1. Nafakanın Belirlenme Kriterleri

Yargıtay kararları ve Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri uyarınca nafaka miktarı belirlenirken temel alınan kriterler şunlardır:

Genel İlkeler ve Kanuni Dayanak: TMK m. 330 uyarınca nafaka miktarı; çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının tayininde çocuğun varsa gelirleri de göz önünde bulundurulur. Ayrıca TMK m. 4’te vurgulanan “hakkaniyet” ilkesi, nafaka miktarının belirlenmesinde temel rehberdir.

İştirak Nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür (TMK m. 182/2). Mahkemece; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü, barınma, sağlık, dinlenme ve ulaşım gibi giderleri ile anne ve babanın ekonomik-sosyal durumları arasında bir denge kurulur. Velayet hakkı kendisine verilen tarafın bu görev nedeniyle üstlendiği sorumluluk ve emeğin karşılığı olan harcamalar da dikkate alınır.

Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olmak, yoksulluk nafakası bağlanmasına engel teşkil etmez; ancak nafaka miktarının tayininde bir etken olarak değerlendirilir.

Yardım Nafakası: Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoyu, üstsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür (TMK m. 364). Eğitimine devam eden ergin çocuklar için de ana ve babanın bakım borcu, eğitim sona erinceye kadar devam eder (TMK m. 328/2).

Ödeme Biçimi ve Artış Oranları: Nafaka kural olarak her ay peşin ve irat (düzenli ödeme) biçiminde ödenir. Mahkemeler, istem halinde nafakanın gelecek yıllarda ÜFE, TÜFE veya hakkaniyete uygun belirli bir oranda artırılmasına karar verebilir. Boşanma sırasında yapılan toptan ödemeler de hükmedilecek nafaka miktarının tayininde dikkate alınır.

Durumun Değişmesi: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde, hakim istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir, artırabilir, azaltabilir veya nafakayı tamamen kaldırabilir (TMK m. 331, m. 176/4).

2. Nafakanın Ödenmemesi Durumunda Uygulanan Yaptırımlar

Nafaka borcunun yerine getirilmemesi halinde hukuki ve cezai süreçler işletilmektedir:

İcra Takibi ve Haciz İşlemleri: Nafaka borcu ödenmediğinde alacaklı tarafça ilamlı icra takibi başlatılabilir. Birikmiş nafaka alacakları ve işleyen faizler için borçlunun taşınır/taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve araçlarına haciz konulabilir.

Maaş Haczi: Borçlunun emekli maaşı veya ücreti üzerine haciz konulması mümkündür. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 83 ve 5510 sayılı Kanun m. 93 uyarınca, cari aylık nafaka borçlunun maaşından tam olarak kesildikten sonra, birikmiş nafaka alacakları için de maaşın kalan kısmının en az dörtte biri oranında kesinti yapılır.

Tazyik Hapsi (Disiplin Hapsi): İİK m. 344 uyarınca, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılabilir. Borçlu, hapsin tatbiki sırasında borcunu öderse tahliye edilir. Yargıtay kararlarında, nafaka borcunu ödeyemediği için tazyik hapsi alan ve bu nedenle sabıka kaydı oluşmasa da iş bulmakta zorlanan veya cezaevine giren borçlu örnekleri mevcuttur.

İcra İnkar Tazminatı: Nafaka borcuna yapılan itirazın iptali davası sonucunda, borçlu aleyhine hükmolunan meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Zamanaşımı: Nafaka alacaklarında zamanaşımı süresi, takip tarihinden geriye doğru 10 yıl olarak dikkate alınmaktadır.

3. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler

Raporun bu bölümünde yer alan bilgiler, sunulan kararlardaki sınırlı veriler ışığında ek bağlam sağlamaktadır:

Ödemelerin Mahsubu: İkincil kaynak niteliğindeki Yargıtay kararlarına göre, banka kanalıyla yapılan ödemelerde “nafaka” açıklaması bulunmasa dahi, ödemelerin düzenli olması ve nafaka miktarıyla örtüşmesi durumunda bu ödemelerin nafaka borcuna mahsup edilmesi hakkaniyet gereği kabul edilmektedir. Ancak “okul ücreti” gibi spesifik açıklamalarla yapılan ödemeler kural olarak nafaka borcundan mahsup edilemez.

Protokollerin Bağlayıcılığı: Anlaşmalı boşanma protokolü ile belirlenen nafaka yükümlülükleri, taraflar arasında haricen düzenlenen adi belgeler veya ibranameler ile kolayca değiştirilemez; nafakanın indirilmesi için kural olarak mahkemede nafaka tenkisi davası açılması gerekmektedir.

İcra Takibinde Usul: Nafaka alacaklarının tahsili için başlatılan icra takiplerinde, borçlunun ödeme iddialarının İİK m. 33 uyarınca noter tasdikli veya ikrarlı belgelerle ispatlanması zorunludur. Aksi takdirde icra işlemlerine devam edilir.

Zamanaşımı Riski: İlamlı icra takiplerinde, ilamın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde infaz edilmesi gerektiği, aksi halde zamanaşımı def’i ile karşılaşılabileceği vurgulanmaktadır. Bir yazı önerisi.

Nafaka miktarı hangi kriterlere göre belirlenir?

Nafaka belirlenirken; çocuğun veya nafaka alacaklısının ihtiyaçları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ödeme gücü ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınır. Asgari ücretle çalışmak, yoksulluk nafakasına engel değildir; ancak nafaka miktarının belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Mahkeme, taraflar arasında denge kurarak karar verir.

Nafaka ödenmezse ne gibi yaptırımlar uygulanır?

Nafaka borcunun ödenmemesi hâlinde ilamlı icra takibi başlatılabilir. Borçlunun maaşına, banka hesaplarına ve mallarına haciz konulabilir. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu m. 344 uyarınca, nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir. Borç ödenirse hapis derhal sona erer.

Nafaka artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir mi?

Evet. Tarafların mali durumlarında değişiklik olması veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafaka; artırılabilir, azaltılabilir ya da tamamen kaldırılabilir. Bu durumlarda mutlaka mahkemeye başvurularak nafaka uyarlama (artırım/tenkis) davası açılması gerekir; harici anlaşmalar tek başına yeterli değildir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli? | 2M Hukuk Avukatlık Ofisi – İstanbul Anadolu Yakası

Nafaka uyuşmazlıkları yalnızca aylık bir ödeme meselesi olmayıp; uzun vadeli mali sonuçlar, icra ve hapis riski, zamanaşımı ve mahsuba ilişkin teknik kurallar içermektedir. Yanlış başlatılan bir icra takibi veya hatalı savunma, borçlu ya da alacaklı açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Özellikle İstanbul, Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde görülen nafaka uyuşmazlıklarında; Yargıtay içtihatlarına uygun strateji belirlenmesi büyük önem taşır.

Uzman Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Nafaka miktarının hukuka ve hakkaniyete uygun belirlenmesi,

Nafaka artırımı, azaltımı veya kaldırılması davalarının doğru zamanda açılması,

Ödenen bedellerin nafakaya mahsup edilip edilmeyeceğinin tespiti,

Hatalı icra ve tazyik hapsi risklerinin önlenmesi,

Zamanaşımı ve icra usulüne ilişkin hak kayıplarının engellenmesi,

ancak aile hukuku alanında uzman bir avukatın takibi ile mümkündür.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi ile Güvenli Nafaka Süreci

2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul merkezli olarak Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde; nafakanın belirlenmesi, icra takibi, tazyik hapsi süreçleri ve nafaka uyarlama davalarında etkin ve profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Nafaka uyuşmazlıklarında atılacak yanlış bir adım, yıllarca sürecek mali ve hukuki sorunlara yol açabilir. Hak kaybı yaşamamak için uzman avukat desteği hayati önem taşımaktadır.