Geri Gönderme Merkezlerinde İdari Gözetim Altında Tutulan Yabancılar Hangi Haklara Sahip ve Tutulma Süreleri ile Serbest Bırakılma Koşulları Nasıl Belirleniyor?

Giriş

Bu çalışma, geri gönderme merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulan yabancıların tutulma süreleri, bu süreçteki temel hakları, serbest bırakılma koşulları, idari gözetime alternatif tedbirler ve kararların tebliğ usullerine ilişkin Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının analizini sunmaktadır. Çalışma, avukatların hukuki araştırmalarında kullanması amacıyla, ilgili yasal çerçeveyi ve yargısal içtihatları derleyerek bütüncül bir bakış açısı sağlamayı hedeflemektedir.

Tutulma Süresi: İdari gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez. Ancak yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi vermemesi gibi nedenlerle bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir.

Periyodik Değerlendirme: Valilik, idari gözetimin devam edip etmeyeceğini her ay düzenli olarak değerlendirmek zorundadır. Gözetimin devamında zorunluluk görülmeyen yabancılar derhal serbest bırakılır.

Temel Haklar: İdari gözetim altındaki kişilerin avukata erişim, ücretsiz adli yardım, tercüman, ücretsiz acil ve temel sağlık hizmetleri, aile ve konsolosluk yetkilileriyle görüşme gibi kanunla güvence altına alınmış temel hakları bulunmaktadır. Ancak bazı kararlarda, özellikle barınma koşullarının “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” düzeyinde olduğu tespit edilmiştir.

Serbest Bırakılma ve Alternatif Tedbirler: İdari gözetim, valilik değerlendirmesi veya Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla sonlandırılabilir. Serbest bırakılan kişilere “belirli adreste ikamet etme”, “bildirimde bulunma (imza yükümlülüğü)”, “teminat” ve “elektronik izleme” gibi idari gözetime alternatif tedbirler uygulanabilir.

Tebliğ Usulü ve Hak Arama: Tüm kararların (idari gözetim, uzatma, aylık değerlendirme) gerekçeleriyle birlikte yabancıya veya avukatına tebliği zorunludur. Tebliğin, kişinin anladığı bir dilde ve tercüman aracılığıyla yapılması, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirme içermesi esastır. Usulsüz veya yapılmamış bir tebligat, hak düşürücü nitelikteki başvuru sürelerinin işlemeye başlamasına engel olur.

1. Geri Gönderme Merkezinde Tutulma Süresi, Uzatma ve Değerlendirme

Yargı kararları, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na atıfla idari gözetim süresinin çerçevesini net bir şekilde çizmektedir. Kural olarak, “Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2022/385; AYM, 2/5/2019). Bu sürenin aşılması ancak istisnai durumlarda mümkündür.

Uzatma Koşulları: Sürenin uzatılması keyfi değildir ve belirli koşullara bağlanmıştır. Kararlarda bu durum, …sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir” (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2023/625; AYM, 16/1/2020) hükmüyle açıklanmaktadır. Bu, toplam sürenin azami on iki ay olabileceğini göstermektedir.

Aylık Değerlendirme Zorunluluğu: İdari gözetimin devamının bir zorunluluk olup olmadığı, valilik tarafından “her ay düzenli olarak” değerlendirilmelidir (Danıştay, 16.11.2020; Uyuşmazlık Mahkemesi, 2022/225). Bu değerlendirmenin yapılmaması veya sonuçlarının kişiye tebliğ edilmemesi, idari gözetim kararının kaldırılması için bir gerekçe teşkil etmektedir. Nitekim bir Anayasa Mahkemesi kararında, Sulh Ceza Hâkimliğinin “…idari gözetim kararından itibaren her ay idari gözetimin uzatılması… gerekirken… uzatılmasına dair kararın bulunmadığı anlaşılmakla… gözetim kararının kaldırılmasına…” yönelik kararı alıntılanmıştır (AYM, 7/2/2019).

2. İdari Gözetim Altındaki Temel Haklar

Kararlar, idari gözetim altındaki kişilerin sahip olduğu temel hakları detaylandırmaktadır.

Avukat, Tercüman ve Bilgilendirilme Hakkı: Yabancının “yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme” hakkı temel bir güvencedir (AYM, 2/5/2019). Ayrıca, avukatlık ücretini karşılama imkânı olmayanlara talep etmeleri halinde adli yardım sağlanır (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2022/225). Tercüman hakkı, özellikle ifade alma ve karar tebliği süreçlerinde kritik öneme sahiptir.

Sağlık Hizmetleri ve İnsani Barınma Koşulları: Yabancı tarafından bedeli karşılanamayan “acil ve temel sağlık hizmetleri ücretsiz verilir” (AYM, 2/6/2020). Bununla birlikte, özellikle 6458 sayılı Kanun öncesi döneme ilişkin kararlarda, barınma koşullarının yetersizliği sert bir şekilde eleştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, aşırı kalabalık, hijyen eksikliği ve açık havaya çıkma imkanının kısıtlı olması gibi nedenlerle tutulma koşullarının “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” düzeyinde olduğuna hükmetmiştir (AYM, 20/1/2016; AYM, 17/2/2016).

İletişim ve Ziyaret Hakları: Telefon hizmetlerine erişim, aile bireyleriyle, konsolosluk yetkilileriyle ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlisiyle görüşme imkânı da kanunla tanınan haklar arasındadır (AYM, 6/10/2022).

3. Serbest Bırakılma ve İdari Gözetime Alternatif Tedbirler

İdari gözetim, son çare olarak uygulanması gereken bir tedbirdir. Serbest bırakılma, hem idari makamların aylık değerlendirmeleri sonucunda hem de yargı kararıyla mümkündür. Birçok kararda, Sulh Ceza Hâkimliğinin itiraz üzerine idari gözetim kararını kaldırarak kişiyi serbest bıraktığı görülmektedir (AYM, 20/4/2020; AYM, 29/12/2021).

İdari gözetim sonlandırıldığında veya hiç uygulanmadığında, yabancı hakkında alternatif yükümlülükler getirilebilir. Bu tedbirler arasında;

Belirli bir adreste ikamet etme,

Belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde bulunma (imza yükümlülüğü),

Teminat yatırma,

Elektronik izleme

gibi uygulamalar yer almaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2020/651; İlk Derece, 2020/359).

4. Kararların Tebliği ve Hak Arama Hürriyetinin Korunması

Tebliğ usulü, hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi için en temel güvencedir. Yargı kararları, tebliğin şekli ve içeriği konusunda hassasiyet göstermektedir.

Dil ve Anlaşılırlık: Tebliğin yalnızca kişinin ana dilinde yazılı olması yeterli değildir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin bir kararında vurgulandığı üzere, yaptırımın sonuçları, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kişinin anladığı bir dilde bilgilendirilmeksizin, salt kendi dilinde yazılı olarak yapılmış… tebligatın… yabancının anladığı dilde ayrıca bilgilendirilmesi yöntemine aykırı” olduğu belirtilmiştir (İzmir BİM, 06.04.2017).

Tebliğin Sonuçları: Usulüne uygun bir tebliğ yapılmadan dava açma gibi hak düşürücü süreler işlemeye başlamaz. Mahkemeler, usulsüz tebligat durumunda dava açma süresinin, kişinin durumu avukatı aracılığıyla öğrendiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğine hükmetmiştir (İzmir BİM, 06.04.2017; AYM, 3/12/2020). Bu ilke, idarenin usulsüz işlemleriyle kişinin hak arama hürriyetini engellemesinin önüne geçmektedir.

Sonuç

İncelenen yargı kararları, Türkiye’de geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim rejiminin yasal sınırlarını, denetim mekanizmalarını ve bireylere tanınan temel hakları ortaya koymaktadır. İdari gözetimin süresinin 6+6 ay kuralıyla sınırlandırılması ve zorunlu aylık değerlendirmelere tabi tutulması, keyfi ve süresiz alıkoymaları önlemeyi amaçlamaktadır. Avukat, tercüman, sağlık ve iletişim gibi temel hakların kanunla güvence altına alınmış olması önemlidir. Ancak, özellikle barınma koşullarına ilişkin geçmiş tarihli Anayasa Mahkemesi kararları, yasal güvenceler ile fiili uygulama arasında farklılıklar olabileceğine işaret etmektedir. Yargı içtihatları, özellikle tebligatın kişinin anladığı dilde ve tüm yasal haklarını içerecek şekilde yapılması gerektiği ilkesini benimseyerek, hak arama hürriyetinin etkin bir şekilde kullanılmasını teminat altına almaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında tutulan yabancıların haklarını koruyabilmesi, sürelere ve itiraz yollarına dikkat etmesi hayati öneme sahiptir. Özellikle İstanbul ve çevresinde yer alan Tuzla Geri Gönderme Merkezi, çok sayıda yabancının tutulduğu bir merkez olarak öne çıkmaktadır. Burada alınan kararların süresinde ve doğru şekilde itiraz edilmemesi, kişilerin uzun süre özgürlüklerinden mahrum kalmalarına yol açabilir.

Bu noktada bir uzman avukat desteği, sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi açısından kritik rol oynar. Avukatlar, idari gözetim kararlarının hukuka uygun olup olmadığını denetler, usulsüz tebligatları tespit eder ve gerekli itirazları zamanında yapar. Ayrıca yabancıların avukata erişim, ücretsiz adli yardım, sağlık hizmetleri ve tercüman gibi temel haklarının fiilen kullanılabilmesi için hukuki girişimlerde bulunur.

Unutulmamalıdır ki, geri gönderme merkezlerinde yaşanan süreçler karmaşık ve süreye bağlıdır. Yanlış veya eksik başvurular, hak kayıplarına neden olabilir. Bu nedenle Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan yabancılar için avukat desteği, sadece bir tercih değil, çoğu zaman hukuki güvencelerin kullanılabilmesi için zorunluluktur.

Read More

Geri Gönderme Merkezlerinde İdari Gözetim Altında Tutulan Yabancıların Hukuki Durumu: Süre, Temel Haklar, Alternatif Tedbirler ve Kararların Tebliğ Usulleri Nasıl İşliyor?

Giriş

Bu çalışma, geri gönderme merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulan yabancıların hukuki durumuna ilişkin literatür analizini sunmaktadır. Çalışma, idari gözetim süresi ve uzatılması, merkezde tutulan yabancıların temel hakları, idari gözetime alternatif tedbirler ve kararların tebliğ usulü gibi konuları, sunulan akademik ve hukuki kaynaklar temelinde incelemektedir. Çalışma, yasal düzenlemeler ile uygulamada karşılaşılan sorunlar arasındaki farkları ortaya koymayı amaçlamaktadır.

1. Geri Gönderme Merkezinde Tutulma Süresi, Uzatma ve Değerlendirme

Literatür, idari gözetim süresinin Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamında belirli ve sıkı kurallara bağlandığını göstermektedir.

Azami Süre ve Aylık Değerlendirme: İdari gözetim, kural olarak belirli bir süre için uygulanabilen bir hürriyet kısıtlamasıdır. Sınır dışı işlemleri nedeniyle uygulanan idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Bu süre zarfında, valilik tarafından her ay idari gözetimin devamının gerekip gerekmediği re’sen değerlendirilir. İdari gözetimin devam etmesine gerek olmadığını gösteren olguların ortaya çıkması halinde değerlendirme süresi beklenmeden idari gözetim sonlandırılabilir. Bu düzenleme, kişi hürriyetinin korunmasına yönelik önemli bir usuli güvencedir.

Sürenin Uzatılması: İdari gözetim süresinin altı aydan sonra uzatılması istisnai bir durumdur ve yalnızca yabancının kendisinden kaynaklanan nedenlere bağlanmıştır. YUKK’un bu konuda Geri Dönüş Yönergesi’nden daha lehe bir düzenleme içerdiğini vurgulamaktadır: YUKK’a göre, idareden veya yabancının uyruğunda olduğu ülke temsilciliğinden kaynaklanan sebeplerle sınır dışı işlemlerinin tamamlanamaması halinde idari gözetimin altıncı aydan sonra uzatılması mümkün değildir. YUKK sadece yabancının iş birliği yapmamasını ve doğru bilgi ve belgeleri vermemesini uzatma nedeni olarak belirlemiştir. Bu durum, idarenin veya üçüncü ülkelerin gecikmelerinin yabancının aleyhine kullanılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Uluslararası Koruma Başvuru Sahipleri İçin Özel Durum: Uluslararası koruma başvurusunda bulunan yabancılar için idari gözetim süresi otuz gün ile sınırlandırılmıştır ve bu sürenin uzatılması mümkün değildir.

2. Geri Gönderme Merkezlerinde Temel Haklar ve Uygulamadaki Sorunlar

YUKK ve ilgili mevzuat, GGM’lerde tutulan yabancılara geniş kapsamlı haklar tanımaktadır. Ancak literatür, yasal düzenlemeler ile uygulama arasında ciddi farklar olduğuna işaret etmektedir.

Yasal Olarak Tanınan Haklar: YUKK’un 59. maddesi, GGM’lerde sağlanacak hizmetleri ve yabancıların sahip olduğu hakları detaylı bir şekilde düzenlemektedir. Bu haklar çeşitli kaynaklarda benzer şekilde sıralanmıştır:

Sağlık Hizmetleri: “Yabancı tarafından bedeli karşılanamayan acil ve temel sağlık hizmetleri ücretsiz verilir.

Avukat ve Yasal Temsilciye Erişim: “Yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme ve telefon hizmetlerine erişim imkânı” sağlanır. Bu hak, avukatlık ücretini karşılama imkanı olmayanlar için Avukatlık Kanunu hükümleri çerçevesinde adli yardım hizmetini de kapsar.

Aile, Ziyaretçi ve Konsoloslukla Görüşme: “Yabancıya; ziyaretçileri, vatandaşı olduğu ülke konsolosluk yetkilisi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlisiyle görüşebilme imkânı sağlanır.

Özel İhtiyaç Sahipleri ve Çocuklar: Çocukların yüksek yararı gözetilir, aileler ve refakatsiz çocuklar ayrı yerlerde barındırılır ve çocukların eğitim-öğretimden yararlanmaları için tedbirler alınır.

Uygulamada Karşılaşılan Hak İhlalleri: Literatür, yasal güvencelere rağmen uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koymaktadır. Baroların ve sivil toplum kuruluşlarının raporları bu durumu teyit etmektedir.

Avukata Erişimin Engellenmesi:  Barolar Çalıştayı Sonuç Raporu’na göre, “avukatların bilgi edinme ve belge inceleme hakları engellenmekte, müvekkilleri ile gizlilik esasına dayalı görüşme yapamamaktadırlar.

Fiziki ve İnsani Koşullar: GGM’lerin kapasitelerinin üzerinde yabancı barındırdığı, hijyen sorunları yaşandığı ve odaların CPT (Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi) standartlarının altında olduğu belirtilmektedir.

Tercüman Eksikliği ve Diğer Haklar: Tercüman desteğinin yetersizliği, telefon hakkı ve aile ziyaretlerinin kısıtlı olması da uygulamada karşılaşılan diğer önemli sorunlardır.

3. Geri Gönderme Merkezinden Serbest Bırakılma ve Alternatif Tedbirler

İdari gözetim, son çare (ultima ratio) ilkesi gereği uygulanması gereken bir tedbirdir. Bu nedenle kanun, idari gözetime alternatif yükümlülükler öngörmektedir.

Serbest Bırakılma ve Alternatifler: İdari gözetim, Göç İdaresi veya Sulh Ceza Hakimliği kararıyla sona erdirilebilir. İdare “sığınmacılara belirli bir adreste ikamet etme ya da bildirimde bulunma gibi yükümlülükler getirerek serbest bırakma kararı verebilmektedir. Uygulamadaki bazı alternatif tedbirler, kefalet veya teminatla serbest bırakma, bildirim yükümlülüğü, belli bir yerde ikamet etme yükümlülüğü, denetim eşliğinde salıverilme, elektronik izleme ve ev hapsidir. Bu tedbirlerin idari gözetime kıyasla “daha az maliyetli ve daha insancıl olduğu, insan haklarına daha uygun olduğu” tespit edilmiştir.

4. Kararların Tebliği, Dil ve Usuli Güvenceler

Sınır dışı etme ve idari gözetime ilişkin kararların usulüne uygun tebliği, yabancının savunma ve etkili başvuru hakkını kullanabilmesi için hayati önem taşımaktadır.

Tebliğ Usulü ve İçeriği: YUKK m. 53/2 uyarınca, sınır dışı etme kararı gerekçeleriyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilmelidir. Tebligatta, “yabancıların karara karşı itiraz haklarını nasıl kullanabilecekleri ve bu süreçteki diğer yasal hak ve yükümlülükleri de belirtilir. Tebliğin usulüne uygun yapılmaması halinde dava açma süresi başlamaz.

Anlaşılır Dilde Bildirim Zorunluluğu: En kritik güvencelerden biri, bilgilendirmenin yabancının anladığı bir dilde yapılmasıdır. Bu zorunluluk, AİHS m. 5/2’de de yer almaktadır. Karar sonucu, gerekçeleri, itiraz ve süresine dair tebliğ edilen belgenin bir örneği yabancıya verilmemekte ve hatta bu hususlar anladığı bir dilden tebliğ edilmemektedir.

Usulsüz Tebliğin Sonuçları: Tebliğ işleminin şekli bir formalite olmadığı, içeriğin anlaşılmasını sağlayan bir araç olduğu vurgulanmaktadır.  Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye davasında AİHM’in, “şahısların niçin gözaltına alındıklarının kendilerine bildirilmediğini ileri sürerek AİHS’in beşinci maddesinin dördüncü fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmesinde, anladıkları dilde bilgilendirilmemiş olmaları başlıca etkendirBenzer şekilde, Danıştay da sözlü olarak yapılan bir sınır dışı bildirimini hukuka aykırı bulmuştur.

Sonuç

Sunulan literatür, Türkiye’nin yabancılar hukukunda idari gözetime ilişkin YUKK ile birlikte kapsamlı yasal güvenceler getirdiğini göstermektedir. İdari gözetim süresi azami 6 ay ile sınırlandırılmış, uzatılması sıkı koşullara bağlanmış ve her ay düzenli olarak gözden geçirilmesi zorunlu kılınmıştır. GGM’lerde tutulan yabancılara avukata erişim, sağlık, aileyle görüşme gibi temel haklar tanınmıştır. Ayrıca, idari gözetime alternatif, daha insancıl tedbirler de mevcuttur.

Ancak, yasal çerçeve ile uygulama arasında ciddi bir uçurum olduğu da literatürdeki ortak bulgudur. Özellikle avukata erişimin fiilen engellenmesi, GGM’lerdeki kötü fiziki koşullar, tercüman eksikliği ve kararların usulüne uygun ve anlaşılır bir dilde tebliğ edilmemesi gibi sorunlar, yabancıların adil yargılanma ve etkili başvuru haklarını kullanmalarını önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Bu durum, AİHM içtihatlarında da tespit edildiği üzere, temel hak ihlallerine yol açmaktadır. Dolayısıyla, mevcut yasal güvencelerin hayata geçirilmesi için uygulamadaki eksikliklerin giderilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Geri gönderme merkezlerinde (özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi ve İstanbul’daki diğer merkezlerde) tutulan yabancıların haklarını etkin şekilde kullanabilmeleri için sürecin hukuka uygun yürütülmesi hayati önem taşır. Ancak uygulamada karşılaşılan hak ihlalleri, usulsüz tebliğler ve avukata erişim engelleri, yabancıların tek başına hak arama imkanlarını ciddi şekilde sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, alanında deneyimli bir avukatın desteği, hem idari gözetim süresinin takibi hem de itiraz ve dava süreçlerinde yabancının lehine en güçlü şekilde hareket edilmesini sağlar.

Özellikle İstanbul ve çevresindeki geri gönderme merkezlerinde yaşanan sorunlar dikkate alındığında, uzman avukat desteği almak, yabancıların özgürlük ve güvenlik haklarının korunması açısından kritik bir güvence oluşturmaktadır.

Read More

Geri Gönderme Merkezinde Tutulan Kişilerin Yakınlarının Hakları Nelerdir? Ziyaret, Dava ve Aile Birliği (AYM Kararlarıyla)

Giriş 

Bu çalışma, geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altında tutulan kişilerin yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba vb.) sahip olduğu hakları, bu hakları nasıl kullanabileceklerini ve bu süreçte atmaları gereken adımları, sunulan yargı kararları analizleri ışığında incelemektedir. İncelenen dokümanların büyük bir kısmı, doğrudan GGM’de tutulan kişilerin yakınlarının haklarına odaklanmamaktadır. Bununla birlikte, bazı kararlarda atıf yapılan yasal düzenlemeler ile ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin ailevi haklarına ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatları, GGM’de tutulan kişilerin yakınlarının haklarına dair önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu çalışma, doğrudan ve dolaylı bulguları bir araya getirerek konuyu aydınlatmayı amaçlamaktadır.

Doğrudan Yasal Hak: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 59. maddesi, GGM’de tutulan yabancılara yakınları, noteri, yasal temsilcisi ve avukatıyla görüşme imkânı sağlanması gerektiğini açıkça düzenlemektedir. Bu, yakınların ziyaret hakkının yasal bir dayanağı olduğunu göstermektedir.

Hukuki Süreçlere Katılım: Yakınlar, GGM’de tutulan kişi adına hukuki süreçleri başlatma ve takip etme konusunda kritik bir rol oynayabilir. Özellikle sınır dışı etme kararına ve idari gözetim kararına karşı dava açılması için avukat temin edilmesi ve yasal sürelerin (genellikle 7 gün) kaçırılmaması hayati önem taşımaktadır.

Aile Hayatına Saygı Hakkı: Anayasa Mahkemesi’nin, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerle ilgili verdiği kararlarda, Anayasa’nın 20. maddesiyle güvence altına alınan “aile hayatına saygı hakkı”nı ve devletin bu bağı korumaya yönelik “pozitif yükümlülüğü”nü sıklıkla vurguladığı görülmektedir. Bu ilke, kıyasen GGM’de tutulan kişiler ve aileleri için de geçerlidir.

Çocuğun Üstün Yararı: Özellikle GGM’de tutulan kişinin çocuğu varsa, Anayasa Mahkemesi’nin “çocuğun üstün yararının gözetilmesi” gerektiğine dair içtihadı önemli bir dayanak noktasıdır. İdari makamların ve mahkemelerin, aile bağlarının sürdürülmesinde bu ilkeyi dikkate alma zorunluluğu bulunmaktadır.

Uygulamadaki Sorunlar: Yargı kararları, uygulamada bilgi alma hakkının (avukatın müvekkilinin nerede tutulduğunu öğrenememesi gibi) ve aile üyelerinin birbiriyle görüşme hakkının (aynı merkezde farklı odalarda tutulup görüştürülmeme gibi) ihlal edilebildiğini göstermektedir.

1. Ziyaret ve İletişim Hakkı

 İncelenen dokümanlar arasında en net ve doğrudan bilgiyi sunan, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na yapılan atıflardır. Özellikle AYM’nin 2/6/2020 ve 6/10/2022 tarihli kararlarında değinilen Kanun’un 59. maddesi, bu konuda temel yasal çerçeveyi çizmektedir. Maddeye göre, GGM’de tutulan yabancılara şu imkanların sağlanması zorunludur: “…yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme imkanı sağlanmalıdır.” Bu hüküm, GGM’de tutulan kişinin yakınlarının ziyaret hakkının yasal bir güvence altında olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu hakkın engellenmesi veya keyfi olarak kısıtlanması, doğrudan yasa ihlali anlamına gelecektir.

2. Hukuki Süreçlerde Yakınların Rolü

 GGM’de tutulan kişiler, dil engeli, hukuki bilgi eksikliği ve hareket kısıtlılığı gibi nedenlerle haklarını etkin bir şekilde kullanamayabilir. Bu noktada yakınlarının rolü kritikleşmektedir.

Avukat Temini: Yakınlar, derhal bir avukatla anlaşarak hukuki destek sürecini başlatmalıdır. AYM’nin 3/12/2020 tarihli kararında, avukatın müvekkiliyle görüşme ve bilgi alma taleplerinin dahi sürüncemede bırakılabildiği görülmektedir. Bu nedenle ısrarcı bir hukuki takip önemlidir.

Dava Açma: AYM’nin 15/5/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere, “Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.” Bu kısa süre, yakınların hızla hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Dava açılması, sınır dışı işlemini dava sonuçlanana kadar otomatik olarak durduracaktır.

Tazminat Davaları: Hukuka aykırı tutulma veya GGM’deki kötü koşullar nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkı da mevcuttur. Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştay kararları (örneğin, 23.11.2020 tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi kararı), bu tür davaların adli yargıda görülebileceğini belirtmektedir. Yakınlar, bu davaların açılması ve takibi için de destek olabilirler.

3. Aile Bütünlüğünün Korunması ve Kıyasen Uygulama

 GGM’ler özel bir idari gözetim yeri olsa da, burada tutulan kişilerin temel hakları, özellikle de aile hayatına saygı hakkı, Anayasal güvence altındadır. AYM’nin ceza infaz kurumları bağlamında verdiği birçok karar, bu konuda yol göstericidir. AYM’nin 10/5/2023 ve 2/6/2020 tarihli kararlarında yer alan şu ifade, devletin yükümlülüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.” Bu pozitif yükümlülük, GGM’de tutulan ve henüz bir suçtan hüküm giymemiş kişiler için evleviyetle geçerli olmalıdır. Özellikle AYM’nin 10/1/2024 tarihli kararında bahsi geçen, aile üyelerinin aynı merkezde ayrı odalarda tutularak görüştürülmemesi iddiası, bu pozitif yükümlülüğün ihlaline tipik bir örnektir. Benzer şekilde, çocukların varlığı halinde, AYM’nin 19/10/2022 tarihli kararında vurguladığı gibi, “çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesi devletin pozitif yükümlülüklerinin gereğidir.”

Sonuç 

Geri gönderme merkezinde tutulan kişilerin yakınlarının hakları ve yapabilecekleri, incelenen yargı kararları temelinde şu şekilde özetlenebilir:

Ne Yapabilirler? Yakınlar, GGM’de tutulan kişiyle görüşme ve iletişim kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullandırılması için ilgili GGM idaresine başvurmalıdırlar. Ayrıca, bir avukat aracılığıyla idari gözetim ve sınır dışı kararlarına karşı hukuki süreçleri başlatabilir ve takip edebilirler. Kötü muamele veya olumsuz koşullar söz konusu ise durumu adli ve idari makamlara bildirebilirler.

Ne Yapmalılar? Yakınlar, vakit kaybetmeden uzman bir avukattan hukuki yardım almalıdır. Sınır dışı kararına karşı 7 günlük dava açma süresi gibi kritik sürelere özellikle dikkat etmelidirler. Ziyaret ve iletişim taleplerini yazılı olarak yapmalı ve olası ret kararlarına karşı hukuki yollara başvurmaya hazırlıklı olmalıdırlar.

Hakları Nelerdir? En temel hakları, 6458 sayılı Kanun’dan doğan ziyaret ve iletişim hakkıdır. Bunun yanı sıra, Anayasa’nın 20. maddesi ve ilgili AYM içtihatları uyarınca “aile hayatına saygı hakkı”nın korunmasını talep etme hakları vardır. Bu hak, devletin aile bağlarını sürdürmek için pozitif önlemler almasını gerektirir ve özellikle çocukların üstün yararı ilkesiyle güçlendirilmiştir. Bir yazı önerisi.

Geri gönderme merkezinde tutulan kişinin ailesi ziyaret edebilir mi?

Evet. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca, geri gönderme merkezinde tutulan yabancıya yakınlarıyla görüşme imkânı sağlanması zorunludur. Eş, çocuk, anne, baba gibi yakınların ziyaret ve iletişim hakkı yasal güvence altındadır. Bu hakkın keyfi şekilde engellenmesi veya kısıtlanması hukuka aykırıdır.

Geri gönderme merkezindeki kişi adına dava açmayı ailesi yapabilir mi?

Evet. GGM’de tutulan kişinin yasal temsilcisi veya avukatı aracılığıyla, yakınları süreci fiilen başlatabilir. Özellikle sınır dışı etme kararına ve idari gözetim kararına karşı 7 gün içinde dava açılması gerekir. Bu sürenin kaçırılması telafisi güç hak kayıplarına yol açabileceğinden, aile bireylerinin hızlı hareket etmesi hayati önem taşır.

Geri gönderme merkezinde aile hayatı ve çocuklarla görüşme hakkı var mı?

Evet. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, aile hayatına saygı hakkı yalnızca ceza infaz kurumları için değil, idari gözetim altındaki kişiler için de geçerlidir. Devletin, aile bağlarının sürdürülmesini sağlamak yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Özellikle çocukların söz konusu olduğu durumlarda, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği aile ilişkilerinin korunması zorunludur.

Neden Uzman Tuzla Avukat Desteği Gerekli?

Geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin yakınlarının sahip olduğu haklar, çoğu zaman teoride açık olsa da uygulamada ciddi zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Yedi günlük kısa dava açma süreleri, başvuruların yazılı ve usulüne uygun yapılması zorunluluğu, idari makamların keyfi kısıtlamaları veya bilgi vermemesi gibi durumlar, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, hem sınır dışı ve idari gözetim kararlarına karşı dava açılması hem de ziyaret ve iletişim haklarının etkin şekilde kullanılabilmesi için uzman bir Tuzla avukatının desteği kritik öneme sahiptir. Avukat, hukuki süreci yakından takip ederek yakınların haklarını korur, usul hatalarını önler ve olası kötü muamele veya hak ihlallerinde gerekli başvuruları yapar.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin Konumunun Avantajları

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin İstanbul’un Tuzla ilçesinde bulunması, yakınlar ve avukatlar açısından bazı avantajlar sağlamaktadır. Öncelikle, İstanbul’un büyük ulaşım ağı sayesinde merkeze erişim diğer illerdeki geri gönderme merkezlerine göre daha kolaydır. Ayrıca Tuzla, hem Anadolu Yakası’ndan hem de şehir dışından gelecek aileler için kara yolu ve hava yolu bağlantılarına elverişli bir konumdadır. Bu durum, yakınların ziyaret hakkını daha pratik biçimde kullanabilmesini ve avukatların hukuki işlemleri daha hızlı takip edebilmesini mümkün kılar. Büyükşehirde yer alması nedeniyle, deneyimli göç ve yabancılar hukuku avukatlarına erişim de diğer bölgelere kıyasla çok daha kolaydır.

Read More

Geri Gönderme Merkezlerinde Sağlık Hakkı İhlali: Tedavi Edilmeme, Tıbbi İhmal ve Hukuki Başvuru Yolları (AİHM & AYM Kararlarıyla)

Giriş

Bu çalışma, Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulan kişilerin, özellikle sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunlar ve insani olmayan muamele iddiaları karşısında sahip oldukları hakları ve başvurabilecekleri hukuki yolları, sunulan literatür çerçevesinde analiz etmektedir. Çalışma, devletin pozitif yükümlülükleri, tıbbi ihmal kavramı, idarenin sorumluluğu ve mevcut ulusal ile uluslararası başvuru mekanizmalarını ele almaktadır.

1. Geri Gönderme Merkezlerindeki Koşullar ve Sağlık Hakkı

Geri Gönderme Merkezleri, idari gözetim altında tutulan kişilerin temel haklarının güvence altına alınması gereken yerlerdir. Ancak bu merkezlerin fiziki şartların ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği dikkat çekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Asalya v. Türkiye kararı bu konuda emsal teşkil etmektedir. “Başvurucu yedi günlük tutulma süresi içerisinde, Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’nin özellikle tekerlekli sandalye kullanıcıları açısından uygun olmadığı, asansör ve tuvalet gibi temel düzenlemelerin dahi yapılmadığını… asansör bulunmadığından ötürü zemin katta bulunan bir odadaki masanın üzerinde yatmak durumunda bırakıldığı ve bu süre zarfında tedavi imkanlarının da sağlanmadığını belirtmiştir.” Bu karar, GGM’lerdeki fiziki altyapı eksikliklerinin ve sağlık hizmeti sunulmamasının temel bir hak ihlali oluşturduğunu göstermektedir. Buna göre merkezde kalabilecek olan engelli ve özel ihtiyaç sahibi bireyler için gerekli fiziki şartlar ve psikososyal ortam sağlanması, özel ihtiyaç sahibi kişilerin (hamile, hasta, çocuk gibi) durumlarına özen gösterilmesi ve ihtiyaçları sağlanması ve bu kişilerin ihtiyaçlarının giderilmesi devletin özel ihtiyaç sahibi kişilere özen gösterme yükümlülüğünün ihlali anlamına geleceğini ortaya koymaktadır.

2. Devletin Yaşam Hakkı ve Sağlık Hizmetleri Kapsamındaki Pozitif Yükümlülükleri

Devletin, egemenlik alanındaki tüm bireylerin yaşam hakkını koruma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, sadece kasıtlı olarak yaşama son vermekten kaçınmayı değil, aynı zamanda yaşamı tehdit eden risklere karşı makul önlemleri almayı da içerir. Sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi ve sunulması bu pozitif yükümlülüğün en önemli unsurlarından biridir. Sözleşme’ye taraf devletlerin yaşama hakkı konusundaki pozitif yükümlülüklerinin bir kolunu da sağlık hizmetlerinin sunulması ve kamu sağlığının sağlanması alanı oluşturmaktadır. Taraf devletler kamu veya özel olması fark etmeksizin sağlık kurumlarında hastaların yaşamlarının korunması amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmakla ve makul tedbirleri almakla sorumludur. Bu sorumluluk, GGM gibi doğrudan devletin kontrolü ve sorumluluğu altındaki yerlerde daha da belirginleşir.

3. Tıbbi İhmal, İdarenin Sorumluluğu ve Başvuru Yolları

a. Tıbbi İhmal ve Hizmet Kusuru 

Sağlık personelinin gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaması, geç yapması veya tedaviden kaçınması tıbbi ihmal olarak kabul edilir. Tedavi için hastaneye gelen hastaya gerekli teşhis ve tedavileri uygulamakla yükümlüdür. Aksi takdirde hem suç işlemiş hem de uğrattığı zararlar neticesinde idare tazmin sorumluluğu altına girmiş olacaktır. GGM’de tutulan bir kişinin sağlık durumunun kötüleşmesine rağmen tedavi edilmemesi, idarenin “hizmet kusuru” işlediğini gösterir ve bu durum tazminat sorumluluğunu doğurur. Hasta Hakları Yönetmeliği de bu durumu güvence altına alır. Yönetmeliğin 42. maddesine göre, hasta hakları ihlal edilen kişinin her türlü dava, şikâyet ve müracaat hakkı mevcuttur.

b. Ulusal Hukuk Yolları GGM’de sağlık hakkı ihlal edilen kişi, çeşitli hukuki yollara başvurabilir:

İdari Yargı (Tam Yargı Davası): Yaşanan tıbbi ihmal ve bunun sonucunda ortaya çıkan akciğer sorunları gibi maddi ve manevi zararların tazmini için sorumlu idareye (Göç İdaresi Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı vb.) karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. İdarenin sağlık hizmetini organize etmedeki kusuru, bu davanın temelini oluşturur.

Cezai Soruşturma (Suç Duyurusu): Görevli doktor ve personelin hastaya müdahale etmeyerek görevlerini ihmal etmeleri veya kötü muamelede bulunmaları nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Yukarıdaki idari ve adli yolların tüketilmesine rağmen sonuç alınamaması durumunda, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı” ile “işkence ve eziyet yasağı”nın ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) Başvuru: GGM’deki muamelenin işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağını ihlal ettiği iddiasıyla TİHEK’e başvuru yapılabilir. “sağlık ve hasta hakları” konusunun, kuruma yapılan başvurularda en çok ihlal edildiği iddia edilen haklardan biridir ve bu şikayetlerin başında “ceza ve tutukevlerindeki mahkûm ve tutukluların sağlık hakkı ile ilgili talep ve şikâyetleri gelmektedir.

c. Uluslararası Hukuk Yolları (AİHM Başvurusu) İç hukuk yolları tüketildikten sonra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi (işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı) ve 2. maddesi (yaşam hakkı) temelinde AİHM’e başvuru yapılabilir. Tedaviden mahrum bırakılma, AİHS’nin 3. maddesi kapsamında bir ihlal teşkil edebilir. Bu konuda  D. v. Birleşik Krallık kararınıda : “Mahkeme, başvurucunun durumundaki hastalara uygun bir tedavinin verilmediği… geri gönderilmesinin, halihazırda oldukça kısa olan yaşam süresini daha da kısaltacağı, fiziksel ve psikolojik acı ve son derece ızdıraplı bir ölümle karşılaşmasına yol açacağı için insanlık dışı muamele teşkil edeceğinden AİHS md.3’e aykırı olacağına hükmetmiştir.” şeklinde ihlale karar verilmiştir. Bu içtihat, sadece sınır dışı edilme durumunda değil, aynı zamanda idari gözetim altındayken maruz kalınan tedavi yoksunluğunun da insanlık dışı muamele seviyesine ulaşabileceğini göstermektedir.

İnceleme ve Değerlendirme

Yapılan değerlendirmeler, GGM’de tutulan ve hastalanan bir bireyin durumunun, basit bir idari eksiklikten öte, temel hakların ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Devletin, kontrolü altındaki bireylere karşı artırılmış bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk, sadece barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçları değil, aynı zamanda “ulaşılabilir en üst düzeyde fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma” hakkını da kapsar.

Geri Gönderme Merkezi’nde tutulurken hastalanan ve yeterli tıbbi bakımdan mahrum bırakılan bir kişi, ulusal ve uluslararası hukukta korunan temel haklara sahiptir. Bu hak ihlalleri karşısında başvurulabilecek hukuki yollar şunlardır:

İdari Yargı: İdarenin hizmet kusuruna dayanarak, maruz kalınan maddi (tedavi masrafları, iş gücü kaybı) ve manevi zararların tazmini için tam yargı davası açılması.

Ceza Hukuku: İlgili sağlık personeli ve idari yetkililer hakkında görevi ihmal veya kötü muamele suçlamalarıyla suç duyurusunda bulunulması.

Anayasa Mahkemesi: Diğer iç hukuk yolları tüketildikten sonra, yaşam hakkı ve işkence yasağının ihlali nedeniyle bireysel başvuru yapılması.

AİHM: Tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra, AİHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlali iddiasıyla AİHM’e başvurulması.

Devletin, GGM gibi kapalı kurumlarda tuttuğu kişilerin sağlığını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğü mutlaktır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idarenin hukuki ve mali sorumluluğunu doğuracağı gibi, ilgili kamu görevlilerinin de cezai sorumluluğuna yol açabilecektir. Bir yazı önerisi.

Geri gönderme merkezinde tutulan bir kişi sağlık hizmeti alamazsa bu hak ihlali midir?

Evet. Geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimi, yaşam hakkı ve insanlık dışı muamele yasağı kapsamında temel bir haktır. Tedavi edilmemesi, geç müdahale edilmesi veya uygun koşulların sağlanmaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddeleri kapsamında hak ihlali oluşturabilir. AİHM içtihatları, bu durumun insanlık dışı muamele seviyesine ulaşabileceğini açıkça kabul etmektedir.

Geri gönderme merkezinde tıbbi ihmal varsa idareden tazminat istenebilir mi?

Evet. GGM’de tutulan bir kişinin sağlık durumunun kötüleşmesine rağmen gerekli tıbbi müdahalenin yapılmaması, idarenin hizmet kusuru anlamına gelir. Bu durumda Göç İdaresi Başkanlığı veya ilgili kamu kurumlarına karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açılarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Tıbbi ihmal, idarenin hukuki ve mali sorumluluğunu doğurur.

Geri gönderme merkezindeki sağlık ihlalleri için Anayasa Mahkemesi veya AİHM’e başvurulabilir mi?

Evet. İç hukuk yolları tüketildikten sonra, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir. Burada Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ve işkence yasağı ihlali ileri sürülür. İç hukuk yollarından sonuç alınamazsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurarak AİHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlal edildiği iddia edilebilir.

Neden Tuzla Avukat Desteği Gerekli?

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan kişilerin yaşadığı hak ihlalleri ve özellikle sağlık hizmetlerine erişim konusundaki sorunlar, uzman bir hukuki destek olmadan çözümlenmesi güç süreçlerdir. İdari yargı, ceza soruşturmaları, Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu ve AİHM başvurusu gibi hukuki yollar karmaşık prosedürler içerir. Bu nedenle, Tuzla’da tecrübeli bir avukat desteği almak, hem başvuruların doğru ve zamanında yapılmasını hem de kişinin haklarının en etkin şekilde korunmasını sağlar. Tuzla avukat desteği, geri gönderme merkezinde tutulan yabancıların maruz kaldığı hak ihlallerine karşı en güçlü yoldur.

Read More

İdari Gözetim Nedir? Yabancılar İçin Süresi, İtiraz Yolu ve Sulh Ceza Hâkimliği (AYM Kararlarıyla)

Giriş 

Bu çalışma, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbirine ilişkin usul ve esasları, sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir. Çalışma, idari gözetim kararını veren makamı, tedbirin azami süresini, bu karara karşı başvurulabilecek hukuki yolları, itirazları inceleyen yargı merciini ve bu mercilerin karar verme sürelerini derinlemesine incelemektedir. Analiz, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi ve ilk derece mahkemesi kararlarından elde edilen bulgulara dayanmaktadır.

İncelenen yargı kararları doğrultusunda, yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbirine ilişkin temel bulgular aşağıda özetlenmiştir:

Kararı Veren Makam: İdari gözetim kararı, YUKK uyarınca Valilik (İl Göç İdaresi Müdürlüğü) tarafından verilir.

İdari Gözetim Süresi: İdari gözetim süresi kural olarak altı ayı geçemez. Ancak, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi gibi nedenlerle tamamlanamaması halinde bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Valilik, idari gözetimin devamında zaruret olup olmadığını her ay düzenli olarak değerlendirmekle yükümlüdür.

Karara Karşı Hukuki Yollar: İdari gözetim kararına karşı temel hukuki başvuru yolu, kararın kaldırılması talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine itirazda bulunmaktır. Ayrıca, idari gözetim sona erdikten sonra, haksız tutulma nedeniyle uğranılan zararlar için idari yargıda tam yargı davası açma imkânı bulunmaktadır.

İtirazı İnceleyen Makam: İdari gözetim kararına karşı yapılan itirazları inceleme ve karara bağlama görevi münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine aittir. İdare mahkemelerinin bu konuda bir yetkisi bulunmamaktadır.

İtirazın Sonuçlanma Süresi: Sulh Ceza Hâkimi, yapılan itiraz başvurusunu beş gün içinde sonuçlandırmak zorundadır. Sulh Ceza Hâkimliğinin bu konuda verdiği karar kesindir.

1. Yabancı için İdari Gözetim Kararının Alınması ve Koşulları 

Yargı kararlarına göre, idari gözetim kararı, hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılar için belirli koşulların varlığı halinde Valilikler tarafından tesis edilen idari bir tedbirdir. Bu koşullar YUKK’un 57. maddesine atıfla şöyle sıralanmıştır:

“Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır.”

Bu karar, idari gözetimin keyfi bir uygulama olmadığını, kanunda sayılan somut gerekçelere dayanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

2. Yabanı için verilen İdari Gözetim Süresi ve Denetimi 

İdari gözetim süresi, temel olarak altı ay ile sınırlıdır. Ancak çeşitli kararlarda vurgulandığı üzere, bu süre istisnai durumlarda altı ay daha uzatılarak toplamda bir yılı bulabilmektedir (AYM, 22/11/2022; AYM, 2/6/2020). Sürenin kanuni sınırları aşmaması ve keyfiliğe yol açmaması için kanun koyucu, Valiliğe “idari gözetimin devamında zaruret olup olmadığını her ay düzenli olarak değerlendirme” yükümlülüğü getirmiştir (Danıştay 10. Daire, 2020/5704 E.). Bu aylık değerlendirmeler, tedbirin devamlılığının sürekli olarak denetlenmesini amaçlamaktadır.

3. İdari Gözetim Kararına Karşı Başvuru Yolu: Sulh Ceza Hâkimliği 

İncelenen tüm kararlarda, idari gözetim kararına karşı başvurulacak yargı merciinin Sulh Ceza Hâkimliği olduğu konusunda tam bir fikir birliği bulunmaktadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerinin belirlendiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır.”

İtiraz süreci şu şekilde işlemektedir:

İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi veya avukatı Sulh Ceza Hâkimliğine başvurabilir.

Bu başvuru, idari gözetim tedbirinin uygulanmasını durdurmaz.

Sulh Ceza Hâkimi, başvuruyu beş gün içinde karara bağlar ve bu karar kesindir.

İdari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulması mümkündür.

4. Hukuki Yolların Etkililiği ve Tazminat Davaları

 Anayasa Mahkemesi, Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yolunu, idari gözetimin hukukiliğinin denetlenmesi açısından kural olarak “etkili bir başvuru yolu” olarak kabul etmektedir (AYM, 17.12.2024). Ancak, bu yolun somut olayda etkili bir şekilde işletilmemesi, hak ihlaline yol açabilmektedir. Nitekim 21.01.2025 tarihli bir kararında Yüksek Mahkeme, hâkimliğin Göç İdaresi’nin yanıltıcı cevabına dayanarak itirazı esastan incelememesini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak görmüştür.

İdari gözetim sona erdikten sonra, hukuka aykırı tutulma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri için tam yargı davası açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu yolun tüketilmeden yapılan bireysel başvuruları “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır (AYM, 15/5/2020; AYM, 14/4/2022). Ancak tazminat davalarının hangi yargı kolunda görüleceği konusunda bir belirsizlik göze çarpmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu tür davaların adli yargıda görülmesi gerektiğine hükmederken (Uyuşmazlık Mah., 2022/293 E.), Anayasa Mahkemesi bazı kararlarında idari yargıyı işaret etmiştir (AYM, 9/6/2020).

5. İdari Gözetime Alternatif Yükümlülükler ve Görev Uyuşmazlığı 

Yargı kararları, idari gözetime alternatif olarak getirilen “belirli adreste ikamet etme” veya “belirli aralıklarla imza atma” gibi yükümlülüklere karşı görevli yargı yeri konusunda bir tartışma olduğunu göstermektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu alternatif yükümlülüklerin idari gözetim kararının devamı niteliğinde olduğunu belirterek, bunlara karşı açılacak davaların da adli yargıda (Sulh Ceza Hâkimliği) görülmesi gerektiğine karar vermiştir (Uyuşmazlık Mah., 2023/625 E.). Ancak karara eklenen karşı oylarda, bu yükümlülüklerin idari işlem niteliğinde olduğu ve görevli yargı yerinin idari mahkemeler olması gerektiği savunulmuştur. Bu durum, uygulamanın bu alanında hukuki bir netliğin henüz tam olarak oluşmadığını göstermektedir.

Sonuç 

Yabancılar hakkında uygulanan idari gözetim tedbiri, 6458 sayılı Kanun’da detaylı olarak düzenlenmiş bir hukuki müessesedir. Kararlar, Valilik (İl Göç İdaresi) tarafından verilmekte, süresi 6+6 ay formülüyle sınırlanmakta ve her ay idare tarafından denetlenmektedir. Tedbire karşı temel ve ivedi başvuru yolu, beş gün içinde kesin karar veren Sulh Ceza Hâkimliğidir. Bu yol, Anayasa Mahkemesi tarafından etkili bir denetim mekanizması olarak görülmektedir. İdari gözetimin sona ermesinin ardından doğan tazminat talepleri için ise tam yargı davası yolu açıktır. Bununla birlikte, idari gözetime alternatif yükümlülükler ve tazminat davalarının görüleceği yargı kolu gibi konularda içtihatlar arasında farklılıklar bulunması, bu alanlarda hukuki öngörülebilirliğin artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir yazı önerisi.

Yabancılar için idari gözetim kararını kim verir?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca, yabancılar hakkında idari gözetim kararı Valilik (İl Göç İdaresi Müdürlüğü) tarafından verilir. Bu karar, ancak kanunda açıkça sayılan koşulların (kaçma riski, sahte belge kullanımı, kamu düzeni tehdidi vb.) varlığı halinde alınabilir. Keyfi idari gözetim hukuka aykırıdır.

İdari gözetim süresi en fazla ne kadar olabilir?

İdari gözetim süresi kural olarak 6 ayı geçemez. Ancak sınır dışı işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya bilgi-belge eksikliği nedeniyle tamamlanamaması halinde, bu süre en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Toplam süre 12 ayı aşamaz. Valilik, idari gözetimin devamında zorunluluk bulunup bulunmadığını her ay düzenli olarak değerlendirmekle yükümlüdür.

İdari gözetim kararına nereye ve kaç günde itiraz edilir?

İdari gözetim kararına karşı başvuru mercii münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğidir. Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulabilir. Hâkim, itirazı 5 gün içinde karara bağlamak zorundadır ve verilen karar kesindir. İdare mahkemeleri bu konuda görevli değildir.

Neden Tuzla Avukat Desteği Gerekli? /Tuzla Geri Gönderme Merkezi

İdari gözetim kararlarına karşı hukuki süreçlerin etkin şekilde yürütülebilmesi için avukat desteği kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin İstanbul’un Tuzla ilçesinde yer alması, avukatlar açısından önemli avantajlar sunmaktadır. İstanbul’un merkezine ve çevre ilçelere ulaşım imkânlarının genişliği sayesinde, Tuzla’da faaliyet gösteren avukatlar hem idari gözetim altındaki yabancılarla hızlı iletişim kurabilmekte hem de Sulh Ceza Hâkimliklerine yapılacak başvuruları kısa sürede takip edebilmektedir.

Tuzla’da avukat desteği almak, gözetim altındaki kişilerin hak kaybı yaşamadan en kısa sürede itiraz başvurularını yapabilmelerine ve hukuki süreçlerinin hızla ilerlemesine yardımcı olur. Ayrıca, bölgeye hâkim avukatların, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nin işleyişine dair pratik tecrübeleri bulunması, sürecin daha etkin ve güvenli bir şekilde yönetilmesini sağlar.

Bu nedenle, İstanbul, Tuzla avukat, Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Gebze avukat, Aydınlı avukat, Orhanlı avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat, Bayramoğlu avukat veya Çayırova avukat, Şekerpınar avukat, Güzelyalı avukat Postane avukat ve Akfırat avukat gibi bölgelerde Tuzla’da geri gönderme merkezinde idari gözetim altında bulunan yabancıların avukat desteği almaları, hem hak ihlallerinin önlenmesi hem de kanunda öngörülen sürelerin titizlikle takip edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Read More

Sınır Dışı Kararı ve İdari Gözetim Nasıl Durdurulur? İdare Mahkemesi ve Sulh Ceza Hâkimliği Yolları (YUKK Kapsamında)

Giriş

Türkiye’de yabancıların sınır dışı edilmesi ve bu süreçte idari gözetim altına alınmaları, temel olarak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenmektedir. Literatür, sınır dışı etme kararının ve idari gözetim kararının iki ayrı idari işlem olduğunu, ancak aralarında sıkı bir bağ bulunduğunu ortaya koymaktadır. İdari gözetim, sınır dışı etme kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla başvurulan istisnai bir tedbirdir. Dahası bu iki işlem birbirine bağlıdır. Zira sınır dışı etme kararına bağlı olarak yabancılar idari gözetim altına alınabilir; başka bir ifadeyle, yabancı hakkında sınır dışı etme kararı olmaksızın yalın bir idari gözetim kararı alınabilmesi mümkün değildir. Örneğin Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için bu iki işleme karşı başvurulabilecek hukuki yolları, sunulan literatür çerçevesinde incelemektedir.

Bu bağlamda sınır dışı işlemini durdurmak ve idari gözetimi sonlandırmak için birbirinden farklı ancak birbiriyle ilişkili iki temel yargısal yol bulunmaktadır. Bunlar; sınır dışı etme kararına karşı İdare Mahkemesi’nde açılacak iptal davası ve idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılacak itirazdır.

1. Sınır Dışı (Deport) İşleminin Engellenmesine Yönelik Hukuki Yollar

Sınır dışı işleminin nihai olarak engellenmesi, hakkında tesis edilen sınır dışı etme kararının hukuka aykırılığının tespiti ile mümkündür. Bu amaçla başvurulacak temel hukuki yol, idari yargıda iptal davası açmaktır.

İdare Mahkemesinde İptal Davası Açılması: YUKK m. 53/3 uyarınca, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Bu davanın en önemli sonucu, dava süresince sınır dışı işleminin kendiliğinden durmasıdır. Dolayısıyla sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine başvuru yapılması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.

Yürütmenin Durdurulması Talebi: Dava açılması sınır dışı işlemini durdursa da, idari gözetim gibi bağlı işlemleri otomatik olarak sona erdirmeyebilir. Bu nedenle, dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Yürütmenin durdurulması kararı, işlemin hukuka aykırılığına dair güçlü bir karine oluşturur ve idari gözetimin kaldırılması için önemli bir dayanak teşkil eder. Dava açarken yürütmenin durdurulmasının istenilmesi halinde eğer bariz bir hukuka aykırılık varsa yürütmenin durdurulmasına karar verilmesiyle iptal kararı gibi bir etki ortaya çıkacak, yani bu işlemin en baştan beri hiç tesis edilmemiş gibi sonuç doğacak ve sınır dışı işlemine bağlı diğer işlemlerin uygulanması da son bulabilecektir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: İç hukuk yollarının tüketilmesi veya etkisiz olduğunun anlaşılması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapılabilir. Özellikle geri gönderileceği ülkede kötü muamele riski (non-refoulement ilkesi) bulunan yabancılar için bu yol önem taşır. AYM, tedbir talebini kabul ederek sınır dışı işlemini durdurabilir. Nitekim bir vakada, “İtiraz edence yapılan bireysel başvuru sınır dışı etme işlemini geçici olarak durdurmuştur.

2. Geri Gönderme Merkezindeki İdari Gözetim İşleminin Kaldırılmasına Yönelik Hukuki Yollar

İdari gözetim, kişi özgürlüğünü doğrudan kısıtlayan bir tedbir olduğundan, bu karara karşı özel ve hızlı bir denetim mekanizması öngörülmüştür.

Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz: İdari gözetim kararına veya süresinin uzatılmasına karşı yabancı veya avukatı, Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurabilir. Bu başvuru, idari gözetimin devamı için gerekli olan şartların (kaçma/kaybolma riski, kamu düzeni tehdidi vb.) mevcut olup olmadığını denetler. İdari gözetim kararına karşı yabancı sulh ceza hâkimliğine başvuru yapabilir. Sulh ceza hâkimliğince idari gözetim kararının hukuka uygun olarak alınmadığının tespit edilmesi durumunda idari gözetim kararının kaldırılması kararı verilecektir.

İdari Gözetimin İdare Tarafından Kaldırılması (Aylık Değerlendirmeler): Valilik, idari gözetim altındaki yabancının durumunu her ay düzenli olarak değerlendirmek zorundadır. Bu değerlendirmelerde, gözetimin devamında zaruret olup olmadığı incelenir. İdari gözetim altında bulunan yabancının durumu özgürlükten yoksun bırakılma tedbirinin devamında zaruret olup olmadığı noktasında her ay değerlendirmeye tabi tutulur.” Gözetimin devamında zaruret görülmeyen haller mevzuatta sayılmıştır:

Sınır dışı etme kararının altı ay içinde yerine getirilemeyeceğinin öngörülmesi.

Yabancının, sınır dışı edilemeyecekler (YUKK m. 55) kapsamına girdiğine dair ciddi emarelerin ortaya çıkması.

Kaçma ve kaybolma riskinin ortadan kalkması.

Yabancının gönüllü geri dönüş desteğine başvurması.

Sınır Dışı Etme Kararının İptalinin Sonucu Olarak Gözetimin Sona Ermesi: İdari gözetim, sınır dışı etme kararının bir sonucudur. Dolayısıyla, asıl işlem olan sınır dışı kararının idare mahkemesince iptal edilmesi, bağlı işlem olan idari gözetim kararını da dayanaksız bırakır ve kaldırılmasını zorunlu kılar. İdare mahkemesi tarafından sınır dışı kararının iptaline karar verilmesi hâlinde idari gözetime temel teşkil eden durum ortadan kalkacağı için idari gözetim sona erecektir.” 

İdari Gözetim Süresinin Dolması: İdari gözetim süresi kural olarak 6 aydır. Yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesi hakkında doğru bilgi vermemesi gibi nedenlerle bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Toplamda bir yılı aşan idari gözetim hukuka aykırıdır ve serbest bırakılmayı gerektirir.

İnceleme ve Değerlendirme

Mevzuat, sınır dışı ve idari gözetime karşı hukuki yolların çift kanallı bir yapı sunduğunu göstermektedir. Sınır dışı kararının esasına yönelik denetim İdare Mahkemesi tarafından yapılırken, kişi özgürlüğünü kısıtlayan idari gözetim tedbirinin hukuka uygunluğu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından denetlenmektedir.

Önemli bir detay, idari gözetimin istisnai bir tedbir olduğudur. Her sınır dışı kararı otomatik olarak idari gözetimi gerektirmez. İdari gözetim, her sınır dışı etme kararının otomatik sonucu değildir. İdarenin, YUKK m. 57’de sayılan kaçma riski, sahte belge kullanma, kamu düzeni tehdidi gibi somut gerekçeleri ortaya koyması gerekir. Bu gerekçelerin yokluğu, idari gözetim kararının Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kaldırılması için yeterli bir sebeptir.

Ayrıca, idari gözetimin amacı cezalandırma değil, sınır dışı işleminin güvenli bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır. İdari gözetim, ülkeye yasadışı yollarla giriş yapmak veya ülkede yasadışı şekilde kalmak gerekçesiyle cezai bir önlem veya bir disiplin yaptırımı olarak uygulanamaz. Bu nedenle, sınır dışı edilme ihtimalinin ortadan kalktığı (örneğin, yabancının sınır dışı edilemeyecek kişilerden olduğunun anlaşılması) durumlarda gözetimin devam ettirilmesi hukuka aykırı hale gelir.

Sonuç

Örneğin Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için deport işleminin engellenmesi ve idari gözetimin kaldırılması amacıyla başvurulabilecek hukuki yollar özetle şunlardır:

Sınır Dışı Kararını Hedef Alan Yol: Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmalıdır. Bu dava, yargılama sonuna kadar sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurur. Mahkemenin davayı kabul ederek sınır dışı kararını iptal etmesi, idari gözetimi de hukuki dayanaktan yoksun bırakarak kaldırılmasını sağlar.

İdari Gözetim Kararını Hedef Alan Yol: Sınır dışı davasından bağımsız olarak veya dava devam ederken, idari gözetim kararının kaldırılması için Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilebilir. Bu itirazda, idari gözetim şartlarının oluşmadığı, sürenin aşıldığı veya gözetimin devamında zaruret kalmadığı gibi hususlar ileri sürülebilir.

İdari Başvuru ve Denetim: Valilik tarafından yapılan aylık periyodik değerlendirmeler takip edilmeli ve idari gözetimin devamı için zaruret bulunmadığına ilişkin dilekçelerle idareye başvurulmalıdır.

Bu yollar, yabancının hem sınır dışı edilme riskine karşı hem de kişi özgürlüğünü kısıtlayan idari gözetime karşı haklarını korumasına olanak tanıyan kapsamlı bir hukuki güvence sistemi oluşturmaktadır. Bir makale önerisi.

Sınır dışı kararı ile idari gözetim aynı işlem midir?

Hayır. Sınır dışı etme kararı ile idari gözetim kararı iki ayrı idari işlemdir. Ancak aralarında sıkı bir bağ vardır. İdari gözetim, sınır dışı kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla başvurulan istisnai bir tedbirdir. Sınır dışı kararı olmaksızın tek başına idari gözetim kararı alınamaz. Bu nedenle sınır dışı kararının iptali, idari gözetimin de sona ermesini gerektirir.

Sınır dışı kararını durdurmak için nereye başvurulur?

Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmalıdır. Bu dava açıldığında, sınır dışı işlemi kendiliğinden durur. Ayrıca dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmesi, idari gözetimin kaldırılması açısından da güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.

İdari gözetim kararına karşı hangi yola başvurulur?

İdari gözetim kararına veya süresinin uzatılmasına karşı başvuru mercii münhasıran Sulh Ceza Hâkimliği’dir. Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından yapılan başvuruda; kaçma riski, kamu düzeni tehdidi gibi gözetim şartlarının mevcut olup olmadığı denetlenir. Sulh Ceza Hâkimi, hukuka aykırılık tespit ederse idari gözetimin kaldırılmasına karar verir.

Tuzla Avukat Desteği Neden Gerekli? | Tuzla Geri Gönderme Merkezi

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan ve sınır dışı (deport) kararı verilen yabancılar için hukuki süreçler karmaşık ve kısa süreli başvuru sürelerine tabidir. Bu nedenle Tuzla’da görev yapan deneyimli bir avukatın desteği, hak kaybını önlemek ve süreçleri doğru yönetmek açısından kritik önem taşır.

Sınır dışı kararı, YUKK m. 53/3 uyarınca tebliğden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmasını gerektirir. Bu dava, yargılama sonuçlanana kadar sınır dışı işlemini durdurur. Ayrıca, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmesi, idari gözetim kararının kaldırılması için güçlü bir hukuki dayanak oluşturur.

İdari gözetim kararı ise Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz yoluyla denetlenir. Hâkim, idari gözetimin devamı için gerekli şartların bulunup bulunmadığını inceleyerek, hukuka aykırı durumlarda gözetim kararını kaldırabilir. Ayrıca valilik tarafından yapılan aylık değerlendirmeler de gözetim süresinin devamına ilişkin önemli bir denetim mekanizmasıdır.

Tuzla’da görev yapan bir avukatın Geri Gönderme Merkezi’ne yakınlığı, dilekçelerin hazırlanması, başvuruların hızlı yapılması ve mahkeme süreçlerinin etkin takibi açısından büyük avantaj sağlar. İstanbul Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze ve çevresinde yaşayan yabancılar, Tuzla’daki avukat desteği ile hem sınır dışı riskini azaltabilir hem de kişi özgürlüğünü koruma şansını artırabilir.

Read More

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde Sınır Dışı ve İdari Gözetim Nasıl Durdurulur? 7 Günlük Süre, Mahkemeler ve Hukuki Yollar

Giriş

Bu çalışma, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) idari gözetim altında tutulan ve hakkında sınır dışı etme (deport) kararı alınan bir yabancının, bu işlemlerin durdurulması veya iptali için başvurabileceği hukuki yolları, sunulan yargı kararları analizleri temelinde incelemektedir. Analiz, iki temel hukuki soruna odaklanmaktadır: birincisi, sınır dışı etme kararının iptali; ikincisi ise idari gözetim kararının kaldırılmasıdır. İncelenen kararlar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) çerçevesinde şekillenen başvuru usullerini, yetkili ve görevli mahkemeleri, başvuru sürelerini ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken yolları ortaya koymaktadır. Yargı kararlarının bütüncül analizinden elde edilen temel bulgular şunlardır:

Sınır Dışı Kararının Engellenmesi: En temel ve etkili yol, sınır dışı etme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açmaktır. Dava açılması, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmaktadır.

İdari Gözetimin Kaldırılması: İdari gözetim kararının kaldırılması için başvurulacak merci Sulh Ceza Hâkimliği’dir. Bu başvuru idari gözetimi otomatik olarak durdurmaz, ancak hâkimlik başvuruyu beş gün içinde karara bağlar.

Hukuka Aykırı Gözetim İçin Tazminat: İdari gözetimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep etmek için, gözetim sona erdikten sonra İdari Yargıda tam yargı davası açılması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Anayasa Mahkemesi’ne başvuru ikincil bir yoldur. Özellikle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiaları için, Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz ve tam yargı davası gibi yolların tüketilmesi zorunludur.

1. Tuzla Geri gönderme merkezi :Sınır Dışı Etme (Deport) Kararına Karşı Hukuki Yollar

Sınır dışı kararının engellenmesi için izlenmesi gereken temel hukuki yol, idari yargıda iptal davası açmaktır.

Dava Açma Süresi ve Yetkili Mahkeme: Çok sayıda karar, bu davanın kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde İdare Mahkemesi’nde açılması gerektiğini vurgulamaktadır (aym-2/2/2022, uyusmazlik-2022/293, ilkDerece-Kocaeli-2022/45). Sürelerin kısa ve hak düşürücü olması nedeniyle titizlikle takip edilmesi kritik öneme sahiptir.

Davanın Sınır Dışı İşlemine Etkisi: İptal davası açılmasının en önemli sonucu, sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurmasıdır. YUKK’un 53. maddesine atıf yapan birçok kararda bu durum açıkça belirtilmiştir: “Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. (aym-2/2/2022, ilkDerece-İstanbul-2021/383). Bu hüküm, yabancı için hayati bir usuli güvence sağlamaktadır.

Dava Gerekçeleri ve İspat Yükü: Davada, sınır dışı kararının hukuka aykırılığı çeşitli gerekçelerle ileri sürülebilir.

Geri Gönderme Yasağı (Non-refoulement): En temel savunma argümanı, yabancının gönderileceği ülkede işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalma riski altında olduğudur (kötü muamele yasağı). Anayasa Mahkemesi, bu iddianın soyut olmaması gerektiğini, başvurucunun “geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı” gerektiğini belirtmektedir (aym-17/11/2021).

YUKK Madde 55 Kapsamındaki Durumlar: Kanun, ciddi sağlık sorunları, hamilelik, hayati tehlike arz eden hastalıklar için tedavi imkânı bulunmaması gibi durumlarda sınır dışı kararı alınamayacağını düzenlemektedir (ilkDerece-Kocaeli-2022/45, ilkDerece-İstanbul-2021/383). Bu durumların varlığı, kararın iptali için güçlü bir gerekçedir.

Usuli Eksiklikler: Kararın tebliğ sürecindeki usulsüzlükler veya idarenin eksik inceleme yapması gibi usule ilişkin hatalar da iptal sebebi olarak öne sürülebilir (aym-11/7/2023, ilkDerece-İzmir-2020/469).

2. Tuzla Geri Gönderme Merkezi : İdari Gözetim Kararının Kaldırılması ve İlgili Hukuki Yollar

İdari gözetim, bir ceza veya tutuklama olmayıp sınır dışı işlemlerinin yürütülmesi için alınan idari bir tedbirdir. Bu tedbire karşı başvuru yolları adli yargıda düzenlenmiştir.

Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz: İdari gözetim kararının kaldırılması için temel ve doğrudan başvuru yolu Sulh Ceza Hâkimliğine itirazdır. YUKK Madde 57’ye göre, İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. (uyusmazlik-2022/253, uyusmazlik-2022/293). Bu başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz, ancak hâkimlik dosyayı ivedilikle (beş gün içinde) inceleyerek karar verir ve bu karar kesindir. Ayrıca, gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru yapmak mümkündür.

Tam Yargı Davası (Tazminat Yolu): Anayasa Mahkemesi kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, idari gözetimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini için tam yargı davası açılması gerekmektedir. Bu dava, kişinin serbest bırakılmasını sağlamaz; amacı, gözetim sona erdikten sonra uğranılan zararın giderilmesidir. AYM, bu yolu tüketmeden yapılan bireysel başvuruları “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez bulmaktadır. AYM’nin bu konudaki yaklaşımı nettir: “…hukuka aykırı olarak idari bir kararla özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır. (aym-29/12/2021, aym-28/1/2021).

Görevli Yargı Yolu Farklılaşması: Genel eğilim, tazminat talepli tam yargı davalarının idari yargıda görülmesi yönünde olsa da, bir Uyuşmazlık Mahkemesi kararında, idari gözetimden kaynaklanan manevi tazminat istemli davalara adli yargı yerinde bakılması gerektiği belirtilmiştir (uyusmazlik-2022/473). Bu durum, tazminat davalarında görevli mahkeme konusunda dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir.

Sonuç

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı için deport işleminin engellenmesi ve idari gözetimin sonlandırılması amacıyla ikili bir hukuki strateji izlenmelidir:

Sınır dışı kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre kaçırılmadan İdare Mahkemesi’nde iptal davası açılmalıdır. Bu dava, sınır dışı işlemini yargılama sonuna kadar durduracaktır.

İdari gözetim kararına karşı, derhal Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilerek serbest bırakılma talep edilmelidir.

Bu yollara ek olarak, idari gözetim sona erdikten sonra, hukuka aykırılık iddiasıyla uğranılan zararların tazmini için tam yargı davası açılması, hem olası bir hak kaybını gidermek hem de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu açık tutmak açısından zorunludur. Avukatların, her bir hukuki işlem için öngörülen farklı yargı kollarını, kısa başvuru sürelerini ve Anayasa Mahkemesi’nin “başvuru yollarının tüketilmesi” ilkesine ilişkin katı içtihadını göz önünde bulundurarak hareket etmesi, sürecin başarıyla yönetilmesi için esastır. Bir yazı önerisi.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir yabancı sınır dışı edilmeden önce ne yapılmalıdır?

Hakkında sınır dışı (deport) kararı alınan yabancı için en kritik adım, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açmaktır. Bu dava açıldığında, YUKK m.53 gereği sınır dışı işlemi kendiliğinden durur. Sürenin kaçırılması halinde yabancı, yargısal korumadan mahrum kalabilir.

Tuzla GGM’deki idari gözetim kararına karşı nereye başvurulur?

İdari gözetim kararına karşı başvuru mercii münhasıran Sulh Ceza Hâkimliği’dir. Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından yapılan başvuruda; kaçma riski, kamu düzeni tehdidi gibi gözetim şartlarının mevcut olup olmadığı denetlenir. Sulh Ceza Hâkimi, başvuruyu 5 gün içinde karara bağlar ve hukuka aykırılık tespit edilirse idari gözetimin kaldırılmasına karar verir.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde haksız yere tutulan yabancı tazminat alabilir mi?

Evet. İdari gözetimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, gözetim sona erdikten sonra tam yargı davası açılarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bu yol tüketilmeden yapılan bireysel başvurular kabul edilemez bulunmaktadır. Bu nedenle tazminat davası, hem zararların giderilmesi hem de AYM başvurusunun yolu açısından zorunludur.

Tuzla Geri Gönderme Merkezi : Tuzla Avukat Desteği Neden Gerekli?

Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan yabancılar açısından hukuki süreçlerin etkin şekilde yürütülmesi, hem kısa süreli başvuru sürelerinin kaçırılmaması hem de doğru mercilere doğru usulle başvurulması bakımından kritik öneme sahiptir.

Bu noktada Tuzla’da görev yapan ve yabancılar hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatın desteği ciddi avantajlar sağlar:

Coğrafi Yakınlık Avantajı: Geri Gönderme Merkezi’nin Tuzla’da bulunması, avukatın merkeze hızlıca ulaşabilmesine, müvekkiliyle yüz yüze görüşerek gerekli belgeleri zamanında temin edebilmesine imkân tanır. Bu da özellikle 7 günlük dava açma süresi gibi hak düşürücü sürelerin güvenli şekilde kullanılmasını sağlar.

Yerel Tecrübe: Tuzla’daki mahkemelerde (İdare Mahkemesi, Sulh Ceza Hâkimliği) yürüyen dosyalarda daha önce deneyim sahibi olan bir avukat, hem yerel uygulamaları hem de hâkimliklerin içtihat eğilimlerini bilmesi sayesinde daha stratejik savunma yapabilir.

Hızlı Müdahale İmkânı: İdari gözetim kararının kaldırılması için Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılacak başvurularda, avukatın merkeze yakın olması dilekçelerin hazırlanması, duruşma günlerinde takip ve acil gelişmelere müdahalede büyük kolaylık sağlar.

Anayasa Mahkemesi’ne Başvuru Hazırlığı: Başvuru yollarının tüketilmesi ilkesine dikkat edilmesi gerektiğinden, uzman bir avukat hem idari hem adli yargı süreçlerini eşgüdümlü şekilde yürüterek bireysel başvuru yolunun açık kalmasını sağlar.

Sonuç olarak, Tuzla Geri Gönderme Merkezi’nde idari gözetim altında tutulan yabancılar için, Tuzla’da yerleşik ve yabancılar hukuku alanında uzman bir avukatla çalışmak, ayrıca İstanbul Pendik avukat, Kartal avukat, Maltepe avukat, Gebze avukat, Orhanlı avukat, Tepeören avukat, Darıca avukat, Bayramoğlu avukat veya Çayırova avukat bölgelerinde hem zaman yönetimi hem de hukuki strateji bakımından büyük avantaj sağlamaktadır. Bu destek, sınır dışı edilme riskinin azaltılması ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkının korunması açısından hayati önem taşır.

Read More

Yurtdışında yaşayan biri Türkiye’de dava açabilir mi?

Giriş

Bu yazı, “Yurtdışında yaşayan birinin Türkiye’de dava açıp açamayacağı” sorusunu, sunulan Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi kararları ışığında analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. İncelenen kararlar, bu sorunun yanıtının kesin bir “evet” olduğunu, ancak bu hakkın kullanımının davanın türüne, tarafların vatandaşlık durumuna ve Türkiye ile olan bağlarına göre değişen usul ve yetki kurallarına tabi olduğunu göstermektedir. Yazı, bu konudaki temel yasal dayanakları, yetkili mahkemenin nasıl belirlendiğini, farklı dava türleri için öngörülen özel durumları ve uygulamadaki önemli detayları ortaya koymaktadır.

İncelenen tüm yargı kararları, yurtdışında yaşayan bir kişinin Türkiye’de dava açmasının mümkün olduğu konusunda hemfikirdir. Bu hakkın yasal çerçevesi ve uygulanışına dair temel bulgular şunlardır:

Temel Yasal Dayanak: MÖHUK Madde 41 

Neredeyse tüm kararlarda atıf yapılan temel düzenleme, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 41. maddesidir. Bu madde, özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının “kişi hâlleri” (nüfus kaydının düzeltilmesi, vesayet, vb.) davaları için bir yetki hiyerarşisi belirlemektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2023/8479 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi bu kural şu şekildedir:“Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür.”

Genel Yetki ve “Mutad Mesken” Kavramı

 Kişi hâlleri dışındaki davalarda, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukukun genel yetki kurallarına göre belirlenir (MÖHUK m. 40). Bu noktada, Türkiye’de resmi bir yerleşim yeri olmayan ancak düzenli olarak kaldığı bir adresi (“mutad mesken”) bulunan kişiler için bu adresin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/2347 E. sayılı kararı, “Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme davalının Türkiye’de mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir” diyerek bu ilkeyi açıkça belirtmiştir.

Tanıma ve Tenfiz Davaları 

Yurtdışında yaşayan kişiler, yabancı bir mahkemeden aldıkları kararın Türkiye’de icra edilmesi için “tanıma ve tenfiz” davası açabilirler. Bu, kişinin doğrudan yeni bir dava açması yerine, mevcut bir kararı Türkiye’de geçerli kılmasıdır. MÖHUK’un 51. maddesi uyarınca bu davalarda yetki, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin (davalının) Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer, o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerindedir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2024/10633 E.).

Yabancılar ve Mavi Kartlılar 

Bu hak sadece Türk vatandaşlarına özgü değildir. Mavi Kartlılar Kütüğüne kayıtlı olup Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler, “Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri” için dava açma hakkına sahiptir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2020/429 E.). Yabancı uyruklu kişiler de Türkiye’de dava açabilirler, ancak mahkemenin yetkili olması ve bazı durumlarda (uluslararası anlaşmalarla muafiyet yoksa) teminat göstermeleri gerekebilir (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/808 E.).

Farklı Dava Türlerine Göre Değerlendirme

Yurtdışında yaşayan birinin dava açma hakkı genel olarak mevcut olsa da, yetkili mahkemenin belirlenmesi ve uygulanacak özel kurallar davanın konusuna göre farklılık gösterir.

Kişi Hâlleri Davaları (Nüfus, Vesayet vb.): Bu tür davalar, MÖHUK m. 41’in en sık uygulandığı alandır. Kararlar, nüfus kaydının düzeltilmesi (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2023/10303 E.) veya kısıtlı adayı için vesayet (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2014/19503 E.) gibi davalarda, kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri veya sakin olduğu yerin tespitinin önemini vurgulamaktadır.

Miras Davaları: Miras davalarında yetki, MÖHUK m. 41’den farklı olarak, 43. maddede özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2019/1831 E. sayılı kararında belirtildiği gibi:“Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye’deki son yerleşim yerindeki mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması halinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” Bu kural, miras bırakanın (muris) Türkiye ile olan bağlantısını esas alır.

Boşanma Davaları: Boşanma davalarında yetki, MÖHUK’un genel düzenlemesinden ziyade Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre belirlenir. Bu maddeye göre yetkili mahkeme, “eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2008/8999 E.).

Haksız Fiil Davaları: İnternet üzerinden kişilik haklarına saldırı gibi haksız fiillerde, davacıya seçimlik bir hak tanınmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2015/3017 E. sayılı kararında, zarar görenin (davacının), haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açabileceği belirtilmiştir. Bu durum, yurtdışında yaşayan birinin, Türkiye’de zarara uğradığını iddia ederek dava açmasını kolaylaştırır.

İcra ve İflas Hukukuna İlişkin Özel Durumlar: Bazı dava türleri özel usul şartları gerektirebilir. Örneğin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/305 E. sayılı kararına göre, ihalenin feshi davası açan borçlunun “yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla” dava açabileceği belirtilmiştir. Bu, kanunun kötü niyetli taleplerin önüne geçmek için getirdiği özel bir zorunluluktur.

Sonuç

İncelenen yargı kararları bütünüyle değerlendirildiğinde, yurtdışında yaşayan bir kişinin Türkiye’de dava açmasının hukuken mümkün olduğu net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Türk hukuku, vatandaşlarının ve belirli koşullar altında yabancıların, yurtdışında ikamet etseler dahi Türkiye’deki mahkemelere erişimini güvence altına almıştır.

Bu hakkın kullanılmasında kilit nokta, yetkili mahkemenin doğru tespit edilmesidir. Bu tespit;

Türk vatandaşlarının kişi hâlleri davalarında MÖHUK m. 41’deki hiyerarşiye,

Miras davalarında MÖHUK m. 43’e,

Boşanma davalarında TMK m. 168’e,

Diğer davalarda ise iç hukukun genel (HMK m. 6, 9) ve özel (HMK m. 10, 16) yetki kurallarına göre yapılmaktadır.

Kişinin Türkiye’deki “son yerleşim yeri”, “sakin olduğu yer” veya “mutad meskeni” gibi bağları, yetkili mahkemenin belirlenmesinde kritik rol oynamaktadır. Bu bağlantıların hiçbiri yoksa, MÖHUK, son çare olarak Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerini yetkili kılmaktadır. Dolayısıyla, yurtdışında yaşayan bir birey, dava konusuna uygun yasal düzenlemeleri takip ederek Türk mahkemelerinde hak arama imkanına sahiptir. Bir yazı önerisi.

Neden Tuzla Avukat Desteği Gerekli?

Yurtdışında yaşayan kişilerin Türkiye’de dava açması hukuken mümkündür; ancak bu süreç, davanın türüne göre değişen yetki kuralları, özel usuller ve teknik detaylar içerir. Örneğin, kişi hâlleri davalarında son yerleşim yeri tespiti, miras davalarında terekenin bulunduğu yer, boşanma davalarında eşlerin son birlikte yaşadığı adres gibi kriterler davanın yönünü doğrudan etkiler.

Ayrıca tanıma-tenfiz gibi özel dava türlerinde usul hataları, davanın reddine yol açabilir. Türkiye’de mutad mesken, sakinlik, yerleşim yeri gibi kavramların doğru yorumlanması da uzmanlık gerektirir.

Tüm bu teknik süreçlerde Tuzla’da yer alan uzman bir avukat, davanın doğru mahkemede açılmasını sağlar, gerekli belgeleri eksiksiz hazırlar ve süreci hızlandırır. Özellikle yurtdışında ikamet eden bireyler için bir yerel avukatın desteği, hem zaman kaybını önler hem de hak kaybı riskini en aza indirir. Bu nedenle, İstanbul, Tuzla avukat, Pendik avukat, Maltepe avukat, Kartal avukat, Gebze avukat, Aydınlı avukat ve Orhanlı avukat, Tepeören Avukat, Darıca Avukat, Bayramoğlu avukat, Çayırova avukat gibi yerlerde hukuki sürecin sağlıklı ilerlemesi ve hakların etkin şekilde korunması için Tuzla uzman avukat desteği büyük önem taşır.

Read More

كيفية الحصول على تصريح إقامة قصيرة الأمد في تركيا للأجانب: متطلبات التقديم والوثائق اللازمة

المحامية، مريم غناي

1. ما هو تصريح الإقامة قصيرة الأمد؟

تعريف: تصريح الإقامة قصيرة الأمد هو نوع من تصاريح الإقامة التي تُمنح للأجانب المتواجدين في تركيا لأغراض مؤقتة محددة. يُمنح التصريح بشكل عام لمدة تصل إلى سنتين، وفي بعض الحالات، مثل المستثمرين ومواطني جمهورية شمال قبرص التركية، قد تمتد المدة إلى خمس سنوات. يهدف هذا التصريح لتنظيم إقامة الأجانب لأغراض مثل البحث العلمي، الاتصال بالأعمال، السياحة، التعليم، والعلاج الطبي. (القانون رقم 6458، المادة 31 بشأن الأجانب والحماية الدولية)
موقع التقديم ومدة الإقامة: يجب تقديم الطلبات داخل تركيا إلى محافظات المقاطعات، بينما تُقدم الطلبات من الخارج إلى القنصليات التركية المعنية. يجب إتمام الطلبات داخل تركيا قبل انتهاء فترة الإقامة القانونية للأجنبي بمدة لا تقل عن 60 يومًا قبل انتهاء تصريح الإقامة. (اللائحة التنفيذية للقانون رقم 6458، المادة 21/1-5)
المدة: يُمنح هذا التصريح عادة لمدة تصل إلى سنتين، وقد يمتد إلى خمس سنوات في بعض الحالات (مثل مواطني جمهورية شمال قبرص التركية والمستثمرين). بالإضافة إلى ذلك، يتم منح تصاريح الإقامة للمشاركين في دورات اللغة التركية لمدة الدورة، ويمكن تجديدها مرتين كحد أقصى. (اللائحة التنفيذية، المادة 28/2 والمادة 28/13)
الأساس القانوني: يتم تنظيم تصريح الإقامة هذا بموجب المواد 31-33 من القانون رقم 6458 بشأن الأجانب والحماية الدولية، والمادتين 28 و29 من اللائحة التنفيذية. (القانون رقم 6458، المواد 31-33؛ اللائحة التنفيذية، المواد 28-29)
الغرض: يهدف هذا التصريح إلى تنظيم الإطار القانوني لدخول وإقامة وحقوق الأجانب في تركيا لأغراض مؤقتة، وحماية النظام والأمن العامين، ودعم عملية الاندماج. (القانون رقم 6458، المواد 31-33)

2. الأشخاص المؤهلون للحصول على تصريح إقامة قصيرة الأمد والأغراض

البحث العلمي (القانون رقم 6458، المادة 31/1-أ؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/2): يتم منح هذا التصريح للأجانب الذين سيجرون بحثًا علميًا في تركيا. للأنشطة البحثية التي تتطلب إذنًا مثل الحفريات الأثرية، يلزم الحصول على تصريح من وزارة الثقافة والسياحة أو الجامعات ذات الصلة. أما البحث الذي لا يتطلب إذنًا، فيكفي تقديم تصريح.
مالكو العقارات (القانون رقم 6458، المادة 31/1-ب؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/3): الأجانب الذين يمتلكون عقارًا سكنيًا في تركيا يمكنهم التقدم للحصول على تصريح إقامة لاستخدام ممتلكاتهم. يمكن لأفراد العائلة أيضًا التقديم للحصول على نفس التصريح. يجب أن يكون العقار مناسبًا للأغراض السكنية، ولا يُمنح التصريح للعقارات غير السكنية.
الاتصالات التجارية أو ريادة الأعمال (القانون رقم 6458، المادة 31/1-ج؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/4): يتم منح هذا التصريح للأجانب الذين يعتزمون إقامة اتصالات تجارية أو بدء أعمال في تركيا. يجب أن تتضمن الطلبات خطاب دعوة من الشركاء التجاريين. للإقامة التي تزيد عن ثلاثة أشهر، يلزم تقديم شهادة تأسيس عمل.
التدريب أثناء الخدمة (القانون رقم 6458، المادة 31/1-چ؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/5): يمكن للأجانب الذين يتلقون تدريبًا أثناء الخدمة في منظمة في تركيا التقدم للحصول على تصريح إقامة صالح لمدة التدريب. يجب تقديم وثائق توضح محتوى ومدة التدريب.
برامج التعليم أو التبادل (القانون رقم 6458، المادة 31/1-د؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/6): يمكن للأجانب المشاركين في برامج التبادل الدولي للطلاب (مثل إيراسموس) الحصول على تصريح إقامة صالح لمدة دراستهم في تركيا. الطلاب الذين أكملوا إجراءات التأمين الخاص بهم معفيون من متطلبات التأمين الصحي.
الأغراض السياحية (القانون رقم 6458، المادة 31/1-ه؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/7): يمكن للأجانب الذين يزورون تركيا لأغراض سياحية التقدم للحصول على تصريح إقامة بتقديم وثائق تشرح تفاصيل إقامتهم المخطط لها، الإقامة، والمعلومات ذات الصلة.
العلاج الطبي (القانون رقم 6458، المادة 31/1-ف؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/11): يمكن للأجانب الذين يتلقون العلاج في مستشفيات عامة أو خاصة في تركيا التقدم للحصول على تصريح إقامة صالح لمدة العلاج. يُطلب من الأجانب الذين يتحملون نفقات العلاج بأنفسهم الحصول على تأمين صحي.
الإقامة بناءً على قرارات قضائية أو إدارية (القانون رقم 6458، المادة 31/1-غ؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28/12): يتم منح هذا التصريح للأجانب الذين يُطلب منهم الإقامة في تركيا بسبب قرارات قضائية أو إدارية. تُحدد مدة الإقامة وفقًا لهذه القرارات.
الأغراض الأخرى (القانون رقم 6458، المادة 31/1-ح-ي؛ اللائحة التنفيذية، المواد 28/13-14): يتوفر هذا التصريح أيضًا للأجانب المشاركين في برامج التعليم، التدريب، أو الدورات التي تنظمها المؤسسات العامة، والأشخاص المشاركين في دورات اللغة التركية المعتمدة من وزارة التعليم الوطني، والخريجين الذين أكملوا تعليمهم العالي في تركيا.

3. متطلبات التقديم للحصول على تصريح إقامة قصيرة الأمد

التقديم والوثائق (القانون رقم 6458، المادة 32/1-أ؛ اللائحة التنفيذية، المادة 28): يجب تقديم الطلبات داخل تركيا إلى المحافظات، بينما تُقدم الطلبات من الخارج إلى القنصليات ذات الصلة. تحدد المديرية العامة الوثائق المطلوبة التي يجب توفيرها بالكامل من قبل المتقدم. يجب على المتقدمين تقديم وثائق تظهر مدة الإقامة المخطط لها وترتيبات الإقامة. (اللائحة التنفيذية، المادة 21/1)
الوضع القانوني (القانون رقم 6458، المادة 32/1-ب): يجب ألا يشكل الأجنبي تهديدًا للنظام العام والأمن. قد يُطلب سجلات جنائية. (القانون رقم 6458، المادة 32/1-ب؛ اللائحة التنفيذية، المادة 21/6)
متطلبات الإقامة (القانون رقم 6458، المادة 32/1-ج): يجب تقديم وثائق تُثبت مكان الإقامة المناسب مثل حجوزات الفنادق، عقود الإيجار، أو سندات الملكية. (اللائحة التنفيذية، المادة 22/7)
تصريح العنوان (القانون رقم 6458، المادة 32/1-د): يجب على المتقدمين تسجيل العنوان الذي سيقيمون فيه في تركيا في نظام التسجيل عند الحصول على تصريح الإقامة. (اللائحة التنفيذية، المادة 22/8)
التأمين الصحي (اللائحة التنفيذية، المادة 28/10): يجب على الأجانب الحصول على تأمين صحي صالح في تركيا. (اللائحة التنفيذية، المادة 22/13-14)

4. عملية التقديم والوثائق اللازمة

التقديم الإلكتروني وتوقيت التقديم (اللائحة التنفيذية، المادة 21/1، 5): يجب تقديم الطلبات من الداخل إلى المحافظات، أما الطلبات من الخارج فتُقدم عبر النظام الإلكتروني إلى القنصليات. يجب تقديم الطلبات قبل انتهاء مدة الإقامة بما لا يقل عن 60 يومًا.
وثائق التقديم: يجب على المتقدمين تقديم استمارة التقديم، جواز السفر أو وثيقة سفر معادلة، صورة بيومترية، إثبات كافٍ للوسائل المالية، تأمين صحي، وإثبات دفع الرسوم المطلوبة. (القانون رقم 6458، المادة 33؛ اللائحة التنفيذية، المادة 21/1-5)

5. أسباب رفض، إلغاء، وعدم تجديد تصريح الإقامة

أسباب الرفض (القانون رقم 6458، المادة 32): يُرفض الطلب إذا كانت الوثائق غير كاملة أو لم تُستوفى المتطلبات. يمكن إلغاء التصريح في حال إساءة الاستخدام أو إذا كان الأجنبي يشكل تهديدًا للنظام العام. (القانون رقم 6458، المادة 32/1)
حالات الإلغاء: يُلغى التصريح إذا تم ترحيل الأجنبي أو فُرض عليه حظر دخول. قد يُطلب تقارير صحية إضافية لبعض التهديدات الصحية العامة. (اللائحة التنفيذية، المادة 22/4-5)
شروط عدم التجديد: لا يتم تجديد التصريح إذا زال سبب الإقامة في تركيا. يجب تقديم طلبات التجديد قبل انتهاء التصريح بـ 60 يومًا. (القانون رقم 6458، المادة 33/1؛ اللائحة التنفيذية، المادة 21/6-8)

6. عملية تجديد تصريح الإقامة قصيرة الأمد

مدة التجديد: يمكن تمديد التصريح لمدة تصل إلى سنتين في كل مرة، ويجب تقديم طلبات التجديد قبل انتهاء الصلاحية بـ 60 يومًا على الأقل. يجب تقديم تأمين صحي صالح وإثبات كافٍ للوسائل المالية. (القانون رقم 6458، المادة 31/2؛ اللائحة التنفيذية، المادة 21/6)
الوثائق المطلوبة: يجب تقديم تأمين صحي صالح، معلومات العنوان، استمارة الطلب، وجواز السفر، كما في التقديم الأولي. (اللائحة التنفيذية، المادة 23)

7. الحقوق القانونية في حالة الرفض أو الإلغاء

حق الاستئناف وتقديم دعوى (القانون رقم 6458، المواد 80-82): الأجانب الذين يتم رفض تصاريحهم أو إلغاؤها يحق لهم تقديم استئناف إلى المديرية العامة خلال 60 يومًا. إذا بقي القرار سلبيًا، يمكن رفع دعوى في المحكمة الإدارية.
الإجراءات الإدارية: في حال وجود نقص في عملية الاستئناف، يُعطى الأجنبي 30 يومًا لاستكمالها. يتم الانتهاء من الطلبات خلال 90 يومًا. (اللائحة التنفيذية، المادة 22/1-2)

8. رفض طلبات التجديد والإجراءات القانونية

أسباب الرفض (القانون رقم 6458، المادة 33): قد تُرفض طلبات التجديد بسبب نقص الوثائق أو الأخطاء الإجرائية. (القانون رقم 6458، المادة 33/1)
حق الاستئناف وتقديم دعوى: في حال الرفض، يمكن رفع دعوى خلال 60 يومًا. يُسمح للأجنبي بالبقاء في تركيا أثناء عملية الاستئناف ويظل الطلب قيد الانتظار حتى يتم الوصول إلى قرار نهائي. (القانون رقم 6458، المواد 80-82)

9. الانتقال من تصريح الإقامة قصيرة الأمد إلى أنواع أخرى من تصاريح الإقامة

متطلبات الانتقال: يجب على الأجانب استيفاء متطلبات نوع الإقامة الجديد الذي يرغبون في الانتقال إليه. يمكن للأشخاص الذين ينتقلون إلى تصاريح إقامة الأسرة التقديم على أساس الزواج أو وجود أطفال. (القانون رقم 6458، المادة 34؛ اللائحة التنفيذية، المادة 23/2-3)
التقديم وتقديم الوثائق: تُقدم الطلبات عبر النظام الإلكتروني، وتُسلم الوثائق إلى المديرية الإقليمية لإدارة الهجرة. (اللائحة التنفيذية، المادة 23/1)

10. تكاليف طلب وتجديد تصريح الإقامة قصيرة الأمد

التكاليف (اللائحة التنفيذية، الملحق 4): تتراوح التكلفة الإجمالية لطلبات تجديد تصريح الإقامة قصيرة الأمد بين حوالي 10,000 و12,000 ليرة تركية لعام 2024. يشمل هذا المبلغ رسوم بطاقة تصريح الإقامة (565.00 ليرة تركية)، رسوم التصريح (1,040 ليرة تركية)، رسوم تأشيرة دخول مرة واحدة (5,476.00 ليرة تركية)، ورسوم الترجمة والتصديق (بمعدل 1,800 ليرة تركية)، وتكاليف التأمين الصحي التي تتراوح بين 1,000 و4,000 ليرة تركية حسب عمر المتقدم. خلال الشهر الأول، تكون الرسوم اليومية لتصريح الإقامة 381.90 ليرة تركية، مع الحد الأقصى للرسوم عند 1,962.60 ليرة تركية.

دفع الرسوم: يجب دفع رسوم التصريح ورسوم البطاقة إلى البنوك المعينة، وتقديم الإيصالات مع الطلب. (اللائحة التنفيذية، المادة 21/9، المادة 23/4)

ملاحظة هامة: يتطلب الحصول على تصريح إقامة قصيرة الأمد الالتزام بمتطلبات قانونية محددة واهتمامًا دقيقًا بالتفاصيل. لذا يُنصح الأجانب الذين يسعون للحصول على تصريح إقامة قصيرة الأمد في تركيا بالعمل مع مستشار أو محام متخصص في هذا المجال لضمان سلاسة عملية التقديم وتجنب فقدان حقوقهم المحتملة. معلومات الاتصال لدعم قانوني متخصص.contact

Read More

How to Obtain a Short-Term Residence Permit in Turkey for Foreigners: Application Requirements and Necessary Documents

Attorney, Meryem Günay

1.What is a Short-Term Residence Permit?

Definition: A Short-Term Residence Permit is a type of residence permit issued to foreigners who are in Turkey for specific temporary purposes. The permit is generally issued for up to two years; however, in certain cases, such as for investors and TRNC citizens, the period may extend up to five years. This permit is intended for foreigners residing temporarily for purposes such as scientific research, business connections, tourism, education, and medical treatment. (Law No. 6458, Article 31 on Foreigners and International Protection)
Application Location and Duration: Applications made within Turkey should be submitted to the provincial governorates, while applications made from abroad should be submitted to the relevant Turkish consulates. Domestic applications must be made before the foreigner’s legal stay period expires. Applications must be completed at least 60 days before the expiration of the residence permit. (Implementation Regulation of Law No. 6458, Article 21/1-5)
Duration: Normally, this permit is issued for up to two years, but it may extend to five years in certain cases (e.g., for TRNC citizens and investors). Additionally, those participating in Turkish language courses are granted a residence permit for the duration of the course and may renew it up to twice. (Implementation Regulation, Article 28/2 and Article 28/13)
Legal Basis: This residence permit is regulated under Articles 31-33 of the Law No. 6458 on Foreigners and International Protection, and Articles 28 and 29 of the Implementation Regulation. (Law No. 6458, Articles 31-33; Implementation Regulation, Articles 28-29)
Purpose: It aims to regulate the legal framework for foreigners’ entry, stay, and residence rights in Turkey for temporary purposes and to protect public order and security while supporting the integration process. (Law No. 6458, Articles 31-33)

2.Persons Eligible for a Short-Term Residence Permit and Purposes
Scientific Research (Law No. 6458, Article 31/1-a; Implementation Regulation, Article 28/2): This permit is issued to foreigners who will conduct scientific research in Turkey. For research activities requiring permission, such as archaeological excavations, an authorization from the Ministry of Culture and Tourism or relevant universities is necessary. For research not subject to permission, a declaration is sufficient.
Property Owners (Law No. 6458, Article 31/1-b; Implementation Regulation, Article 28/3): Foreigners who own residential property in Turkey may apply for a residence permit to utilize their property. Family members can also apply for the same permit. The property must be suitable for residential purposes, and the permit is not granted for properties that are not residential in nature.
Business Connections or Entrepreneurship (Law No. 6458, Article 31/1-c; Implementation Regulation, Article 28/4): This permit is issued to foreigners who intend to establish business connections or start a business in Turkey. Applications must include an invitation letter from business partners. For stays exceeding three months, a business establishment certificate is required.
In-Service Training (Law No. 6458, Article 31/1-ç; Implementation Regulation, Article 28/5): Foreigners receiving in-service training at an organization in Turkey may apply for a residence permit valid for the duration of the training. Documents indicating the content and duration of the training must be provided.
Educational or Exchange Programs (Law No. 6458, Article 31/1-d; Implementation Regulation, Article 28/6): Foreigners participating in international student exchange programs (e.g., Erasmus) may receive a residence permit valid for the duration of their studies in Turkey. Students who have completed their insurance procedures are exempt from the health insurance requirement.
Tourism Purposes (Law No. 6458, Article 31/1-e; Implementation Regulation, Article 28/7): Foreigners visiting Turkey for tourism purposes may apply for a residence permit by presenting documents detailing their planned stay, accommodation, and other relevant information.
Medical Treatment (Law No. 6458, Article 31/1-f; Implementation Regulation, Article 28/11): Foreigners receiving treatment at public or private hospitals in Turkey may apply for a residence permit valid for the treatment period. Foreigners covering their own medical expenses are required to have health insurance.
Staying Due to Judicial or Administrative Decisions (Law No. 6458, Article 31/1-g; Implementation Regulation, Article 28/12): This permit is issued to foreigners who are required to stay in Turkey due to judicial or administrative decisions. The duration of the stay is determined in accordance with these decisions.
Other Purposes (Law No. 6458, Article 31/1-h-j; Implementation Regulation, Article 28/13-14): This permit is also available to foreigners participating in educational, internship, or course programs organized by public institutions, those attending Turkish language courses approved by the Ministry of National Education, and graduates who have completed higher education in Turkey.

3.Application Requirements for Short-Term Residence Permit
Application and Documents (Law No. 6458, Article 32/1-a; Implementation Regulation, Article 28): Domestic applications must be submitted to the governorates, while applications made from abroad must be submitted to the relevant consulates. The Directorate General specifies the required documents, which must be fully provided by the applicant. Applicants must present documents showing the duration of their intended stay and accommodation arrangements. (Implementation Regulation, Article 21/1)
Legal Standing (Law No. 6458, Article 32/1-b): Foreigners must not pose a threat to public order and security. Criminal records may be requested. (Law No. 6458, Article 32/1-b; Implementation Regulation, Article 21/6)
Accommodation Requirement (Law No. 6458, Article 32/1-c): Suitable accommodation must be provided and proven by documents such as hotel reservations, lease agreements, or title deeds. (Implementation Regulation, Article 22/7)
Address Declaration (Law No. 6458, Article 32/1-d): It is mandatory to declare the address in Turkey where the applicant will stay, and upon receiving the residence permit, they must register with the address registration system. (Implementation Regulation, Article 22/8)
Health Insurance (Implementation Regulation, Article 28/10): Foreigners must have valid health insurance in Turkey. For those without insurance in Turkey, a private health insurance policy with annual renewal is required. (Implementation Regulation, Article 22/13-14)

4.Application Process and Necessary Documents
E-Residence and Application Timing (Implementation Regulation, Article 21/1, 5): Domestic applications should be submitted to the governorates, while foreign applications should be submitted to consulates through the e-residence system. Applications must be completed at least 60 days before the residence period expires.
Documents for Application: Applicants must submit an application form, passport or equivalent travel document, biometric photo, proof of financial means, health insurance, and proof of payment for required fees. (Law No. 6458, Article 33; Implementation Regulation, Article 21/1-5)

5.Reasons for Rejection, Cancellation, and Non-Renewal of Residence Permit
Rejection Reasons (Law No. 6458, Article 32): Applications will be rejected if the documents are incomplete or requirements are not met. The permit may be canceled if it is misused or if the foreigner poses a threat to public order. (Law No. 6458, Article 32/1)
Cancellation Conditions: Residence permits may be canceled if the foreigner is subject to deportation or entry bans. For certain public health threats, additional health reports may be required. (Implementation Regulation, Article 22/4-5)
Non-Renewal Conditions: Short-term residence permits are not renewed if the reason for residence in Turkey no longer exists. Applications for renewal must be made at least 60 days before the permit expires. (Law No. 6458, Article 33/1; Implementation Regulation, Article 21/6-8)

6.Renewal Process for Short-Term Residence Permit
Renewal Duration: The permit may be extended for up to two years each time, with renewal applications made at least 60 days before expiration. Valid health insurance and proof of sufficient financial means must be submitted. (Law No. 6458, Article 31/2; Implementation Regulation, Article 21/6)
Required Documents: For renewal, valid health insurance, address information, the application form, and the passport, similar to those submitted in the initial application, must be provided. (Implementation Regulation, Article 23)

7.Legal Rights in Case of Rejection or Cancellation
Right to Appeal and File a Lawsuit (Law No. 6458, Articles 80-82): Foreigners whose permits are rejected or canceled have the right to appeal to the Directorate General within 60 days. If the decision remains negative, a lawsuit may be filed in the administrative court.
Administrative Procedures: If there are any deficiencies in the appeal process, the foreigner is given 30 days to resolve them. Applications are finalized within 90 days. (Implementation Regulation, Article 22/1-2)

8.Rejection of Renewal Applications and Legal Process
Rejection Reasons (Law No. 6458, Article 33): Renewal applications may be rejected due to incomplete documentation or procedural errors. (Law No. 6458, Article 33/1)

Right to Appeal and File a Lawsuit: In cases of rejection, a lawsuit may be filed within 60 days. During the appeal process, the foreigner is permitted to stay in Turkey, and the application remains pending until a final decision is reached. (Law No. 6458, Articles 80-82)

9.Transition from Short-Term to Other Types of Residence Permits
Transition Requirements: Foreigners must meet the requirements of the new residence type they wish to transition to. Those transitioning to family residence permits may apply based on marriage or having children. (Law No. 6458, Article 34; Implementation Regulation, Article 23/2-3)
Application and Submission of Documents: Applications are made through the e-residence system, and documents are submitted to the Provincial Directorate of Migration Management. (Implementation Regulation, Article 23/1)

10.Costs for Short-Term Residence Permit Application and Renewal
Costs (Implementation Regulation, Annex 4): The total cost for short-term residence permit applications and renewals varies between approximately 10,000 TL and 12,000 TL for 2024. This amount includes the residence permit card fee (565.00 TL), the residence permit fee (1,040 TL), single-entry visa fee (5,476.00 TL), notary and translation fees (average 1,800 TL), and health insurance costs, which range between 1,000 TL and 4,000 TL, depending on the applicant’s age. For the first month, the residence permit fee is 381.90 TL daily, with the maximum charge capped at 1,962.60 TL.

Fee Payment: The residence permit fee and card payment must be made to designated banks, with receipts submitted with the application. (Implementation Regulation, Article 21/9, Article 23/4)

Keywords: foreigner, short-term residence permit, lawyer, attorney, Tuzla, Istanbul

Important Reminder: The application process for a short-term residence permit involves specific legal requirements and attention to detail. Therefore, it is recommended that foreigners seeking a short-term residence permit in Turkey work with a consultant or lawyer specializing in this field to ensure a smoother application process and avoid potential loss of rights.CONTACT Information for Expert Legal Support.

Read More