2025 Ev Hizmetlerinde Çalışacak Kaçak Yabancılar İçin Göç İdaresine Manuel Başvuru Nasıl Yapılır?Başvuru Süreci Nasıl İşler?

Giriş

Kimler bu düzenlemeden yararlanabilir? 2025 yılında yürürlüğe giren düzenleme, Türkiye’de vize veya ikamet süresi dolduğu hâlde kalan ve “kaçak” durumuna düşen yabancıların çocuk, yaşlı veya hasta bakımı gibi ev hizmetlerinde yasal olarak çalışabilmelerinin önünü açmıştır.
Ancak bu düzenleme genel bir af değildir; yalnızca belirli şartları taşıyan kişiler için geçerlidir. Türkiye’ye pasaportla yasal giriş yapan, geri gönderme merkezine düşmemiş ve ev hizmetlerinde çalışacağını belgeleyen yabancılar bu imkândan yararlanabilir. Bu süreçte en önemli aşama ise, otomatik sistemden randevu alınamadığında yapılması gereken manuel randevu başvurusudur. Bu başvuru, sürecin ilk ve en kritik adımıdır.

A. Randevu Aşaması: Manuel Başvuru Talebi Nasıl Yapılır?

1. E-İkamet Hata Ekranı Alınması

Başvuru sistemi üzerinden online randevu alınamadığında sistem bir hata ekranı gösterir. Bu ekran görüntüsünün alınması zorunludur. Çünkü Göç İdaresi, manuel başvuru talebinde online randevunun gerçekten mümkün olmadığını görmek ister. Ekran görüntüsünü (screenshot) çıktısını alarak dosyaya eklemelisiniz.

2. Manuel Randevu Talep Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Bu dilekçe, başvurunun resmi talebidir. İçeriğinde şu bilgiler yer almalıdır:

Yabancının adı, soyadı ve pasaport numarası, Türkiye’ye giriş tarihi ve giriş kaşesi bilgisi, İşverenin adresi ve iletişim bilgileri, çalışma amacı (çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi), online sistemden neden randevu alınamadığı açıklaması, dilekçenin eksiksiz ve açık yazılması başvurunun olumlu sonuçlanması için önemlidir.

3. Başvuru Yeri: Fatih İl Göç İdaresi

İstanbul’da ev hizmetleri kapsamındaki tüm manuel başvurular sadece Fatih İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yapılır. Yabancı kişi veya onun vekili olan avukat şahsen başvuruda bulunmalıdır. Posta yoluyla ya da başka ilçe müdürlüklerine yapılan başvurular geçersiz sayılır.

4. Teslim Edilecek Evrak Paketi

Manuel randevu talebi sırasında teslim edilmesi gereken belgeler şunlardır:

Noter onaylı taahhütname (aslı ve fotokopisi)

E-ikamet hata ekranı çıktısı

Randevu talep dilekçesi

Pasaport fotokopisi ve giriş kaşesi

İşveren ve yabancının iletişim bilgileri

Eksik belge verilmesi, başvurunun reddedilmesine yol açabilir.

5. SMS ile Randevu Bildirimi

Başvuru kabul edildiğinde, Göç İdaresi başvuru formunda belirtilen telefon numarasına bir SMS gönderir. Bu SMS’te randevunun tarihi ve saati yer alır. Bu tarih geldiğinde yabancı ve işveren birlikte Göç İdaresi’ne gitmelidir.

B. Randevu Günü: Belgelerin Şahsen Teslimi

1. Kimler Katılmalı?

Randevu gününde hem yabancının hem de işverenin birlikte hazır bulunması gerekir. İşveren gelemeyecekse, uygulamada genellikle 30 gün içinde eksikliği tamamlaması için süre verilir.

2. Dosya Kontrolü: Yabancı ve İşveren Evrakları

Randevu günü iki ayrı dosya hazırlanmalıdır:

Yabancı Dosyası: Pasaportun aslı, Biyometrik fotoğraflar, Özel sağlık sigortası, Yerleşim yeri belgesi, Giriş kaşesi, Başvuru formu

İşveren Dosyası: Noter taahhütnamesi, Dilekçe, Yerleşim belgesi, Fatura, Vukuatlı nüfus kayıt örneği, Gelir belgeleri, SGK hizmet dökümü, Kimlik belgesi

3. Biyometrik İşlemler

Göç İdaresi’nde yabancının parmak izi alınır ve fotoğraf çekilir. Bu işlem, kimlik doğrulamanın bir parçasıdır.

4. Harç ve Ücret Ödemeleri

Başvuru sırasında memur, ikamet harcı, tek giriş vize harcı ve kart bedeli hakkında bilgilendirme yapar. Ödeme çoğunlukla vergi dairesine ya da anlaşmalı bankalara yapılır. Makbuzların dosyaya eklenmesi gerekir.

5. Başvuru Kaydı ve Eksik Evrak Prosedürü

Başvuru tamamlandığında sistemde kayıt oluşturulur ve bir başvuru numarası verilir. Eğer belgelerde eksik varsa tamamlanması için süre verilir. Bu süre içinde eksik tamamlanmazsa başvuru reddedilir.

C. Başvuru Sonrası: İkamet İzni Kararı ve Kart Teslimi

Dosya Göç İdaresi tarafından incelenir.

Uygun bulunursa kısa dönem ikamet izni onaylanır.

İkamet kartı PTT kargo ile adrese gönderilir. Süreç boyunca SMS bilgilendirmesi yapılabilir.

İkamet kartı çıktıktan sonra, işveren e-Devlet üzerinden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı sistemine girerek çalışma izni başvurusunu tamamlar.

Önemli: İkamet izni olmadan çalışma izni başvurusu yapılamaz. Bu nedenle ikamet kartının alınması zorunlu ilk aşamadır.

D. Sık Sorulan Sorular ve Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar

“Online randevu alınamazsa süreç iptal olur mu?” → Hayır, manuel başvuru yapılabilir.

“SMS gelmezse ne olur?” → Göç İdaresi ile iletişime geçilmelidir.

“Eksik belge ile başvuru yapılırsa?” → Belirli bir süre içinde tamamlanmazsa dosya reddedilir.

“İkamet izni olmadan çalışma izni alınır mı?” → Hayır, mutlaka önce ikamet izni onaylanmalıdır.

Sonuç

Ev hizmetlerinde çalışacak yabancılar için manuel Göç İdaresi başvuru süreci, yüzeyde basit görünse de son derece detaylı ve teknik bir prosedürdür. Küçük bir hata bile (örneğin giriş kaşesinin okunmaması, noter taahhütnamesinin eksik imzalanması veya gelir belgesinin kaşesiz sunulması) başvurunun reddine neden olabilir.
Bu nedenle, tüm evrakların eksiksiz hazırlanması ve sürecin baştan sona profesyonel bir yabancılar hukuku avukatı tarafından yürütülmesi en güvenli yöntemdir. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Ev hizmetlerinde yabancı bir çalışan için manuel Göç İdaresi başvurusu yapmak, yalnızca birkaç form doldurmakla sınırlı olmayan; yabancılar hukuku, idare hukuku ve çalışma mevzuatının birlikte uygulandığı karmaşık bir süreçtir. Küçük bir hata —örneğin pasaport süresinin kontrol edilmemesi, giriş kaşesinin okunamaması, noter taahhütnamesinin eksik hazırlanması veya gelir belgesinin usule uygun olmaması— başvurunun reddiyle sonuçlanabilir.

Bu nedenle, sürecin başından sonuna kadar uzman bir avukat tarafından yürütülmesi büyük önem taşır. Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Kadıköy, Beykoz, Üsküdar ve Gebze gibi yabancı istihdamının yoğun olduğu bölgelerde her başvuruda farklı uygulamalar ve prosedürel detaylar ortaya çıkabilir. Deneyimli bir avukat, bu farklılıkları önceden bilir, süreci hatasız planlar ve olası riskleri en baştan ortadan kaldırır.

Avukat desteği ile:

Yabancının yasal giriş, GGM kaydı veya şartlı giriş gibi riskli durumları önceden tespit edilir.

Manuel başvuru dilekçesi, noter taahhütnamesi ve gelir belgeleri hukuka uygun şekilde hazırlanır.

SMS bildirimi, randevu takibi, eksik evrak tamamlama ve itiraz süreçleri profesyonelce yönetilir.

Sonuç olarak, ikamet izni alınması ve ardından çalışma izni başvurusunun sorunsuz yapılabilmesi için uzman bir avukatla çalışmak, yalnızca ret riskini ortadan kaldırmakla kalmaz; sürecin daha hızlı, güvenli ve mevzuata uygun şekilde tamamlanmasını sağlar. Özellikle ev hizmetlerinde yabancı istihdamı planlayanlar için profesyonel hukuki destek, başarılı bir sonuca ulaşmanın en etkili yoludur.

Read More

2025 Yabancıların Ev Hizmetlerinde Çalışma İzni Başvurusu Öncesi Kontrol Listesi ve Gerekli Belgeler Rehberi

Ev hizmetlerinde (çocuk, yaşlı veya hasta bakımı gibi) yabancı bir çalışan istihdam etmek isteyen kişiler için başvuru süreci, yalnızca belgelerin hazırlanmasından ibaret değildir. Başvuru yapılmadan önce yerine getirilmesi gereken yasal ön koşullar ve tamamlanması gereken ayrıntılı belge hazırlığı aşamaları vardır. Bu rehber, başvurunun reddedilmemesi ve sürecin sorunsuz ilerlemesi için gerekli tüm adımları ayrıntılı şekilde açıklar.

A. Başvuru Öncesi Ön Uygunluk Kontrolleri

Başvuru yapılmadan önce aşağıdaki koşulların eksiksiz sağlanması, dosyanın kabul edilmesi açısından kritik öneme sahiptir:

1. Yasal Giriş Şartı

Yabancının Türkiye’ye pasaportla ve resmi yollarla giriş yapmış olması zorunludur. Pasaporttaki giriş kaşesi açıkça görünür ve okunabilir olmalıdır. Kaçak yollarla giriş yapan veya giriş kaydı olmayan kişilerin başvuruları kesinlikle kabul edilmez.

2. Kaçaklık Durumu ve Engeller

Başvuru yapılacak yabancı hakkında herhangi bir idari veya adli engel bulunmamalıdır. Özellikle aşağıdaki durumlar başvurunun reddedilmesine neden olur:

Yabancı daha önce geri gönderme merkezinde tutulmuşsa,

Şartlı giriş kaydı varsa,

Tahdit kodu veya adli sicil engeli bulunuyorsa.

Bu tür durumlar varsa başvuru öncesinde hukuki danışmanlık alınması önerilir.

3. Pasaport Süresi

Başvuru sırasında pasaportun en az 8 ay daha geçerli olması gerekir. Süresi kısa olan pasaportlarla yapılan başvurular işleme alınmaz.

4. Faaliyet Alanı – Sadece Ev Hizmetleri

Af düzenlemesi sadece ev hizmetleri kapsamında yapılan çalışmalara yöneliktir. Aşağıdaki üç alan dışında kalan başvurular reddedilir:

12 yaş altı çocuk bakımı, 65 yaş üzeri yaşlı bakımı ve Her yaşta hasta bakımı.

Erkek çalışanlar için yalnızca 65 yaş üstü bireylerin bakımı kabul edilir. Bu durumda sağlık raporu sunulması zorunludur. 85 yaş ve üzeri bakımında ise sağlık raporu uygulamada istenmeyebilir.

5. İşverenin Gelir Düzeyi

İşverenin yabancıyı istihdam edecek mali yeterliliğe sahip olduğunu ispatlaması gerekir. Bu nedenle gelir düzeyinin asgari ücretin en az 4 katı olması gerekir. Uygulamada bazı göç idareleri son 6 aylık düzenli ~110.000 TL gelir beyanı isteyebilmektedir.

6. Yetkili Başvuru Birimi

İstanbul’da ev hizmetlerinde çalışacak yabancılar için başvurular yalnızca Fatih İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yapılır. Diğer ilçe müdürlükleri bu tür başvuruları kabul etmez.

B. Belge Hazırlığı Aşaması

Başvuru sürecinin en önemli adımlarından biri de belgelerin eksiksiz hazırlanmasıdır. Belgelerdeki en küçük eksiklik dahi başvurunun reddedilmesine yol açabilir. Belgeler iki ana grupta toplanır: yabancıya ait belgeler ve işverene ait belgeler.

a. Yabancı (Çalışan) Tarafından Hazırlanacak Belgeler

Pasaport ve Son Giriş Kaşesi Fotokopisi : Pasaportun geçerliliği en az 8 ay olmalı. Türkiye’ye giriş sayfası (giriş kaşesi) okunaklı şekilde kopyalanmalıdır.

Biyometrik Fotoğraf : Dijital formatta ve ayrıca 8 adet baskı halinde olmalıdır. Beyaz arka planlı, güncel (son 6 ay içinde çekilmiş) ve biyometrik standartlara uygun olmalıdır.

İkamet Başvuru Formu / Dilekçe : Randevu tarihine göre hazırlanır. Yabancının kimlik bilgileri, adresi ve başvuru amacı detaylı şekilde belirtilir.

Yıllık Özel Sağlık Sigortası : İkamet izni aşamasında zorunlu olarak ibraz edilmelidir. Sigorta süresi en az 1 yılı kapsamalı ve Türkiye’de geçerli olmalıdır.

Yerleşim Yeri Belgesi : Yabancının Türkiye’de nerede ikamet ettiğini gösteren belge. Kira sözleşmesi veya noter onaylı ikamet taahhütnamesi kabul edilir. Noter onaylı ikamet taahhütnamesi, yabancı kişinin Türkiye’de ikamet edeceği adrese ilişkin bir “yerleşim izni beyanı”dır ve bunu ev sahibi ya da konutu kullandıran kişi düzenlemelidir.

Anne – Baba İsimleri : Başvuru formunun ilgili alanlarında mutlaka doldurulmalıdır. Eksik bilgi başvurunun geri çevrilmesine neden olabilir.

Adli Sicil Kaydı(Bazı durumlarda) : Bazı dosyalarda talep edilmektedir. Eğer istenirse, yabancının Türkiye’de işlediği herhangi bir suçun olmadığını gösteren belge sunulmalıdır.

Vekâletname(Avukat aracılığıyla başvuru yapılacaksa) : Yabancı kişinin bir avukata yetki vermesi için noter tasdikli vekâletname düzenlemesi gerekir.

b. İşverenden (Destekleyiciden) İstenen Belgeler

Ev hizmetlerinde çalışacak yabancı için işverenin (destekleyicinin) de hazırlaması gereken belgeler bulunmaktadır. Bu belgeler işverenin mali yeterliliğini, adres uyumunu ve yükümlülüklere bağlılığını kanıtlar:

Noter Onaylı Taahhütname: Ev hizmetlerine özel düzenlenmeli, genellikle eş ile birlikte imzalanır.

Dilekçe: Çalışanın görev tanımı, adres, çalışma süresi ve işyeri bilgilerini içermelidir.

Yerleşim Yeri Belgesi: Hem işveren hem de bakımı yapılacak kişi için.

Fatura (Elektrik/Su/Doğalgaz): Adresin teyidi için sunulur.

Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği: İşveren ve bakılacak kişiye ait.

Gelir Belgeleri (6–12 Ay): Banka hesap ekstresi (şube kaşeli, imzalı + imza sirküleri), Maaş bordrosu ve/veya vergi beyannamesi

Gelir Koşulu: Aylık gelir asgari ücretin 4 katı olmalı (~110.000 TL).

SGK Hizmet Dökümü: Karekodlu olarak ibraz edilmeli.

Kimlik Fotokopisi: Aslı randevu esnasında sunulmalıdır.

Noter Taahhütname İçeriği (Özet):
Çalışma ve ikamet başvurularının yapılacağı, SGK tescil ve prim ödemelerinin zamanında gerçekleştirileceği, adres ve değişiklik bildirimlerinin süresinde yapılacağı, ev hizmeti dışında çalıştırılmayacağı, mevzuat ihlallerinden doğan tüm ceza ve giderlerin üstlenileceği ve Göç İdaresi bildirimlerinin eksiksiz yapılacağı taahhüt edilir.

Sonuç: Başvuru Öncesi Hazırlık Başarının Anahtarıdır

Ev hizmetlerinde çalışacak yabancıların ikamet veya çalışma izni başvurusunun kabul edilmesi, tamamen bu ön koşulların eksiksiz yerine getirilmesine bağlıdır. Yasal girişten pasaport süresine, faaliyet alanından işverenin gelir durumuna kadar her bir unsur titizlikle kontrol edilmelidir. Belgelerin doğru ve eksiksiz hazırlanması, hem başvurunun daha kısa sürede sonuçlanmasını sağlar hem de ret riskini ortadan kaldırır.

Unutulmamalıdır ki, her dosyanın şartları farklı olabilir. Bu nedenle özellikle GGM kaydı, şartlı giriş, gelir belgesi eksikliği veya pasaport süresi gibi riskli durumlarda sürecin profesyonel bir yabancılar hukuku avukatı ile yürütülmesi başvurunun olumlu sonuçlanması açısından büyük önem taşır. bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Ev hizmetlerinde yabancı çalışan istihdamı için yapılan ikamet veya çalışma izni başvuruları, yalnızca belge tesliminden ibaret olmayan; yabancılar hukuku, idare hukuku, iş hukuku ve uluslararası mevzuatın iç içe geçtiği son derece teknik bir süreçtir. Başvuru öncesi uygunluk şartlarının doğru değerlendirilmemesi ya da belgelerde yapılacak küçük bir hata, başvurunun reddedilmesine, yabancının “kaçak statüsüne düşmesine”, hatta sınır dışı edilmesine kadar gidebilecek ciddi sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle sürecin başından sonuna kadar profesyonel bir avukat ile ilerlemek, başvurunun olumlu sonuçlanması açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Gebze, Kartal, Maltepe ve Kadıköy gibi yoğun yabancı nüfusa sahip bölgelerde, başvuru süreci uygulamada farklılıklar gösterebilir. Uzman bir avukat, hem bu yerel uygulamaları yakından bilir hem de dosyanın en doğru stratejiyle ilerlemesini sağlar.

Avukat desteği sayesinde: Yabancının giriş kayıtları, GGM veya şartlı giriş durumu önceden tespit edilir ve olası riskler ortadan kaldırılır. Tüm belgeler hukuka uygun şekilde hazırlanır ve eksiksiz biçimde dosyaya eklenir. Ret durumunda idari itiraz ve dava süreçleri profesyonelce yürütülür.

Sonuç olarak, başvurunun her aşamasında uzman desteği almak, yalnızca ret riskini en aza indirmekle kalmaz, aynı zamanda sürecin daha hızlı ve güvenli şekilde tamamlanmasını da sağlar. Bu nedenle ev hizmetlerinde yabancı çalışan başvurularında uzman bir avukatla çalışmak, en doğru ve güvenli yaklaşımdır.

Read More

Ev Hizmetlerinde Yabancı Çalışma Başvurularında Sık Yapılan Hatalar ve Ret Nedenleri (Af Kapsamında)

Ev hizmetlerinde yabancı bir çalışan için ikamet veya çalışma izni başvurusu yapmak, yüzeyde basit görünse de aslında son derece teknik ve çok adımlı bir süreçtir. Belgelerde yapılacak küçük bir hata veya usule aykırılık, başvurunun reddedilmesine veya yabancının sınır dışı edilmesine kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir. Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan hatalar ve bunların neden başvuru reddine yol açtığı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır:

1. Pasaport Süresinin 8 Aydan Kısa Olması

Göç İdaresi, yabancı uyrukluların Türkiye’de yasal ikamet veya çalışma izni alabilmesi için pasaportlarının en az 8 ay geçerli olmasını şart koşar. Pasaport süresi kısa olan yabancılar, başvuru öncesinde pasaportlarını yenilemezlerse başvuruları doğrudan reddedilir. Çünkü oturma ve çalışma izinleri genellikle en az 6-12 ay süreyle verilir ve pasaportun bu süre boyunca geçerliliğini koruması gerekir. Bu nedenle başvuru öncesinde mutlaka pasaport geçerliliği kontrol edilmeli, süresi kısa ise yenilenmeden başvuru yapılmamalıdır.

2. Yasal Giriş Kaşesinin Olmaması veya Okunmaması

Başvurunun en temel şartlarından biri, yabancının Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapmış olmasıdır. Pasaportta giriş kaşesinin olmaması veya okunamayacak kadar silik olması durumunda, Göç İdaresi kişinin girişini tespit edemez ve başvuruyu reddeder. Aynı şekilde giriş belgesinin fotokopisi okunaklı değilse bu da eksik evrak sayılır. Bu nedenle pasaport giriş kaşesi net bir şekilde görünmeli ve okunaklı fotokopisi sunulmalıdır. Eksik veya silik kaşeler için ilgili ülkenin konsolosluğundan teyit belgesi alınabilir.

3. Geri Gönderme Merkezi Kaydı veya Şartlı Giriş Durumu

Eğer yabancı daha önce geri gönderme merkezinde kalmışsa ya da şartlı giriş yaptıysa, bu durum başvurunun reddedilmesine neden olabilir. Çünkü bu kişiler, Türkiye’deki yasal ikamet haklarını ihlal etmiş sayılırlar. Göç İdaresi, bu tür kayıtları otomatik olarak sistemden tespit eder ve çoğu durumda ikamet/çalışma izni taleplerini kabul etmez. Bu yüzden başvuru öncesinde yabancının GGM kaydı veya şartlı giriş durumu araştırılmalı, varsa hukuki yollarla kaldırılması için avukat desteği alınmalıdır.

4. Gelir Eşiğinin Belgelerle İspat Edilememesi

İşverenin gelir düzeyi, yabancıyı çalıştırabilme kapasitesinin en önemli göstergesidir. Mevzuata göre, işverenin aylık gelirinin en az asgari ücretin dört katı olması gerekir. Ancak birçok başvuru, gelir belgelerinde banka kaşesi, yetkili imzası veya imza sirküleri olmadığı için reddedilmektedir. Sistem, resmi olmayan belgeleri geçersiz sayar. Banka hesap dökümleri mutlaka ıslak imzalı ve kaşeli olmalı, imza sirküleri dosyaya eklenmelidir. Ayrıca gelir düzenli ve son 6 ayı kapsamalıdır.

5. Taahhütnamenin Uygun Hazırlanmaması

İşverenin noter huzurunda düzenlemesi gereken taahhütname, en kritik belgelerden biridir. Sıkça yapılan hatalar: Taahhütnamenin ev hizmetlerine özel düzenlenmemesi, eş imzasının eksik olması (uygulamada zorunlu tutulabilir), eksik veya yanlış bilgiler içermesi, Bu durumlarda Göç İdaresi başvuruyu eksik sayar ve işleme almaz. Dolayısıyla taahhütname mutlaka ev hizmetleri amacıyla düzenlenmeli, eş tarafından da imzalanmalı ve noter onaylı olmalıdır.

6. Biyometrik Fotoğraf Standartlarının Karşılanmaması

Başvurularda biyometrik fotoğrafın teknik özellikleri önemlidir. Beyaz fonlu, güncel, yüz netliği yüksek ve uygun boyutlarda olmayan fotoğraflar kabul edilmez. Özellikle eski vesikalık veya düşük çözünürlüklü fotoğraflar sistem tarafından reddedilir. Fotoğraflar mutlaka son 6 ay içinde çekilmiş, biyometrik standartlara uygun olmalıdır (35×45 mm, beyaz arka plan, yüz net şekilde görünür).

7. Harç Dekontlarının Zamanında Sunulmaması

İkamet ve çalışma izni başvurularında ödenmesi gereken başvuru harcı, vize harcı ve kart bedeli gibi ücretler zamanında ödenmezse dosya işleme alınmaz. Bazı başvurular, yalnızca dekontun geç teslim edilmesi nedeniyle reddedilmektedir. Tüm harçlar başvuru günü veya en geç verilen süre içinde yatırılmalı ve dekontlar eksiksiz şekilde dosyaya eklenmelidir.

8. Adres Belgeleri ile Fatura Adresinin Uyuşmaması

Göç İdaresi, başvuru sırasında sunulan ikametgâh belgesi, fatura ve kira sözleşmesi gibi belgelerin aynı adresi göstermesini ister. Adres uyuşmazlığı varsa, dosya eksik sayılır ve ret kararı verilir. Tüm belgelerde adres bilgileri birebir aynı olmalı, farklılık varsa güncel belgelerle düzeltilmelidir.

9. Erkek Çalışan İçin 65+ Bakım Raporunun Sunulmaması

Ev hizmetlerinde erkek çalışan istihdamı, sadece 65 yaş üstü bireylerin bakımı için mümkündür. Bu durumda, bakımı yapılacak kişinin sağlık raporu sunulmadığında başvuru otomatik olarak reddedilir. Erkek çalışan başvurularında mutlaka bakılacak kişiye ait resmi sağlık raporu dosyada yer almalıdır.

10. Eksik Evrak Yazısında Belirtilen Sürenin Kaçırılması

Göç İdaresi eksik evrak tespit ettiğinde genellikle 30 günlük süre tanır. Bu süre içinde eksik belgeler tamamlanmazsa dosya doğrudan reddedilir. Pek çok başvuru, bu süre gözden kaçırıldığı için olumsuz sonuçlanmaktadır. Eksik evrak yazısı dikkatle takip edilmeli, belirtilen süre dolmadan belgeler tamamlanmalıdır.

Sonuç

Ev hizmetlerinde yabancı çalıştırma başvurularının reddedilmesinin büyük kısmı, aslında küçük ama kritik detaylara dikkat edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Pasaport süresinden adres uyumuna, fotoğraf standardından noter taahhütnamesine kadar her belge titizlikle hazırlanmalı ve zamanında sunulmalıdır.

Her başvurunun kendine özgü koşulları olabileceğinden, özellikle GGM kaydı, şartlı giriş veya gelir belgesi gibi karmaşık durumlarda profesyonel bir yabancılar hukuku avukatı ile çalışmak, sürecin sorunsuz tamamlanması ve ret riskinin minimuma indirilmesi açısından hayati önem taşır. Bir makale önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Ev hizmetlerinde yabancı çalıştırma başvuruları, sadece birkaç form doldurulmasından ibaret değildir; aksine, yabancılar hukuku, iş hukuku, idare hukuku ve uluslararası mevzuatın iç içe geçtiği son derece teknik bir süreçtir. En küçük bir belge eksikliği veya usul hatası, yalnızca başvurunun reddine değil, aynı zamanda yabancının “kaçak statüsüne düşmesine”, idari para cezalarına maruz kalmasına veya sınır dışı edilmesine kadar varan ciddi sonuçlar doğurabilir.

Uzman bir avukat desteği almak bu noktada üç temel sebeple hayati önem taşır:

Mevzuata Uygunluk ve Süreç Yönetimi:
Her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Uzman avukat, başvuruya konu kişinin geçmiş kayıtlarını, giriş-çıkış bilgilerini, GGM veya şartlı giriş gibi riskli durumları önceden tespit ederek sürecin en başından itibaren hukuka uygun şekilde yönetir. Böylece olası ret riskleri daha baştan bertaraf edilir.

Belge Hazırlığında Profesyonel Denetim:
Başvuru dosyasında yer alan pasaport, taahhütname, gelir belgeleri, sağlık raporu, adres belgeleri gibi evrakların eksiksiz ve usule uygun hazırlanması gerekir. Avukat, bu belgeleri hukuki açıdan kontrol eder ve gerektiğinde ilgili kurumlarla iletişime geçerek resmi onayların eksiksiz tamamlanmasını sağlar.

İtiraz ve Yargı Sürecinde Etkin Temsil:
Her şeye rağmen başvurunun reddi veya sınır dışı kararı söz konusu olursa, idari itiraz ve dava süreçleri devreye girer. Bu aşamada hukuki dilekçelerin hazırlanması, sürelerin takibi ve savunma stratejisinin oluşturulması yalnızca alanında uzman bir avukat tarafından sağlanabilir.

Sonuç olarak, özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Kadıköy, Maltepe, Gebze gibi bölgelerde ev hizmetlerinde yabancı çalıştırma izni almak isteyen işverenlerin ve yabancı çalışanların, bu teknik süreci kendi başlarına yürütmeye çalışmaları çoğu zaman ciddi hatalarla sonuçlanmaktadır. Başvurunun ilk adımından karar aşamasına kadar sürecin her safhasında bir yabancılar hukuku uzmanı avukatla çalışmak, hem zaman hem de hukuki güvenlik açısından en doğru yaklaşımdır.

Read More

2025 Kaçak Yabancılara Af Var mı? | Ev Hizmetlerinde Çalışanlar İçin Yeni İkamet ve Çalışma İzni Düzenlemesi

Giriş
Türkiye’de yabancıların ikamet ve çalışma izinlerine ilişkin düzenlemeler, göç hareketliliği ve ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli değişmektedir. Özellikle vize veya ikamet süresi sona erdiği hâlde ülkede kalan yabancıların sayısındaki artış, hem kamu otoriteleri açısından kontrol ve denetim sorunları doğurmakta hem de işgücü piyasasında kayıt dışı istihdamı artırmaktadır. Bu durum, uzun süredir üzerinde çalışılan bir çözüm arayışını beraberinde getirmiş ve 2025 yılında ev hizmetlerinde çalışan yabancılara yönelik özel bir düzenlemenin hayata geçirilmesine neden olmuştur. Kamuoyunda “af” olarak adlandırılan bu uygulama, aslında genel bir af niteliği taşımamakta; yalnızca belirli şartları taşıyan yabancılara yasal statüye geçişte kolaylık sağlamayı amaçlayan istisnai bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygulama, hem işverenleri ve çalışanları kayıt içine almayı hem de çocuk, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinde çalışan yabancılar için daha sürdürülebilir bir yasal çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir.

1. Düzenlemenin Gerekçesi ve Amaçları

Türkiye’de ikamet ya da çalışma izni süresi dolmuş olan, süresi bittikten sonra kalışını yasal statü olmadan sürdüren yabancılar (vize veya ikamet ihlali) için çözüm arayışı uzun süredir gündemdedir.

Bu düzenlemenin adı “af” olsa da, pratikte genel bir af değil, yalnızca belli şartları taşıyan yabancılara sınırlı kolaylık sağlayan istisnai bir düzenleme olarak anılmaktadır.

Ana amaç: çalışanları ve işverenleri kayıt içine çekmek; ev hizmetlerinde çalışanların yasal statü kazanmasını kolaylaştırmak; kaçak durumun yol açtığı cezai/uygulama sorunlarını hafifletmek.

2. Düzenlemenin Kapsamı: Kimler Yararlanabilir?

ŞartAçıklama
Ev hizmetlerinde çalışıyor / çalışacak olmaÇocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi ev işleri ile sınırlı olduğu belirtilmektedir.
Türkiye’ye yasal giriş yapılmış olmasıDüzenlemeden faydalanabilmek için ilk girişin sınır kapısından, pasaportla vs. yasal bir girişle yapılmış olması şart koşulmaktadır.
Pasaport geçerliliğiBaşvuru sırasında pasaportun en az 8 ay geçerli olması şartı yaygın olarak ifade edilmektedir.
Sabıka kaydı / geri gönderme merkezi kaydı olmama/tahdit kodunuzun bulunmamasıAdli sicil kaydı olmamalı ve tahdit kodunuzun bulunmaması
İkamet/çalışma izni başvurusunun daha önce reddedilmiş olması durumu2025 yılında ikamet/çalışma izni başvurusunda bulunmuş ve ret alanların başvuruları aftan yararlanamıyor. Ancak 2024 yılı ve öncesinde başvurusu reddedilen ve sonrasında kaçak kalan yabancılar aftan faydalanabilmektedir.
Ev hizmeti dışındaki alanlarda çalışma isteği olmamasıSadece ev hizmetleri kapsamındaki işlerde çalışacak olma şartı verilmiş; başka sektörlerde çalışan kaçaklara bu düzenlemenin uygulanmayacağı belirtilmiştir.    

3. İşverene Ait İddia Edilen Kriterler

KriterAçıklama / KaynakNotlar / Tartışmalar
Noter onaylı taahhütnameİşverenin, çalıştıracağı yabancıyla ilgili taahhütnameyi noter huzurunda vermesi gerektiği ifade edilmektedir.Bu taahhütnameyle işveren, başvuru sürecindeki yükümlülüklerini kabul ediyor görünmektedir.
Aylık gelir şartıİşverenin aylık geliri en az asgari ücretin dört katı olmalıBu tutarın sabit olup olmadığı, hangi gelir kalemlerinin dikkate alındığı belirsizdir.
SGK yükümlülüğü / prim ödeme garantisiEv hizmetlerinde çalışacak yabancılar için işverenin sosyal güvenlik primlerini tam ve düzenli olarak ödemesi şart olacağı belirtilmektedirBu kriter, işverenin mali yeterliliğini gösterebilmesini amaçlamaktadır.
Bakılacak kişinin sağlık / bakım ihtiyacı belgesiEv hizmeti çalıştırılacak kişinin (yaşlı, hasta, çocuk) bakıma muhtaç olduğunu ispatlayan sağlık raporu gibi belge istenmektedir.Bu belge, hizmetin meşruiyetini gösterme amacı taşır.
İkamet adresi ve işveren / bakım alanı uyumuİşverenin ve çalıştırılacak yabancının ikamet adresi, bakım yapılacak kişiyle aynı il/ilçede olmalı gibi şartlar ileri sürülmektedir.
İşverenin mali güce sahip olmasıBazı kaynaklarda işverenin, asgari ücret düzeyinde ödeme yapabilecek mali güce sahip olması şartı yer alır.
Pasaport / kimlik doğrulama yükümlülükleriİşverenin yabancı çalışana ait pasaport, kimlik ve ikamet bilgilerini sağlaması beklenir.Bu yükümlülük, usule ilişkin doğrulama işlevi taşır.

Sonuç:
Sonuç olarak, 2025 yılında getirilen düzenleme, hem göç hukukunun gelişen ihtiyaçlarına cevap vermekte hem de belirli koşulları sağlayan yabancılar açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Ev hizmetlerinde çalışan yabancıların yasal statüye kavuşması, kayıt dışı istihdamın azaltılması ve işverenlerin hukuki yükümlülüklerinin netleştirilmesi açısından bu düzenleme stratejik bir adım olarak değerlendirilmelidir. Ancak uygulamanın kapsamı oldukça sınırlı olup yalnızca belli niteliklere sahip kişilere yöneliktir; bu nedenle başvuru sürecinde şartların dikkatle incelenmesi ve tüm prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesi büyük önem taşır. Özellikle pasaport geçerliliği, yasal giriş, sabıka durumu ve çalışma alanı gibi kriterlere uyulmadığı takdirde başvuruların reddedilmesi veya geri gönderme riskinin ortaya çıkması mümkündür. Bu nedenle, sürecin uzman bir avukat desteğiyle yürütülmesi hak kayıplarını önleyecek ve düzenlemenin sağladığı avantajlardan en verimli şekilde yararlanılmasını sağlayacaktır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

2025 yılında yürürlüğe konulan ev hizmetlerinde çalışan yabancılara yönelik düzenleme, görünüşte basit bir “af” uygulaması gibi görünse de, aslında çok katmanlı bir hukukî süreçtir. Başvuru süreci; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu, ilgili yönetmelikler ve Göç İdaresi’nin iç düzenlemeleriyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle, küçük bir eksiklik ya da hatalı belge bile başvurunun reddi, idari para cezası veya geri gönderme merkezine sevk edilme gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Ayrıca düzenlemenin kapsamı dar ve şartları oldukça teknik olduğundan, her yabancının durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Örneğin; pasaport süresinin yeterli olmaması, ilk girişin yasal yollarla yapılmamış olması, sabıka kaydının bulunması ya da işveren gelirinin yeterli olmaması gibi durumlar doğrudan olumsuz sonuç doğurabilir. Bunlara ek olarak işveren tarafından sunulacak taahhütnamenin hukuka uygun hazırlanması, gelir ve SGK belgelerinin eksiksiz sunulması ve bakım ihtiyacının belgelerle ispatlanması gibi teknik ayrıntılar profesyonel destek gerektirir.

Tüm bu nedenlerle, sürecin başından itibaren yabancılar hukuku alanında uzman bir avukatla çalışmak hem başvurunun reddedilme riskini en aza indirir hem de yasal hakların en geniş şekilde kullanılmasını sağlar. Avukat desteği, başvuru belgelerinin doğru hazırlanmasından itiraz ve dava yollarının zamanında işletilmesine kadar tüm süreçte stratejik bir avantaj sağlar ve yabancıların yasal statüye sorunsuz geçişini mümkün kılar.

Read More

Yabancılar Hakkında İdari Gözetim: Tanımı, Karar Süreci, Süresi ve Usuli Güvenceler

Giriş

Bu çalışma, avukatların talebi üzerine “idari gözetim” kurumunun tanımı, karar süreci, süresi ve sona erme hallerini, sunulan akademik literatür çerçevesinde analiz etmektedir. İdari gözetim, ceza hukuku alanındaki tedbirlerden farklı olarak, hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların, bu kararın icrası amacıyla kişi özgürlüklerinin idare hukuku kapsamında kısıtlandığı bir tedbir olarak tanımlanmaktadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) öncesinde yasal bir zemine oturtulmamış olan bu uygulama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarına neden olmuştur. YUKK’un yürürlüğe girmesiyle birlikte idari gözetimin şartları, süresi, itiraz yolları ve usuli güvenceleri yasal bir çerçeveye kavuşturulmuştur.

1. İdari Gözetim Kararının Tanımı, Hukuki Niteliği ve Şartları

İdari gözetim, bir “müeyyide” (yaptırım) değil, sınır dışı etme işleminin gerçekleştirilebilmesi için başvurulan bir “tedbir” olarak kabul edilir. Bu tedbir, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını doğrudan kısıtladığı için istisnai nitelikte olup son çare olarak başvurulması gereken bir yoldur. Çeşitli uluslararası kurumlar sığınmacıların idari gözetim altına alınmasının daima son çare olarak başvurulabilecek istisnai bir tedbir olması gerektiğini vurgulamaktadırlar” (911074).

YUKK uyarınca, hakkında sınır dışı etme kararı alınan her yabancı idari gözetime alınmaz. Karar verilebilmesi için kanunda sayılan belirli şartların varlığı aranır. İdari gözetim kararı, “hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında” verilir.

2. Karar Verme, Tebliğ ve Merkeze Götürme Süreci

İdari gözetim kararı valilik tarafından verilir. Kararın alınması öncesinde idarenin bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Kanun kişinin idari gözetim altına alınıp alınmayacağına karar verilebilmesi için kırk sekiz saatlik bir değerlendirme süresi öngörmüştür. Bu süre içerisinde kişi idari gözetim altında bulunmasa da kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kısıtlanmış durumdadır.

Karar verildikten sonraki aşama, yabancının geri gönderme merkezine sevkidir. Bu süreç de kanunla belirli bir süreye bağlanmıştır. Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince kırk sekiz saat içinde geri gönderme merkezlerine götürülür. Ayrıca, kararın ve sonuçlarının ilgiliye tebliği yasal bir zorunluluktur.

3. İdari Gözetim Süreleri

Literatürde idari gözetim süreleri genel kural, uzatma hali ve özel durumlar olarak üç başlıkta ele alınmaktadır:

Genel Süre (6 Ay): YUKK’a göre temel kural, idari gözetimin altı ayı geçemeyeceğidir. YUKK m. 57/3’te idari gözetim kararının en fazla 6 ay süreyle uygulanabileceği ifade edilmektedir.

Uzatma Süresi (Ek 6 Ay): Bu altı aylık sürenin uzatılması mümkündür ancak keyfi değildir. Uzatma, yabancının sınır dışı sürecini kendi kusuruyla engellemesine bağlıdır. Bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin, yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilecektir. Böylece azami süre on iki aya ulaşmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin Abdulkadir Yapuquan başvurusunda, on ikinci aydan sonraki fiili tutmanın anayasal ve yasal bir dayanağı olmadığı gerekçesiyle ihlal kararı vermesi, bu sürenin kesinliğini göstermektedir.

Uluslararası Koruma Başvuru Sahipleri İçin Süre (30 Gün): Sınır dışı edilmek üzere idari gözetime alınanlardan farklı olarak, uluslararası koruma başvurusunda bulunanlar için çok daha kısa bir süre öngörülmüştür. Başvuru sahibinin idarî gözetim süresi otuz günü geçemez.

4. Gözetimin Gözden Geçirilmesi ve Sona Ermesi

İdari gözetim, süresi boyunca statik bir tedbir değildir. Valilik, gözetimin devam edip etmemesi gerektiğini düzenli olarak denetlemekle yükümlüdür. Devam eden idari gözetimin ihtiyaç olup olmadığına dair bir değerlendirme, gerektiğinde bir ay beklenmeden her ay valilik tarafından değerlendirilir.

İdari gözetimin devamında zaruret görülmeyen hallerde tedbir derhal sonlandırılır. Sınır dışı etme kararının, yabancının idari gözetime alınmasından itibaren altı ay içinde yerine getirilemeyeceğinin öngörülmesi”, “kaçma ve kaybolma riskinin ortadan kalkması” ve “Yabancının gönüllü geri dönüş desteğine başvurması. Gözetimi sonlandırılan yabancılara, idari gözetime alternatif olarak belirli bir adreste ikamet etme veya bildirimde bulunma gibi yükümlülükler getirilebilir.

Sonuç

Sunulan literatür kaynaklarına göre, idari gözetim kararı, YUKK ile belirli usul ve esaslara bağlanmış, kişi özgürlüğünü kısıtlayan istisnai bir idari tedbirdir. Özetle süreç şu şekilde işlemektedir:

Karar ve Değerlendirme: Valilik, kanunda sayılan şartların varlığı halinde, yakalanan yabancı hakkında 48 saat içinde idari gözetim kararı verebilir.

Merkeze Sevk: Kararın ardından yabancı, kolluk tarafından en geç 48 saat içinde Geri Gönderme Merkezi’ne götürülür.

Süre: Gözetim süresi kural olarak en fazla 6 aydır. Yabancının iş birliği yapmaması halinde bu süre 6 ay daha uzatılarak toplamda 12 aya tamamlanabilir. Uluslararası koruma başvuru sahipleri için bu süre 30 gün ile sınırlıdır.

Denetim ve Sona Erme: Gözetimin gerekliliği her ay valilik tarafından denetlenir ve şartların ortadan kalkması halinde derhal sonlandırılır.

YUKK öncesi dönemde yasal dayanaktan yoksun olan ve AİHM tarafından sıklıkla eleştirilen idari gözetim uygulaması, mevcut düzenlemelerle hukuki bir çerçeveye kavuşmuştur. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının da gösterdiği gibi, uygulamanın keyfiliğe yol açmaması, ölçülülük ilkesine uygun olması ve kanunda öngörülen sürelere ve usuli güvencelere (itiraz hakkı, periyodik denetim vb.) titizlikle riayet edilmesi esastır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

İdari gözetim kararları, kişinin özgürlüğü ve güvenliği hakkını doğrudan kısıtlayan istisnai tedbirlerdir. Bu nedenle hem hukuki denetim mekanizmalarının etkin işletilmesi hem de bireysel hakların korunması açısından profesyonel avukat desteği büyük önem taşır. Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Tepeören ve çevresinde bulunan Tuzla Geri Gönderme Merkezi gibi yerlerde uygulanan idari gözetim süreçleri, hem YUKK hem de uluslararası insan hakları standartları bakımından sıkı şekil şartlarına tabidir.

Bu süreçte;

İdari gözetim kararına itiraz,

Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuru,

Gözetim süresinin uzatılmasına karşı yasal denetim,

AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına uygun savunma hazırlanması,
gibi adımların her biri uzmanlık gerektirir.

Bir idari gözetim avukatı, hem sürecin yasal çerçevede yürütülmesini sağlamak hem de yabancının kişi özgürlüğü üzerindeki kısıtlamanın ölçülü ve denetlenebilir olmasını temin etmek açısından hayati bir rol üstlenir.

Tuzla, Pendik ve Tepeören bölgesinde faaliyet gösteren uzman yabancılar hukuku avukatları, idari gözetim altındaki yabancılara ve yakınlarına sürecin her aşamasında hukuki destek sunar. Bu sayede, hem hak kaybı yaşanmasının önüne geçilir hem de itiraz ve tahliye süreçleri hızlandırılır.

İstanbul Yabancılar Hukuku Avukatı

Tuzla Geri Gönderme Merkezi Avukatı

Read More

Yabancılar Hakkında İdari Gözetim Kararlarına İtiraz Hakkı Nasıl Kullanılır?

Giriş

Bu çalışma, avukatların hukuki araştırma süreçlerini desteklemek amacıyla, idari gözetim kararlarına karşı itiraz hakkının varlığı, kullanım usulü, başvuru yapılacak adli merci, itiraz süreleri ve sürecin işleyişi konularında sunulan yargı kararı analizlerinden derlenmiştir. Çalışma, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde şekillenen mevcut hukuki durumu, farklı mahkeme kararlarındaki perspektifleri ve önemli usuli detayları bir araya getirerek kapsamlı bir inceleme sunmayı amaçlamaktadır.

1. İdari Gözetime İtiraz Hakkının Varlığı ve Hukuki Dayanağı

Yargı kararları, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte idari gözetime karşı itiraz hakkının yasal bir zemine oturtulduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Birçok kararda tekrarlandığı üzere, kanunun ilgili maddesi bu hakkı şu şekilde güvence altına almaktadır: “İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir.” Bu hak, idari bir kararla kişiyi hürriyetinden yoksun bırakan gözetim işleminin, hızlı bir şekilde yargısal denetime tabi tutulmasını sağlamaktadır.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin 17/2/2016 ve 9/6/2016 tarihli kararları gibi eski tarihli başvuruları inceleyen kararlar, önemli bir tarihsel perspektif sunmaktadır. Bu kararlarda, 6458 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin yürürlükte olmadığı dönemlerde, idari gözetime karşı “teoride ve pratikte çözüm üretme kabiliyetini haiz ve makul bir başarı şansı sunan etkili idari ve yargısal bir başvuru yolunun bulunmadığı” tespit edilmiştir. Bu durum, o dönemde Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.

2. Başvuru Mercii ve Süre

İncelenen kararlarda en net ve tutarlı şekilde vurgulanan husus, görevli mahkemenin Sulh Ceza Hâkimliği olduğudur. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu yetkinin münhasır niteliğine dikkat çekmiştir: “…kanun koyucunun idari gözetim kararına karşı itiraz mercii olarak münhasıran sulh ceza hâkimliklerini tayin ettiğini, bu açıdan idare mahkemelerinin idari gözetim kararının hukuka uygunluğunun denetimi konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığını…” Bu kesin ayrım, uygulamada yaşanabilecek yetki karmaşasını önlemekte ve başvurulacak tek adli merciin Sulh Ceza Hâkimlikleri olduğunu netleştirmektedir.

Başvuru süresine ilişkin olarak ise, kararlarda genel bir belirsizlik hâkimdir. İncelenen metinlerin neredeyse tamamı, idari gözetim kararına karşı ilk itirazın ne kadar süre içinde yapılması gerektiğine dair spesifik bir bilgi içermemektedir. Ancak 17.12.2024 tarihli AYM ve 16.11.2020 tarihli Danıştay kararlarında, idari gözetim altındaki kişiye veya vekiline “kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirme” yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmektedir. Bu durum, sürenin var olduğunu ancak tebliğ sırasında kişiye özel olarak bildirildiğini düşündürmektedir.

3. İtiraz Sürecinin İşleyişi ve Sonuçları

İtiraz süreci, kararlarda detaylı bir şekilde açıklanmıştır:

Başvurunun Yapılması: İtiraz dilekçesi doğrudan yetkili Sulh Ceza Hâkimliğine verilebileceği gibi, idareye de sunulabilir. İdareye verilmesi halinde, idare dilekçeyi derhal hâkimliğe ulaştırmakla yükümlüdür.

İnceleme ve Karar: Sulh Ceza Hâkimi, başvuruyu beş gün gibi kısa bir süre içinde sonuçlandırmak zorundadır. Bu hızlı yargılama usulü, kişi hürriyetine yönelik müdahalenin uzun sürmesini engellemeyi amaçlar. Hâkimin verdiği karar kesindir.

Yeniden İtiraz Hakkı: Kararın kesin olması, itiraz hakkının tek seferlik olduğu anlamına gelmemektedir. Birçok kararda vurgulandığı üzere, koşulların değişmesi halinde yeniden başvuru yolu açıktır:“İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.”

İtiraz Sonrası Hukuki Yollar: Sulh Ceza Hâkimliğinin kararına göre izlenecek yol farklılaşmaktadır:

İtirazın Reddi: İtirazın reddedilmesi halinde, bu karar kesin olduğundan, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla süresi içinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir.

İtirazın Kabulü: Hâkimliğin itirazı kabul ederek idari gözetimin hukuka aykırı olduğuna karar vermesi durumunda kişi derhal serbest bırakılır. Bu aşamadan sonra, hukuka aykırı tutulma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini için idari yargıda tam yargı davası açılması gerekmektedir. Bu yol tüketilmeden tazminat talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

Sonuç

Yargı kararları ışığında, Türkiye’de idari gözetim kararlarına karşı etkin, hızlı ve erişilebilir bir itiraz mekanizması bulunduğu görülmektedir. 6458 sayılı Kanun ile tesis edilen bu sistemin merkezinde, münhasır yetkili olan Sulh Ceza Hâkimlikleri yer almaktadır. Beş gün içinde karar verme zorunluluğu, kişi hürriyetine yönelik müdahalelerin süratle denetlenmesini sağlayan önemli bir güvencedir. İtirazın reddi halinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kabulü halinde ise idari yargıda tam yargı davası açma imkânı, hak arama yollarının devamlılığını temin etmektedir. Avukatların, müvekkillerinin haklarını korumak adına bu itiraz yolunu, Anayasa Mahkemesi tarafından da vurgulandığı üzere, tüketilmesi zorunlu birincil bir hukuki çare olarak görmeleri ve süreci bu doğrultuda titizlikle yürütmeleri esastır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

İdari gözetim kararına itiraz süreci, hem kişi hürriyeti hem de temel hakların korunması açısından son derece hassas ve teknik bir hukuki prosedürdür. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde yürütülen bu süreçte, başvurunun doğru merciye ve süresi içinde yapılması, dilekçede yer alacak hukuki dayanakların eksiksiz şekilde sunulması büyük önem taşır. Küçük bir usul hatası dahi, başvurunun reddine veya özgürlük hakkının ihlaline yol açabilmektedir.

Bu nedenle, idari gözetim kararına itiraz sürecinin uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, kişinin hak kaybına uğramaması açısından hayati önem taşır. Özellikle İstanbul, Tuzla, Gebze, Pendik, Tepeören, Aydınlı, Orhanlı, Mercan Mahallesi, Şifa Mahallesi ve Bayramoğlu gibi bölgelerde yaşayan yabancılar için, yerel uygulamaları ve mahkeme işleyişini bilen deneyimli bir avukat, süreci çok daha hızlı ve etkili biçimde yönetebilir.

Uzman bir avukat, idari gözetim kararına karşı yapılacak itirazın Sulh Ceza Hâkimliğine nasıl sunulacağını, dilekçede hangi hukuki argümanların yer alması gerektiğini, hangi belgelerin sunulmasının zorunlu olduğunu ve karar sonrasında hangi hukuki yolların izlenebileceğini bilir. Ayrıca, itirazın reddedilmesi durumunda Anayasa Mahkemesi bireysel başvurusu ya da tam yargı davası gibi sonraki aşamalarda da müvekkilini profesyonel biçimde temsil eder.

Tuzla, Gebze, Pendik, Tepeören, Aydınlı, Orhanlı, Mercan Mahallesi, Şifa Mahallesi ve Bayramoğlu çevresinde faaliyet gösteren hukuk bürolarından alınacak avukatlık desteği, yabancıların Türkiye’de hak arama özgürlüğünü etkin biçimde kullanmalarını sağlar. Bu nedenle, idari gözetim kararlarına karşı yapılacak her başvuruda, süreci eksiksiz yürütmek için bir uzman avukattan hukuki destek alınması tavsiye edilir.

Read More

Yabancılar İçin Oturma İzni, Çalışma İzni ve Vatandaşlık Başvuru Süreçleri Nasıl Yapılır?

Giriş

Bu çalışma, yabancıların Türkiye’de oturma izni, çalışma izni ve vatandaşlık başvuru süreçlerine ilişkin olarak sunulan yargı kararları analizlerinden derlenmiştir. İncelenen kararlar, başvuru süreçlerinin nasıl yapılacağına dair adım adım bir rehber sunmaktan ziyade, bu süreçlerde aranan temel şartları, idarenin yetkisini, başvuruların reddedilme veya iptal edilme nedenlerini ve başvuru sahiplerinin dikkat etmesi gereken kritik noktaları ortaya koymaktadır. Rapor, bu dağınık bilgileri bir araya getirerek başvuru süreçlerinin hukuki çerçevesini ve yargısal denetimdeki önemli unsurları aydınlatmayı amaçlamaktadır.

Yargı kararlarının analizi, oturma izni, çalışma izni ve vatandaşlık süreçlerinin birbiriyle yakından ilişkili olduğunu ve özellikle geçerli bir ikamet statüsünün diğer tüm başvurular için temel bir ön koşul olduğunu göstermektedir.

1. Çalışma İzni Başvuruları

Kararlar, çalışma izni başvuru usulüne ilişkin temel çerçeveyi çizmektedir. Başvurunun yapılacağı yer, yabancının Türkiye’de bulunup bulunmadığına göre değişmektedir.

Başvuru Yeri: Türkiye dışında ikamet eden yabancılar için genel kural, başvuruların “bulundukları ülkelerdeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine” yapılmasıdır. Buna karşılık, “Türkiye’de geçerli ikamet izni olan yabancılar veya bunların işverenleri başvurularını doğrudan Bakanlığa yapabilirler” (uyusmazlik-Hukuk Bölümü-2008/155; danistay-10. Daire-2021/4351).

İzin Sonrası Süreç: Çalışma izni alan bir yabancının süreci tamamlanmış sayılmaz. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında belirtildiği üzere, “Çalışma izin belgesini alan yabancıların, bu belgeyi aldıkları tarihten itibaren en geç doksan gün içinde ülkeye giriş vizesi talebinde bulunmaları, ülkeye giriş yaptıkları tarihten itibaren en geç otuz gün içinde İçişleri Bakanlığına ikamet tezkeresi almak için başvurmaları zorunludur” (aym-2010/30-2012/7).

İznin Niteliği: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, geçerli bir çalışma izni aynı zamanda ikamet izni sayılmaktadır (danistay-10. Daire-2017/144).

Özel Durumlar: 2527 sayılı Kanun, Türk soylu yabancıları, normalde sadece Türk vatandaşlarına hasredilmiş meslekleri icra etme konusunda “Türk vatandaşı olma” koşulundan istisna tutmaktadır (danistay-10. Daire-2009/13017).

2. Oturma İzni Başvuruları

Oturma izni, yabancıların Türkiye’deki yasal kalışlarının temelini oluşturmakta ve birçok davanın merkezinde yer almaktadır. Kararlar, başvuruların reddi veya iptali konusunda idarenin (özellikle Valiliklerin) geniş yetkisine, ancak bu yetkinin hukuka uygunluk denetimine tabi olduğuna işaret etmektedir.

Yetkili Makam: Kararlar, “Türkiye içinden yapılan ikamet izni talebinin reddi, ikamet izninin uzatılmaması veya iptali ile bu işlemlerin tebliği valiliklerce yapılır” hükmünü vurgulamaktadır (danistay-10. Daire-2016/106).

Red ve İptal Nedenleri: Yargı kararlarında sıklıkla karşılaşılan ret ve iptal gerekçeleri şunlardır:

Muvazaalı (Anlaşmalı) Evlilik: Aile ikamet izni alabilmek amacıyla yapıldığı tespit edilen evlilikler, iznin reddine veya iptaline sebep olmaktadır. Ancak bu tespitin “somut bilgi ve belgelere dayalı olması gerektiği” vurgulanmaktadır (danistay-10. Daire-2016/522).

Gerçeğe Aykırı Beyan: Başvuru sırasında verilen adres bilgisinin gerçeği yansıtmaması gibi idareyi yanıltıcı bildirimler, ikamet izninin iptali için hukuka uygun bir gerekçe olarak kabul edilmektedir (bim-İstanbul BİM 10. İdari Dava Dairesi-2018/1755).

Amacı Dışında Kullanım: Özellikle öğrenci ikamet izninin, öğrenim amacı dışında “sadece Türkiye’de kalabilmek ve Türk vatandaşlığına geçmek için” kullanıldığına kanaat getirilmesi, başvurunun reddine yol açabilmektedir (danistay-10. Daire-2016/711).

Kamu Düzeni ve Güvenliği: Yabancının kamu düzeni açısından sakıncalı bulunması, ikamet izninin uzatılmamasına gerekçe olabilir (danistay-10. Daire-2015/113).

3. Türk Vatandaşlığı Başvuruları

İncelenen kararların en net şekilde ortaya koyduğu bulgu, Türk vatandaşlığı başvurularında geçerli ve uygun türde bir ikamet iznine sahip olmanın mutlak bir zorunluluk olduğudur.

Kesintisiz İkamet Şartı: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca temel şartlardan biri, “başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmesi” ve “Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmesi” gerekliliğidir (bim-Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi-2017/600).

Geçerli İkamet İzni Türleri: Vatandaşlık başvurularında her ikamet türü geçerli sayılmamaktadır. Bir kararda, İçişleri Bakanlığı genelgesine atıfla; çalışma izni, kısa dönem ikamet izni, aile ikamet izni ve uzun dönem ikamet izni gibi türlerin geçerli olduğu belirtilmiştir (bim-Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi-2017/600). Buna karşılık, “geçici koruma kimlik belgesinin ikamet izni yerine geçmediği ve Türk vatandaşlığına başvuru hakkı sağlamadığı” Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanmıştır (aym- – -02.10.2024).

Evlilik Yoluyla Vatandaşlık: Bu yolla başvuran ve Türkiye’de ikamet edenlerden de “en son tarihli ikamet tezkeresi” istenmesi, yabancının yasal kalışını teyit amacı taşıyan doğal bir gereklilik olarak görülmektedir (danistay-10. Daire-2019/10218).

Yatırım Yoluyla Vatandaşlık: Danıştay kararı, taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık başvurusunda aranan asgari değerin, taşınmazın satın alındığı tarihe göre değiştiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır: “12/01/2017-18/09/2018 tarihleri arasında satın alınmış taşınmazlar için… en az 1.000.000 Amerikan Doları; 19/09/2018 tarihi ve sonrası satın alınmış taşınmazlar için… en az 250.000 Amerikan Doları tutarında olması gerekmektedir” (danistay-10. Daire-2020/3336).

İnceleme ve Değerlendirme

İncelenen yargı kararları, yabancılara ilişkin idari süreçlerin katı kurallara ve şartlara bağlandığını göstermektedir. Başvuru süreçleri, bir “hak” olmaktan çok, kanunla belirlenen şartların eksiksiz yerine getirilmesine bağlı bir “imkan” olarak şekillenmektedir. Mahkemeler, idarenin takdir yetkisini denetlerken, işlemin yasal dayanağının olup olmadığına, usul kurallarına uyulup uyulmadığına ve kararın somut, objektif gerekçelere dayanıp dayanmadığına odaklanmaktadır. Özellikle aile ikamet izni ve vatandaşlık gibi özel hayata ve aile hayatına derinlemesine etki eden başvurularda, idarenin muvazaa veya kamu düzenine aykırılık gibi iddialarını somut delillerle ispatlaması gerektiği yönündeki kararlar dikkat çekicidir.

Sonuç

Yargı kararları analizine dayalı bu rapor, yabancılar için oturma, çalışma izni ve vatandaşlık başvurularının nasıl yapılacağına dair doğrudan bir usul kılavuzu sunmamakla birlikte, bu süreçlerin başarıyla tamamlanması için hayati önem taşıyan hukuki gereklilikleri ve potansiyel engelleri ortaya koymaktadır. Öne çıkan temel sonuçlar şunlardır:

İkamet İzninin Merkezi Rolü: Geçerli ve amaca uygun bir ikamet izni, Türkiye’de yasal olarak kalmanın, çalışmanın ve nihayetinde vatandaşlık başvurusunda bulunmanın temel taşıdır.

Şartların Eksiksiz Sağlanması: Başvurularda kanun ve yönetmeliklerde belirtilen (kesintisiz ikamet süresi, yatırım miktarı, geçerli sağlık sigortası vb.) şartların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.

Doğru ve Dürüst Beyan: Başvuru sırasında verilen bilgilerin (adres, medeni hal vb.) gerçeğe uygun olması kritik öneme sahiptir. Gerçeğe aykırı beyanlar, kazanılmış hakların dahi iptaline yol açabilmektedir.

İdarenin Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetim: İdarenin, özellikle kamu düzeni ve güvenliği gerekçesiyle başvuruları reddetme konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetkinin kullanımı yargı denetimine tabidir ve somut gerekçelere dayanmalıdır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Türkiye’de yabancıların oturma izni, çalışma izni ve vatandaşlık başvuruları hukuki açıdan oldukça teknik ve detaylı süreçlerdir. Her aşamada farklı kurumlar devreye girmekte, süreler ve belgeler değişmekte, küçük bir hata dahi başvurunun reddine veya mevcut iznin iptaline yol açabilmektedir. Bu nedenle, sürecin doğru yönetilebilmesi için yabancılar hukuku alanında uzman bir avukatın desteği büyük önem taşır.

Özellikle İstanbul, Tuzla, Gebze, Pendik, Tepeören, Aydınlı, Orhanlı, Mercan Mahallesi, Şifa Mahallesi ve Bayramoğlu gibi bölgelerde yaşayan yabancılar için, yerel uygulamaları ve idari prosedürleri bilen bir avukat, başvuru sürecinin eksiksiz yürütülmesini sağlar. Avukat desteğiyle; gerekli belgelerin hazırlanması, başvuru türünün doğru seçilmesi, olası ret gerekçelerine karşı hukuki savunmanın yapılması ve yargı yoluna başvuru süreçleri profesyonel biçimde takip edilir.

Uzman bir avukat, yalnızca başvuru aşamasında değil, başvurunun reddi veya iptali halinde de müvekkilinin haklarını koruyarak yargı mercilerinde gerekli itirazları yapar. Bu nedenle, hem zaman hem de hak kaybı yaşanmaması adına yabancılar için en güvenli yol, sürecin başından itibaren profesyonel bir avukat desteğiyle ilerlemektir.

Read More

İdari Gözetim Altında Tutulurken ve Sınır Dışı Kararı Verildikten Sonra Uluslararası Koruma Başvurusu Yapmak Mümkün Mü?

Giriş

Bu çalışma, uluslararası koruma (mülteci statüsü) başvuru hakkının varlığı ve bu hakkın özellikle geri gönderme merkezinde idari gözetim altında tutulurken veya hakkında sınır dışı etme kararı alındıktan sonra kullanılıp kullanılamayacağı sorularını, sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir. İncelemeler, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ve Anayasa Mahkemesi içtihatları başta olmak üzere, ilgili mevzuat ve yargısal uygulamaları temel almaktadır. Çalışma, bu konudaki ana bulguları, farklı perspektifleri ve önemli usuli detayları ortaya koyarak kapsamlı bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır.

İncelenen yargı kararları, uluslararası koruma başvuru hakkının, kişinin idari statüsünden (yasal/yasa dışı giriş, vize ihlali vb.) ve bulunduğu yerden (geri gönderme merkezi, havalimanı) bağımsız olarak varlığını koruduğunu göstermektedir.

1. Geri Gönderme Merkezinde ve Sınır Dışı Kararı Sonrası Başvuru Hakkı

Yargı kararları, bu hakkın en zor koşullarda dahi kullanılabileceğini somut örneklerle ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 11/3/2020 tarihli kararında, davacının “Ağrı İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezinde uluslararası koruma başvurusunda bulunduğu” tespiti, bu hakkın varlığını net bir şekilde kanıtlamaktadır. Benzer şekilde, 18/11/2020 tarihli bir başka AYM kararında, “Başvurucu tutulmakta olduğu geri gönderme merkezinde 19/6/2015 tarihinde uluslararası koruma talebinde bulunmuştur” denilerek bu durum teyit edilmiştir.

Daha da önemlisi, hakkında daha önce verilmiş bir sınır dışı kararı varken dahi yeni bir başvuru yapılabileceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 31/12/2020 tarihli kararında, önceki başvurusu geri çekilmiş sayılan ve hakkında sınır dışı kararı bulunan davacının idari gözetim altındayken tekrar başvuru yapması ele alınmış ve bu yeni başvurunun, sınır dışı etme kararının uygulanmasını durduracağı şu ifadelerle belirtilmiştir:

Öte yandan, davacının idari gözetim altındaki iken tekrar uluslararası koruma başvurusunda bulunmuş olması nedeniyle, sınır dışı etme kararının uygulanması sırasında 6458 sayılı Yasa’nın 80. maddesinin, (1/e) bendinde yer alan; ‘İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar kişinin ülkede kalışına izin verilir.’ hükmünün dikkate alınacağı da tartışmasızdır.

Bu içtihat, başvuru hakkının sadece bir talep hakkı olmadığını, aynı zamanda kişiye yargısal süreç sonuçlanana kadar ülkede kalma hakkı tanıyan önemli bir usuli güvence sağladığını göstermektedir.

2. Başvurunun Hukuki Sonuçları ve Usuli Süreç

Uluslararası koruma başvurusu yapıldığı andan itibaren, kişinin hukuki statüsü “başvuru sahibi” olarak değişmektedir. AYM’nin 11/11/2015 tarihli kararında belirtildiği gibi, bu statü kişiye YUKK kapsamında belirli haklar ve güvenceler sağlamaktadır.

Geri gönderme merkezinde veya sınır dışı kararı sonrası yapılan başvurular, YUKK’un 79. maddesi uyarınca “hızlandırılmış değerlendirme” usulüne tabi tutulabilir. İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin 10.12.2020 tarihli kararında bu duruma dikkat çekilmiştir. Bu, başvurunun reddedileceği anlamına gelmez; yalnızca sürecin daha hızlı işletileceğini ifade eder.

Ancak başvuru hakkının varlığı, talebin kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Başvurucunun iddialarını destekleyecek bilgi ve belge sunamaması veya zulme uğrama korkusuna ilişkin gerçek bir risk ortaya koyamaması durumunda başvuru reddedilebilir (AYM, 31/3/2022).

3. Geri Gönderme Yasağı İlkesinin Rolü

Yargı kararlarında en çok vurgulanan güvencelerden biri “geri gönderme yasağı” ilkesidir. Bir kişinin uluslararası koruma başvurusu reddedilse ve hakkındaki sınır dışı kararı kesinleşse dahi, idarenin ve mahkemelerin o kişiyi göndereceği ülkede yaşam hakkı, işkence veya kötü muamele riskiyle karşılaşıp karşılaşmayacağını değerlendirme yükümlülüğü vardır. Edirne ve Van İdare Mahkemeleri’nin kararları, bu değerlendirme yapılmadan tesis edilen sınır dışı işlemlerini hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Bu ilke, sınır dışı sürecinde dahi uluslararası koruma ihtiyacının ileri sürülebileceğini ve dikkate alınması gerektiğini teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 25.03.2025 tarihli kararında belirttiği gibi:

Sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere ilişkin olarak etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerekir.

Sonuç

İncelenen yargı kararları ışığında, Türkiye’de uluslararası koruma başvurusunda bulunma hakkının, geri gönderme merkezinde idari gözetim altında olma veya hakkında sınır dışı etme kararı bulunma gibi durumlarda dahi devam ettiği net bir şekilde anlaşılmaktadır. Yargı içtihatları, bu hakkın sadece lafzi bir hak olmadığını, aynı zamanda sınır dışı işlemini durduran ve kişiye başvurusunun esası hakkında bir karar verilene kadar ülkede kalma imkanı tanıyan güçlü bir usuli güvence olduğunu ortaya koymaktadır. “Geri gönderme yasağı” ilkesi, tüm süreçlerin üzerinde yer alan ve kişinin can güvenliğini korumayı amaçlayan mutlak bir güvence olarak öne çıkmaktadır. Bunun tek önemli istisnası, Geçici Koruma rejimi altındaki kişilerin bireysel başvurularının işleme alınmamasıdır. Sonuç olarak, Türk hukuk sistemi ve yargı pratiği, idari gözetim veya sınır dışı kararı gibi kısıtlayıcı koşullar altında dahi uluslararası koruma talebinde bulunma hakkını etkin bir şekilde tanımakta ve korumaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Uluslararası koruma başvurusu, sadece idari bir talep değil; kişinin özgürlüğünü, güvenliğini ve yaşam hakkını doğrudan etkileyen kritik bir süreçtir. Başvurunun şekli, zamanı ve içerdiği gerekçeler, yargı sürecinin seyrini belirleyebilmektedir. Yanlış veya eksik yapılan başvurular, hak kayıplarına ve hatta sınır dışı işlemlerinin hızla uygulanmasına yol açabilmektedir.

Bu nedenle, sürecin her aşamasında alanında uzman bir avukattan destek alınması büyük önem taşımaktadır. Avukat desteği;

Başvurunun hukuka uygun ve eksiksiz yapılmasını,

Sunulacak bilgi ve belgelerin doğru şekilde hazırlanmasını,

İtiraz ve yargı süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesini,

“Geri gönderme yasağı” ilkesinin somut dosyada en güçlü şekilde ileri sürülmesini sağlar.

Dolayısıyla, geri gönderme merkezinde, idari gözetim altında veya sınır dışı kararı sonrası dahi uluslararası koruma başvurusunda bulunan kişilerin haklarını kaybetmemeleri için profesyonel hukuki yardım almaları hayati önemdedir.

Read More

Sınır Dışı (Deport) Kararına Karşı Dava Açma Hakkı ve Yargılama Süreci Nasıl İşler?

Giriş

Bu çalışma, sınır dışı (geri gönderme) kararına karşı yargı yoluna başvurulup başvurulamayacağı, bu başvurunun hangi mahkemeye, ne kadar sürede ve hangi usulle yapılacağı konularını, sunulan akademik kaynaklar çerçevesinde analiz etmektedir. Çalışma, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) merkezli mevcut hukuki rejimi, dava açma süresi, yetkili mahkeme, davanın yürütmeye etkisi ve yargılama sürecinin özelliklerini detaylandırmaktadır.

1. Sınır Dışı Kararına Karşı Yargı Yolu

Literatür, sınır dışı etme kararının idari bir işlem niteliğinde olduğunu ve Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca yargı denetimine tabi olduğunu oybirliğiyle belirtmektedir. YUKK öncesi dönemde genel hükümlere tabi olan bu denetim, YUKK’un yürürlüğe girmesiyle özel usul kurallarına bağlanmıştır.

Mevcut Yasal Dayanak: Sınır dışı kararına karşı yargı yolu, temel olarak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 53. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiştir.

2. Dava Açma Süresi

Sınır dışı kararına karşı dava açma süresi, YUKK ile özel olarak düzenlenmiş ve genel dava açma sürelerinden kısaltılmıştır.

Süre: Kaynakların büyük çoğunluğu, dava açma süresinin yedi gün olduğu konusunda hemfikirdir. Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.

3. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sınır dışı kararına karşı açılacak davalarda görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde ise YUKK’ta özel bir düzenleme bulunmadığından genel hükümlere başvurulur.

Görevli Mahkeme: Tüm kaynaklar, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu belirtmektedir.

Yetkili Mahkeme: YUKK’ta yetkili mahkemeye ilişkin özel bir hüküm bulunmadığı için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) genel yetki kuralı uygulanır. İYUK’nın m. 32 hükmüne göre… yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi… yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Buradan hareketle sınır dışı kararına karşı yapılan itirazı incelemeye yetkili idare mahkemesi, sınır dışı etme kararını veren valiliğin bulunduğu ildeki idare mahkemesidir.

4. Dava Açmanın Sonuçları ve Yargılama Usulü

Dava açılması, sınır dışı işleminin icrası üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurur. Yargılama süreci ise ivedi yargılama usulüne benzer özellikler taşır.

Yürütmenin Otomatik Olarak Durması: Literatürdeki en önemli bulgulardan biri, dava açmanın sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurmasıdır. Sınır dışı kararına karşı açılacak davaya durdurucu etki tanınmıştır. Bu yönüyle az sayıda örnekten biridir. Yabancı kendi rızasıyla ülke topraklarını terk etmediği sürece, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya dek sınır dışı edilemez.

İdareye Bildirim Yükümlülüğü: Dava açan kişinin, bu durumu kararı veren makama (valiliğe) bildirmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük, YUKK m. 53/3’te açıkça belirtilmiş.

Sonuç

Sunulan literatür, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun, sınır dışı etme kararlarına karşı yargı yolunu etkin bir güvence mekanizması olarak düzenlediğini göstermektedir. Sınır dışı kararı, idari bir işlem olarak yargı denetimine tabidir ve bu denetim için özel, süratli bir usul öngörülmüştür.

Sonuç olarak, kullanıcı sorularına ilişkin net bulgular şunlardır:

Dava Açma Hakkı: Sınır dışı etme kararına karşı, kararın yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğinden itibaren yedi gün içinde iptal davası açılabilir. Yetkili ve Görevli Mahkeme: Dava, kararı veren valiliğin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılmalıdır. Davanın Etkisi: Dava açılması, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı etme işleminin icrasını otomatik olarak durdurur.

    Bu düzenlemeler, yabancılara sınır dışı edilme gibi ağır sonuçlar doğuran bir işleme karşı hızlı ve etkili bir hukuki korunma sağlama amacını taşımaktadır. Bir yazı önerisi.

    Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

    Sınır dışı (geri gönderme) kararına karşı dava açma süresi yalnızca yedi gün olup, bu süre içinde yapılacak başvuruların usule uygun şekilde hazırlanması gerekir. Özellikle İstanbul, Tuzla (Tuzla Geri Gönderme Merkezi), Pendik, Kartal, Gebze, Tepeören ve Çayırova gibi bölgelerde yabancılar hakkında sıkça sınır dışı kararları alınmaktadır.

    Bu tür işlemlerde uzman bir avukat desteği almak, hem hak kaybını önlemek hem de sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Avukat desteği olmadan yapılan başvurular eksik veya hatalı olabilmekte, bu da davanın reddine veya sınır dışı işleminin uygulanmasına yol açabilmektedir.

    Deneyimli bir avukat, dava dilekçesinin hazırlanmasından, yürütmenin durdurulması sürecinin takibine, idareye yapılacak bildirimlerden yargılamanın tüm aşamalarına kadar süreci profesyonelce yürütür. Bu sayede yabancıların sınır dışı edilme riskine karşı etkili bir hukuki koruma sağlanmış olur.

    Read More

    Sınır Dışı Kararı Alınan Yabancılar Uluslararası Koruma Başvurusu Yapabilir Mi?

    Giriş

    Bu çalışma, uluslararası koruma başvuru hakkının kapsamı, özellikle geri gönderme merkezinde veya hakkında sınır dışı etme kararı alındıktan sonra bu hakkın kullanılıp kullanılamayacağı sorularını, sunulan literatür kaynakları temelinde analiz etmektedir. Çalışma, başvuru hakkının temelini, sınır dışı kararı ile ilişkisini, geri göndermeme ilkesinin rolünü ve başvuru sürecinin hukuki sonuçlarını incelemektedir.

    1. Uluslararası Koruma Başvuru Hakkının Niteliği ve Kapsamı

    Literatür, devletlerin egemenlik yetkilerinin uluslararası koruma talep etme hakkı ile sınırlandığını kabul etmektedir. Yabancının ülkeye yasal olmayan yollardan girmiş olması veya hakkında giriş yasağı bulunması, bu temel hakka erişimini engellemez. Devletlerin yabancının ülkesine girişini denetleme ve yabancıyı kabul etmeme üzerindeki egemenlik yetkisinin, sığınmacılar söz konusu olduğunda en azından sığınma talep etme hakkına erişebilmesi gerekliliği ile sınırlandırıldığı kabul edilmektedir. Hukukumuzda da Türkiye’ye girişine izin verilmeyecek kişilerden olan veya yasa dışı giren yabancıların uluslararası koruma başvurusu yapmaya hakları olduğu ve başvuru yapmaları halinde, başvurularına ilişkin değerlendirme sonuçlandırılana kadar ülkeden gönderilmeyecekleri düzenlenmiş ve uluslararası koruma başvurusu yapabilmeleri güvence altına alınmıştır.

    Bu yaklaşım, 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin ruhuna uygun olup, sığınma arayan kişinin her zaman yasal giriş şartlarını sağlayamayacağı gerçeğine dayanmaktadır. YUKK m. 8 de ülkeye yasal giriş şartlarının uluslararası koruma başvurusuna engel teşkil edecek şekilde uygulanamayacağını belirtir.

    2. Sınır Dışı Kararı Varlığında veya Geri Gönderme Merkezinde Başvuru Yapılması

    Hakkında sınır dışı etme kararı alınmış olması veya bu karar uyarınca geri gönderme merkezinde idari gözetim altında tutuluyor olmak, uluslararası koruma başvurusu yapma hakkını ortadan kaldırmaz. Hakkında sınır dışı etme kararı verilen yabancılar da uluslararası koruma başvurusunda bulunabilirler. Hakkında sınır dışı etme kararı verilip gerekli görüldüğü için idarî gözetim uygulamasına tâbi tutulanlar, bu süre zarfında uluslararası koruma başvurusunda bulunabilirler. Bir yabancının sığınma hakkının korunması, o yabancı hakkında alınan sınır dışı etme kararının dayandığı ülkesel egemenlik ilkesine kıyasla uygulama önceliğine sahip olmalıdır. Dolayısıyla, hakkında sınır dışı etme kararı alınsa dahi, bir yabancının uluslararası koruma başvurusunda bulunması engellenememelidir.

    3. Başvuru Sürecinin Sınır Dışı İşlemine Etkisi ve Geri Göndermeme İlkesi

    Uluslararası koruma başvurusunun yapılması, sınır dışı etme sürecinde kritik bir hukuki sonuç doğurur: Geri göndermeme ilkesi devreye girer. Bu ilke, YUKK m. 4’te temel bir ilke olarak düzenlenmiştir ve bir kişinin işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye ya da zulme uğrayacağı bir yere gönderilmesini yasaklar. Bu ilkenin bir sonucu olarak, başvuru süreci sonuçlanana kadar yabancı sınır dışı edilemez.

    Genel kural kapsamında yabancıların, sığınma işlemleri devam ederken sınır dışı gerekçesiyle idari gözetim altına alınması yasal değildir ve taleplerine ilişkin nihai karar verilene kadar sınır dışı edilemezler.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı da bu görüşü desteklemektedir.  S.D. v. Yunanistan ve R.U. v. Yunanistan kararlarında AİHM, sığınma başvurusu hakkında nihai bir karar alınana kadar sığınmacının sınır dışı edilemeyeceğini ve bu amaçla gözetim altında tutulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tespit etmiştir.

    4. Uluslararası Koruma Sürecinin Olumsuz Sonuçlanması

    Uluslararası koruma başvurusunda bulunma hakkı mutlak olsa da, bu hakkın kullanımı kişiye süresiz bir kalış hakkı tanımaz. Başvuru sürecinin olumsuz sonuçlanması durumunda, sınır dışı etme prosedürü yeniden gündeme gelir. YUKK m. 54/1-i bendi bu durumu düzenlemektedir. “…uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenler haklarında verilen son karardan sonra, YUKK’un diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar hakkında sınır dışı etme kararı alınmalıdır.” Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir detay, sınır dışı kararı için sadece başvurunun olumsuz sonuçlanmasının yeterli olmamasıdır. Yabancının ayrıca “YUKK’un diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkının bulunmaması” (örneğin geçerli bir ikamet izni olmaması) gerekmektedir.

    Sonuç

    Sunulan literatür kaynakları ışığında, uluslararası koruma (mülteci statüsü/asylum) başvurusunda bulunma hakkının, yabancının ülkeye giriş şekline veya hakkında bir sınır dışı kararı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın var olduğu sonucuna varılmaktadır. Geri gönderme merkezinde idari gözetim altındayken veya hakkında sınır dışı kararı verildikten sonra dahi bu hak kullanılabilir.

    Başvuru yapılması, geri göndermeme ilkesi uyarınca, başvuruya ilişkin nihai karar verilene kadar sınır dışı işleminin fiilen ve hukuken durmasını sağlar. Ancak, uluslararası koruma başvuru süreci nihai olarak olumsuz sonuçlanırsa ve yabancının Türkiye’de kalmasını sağlayacak başka bir yasal dayanağı yoksa, YUKK m. 54/1-i uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı alınması yasal bir zorunluluk haline gelmektedir. Bu süreç, devletin egemenlik hakları ile bireyin temel hakları arasındaki dengeyi yansıtmaktadır. Bir yazı önerisi.

    Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

    Uluslararası koruma başvurusu, kişinin ülkeye giriş şekline veya hakkında sınır dışı kararı bulunmasına bakılmaksızın her zaman yapılabilir. Özellikle İstanbul Tuzla Geri Gönderme Merkezi gibi idari gözetim altında tutulan yabancılar için bu hak, sınır dışı işlemine karşı en önemli güvencelerden biridir.

    Başvuru yapıldığında, geri göndermeme ilkesi gereği, başvuru sonuçlanana kadar yabancının sınır dışı edilmesi mümkün değildir. Ancak sürecin yanlış yürütülmesi, eksik başvuru veya usule ilişkin hatalar, hem başvurunun reddine hem de hızlı bir şekilde sınır dışı işleminin uygulanmasına yol açabilir.

    Bu nedenle, uluslararası koruma başvurularının ve sınır dışı kararlarına karşı itirazların mutlaka alanında uzman bir avukat tarafından takip edilmesi büyük önem taşır. Uzman avukat desteği, hak kayıplarının önlenmesini, sürecin hukuka uygun yürütülmesini ve kişinin Türkiye’de kalma hakkını koruyabilmesini sağlar.

    Read More