Deniz Alacaklarında Uygulama, Yargıtay İçtihatları ve Kritik Hukuki Süreçler

Gemi üzerine konulan ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması, alacaklının hakkını ortadan kaldırmaz; aksine haczin konusu gemiden teminat mektubu veya nakit teminat üzerine taşınır. Bu aşamadan sonra asıl kritik süreç, teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesis edilmesi ve alacağın bu teminat üzerinden tahsil edilmesidir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, bu sürecin son derece teknik ve hataya açık olduğunu göstermektedir.

Giriş ve Kanuni Dayanak 

Gemi ihtiyati haczinin teminatla kaldırılması ve bu teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesis edilmesi süreci, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerinin deniz hukuku prensipleriyle birleştiği özel bir usulü ifade eder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (2012/5290 E. – 2013/5238 K K.), gemi alacaklısı hakkı bir “kanuni rehin hakkı” mahiyetindedir. Bu hak, kanundan doğduğu için tescile ve teslime gerek olmaksızın hüküm ifade eder ve ayni bir hak olarak gemi ile navlunu takip eder (mülga TTK m.1236/2, güncel TTK m.1321).

İhtiyati Haczin Teminata Kaydırılması Prosedürü 

Gemi hakkında verilen seferden men veya ihtiyati haciz kararı, borçlu veya donatan tarafından yeterli teminat gösterilmesi durumunda gemi üzerinden kaldırılarak teminat üzerine “kaydırılır”.

Teminatın Niteliği: TTK m.1371 uyarınca; geminin maliki veya borçlu, geminin değerini geçmemek kaydıyla deniz alacağının tamamı, faizi ve giderleri için yeterli teminat (nakit veya banka teminat mektubu) göstererek haczin kaldırılmasını isteyebilir.

Haczin Devamı: Teminat yatırıldığında ihtiyati haciz sona ermez; sadece haczin konusu gemiden teminata geçer. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin (2023/1567 E. K) vurguladığı üzere, ihtiyati haciz teminat üzerinde devam eder ve bu haciz kalkmadığı sürece teminatın iadesi mümkün değildir.

Teminat Üzerinde Kanuni Rehin Hakkının Tesisi ve Esas Dava 

Gemi üzerindeki tedbirin teminata kaydırılması, alacaklının kanuni rehin hakkını fiilen uygulayabilmesi için bir ara aşamadır. Bu hakkın nihai olarak tesis edilebilmesi için yasal sürede açılan esas davanın Türk mahkemelerinde sonuçlandırılması zorunludur.

Yargı Yetkisi ve Tahkim: Yargıtay, kanuni rehin hakkının ayni bir hak olması ve kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle, taraflar arasında tahkim şartı olsa dahi, rehin hakkının tesisi ve takibi için davanın Türk mahkemelerinde görülmesini yasal bir zorunluluk olarak kabul etmektedir (Yargıtay 11. HD 2012/5290 E.).

İnceleme ve İspat: Mahkeme, davanın esasına girerek alacağın TTK kapsamında “gemi alacağı” (mülga m.1235, güncel m.1320) niteliğinde olup olmadığını inceler. Eğer alacak bu nitelikteyse, mahkeme teminat üzerinde kanuni rehin hakkının bulunduğunun tespitine ve alacağın bu rehin hakkının paraya çevrilmesi suretiyle tahsiline karar verir.

Örneklendirme ve Uygulama Analizi

Yük Eksikliği Örneği: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2014/419 E. K) incelediği olayda, 800 Mton eksik yük iddiasıyla gemi seferden men edilmiş, 336.000 USD teminat mektubu sunulmasıyla tedbir teminata kaydırılmıştır. Mahkeme, davanın teminat üzerinden görülmesine devam etmiş; ancak yapılan incelemede (draft survey hatası vb.) alacak miktarının kanıtlanamaması nedeniyle rehin hakkı tesis edilmemiştir.

Çatma Zararı Örneği: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2016/458 E. K) bir başka kararında, çatma nedeniyle oluşan zarar için gemi üzerine konulan ihtiyati haciz 197.984,60 USD bedelli teminat mektubuna kaydırılmıştır. Mahkeme, alacağın TTK m.1320/1-e uyarınca gemi alacağı olduğunu tespit ederek, teminatla ikame edilen süreç sonunda “kanuni rehin hakkının bulunduğunun tespiti ile alacağın bu rehin hakkının paraya çevrilerek tahsiline” hükmetmiştir.

Gemi Malzemesi Alacağı Örneği: Yargıtay 11. HD (2022/3921 E. K) ve HGK (2017/2223 E. K) kararlarında, gemiye verilen parçalar için rehin hakkı talep edilmiş; ancak kaptanın zorunlu ve acil nedenlerle bizzat sipariş verdiğine dair belge bulunmadığından rehin hakkı talebi reddedilmiştir. Bu, teminat üzerinde rehin tesisi için alacağın niteliğinin ispatının ön şart olduğunu göstermektedir.

İkincil Kaynak Analizi İkincil kaynaklar, teminatın haciz yerine geçmesi ve usulü hakkında ek detaylar sunmaktadır:

Teminat Miktarı: İstanbul BAM 13. HD (2024/1666 E. K) ve (2024/689 E. ) kararlarına göre, teminat miktarı genellikle asıl alacak tutarına %15 faiz ve gider payı eklenerek (örneğin; 1.769.164 USD alacak için 2.034.539 USD teminat) belirlenmektedir.

Yetki Kayması: Yargıtay 11. HD (2016/7449 E. ) uyarınca, ihtiyati haciz infaz edildikten ve esas takibe geçildikten sonra haczin teminata kaydırılması yetkisi mahkemeden icra mahkemesine geçmektedir.

Hapis Hakkı İlişkisi: Yargıtay 11. HD (2013/8121 E. Kaynak), gemi alacaklısı hakkının yanı sıra İİK m.23/2 delaletiyle hapis hakkının da gündeme gelebileceğini, teminatın bu hakların fiilen uygulanabilirliğini koruduğunu belirtmektedir.

İade Yasağı: İstanbul BAM 43. HD (2023/1567 E. K), teminat üzerine kaydırılan haczin, asıl dava sonuçlanana veya haciz kalkana kadar teminatın iadesine engel teşkil ettiğini kesin bir dille vurgulamaktadır.

Sonuç Gemi ihtiyati haczinin teminatla kaldırılması durumunda, kanuni rehin hakkı teminat üzerinde varlığını sürdürür. Bu hakkın hukuken tesis edilmesi; alacağın gemi alacağı niteliğinde olduğunun mahkemece tespiti, Türk mahkemelerinin münhasır yargı yetkisinin kullanılması ve nihai hükümde rehin hakkının tanınarak paraya çevrilmesine karar verilmesi usulüyle gerçekleşmektedir. Alacağın varlığı veya niteliği ispatlanamazsa, teminat üzerindeki rehin hakkı talebi de reddedilmektedir

Sık Sorulan Sorular

Gemi ihtiyati haczi teminata kaydırılınca alacaklı haciz hakkını kaybeder mi?

Hayır. Teminat yatırılmasıyla ihtiyati haciz sona ermez, yalnızca konu değiştirir. Haciz, gemi üzerinden kalkar ancak nakit teminat veya banka teminat mektubu üzerinde aynen devam eder.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarına göre, bu haciz kaldırılmadıkça teminatın borçluya iadesi mümkün değildir. Bu nedenle teminat, alacaklı açısından geminin yerine geçen hukuki bir güvence niteliğindedir.

Teminat üzerine kaydırılan hacizde kanuni rehin hakkı kendiliğinden mi doğar?

Hayır. Gemi alacaklısı hakkı kanundan doğan bir kanuni rehin hakkıdır, ancak teminat üzerinde fiilen uygulanabilir hâle gelmesi için mutlaka esas davanın açılması ve sonuçlandırılması gerekir.
Mahkeme, alacağın gerçekten TTK m.1320 kapsamında bir gemi alacağı olup olmadığını esas davada inceler. Bu nitelik ispatlanamazsa, teminat yatırılmış olsa bile rehin hakkı tesis edilmez.

Taraflar arasında tahkim şartı varsa kanuni rehin hakkı tahkimde ileri sürülebilir mi?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, kanuni rehin hakkı ayni hak niteliğindedir ve kamu düzenini ilgilendirir.
Bu nedenle taraflar arasında geçerli bir tahkim şartı bulunsa dahi, teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesisi ve paraya çevrilmesi yalnızca Türk mahkemelerinde talep edilebilir. Tahkim yargılaması, bu ayni hakkı bertaraf etmez.

Neden Uzman Deniz Ticaret Avukatı Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczinin teminata kaydırılması sonrası süreç, deniz ticaret hukukunun en teknik ve en riskli alanlarından biridir. Bu aşamada yapılacak tek bir usul hatası, milyonlarca dolarlık teminatın borçluya iadesiyle sonuçlanabilir.

Özellikle;

Teminat üzerinde kanuni rehin hakkının doğru hukuki zemine oturtulamaması,

Esas davanın yanlış mahkemede veya yanlış taleple açılması,

Tahkim–mahkeme yetkisi ayrımının hatalı yapılması,

Alacağın TTK m.1320 kapsamına girdiğinin yeterince ispatlanamaması

alacaklı açısından telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açmaktadır.

İstanbul limanları, Tuzla tersaneleri ve Türkiye genelindeki deniz ticareti uyuşmazlıklarında, deniz ticaret hukuku ve gemi alacakları konusunda deneyimli bir avukat ile çalışmak; hem teminatın korunmasını hem de alacağın güvenli şekilde tahsilini sağlar.

Bu nedenle, gemi ihtiyati haczi, teminata kaydırma ve kanuni rehin hakkı süreçlerinde 2M Hukuk Avukatlık Bürosu gibi deniz ticaret hukuku alanında uzmanlaşmış bir ekipten profesyonel destek alınması, sürecin en başından doğru yönetilmesi açısından kritik önemdedir.