
Gemi adamlarının ücretleri, çalışma koşulları ve hak arama imkanları, görev yaptıkları geminin hangi hukuki ve sözleşmesel rejime tabi olduğuna göre değişmektedir. Özellikle bir geminin ulusal bayraklı olması ile ITF anlaşması kapsamında bulunması arasında ücret seviyesi, hakların uygulanması ve ödenmeyen ücretlerin tahsili bakımından önemli farklar vardır. Bu nedenle bir gemi adamının öncelikle hangi ücret rejimine tabi olduğunu bilmesi gerekir. ITF (Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu) tarafından yayımlanan rehber bilgiler de açıkça göstermektedir ki, ücretlerin seviyesi yalnızca işverenin takdirine bırakılmış bir konu değildir; aksine bu alan, uluslararası sözleşmeler, toplu iş sözleşmeleri ve asgari koruma standartları ile çevrilidir.
Gemi adamı ücretleri hangi sisteme göre belirlenir?
Bir gemi adamının alacağı ücret, öncelikle ulusal bayraklı bir gemide mi yoksa ITF anlaşması kapsamındaki bir gemide mi görev yaptığına bağlıdır. Eğer gemi ITF onaylı bir anlaşma kapsamındaysa, denizci o anlaşmada belirtilen ücretlere hak kazanır. Bu durum, özellikle ücretin alt sınırının, fazla mesai hesaplamasının ve bazı yan hakların daha somut ve denetlenebilir hale gelmesini sağlar. ITF’e göre, geminin ITF anlaşması kapsamında olup olmadığını kontrol etmek denizcinin kendi haklarını koruması bakımından son derece önemlidir.
Bu kontrol için ITF Denizciler sitesinin “Look Up / Ara” bölümü kullanılabilir. Ayrıca ITF Seafarers uygulaması da Google Play Store ve Apple App Store üzerinden ücretsiz şekilde indirilebilmektedir. İlgili adresler şunlardır:
https://www.itfseafarers.org
https://www.itfseafarers.org/en/look-up
Bir gemi ulusal bayraklı ise, bu durumda ücret seviyesi çoğu zaman ulusal toplu iş sözleşmeleriyle veya gemi sahipleri ile denizcileri temsil eden sosyal taraflar arasında yapılan müzakerelerle belirlenir. Eğer ücret seviyesi bu şekilde açıkça belirlenmemişse, ITF bunun ulusal ücret skalalarına uygun olması gerektiğini savunmaktadır. Bunun yanında ITF’in temel yaklaşımı, hiçbir denizcinin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından önerilen asgari seviyenin altında ücretlendirilmemesi gerektiği yönündedir.
ILO’nun önerdiği temel asgari ücret nedir?
Uluslararası Çalışma Örgütü, çalışabilir durumdaki bir denizci için temel bir asgari ücret seviyesi önermektedir. Bu tavsiyenin amacı, dünya genelinde denizciler için uluslararası bir güvenlik ağı oluşturmak ve insana yakışır iş koşullarına katkı sağlamaktır. Buradaki mantık, farklı ülke uygulamaları bulunsa dahi denizcinin en azından belirli bir uluslararası taban korumaya sahip olmasıdır.
Bu çerçevede yapılan tanımda “denizci”, ulusal hukuk, düzenleme veya toplu sözleşmelerle bu şekilde kabul edilen ve denizde seyreden bir gemide herhangi bir kapasitede istihdam edilen ya da görevlendirilen kişi olarak ele alınmaktadır. Bununla birlikte bu yorumun özellikle vasıflı bir denizcinin kazançları bakımından dikkate alınması gerektiği, diğer kademelerdeki denizcilerin ücretlerinin aynı şekilde otomatik yorumlanamayacağı belirtilmektedir.
MLC’nin B2.4.4 numaralı kılavuzuna göre, vasıflı bir denizcinin bir takvim ayı hizmeti için temel maaşı veya ücreti, Ortak Denizcilik Komisyonu tarafından dönemsel olarak belirlenen miktarın altında olmamalıdır. Ortak Denizcilik Komisyonu (JMC), gemi sahipleri ile denizcilerin temsilcilerinden oluşmakta ve ILO tarafından kurulmuş bulunmaktadır. 14-15 Nisan 2025 tarihli toplantılarda, mevcut 673 ABD doları seviyesindeki temel ücretin kademeli şekilde artırılması kararlaştırılmıştır. Buna göre 1 Ocak 2026 itibarıyla bu rakam 690 ABD dolarına, 1 Ocak 2027 itibarıyla 704 ABD dolarına ve 1 Ocak 2028 itibarıyla 715 ABD dolarına yükseltilecektir.
Bu rakamlar, özellikle ücretin hangi seviyenin altına düşmemesi gerektiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Her ne kadar bu veriler doğrudan her olayda bire bir uygulanacak çıplak ücret tablosu gibi değerlendirilmemeli ise de, denizcinin asgari koruma standardı bakımından güçlü bir referans oluşturur.
Çalışma saatleri, dinlenme süresi ve fazla mesai nasıl değerlendirilir?
ITF’in aktardığı uluslararası standartlara göre, ücret meselesi yalnızca çıplak maaştan ibaret değildir. Gemi adamlarının çalışma süresi, dinlenme hakkı, izin hakkı ve fazla mesai alacağı da ücret rejiminin ayrılmaz parçalarıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü, vasıflı bir denizci için asgari ücreti belirlemenin yanında çalışma saatleri, izin, dinlenme ve fazla mesai konusunda da esaslar belirlemiştir.
MLC Kılavuzu B2.2.2, normal çalışma saatlerinin haftada 48 saati aşmamasını önermektedir. Bu da aylık bazda yaklaşık 208 saate karşılık gelmektedir. Bunun yanında toplam çalışma süresine ilişkin üst sınırlar da ayrıca gösterilmiştir. Buna göre ya çalışma saatleri günde 14 saati veya haftada 72 saati geçmemelidir ya da buna alternatif koruma olarak dinlenme saatleri günde en az 10 saat ve haftada en az 77 saat olmalıdır. Bu sistem, denizcinin sürekli ve sınırsız biçimde çalıştırılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Fazla mesai konusunda ise yine MLC Kılavuzu B2.2.2 uyarınca her fazla mesai saati için temel saatlik ücretin en az 1,25 katı oranında ödeme yapılması tavsiye edilmektedir. Bunun en önemli yönlerinden biri de kayıt yükümlülüğüdür. Fazla mesai saatlerine ilişkin kayıtlar tutulmalı ve bu kayıtlar hem denizci hem de kaptan veya yetkili bir görevli tarafından imzalanmalıdır. Uygulamada en büyük sorunlardan biri, fazla çalışmanın fiilen yapılmasına rağmen kayıt altına alınmamasıdır. Bu nedenle çalışma çizelgeleri, vardiya listeleri, gemi içi talimatlar ve tanık beyanları büyük önem taşır.
Gemi adamının izin hakkı nasıl hesaplanır?
İzin hakkı da asgari koruma alanlarından biridir. Buna göre izin hiçbir durumda takvim ayı başına 2,5 günden az olamaz. Bu hakkın parasal karşılığı hesaplanırken bir günlük temel ücret, aylık temel ücretin 30’a bölünmesiyle bulunur. Aylık izin hakkının ücret karşılığı ise bu günlük miktarın 2,5 ile çarpılması suretiyle hesaplanır. Özellikle sözleşme sona erdiğinde kullanılmayan izinlerin paraya dönüşmesi ihtimali olduğundan, izin hakkı yalnızca dinlenme değil aynı zamanda mali bir hak olarak da dikkate alınmalıdır.
Ödenmemiş ücretler neden denizcilikte büyük bir sorun haline gelmiştir?
ITF’in resmi açıklamalarında vurgulandığı üzere, her yıl yüzlerce gemideki mürettebat üyeleri işverenlerinin ücretlerini ödemek istemediği veya ödeyemediği gerekçesiyle ITF’ye şikayette bulunmaktadır. Bu sorun bazen gemideki tüm mürettebatı, bazen de yalnızca bir veya birkaç denizciyi etkileyebilmektedir. ITF müfettişleri her yıl denizcilere ödenmesi gereken çok büyük meblağları geri kazandırmaktadır. Sadece 2022 yılı içinde 35 milyon ABD dolarından fazla ücretin geri alındığı belirtilmektedir.
Bununla birlikte herkes aynı ölçüde şanslı değildir. Birçok mürettebat üyesi sonunda ücretine kavuşsa da bazı denizciler maaşlarını hiç alamamakta, bazıları ise aylarca hatta yıllarca beklemek zorunda kalmaktadır. Uygulamada bazı gemi sahipleri, işletmeyi mümkün olan en düşük maliyetle sürdürebilmek için zorbalık içeren yöntemlere başvurmakta, gelecekte ödeme yapacaklarına dair sözler vermekte veya biriken toplam borcun yalnızca küçük bir kısmını avans olarak ödeyerek denizcileri oyalamaktadır.
Burada sahtekâr işçi bulma acentelerinin de önemli bir problem olduğu görülmektedir. Bu tür aracılar, denizcileri ücretsiz veya eksik ödemeyle çalışmaya devam etmeye zorlayabilmekte ve ödeme sorunu çıktığında neredeyse hiç yardımcı olmamaktadır. Kolaylık bayrağı taşıyan gemiler ise ayrıca risklidir; çünkü bu tür gemilerde işveren ile mürettebat arasında çoğu zaman çok daha zayıf bir hukuki bağ bulunmaktadır.
Ücretlerin ödenmemesi çoğu zaman tek başına ortaya çıkan izole bir sorun değildir. Aksine ITF, bunu standart altı bir denizcilik operasyonunun parçası olarak değerlendirmektedir. Çünkü ücretini ödemeyen bir işletmede çoğu zaman mal ve hizmet tedarikçilerine de ödeme yapılmamakta, ödemeler gecikmekte, bakım ve onarım için yeterli para ayrılmamakta ve gemideki eksiklikler nedeniyle liman devleti kontrolü tarafından alıkoyma riski doğmaktadır. Bu nedenle ücret krizi, çoğu kez daha büyük bir işletme ve emniyet krizinin habercisidir.
Gemiye katılmadan önce ücretinizi alamama riskini azaltmak için neler yapmalısınız?
ITF, bir denizcinin bir gemide görev kabul etmeden önce mutlaka ayrıntılı araştırma yapmasını tavsiye etmektedir. Öncelikle gemiye ve şirkete ilişkin mümkün olduğunca fazla bilgi toplanmalıdır. Özellikle gemide daha önce sorun yaşanıp yaşanmadığı araştırılmalı; denizcilik sosyal medya grupları, eski mürettebat üyeleri ve sektörel bilgi ağları üzerinden inceleme yapılmalıdır. Önceki ekibe ödeme yapılıp yapılmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Eğer önceki mürettebat ücretini alamadıysa, yeni katılan kişinin de benzer risk altında olması kuvvetle muhtemeldir.
Bunun yanında gemi adamı temin eden kuruluşun kayıtlı ve güvenilir olup olmadığı da denetlenmelidir. ITF, bu amaçla özel bir kontrol platformu kullanılmasını tavsiye etmektedir. Adres şudur:
https://www.itfshipbesure.org/
Ayrıca katılınacak geminin ITF anlaşması kapsamında olup olmadığının baştan doğrulanması, ileride çıkabilecek ödenmemiş ücret ihtilaflarının çözümünü büyük ölçüde kolaylaştırır. En kritik konulardan biri ise yazılı iş sözleşmesidir. ITF’in de vurguladığı üzere ücretinizi ve çalışma koşullarınızı açıkça gösteren yazılı bir iş sözleşmesinde ısrar etmek gerekir. Bu, MLC’nin bir gerekliliğidir ve sonradan geriye dönük ücret taleplerinin ispatında çok önemli bir delil oluşturur. Sözleşmenin mutlaka güvenli bir yerde saklanması gerekir.
Gemiye bindikten sonra nelere dikkat etmelisiniz?
Gemiye bindikten sonra ücretinizi düzenli şekilde alıp almadığınızı sistematik olarak takip etmeniz gerekir. Ödeme ister banka hesabına havale yoluyla, ister ödenek sistemiyle, ister gemide nakit olarak yapılsın; aylık ve düzenli bir ödeme yönteminin mevcut olduğundan emin olunmalıdır. Banka hesabına yatan paralar düzenli kontrol edilmeli, nakit ödeme yapılıyorsa gereksiz gecikmeler dikkatle izlenmelidir.
Denizcinin en büyük risklerinden biri, ücretin gemide birikmesi ve sözleşme sonuna kadar sadece küçük avanslar ödenmesi şeklindeki düzenlemelerdir. ITF bu yöntemi açık biçimde riskli bulmaktadır. Çünkü işler ters giderse, denizci birikmiş büyük bir alacağını tahsil edemez hale gelebilir. “Paranın gemi sahibinde daha güvenli olduğu” yönündeki açıklamaların kabul edilmemesi gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.
Eğer ücret önemli ölçüde gecikirse, örneğin iki haftadan fazla bir gecikme oluşursa, bunun nedenini ve ödemenin ne zaman yapılacağını öğrenmek için kaptanla görüşülmelidir. Belirli bir ödeme tarihi verildiği halde bu söz tutulmuyorsa, şirket ciddi mali sıkıntı içinde olabilir veya denizciyi oyalıyor olabilir. Bu durumda diğer mürettebat üyelerinin durumu öğrenilmeli, mümkünse aynı filodaki diğer gemilerde neler yaşandığı araştırılmalıdır. Nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda ITF ile bağlantıya geçmek çoğu zaman en doğru adımdır.
Gemiden ayrılmadan önce, mümkün olduğunca tüm ödenmemiş ücretlerin tahsil edilmiş olması gerekir. En azından çok küçük bir bakiye dışında önemli bir alacağın kalmaması hedeflenmelidir. Eğer daha önce ücret sorunu yaşandıysa, mümkünse ayrılmadan önce tüm paranın nakit veya doğrulanmış transfer yoluyla fiilen alınması çok daha güvenlidir.
Ücretiniz ödenmediyse ne yapmalısınız?
ITF’in bu konudaki yaklaşımı nettir: gecikmeyin. MLC, maaşın en az ayda bir kez ödenmesini şart koşmaktadır. Eğer maaş ödenmiyorsa, sorunun erken aşamada çözülmesi çok daha kolaydır. İki ay boyunca maaş almamış bir denizcinin sorunu ile dokuz ay boyunca maaş almamış bir denizcinin sorunu aynı değildir; zaman geçtikçe deliller dağılabilir, şirketler iflasa yaklaşabilir ve tahsil ihtimali düşebilir.
Bu durumda ilk yapılması gereken iş, en yakın ITF müfettişiyle iletişime geçmek veya ITF Denizciler Destek ekibine e-posta göndermektir. Kullanılabilecek e-posta adresi şudur:
seafsupport@itf.org.uk
Ayrıca terk edilme şüphesi gibi daha ağır durumlarda şu adres de kullanılabilir:
abandonment@itf.org.uk
ITF’e başvururken mümkün olduğunca fazla bilgi ve belge sunulması gerekir. Özellikle geminin adı, bayrağı, IMO numarası ve gemi tipi gibi detaylar; iş sözleşmesinin bir kopyası; gemiye katılma tarihi; çalışılan saatlerin dökümü; gemi sahibinin adı, ülkesi ve iletişim bilgileri; son yapılan ödemeleri ve ödeme yapılmayan dönemleri gösteren banka hesap özetleri; şirketle yapılan tüm yazışmalar başvuruda son derece değerli delillerdir. ITF, durumu çözmek için elinden geleni yapacağını belirtmektedir; ancak ücretlerin kesin olarak ödeneceğine dair garanti vermediğini de açıkça ifade etmektedir. Bu nokta önemlidir: ITF güçlü bir destek ve baskı mekanizmasıdır, fakat her olayda mutlak tahsil garantisi veren bir ödeme fonu değildir.
Diğer mürettebat üyeleriyle birlikte hareket etmek neden önemlidir?
Ödeme sorunu yaşayan bir denizcinin yalnız olup olmadığını anlaması gerekir. Bu yüzden ekip arkadaşlarıyla konuşulmalı, onların da maaş alacağı bulunup bulunmadığı öğrenilmelidir. Ne kadar süredir maaş alamadıkları veya eksik ödeme alıp almadıkları araştırılmalıdır. Ayrıca birlikte hak arama veya tazminat talebinde bulunmak isteyip istemedikleri de sorulmalıdır. Uygulamada toplu hareket etmek genellikle daha etkilidir. Mürettebat üyeleri, başkalarının da aynı durumda olduğunu ve bu konuda somut adım attığını gördüğünde korkuları azalır ve haklarını savunmaları kolaylaşır.
Grev veya başka eylemler konusunda nelere dikkat edilmelidir?
ITF, herhangi bir eylem planlamadan önce mutlaka yerel yetkililerden, yerel ITF müfettişlerinden veya sendika temsilcilerinden tavsiye alınmasını önermektedir. Çünkü bazı ülkelerde grev yapılması halinde yerel hukuk denizcinin aleyhine sonuç doğurabilir. Birçok ülkede gemi limandayken ve denizde değilken greve gitme hakkı bulunabilmektedir. Ancak bu husus otomatik kabul edilmemeli; her durumda yerel ITF temsilcisinin görüşü alınmalıdır. Yanlış zamanda veya yanlış yöntemle yapılan bir eylem, denizcinin hak arama imkanını güçlendirmek yerine zayıflatabilir.
Ödenmeyen ücretler “terk edilme” anlamına gelebilir mi?
Evet, belirli durumlarda ödenmeyen ücretler denizcinin “terk edilmiş” sayılması sonucunu doğurabilir. Denizcilik Çalışma Sözleşmesi kapsamında, gemi sahibinin sözleşmede belirtilen ücretleri en az iki ay boyunca ödememesi, terk edilmenin üç kriterinden biri olarak kabul edilmektedir. Böyle bir durumda mesele yalnızca ücret alacağı olmaktan çıkar; daha ağır bir koruma ve müdahale mekanizması gündeme gelebilir.
Eğer bir denizci terk edildiğini düşünüyorsa, acilen yardım istemelidir. Bunun için ITF müfettişiyle veya ITF’ye bağlı bir denizci sendikasıyla iletişime geçilebilir. Ayrıca ITF Seafarers uygulaması veya ITF Seafarers sitesinin “Look Up” bölümü de kullanılabilir. İlgili bağlantı şudur:
https://www.itfseafarers.org/en/look-up
Terk edilme konusunda özel destek için şu e-posta adresi de kullanılabilir:
abandonment@itf.org.uk
Sonuç
Gemi adamlarının ücret rejimi, çalıştıkları geminin ITF anlaşması kapsamında olup olmamasına göre önemli ölçüde değişmektedir. ITF kapsamındaki gemilerde denizci doğrudan sözleşmede belirlenen ücretlere hak kazanırken, ulusal bayraklı gemilerde ücretler çoğu zaman ulusal toplu sözleşmeler veya yerel ücret skalalarına göre belirlenmektedir. Bununla birlikte ITF ve ILO yaklaşımı, hiçbir denizcinin uluslararası asgari koruma seviyesinin altına düşmemesi gerektiği yönündedir.
Ücret konusu yalnızca aylık maaştan ibaret değildir. Çalışma süresi, dinlenme hakkı, izin, fazla mesai ödemesi ve bunların kayıt altına alınması da denizcinin mali haklarının önemli parçalarıdır. Ödenmeyen ücretler ise çoğu zaman daha büyük bir işletme ve emniyet sorununun işaretidir. Bu nedenle gemiye katılmadan önce şirketi ve gemiyi araştırmak, yazılı sözleşmede ısrar etmek, düzenli ödeme sistemini kontrol etmek ve gecikme halinde hızlı davranmak hayati önem taşır.
Ücret ödenmiyorsa ITF ile erken iletişim kurulmalı, belgeler toplanmalı, diğer mürettebat üyeleriyle durum karşılaştırılmalı ve gerekiyorsa toplu hareket edilmelidir. İki ayı aşan ücret ödememe halleri ise terk edilme kapsamında değerlendirilme ihtimali taşıdığından daha da dikkatli hareket edilmesini gerektirir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
ITF başvurusu güçlü bir araçtır ancak tek başına yeterli değildir. Özellikle yüksek meblağlı alacaklarda hukuki sürecin doğru yürütülmesi kritik öneme sahiptir.
Bu noktada:
istanbul gemi adamı avukatı
tuzla gemi adamı avukatı desteği ile süreç profesyonel şekilde yönetilmelidir. Deniz iş hukuku alanında uzman 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, ITF sürecini hukuki yollarla entegre ederek:
Gemi alacağı davası
İhtiyati haciz
İcra takibi yollarıyla alacakların tahsilini garanti altına almaktadır. Alacağınızı kaybetmeden profesyonel destek alın.
Sıkça Sorulan Sorular
1. ITF kapsamında olmayan gemide çalışıyorsam haklarım geçersiz mi?
Hayır, geçersiz değildir. Ancak ITF sözleşmesi olmadığı için hakların uygulanması daha zor olabilir. Bu durumda ILO ve MLC hükümleri devreye girer.
2. Maaşım 1 ay gecikti, hemen ITF’e başvurmalı mıyım?
Evet. ITF’e göre erken başvuru çok önemlidir. Gecikme büyüdükçe tahsil zorlaşır.
3. 2 ay maaş alamazsam ne olur?
Bu durum “terk edilme” kapsamında değerlendirilebilir ve daha güçlü haklar doğurur.
4. ITF ücretimi garanti eder mi?
Hayır. ITF ödeme yapmaz, ancak ödeme yapılmasını sağlar.
5. ITF başvurusu gizli yapılabilir mi?
Evet, çoğu durumda kimlik gizliliği korunur.
6. Fazla mesai kayıtları tutulmazsa ne olur?
Bu durumda delil sorunu yaşanır ancak tanık ve diğer belgelerle ispat mümkündür.
7. Kolaylık bayraklı gemiler neden risklidir?
Çünkü işveren ile hukuki bağ zayıftır ve tahsil riski yüksektir.
8. Tüm mürettebat birlikte başvurmalı mı?
Evet, toplu başvuru çok daha güçlü sonuç verir.
9. ITF ile dava birlikte yürütülebilir mi?
Evet, en etkili yöntem budur.
10. Ücretimi alamazsam ne kadar sürede sonuç alırım?
Gemi limandaysa birkaç gün içinde sonuç alınabilir; aksi durumda süreç uzayabilir.



