü kişilerdeki alacaklarına doğrudan haciz konulması kural olarak mümkün değildir (Yargıtay 12. HD-2006/8747, 17. HD-2010/8571). Ortakların şahsi alacaklıları, şirket mal varlığı üzerinde doğrudan hak iddia edemezler (Yargıtay 17. HD-2011/11730).
2. Borçlu Ortağın Şirketteki Hak ve Paylarının Haczi
Borçlunun şirket ortağı veya sahibi olması durumunda, alacaklıların başvurabileceği yasal yollar Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde sınırlandırılmıştır:
Kâr ve Tasfiye Payı Haczi: Ortağın kişisel alacaklısı, borçlu ortağın şirketteki kâr payına ve şirket feshedilmişse tasfiye payına haciz koydurabilir (TTK m. 133/2, Yargıtay 8. HD-2016/2406).
Hisse (Pay) Haczi: Sermaye şirketlerinde borçluya ait senede bağlanmış veya bağlanmamış payların haczi mümkündür. Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılmışsa İİK m. 88 uyarınca muhafaza altına alınarak; hisse senedi veya ilmuhaber çıkarılmamışsa (çıplak pay) İİK m. 94/1 uyarınca şirkete haciz bildirisi tebliğ edilerek haciz gerçekleştirilir (Yargıtay 12. HD-2013/36079, 8. HD-2016/15039).
Kamu Alacakları Bakımından: 6183 sayılı Kanun uyarınca, ortağın şahsi borcu için şirketteki hak ve alacaklarına haciz bildirisi gönderilebilir. Ancak bu işlemin yapılabilmesi için ortağın şirket nezdinde doğmuş bir hak veya alacağının (örneğin kâr payı) somut olarak tespit edilmesi gerekmektedir (Danıştay VDDK-2020/1593).
3. Adi Ortaklıklarda Haciz Rejimi
Adi ortaklıklarda, ortaklığı oluşturan şirketlerden veya kişilerden birinin şahsi borcu için ortaklık malları üzerine doğrudan haciz konulamaz (Yargıtay 8. HD-2014/17288K). Borçlar Kanunu (BK m. 534) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 638) uyarınca, bir ortağın alacaklıları haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki hissesi veya yıl sonu bilançosuyla netleşen kâr payı üzerinde kullanabilirler (Yargıtay 12. HD-2012/28532K, 12. HD-2023/1912. Adi ortaklığın üçüncü kişilerdeki alacaklarına da doğrudan haciz konulması mümkün görülmemiştir (Yargıtay 12. HD-2013/33719).
4. İstisnai Durumlar: Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ve Muvazaa
Yargıtay, bazı özel durumlarda tüzel kişilik ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle şirket mallarına haciz konulmasını hukuka uygun bulabilmektedir:
Perdenin Aralanması Teorisi: Şirket ile ortağı arasında mutlak bir şahıs ve mal ayrılığı ilkesinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kötüye kullanıldığı, organik bağın bulunduğu veya tüzel kişiliğin paravan olarak kullanıldığı durumlarda “tüzel kişilik perdesinin aralanması” yoluyla şirket mallarına haciz uygulanabilir (Yargıtay 8. HD-2015/24137, İstanbul BAM 43. HD-2024/1713).
Mülkiyet Karinesi (İİK m. 97/a): Haciz, borçlunun ödeme emrini tebliğ aldığı adreste veya borçlu ile şirketin birlikte faaliyet gösterdiği mahalde yapılmışsa, mülkiyet karinesi borçlu (dolayısıyla alacaklı) yararına sayılabilir. Bu durumda, şirket malları haczedilebilir ve ispat yükü malın kendisine ait olduğunu kanıtlaması gereken üçüncü kişi şirkete geçer (Yargıtay 8. HD-2018/11965, 17. HD-2010/8166).
Borcun Şirketle İlişkisi: Takibe konu borcun aslında şahsi olmayıp şirket faaliyetiyle ilgili olduğunun veya borçlunun hakim ortak sıfatıyla şirketi borçlandırdığının anlaşıldığı durumlarda, şirket mallarına hisse oranında haciz konulması bazı kararlarda onanmıştır (Yargıtay 17. HD-2010/12565, 17. HD-2012/11864).
5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam İkincil kaynak niteliğindeki kararlarda, asıl sorunun tersi olan “şirket borcu için ortağa haciz” senaryoları üzerinden tüzel kişilik ayrılığına dair şu ek bilgiler sunulmuştur:
Limited şirketlerde ortağın şirkete olan sermaye borcu, şirketin alacaklıları tarafından İİK m. 89 uyarınca haczedilebilir; zira ortak, sermaye borcu bakımından şirkete göre “üçüncü kişi” konumundadır (Yargıtay 12. HD-2017/5864, HGK-2014/1078).
Kollektif şirketlerde, şirket borcu için ortakların mal varlığına gidilebilmesi için öncelikle şirket aleyhindeki takibin semeresiz kalması ve ortak hakkında yeni bir takip yapılması gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 12. HD-2010/22413).
Limited şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumluluğu kural olarak koymayı taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır; ancak kamu alacakları (vergi borcu vb.) söz konusu olduğunda 6183 sayılı Kanun m. 35 uyarınca ortağın şahsi mal varlığına belirli şartlarla haciz uygulanabilmektedir (Ankara 3. ATM-2022/286, Danıştay 9. Daire-2019/1687).

Ortağın şahsi borcu nedeniyle şirket mallarına haciz konulabilir mi?
Kural olarak hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre limited ve anonim şirketler, ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir. Bu nedenle bir ortağın şahsi borcu için şirketin taşınırları, taşınmazları, araçları veya üçüncü kişilerdeki alacakları doğrudan haczedilemez. Ortağın alacaklıları, şirket mal varlığı üzerinde hak iddia edemez.
Alacaklı, borçlu ortağın şirketteki hangi haklarını haczettirebilir?
Alacaklı, şirket mallarına değil; borçlu ortağın şirketteki hak ve paylarına başvurabilir. Bu kapsamda borçlu ortağın kâr payı, şirket tasfiye edilirse tasfiye payı ve hisse/payları haczedilebilir. Ancak bu haciz, şirketin faaliyetlerini durduracak veya mal varlığına doğrudan el koyacak şekilde uygulanamaz.
Hangi durumlarda şirket mallarına haciz istisnai olarak mümkün olur?
Yargıtay, tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanıldığı durumlarda istisnai olarak şirket mallarına haczi kabul etmektedir. Şirketin borçlunun mal kaçırmak amacıyla paravan olarak kullanılması, borçlu ile şirket arasında organik bağ bulunması veya haczin borçlu ile şirketin birlikte faaliyet gösterdiği adreste yapılması hâlinde, tüzel kişilik perdesi aralanabilir ve şirket malları haczedilebilir.
İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal
Şirket Ortağının Borcu ve Haciz Uygulamaları
İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’da şirket ortağının şahsi borcu için şirket mallarına haciz konulabilir mi?
Kural olarak hayır. İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’daki icra ve yargı uygulamalarında da geçerli olduğu üzere, limited ve anonim şirketler ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir. Bu nedenle bir ortağın şahsi borcu nedeniyle şirketin araçları, taşınmazları veya banka hesapları doğrudan haczedilemez. Şirket mal varlığı, ortağın kişisel borçlarından hukuken korunmaktadır.
İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’da alacaklılar şirket ortağının hangi haklarını haczettirebilir?
Alacaklılar, şirket mallarına değil; borçlu ortağın şirketteki şahsi haklarına başvurabilir. Bu kapsamda İstanbul ve çevresindeki icra dairelerinde en sık uygulanan haciz türleri; kâr payı haczi, tasfiye payı haczi ve şirketteki hisse/pay haczidir. Ancak bu hacizler, şirketin faaliyetlerini durduracak veya şirket mal varlığına fiilen el koyacak şekilde uygulanamaz.
İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’da hangi hâllerde şirket mallarına istisnai olarak haciz konulabilir?
Yargıtay ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre;
Şirketin mal kaçırma amacıyla paravan olarak kullanılması,
Borçlu ile şirket arasında organik bağ bulunması,
Haczin, borçlu ile şirketin aynı adreste birlikte faaliyet gösterdiği yerde yapılması
hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanabilir. Bu gibi istisnai durumlarda, İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’da şirket mallarına haciz uygulanması mümkün hâle gelir.
İstanbul, Tuzla, Çayırova, Gebze, Pendik ve Kartal’da şirket mallarına haciz konulursa şirket nasıl itiraz edebilir?
Şirket, kendisine ait mallar üzerine konulan hacze karşı istihkak iddiasında bulunabilir. Bu durumda, haczedilen malın borçlu ortağa değil, şirkete ait olduğunu ispatlama yükü şirkete aittir. İstanbul ve çevre ilçelerdeki icra mahkemelerinde bu tür itirazlar; belgeler, fiili kullanım ve ticari kayıtlar esas alınarak değerlendirilir.


