
Giriş
Bu çalışma, işverence işten çıkarılan ve “tüm haklarımı aldım” şeklinde bir belge (ibraname) imzalayan işçinin, ödenmemiş ücret, fazla mesai ve ihbar tazminatı alacaklarını talep edip edemeyeceği sorusuna ilişkin Yargıtay kararlarının analizini içermektedir. Analiz, ibranamenin geçerlilik koşulları, Yargıtay’ın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki uygulamaları, ibranamenin içeriği ile işveren savunması arasındaki çelişkiler ve belgenin ispat gücü gibi temel hukuki meselelere odaklanmaktadır.
Yargıtay kararlarının incelenmesi sonucunda, işçiye imzalatılan ibranamenin geçerliliği ve alacaklara etkisi konusunda belirli temel ilkeler ortaya çıkmaktadır:
İbranamenin Geçerliliği İçin Yasal Şartlar (01.07.2012 Sonrası):
Yargıtay, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 420. maddesinin yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibranameler için katı geçerlilik şartları aramaktadır. Bu şartları taşımayan ibranameler “kesin olarak hükümsüz” kabul edilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/2005 E., 2016/12513 K. sayılı kararında bu şartlar şöyle sıralanmıştır:
İbra sözleşmesinin yazılı olması, İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş olması, İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, Ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması.
İş İlişkisi Devam Ederken Alınan İbranamelerin Geçersizliği:
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin işverene bağımlı olduğu ve iradesinin baskı altında olabileceği kabulüyle, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2008/33618 E., 2010/22083 K. sayılı kararında bu durum, “İş ilişkisinin devamı sırasında düzenlenen ibra sözleşmeleri geçerli değildir.” şeklinde açıkça ifade edilmiştir.
Savunma ile Çelişen İbranameler: İbranamede yazılı olan hususlar ile işverenin davadaki savunması arasında çelişki bulunması, ibranamenin geçersizliğine yol açan önemli bir nedendir. Örneğin, işverenin işçinin istifa ettiğini savunmasına rağmen ibranamede kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğinin belirtilmesi, Yargıtay tarafından çelişki olarak kabul edilmekte ve ibranamenin itibarsızlaşmasına neden olmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2010/46459 E., 2013/7167 K. sayılı kararında, “İbraname, bu haliyle, davacının istifa ettiğini, dolayısıyla tazminata hak kazanamadığını bildiren davalı savunmasıyla çelişmektedir.” denilerek bu tür belgelere değer verilemeyeceği vurgulanmıştır.
Miktar İçeren ve İçermeyen İbranamelerin Etkisi:
İbranamede alacak kalemlerinin ve miktarlarının açıkça belirtilip belirtilmemesi, belgenin hukuki niteliğini değiştirmektedir.
Miktar İçermeyen İbranameler: “Tüm haklarımı aldım” gibi genel ifadeler içeren ve alacak kalemlerini tek tek miktar belirterek saymayan ibranamelere Yargıtay şüpheyle yaklaşmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2008/21802 E., 2010/6801 K. sayılı kararında, “Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre ibranamede alacaklar kalem kalem gösterilmelidir.” denilerek bu tür genel ifadelere geçerlilik tanınmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.
Miktar İçeren İbranameler: İbranamede belirli bir miktar belirtilmiş ve bu miktar ödenmişse, belge ödenen kısım için “makbuz” hükmünde kabul edilir. İşçi, alacağının daha fazla olduğunu ispatlarsa, ödenen miktar mahsup edilerek bakiye alacağa hükmedilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2013/17628 E., 2014/29790 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, “Kısmi ödeme hallerinde ise, ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin kısmi, ibra belgesinin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir.”
İspat Yükü: İşçilik alacaklarının ödendiğini ispat yükü işverene aittir. İşverenin, sadece imzalı bir ibraname sunması yeterli değildir; aynı zamanda bu ibranamede belirtilen ödemeleri banka dekontu gibi geçerli belgelerle kanıtlaması gerekmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2014/35462 E., 2016/6605 K. sayılı kararında, “davacının aldığı ücretlerin ödendiğine dair davalı tarafından makbuz ve belge sunulmadığından ibranamenin geçersiz olduğu” yönündeki mahkeme tespiti bu ilkeyi desteklemektedir.
İnceleme ve Değerlendirme
Örneğin, 7 ay çalışmış işçinin işten çıkarılırken imzaladığı “tüm haklarımı aldım” şeklindeki belge, 2 aylık ücret, fazla mesai ve ihbar tazminatı alacaklarına engel teşkil etmeyecektir. Bu sonuca varılmasının temel nedenleri şunlardır:
TBK Madde 420’ye Aykırılık: Düzenlenen bir ibranamenin TBK’nın 420. maddesindeki şartları taşıması zorunludur. Örnekteki belge, işten çıkarma anında imzalatılmıştır; dolayısıyla “fesih tarihinden itibaren en az bir aylık sürenin geçmiş olması” şartını ihlal etmektedir. Ayrıca, “alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi” ve “ödemenin noksansız ve banka aracılığıyla yapılması” şartlarının da sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle belge, kanunen “kesin olarak hükümsüzdür”.
Belgenin İçeriği: Belge, “tüm haklarımı aldım” şeklinde genel bir ifade içermekte olup, ödenmesi gereken ücret, fazla mesai ve ihbar tazminatı alacaklarını miktar belirterek ayrı ayrı göstermemektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, bu tür miktar içermeyen ve alacak kalemlerini tek tek saymayan belgelere itibar edilmemesi yönündedir.
Ödemenin Yapılmamış Olması: Soruda, ilgili alacakların ödenmediği açıkça belirtilmiştir. İbranamenin geçerli olabilmesi için temel unsur, bir borcun sona erdirilmesidir. Ortada bir ödeme yokken imzalatılan belge, borcu sona erdirmez ve hukuken bir anlam ifade etmez. İşveren, ödeme yaptığını geçerli belgelerle ispatlayamadığı sürece, imzalatılan bu kağıda dayanamaz.
Sonuç
Yargıtay kararları ışığında yapılan değerlendirmeye göre, işçiye işten çıkarılırken imzalatılan ve “tüm haklarımı aldım” şeklinde genel bir ifade içeren belge, işçinin ödenmemiş olan aylık ücret, fazla mesai ve ihbar tazminatı alacaklarını talep etmesine engel teşkil etmez.
Söz konusu belge, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde aranan zorunlu geçerlilik şartlarını (fesih sonrası en az 1 ay bekleme, alacak türü ve miktarının belirtilmesi, banka yoluyla ödeme) taşımadığı için kesin hükümsüzdür. Ayrıca, Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, miktar içermeyen, alacak kalemlerini tek tek saymayan, fiili bir ödeme ile desteklenmeyen ve işveren savunmasıyla çelişme potansiyeli taşıyan bu tür belgelere hukuki bir sonuç bağlanamaz. İşçinin ilgili alacakları için dava açması halinde, ispat yükü işverende olacak ve işveren ödeme yaptığını kanıtlayamadığı sürece mahkeme, imzalatılan bu belgeye itibar etmeyerek işçinin alacaklarına hükmedecektir. Bir yazı önerisi.

Tuzla Avukat Desteği Neden Gerekli?
İşten çıkarılan işçiye imzalatılan ibranameler çoğu zaman hak kayıplarına yol açabilmektedir. Yargıtay kararları, bu belgelerin hangi koşullarda geçerli veya geçersiz olduğunu açıkça ortaya koysa da, işçi veya işveren açısından bu koşulların doğru değerlendirilmesi profesyonel bir hukuki destek gerektirir. Yanlış atılan bir adım, işçinin yıllarca emek vererek hak kazandığı ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı gibi önemli alacakların kaybedilmesine neden olabilir.
Özellikle İstanbul’un Anadolu Yakası ve çevresinde yaşayanlar için bu süreçte uzman bir avukatla çalışmak kritik öneme sahiptir. Tuzla avukat, Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Aydınlı avukat, Orhanlı avukat, Gebze avukat, Çayırova avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat ve Bayramoğlu avukat bölgelerinde faaliyet gösteren hukukçular, işçilik alacakları, ibraname geçerliliği ve dava süreçlerinin yönetimi konusunda yerel tecrübeleriyle sürece değer katar.
Bu bölgelerde uzman bir avukatla çalışmak, hem işçilerin hak kayıplarını önlemek hem de işverenlerin olası hukuki risklerini doğru şekilde yönetmek için kritik bir ihtiyaçtır. Profesyonel destek sayesinde, ibranamelerin geçerliliği, ödemelerin ispatı ve dava sürecindeki stratejik adımlar doğru şekilde planlanabilir.


