Gemiye Verilen Yedek Parça Ücreti Ödenmezse Ne Yapılır? | Tuzla Deniz Hukuku Avukatı – 2M Hukuk

Deniz Alacağı, Gemi Haczi ve Tahsilat Yolları
Gemiye sağlanan yedek parça, teknik servis ve bakım hizmetleri karşılığında düzenlenen faturaların ödenmemesi, deniz ticaretinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır. Bu tür alacakların deniz alacağı sayılıp sayılmadığı, kime karşı takip yapılacağı, gemiye haciz konulup konulamayacağı gibi sorular, tahsilatın kaderini doğrudan belirler.
1. Gemiye Verilen Yedek Parça Ücretinin Tahsil Yöntemleri
Yargı kararları incelendiğinde, gemiye sağlanan yedek parça ve teknik servis hizmetlerinden doğan alacakların tahsili için temel olarak icra takibi ve dava yollarının kullanıldığı görülmektedir. Tahsilat sürecinde öne çıkan hukuki mekanizmalar şunlardır:
İcra Takibi ve İtirazın İptali: Alacaklılar genellikle faturalara ve teslim belgelerine dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmaktadır. Borçlunun itirazı halinde, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesi uyarınca “itirazın iptali” davası açılarak alacağın tahsili ve icra inkar tazminatı talep edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 2023/5955 E. K; İstanbul 17. ATM, 2016/148 E.
Deniz Alacağı ve Gemi Alacaklısı Hakkı: Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1352/1-(l) uyarınca, geminin işletilmesi, bakımı ve korunması için sağlanan malzeme ve teçhizat (yedek parça dahil) “deniz alacağı” niteliğindedir. Bazı durumlarda bu alacaklar, TTK m. 1320 ve m. 1235 (Eski TTK m. 946) kapsamında “gemi alacaklısı hakkı” bahşeder. Bu hak, alacaklıya gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanır (Bursa 1. ATM, 2018/1560 E. K; Yargıtay 11. HD, 2019/3544 E.
Gemi Üzerinde Haciz ve Seferden Men: Alacağın güvence altına alınması amacıyla gemi üzerine haciz konulması ve geminin seferden men edilmesi kararları alınabilmektedir (İstanbul 17. ATM, 2015/504 E. ; İstanbul 17. ATM, 2015/502 E.
İspat Araçları: Alacağın varlığının ispatında; gemi kaptanı veya yetkilileri tarafından mühürlenip imzalanmış sevk irsaliyeleri, iş teslim belgeleri, servis raporları ve faturalar temel delil kabul edilmektedir (Bursa 1. ATM, 2018/1560 E. ; İstanbul 17. ATM, 2015/506 E.
2. Acentanın Sorumluluğu ve Husumet Durumu
Yedek parçaların acenta aracılığıyla gemiye verilmesi durumunda acentanın sorumluluğu, acentanın işlemi kendi adına mı yoksa donatanı temsilen mi yaptığına göre değişmektedir:
Temsilci Sıfatı ve Pasif Husumet Yokluğu:
Kararların çoğunda, acentanın donatan adına ve hesabına hareket ettiği, faturaların gemiye izafeten veya “C/O” (care of) ibaresiyle acentaya düzenlendiği durumlarda, acentanın şahsi sorumluluğunun bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu tür durumlarda acentaya karşı açılan davalar “pasif husumet yokluğu” nedeniyle reddedilmektedir (İstanbul 17. ATM, 2019/387 E. K; İstanbul 17. ATM, 2016/148 E. İstanbul Anadolu 1. ATM, 2024/763 E. K
Akdi Taraf Olma Durumu:
Eğer acenta, donatanın acentası olduğunu ispatlayamazsa veya doğrudan akdi ilişkinin tarafı olarak fatura muhatabı olmuşsa, borcun şahsi sorumlusu olarak kabul edilebilmektedir (İstanbul BAM 12. HD, 2021/1003 E.
3. Müteselsil Sorumluluk
Müteselsil sorumluluk konusu, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye ve hizmetin niteliğine göre farklılık göstermektedir:
Donatan ve Kiracı Sorumluluğu: Gemiye verilen yedek parça veya tamir hizmeti geminin “denize ve yola elverişliliği” için yapılmışsa, bu işlerden dolayı donatan ile kiracının müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmektedir (İstanbul 17. ATM, 2015/504 E. K; İstanbul 17. ATM, 2015/502 E. K).
Gemiye Verilen Yedek Parça ve Tamir Hizmetleri – Donatanın Sorumluluğu somut örnek:
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.07.2018 tarihli kararına konu olayda; bir gemi donatanı, kendisine ait gemileri çıplak kira (bareboat charter) sözleşmesiyle üçüncü bir şirkete kiralamıştır. Daha sonra kiracının, kendi gemileri için aldığı yedek parça, tamir-bakım ve teknik hizmetleri, donatanın mülkiyetindeki gemilere verilmiş gibi göstererek fatura ettirdiği iddiası ortaya çıkmıştır. Bu faturalar gerekçe gösterilerek donatan aleyhine icra takibi başlatılmış, ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleşmiş ve gemi üzerine haciz ile seferden men kararı uygulanmıştır. Donatan ise, söz konusu hizmetlerin kendi gemisine verilmediğini, faturaların muvazaalı olduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada;
Faturalar acenteye hitaben düzenlenmiş olsa dahi, İş teslim belgelerinde gemi kaşesi, mühür ve kaptan imzasının bulunması, Yapılan işlerin şaft, balast pompası, kaplin tamiri gibi geminin denize ve yola elverişliliğini doğrudan etkileyen tamir-bakım işleri olması hususları birlikte değerlendirilmiştir. Mahkeme; bu nitelikteki yedek parça ve tamir hizmetlerinin deniz alacağı olduğunu, hizmeti fiilen kiracı almış olsa bile, geminin denize ve yola elverişliliği için yapılmış işler bakımından donatan ile kiracının müteselsilen sorumlu olduğunu kabul etmiştir.
Bu karar somut olarak şunu göstermektedir:
Yedek parça ve tamir hizmetleri, geminin elverişliliğine ilişkinse deniz alacağıdır
Fatura acenteye kesilmiş olsa bile, hizmetin gemiye verildiği ispatlanırsa donatan sorumludur
Kiracı hizmeti almış olsa dahi, bu tür işler bakımından donatan müteselsil sorumluluktan kaçamaz
Ancak fazla veya hatalı fatura varsa, menfi tespit yoluyla bu kısım bertaraf edilebilir. Bu yönüyle karar, gemiye verilen yedek parça ve teknik servis bedellerinin tahsili bakımından uygulamada yol gösterici bir emsal niteliğindedir.
Donatan ve Gemi Yöneticisi:
Bazı kararlarda gemi yöneticisi ile donatanın müteselsil sorumluluğuna gidilmişse de, Yargıtay bu durumda sorumluluğun her bir davalı için ayrı ayrı irdelenmesi gerektiğini belirterek müteselsil sorumluluk kararlarını bozabilmektedir (Yargıtay 11. HD, 2019/3544 E.
Acenta ile Müteselsil Sorumluluk:
Genel kural olarak yedek parça tedarikinde acenta ile donatan arasında müteselsil sorumluluk öngörülmemiştir. Ancak acentanın akdi ilişkiye doğrudan girdiği veya özel düzenlemelerin bulunduğu haller istisnadır.
Gemiye Mal ve Hizmet Tedarikinde Acentanın Sorumluluğu somut örnek :
(İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi – 10.11.2020)
Bir tedarikçi şirket, gemilere verilen mal ve hizmet bedellerinin tahsili amacıyla, faturaların muhatabı olarak görünen denizcilik acentesi aleyhine icra takibi başlatmış; borçlu acentenin itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davacı;
Faturaların acente adına düzenlendiğini, Faturalarda acentenin kaşe ve imzasının bulunduğunu, Bu nedenle bedellerden acentenin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı acente ise;
Kendilerinin yalnızca denizcilik acentesi olduklarını,
Faturalarda yer alan “C/O (Care Of)” ibaresinin “vasıtasıyla” anlamına geldiğini,
Malların doğrudan gemiler/donatanlar adına satın alındığını,
Kendilerinin sözleşmenin tarafı olmayıp sadece aracılık yaptıklarını savunarak pasif husumet yokluğu itirazında bulunmuştur. Mahkemece yapılan incelemede;
Faturalarda gemi ve donatan isimlerinin açıkça yer aldığı,
“C/O” ibaresinin ticari teamüllerde acentenin temsilci/aracı olduğunu gösterdiği,
Davacının da malları yabancı gemilere sattığını bildiği,
Acentenin, malı kendi adına satın aldığına veya akdi taraf olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı
tespit edilmiştir. Bu gerekçelerle mahkeme; acente sıfatıyla hareket eden davalının, fatura bedellerinden şahsen sorumlu tutulamayacağına, alacağın doğrudan gemi/donatanlara ait olduğuna hükmetmiş ve davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle reddetmiştir.

Sık Sorulan Sorular
Gemiye verilen yedek parça ve teknik servis bedeli “deniz alacağı” mıdır?

Evet. Türk Ticaret Kanunu m. 1352 uyarınca, geminin işletilmesi, bakımı ve denize elverişliliği için sağlanan yedek parça ve teknik hizmetler deniz alacağı niteliğindedir. Bu nitelik, alacaklıya gemi üzerinde haciz, ihtiyati haciz ve bazı hâllerde kanuni rehin (gemi alacaklısı hakkı) talep etme imkânı verir. Ancak her yedek parça alacağı otomatik olarak gemi alacaklısı hakkı doğurmaz; hizmetin niteliği somut olaya göre değerlendirilir.
Yedek parça acenta aracılığıyla teslim edilmişse acenta borçtan sorumlu olur mu?

Kural olarak hayır. Yargı kararlarında ağırlıklı görüş; acentanın donatan adına ve hesabına hareket eden temsilci olduğu, bu nedenle doğrudan sözleşme tarafı olmadığı sürece şahsi sorumluluğunun bulunmadığı yönündedir. Bu tür davalarda acentaya yöneltilen talepler çoğu zaman pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmektedir.
Ancak acenta, sözleşmenin doğrudan tarafı gibi hareket etmişse veya temsil yetkisini ispatlayamazsa, istisnai olarak sorumlu tutulabilir.
Yedek parça bedeli için gemi haczi ve seferden men kararı alınabilir mi?

Evet, mümkündür. Alacağın deniz alacağı niteliği taşıması hâlinde, gemi üzerine haciz veya ihtiyati haciz konulabilir. Uygulamada bu yol, alacağın tahsili açısından en etkili baskı aracıdır. Özellikle geminin sefer hazırlığında olması, haczin fiilî etkisini artırır. Gemi satılsa dahi, haciz veya haciz yerine yatırılan teminat korunur.
4. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
Raporun bu bölümünde yer alan bilgiler, karar metinlerinde sınırlı bilgi olduğunda ek bağlam sağlayan ikincil kaynaklar olarak değerlendirilmelidir:
Görevli Mahkeme: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (2017/949 E. K), gemiye yedek parça tedarikini “deniz alacağı” (TTK m. 1352) olarak nitelendirmiş ve bu tür davalarda Deniz İhtisas Mahkemelerinin görevli olduğuna hükmederek görevsizlik kararı vermiştir.
Hizmet Bedellerinde Müteselsil Sorumluluk Örneği: Yargıtay 11. HD (2014/12251 E. ve (2014/15674 E. K) kararlarında, fener ve kılavuzluk gibi belirli hizmet bedelleri için tarife hükümleri uyarınca donatan ve acentenin müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiştir. Ancak bu durumun yedek parça tedariki gibi genel ticari satışlara doğrudan teşmil edilip edilemeyeceği hususu, ilgili hizmetin özel mevzuatına bağlıdır.
İhtiyati Haciz: Gemiye sağlanan hizmet ve malzemelerden doğan deniz alacaklarının tahsilinde, geminin seferden men edilmesi ve ihtiyati haciz yolunun etkili bir yöntem olduğu, bu süreçte gemi yöneticilerinin donatan namına hareket edebileceği belirtilmiştir (İstanbul BAM 14. HD, 2017/103 E. K
İspat Zorluğu: Yedek parça satışlarında faturaların tek taraflı düzenlenmesi, servis raporlarının eksikliği veya gemi kaptanının imzasının bulunmaması durumunda davanın ispat yetersizliğinden reddedilebileceği görülmektedir (İstanbul 21. ATM, 2024/335 E.
Sonuç: Gemiye verilen yedek parça ücreti, donatan aleyhine başlatılacak icra takibi veya gemi alacağı hakkına dayalı kanuni rehin/haciz yollarıyla tahsil edilebilir. Acenta genellikle temsilci sıfatıyla hareket ettiğinden, doğrudan sözleşme tarafı olmadığı sürece şahsen sorumlu tutulmamakta ve müteselsil sorumluluk genellikle donatan ile kiracı arasında, hizmetin geminin elverişliliğine etkisi bağlamında doğmaktadır.
Neden Uzman Deniz Hukuku Avukatı Desteği Gerekli?
Gemiye verilen yedek parça ve teknik servis alacakları, klasik ticari alacaklardan farklı olarak çok katmanlı bir hukuki yapı içerir: Yanlış Taraf Riski
Uygulamada en sık yapılan hata, acenta aleyhine dava veya icra takibi başlatılmasıdır. Oysa birçok dosyada acentanın yalnızca temsilci olduğu kabul edilmekte ve davalar usulden reddedilmektedir. Bu durum hem zaman hem de ciddi maliyet kaybına yol açar.
Deniz Alacağı – Gemi Alacaklısı Hakkı Ayrımı
Her deniz alacağı, otomatik olarak gemi alacaklısı hakkı doğurmaz. Yanlış hukuki nitelendirme; haczin reddine, hatta teminat yükümlülüklerine sebep olabilir. Bu ayrım, ancak deniz ticareti içtihatlarına hâkim uzmanlıkla doğru yapılabilir.
Müteselsil Sorumluluk Karmaşası
Donatan, kiracı, gemi yöneticisi ve acenta arasındaki ilişkiler çoğu zaman iç içedir. Yargıtay, müteselsil sorumluluğu her somut olayda ayrı ayrı değerlendirmektedir. Hatalı şekilde herkese birlikte dava açılması, davanın bozulmasına veya reddine neden olabilir.
İspat ve Delil Sorunları
Yedek parça alacaklarında;
Kaptan imzası olmayan teslim belgeleri,
Eksik servis raporları,
Tek taraflı düzenlenmiş faturalar nedeniyle davalar ispat yetersizliğinden kaybedilebilmektedir. Delillerin dava öncesinde doğru şekilde toplanması kritik önemdedir.
Süreler ve Usul Hataları
İhtiyati haciz sonrası açılması gereken davalar, hak düşürücü sürelere tabidir. Bir günlük gecikme dahi, alınmış haczin kendiliğinden hükümsüz kalmasına yol açabilir. Bu nedenle gemiye verilen yedek parça ve teknik servis alacaklarında sürecin; deniz ticareti hukuku, gemi haczi pratiği ve yerleşik Yargıtay içtihatlarını bilen uzman bir avukat tarafından yürütülmesi, alacağın gerçekten tahsil edilebilmesinin en önemli şartıdır.




























