
Giriş
Bu yazı, “hasar farkı bedeli” kavramının ne olduğu ve bu bedelin nasıl talep edilebileceği sorularını, sunulan ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında analiz etmektedir. Analiz edilen kararlar, hasar farkı bedelinin tanımı, ortaya çıkış nedenleri, talep süreci ve yargılama aşamasında dikkat edilen hususlar hakkında kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Yazı, bu kavramı farklı perspektiflerden ele alarak avukatlar için pratik bir hukuki kaynak oluşturmayı amaçlamaktadır.
1. Hasar Farkı Bedelinin Tanımı ve Kapsamı
İncelenen yargı kararlarında “hasar farkı bedeli” (veya “bakiye hasar bedeli”), bir trafik kazası veya sigorta poliçesi kapsamındaki bir riziko sonucu meydana gelen zararın, sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarar miktarı arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Bu farkın ortaya çıkmasının temel nedenleri şunlardır:
Orijinal Parça Yerine Eşdeğer/Yan Sanayi Parça Kullanımı: En sık rastlanan uyuşmazlık konusudur. Sigorta şirketinin, hasar gören aracın onarımında orijinal parça yerine daha ucuz olan eşdeğer, muadil veya yan sanayi parça kullanması durumunda, iki parça arasındaki fiyat farkı hasar farkı bedeli olarak talep edilebilmektedir. Yargı kararları, tam tazmin ilkesi gereği, araç sahibinin onayı olmaksızın eşdeğer parça kullanılamayacağını vurgulamaktadır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’nin belirttiği gibi, hak sahibinden onay alındığını veya orijinal parçanın temin edilemediğini ispat yükü sigortacıya aittir: “Bu fıkra kapsamında hak sahibinden onay alındığını veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkan olmadığını ispat yükü sigortacıya aittir.” (Samsun BAM 3. Hukuk Dairesi, 2023/1606-2024/1941). Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir: “…gerçek zararın ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle sağlanacağı, orijinal parçalara göre hasar bedelinin belirlenmesi gerektiği…” (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/403-2021/334).
Haksız İskonto Uygulamaları: Sigorta şirketlerinin, özellikle anlaşmalı servisler aracılığıyla, yedek parça ve işçilik bedelleri üzerinden belirli iskontolar uygulayarak ödeme yapması sıkça görülmektedir. Mahkemeler, bu iskontoların sigortalıya yansıtılamayacağına ve gerçek zararın iskontosuz bedel üzerinden hesaplanması gerektiğine hükmetmektedir. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında bu durum, “orijinal yedek parçalarda ve işçiliklerde ise haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iskonto uygulandığını” şeklinde ifade edilmiştir (2023/15-2024/1040).
Eksik Hasar Tespiti ve Düşük İşçilik Ücreti: Sigorta eksperleri tarafından yapılan hasar tespitinin, piyasa rayiçlerinin altında kalması veya işçilik ücretlerinin eksik hesaplanması da hasar farkı bedeli taleplerine yol açmaktadır.
2. Hasar Farkı Bedelinin Talep Süreci
Kararlar, hasar farkı bedelinin tahsili için izlenmesi gereken adımları net bir şekilde ortaya koymaktadır:
Sigorta Şirketine Başvuru: Süreç, zararın tazmini için öncelikle ilgili sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulmasıyla başlar.
Arabuluculuk: Sigorta şirketinin talebi reddetmesi veya eksik ödeme yapması durumunda, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır.
Dava Açılması veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuru: Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde, hak sahibi Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir. Ancak, bu iki yoldan birinde verilen kesin hüküm, diğeri için bağlayıcıdır. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında vurgulandığı üzere, Sigorta Tahkim Komisyonu’nun verdiği kesin bir ret kararı, “kesin hüküm sonucu doğuracağından, zarar gören dava yolu ile de olsa aynı zarara yönelik yeniden talepte bulunamaz.“ (2022/381-2023/162).
İnceleme ve Değerlendirme
Yargılama sürecinde hasar farkı bedeli taleplerinin akıbetini belirleyen en önemli unsur bilirkişi raporudur. Mahkemeler, gerçek zararın tespiti için neredeyse tüm dosyalarda bilirkişi incelemesine başvurmakta ve hükümlerini büyük ölçüde bu raporlara dayandırmaktadır. Örneğin, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, bilirkişi raporuyla tespit edilen 20.000,00 TL’lik gerçek zarardan sigortacının ödediği 7.784,52 TL’yi mahsup ederek “bakiye zarar miktarı olarak tespit edilen 12.215,48-TL zararın davalıdan tahsiline” karar vermiştir (2021/499-2022/246).
Taleplerin kabulü için davacının, onarımın fatura gibi belgelerle kanıtlanması önem arz etmektedir. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, davacının “fatura ve bu fatura doğrultusunda hasar onarım bedelini ödediğini belgelendiremediğinden” davayı reddetmiştir (2022/154-2024/328).
Öte yandan, taleplerin reddedildiği durumlar da mevcuttur. Eğer bilirkişi raporu, sigorta şirketinin yaptığı ödemenin gerçek zararı karşıladığı yönünde olursa dava reddedilmektedir (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/191-2023/856). Benzer şekilde, davacı ile sigorta şirketi arasında bir mutabakat veya ibraname imzalanmışsa ve ödenen bedel ile gerçek zarar arasında “fahiş fark” yoksa, sonradan açılan hasar farkı davası reddedilebilmektedir (Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/460-2025/107).
Sonuç
Yargı kararları ışığında “hasar farkı bedeli”, sigorta şirketinin eksik ödemesi sonucu sigortalının malvarlığında oluşan gerçek zararın tamamlanmasını sağlayan bir tazminat kalemidir. Bu bedelin ortaya çıkışındaki temel nedenler; orijinal parça yerine eşdeğer parça kullanılması, haksız iskontolar ve eksik hasar tespitidir.
Hasar farkı bedelinin başarılı bir şekilde tahsili; sigorta şirketine başvuru, zorunlu arabuluculuk ve nihayetinde dava veya tahkim yoluna gidilmesini içeren usuli adımların doğru takip edilmesine bağlıdır. Yargılama aşamasında ise talebin ispatı için sunulan deliller, özellikle de gerçek zararı piyasa rayiçlerine göre ve iskontosuz olarak hesaplayan, denetime elverişli bir bilirkişi raporu kritik öneme sahiptir. Davacının onarım masraflarını fatura gibi belgelerle kanıtlaması ve sigorta şirketiyle haklarını ortadan kaldıracak bir ibraname imzalamamış olması, davanın seyri açısından belirleyici faktörlerdir. Bir yazı önerisi.

Tuzla’da Avukat Desteği Neden Gerekli?
Hasar farkı bedeli davaları, hem sigorta hukukunun teknik hükümlerini hem de usul hukukunun titizlikle takip edilmesini gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu davalarda, özellikle sigorta şirketlerinin güçlü hukuki kadrolarla hareket ettiği dikkate alındığında, bireysel başvurular çoğu zaman hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Tuzla’da uzman bir avukat desteği almanın önemini şu şekilde özetlemek mümkündür:
Hukuki Sürecin Doğru Takibi: Hasar farkı bedeli taleplerinde, sigorta şirketine başvuru, arabuluculuk ve dava/tahkim gibi aşamaların doğru sırayla yürütülmesi zorunludur. Avukat desteği, bu usuli şartların eksiksiz yerine getirilmesini sağlar.
Bilirkişi ve Raporlara İtiraz: Yargılamada en kritik delil bilirkişi raporlarıdır. Tuzla’da yerel mahkemelerde görülen dosyalarda deneyimli bir avukat, raporlardaki eksiklikleri veya sigorta lehine yapılan hesaplamaları zamanında tespit ederek itiraz edebilir.
Hak Kaybının Önlenmesi: Sigorta şirketlerinin uyguladığı haksız iskontolar, eşdeğer parça dayatmaları ve eksik hasar tespitlerine karşı etkili bir hukuki mücadele için uzman avukat desteği gereklidir.
Yerel Tecrübe Avantajı: Tuzla’daki avukatlar, bölgedeki Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin uygulamalarını, bilirkişi havuzlarını ve yerleşik yargılama pratiklerini yakından bildikleri için davanın seyrine doğrudan katkı sağlayabilmektedir.
Hızlı ve Stratejik Çözüm: Sigorta Tahkim Komisyonu başvuruları veya dava sürecinde en kısa sürede en yüksek faydayı sağlayacak hukuki stratejiyi belirlemek, profesyonel destek sayesinde mümkündür.
Sonuç olarak, hasar farkı bedeli taleplerinde İstanbul, Tuzla avukat, Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Aydınlı avukat, Orhanlı avukat, Gebze avukat, Çayırova avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat, Bayramoğlu avukat gibi bölgelerde uzman bir avukat desteği, hem hak kayıplarını önlemek hem de sürecin en verimli şekilde sonuçlanmasını sağlamak açısından kritik bir ihtiyaçtır.

