
Gemi Yakıt ve Akaryakıt Tedarikinden Doğan Alacaklar, İspat Vasıtaları ve Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Bu çalışma, gemiye yakıt sağlayan kişi veya kurumların alacaklarını tahsil edememeleri durumunda başvurabilecekleri dava türlerini, ispat yöntemlerini ve ihtiyati tedbir mekanizmalarını sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir.
1. Başvurulabilecek Dava Türleri ve Hukuki Yollar
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, yakıt tedarikçilerinin başvurabileceği temel yolları şu şekilde sınıflandırmaktadır:
Alacak Tahsili Davası: Yakıt bedelinin doğrudan donatandan veya işletenden tahsili amacıyla açılan davadır. (Yargıtay 11. HD, 2016/10463 E. K; 2013/17157 E. K)
Kanuni Rehin Hakkı Tanınması ve Tesisi Davası: TTK’nın 1320 (Eski TTK 1235/6) maddesi uyarınca, yakıt alacağının “gemi alacağı” niteliğinde olduğu ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı verdiği iddiasıyla açılan davadır. Bu dava ile alacağın gemi ve teferruatı üzerinden tahsili amaçlanır. (Yargıtay 11. HD, 1998/8202 E. K; 2010/15203 E. K)
İtirazın İptali Davası: Alacaklının başlattığı icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde, takibin devamını sağlamak amacıyla açılan davadır. (İstanbul Anadolu 5. ATM, 2020/418 E. K; Yargıtay 11. HD, 2023/542 E. K)
İhtiyati Haciz ve Seferden Men: Deniz alacağı niteliğindeki yakıt alacağını teminat altına almak için geminin ihtiyaten haczine ve seferden men edilmesine karar verilmesi talep edilebilir. (Sakarya BAM 7. HD, 2024/638 E. K; İstanbul BAM 13. HD, 2021/2073 E. K)
Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip: Gemi alacaklısı hakkına dayanarak doğrudan rehnin paraya çevrilmesi usulüyle icra takibi başlatılabilir. (İstanbul 17. ATM, 2016/289 E. Ka)
İflas Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Terkin) Davası: Borçlunun iflası halinde, yakıt alacağının rüçhanlı (öncelikli) olduğunu ileri sürerek sıra cetvelindeki yerin düzeltilmesi talep edilebilir. (İstanbul BAM 17. HD, 2018/384 E. K)
2. Alacağın İspatı ve Gerekli Belgeler
Yargı kararlarında, yakıtın teslim edildiğinin ve borcun varlığının ispatı için aşağıdaki delillerin önemi vurgulanmaktadır:
Yakıt Teslim Makbuzları (Bunker Delivery Note – BDN): Gemi mührünü, kaptanın veya başmühendisin imzasını taşıyan teslim belgeleri en güçlü ispat vasıtasıdır. (Yargıtay 11. HD, 2009/5700 E. K; 2011/8130 E. K; İstanbul 17. ATM, 2017/397 E. K)
Faturalar ve Sevk İrsaliyeleri: Tedarik edilen yakıtın miktarını ve bedelini gösteren belgelerdir. (İstanbul BAM 12. HD, 2024/1257 E.
Ticari Defterler ve Kayıtlar: Tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri ve cari hesap bakiyeleri alacağın likit olduğunu kanıtlamada kullanılır. (Yargıtay 11. HD, 2023/542 E. ; 2019/914 E.
Yazışmalar ve Sipariş Onayları: E-posta yazışmaları, faks mesajları ve “booking note” olarak adlandırılan sipariş onay belgeleri. (Yargıtay 11. HD, 2016/5775 E. ; 2019/914
Bilirkişi İncelemesi: Alacak miktarının, faiz hesaplamalarının ve yabancı hukuk unsuru varsa ilgili ülke hukukunun tespiti için bilirkişi raporu alınmaktadır. (Yargıtay 11. HD, 2019/1294 E. Kaynak)
3. Somut Örnekler Üzerinden Analiz
Kaptanın Temsil Yetkisi ve Zaruret Hali: M/V Clipper gemisi örneğinde, yakıtın bağlama limanı dışında, geminin seferini tamamlaması için zorunlu (zaruret hali) olarak kaptan tarafından talep edilmesi, gemi alacaklısı hakkı ve kanuni rehin tesisi için yeterli görülmüştür. (Yargıtay 11. HD, 2010/15203 E.
Finansal Kiralama Durumu: OBO E…. gemisi kararında, geminin finansal kiralama konusu olmasının yakıt alacağından doğan kanuni rehin hakkına engel teşkil etmediği, bu hakkın gemiyi takip ettiği teyit edilmiştir. (Yargıtay 11. HD, 1998/8202 E.
Sorumluluğun Reddi Kayıtları: “Mana” gemisi davasında, yakıt makbuzlarında “donatanın sorumlu olmayacağına ve rehin konulmayacağına” dair kayıtlar bulunması ve yakıtın donatan dışındaki bir şirket tarafından sipariş edilmesi nedeniyle rehin hakkı talebi reddedilmiştir. (Yargıtay 11. HD, 2012/369 E.
Ödemenin Üçüncü Kişiye Yapılması: Orel 4 gemisi örneğinde, donatanın yakıt bedelini aracı bir şirkete (EB Petrol) ödediğini kanıtlaması üzerine, yakıtı fiilen sağlayan ancak aracıyla sözleşmesi olan davacının davası reddedilmiştir. (Yargıtay 11. HD, 2008/11817 E. Kaynak)
4. İhtiyati Haciz ve Yaklaşık İspat
Deniz alacaklarında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının “yaklaşık olarak ispat edilmesi” yeterlidir. M/V Bakü ve M/V … kararlarında, fatura ve teslim belgelerinin birbiriyle uyumlu olması yaklaşık ispat için yeterli görülmüş ve gemilerin haczine karar verilmiştir. (Sakarya BAM 7. HD, 2024/638 E. Kaynak; İstanbul BAM 12. HD, 2024/1257 E. K

5. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
İkincil kaynak olarak vurgulanan kararlarda şu ek bağlamlar sunulmuştur:
Yakıt alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Denizcilik İhtisas Mahkemeleridir. (İstanbul BAM 37. HD, 2018/2305 E.
Gemi alacağının doğması için alacağın gemi malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı doğmuş olması şarttır; sadece acenteye karşı doğan alacaklar gemi alacağı statüsü kazandırmayabilir. (Yargıtay 12. HD, 2016/19488 E.
Kredili (veresiye) satış işlemlerinde, bazı durumlarda mahkemeler rehin hakkı talebini reddedebilmektedir; bu nedenle işlemin kaptanın temsil yetkisi ve zaruret hali çerçevesinde gerçekleştiğinin ispatı kritiktir. (Yargıtay 11. HD, 2011/8141 E.
Finansal kiralama sözleşmelerinde, kiralayan şirket geminin işletilmesinden doğan rehin hakkı riskini de üstlenmiş sayılır; bu durum çalışan ücretleri gibi yakıt alacakları için de emsal teşkil edebilir. (Yargıtay 9. HD, 2005/9584 E.
Sık Sorulan Sorular
Gemi yakıtı alacağı gerçekten güçlü bir “deniz alacağı” mıdır?

Evet. Gemiye sağlanan yakıt ve akaryakıt bedelleri, Türk Ticaret Kanunu’nun 1352/1-l maddesi uyarınca doğrudan deniz alacağıdır.
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, yakıtın geminin seferini sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu kabul etmekte ve bu nedenle yakıt alacaklarını deniz ticaretine özgü koruma mekanizmalarına tabi tutmaktadır.
Yakıt parasını alamazsam gemiyi durdurabilir miyim?

Evet. Yakıt alacağı deniz alacağı niteliğinde olduğu için ihtiyati haciz talep edilebilir.
Mahkeme, yakıtın teslim edildiğini ve bedelin ödenmediğini yaklaşık ispat düzeyinde görürse geminin haczi ve seferden men edilmesi kararı verebilir.
Bu yol, uygulamada en hızlı tahsilat aracıdır.
Hangi belgeler yakıt alacağını ispat etmek için yeterlidir?

Uygulamada en güçlü deliller şunlardır:
Bunker Delivery Note (BDN) – gemi mührü ve kaptan/başmühendis imzalı
Fatura ve sevk irsaliyeleri
Sipariş onayları (booking note, e-posta yazışmaları)
Ticari defterler ve cari hesap kayıtları
Ödeme yapılmadığını gösteren banka kayıtları
Bu belgelerin birbiriyle uyumlu olması, ihtiyati haciz için çoğu zaman yeterli görülmektedir.
Hangi davayı açmalıyım: alacak davası mı, icra mı, rehin mi?

Somut duruma göre birden fazla yol mümkündür:
İlamsız icra + itirazın iptali davası
Doğrudan alacak davası
Kanuni rehin hakkı tanınması davası
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip
Borçlu iflas etmişse → sıra cetveline itiraz davası
Yanlış yolun seçilmesi, alacağın haklı olmasına rağmen davanın kaybedilmesine yol açabilir
Gemiye verilen yakıt bedeli ödenmezse, her durumda gemi üzerinde kanuni rehin (gemi alacaklısı hakkı) tesis edilebilir mi?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2014 tarihli (E. 2013/17157, K. 2014/5720) kararına göre, gemiye yakıt verilmiş ve bedeli ödenmemiş olsa bile her durumda gemi alacaklısı hakkı ve buna bağlı kanuni rehin hakkı doğmaz. Somut olayda Yargıtay şu ayrımı yapmıştır: Yakıt bedeline ilişkin alacak davası kabul edilmiştir; yani yakıtı sağlayan taraf, alacağını donatan/işletene karşı talep edebilir.
Ancak gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin) talebi reddedilmiştir. Bunun nedeni;
Yakıt siparişinin gemi kaptanı tarafından değil, donatan veya kaptan dışında bir kişi tarafından verilmiş olmasıdır. Kaptanın yalnızca yakıtın gemiye teslim alındığını teyit etmesi, kaptan muamelesi veya bağlama limanı dışında kaptanın kredi muamelesi kapsamında kabul edilmemiştir. Sonuç olarak: Gemiye yakıt verilmesinden doğan alacağın gemi alacaklısı hakkı sayılabilmesi için, yakıt tedarikinin TTK’da öngörülen şekilde kaptanın yetkisi kapsamında ve kanunun aradığı unsurlarla gerçekleşmesi gerekir. Aksi halde, alacak tahsil edilebilir olsa da gemiye haciz / kanuni rehin yolu kapalıdır.
Gemiye satılan yakıt bedeli ödenmezse, gemi üzerine ihtiyati haciz konulabilir mi? Yakıtın “yük” olduğu iddiası haczi engeller mi?

Evet, belirli şartlar altında gemiye satılan yakıttan doğan alacak nedeniyle gemi üzerine ihtiyati haciz konulabilir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 27.03.2024 tarihli (E. 2024/638, K. 2024/560) kararında bu husus açıkça ortaya konulmuştur. Somut olayda Mahkeme şu tespitleri yapmıştır:
Davacı, gemiye yakıt satıldığını ve bedelinin ödenmediğini ileri sürerek gemi üzerine ihtiyati haciz talep etmiştir. Davalı taraf ise, söz konusu yakıtın gemi için tüketim amacıyla alınmadığını, taşınan yük niteliğinde olduğunu ve bu nedenle deniz alacağı bulunmadığını savunmuştur.
Ancak Mahkeme; TTK m. 1352/1-l uyarınca yakıt alacaklarının deniz alacağı niteliğinde olduğunu, Deniz alacağına dayalı olarak TTK m. 1369 kapsamında gemi üzerine ihtiyati haciz konulabileceğini, İhtiyati haciz aşamasında kesin ispat değil, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu (İİK m. 258) vurgulamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, yakıtın tüketim için mi yoksa taşınacak yük olarak mı alındığı hususunun esasen yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle ihtiyati haciz aşamasında haczin kaldırılmasını gerektirmediği kabul edilmiştir. Ayrıca Mahkeme; İhtiyati hacze karşı yapılan itirazların İİK m. 265’te sınırlı sayıda olduğu, Davalı tarafın ileri sürdüğü itirazların esasa ilişkin olup bu aşamada değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Sonuç olarak: Yakıt alacağının varlığı yaklaşık ispat ile ortaya konulabiliyorsa, yakıtın “yük” olduğu yönündeki savunma ihtiyati haczi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu tür itirazlar, esas davada yapılacak yargılama sonunda değerlendirilecek olup, ihtiyati haciz kararı bu aşamada geçerliliğini korur.
Gemiye verilen yakıt alacağı her durumda “gemi alacaklısı hakkı” sayılarak sıra cetvelinde öncelik kazanır mı?

Hayır. Mahkeme, yakıt alacaklarının otomatik olarak gemi alacaklısı hakkı vermediğini açıkça ortaya koymuştur. Somut olayda;
Yakıt tedariklerinin bir kısmı geminin bağlama limanında (Malta) yapılmıştır.
6762 sayılı TTK m. 1235/1-6 uyarınca, yakıt alacağının gemi alacaklısı hakkı doğurabilmesi için geminin bağlama limanı dışında, zaruret halinde ve kaptan tarafından bu sıfatla yapılmış olması gerekir.
Bağlama limanında yapılan yakıt tedarikleri bakımından gemi alacaklısı hakkı doğmaz.
Bağlama limanı dışında (örneğin Bari Limanı) yapılan tedarikler açısından ise, zaruret hali ve kaptan muamelesi somut delillerle ispatlanmadıkça gemi alacaklısı hakkı kabul edilmez.
Bu nedenle Mahkeme, yakıt tedarikçisinin alacağını birinci derece gemi alacaklıları sırasından çıkarmış, daha alt bir sıraya (adi alacaklılara yakın) kaydetmiştir.
Yedieminlik, bekçilik–muhafaza veya benzeri hizmet alacakları her zaman sıra cetvelinde en önde mi yer alır? Zamanaşımı etkili olur mu?

Hayır. Mahkeme bu konuda da önemli sınırlar çizmiştir:
Bekçilik, muhafaza ve benzeri hizmetler kural olarak gemi alacaklısı hakkı verebilir.
Ancak 6762 sayılı TTK m. 1259 gereği, gemi alacaklısı hakkı 1 yıllık süre içinde icra takibi veya dava ile ileri sürülmezse rehin hakkı düşer.
Somut olayda, bu tür hizmetlere ilişkin alacaklar için süresinde takip yapılmadığı ve ayrıca resmî yediemin atamasına dair icra müdürlüğü kararı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bu sebeplerle Mahkeme;
Söz konusu alacakların yediemin alacağı olarak cebri icra masrafı sayılmasına,
Dolayısıyla tüm alacaklılardan önce ödenmesine imkân bulunmadığına karar vermiş ve bu alacakları öncelikli sıralardan çıkarmıştır.
Sonuç olarak:
Sıra cetvelinde öncelik, alacağın türüne olduğu kadar kanuni şartların (yer, yetki, zaruret, süre) eksiksiz yerine getirilmesine de bağlıdır. Aksi halde, alacak mevcut olsa bile öncelik ve gemi alacaklısı hakkı kaybedilebilir.
Gemi adamı alacakları için ayrıca dava açılması veya hüküm alınması gerekir mi? Bu alacaklar sıra cetvelinde öncelikli midir?

Hayır. Mahkeme, yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu şekilde, gemi adamı alacaklarının kanundan doğrudan gemi alacaklısı hakkı verdiğini açıkça kabul etmiştir. Somut olayda Mahkeme şu esasları vurgulamıştır: 6762 sayılı TTK m. 1235 uyarınca gemi adamlarının ücret ve hizmet sözleşmesinden doğan alacakları, kanunen gemi alacaklısı hakkı niteliğindedir. Bu alacaklar için ayrıca dava açılmasına veya ilam alınmasına gerek yoktur. Süresi içinde (1 yıl içinde) icra takibine konu edilmiş olmaları halinde, rehinli ve ipotekli alacaklardan dahi önce ödenmeleri gerekir. Bu nedenle Mahkeme, gemi adamlarının alacaklarını sıra cetvelinin 1. derecesinde ve ilk sırada değerlendirmiş; yalnızca 1 yıllık süre geçtikten sonra takibe konu edilen gemi adamı alacağı bakımından rehin hakkının düştüğüne hükmetmiştir.
Gemiye verilen yakıt bedeli ödenmezse, kaptan imzalı teslim belgesi kanuni rehin hakkı için yeterli ispat sayılır mı?

Evet. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.04.2011 tarihli (E. 2009/5700, K. 2011/5139) kararına göre, gemiye verilen yakıtın fatura ile belgelendirilmesi ve yakıtın gemi kaptanı tarafından imzalanmış, gemi mührünü taşıyan teslim belgesiyle teslim alındığının ispat edilmesi halinde, alacağın ödenmemesi durumunda yakıt alacağı gemi alacaklısı hakkı doğurur ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilebilir; bu durumda yakıtın fiilen gemiye verildiği ve alacağın varlığı tam ispatla kabul edilir.
Yakıt bedelinin ödendiği iddia edilse bile, ödeme üçüncü bir firmaya yapılmışsa gemi üzerindeki ihtiyati haciz kaldırılır mı?

Hayır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2024 tarihli (E. 2024/1257, K. 2024/1283) kararına göre, gemiye yakıt tedarik edildiği fatura ve kaptan imzalı teslim belgeleriyle yaklaşık olarak ispatlanmışsa, borçlunun ödemeyi alacaklıya değil üçüncü bir firmaya yaptığını ileri sürmesi, bu firmanın alacaklı adına yetkili olduğunun açık ve yazılı şekilde ispatlanamaması hâlinde ihtiyati haczin kaldırılması için yeterli değildir; bu tür ödeme ve sözleşme ilişkilerinin gerçekliği ihtiyati hacze itiraz aşamasında değil, ancak esas yargılamada incelenebilir ve bu aşamada yaklaşık ispat mevcut olduğundan gemi üzerindeki ihtiyati haciz devam eder.
Yakıt tedarikinde Skype veya e-posta yazışmaları tek başına bağlayıcı bir sözleşme kurar mı?

Cevap: Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin anılan kararında açıkça vurgulandığı üzere, taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunsa dahi, yakıt tedarikine ilişkin yazışmalar kesin teyit (confirmation) aşamasına ulaşmamışsa, fiyat alma ve müzakere niteliğindeki Skype veya e-posta mesajları sözleşme kurulduğunu göstermeye yetmez; bu durumda tedarikçinin yakıt teslim etmemesi sözleşmeye aykırılık sayılmaz ve donatan bu gerekçeyle yakıt borcunu ortadan kaldıramaz.
Yakıt alacağında tarafların ticari defterleri tek başına alacağın varlığını ispat etmeye yeterli midir?

Evet, belirli şartlar altında yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.05.2024 tarihli (E. 2023/542, K. 2024/4183) kararına göre, tarafların usulüne uygun şekilde tutulmuş, onayları tam ve birbirini doğrulayan ticari defter ve kayıtları, yakıt alacağının varlığı ve bakiye tutarı bakımından güçlü ve bağlayıcı delil niteliği taşır; bu durumda borçlu, defterlerde görünen bakiye alacağı soyut takas iddiaları, müzakere aşamasında kalan yazışmalar veya ispatlanmamış zarar savunmalarıyla bertaraf edemez ve ticari defterler alacaklının talebini ispatlamaya yeterli kabul edilir.
Yakıt bedelini gemi adına garanti eden ve borcu tedarikçiye ödeyen kişi, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı talep edebilir mi?

Evet. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.09.2017 tarihli (E. 2016/5775, K. 2017/4603) kararına göre, gemiye verilen yakıtın bedelini garantör sıfatıyla fiilen ödeyen kişi, ödediği tutar bakımından yakıt tedarikçisinin haklarına halef olur ve TTK uyarınca yakıt alacağının sağladığı gemi alacaklısı hakkı ile kanuni rehin talep etme yetkisini kazanır; bu durumda sevk irsaliyelerinde kaptan imzası ve gemi kaşesi bulunması, yakıtın gemiye teslim edildiğini ve alacağın gemi alacağı niteliğini ispat için yeterli kabul edilir.
Gemiye verilen yakıt yabancı bayraklı bir gemiyle ilgiliyse hangi hukuk uygulanır ve bilirkişi incelemesi neden zorunludur?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10.12.2020 tarihli (E. 2019/1294, K. 2020/5781) kararına göre, yakıt tedarikine konu gemi yabancı sicile kayıtlıysa, gemi alacaklısı hakkının ve kanuni rehin doğup doğmadığı Türk hukukuna göre değil, MÖHUK m.22 uyarınca geminin kayıtlı olduğu ülke hukukuna göre belirlenir; bu nedenle mahkemenin, ilgili yabancı deniz ticareti mevzuatının (örneğin İtalya Seyrüsefer Kanunu) içeriğini, bağlama limanı–zaruret şartı gibi unsurları uzman bilirkişi raporuyla tespit etmesi zorunludur ve bağlama limanında, zaruret olmaksızın yapılan yakıt tedariki yabancı hukuka göre dahi gemi alacaklısı hakkı doğurmayabilir, eksik veya hatalı bilirkişi incelemesine dayalı kararlar ise bozma sebebidir.
Yabancı bayraklı bir gemiye farklı limanlarda verilen yakıtın tamamı için gemi alacaklısı hakkı doğar mı?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10.12.2020 tarihli (E. 2019/1294, K. 2020/5781) kararında; yabancı sicile kayıtlı gemilere verilen yakıt alacaklarında, gemi alacaklısı hakkının doğup doğmadığının Türk hukukuna göre değil, MÖHUK m.22 gereği geminin kayıtlı olduğu ülke hukukuna göre belirlenmesi gerektiği vurgulanmış, bu kapsamda bağlama limanında (örneğin Cenova) yapılan yakıt tedarikinin, yabancı hukuka göre aranan “zaruret” şartı bulunmadıkça gemi alacaklısı hakkı doğurmayacağı kabul edilmiştir; buna karşılık Türkiye’de (Tuzla) yapılan yakıt tedariki yönünden, mahkemenin önceki bozma kararına uymasıyla alacaklı lehine kazanılmış hak oluştuğundan, bu kısım bakımından davanın reddi mümkün görülmemiştir.
Gemiye yakıt verildiği iddia edilse bile, donatan başka bir tedarikçiye ödeme yaptıysa gemi alacaklısı hakkı doğar mı?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10.06.2010 tarihli (E. 2008/11817, K. 2010/6713) kararına göre, gemiye fiilen yakıt teslim edilmiş olsa dahi, donatanın yakıtı başka bir tedarikçiyle yaptığı sözleşme kapsamında alıp bedelini o firmaya ödediği ispatlanırsa, yakıtı teslim ettiğini ileri süren üçüncü kişi gemi alacaklısı hakkı ve kanuni rehin talep edemez; bu durumda alacak, gemiyle değil, ancak gerçek sözleşme tarafı olan tedarikçiyle olan ilişki kapsamında ileri sürülebilir.
Neden Gemi Yakıt Alacaklarında Uzman Avukat Desteği Şarttır?
Yakıt alacakları, teoride en güçlü deniz alacaklarından biri olmasına rağmen, uygulamada en çok usulden kaybedilen dosyalar arasındadır.
Sebep genellikle alacağın haksızlığı değil; yanlış strateji, yanlış muhatap ve yanlış zamanlamadır.
Uygulamada sık yapılan hatalar:
Alacağın sadece acenteye yöneltilmesi
Kaptan yetkisi ve zaruret halinin ispatlanmaması
BDN üzerindeki sorumsuzluk kayıtlarının gözden kaçırılması
Gemi limandayken haciz talep edilmemesi
Yanlış mahkemede dava açılması
Rehin hakkı ile deniz alacağı kavramlarının karıştırılması
Özellikle İstanbul limanları, Tuzla Tersanesi, transit yakıt ikmali yapılan bölgeler ve yabancı bayraklı gemilerde; geminin saatler içinde limanı terk edebilmesi, bu dosyaları zamanla yarışılan hukuki operasyonlar hâline getirir.
Bu nedenle gemi yakıt ve akaryakıt alacaklarında;
deniz ticareti hukuku pratiğine hâkim, ihtiyati haciz ve rehin stratejisini doğru kurgulayan bir hukuk ekibiyle hareket edilmesi tahsil başarısını doğrudan belirler.
İstanbul merkezli deniz ticareti uyuşmazlıklarında, 2M Hukuk Avukatlık Bürosu; yakıt tedarikçilerinin alacaklarını gemi haczi, rehin, icra ve dava süreçlerini entegre ederek fiili tahsilata dönüştürme konusunda uzmanlaşmıştır.



