Yurt Dışı Boşanma Kararının İdari Tescili Mümkün mü? Mahkemeye Gitmek Şart mı?
Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma/iptal/butlan/evliliğin varlığı-yokluğu kararlarının Türkiye’de nüfus kütüğüne işlenebilmesi için, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda idari tescil yolu öngörülmüştür. (NHK m.27/A). Bu yol, şartları sağlanan kararlar bakımından mahkemeye gitmeden nüfusa tescil imkânı sağlar. (NHK m.27/A/1-2). Bununla birlikte, kararın içinde velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi, tazminat gibi “tenfize konu” hükümler varsa, idari tescil bu kısımlar yönünden sonuç doğurmaz ve ayrıca MÖHUK’a göre tanıma/tenfiz davası gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3).
1) İdari Tescil Nedir, Ne İşe Yarar?
İdari tescil; yabancı ülkede verilen boşanma (ve benzeri) kararının, belirli şartlar sağlanmışsa nüfus kütüğüne doğrudan kaydedilmesidir. (NHK m.27/A/1). Bu tescil, Türkiye’de medeni hâlin “boşanmış” olarak görünmesini ve buna bağlı idari işlemlerin (ör. nüfus kayıt örneği, evlilik işlemleri vb.) güncel duruma uygun yürütülmesini sağlar. (NHK m.27/A/2). Yönetmelik, bu tescilin amacını yabancı kararların aile kütüğüne işlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirler. (Yön. m.1). Kapsam olarak yalnızca boşanma, butlan, iptal ve evliliğin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararları içerir. (Yön. m.2).
2) Hangi Kararlar Tescil Edilebilir?
Tescile konu karar; yabancı ülke yetkili adlî/idarî makamlarınca verilmiş, verildiği ülke hukukuna göre usulen kesinleşmiş ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmayan karardır. (Yön. m.4/1-g; NHK m.27/A/1). Bu tescil yolu, kararın mutlaka “mahkeme kararı” olmasını şart koşmaz; bazı ülkelerde idarî makam kararları da olabilir. (NHK m.27/A/1). Ancak kararın “konusunda yetkili” makam tarafından verilmiş olması temel şarttır. (NHK m.27/A/1).
3) Tescilin Şartları: Üç Kritik Eşik
Tescil için başlıca üç eşik vardır: (i) başvuru usulüne uygun yapılmalı, (ii) karar yetkili makamca verilmiş ve kesinleşmiş olmalı, (iii) kamu düzenine açıkça aykırılık bulunmamalıdır. (NHK m.27/A/1). Başvuru bakımından, taraflar bizzat veya vekilleri aracılığıyla başvurabilir. (NHK m.27/A/1; Yön. m.6/1). Kesinleşme bakımından, kararın verildiği ülke hukukuna göre usulen kesinleşmiş olması aranır. (NHK m.27/A/1; Yön. m.4/1-c). Kamu düzeni bakımından, Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar tescil edilmez. (NHK m.27/A/1; Yön. m.9/7).
4) Nereye Başvurulur? Yurt Dışı – Yurt İçi Başvuru Mercileri
Yurt dışında başvuru, kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere yapılabilir. (NHK m.27/A/2; Yön. m.5/1). Yurt içinde başvuru, Bakanlıkça belirlenen nüfus müdürlüklerine yapılır. (NHK m.27/A/2). Yönetmelik, yurt içinde başvuruyu genel kural olarak “taraflardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğü” üzerinden kurar. (Yön. m.5/1). Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, Yönetmelik belirli illeri alternatif başvuru merci olarak sayar. (Yön. m.5/1). Bu listede İstanbul da yer aldığından, İstanbul’da ilgili il müdürlüğü üzerinden başvuru pratikte sık kullanılan bir seçenektir. (Yön. m.5/1).
5) Başvuru Nasıl Yapılır? Birlikte Gelmek Zorunlu mu?
Başvurular taraflarca bizzat, kanuni temsilcileri veya vekilleri aracılığıyla yapılır. (Yön. m.6/1). Tarafların yetkili merci huzurunda aynı anda birlikte hazır olması zorunlu değildir. (Yön. m.6/1). Taraflar aynı anda birlikte başvurabileceği gibi farklı zamanlarda da başvurabilir. (Yön. m.6/1). Ancak ayrı müracaat edilmesi halinde, iki müracaat arasındaki süre 90 günü geçemez. (Yön. m.6/1). Tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmiş boşanmalar için özel durumlar ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.6/2).
6) Hangi Belgeler Gerekir? (Eksik Belge Riski ve Süre)
Başvuruda ibrazı zorunlu belgeler Yönetmelikte tek tek sayılmıştır. (Yön. m.7/1). Bunların başında “başvuru formu” gelir. (Yön. m.7/1-a; Yön. m.4/1-c). Kararın usulüne göre onaylanmış aslı ve Türkçe tercümesinin usulünce onaylanmış olması gerekir. (Yön. m.7/1-b). Kararda kesinleşme şerhi yoksa, verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini gösteren onaylı belge ve tercümesi de aranır. (Yön. m.7/1-c). Kimlik/pasaport fotokopileri ve yabancı taraf varsa tercümeler de belgeler arasındadır. (Yön. m.7/1-ç). Vekil ile başvuruda fotoğraflı özel vekâletname şartı ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.7/1-d; Yön. m.4/1-ı). Başvuru alınınca tarih ve sayıyı gösteren bir belge verilir. (Yön. m.7/3). Eksik belge tespit edilirse tamamlanması için 90 günlük süre tanınır. (Yön. m.7/4). Bu sürede eksikler giderilmezse başvuru reddedilir. (Yön. m.7/4).
7) Komisyon Sistemi: Kim Karar Veriyor?
Tescil işlemlerini yapmak üzere dış temsilciliklerde ve belirlenen il müdürlüklerinde komisyonlar oluşturulur. (Yön. m.8/1). İl müdürlüklerindeki komisyonun yapısı Yönetmelikte ayrıntılı gösterilmiştir. (Yön. m.8/2). Dış temsilciliklerde komisyonun oluşumu ve başkanlığı da ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.8/3). Komisyonun sekretarya hizmetleri dış temsilcilikler ve il müdürlüklerince yürütülür. (Yön. m.9/1). Komisyon kararları oy çokluğu ile alınır ve eşitlik halinde başkanın görüşü esas olur. (Yön. m.9/2). Gündem varsa komisyon en geç 15 gün içinde toplanır. (Yön. m.9/3). Komisyon, tescil yapılıp yapılamayacağını mevzuata göre inceler ve sonucu taraflara bildirir. (Yön. m.9/4).
8) En Önemli Ayrım: “Boşanma Tescili Var, Velayet Tescili Yok”
Yabancı kararda velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu hükümler bulunması halinde komisyon, kararı yalnızca boşanma/butlan/iptal/tespit yönünden değerlendirir. (Yön. m.9/5). Komisyon kararı, velayet ve benzeri tenfize konu hükümler bakımından hiçbir sonuç doğurmaz. (Yön. m.9/5). Bu tenfize konu hükümler için taraflar, MÖHUK uyarınca görevli ve yetkili mahkemelerde tanıma/tenfiz davası açabilir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3). Bu ayrım pratikte “boşanma nüfusa işlendi ama velayet Türkiye’de değişmedi” şikâyetinin temel sebebidir. (Yön. m.9/5).
9) Başvurunun Reddedileceği Haller
Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ve halen devam eden veya reddedilmiş dava varsa başvuru reddedilir. (Yön. m.9/6). Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar gerekçesiyle reddedilir. (Yön. m.9/7). Tescil şartları sağlanmadığı gerekçesiyle tescil talebi reddedilirse, Türkiye’de tanıma/tenfiz yoluna gidilir. (NHK m.27/A/3; Yön. m.11/1).
10) Tescil Ne Zaman Yapılır, Hangi Tarih Esas Alınır?
Komisyon tescile karar verirse, dış temsilcilikler veya il müdürlükleri 7 gün içinde aile kütüklerine tescil işlemini yapar. (Yön. m.10/1). Tescilde, boşanma (ve benzeri) kararının tarihi, kesinleşme tarihi olarak kabul edilir. (Yön. m.10/2).
11) Kayıt, Tasdik ve Tereddütlerin Giderilmesi
İbraz edilen karar, başvuru formu ve ekleri kayıt altına alınır ve teslim fişi verilir. (Yön. m.15/1). Resmî belgelerin Türkiye’de geçerli sayılması için tasdik/onay ilkesi ve milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır. (Yön. m.14/1-2). Uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesinde Genel Müdürlük yetkilidir. (Yön. m.16/1). Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde diğer ilgili yönetmelik hükümlerine gidilir. (Yön. m.17/1). Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir ve İçişleri Bakanı tarafından yürütülür. (Yön. m.18/1; Yön. m.19/1).
Sonuç: Hangi Yola Gideceksiniz?
Sadece “boşanma kararının” nüfusa işlenmesi hedefleniyorsa, şartlar uygunsa 27/A idari tescil çoğu zaman hızlı çözümdür. (NHK m.27/A/1-2; Yön. m.10/1). Kararda velayet/nafaka/kişisel ilişki varsa, idari tescil yapılsa bile bu hükümler Türkiye’de kendiliğinden güncellenmez ve ayrıca Aile Mahkemesi’nde tanıma/tenfiz davası gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3). İstanbul’da (özellikle Tuzla ve çevresi) uygulamada en sık yapılan hata, “boşanma tescil edildi = velayet de değişti” varsayımıdır. (Yön. m.9/5).
Sık Sorulan Sorular
Yurt dışı boşanma kararımı mahkemeye gitmeden Türkiye’de işletebilir miyim?
Eğer karar boşanma/butlan/iptal/tespit kapsamındaysa ve şartlar sağlanıyorsa, idari tescil ile mahkemeye gitmeden nüfusa işletmeniz mümkündür. (NHK m.27/A/1-2). Ancak kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması ve kamu düzenine açıkça aykırı olmaması şarttır. (NHK m.27/A/1). Komisyon bu şartları sağlayıp sağlamadığınızı belge üzerinden inceler. (Yön. m.9/4).
Yurt dışındaysanız kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliğe başvurabilirsiniz. (NHK m.27/A/2; Yön. m.5/1). Türkiye’deyseniz genel kural yerleşim yeriniz il müdürlüğüdür. (Yön. m.5/1). Yerleşim yeri yoksa Yönetmelikte sayılan illerden birine başvurulur ve listede İstanbul da vardır. (Yön. m.5/1).
Tarafların birlikte gitmesi şart mı?
Hayır, birlikte gitmek zorunlu değildir. (Yön. m.6/1). Taraflar aynı anda veya farklı zamanlarda başvurabilir. (Yön. m.6/1). Farklı zamanlarda başvurulacaksa iki başvuru arasındaki süre 90 günü geçmemelidir. (Yön. m.6/1).
Tek başıma başvuru yapabilir miyim?
Kanun, başvuruyu kural olarak tarafların birlikte yapması üzerinden kurar; ancak taraflardan birinin ölmüş olması veya yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın tek başına başvurabileceğini öngörür. (NHK m.27/A/1). Bu istisna dışındaki durumlarda uygulamada dosyanın niteliğine göre komisyon değerlendirmesi belirleyici olur. (Yön. m.9/4). Bu nedenle tek taraflı başvurularda evrak ve koşulların baştan doğru kurulması önemlidir. (Yön. m.7/1).
Hangi belgeleri hazırlamam gerekiyor?
Başvuru formu, kararın onaylı aslı ve Türkçe tercümesi temel belgelerdir. (Yön. m.7/1-a-b). Kararda kesinleşme şerhi yoksa ayrıca kesinleşmeyi gösteren belge ve tercümesi gerekir. (Yön. m.7/1-c). Kimlik/pasaport fotokopileri ve yabancı taraf varsa tercümeleri de eklenir. (Yön. m.7/1-ç). Vekil ile başvurulacaksa fotoğraflı özel vekâletname gerekir. (Yön. m.7/1-d; Yön. m.4/1-ı).
Eksik belge olursa ne olur, süre var mı?
Eksik belge tespit edilirse size 90 gün süre verilir. (Yön. m.7/4). Bu süre içinde eksikler tamamlanmazsa başvuru reddedilir. (Yön. m.7/4). Reddin ardından mahkemede tanıma/tenfiz yoluna gidilmesi gerekebilir ve bu da süreyi uzatabilir. (NHK m.27/A/3; Yön. m.11/1).
Komisyon kimlerden oluşuyor ve neye göre karar veriyor?
İl müdürlüklerinde komisyon; vali yardımcısı başkanlığında nüfus müdürü, ilçe nüfus müdürleri ve hukuk formasyonuna sahip kamu görevlisinden oluşur. (Yön. m.8/2). Komisyon oy çokluğu ile karar verir ve eşitlik halinde başkanın görüşü kabul edilir. (Yön. m.9/2). Komisyonun görevi, tescilin mevzuata göre yapılıp yapılamayacağını incelemektir. (Yön. m.9/4).
Kararda velayet ve nafaka da var; bunlar da tescil edilir mi?
Hayır, Yönetmelik açık: Kararda velayet/nafaka/kişisel ilişki/mal rejimi/tazminat varsa komisyon sadece boşanma (vb.) kısmını tescil eder. (Yön. m.9/5). Komisyon kararı bu tenfize konu hükümler açısından sonuç doğurmaz. (Yön. m.9/5). Bu hükümler için ayrıca MÖHUK kapsamında mahkemede tanıma/tenfiz davası açılması gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3).
Başvurum hangi hallerde reddedilir?
Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ve devam eden ya da reddedilmiş bir dava varsa başvuru reddedilir. (Yön. m.9/6). Ayrıca Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar da reddedilir. (Yön. m.9/7). Reddedilmesi halinde mahkemede tanıma/tenfiz seçeneği gündeme gelir. (Yön. m.11/1).
Tescil kararı çıkarsa nüfusa ne zaman işlenir ve hangi tarih esas alınır?
Komisyon tescile karar verdiğinde tescil işlemi 7 gün içinde yapılır. (Yön. m.10/1). Tescilde, yabancı kararın tarihi kesinleşme tarihi olarak kabul edilir. (Yön. m.10/2). Bu tarih, nüfus kayıtlarında medeni hâlin güncellenmesinde belirleyici olur. (Yön. m.10/2).
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Bu süreçte en kritik riskler; yanlış yol seçimi, eksik apostil/kesinleşme/tercüme, vekaletname format hatası, 90 günlük eksik tamamlama süresinin kaçırılması ve “velayet gibi tenfize konu hükümlerin” idari tescille çözülebileceğinin sanılmasıdır. (Yön. m.7/4; Yön. m.9/5). Özellikle velayet konusunda çoğu dosyada mahkeme süreci gerektiğinden, dilekçe ve delil setinin baştan doğru kurulması hak kaybını önler. (NHK m.27/A/3). İstanbul Tuzla’da bu işlemleri düzenli takip eden bir avukatla ilerlemek, hem süreyi hem masrafı kontrol etmeyi kolaylaştırır. (Yön. m.5/1).
Bu alanda 2M Hukuk Avukatlık Ofisi olarak (İstanbul / Tuzla), yabancı boşanma kararlarının 27/A tescil başvuruları ile yabancı kararların tanıma–tenfiz davaları süreçlerinde profesyonel danışmanlık ve dilekçe hazırlama hizmeti sunuyoruz.
6458 Sayılı YUKK Kapsamında Hukuki Analiz, Tahdit Kodları ve Para Cezasının Etkisi
Türkiye’de ikamet ihlali, sınır dışı (deport) kararı ve idari para cezasının ödenmemesi, yabancıların yeniden ülkeye giriş sürecini doğrudan etkileyen kritik hukuki konulardır. Uygulamada kullanılan Ç-120, Ç-105, Ç-104, Ç-114 gibi tahdit kodları ve giriş yasağı süreleri, idarenin takdir yetkisi ve somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.
İkamet ihlali, sınır dışı (deport) kararı, idari para cezasının ödenmemesinin giriş yasağı süresine etkisi ve Moldova vatandaşları özelinde hukuki durum analizi.
1. Yasal Çerçeve: 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)
Yargı kararlarında atıf yapılan 6458 sayılı Kanun uyarınca, yabancıların Türkiye’ye giriş ve çıkışları ile sınır dışı edilme süreçleri belirli kurallara bağlanmıştır:
Sınır Dışı Etme Nedenleri: Kanun’un 54/1-g maddesi uyarınca, ikamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir bir gerekçesi olmadan ikamet süresini on günden fazla ihlal edenler hakkında sınır dışı etme kararı alınır. Ayrıca 54/1-h maddesi, Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenleri de bu kapsama almaktadır.
Giriş Yasağı Süreleri: Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların ülkeye girişi Genel Müdürlük veya valiliklerce yasaklanabilir. Bu yasağın süresi en fazla beş yıldır (md. 9/3). Ancak kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturan hallerde bu süre on yıla kadar uzatılabilir.
Para Cezası ve Giriş Yasağı İlişkisi: Kanun’un 9/4 maddesi, ikamet ihlali yapan ancak bu durum yetkili makamlarca tespit edilmeden önce çıkış yapmak üzere başvuran yabancılar için bir istisna öngörür. Bu kişilerin idari para cezalarını ödemiş olmaları ve belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla, haklarında giriş yasağı kararı alınmayabilir.
2. Uygulamadan Örnekler ve Tahdit Kodları
Yargı kararları, ikamet ve vize ihlallerinde idarenin farklı sürelerde giriş yasağı uyguladığını ve çeşitli tahdit kodları kullandığını göstermektedir:
2 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-104 / O-100): Danıştay 10. Dairesi’nin 2023/3752 E. sayılı kararında, iki yıla kadar ikamet ihlali yapan bir yabancı hakkında Ç-104 ve O-100 kodlarıyla 2 yıl süreli giriş yasağı tesis edildiği görülmektedir.
5 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-120 / Ç-105):
Ç-120 (Vize İhlali/Para Cezası Ödenmemesi): Danıştay 10. Dairesi’nin 2020/3217 E. sayılı kararında, vize ihlali yapan ve çıkışta talep edilen cezalı ikamet harcı ile tezkere bedelini ödeyemeyen yabancıya Ç-120 koduyla 5 yıl giriş yasağı uygulanmıştır.
Ç-105 (Vize/İkamet İhlali): Anayasa Mahkemesi’nin 2019/438 sayılı kararında, vize ihlali yapan ve cezayı çıkışta ödeyen bir yabancıya dahi Ç-105 koduyla 5 yıl giriş yasağı konulduğu örneklendirilmiştir.
1 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-114): Moldova vatandaşlarını ilgilendiren bir kararda (Danıştay 10. Daire, 2016/938 E. ), adli işlem veya ihlal tespiti durumunda Ç-114 koduyla 1 yıl süreli yasak uygulanabildiği belirtilmiştir.
3. Cezanın Ödenmemesinin Sonuçları ve Yargı Denetimi
Örneğin “cezayı ödemediğim için beş yıllık giriş yasağı mı aldım?” sorusuna ilişkin yargı kararlarındaki değerlendirmeler şöyledir:
Ölçülülük İlkesi: Danıştay 10. Dairesi (2020/3217 E. ), vize ihlali nedeniyle çıkışta para cezasını ödeyemeyen yabancıya doğrudan 5 yıl yasak verilmesini “ölçülülük ilkesine aykırı” bularak iptal eden yerel mahkeme kararını onamıştır. Mahkeme, kanunda öngörülmeyen bir sınırlama yönteminin idari düzenleme (genelge) ile getirilemeyeceğini vurgulamıştır.
Yasağın Güncellenmesi: Anayasa Mahkemesi’nin 2013/3187 sayılı kararında, vize ihlalinden kaynaklanan para cezasının ödenmemesi durumunda, idarenin yabancının çıkışını sağlayarak mevcut giriş yasağı kaydını güncelleyebileceği veya devam ettirebileceği ifade edilmiştir.
Giriş Şartı Olarak Ceza: Bazı idari uygulamalarda, giriş yasağı süresi dolsa dahi, geçmişten kalan cezalı harçların ödenmemesi yeni bir ikamet veya vize başvurusu için ret gerekçesi yapılabilmektedir. Ancak Danıştay (2016/2217 E. ), aile ikamet izni gibi durumlarda para cezası ödeme şartının kanuni bir zorunluluk olarak dayatılamayacağına hükmetmiştir.
4. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi olması nedeniyle ikincil kaynak niteliğinde vurgulanmıştır:
Moldova Vatandaşları: Moldova vatandaşları hakkında verilen kararlarda (2016/594 E. , 2016/938 E. , 2021/321 E. ), idarenin “şartlı giriş”, “V-84 tahdit kodu” veya “Ç-114 ihlal kodu” gibi uygulamalara başvurduğu görülmektedir. Moldova vatandaşlarına özgü otomatik bir 5 yıl yasağı kuralı metinlerde yer almamakla birlikte, ihlalin niteliğine göre genel hükümler uygulanmaktadır.
Süre Dolumu ve Giriş: İkamet ihlali sonrası verilen 2 yıllık yasağın süresi dolduğunda, yasağın etkisi hukuken sona ermektedir (Danıştay 10. Daire, 2016/15371 E. ). Ancak çıkışta ödenmeyen idari para cezası, sistemde bir engel olarak kalmaya devam edebilir ve girişte tahsil edilmesi gerekebilir.
Belirsizlikler: Cezanın ödenmemesinin 2 yıllık yasağı otomatik olarak 5 yıla çıkarıp çıkarmadığına dair kesin bir yasal otomatizm kararlarda belirtilmemiştir; bu durum idarenin takdir yetkisi ve kullandığı tahdit koduna (Ç-120 gibi) bağlıdır.
Sonuç ve Analiz
Yargı kararları ışığında; 2024 yılında aldığınız 2 yıllık giriş yasağı süresi Haziran ayında dolduğunda, kural olarak yasağın hukuki etkisi biter. Ancak çıkışta ödemediğiniz idari para cezası nedeniyle idare, hakkınızdaki tahdit kodunu Ç-120 (5 yıl süreli yasak) olarak belirlemiş veya mevcut yasağı bu gerekçeyle en üst sınırdan tesis etmiş olabilir.
Eğer hakkınızda tesis edilen işlem sadece 2 yıl ile sınırlıysa, sürenin dolmasıyla giriş yapabilirsiniz; fakat ödenmemiş ceza girişte karşınıza bir borç olarak çıkacaktır. Eğer ceza ödenmediği için yasak 5 yıla çıkarılmışsa, bu işlemin “ölçülülük” yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açılması mümkündür. Kesin durumun tespiti için Göç İdaresi Başkanlığı sistemleri üzerinden tahdit kodu sorgulaması yapılması önerilir.
Sık Sorulan Sorular
2 yıllık deport sürem doldu. Süre sonunda sorunsuz giriş yapabilir miyim?
Eğer sistemde başka bir tahdit kodu yoksa evet. Ancak ödenmemiş para cezası girişte karşınıza çıkabilir. Ceza nedeniyle sistemde aktif bir Ç-120 varsa giriş reddedilebilir.
Cezayı ödemediğim için otomatik 5 yıl yasak mı aldım?
Hayır. Kanunda otomatik 5 yıl dönüşümü yoktur. Ancak idare Ç-120 kodu uygulamışsa fiilen 5 yıl yasak oluşmuş olabilir. Tahdit kodu sorgulanmadan kesin değerlendirme yapılamaz.
Ceza ödenmedi diye 5 yıl yasak verilirse iptal edilebilir mi?
Evet. Danıştay kararlarında ölçülülük ilkesine aykırı bulunan uygulamalar mevcuttur. Özellikle sadece para cezası ödenmemesine dayanarak en üst sınırdan yasak verilmesi iptal edilebilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
İkamet ihlali ve deport dosyalarında en kritik unsur tahdit kodunun doğru tespiti ve idari işlemin hukuka uygunluğunun analizidir.
Özellikle:
Tuzla geri gönderme merkezi süreçlerinde idari gözetim kararları
Ç-120 ve Ç-105 kodlarına karşı iptal davaları
Şartlı giriş başvuruları
İkamet izni ret işlemlerine karşı dava uzmanlık gerektirir. Bu noktada Tuzla yabancı avukatı desteği, özellikle geri gönderme merkezi işlemlerinde hızlı müdahale sağlar. Aynı şekilde İstanbul yabancı avukatı ile idare mahkemesinde açılacak davalarda yürütmenin durdurulması talep edilerek ülkeye giriş hakkının korunması mümkün olabilir. Göç hukuku teknik ve idarenin takdir yetkisine açık bir alandır. Yanlış başvuru veya süresinde açılmayan dava, hak kaybına yol açabilir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesinin 6. fıkrası uyarınca idari gözetim kararlarına karşı başvuru mercii münhasıran sulh ceza hâkimlikleridir. İdari gözetim altındaki kişi, yasal temsilcisi veya avukatı itirazda bulunabilir. Dilekçe Geri Gönderme Merkezi’ne veya valiliğe verilmiş olsa dahi idare bu dilekçeyi derhâl yetkili sulh ceza hâkimliğine iletmekle yükümlüdür. Hâkim başvuruyu beş gün içinde karara bağlar ve verilen karar kesindir. İdari gözetim şartlarının değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru yapılması da mümkündür.
Başarılı bir itiraz için dilekçede hem şekli hem esaslı unsurların eksiksiz şekilde yer alması gerekir. Kararın tarih ve sayısının belirtilmesi, tebliğ tarihinin gösterilmesi, yabancının kimlik bilgilerinin açıkça yazılması ve karar örneğinin eklenmesi yargısal denetimin hızını artırır. Esas bakımından ise idari gözetimin somut delile dayanmadığı, kaçma riskinin bulunmadığı, alternatif yükümlülüklerin yeterli olacağı, aylık zaruret değerlendirmelerinin yapılmadığı ve usul güvencelerinin ihlal edildiği hususları ayrıntılı şekilde ortaya konmalıdır.
1. Başvuru Mercisi ve Usulü
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, idari gözetim kararına karşı itiraz mercisi münhasıran sulh ceza hâkimlikleridir. İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi veya avukatı bu karara karşı başvuruda bulunabilir. Dilekçenin idareye (Geri Gönderme Merkezi veya Valilik) verilmesi hâlinde, idare bu dilekçeyi yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırmakla yükümlüdür. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir. Ayrıca, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurulması mümkündür.
2. Dilekçede Bulunması Gereken Şekli Unsurlar
Yargı kararları ve ilgili mevzuat hükümleri (İYUK m.3 ve Kabahatler Kanunu m.27/4 kıyasen) çerçevesinde, bir itiraz dilekçesinde bulunması gereken temel formel unsurlar şunlardır:
Yetkili Merci Bilgisi: Dilekçe, idari gözetim kararının verildiği yerdeki veya yabancının tutulduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliği’ne hitaben yazılmalıdır.
Tarafların Kimlik Bilgileri: İtiraz eden yabancının adı, soyadı, uyruğu ve varsa yabancı kimlik numarası ile avukatının bilgileri yer almalıdır.
İdari İşlem Bilgileri: İtiraz edilen idari gözetim kararının tarihi, sayısı ve tebliğ edildiği tarih açıkça belirtilmelidir. Karar örneğinin dilekçeye eklenmesi, yargısal denetimin hızı açısından kritiktir.
İmza: Dilekçe, ilgili kişi veya vekili tarafından imzalanmış olmalıdır.
3. Dilekçede Yer Alması Gereken Esaslı Unsurlar ve Gerekçeler
Başarılı bir itiraz için dilekçede idari gözetimin hukuka aykırılığını ortaya koyan somut gerekçeler sunulmalıdır:
Somut Delil ve Gerekçe Eksikliği: İdari gözetim kararının sadece kanun maddelerinin (YUKK m.57/2) soyut tekrarından ibaret olduğu, yabancının durumuna özgü somut delil ve emare içermediği vurgulanmalıdır.
Kaçma ve Kaybolma Riskinin Bulunmadığı: Yabancının Türkiye’de sabit bir ikametgahının olması, aile birliğinin bulunması, daha önceki adli/idari süreçlerde kaçma girişiminde bulunmaması gibi hususlar delillendirilmelidir.
Adli ve İdari Sicil Durumu: Hakkında herhangi bir adli soruşturma bulunmadığı veya yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanmadığı gibi detaylar eklenmelidir.
Alternatif Yükümlülüklerin Değerlendirilmesi: İdari gözetimin “son çare” olması gerektiği, YUKK m.57/4 uyarınca belirlenen alternatif yükümlülüklerin (bildirim yükümlülüğü, ikamet adresi gösterme vb.) neden yeterli olacağı açıklanmalıdır.
Süre ve Zaruret Değerlendirmesi: İdari gözetimin devamında zaruret bulunmadığı, aylık değerlendirmelerin düzenli yapılmadığı veya uzatma kararlarının gerekçesiz olduğu iddia edilmelidir.
Usul Güvencelerinin İhlali: Kararın yabancıya veya avukatına usulüne uygun tebliğ edilmediği, hakları konusunda bilgilendirme yapılmadığı, avukat veya tercüman yardımından yararlandırılmadığı gibi usul hataları belirtilmelidir.
4. Dilekçeye Eklenebilecek Belgeler ve Kanıtlar
Dilekçenin etkisini artırmak amacıyla şu belgelerin sunulması önerilmektedir:
İdari gözetim kararı ve tebliğ-tebellüğ tutanağı örneği.
Yabancının Türkiye’deki ikamet durumunu gösteren belgeler (kira kontratı, fatura vb.).
Varsa BMMYK mülteci statüsü veya uluslararası koruma başvurusuna dair belgeler.
Sağlık sorunları varsa buna ilişkin tıbbi raporlar.
Vekaletname örneği.
5. İkincil Kaynak Bilgileri İkincil kaynak niteliğindeki Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları, dilekçe içeriğine dair şu ek bağlamları sağlamaktadır:
Danıştay 10. Daire (2021/1393 ): İdari gözetim şartlarının değiştiği iddiasıyla her zaman yeniden başvuru yapılabileceğini ve idarenin dilekçeyi derhal mahkemeye iletme yükümlülüğünü vurgular.
Anayasa Mahkemesi (G.E. Başvurusu): İdari kararın “soyut” niteliğinin ve somut delil eksikliğinin sulh ceza hâkimliğince kabul edilebilir bir kaldırma gerekçesi olduğunu teyit eder.
İzmir 2. Sulh Ceza Hakimliği (2022/9071 ): Dilekçede uluslararası insan hakları standartlarına (Anayasa m.19, AİHS m.5) ve kamu ekonomisi ilkelerine atıf yapılmasının, gözetimin orantısızlığını vurgulamak açısından önemli olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi (2019/33930 ): İdari yaptırım itirazlarında kimlik fotokopisi gibi eksikliklerin itiraz hakkını engellememesi gerektiğini, ancak karar bilgilerinin ve delillerin açıkça gösterilmesinin esas olduğunu belirtmektedir.
Rapor, sunulan yargı kararları ve yasal düzenlemelerdeki verilerle sınırlı olarak hazırlanmıştır. Kararlarda dilekçe için standart bir form sunulmamış olup, unsurlar başarılı itiraz örnekleri ve usul kuralları üzerinden analiz edilmiştir.
Sık Sorulan Sorular
İdari gözetim itiraz dilekçesi nereye ve nasıl verilir?
İtiraz dilekçesi idari gözetim kararının verildiği yerdeki veya yabancının tutulduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine hitaben yazılmalıdır. Dilekçe doğrudan mahkemeye verilebileceği gibi Geri Gönderme Merkezi veya valiliğe teslim edildiğinde idare tarafından derhâl yetkili mahkemeye iletilmelidir. Sulh ceza hâkimi başvuruyu beş gün içinde sonuçlandırır.
İtiraz dilekçesinde hangi zorunlu bilgiler yer almalıdır?
Dilekçede yabancının adı, soyadı, uyruğu, yabancı kimlik numarası, avukat bilgileri, itiraz edilen kararın tarih ve sayısı ile tebliğ tarihi açıkça belirtilmelidir. Karar örneğinin eklenmesi önemlidir. Dilekçe ilgili kişi veya vekili tarafından imzalanmış olmalıdır.
İdari gözetim kararının hangi yönleri hukuka aykırılık oluşturur?
Kararın yalnızca kanun maddelerinin tekrarından ibaret olması, somut delil içermemesi, kaçma riskinin gösterilememesi, aylık değerlendirmelerin yapılmaması, uzatma kararlarının gerekçesiz olması ve alternatif yükümlülüklerin değerlendirilmemesi hukuka aykırılık iddiaları arasında yer alır. Ayrıca tebligat ve bilgilendirme eksiklikleri de usul ihlali sayılabilir.
Alternatif yükümlülük talebi dilekçede nasıl ileri sürülmelidir?
İdari gözetimin son çare olduğu, YUKK m.57/A kapsamında belirli adreste ikamet, imza yükümlülüğü veya teminat gibi daha hafif tedbirlerin aynı amaca ulaşmaya yeterli olacağı somut gerekçelerle açıklanmalıdır. Ölçülülük ilkesi çerçevesinde özgürlüğü kısıtlayıcı en ağır tedbir yerine daha hafif önlemlerin tercih edilmesi gerektiği belirtilmelidir.
İdari gözetim kararına karşı yeniden başvuru yapılabilir mi?
İdari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla sulh ceza hâkimliğine yeniden başvurulabilir. Danıştay kararları idarenin dilekçeyi derhâl mahkemeye iletme yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi kararları, somut delil eksikliğinin başlı başına kaldırma gerekçesi olabileceğini ortaya koymaktadır.
İdari gözetim kararına itiraz dilekçesine hangi belgeler eklenmelidir?
İdari gözetim kararı ve tebliğ tutanağı, kira sözleşmesi veya fatura gibi ikamet belgeleri, uluslararası koruma başvuru belgeleri, varsa sağlık raporları ve vekaletname dilekçeye eklenebilir. Bu belgeler, kaçma riskinin bulunmadığını ve gözetimin ölçüsüz olduğunu ortaya koymada etkili olmaktadır.
Neden İdari Gözetim İtiraz Dilekçesi İçin Uzman Avukat Desteği Gerekli?
İdari gözetim kararlarına karşı yapılacak itirazlar kısa süreli, teknik ve özgürlüğü doğrudan etkileyen hukuki süreçlerdir. Sulh ceza hâkimliğine sunulacak dilekçede somut delil analizi, usul güvenceleri, ölçülülük ilkesi, uluslararası insan hakları standartları ve yargı içtihatlarının doğru şekilde kullanılması gerekmektedir. Eksik veya hatalı hazırlanmış başvurular özgürlüğün kısıtlanmasının devamına yol açabilmektedir.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli olarak idari gözetim itirazları, geri gönderme merkezi süreçleri, sınır dışı işlemlerinin iptali ve tahdit kodlarının kaldırılması konularında profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Büro; İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe ve Anadolu Yakası genelinde yabancılar hukuku alanında stratejik dava planlaması ve sulh ceza hâkimliği başvurularında hukuki temsil sağlamaktadır.
İdari gözetim gibi özgürlüğü doğrudan etkileyen işlemlerde sürecin uzman bir avukat tarafından yürütülmesi hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
YUKK 57/A Kapsamında Alternatif Yükümlülüklerin Hukuki Çerçevesi
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57/A maddesi, idari gözetim yerine uygulanabilecek alternatif yükümlülükleri tahdidi olarak düzenlemiştir. Bu yükümlülükler; belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma (imza/parmak izi), aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına gönüllü hizmet, teminat ve elektronik izleme tedbirlerinden oluşmaktadır. YUKK m.57/4 uyarınca idari gözetimin devamında zaruret bulunmadığı durumlarda gözetim kaldırılarak bu alternatif yükümlülüklerden bir veya birkaçı uygulanabilir.
Yargı kararları, özellikle ölçülülük ilkesi gereği, gözetimden beklenen kamu yararının daha hafif bir tedbirle sağlanabileceği hallerde idari gözetimin kaldırılabileceğini ortaya koymaktadır.
1. YUKK Madde 57/A Kapsamındaki Alternatif Yükümlülüklerin Yasal Çerçevesi
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 57/A maddesi, idari gözetime alternatif olarak uygulanabilecek yükümlülükleri tahdidi olarak sıralamıştır. Yargı kararlarına (Uyuşmazlık Mahkemesi 2024/352 , 2022/385 , 2023/625 ) yansıyan bu tedbirler şunlardır:
Belirli adreste ikamet etme,
Bildirimde bulunma (imza/parmak izi),
Aile temelli geri dönüş,
Geri dönüş danışmanlığı,
Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma,
Teminat,
Elektronik izleme.
YUKK md. 57/4 uyarınca, idari gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için gözetim derhal sonlandırılarak bu alternatif yükümlülüklerden bir veya birkaçı getirilebilir.
2. Gözetim Kararının Kaldırılması Taleplerinde Dayanak Alınan Somut Gerekçeler
Yargı kararları analizi, idari gözetimin kaldırılarak alternatif tedbirlere hükmedilmesinde mahkemelerin şu hususları dikkate aldığını göstermektedir:
Sınır Dışı İşleminin Uygulanamaması: İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, Anayasa Mahkemesi’nin sınır dışı işlemini durdurma kararını gerekçe göstererek, gözetimin işlevsiz hale gelmesi nedeniyle kaldırılmasına ve yabancının 15 günde bir imza yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermiştir (AYM, 11/11/2015).
Somut Delil Eksikliği ve Soyut Gerekçeler: İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği, gözetim kararının kanundaki nedenlerin soyut tekrarından ibaret olduğu ve somut delil sunulmadığı gerekçesiyle gözetimi kaldırmıştır (AYM, 11/6/2018). Benzer şekilde Edirne Sulh Ceza Hâkimliği, kamu güvenliği tehdidine dair somut delil bulunmaması nedeniyle gözetimi sonlandırmıştır (AYM, 30/9/2015).
Süre Sınırlarının Aşılması: Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği, yabancının iş birliği yapmadığına dair somut veri bulunmadığı halde 6 aylık sürenin uzatılmasını hukuka aykırı bularak gözetimi kaldırmıştır (AYM, 11/7/2023).
Ölçülülük ve Alternatif Tedbirle Fayda Sağlanması: İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği, gözetimin uzatılmasının gerekçelendirilemediği durumlarda “alternatif tedbirle de idari gözetimden beklenen faydanın sağlanabileceği” vurgusuyla gözetimi kaldırmıştır (AYM, 22/11/2022).
Kararlarda idari gözetim yerine veya sonrasında uygulanan bildirim yükümlülüklerinin farklı periyotlarda somutlaştığı görülmektedir:
Haftalık Bildirim: Haftanın bir günü parmak izi, dört günü ıslak imza (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2024/352 ) veya her hafta Cuma günü imza atma (AYM, 2/5/2019).
Aylık Bildirim: Her ay imza atma (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2022/385 ) veya dört haftada bir kez imza/parmak izi verme (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2023/625 ).
On Beş Günlük Bildirim: 15 günde bir imzaya gelme yükümlülüğü (AYM, 11/11/2015).
Adli Kontrol ile İkame: Bazı durumlarda idari gözetim sonrası “belirli bir ilçe sınırlarını terk etmemek” (AYM, 2/5/2019) veya “konutu terk etmeme” (AYM, 14/2/2024) gibi adli kontrol tedbirlerinin de alternatif olarak tartışıldığı görülmektedir.
4. Usul ve Görevli Yargı Yeri
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (2024/352 , 2022/385 , 2023/625 ), idari gözetime alternatif yükümlülük kararları “idari gözetim kararının devamı niteliğinde ve aynı amaçla” verildiği için bu kararlara karşı yapılacak itirazların ve kaldırma taleplerinin adli yargı (Sulh Ceza Hâkimliği) yerinde görülmesi gerekmektedir. YUKK md. 57/6 ve 57/A/5 hükümleri bu itiraz yolunu yasal güvenceye bağlamıştır.
5. İkincil Kaynaklardan Elde Edilen Ek Bağlam
Aşağıdaki hususlar karar metinlerindeki sınırlı bilgileri tamamlayıcı nitelikte ikincil kaynaklar olarak not edilmiştir:
İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliği (2022/9071 ): İtiraz dilekçesinde yabancının Türkiye’de sabit ikametgahı olması, aile birliği ve suç kaydının bulunmaması gibi unsurlar vurgulanarak 57/A alternatiflerinin talep edildiği; mahkemenin ise gözetimi “orantısız” bularak kaldırdığı ve yükümlülük tayinini idarenin takdirine bıraktığı görülmektedir.
Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliği (AYM 30/7/2025): Küçük yaştaki çocukların üstün yararı, eşin Türk vatandaşı olması ve ikametgahın belirli olması durumlarında idari gözetimin amacına ulaştığı belirtilerek alternatif tedbirlerin uygulanabileceği ifade edilmiştir.
Sonuç ve Analiz: Yargı kararları, idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hâkimliği’ne yapılacak başvurularda; yabancının sabit ikametgahı, ailevi durumu, sınır dışı işleminin önündeki engeller ve idarenin gerekçelerinin soyutluğu üzerinden YUKK md. 57/A’daki bildirim (imza) ve ikamet yükümlülüklerinin talep edilmesinin etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Mahkemeler, özellikle “ölçülülük” ilkesi gereği, gözetimden beklenen kamu yararının daha hafif bir tedbirle sağlanabileceği durumlarda gözetimi kaldırma eğilimindedir.
Sık Sorulan Sorular
İdari gözetim yerine hangi alternatif tedbirler uygulanabilir?
YUKK 57/A kapsamında belirli adreste ikamet, haftalık veya aylık imza yükümlülüğü, parmak izi verme, teminat, elektronik izleme, geri dönüş danışmanlığı ve aile temelli geri dönüş gibi tedbirler uygulanabilir. Bu yükümlülükler idari gözetim yerine veya gözetimin kaldırılması sonrasında uygulanabilir.
Alternatif yükümlülük talebi hangi gerekçelere dayanmalıdır?
Mahkemeler, sabit ikametgahın bulunması, aile birliği, çocukların üstün yararı, sınır dışı işleminin uygulanamaması, somut delil eksikliği ve gözetim süresinin aşılması gibi unsurları dikkate almaktadır. Bu hususların somut belgelerle desteklenmesi alternatif tedbir talebinin kabulünü kolaylaştırmaktadır.
Ölçülülük ilkesi idari gözetim kararını nasıl etkiler?
İdari gözetim özgürlüğü kısıtlayan ağır bir tedbirdir ve son çare olarak uygulanmalıdır. Eğer bildirim yükümlülüğü veya belirli adreste ikamet gibi daha hafif tedbirlerle aynı kamu yararı sağlanabiliyorsa, gözetimin devamı ölçüsüz kabul edilebilir. Yargı kararları bu ilkeyi açıkça vurgulamaktadır.
Bildirim (imza) yükümlülüğü nasıl uygulanır?
Kararlarda haftalık, 15 günlük veya aylık periyotlarla imza atma veya parmak izi verme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Bazı uygulamalarda haftanın belirli günlerinde imza, bazı durumlarda ise her ay belirli tarihte bildirim yapılması şeklinde düzenlemeler yapılmaktadır.
Sınır dışı işlemi uygulanamıyorsa idari gözetim kaldırılır mı?
Anayasa Mahkemesi’nin sınır dışı işlemini durdurma kararı gibi durumlarda gözetim amacını yitirebilir. Bu tür hallerde sulh ceza hâkimlikleri gözetimi kaldırarak alternatif yükümlülük uygulanmasına karar verebilmektedir.
Belirli adreste ikamet yükümlülüğü nedir, nasıl uygulanır?
Belirli adreste ikamet, idari gözetim yerine uygulanabilen bir tedbirdir; yabancı, sınır dışı işlemi sonuçlanıncaya kadar bildirdiği adreste kalmak zorundadır. Adres, İl Göç İdaresi’ne bildirilir; İl Müdürlüğü adresi sistemsel doğrulama ile teyit eder. Doğrulama sonrası genellikle kira sözleşmesi ya da kira yoksa yanında kalınacak kişinin yazılı kabul beyanı istenebilir; ancak adres zaten sistemden doğrulanabiliyorsa bu belgeler istenmeden de yükümlülük uygulanabilir. Adres bilgisi kolluğa iletilir ve kişinin adreste bulunup bulunmadığı mahalli tahkikat ile kontrol edilebilir. İl değiştirme istenirse yazılı başvuru gerekir; sağlık, eğitim, aile bağları, güvenlik riski gibi gerekçeler değerlendirilir.
“İmza atma / parmak izi / ses tanıma” ile bildirim yükümlülüğü nasıl işler?
Bildirimde bulunma, yabancının belirlenen aralıklarla İl Göç İdaresi’ne bildirim yapmasıdır. Uygulamada bildirim; ıslak imza, parmak izi doğrulama ve/veya ses tanıma yöntemleriyle yapılabilir (birisi veya birkaçı). Bildirim sıklığını İl Müdürlüğü kişiye özel belirler ve bu aralık bir ayı geçemez. Kişinin yaşı, engeli, uzak mesafe gibi durumlar dikkate alınarak daha makul bir sıklık belirlenmesi gerekir; amaç denetim sağlarken ölçüsüz bir külfet yaratmamaktır. Başka ilde bildirim için yazılı talep gerekir; bazı risk kategorilerinde ayrıca Başkanlık görüşü aranabilir.
Aile temelli geri dönüş yükümlülüğü kimler için mümkündür, şartları neler?
Bu yükümlülük, kişinin talebi üzerine uygulanabilen bir alternatiftir. Yabancı, sınır dışı edilinceye kadar Türkiye’de yasal olarak bulunan 1. veya 2. derece akrabası yanında kalır. Şartlar: (i) yazılı başvuru, (ii) akrabalık bağının resmî belgeyle ispatı (pasaport/kimlik vb.), (iii) yanında kalacak akrabaların yazılı muvafakati. Muvafakat veren aile bireyleri ayrıca yabancının süreçteki bazı masraflarına ilişkin taahhüt de üstlenebilir. Muvafakat yoksa bu tedbir uygulanamaz. Mantık şu: adres belirliliği sağlanırken, kişinin aile bağları kopmadan süreç yönetilir.
Geri dönüş danışmanlığı ne sağlar, yabancı açısından avantajı nedir?
Geri dönüş danışmanlığı, gönüllü dönüşü kolaylaştırmak için yabancıya hak ve yükümlülüklerini anlatan, menşe ülke/üçüncü ülkeye çıkış sürecini hazırlayan destek mekanizmasıdır. Belgelerin tespiti, temsilciliklerle koordinasyon, yol haritası oluşturma gibi işlemler bu kapsamda yürütülebilir. Süreçte yabancıya yazılı bilgilendirme yapılması beklenir. En kritik sınır: geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi—yani kişinin işkence, insanlık dışı muamele veya hayat/hürriyet tehdidi olan yere gönderilememesi. Bu yüzden danışmanlık yalnız “idari işlem” değil, aynı zamanda hak temelli bir güvence katmanı olarak değerlendirilir.
Kamu yararına gönüllü çalışma yükümlülüğü zorunlu mu, “angarya” olur mu?
Bu tedbirin ana şartı gönüllülüktür; kişi gönüllü değilse zaten bu yükümlülük mantıken işlememelidir. “Angarya/zorla çalıştırma” tartışmasının önüne geçen nokta da budur: rıza olmadan uygulanmaması gerekir. Uygulamada en büyük sorun, görevlerin ve usulün detaylı, öngörülebilir biçimde düzenlenmemesi; ayrıca dil/yetenek/uyum gibi sebeplerle yabancının uygun görev bulamaması ihtimalidir. Sağlıklı işlemesi için “kamuya yararlı görevler listesi”, görev yerinin denetimi ve gönüllülüğün açık tespiti gibi standartlar gerekir.
Teminat (güvence bedeli) nedir, yatırılınca idari gözetim kalkar mı, geri alınır mı?
Teminat, kişinin sınır dışı işlemi tamamlanıncaya kadar serbest kalabilmesi için belirlenen güvence bedelinin muhasebe hesabına yatırılmasıdır; dekont İl Göç İdaresi’ne teslim edilir ve kural olarak bu işlemle idari gözetim sonlandırılabilir. Teminat yatıran kişiye çoğunlukla ek bildirim yükümlülüğü de getirilir (denetim sürsün diye). Sınır dışı uygulanırsa veya sınır dışı kararı mahkemece iptal edilirse, teminat yazılı talep ve banka bilgisiyle iade edilir; ancak iade sırasında genellikle faiz işletilmez. Yükümlülüklere uyulmaz ya da ülkeden çıkış gerçekleşmezse teminat Hazineye gelir kaydedilebilir. Bazı risk gruplarında teminat uygulanamaz; ayrıca insan ticareti mağduriyeti ihtimaline karşı teminat sürecinde mülakat zorunluluğu gibi güvenlik adımları öngörülebilir.
Elektronik izleme “mobil uygulama” ve “elektronik kelepçe” farkı nedir, itiraz edilebilir mi?
Mobil uygulama ile takip: Kişinin telefonuna yüklenen uygulama üzerinden belirli aralıklarla konum/bildirim yapılır; daha “hafif” bir denetim modelidir. Bazı kişi grupları için (özellikle belirli güvenlik risk kategorileri) uygulanamayabilir. Kısa süreli il dışı seyahatlerde genellikle izin ve prosedür gerekir (örneğin 15 günü aşmayan seyahat mantığı). Elektronik kelepçe: Daha ağır ve sürekli izleme sağlar; genellikle güvenlik riski daha yüksek görülen ve hakkında özel değerlendirme yapılan kişilerde gündeme gelir. Karar süreci çoğu kez merkezî değerlendirme/görüş mekanizmalarıyla yürür ve güvenlik-istihbarat görüşleri istenebilir. İtiraz: Elektronik izleme kararına karşı kişi (veya avukatı/temsilcisi) sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Ancak başvuru çoğu durumda tedbiri otomatik durdurmaz; hâkim kararı çıkana kadar uygulama devam edebilir. Sonradan koşullar değişirse yeniden başvuru yapılabilir; kaldırılırsa yerine başka alternatif yükümlülükler uygulanabilir.
Neden Alternatif Yükümlülük Talebinde Uzman Avukat Desteği Gerekli?
YUKK 57/A kapsamında alternatif yükümlülük talebi, yalnızca idari gözetimin kaldırılmasını değil aynı zamanda özgürlüğün daha hafif tedbirlerle korunmasını hedefleyen teknik bir hukuki başvurudur. Sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvurularda somut delillerin sunulması, aile birliği, sabit ikamet, ölçülülük ilkesi ve yargı içtihatlarının doğru şekilde dile getirilmesi önem taşımaktadır. Eksik veya yetersiz hazırlanmış başvurular, gözetimin devamına yol açabilmektedir.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli olarak idari gözetim kararlarının kaldırılması, alternatif yükümlülük talepleri, geri gönderme merkezi süreçleri ve sınır dışı işlemlerinin iptali konularında hukuki destek sunmaktadır. Büro; İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe ve Anadolu Yakası genelinde ve Tuzla Geri Gönderme Merkezi bünyesinde yabancılar hukuku alanında stratejik dava planlaması ve sulh ceza başvurularında temsil sağlamaktadır.
İdari gözetim ve alternatif tedbir süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması için hukuki başvurunun uzman bir avukat tarafından hazırlanması önem taşımaktadır.
Türkiye’de sınır dışı etme süreci, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) yabancılar başlıklı ikinci kısmının sınır dışı etme başlıklı dördüncü bölümünde, 52 ila 60. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler sınır dışı kararının alınması, uygulanması, itiraz yolları, idari gözetim, gönüllü geri dönüş ve masrafların tahsili gibi sürecin tüm aşamalarını kapsamaktadır.
Sınır Dışı Etme Kararı ve Yetkili Makam
Sınır dışı etme kararı, YUKK’un 54. maddesinde belirtilen sebeplerin gerçekleşmesi halinde uygulanır ve kanunun açık hükmü gereği yalnızca valilikler tarafından alınabilir. Kararın değerlendirilmesi ve karar aşaması en fazla 48 saat içinde tamamlanır. Kanunda sayılan şartlardan birinin veya birkaçının gerçekleşmesi durumunda, 55. maddede belirtilen istisnalar saklı kalmak kaydıyla valiliğin sınır dışı etme kararı alması zorunludur.
Sınır Dışı Etme Kararı Alınacak Yabancılar (YUKK m.54)
YUKK’un 54. maddesi kapsamında; Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi gereği sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler, terör örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, Türkiye’ye giriş, vize veya ikamet işlemlerinde sahte belge veya gerçeğe aykırı bilgi kullananlar, Türkiye’de bulunduğu süre boyunca geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında sınır dışı kararı alınır.
Ayrıca vize süresini on günden fazla ihlal edenler veya vizesi iptal edilenler, ikamet izni iptal edilenler, ikamet süresi sona ermesine rağmen kabul edilebilir gerekçe olmaksızın on günden fazla ülkede kalmaya devam edenler, çalışma izni olmadan çalışanlar, Türkiye’ye yasal giriş veya çıkış hükümlerini ihlal edenler, hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen ülkeye gelenler, uluslararası koruma başvurusu reddedilen veya statüsü sona eren kişiler ile ikamet uzatma başvurusu reddedilip on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar da sınır dışı kapsamındadır. Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilen kişiler hakkında da sınır dışı kararı verilebilir.
Bu kapsamda ayrıca 54. maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahipleri veya uluslararası koruma statüsü sahipleri hakkında, uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı kararı alınabilir.
Sınır Dışı Etme Kararı Alınmayacak Yabancılar (YUKK m.55)
YUKK’un 55. maddesi uyarınca bazı kişiler hakkında sınır dışı kararı alınmaz. Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalma riski bulunanlar bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca ciddi sağlık sorunları nedeniyle seyahati riskli olanlar, hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam eden ve gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayan kişiler, mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları ile psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları tedavileri tamamlanıncaya kadar sınır dışı edilmez.
Bu kişilerin ülkede kalabilmesi için YUKK’un 46. maddesi kapsamında insani ikamet izni verilebilir ve belirli adreste ikamet etme veya düzenli bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilebilir. Bu durumların ortadan kalkması halinde ise haklarında sınır dışı kararı alınabilir.
Sınır Dışı Etme Kararına Karşı Yargı Yolu
Sınır dışı etme kararı gerekçeleriyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Yabancı avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kararın sonuçları, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
Yabancı veya temsilcisi, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Başvuru yapıldığında sınır dışı kararı veren makama da bilgi verilir. Mahkeme başvuruları on beş gün içinde sonuçlandırır ve verilen karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemi uygulanmaz.
Türkiye’yi Terke Davet Süreci
Sınır dışı kararı alınan kişilere, Türkiye’yi terk edebilmeleri için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınabilir. Bu kişilere harçsız “Çıkış İzin Belgesi” verilir ve süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı uygulanmayabilir. Ancak verilen süre içinde ülkeyi terk etmeyen yabancılar hakkında idari gözetim kararı uygulanır.
Kaçma riski bulunanlar, sahte belge kullananlar, yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler, kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturanlar ile asılsız belgelerle ikamet izni almaya çalışan kişiler Türkiye’yi terke davet edilmez ve doğrudan idari gözetim uygulanabilir.
İdari Gözetim ve Geri Gönderme Merkezleri
Sınır dışı kararı alınan kişilerden kaçma riski bulunanlar, sahte belge kullananlar, çıkış süresine uymayanlar veya kamu düzeni açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınabilir. Bu kişiler Geri Gönderme Merkezlerinde tutulur.
İdari gözetim süresi en fazla altı aydır. Ancak yabancının iş birliği yapmaması veya gerekli bilgi ve belgeleri sağlamaması halinde bu süre altı ay daha uzatılabilir. Valilik idari gözetimin devamında gereklilik olup olmadığını her ay değerlendirir.
İdari Gözetim Alternatifleri
İdari gözetim yerine belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına hizmetlerde gönüllülük, teminat veya elektronik izleme gibi alternatif yükümlülükler uygulanabilir. Bu yükümlülükler en fazla 24 ay süreyle uygulanabilir ve yükümlülüklere uyulmaması halinde tekrar idari gözetim kararı alınabilir.
Elektronik izleme kararına karşı sulh ceza hâkimine başvuru yapılabilir ve hâkim başvuruyu beş gün içinde sonuçlandırır.
Gönüllü Geri Dönüş Uygulaması
Sınır dışı kararı alınmış düzensiz göçmenlerden menşe ülkesine gönüllü dönmek isteyenlere, Göç İdaresi tarafından uygun görülmesi halinde ayni veya nakdi destek sağlanabilir. Bu süreç uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülebilir.
İdari Gözetim Kararına İtiraz
İdari gözetim kararı ve uzatma kararları yabancıya veya temsilcisine tebliğ edilir. Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz ve hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Şartların değiştiği iddiasıyla yeniden başvuru yapılabilir. Avukatlık ücretini karşılayamayan kişilere talep halinde adli yardım kapsamında avukat sağlanabilir.
Sınır Dışı Kararının Uygulanması
Geri gönderme merkezlerinde bulunan yabancılar kolluk birimleri tarafından sınır kapılarına götürülür. Geri gönderme merkezine sevk edilmeden sınır dışı edilecek kişiler de ilgili makamların koordinasyonunda sınır kapılarına götürülür. Sınır dışı işlemlerinde uluslararası kuruluşlar ve ilgili ülke makamlarıyla iş birliği yapılabilir.
Sınır Dışı Edilen Yabancıların Seyahat Masrafları
Sınır dışı edilecek yabancının seyahat masraflarını kendisinin karşılaması esastır. Yeterli parası bulunması halinde masraflar kendisinden tahsil edilir. Parası yetersiz veya hiç yoksa masraflar devlet tarafından karşılanır ve uygun görülen tutar yabancıya bırakılır. Masrafların geri ödenmemesi halinde yabancının Türkiye’ye girişine izin verilmeyebilir.
Sınır dışı masrafları kamu alacağı niteliğinde olup 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir ve yabancı yurtdışında bulunduğu sürece zamanaşımı işlemez.
İşverenin Sorumluluğu ve Masrafların Tahsili
İzinsiz çalışan yabancıların sınır dışı edilmesi halinde işveren veya işveren vekili yabancının ve varsa ailesinin konaklama, dönüş ve sağlık masraflarını karşılamakla yükümlüdür. Çalışma izni bulunmayan yabancı çalıştıran işverenlere her yabancı için idari para cezası uygulanır. Bu giderlerin devlet tarafından karşılanması halinde ilgili tutarlar işverenden tahsil edilir.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye’de sınır dışı etme kararı kim tarafından alınır ve ne kadar sürede verilir?
Türkiye’de sınır dışı etme kararı yalnızca valilikler tarafından alınabilir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi kapsamında değerlendirme yapılır ve karar süreci en fazla 48 saat içinde tamamlanır. Valilik, kanunda belirtilen sınır dışı sebeplerinden birinin varlığını tespit ettiğinde, 55. maddede yer alan istisnalar saklı kalmak kaydıyla sınır dışı kararı almakla yükümlüdür.
Hangi durumlarda yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı verilir?
Terör veya suç örgütü bağlantısı bulunanlar, sahte belge kullananlar, geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar, kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturanlar, vize veya ikamet süresini ihlal edenler, çalışma izni olmadan çalışanlar, Türkiye’ye yasal giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler, hakkında giriş yasağı bulunmasına rağmen ülkeye gelenler ve uluslararası koruma statüsü sona eren kişiler hakkında sınır dışı kararı alınabilir. Bu durumlar YUKK m.54’te ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Hangi yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı uygulanmaz?
Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı muamele riski bulunan kişiler; ciddi sağlık sorunları nedeniyle seyahat etmesi riskli olanlar; hayati tedavisi devam eden ve gönderileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayan kişiler; insan ticareti mağdurları ve psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları hakkında sınır dışı kararı uygulanmaz. Bu kişiler için insani ikamet izni verilmesi mümkündür.
Sınır dışı kararına karşı dava açma süresi ne kadardır?
Sınır dışı kararı yabancıya veya avukatına tebliğ edildikten sonra 7 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Mahkeme başvuruyu 15 gün içinde sonuçlandırır ve karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla dava süresi içinde veya yargılama devam ederken sınır dışı işlemi uygulanmaz.
Türkiye’yi terk etmesi için yabancıya süre verilir mi?
Sınır dışı kararı alınan kişilere genellikle Türkiye’yi terk etmeleri için 15 günden az olmamak üzere en fazla 30 gün süre tanınabilir ve çıkış izin belgesi verilir. Ancak kaçma riski bulunanlar, sahte belge kullananlar, kamu güvenliği açısından tehdit oluşturanlar veya yasal giriş-çıkış kurallarını ihlal eden kişiler için bu süre uygulanmayabilir.
İdari gözetim nedir ve geri gönderme merkezinde ne kadar süre kalınır?
İdari gözetim, sınır dışı edilecek yabancının geri gönderme merkezinde tutulmasıdır. Süre en fazla 6 ay olup, yabancının iş birliği yapmaması veya gerekli bilgi ve belgeleri vermemesi halinde 6 ay daha uzatılabilir. Valilik idari gözetimin devam gerekliliğini her ay düzenli olarak değerlendirir.
İdari gözetim yerine uygulanabilecek alternatif tedbirler nelerdir?
İdari gözetim yerine belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, teminat gösterme, elektronik izleme, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına gönüllü hizmet veya aile temelli geri dönüş gibi yükümlülükler uygulanabilir. Bu alternatif yükümlülüklerin süresi en fazla 24 ay olabilir ve yükümlülüklere uyulmaması halinde idari gözetim kararı yeniden uygulanabilir.
İdari gözetim kararına nasıl itiraz edilir?
İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi veya avukatı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz ve hâkim başvuruyu 5 gün içinde karara bağlar. İdari gözetim şartlarının değiştiği ileri sürülerek yeniden başvuru yapılması da mümkündür.
Sınır dışı edilme masraflarını kim karşılar?
Sınır dışı edilme masraflarının yabancı tarafından karşılanması esastır. Yabancının ödeme gücü yoksa masraflar devlet tarafından karşılanır ve kamu alacağı olarak tahsil edilir. Masraflar ödenmediği sürece Türkiye’ye giriş izni verilmeyebilir. İzinsiz çalışan yabancılar bakımından sınır dışı masrafları işveren veya işveren vekilinden tahsil edilir.
Gönüllü geri dönüş nedir ve nasıl uygulanır?
Hakkında sınır dışı kararı bulunan yabancı menşe ülkesine gönüllü olarak dönmek isterse, uygun görülmesi halinde ayni veya nakdi destek sağlanabilir. Gönüllü geri dönüş süreçleri uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde yürütülmektedir.
Neden Sınır Dışı Sürecinde Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Sınır dışı etme, idari gözetim ve geri gönderme merkezi süreçleri kısa süreli başvuru süreleri, teknik mevzuat hükümleri ve ciddi hak kaybı riski içeren karmaşık hukuki işlemlerdir. Özellikle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yürütülen sınır dışı işlemlerinde, idari kararların iptali için sürelerin kaçırılması veya yanlış hukuki başvuru yapılması geri dönülmesi zor sonuçlar doğurabilmektedir.
Uzman bir yabancılar hukuku avukatı tarafından yürütülen süreçlerde sınır dışı kararının hukuki dayanağı incelenmekte, tahdit kodlarının kaldırılması için gerekli başvurular yapılmakta, idari gözetim kararlarına karşı itiraz süreçleri takip edilmekte ve idare mahkemesinde açılacak davalar stratejik şekilde planlanmaktadır. Ayrıca geri gönderme merkezinde tutulan yabancıların temel haklarının korunması, alternatif yükümlülük talepleri ve uluslararası koruma başvurularının değerlendirilmesi de uzmanlık gerektiren hukuki işlemler arasındadır.
2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul merkezli olarak yabancılar hukuku, sınır dışı işlemlerinin iptali, geri gönderme merkezi süreçleri, tahdit kodlarının kaldırılması ve idari gözetim kararlarına itiraz konularında profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Büro; İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe ve Anadolu Yakası genelinde bireysel ve kurumsal müvekkillere yabancılar hukuku alanında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.
Sınır dışı işlemleri ve idari gözetim süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması için sürecin uzman bir avukat tarafından yürütülmesi önem taşımaktadır.
Yabancı uyruklu kişilerin fuhuş veya uyuşturucu temini gibi suç şüpheleri altında geri gönderme merkezine (GGM) alınması ve sınır dışı edilmesi süreçleri, temel olarak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 54. ve 57. maddeleri çerçevesinde yürütülmektedir. Yargı kararları, bu tür durumlarda idarenin “kamu düzeni ve güvenliği” gerekçesiyle geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu göstermektedir.
2. Geri Gönderme Merkezine Alınma Gerekçeleri ve Tahdit Kodlar
Yanıtlarda yer alan kararlar ışığında, fuhuş veya uyuşturucu şüphesiyle hakkında işlem yapılan yabancılar için şu gerekçeler ve tahdit kodları uygulanmaktadır.
Gerekçeler:
YUKK m. 54/1-ç: Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar (Özellikle fuhuş şüphesinde temel gerekçedir).
YUKK m. 54/1-d: Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar (Hem fuhuş hem uyuşturucu şüphesinde en yaygın kullanılan maddedir).
YUKK m. 54/1-ğ: Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler (Fuhuş operasyonlarında konsomatrislik veya kayıt dışı çalışma bağlamında kullanılmaktadır).
Tahdit Kodları:
G-87: Genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler (Uyuşturucu ve genel kamu güvenliği şüphelerinde uygulanmaktadır).
3. Soruşturma Tamamlanmadan Sınır Dışı Edilme Durumu
Yargı kararları, adli soruşturmanın veya ceza davasının sonuçlanmasının idari işlem tesisi için bir ön şart olmadığını açıkça ortaya koymaktadır:
Danıştay 10. Daire (2015/945 ): Fuhuş soruşturması kapsamında gözaltına alınan yabancının, soruşturma devam ederken sınır dışı edilmek üzere alıkonulması hukuka uygun bulunmuştur.
AYM (15/6/2022): Uyuşturucu madde şüphesiyle başlatılan soruşturmada, kesinleşmiş bir yargı kararı aranmaksızın “kamu düzenini tehdit” gerekçesiyle sınır dışı kararı verilebileceği ve işlemin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.
AYM (16/3/2022): Uyuşturucu ticareti suçundan beraat eden bir yabancı hakkında dahi, beraat kararı sonrası “kamu düzeni tehdidi” gerekçesiyle sınır dışı ve idari gözetim kararı alınabildiği görülmektedir.
4. Muhtemel İdari Yaptırımlar ve İşlemler
Somut olaylarda idare tarafından uygulanan temel yaptırımlar şunlardır:
Sınır Dışı Etme (Deport): YUKK m. 54 uyarınca tesis edilir.
İdari Gözetim: Sınır dışı edilecek yabancının GGM’de tutulmasıdır. Süre genellikle 6 aydır, ancak 6 ay daha uzatılabilir.
İkamet İzninin İptali veya Uzatılmaması: Fuhuş veya uyuşturucu şüphesi, mevcut ikamet izninin iptali veya uzatma talebinin reddi için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmektedir (Danıştay 10. Daire, 2015/610 ).
Türkiye’ye Giriş Yasağı: Sınır dışı edilen kişiye belirli bir süre (genellikle 5-8 yıl) yurda giriş yasağı konulmaktadır.
5. Hukuki Yollar ve İtiraz Mekanizmaları İdari işlemlere karşı başvurulabilecek yollar şunlardır:
Sınır Dışı Etme Kararına Karşı: Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açılması, YUKK m. 53/3 uyarınca (bazı istisnalar hariç) sınır dışı işlemini kendiliğinden durdurur.
İdari Gözetim Kararına Karşı: Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir. Hakimlik 5 gün içinde karar verir.
Tam Yargı Davası: Hukuka aykırı idari gözetim veya kötü tutulma koşulları nedeniyle maddi/manevi tazminat davası açılabilir. (Örneğin; İzmir BİM 6. İDD kararıyla haksız gözetim nedeniyle 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir).
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru: İç hukuk yolları tüketildikten sonra veya telafisi imkansız zararların doğması riski (yaşam hakkı, kötü muamele yasağı ihlali) durumunda tedbir talepli olarak başvurulabilir.
6. Somut Olay Analizleri ve Örnekler
Fuhuş Örneği: Balıkesir’de bir evde yapılan aramada prezervatif ambalajları ve tanık beyanlarına dayanılarak Özbekistan uyruklu bir kişi hakkında “meşru olmayan yoldan geçim sağlama” gerekçesiyle işlem yapılmıştır. Ancak mahkeme, delillerin somut olmaması durumunda işlemi iptal edebilmektedir (AYM, 22/7/2020).
Uyuşturucu Örneği: Yalova’da evinde uyuşturucu bulunan bir yabancı hakkında, adli süreçten bağımsız olarak “kamu düzeni tehdidi” gerekçesiyle sınır dışı kararı alınmış ve bu işlem yargı tarafından onaylanmıştır (AYM, 29/9/2022).
7. İkincil Kaynaklardan Edinilen Ek Bilgiler
İkincil Kaynak Notu: Bazı kararlarda (AYM 20/11/2024), göçmen kaçakçılığı gibi suç isnatlarında G-43 tahdit kodunun kullanıldığı ve kişinin menşe ülkesine gönderilememesi durumunda “güvenli üçüncü ülke” (örneğin Ekvador) seçeneğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.
İkincil Kaynak Notu: İdarenin “kamu güvenliği” takdirinin çok geniş olduğu, yabancının mutlaka bir suçtan mahkum olmasının gerekmediği, istihbari bilgilerin veya adli işlem başlatılmış olmasının idari tedbirler için yeterli görüldüğü vurgulanmaktadır (AYM, 16/1/2020).
İkincil Kaynak Notu: İdari gözetim süresince yabancıya “idari gözetime alternatif yükümlülükler” (imza atma, belirli bir adreste ikamet) getirilmesi de mümkündür (AYM, 2/6/2020).
Sonuç: Fuhuş veya uyuşturucu şüphesiyle hakkında soruşturma başlatılan bir yabancı, ikamet izni olsa dahi “kamu düzeni ve güvenliğini tehdit” gerekçesiyle G-87 veya Ç-114 gibi kodlarla GGM’ye alınabilir. Adli süreç tamamlanmadan sınır dışı edilmesi hukuken mümkündür ve bu işlemlere karşı temel yol İdare Mahkemesinde iptal davası açmaktır.
Sık Sorulan Sorular
Soruşturma devam ederken yabancı sınır dışı edilebilir mi?
Evet. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre ceza soruşturmasının veya davanın sonuçlanması sınır dışı işlemi için beklenmez. İdare kamu güvenliği gerekçesiyle soruşturma sürerken deport ve idari gözetim kararı verebilir.
Sınır dışı kararına karşı nasıl itiraz edilir?
Sınır dışı kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir. Bu dava çoğu durumda sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurur. Ayrıca idari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hakimliğine başvurulabilir ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
Fuhuş veya uyuşturucu şüphesi sınır dışı edilmek için yeterli midir?
Evet. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca yabancının kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilirse, kesin mahkeme kararı olmasa dahi sınır dışı kararı verilebilir. Yargı kararları, idarenin bu konuda geniş takdir yetkisine sahip olduğunu kabul etmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Geri gönderme merkezi ve sınır dışı süreçleri son derece hızlı işleyen ve süreleri kaçırıldığında telafisi zor hak kayıplarına yol açabilen işlemlerdir. Özellikle;
Sınır dışı kararına karşı 7 günlük dava süresi bulunması,
Tahdit kodlarının kaldırılması için teknik başvuru gerekliliği,
İdari gözetim kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi,
Uluslararası koruma veya ikamet hakkının korunması,
İnsan hakları ihlali risklerinde Anayasa Mahkemesi başvurusu, gibi konular uzmanlık gerektirir.
Bu süreçlerde yapılacak küçük bir usul hatası kişinin Türkiye’ye yıllarca giriş yasağı almasına veya doğrudan sınır dışı edilmesine neden olabilir. Bu nedenle geri gönderme merkezi ve deport işlemlerinde yabancılar hukuku alanında deneyimli avukat desteği alınması kritik öneme sahiptir.
İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal ve çevresinde yabancılar hukuku ve idare hukuku alanında profesyonel destek almak, sürecin doğru yönetilmesini ve hak kaybı yaşanmamasını sağlar.
2026 yılında kaçak kalan yabancılara “af” tam olarak ne sağlıyor? Bu bir genel af mı?
2026 yılı itibarıyla Türkiye’de kaçak durumda bulunan tüm yabancıları kapsayan genel ve koşulsuz bir af bulunmamaktadır. Kamuoyunda “af” olarak anılan uygulama, gerçekte yalnızca ev hizmetlerinde (çocuk, yaşlı veya hasta bakımı) çalışan yabancılar için getirilen sınırlı ve istisnai bir yasal geçiş imkânıdır. Bu düzenleme, kaçak statüde bulunan yabancının belirli şartları sağlaması hâlinde ikamet izni alabilmesine, ardından da çalışma iznine başvurabilmesine olanak tanır.
2026 Yılında Kaçak Kalan Yabancılar İçin Başvuruyu Bitiren Engeller Nelerdir?
2026 yılı düzenlemesinde bazı durumlar, başvurunun daha en baştan ciddi risk altına girmesine neden olur. Özellikle yabancının daha önce Geri Gönderme Merkezine alınmış olması, şartlı giriş kaydının bulunması, tahdit kodu veya adli sicil engelinin olması dosyanın reddedilme ihtimalini çok yükseltir. Bu durumlar başvurunun her zaman kesin olarak reddedileceği anlamına gelmez; ancak uygulamada bu tür dosyalar çok daha sık elenir ve detaylı incelemeye takılır. Bu nedenle bu engellerden biri varsa başvuru yapılmadan önce mutlaka ön değerlendirme yapılmalıdır.
Kaçak Kalan Yabancılar İçin Pasaportun En Az 8 Ay Geçerli Olması Neden Zorunlu?
Başvuru sürecinde pasaport süresi, yalnızca başvuru günü için değil; değerlendirme, ikamet kartı basımı ve çalışma iznine geçiş sürecinin tamamı için dikkate alınır. Pasaportun 8 aydan kısa süreli olması halinde dosya çoğu zaman teknik gerekçeyle işleme alınmadan reddedilir. Bu nedenle pasaport süresi, başvurunun en temel ve tartışmasız şartlarından biridir. Süresi yetersiz pasaportla yapılan başvurular genellikle ilk kontrolde elenir.
Kaçak Yabancılara Af Düzenlemesi Hangi İşleri Kapsar, Hangi İşleri Kapsamaz?
Bu düzenleme yalnızca ev hizmetleri kapsamında uygulanır. 12 yaş altı çocuk bakımı, 65 yaş üstü yaşlı bakımı ve hasta bakımı bu kapsama girer. Ev hizmeti dışında kalan işler – dükkânda çalışma, ofiste görev alma veya fiilen başka bir işte çalışmak – kesin olarak kapsam dışındadır. İşveren tarafından imzalanan taahhütnamede de yabancının ev hizmetleri dışında çalıştırılmayacağı açık şekilde belirtilir. Uygulamada, ev hizmeti gibi gösterilip başka işlerde çalıştırılan yabancılar tespit edildiğinde dosyalar reddedilir ve yaptırım uygulanabilir.
Kaçak Kalan Yabancı Erkek Çalışanlar İçin Özel Kurallar Var mı?
Erkek yabancılar için başvurularda özellikle yaşlı bakımı dosyalarında ek hassasiyet vardır. 65 yaş üstü yaşlı bakımı başvurularında erkek çalışan için çoğu zaman sağlık raporu talep edilir. 85 yaş ve üzeri bakımlarda ise bazı dosyalarda rapor istenmeyebilmektedir. Bu durum kesin bir kuraldan ziyade uygulamadaki pratikten kaynaklanır. Bu nedenle erkek çalışanla yapılan başvurularda sağlık raporu mutlaka hazırlık listesine eklenmelidir.
Kaçak Yabancılara Af Düzenlemesinde İşverenin Gelir Şartı Nedir?
Temel kural, işverenin aylık gelirinin asgari ücretin en az 4 katı olmasıdır. Ancak uygulamada yalnızca tek ay yüksek gelir göstermek çoğu zaman yeterli görülmez. Bazı birimler, son 6 ayda yaklaşık 122.000 TL seviyesinde düzenli gelir hareketi talep edebilmektedir. Bu nedenle başvurularda 6 ila 12 aylık banka dökümlerinin düzenli, kaşeli ve imzalı şekilde sunulması büyük önem taşır.
Kaçak Kalan Yabancılardan Hangi Belgeler İstenir?
Başvurunun temelini pasaport ve yasal giriş kaydı oluşturur. Pasaportun en az 8 ay geçerli olması, son giriş kaşesinin net şekilde fotokopilenmesi gerekir. Biyometrik fotoğraf, ikamet başvuru formu, bir yıllık özel sağlık sigortası, yerleşim yeri belgesi ve bazı dosyalarda adli sicil kaydı talep edilir. Avukat aracılığıyla işlem yapılacaksa noter onaylı vekaletname de dosyada yer alır. Bu belgelerin eksiksiz sunulması, sürecin hızlanması açısından kritiktir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde İşverenden İstenen En Kritik Belge Hangisidir?
Noter onaylı ev hizmetlerine özel taahhütname, dosyanın en önemli belgesidir. İşveren bu belgeyle yabancının ev hizmetleri kapsamında çalışacağını, SGK işlemlerini yapacağını, bildirim yükümlülüklerini yerine getireceğini ve mevzuata aykırı çalıştırma olmayacağını taahhüt eder. Taahhütnamenin içeriği ve imza düzeni hatalıysa başvuru reddedilebilir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde Gelir Belgeleri Nasıl Sunulmalıdır?
Banka dökümleri mutlaka banka şubesinden alınmalı, kaşeli ve imzalı olmalıdır. Ayrıca imza sirküleri eklenmelidir. Sadece internet bankacılığı çıktıları çoğu zaman yeterli görülmez. Gelir belgelerinin resmi ve doğrulanabilir olması gerekir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde Manuel Randevu Nedir, Ne Zaman Gerekir?
E-ikamet sistemi üzerinden randevu alınamayan durumlarda manuel randevu talep edilir. Sistemden alınamayan randevuya ait hata ekran görüntüsü hazırlanır ve dilekçeyle Fatih İl Göç İdaresi’ne başvurulur. Bu yöntem, sistemde randevu bulunmadığında sürecin tamamen durmasını engeller.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde Göç İdaresine Randevu Gününde Kimler Gitmelidir?
İlk müracaat aşamasında yabancının bizzat başvuruda hazır bulunması gerekmektedir. 2025 yılı Haziran ayına kadar, noter onaylı vekâletname bulunan avukat ilk başvuruyu tek başına yapabilmekteydi. Ancak Haziran 2025 itibarıyla uygulama değişmiş; ilk müracaat sırasında, vekil (avukat) bulunsa dahi yabancının şahsen başvuruda bulunması zorunlu hale gelmiştir.Randevu aşamasında ise yabancı çalışan adayı ile işverenin birlikte katılması gerekmektedir. Eksik evrak bulunması hâlinde bazı durumlarda süre tanınabilse de, sürecin uzamaması ve ek işlem talebiyle karşılaşılmaması adına her iki tarafın da birlikte hazır bulunması önerilmektedir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde Başvuru Sonrası Süreç Nasıl İlerler?
Önce kısa dönem ikamet izni değerlendirilir. İkamet izni onaylandıktan sonra işveren çalışma izni başvurusunu yapar. İkamet izni olmadan çalışma iznine geçiş mümkün değildir. İkamet kartı PTT aracılığıyla adrese gönderilir; bu nedenle adres bilgilerinin doğru olması çok önemlidir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde En Sık Ret Nedenleri Nelerdir?
Pasaport süresinin yetersiz olması, yasal giriş kaşesinin bulunmaması veya okunmaması, Geri Gönderme Merkezi kaydı ya da şartlı giriş kaydı en sık karşılaşılan ret nedenleridir. Gelir belgelerinin eksik sunulması ve taahhütnamenin hatalı düzenlenmesi de dosyayı riske sokar.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesi Başvurularında Uzman Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Bu süreç yalnızca evrak toplamakla sınırlı değildir. Ön uygunluk değerlendirmesi, taahhütname ve dilekçelerin doğru kurgulanması, gelir ispatının doğru formatta sunulması ve eksik evrak sürelerinin kaçırılmaması başvurunun kaderini belirler. Deneyimli bir avukatla yürütülen dosyalar, uygulamadaki detaylara hâkimiyet sayesinde çok daha yüksek başarı oranına sahiptir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar bu düzenleme ile ne kazanır?
2026 yılında kaçak kalan yabancılar bu düzenleme ile ne kazanır?Kaçak statünün sona erdirilmesini, Kısa dönem ikamet izni alınmasını, İkamet izni sonrasında çalışma iznine başvurulmasını, SGK’lı ve kayıtlı şekilde çalışmayı, İdari para cezası ve sınır dışı risklerinin azaltılmasını sağlayan bir hukuki geçiş mekanizmasıdır.
2026 yılında kaçak kalan yabancılardan hangi belgeler istenir?
Başlıca belgeler şunlardır: En az 8 ay geçerli pasaport ve giriş kaşesi fotokopisi Biyometrik fotoğraf (dijital + 8 adet baskı) İkamet başvuru formu ve dilekçe 1 yıllık özel sağlık sigortası Yerleşim yeri belgesi Anne ve baba bilgileri Gerekirse adli sicil kaydı Avukat aracılığıyla yürütülecekse vekâletname Belgelerin eksiksiz ve güncel olması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kritiktir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için işverenden hangi belgeler talep edilir?
İşverenden istenen başlıca belgeler şunlardır: Noter onaylı ev hizmetleri taahhütnamesi Çalışma görev tanımını içeren dilekçe Yerleşim yeri belgesi ve adres teyidi faturası Vukuatlı nüfus kayıt örneği Son 6–12 aya ait gelir belgeleri SGK hizmet dökümü Kimlik fotokopisi Taahhütname, işverenin tüm yükümlülükleri kabul ettiğini gösteren en önemli belgedir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için randevu günü hangi işlemler yapılır?
Randevu günü: Belgeler kontrol edilir, Gerekirse parmak izi ve biyometrik işlem yapılır, İkamet harcı, vize harcı ve kart bedelleri bildirilir, Başvuru sisteme kaydedilir ve başvuru numarası verilir. Eksik belge varsa tamamlanması için süre tanınabilir.
Kaçak Kalan Yabancılara Af Düzenlemesinde Neden Uzman Avukat Desteği Gerekir?
2025 yılında yürürlüğe giren kaçak kalan yabancılara af düzenlemesi, yüzeyden bakıldığında “belge teslimi” gibi algılansa da uygulamada son derece teknik, hata kaldırmayan ve idarenin takdir yetkisinin yoğun olduğu bir süreçtir. Özellikle İstanbul, başta Fatih Göç İdaresi olmak üzere, dosyaların en sıkı denetlendiği illerin başında gelir. Bu nedenle af düzenlemesi başvurusu, sıradan bir ikamet işlemi gibi ele alındığında ciddi hak kayıplarıyla sonuçlanabilir.
Af Düzenlemesi Herkes İçin Otomatik Bir Hak Değildir
Kaçak kalan yabancıların tamamı bu düzenlemeden otomatik olarak yararlanamaz. Geri Gönderme Merkezi (GGM) kaydı, şartlı giriş, tahdit kodu veya adli sicil gibi unsurlar dosyanın daha ilk aşamada elenmesine yol açabilir. Bu noktada uzman bir yabancı avukatı, dosyanın baştan ön uygunluk analizini yaparak başvurunun gerçekten mümkün olup olmadığını değerlendirir. Aksi halde yapılan hatalı başvurular, yabancı açısından daha ağır yaptırımların önünü açabilir
Fatih Göç İdaresi Uygulamaları Teoriden Farklıdır
Uygulamada Fatih İl Göç İdaresi, mevzuatın lafzından çok dosyanın bütününe bakar. Pasaport süresi, giriş kaşesinin okunabilirliği, gelir belgelerinin düzeni, taahhütnamenin içeriği ve hatta dosyanın sunum şekli bile sonucu etkileyebilir. Deneyimli bir İstanbul avukat veya Tuzla avukat desteği olmadan yapılan başvurularda, eksik evrak yazıları ve teknik retler son derece yaygındır.
Ev Hizmetleri (Çocuk ve Yaşlı Bakımı) Başvuruları Ayrı Bir Uzmanlık Alanıdır
Af düzenlemesi yalnızca çocuk ve yaşlı bakım ile hasta bakımını kapsar. Ev hizmeti dışında fiilen başka işlerde çalışıldığına dair en ufak bir şüphe, dosyanın reddine neden olabilir. İşverenin imzaladığı noter onaylı taahhütname, SGK yükümlülükleri ve adres uyumu bu dosyaların bel kemiğidir. Uzman bir yabancı avukatı, taahhütname ve dilekçeleri uygulamaya birebir uygun şekilde hazırlar; bu da dosyanın kaderini doğrudan etkiler.
Gelir İspatı ve Banka Belgeleri En Sık Yapılan Hataların Başında Gelir
Af düzenlemesi başvurularında işverenin gelir durumu yalnızca rakamsal olarak değil, şekil ve süreklilik açısından da incelenir. Kaşesiz, imzasız banka dökümleri veya tek aylık yüksek gelir beyanları çoğu zaman yeterli kabul edilmez. Uzman avukat desteği, gelir belgelerinin nasıl sunulması gerektiğini doğru biçimde kurgular ve ret riskini minimize eder.
Manuel Randevu ve E-İkamet Sorunları Profesyonel Takip Gerektirir
E-ikamet sisteminden randevu alınamadığı durumlarda manuel randevu süreci devreye girer. Bu süreçte hata ekran görüntüsü, dilekçe içeriği ve teslim paketi eksiksiz hazırlanmazsa başvuru hiç işleme alınmayabilir. Özellikle İstanbul’da bu aşama, süreci bilen bir İstanbul yabancı avukatı tarafından yürütülmediğinde ciddi zaman kaybına neden olur.
Ret Sonrası Hak Kaybı ve Zaman Kaybı Riski Çok Yüksektir
Af düzenlemesi başvurusunun reddedilmesi yalnızca bir “olumsuz cevap” değildir. Ret sonrası yabancının Türkiye’deki hukuki durumu daha da zayıflayabilir. Bu nedenle başvurunun en baştan doğru kurgulanması, eksiksiz sunulması ve sürecin profesyonel şekilde yönetilmesi hayati önemdedir.
İstanbul ve Tuzla Bölgesinde Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Özellikle Tuzla, Pendik ve Anadolu Yakası’nda yaşayan yabancılar için, hem İstanbul uygulamalarını bilen hem de Fatih Göç İdaresi pratiğine hâkim bir Tuzla avukat ile çalışmak büyük avantaj sağlar. Dosyanın hazırlanmasından randevu gününe, ikamet izninden çalışma iznine geçiş sürecine kadar her aşama tek elden yönetilir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için Türkiye’de genel bir af var mı?
Hayır. 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de kaçak durumda bulunan tüm yabancıları kapsayan genel ve koşulsuz bir af düzenlemesi bulunmamaktadır. Ancak uygulamada “af” olarak adlandırılan bazı sınırlı ve istisnai yasal kolaylıklar mevcuttur. Bu kolaylıklar, özellikle ev hizmetlerinde fiilen çalışan ve belirli şartları taşıyan yabancılar için getirilmiş özel nitelikli düzenlemelerdir. Bu nedenle kamuoyunda “af” olarak anılan uygulama, hukuki anlamda bir genel af değil; kayıt dışı çalışmanın önüne geçmek amacıyla belirli bir gruba tanınan yasal statü kazanma imkânıdır.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar açısından söz konusu af benzeri düzenleme kimleri kapsar?
2026 yılında kaçak kalan yabancılar bakımından bu düzenleme yalnızca ev hizmetlerinde çalışan kişiler için öngörülmüştür. Ev hizmetlerinden kastedilen; çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı gibi özel hane içinde yürütülen kişisel hizmetlerdir. Ev hizmetleri dışında (restoran, fabrika, inşaat, mağaza vb.) çalışan kaçak yabancılar bu kapsama girmez. Dolayısıyla düzenleme geniş değil, dar kapsamlıdır.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar Türkiye’de yasal statü kazanarak çalışma izni alabilir mi?
Normal şartlarda kaçak durumda bulunan bir yabancının doğrudan Türkiye içinden çalışma izni veya ikamet izni alması mümkün değildir. Ancak 2025-2026 yılında kaçak kalan yabancılar için öngörülen bu özel düzenleme kapsamında, ev hizmetlerinde çalıştığı ispatlanan kişiler, belirli şartları sağlamaları halinde çalışma izni başvurusunda bulunma imkânı elde edebilmektedir. Bu süreç otomatik değildir; her başvuru idarenin takdirine tabidir ve belgelerin eksiksiz sunulması büyük önem taşır.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar açısından bu düzenlemeden kimler yararlanamaz?
Aşağıdaki kişiler bu imkândan yararlanamaz: Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapmış olanlar, Pasaportu olmayan veya geçerliliği yeterli olmayanlar, Ev hizmetleri dışında bir sektörde çalışanlar, Hakkında aktif sınır dışı (deport) kararı veya giriş yasağı bulunanlar. Dolayısıyla düzenleme, yalnızca hukuken belirli asgari şartları sağlayabilen kişiler için geçerlidir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için bu düzenleme hangi hakları sağlar?
Şartları karşılayan kişiler açısından bu düzenleme; Yasal çalışma izni alınmasını, Çalışma izniyle bağlantılı olarak ikamet izni kazanılmasını, SGK kaydı yapılmasını ve sosyal güvenlik kapsamına girilmesini, Kayıt dışı çalışma nedeniyle oluşabilecek idari ve cezai risklerin azaltılmasını sağlar. Bu durum, uzun vadede yabancının Türkiye’deki hukuki statüsünü güçlendiren önemli bir avantajdır.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için başvuru süreci nereye ve nasıl yapılır?
Başvurular, çalışmanın yapılacağı yerin bulunduğu ildeki İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve ilgili çalışma izni birimleri üzerinden yürütülür. Süreçte genellikle; geçerli pasaport, işveren konumundaki ev sahibine ait belgeler, çalışma ilişkisinin niteliğini gösteren bilgiler talep edilir. Başvurunun usule uygun yapılmaması halinde ret riski oldukça yüksektir.
2026 yılında kaçak kalan yabancılar için bu düzenleme sürekli midir?
Hayır. Bu düzenleme süresiz ve kalıcı bir af değildir. İdari uygulamaya dayalıdır ve kapsamı her zaman değiştirilebilir veya sona erdirilebilir. Bu nedenle şartları taşıyan kişilerin beklemeden başvuru yapmaları önerilir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
2026 yılı kaçak kalan yabancılara af düzenlemesi, uygulamada son derece teknik, istisnalara açık ve idarenin takdir yetkisinin geniş olduğu bir alandır. Her ne kadar kamuoyunda “af” olarak anılsa da, bu düzenleme otomatik hak doğuran genel bir af değildir. Yanlış yapılan veya eksik yürütülen bir başvuru, telafisi güç sonuçlara yol açabilir.
Bu kapsamda uzman bir yabancılar hukuku avukatından destek alınması özellikle şu nedenlerle önem taşır: Kaçak statüde bulunan bir yabancı adına yapılan hatalı başvuru;
mevcut durumun resmen tespit edilmesine,
idari para cezası uygulanmasına,
hatta sınır dışı (deport) kararı verilmesine neden olabilir. Uzman avukat, başvurunun zamanlamasını ve yöntemini doğru belirler.
Her Dosya Aynı Şartlara Sahip Değildir
2026 yılı kaçak kalan yabancılar için öngörülen düzenleme;
ülkeye giriş şekline,
kaçak kalınan süreye,
çalışılan işin niteliğine,
pasaport ve geçmiş kayıtlarına göre farklı değerlendirilir. Standart dilekçeler ve kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesi ciddi risk taşır.
Ev Hizmetleri Kapsamı Dar ve Yoruma Açıktır
Ev hizmetlerinde çalışma kavramı, uygulamada dar yorumlanmakta ve idare tarafından titizlikle incelenmektedir. Uzman avukat desteği olmadan yapılan başvurularda, çalışmanın bu kapsamda kabul edilmemesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Belgelerin Hukuka Uygun Sunulması Şarttır
Başvuru dosyasında sunulan belgelerin; zamanlama, bakımından hukuka uygun hazırlanması gerekir. Eksik veya hatalı belgeler, başvurunun reddine veya daha ağır idari sonuçlara yol açabilir. Bir yazı önerisi.
Türkiye’de oturma izni olmayan yabancılarla evlilik konusu, 2024 Haziran ayı itibarıyla köklü bir değişikliğe uğramıştır. Uzun yıllar boyunca mümkün olan bazı evlilik işlemleri, artık idari kararla tamamen engellenmiştir. Bu yazıda, kaçak kalan yabancılar evlenebilir mi?, oturma izni olmadan nikâh kıyılır mı? ve yeni uygulama ne anlama geliyor? sorularına net ve güncel cevaplar bulacaksınız.
Oturma İzni Olmayan Yabancı Nedir?
Oturma izni olmayan (kaçak kalan) yabancı;
Vize süresi dolmuş olmasına rağmen Türkiye’de kalmaya devam eden,
İkamet izni başvurusu reddedilen veya süresi biten,
Türkiye’de yasal kalış hakkı bulunmayan kişidir. Bu statüdeki yabancılar, göç mevzuatı açısından hukuka aykırı ikamet durumundadır.
2024 Haziran Öncesi Durum: Kaçak Yabancıyla Evlilik Mümkün müydü?
Evet. 2024 Haziran ayı öncesine kadar, Türkiye’de oturma izni olmayan bir yabancı ile resmi evlilik yapılması mümkündü. Evlendirme daireleri, yalnızca pasaport ve medeni hal belgeleriyle nikâh işlemlerini kabul ediyordu.Bu uygulama özellikle:
Evlilik yoluyla oturma izni almak isteyenler,
Türk vatandaşlığına giden süreci hızlandırmak isteyenler tarafından yoğun şekilde kullanılıyordu.
2024 Haziran Sonrası Yeni Düzenleme
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2024 Haziran ayında evlendirme memurluklarına gönderilen resmi talimatla birlikte: Türkiye’de resmi nikâh işlemleri için yabancı eşin geçerli oturma iznine sahip olması zorunlu hale getirilmiştir.Sonuç:Oturma izni olmayan (kaçak kalan) yabancılar artık Türkiye’de resmi evlilik yapamaz. Bu kararın temel amacı: Evlilik yoluyla vatandaşlık ve ikamet suistimallerini önlemek, Gerçek evlilik – formalite evlilik ayrımını güçlendirmektir.
Kaçak Kalan Yabancı ile Evlilik Yapılabilir mi?
Hayır. Mevcut uygulamaya göre:
Yabancı kişinin Türkiye’de yasal kalış hakkı yoksa, Oturma izni bulunmuyorsa, Evlendirme dairesi nikâh başvurusunu kabul etmez.
Kaçak Kalan Yabancı Nasıl Evlenebilir?
Kaçak kalan bir yabancının evlenebilmesi için önce yasal statü kazanması gerekir:
Türkiye’den çıkış yapması
Gerekirse idari para cezası ve giriş yasağı sürecinin tamamlanması
Tekrar Türkiye’ye yasal vize veya oturma izni ile giriş yapılması
Sonrasında resmi evlilik başvurusunda bulunulması
Yani evlilikten önce mutlaka yasal ikamet şartı sağlanmalıdır.
Türkiye’de Yabancılar İçin Evlilik Şartları
Yabancı uyruklu kişilerle evlilikte genel şartlar:
Tarafların evlenme ehliyetine sahip olması
Yabancı eş için geçerli oturma izni
Bekârlık belgesi (apostilli)
Pasaport ve noter onaylı Türkçe çeviriler
Sağlık raporu
Evlendirme dairesine birlikte başvuru
Evlilik Sonrası Oturma İzni ve Vatandaşlık
Aile İkamet İzni
Türk vatandaşı ile evlenen yabancı, evlilikten sonra aile ikamet izni için başvurabilir.
Türk Vatandaşlığı
Evlilik doğrudan vatandaşlık kazandırmaz. Ancak:
En az 3 yıl süren gerçek bir evlilik,
Aile birliğinin fiilen devam etmesi,
Güvenlik ve kamu düzeni şartlarının sağlanması halinde vatandaşlığa başvuru mümkündür.
Sonuç: 2025 İtibarıyla Net Kural
Türkiye’de resmi evlilik yapabilmek için yabancı eşin geçerli oturma izni olması zorunludur. Kaçak kalan yabancılarla evlilik artık mümkün değildir.
Bu nedenle evlilik planı olan yabancıların önce göç hukuku açısından yasal statülerini düzenlemeleri, sonrasında nikâh sürecine geçmeleri gerekir. Bir yazı önerisi.
Oturma izni olmayan yabancı Türkiye’de evlenebilir mi?
Hayır. 2024 Haziran ayından itibaren yürürlüğe giren uygulama gereği, Türkiye’de resmi evlilik yapabilmek için yabancı eşin geçerli bir oturma iznine sahip olması zorunludur. Oturma izni bulunmayan (kaçak kalan) yabancıların evlilik başvuruları evlendirme daireleri tarafından kabul edilmemektedir.
Kaçak kalan yabancı ile yapılan evlilik geçerli olur mu?
Resmi nikâh kıyılamaz. Sadece imam nikâhı gibi dini törenler yapılabilir; ancak bu tür birliktelikler hukuken evlilik sayılmaz, oturma izni veya vatandaşlık hakkı doğurmaz ve yabancının sınır dışı edilme riskini ortadan kaldırmaz.
Evlilik yapabilmek için kaçak kalan yabancı ne yapmalıdır?
Kaçak kalan yabancının evlenebilmesi için öncelikle Türkiye’de yasal kalış hakkı kazanması gerekir. Bunun için: Türkiye’den çıkış yapılmalı, Gerekli idari para cezası ve giriş yasağı süreci tamamlanmalı, Türkiye’ye yeniden vize veya oturma izni ile yasal giriş yapılmalıdır. Bu aşamalardan sonra resmi evlilik işlemleri mümkündür.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Kaçak kalan yabancılarla evlilik, yalnızca bir nikâh işlemi değil; göç hukuku, nüfus mevzuatı ve idare uygulamalarının kesiştiği son derece teknik bir alandır. 2024 Haziran sonrası getirilen yeni uygulamalar nedeniyle, yanlış atılan tek bir adım dahi sınır dışı, uzun süreli giriş yasağı ve geri dönülemez hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu süreçte uzman bir yabancılar hukuku avukatı ile çalışılmasının başlıca nedenleri şunlardır:
Yanlış Evlilik Girişimleri Ağır Sonuçlar Doğurabilir
Oturma izni olmadan yapılan evlilik girişimleri
Nikâh başvurusunun reddedilmesine,
Yabancının durumunun resen göç idaresine bildirilmesine, İdari para cezası ve sınır dışı sürecinin hızlanmasına neden olabilir. Bu riskler çoğu zaman evlilikten sonra değil, başvuru aşamasında ortaya çıkar.
Göç Hukuku ve Evlilik Mevzuatı Birlikte Yönetilmelidir
Kaçak kalan yabancı ile evlilik planı olan dosyalarda;
Yabancının mevcut hukuki statüsünün analizi,
Türkiye’den çıkış ve yeniden giriş stratejisinin belirlenmesi,
Giriş yasağı riskinin önceden öngörülmesi,
Evlilik sonrası aile ikamet izni sürecinin doğru kurgulanması uzmanlık gerektirir. Bu aşamalar teknik bilgi olmadan yönetildiğinde, evlilik mümkün olsa bile ikamet ve vatandaşlık süreci tamamen tıkanabilir.
İstanbul’da Yerel Uygulama Bilgisi Çok Önemlidir
Uygulamada;
İstanbul, özellikle Tuzla, Kartal, Tepeören ve Mercan bölgelerinde evlendirme daireleri ve göç idaresi uygulamaları çok sıkı denetlenmektedir. Her ilçe aynı uygulamayı yapmaz. Bu nedenle yerel pratiği bilen, dosya yönetimine hâkim bir İstanbul yabancılar hukuku avukatı ile çalışmak kritik önemdedir.
Kaçak kalan yabancının evlenebilir hale nasıl getirileceğini,
En az riskli yolun hangisi olduğunu,
Evlilikten sonra ikamet ve vatandaşlık sürecinin nasıl ilerleyeceğini önceden planlar. Bu sayede telafisi mümkün olmayan hataların önüne geçilir.
İstanbul’da Güvenilir Hukuki Destek
Kaçak kalan yabancılarla evlilik, yabancılar hukuku ve aile hukuku kesişiminde yer alan dosyalarda, İstanbul Anadolu Yakası’nda özellikle Tuzla – Kartal – Tepeören – Mercan hattında uygulama tecrübesi bulunan 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, sürecin başından sonuna kadar önleyici ve stratejik hukuki danışmanlık sunmaktadır. Yanlış bir başvurunun geri dönüşü olmadığı bu alanda, dosya açılmadan önce alınacak uzman avukat desteği çoğu zaman davadan çok daha değerlidir.
1. UYAP Vatandaş Portal ve e-Devlet Üzerinden Erişim
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, yurtdışında bulunsalar dahi Türkiye’deki adli ve idari yargı birimleri ile icra dairelerinde tarafı oldukları dosyalara erişebilmeleri için temel yöntem UYAP Vatandaş Portal Bilgi Sistemi’dir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, T.C. vatandaşlık numarası bulunan kişiler; e-devlet şifresi, mobil imza veya elektronik imza kullanarak bu sisteme internet üzerinden erişebilmektedir. Bu sistem aracılığıyla ülke genelindeki tüm dava dosyaları ve evrak içerikleri görüntülenebilmektedir (AYM, 17/11/2021). İlk derece mahkemesi kararlarında da yurtdışında yaşayan kişilerin veya yabancı uyrukluların, edindikleri e-devlet şifresi ile sisteme giriş yaparak haklarındaki icra takiplerinden haberdar oldukları tespit edilmiştir (İstanbul 1. ATM, 2022/299K; İstanbul 6. ATM, 2019/518).
2. Konsolosluklar ve Dış Temsilcilikler Aracılığıyla Bilgi Edinme
Yurtdışında yaşayan vatandaşlar için tebligat ve adres araştırması süreçlerinde konsolosluklar kritik rol oynamaktadır. Yargı kararlarında, borçluların güncel adreslerinin tespiti için T.C. Hannover Başkonsolosluğu gibi yerel makamlar nezdinde araştırma yapıldığı veya tebligatların New York Konsolosluğu gibi temsilcilikler aracılığıyla ulaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir (Kayseri 2. ATM, 2022/853; AYM, 21/6/2023). Ayrıca, yurtdışındaki vatandaşların Berlin Başkonsolosluğu gibi birimlerce düzenlenen vekaletnameler aracılığıyla Türkiye’deki hukuki süreçlerini takip ettikleri ve adres beyanında bulundukları kaydedilmiştir (Yargıtay 12. HD, 2013/19849).
3. Türkiye’ye Giriş Yapıldığında veya Haricen Öğrenme
Bazı durumlarda yurtdışında yaşayan kişiler, haklarındaki takipleri ancak Türkiye’ye giriş yaptıklarında veya tesadüfen öğrenebilmektedir. Yargıtay kararlarında, bir borçlunun taşınmaz satış işlemleri için Türkiye’ye geldiği sırada hakkındaki takipten haberdar olduğu veya tebligattan Türkiye’ye giriş yaptığı tarihte haberdar olduğu örnekler mevcuttur (Yargıtay 12. HD, 2022/9664; Yargıtay 12. HD, 2012/17193). Ayrıca, yurtdışında bulunan kişilerin Türkiye’deki bir avukata vekaletname vererek dosyalarını “haricen” (dışarıdan/dolaylı yoldan) takip ettirdikleri de görülmektedir (İzmir 7. ATM, 2020/536Kaynak).
4. Resmi Kayıtlar ve Adres Sorgulamaları (MERNİS ve Emniyet)
Mahkemeler, yurtdışında yaşayan kişilerin durumunu tespit etmek için UYAP üzerinden MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) adres araştırması yapmakta ve ilgili Emniyet Müdürlüklerinden yurda giriş-çıkış kayıtlarını celp etmektedir (Yargıtay 5. HD, 2022/9816; Antalya 3. ATM, 2022/639). Yurtdışında yaşayan vatandaşların 5490 sayılı Kanun uyarınca adres değişikliklerini 20 iş günü içinde bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda tebligatların MERNİS adresine veya ilanen yapılması söz konusu olabilmektedir (AYM, 21/6/2023).
5. İkincil Kaynak Değerlendirmeleri
İkincil kaynak olarak sunulan bilgiler ışığında;
İsveç’te yaşayan bir borçlunun, e-devlet üzerinden dosyalarını kontrol ederken tesadüfen icra takibini öğrendiği ve bu öğrenme tarihinin “gecikmiş itiraz” için esas alındığı belirtilmiştir. Ancak yargı, vatandaşlara sürekli e-devlet sistemini kontrol etme gibi genel bir hukuki yükümlülük yüklememektedir (Yargıtay HGK, 2021/412).
UYAP sistemi üzerinden yapılan işlemlerin (dosya açma, okuma gibi) tarih ve saat bazlı “evrak işlem kütüğü” kayıtlarının tutulduğu, bu kayıtların hak düşürücü sürelerin başlangıcında kesin delil olarak kullanılabildiği vurgulanmıştır (AYM, 20/10/2020).
Adli sicil kayıtlarının da UYAP üzerinden elektronik ortamda tutulduğu ve adli makamlarca bu sistem üzerinden sorgulanabildiği teyit edilmiştir (Yargıtay CGK, 2012/1277).
6. Sonuç ve Özet
Yurtdışından Türkiye’deki dava veya icra takiplerini öğrenmek için en etkili ve resmi yol, e-devlet şifresi veya elektronik imza ile UYAP Vatandaş Portal sistemine giriş yapmaktır. Bunun dışında, konsolosluklar aracılığıyla adres sorgulaması yapılması, Türkiye’den bir avukat görevlendirilerek dosyaların incelenmesi veya MERNİS kayıtlarının güncelliğinin kontrol edilmesi önerilen yöntemler arasındadır. Tebligatların usulüne uygun yapılmadığı durumlarda, Türkiye’ye giriş tarihi veya e-devlet üzerinden yapılan ilk sorgulama tarihi “öğrenme tarihi” olarak hukuki süreçlerde önem arz etmektedir.
Yurtdışında yaşıyorum, Türkiye’deki icra veya dava dosyalarımı nasıl öğrenebilirim?
En etkili ve resmi yol, e-Devlet şifresi veya elektronik imza ile UYAP Vatandaş Portal sistemine giriş yapmaktır. Bu sistem üzerinden Türkiye genelindeki adli ve idari yargı dosyaları ile icra takipleri görüntülenebilir. Yurtdışında bulunmak bu erişime engel değildir.
Konsolosluklar dava ve icra dosyaları hakkında bilgi verir mi?
Konsolosluklar doğrudan dosya içeriği paylaşmaz; ancak adres araştırması, tebligat işlemleri ve vekâletname düzenlenmesi konularında önemli rol oynar. Ayrıca yurtdışındaki adreslerin tespiti için mahkemeler ve icra daireleri konsolosluklar aracılığıyla araştırma yapabilmektedir.
Dosyadan geç haberdar olursam itiraz veya hak kaybı yaşar mıyım?
Her durumda değil. Tebligat usulsüz yapılmışsa, Türkiye’ye giriş tarihi veya UYAP üzerinden dosyanın ilk kez öğrenildiği tarih, hukuken “öğrenme tarihi” olarak kabul edilebilir. Bu tarih, gecikmiş itiraz ve sürelerin yeniden başlaması açısından büyük önem taşır.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli? | 2M Hukuk Avukatlık Ofisi – İstanbul Anadolu Yakası
Yurtdışında yaşayan kişilerin Türkiye’deki dava ve icra dosyalarını öğrenme süreci; tebligat hukuku, adres kayıt sistemi (MERNİS), UYAP kayıtları ve hak düşürücü süreler nedeniyle son derece teknik bir alandır. Yanlış tespit edilen öğrenme tarihi veya süresinde yapılmayan itirazlar, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Özellikle İstanbul, Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde yurtdışında yaşayan vatandaşlar adına açılan icra ve dava dosyalarında; usulsüz tebligatların tespiti, süre hesapları ve doğru hukuki yolun belirlenmesi uzmanlık gerektirir.
Uzman Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Dosyanın ilk öğrenme tarihinin hukuken doğru tespiti,
Usulsüz tebligat iddialarının etkin şekilde ileri sürülmesi,
Gecikmiş itiraz ve sürelerin kaçırılmasının önlenmesi,
UYAP kayıtlarının delil olarak doğru kullanılması,
Yurtdışından yürütülen işlemlerde vekâlet ve temsil sürecinin eksiksiz yürütülmesi
ancak alanında uzman bir avukatın takibi ile mümkündür.
2M Hukuk Avukatlık Ofisi ile Güvenli Hukuki Takip
2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul merkezli olarak Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde; yurtdışında yaşayan vatandaşların Türkiye’deki dava ve icra dosyalarının takibi, usulsüz tebligat itirazları ve icra hukuku süreçlerinde etkin ve profesyonel hukuki destek sunmaktadır. 📌 Yurtdışından Türkiye’deki hukuki süreçleri doğru ve zamanında yönetmek için uzman avukat desteği hayati önem taşımaktadır.