Konkordato nedir? Kimler konkordato başvurusunda bulunabilir?

Giriş

Konkordato nedir? Kimler konkordato başvurusunda bulunabilir? Bu çalışma, çeşitli ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararlarının analiziyle oluşturulmuş olup, konkordatonun tanımı, başvuru şartları, yetkili mahkeme, süreç aşamaları ve süresine ilişkin bütüncül bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir.

Yargı kararlarında konkordato, genel olarak borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst bir borçlunun, alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece tasdik edilen bir anlaşma uyarınca borçlarını yeniden yapılandırarak ticari faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanıyan bir kolektif icra hukuku müessesesi olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında bu durum şöyle ifade edilmiştir: “dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir.”

1. Konkordatonun Tanımı ve Amacı

Yargı kararları, konkordatoyu hem borçluyu hem de alacaklıyı koruyan çift yönlü bir mekanizma olarak tanımlamaktadır. Temel amaç, “elinde olmayan nedenlerle mali durumu bozulmuş dürüst borçluları korumaktır.” Bu kurum, borçluya “vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulabilmek için” bir hukuki çare sunar. Yargıtay, konkordatoyu “iflâsa nazaran hafifletilmiş bir cebri icra prosedürü” ve “alacaklıların eşit olarak tatminine yönelik kollektif bir cebri icra kurumu” olarak nitelendirmiştir. Böylece borçlunun ticari faaliyetlerine devam etmesi, istihdamı koruması ve ekonomiye katkı sağlaması hedeflenirken, alacaklıların da borçlunun iflası halinde elde edeceklerinden daha fazlasını tahsil etmesi amaçlanır.

2. Başvuru Sahipleri ve Görevli/Yetkili Mahkeme

Kararlarda, konkordato talebinde bulunabilecek kişilerin kapsamının geniş tutulduğu vurgulanmaktadır. İİK m. 285’teki “herhangi bir borçlu” ifadesi, “tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişiler”i kapsar. Şirket borçlarına müteselsil kefil olan gerçek kişilerin de konkordato talebinde bulunabileceği kararlarda yer almaktadır. Ayrıca, borçlunun yanı sıra “iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.”

Başvurularda görevli ve yetkili mahkeme net bir şekilde Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirtilmiştir. Yetki konusunda ise kararlarda şu ayrıma gidilmektedir:

İflasa tabi borçlular için: İİK m. 154’e atıfla, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi.

İflasa tabi olmayan borçlular için: Borçlunun yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi.

3. Konkordato Başvuru ve Tasdik Şartları

Yargı kararları, konkordato sürecinin başlayabilmesi ve başarıyla sonuçlanabilmesi için bir dizi şartın varlığını aramaktadır. Bu şartlar başvuru ve tasdik aşamaları için farklılaşmaktadır.

Başvuru Şartları:

Mali Durum: Borçlunun “borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması” yeterlidir. Borca batık olma şartı aranmaz.

Belgelerin Sunulması: Başvuru dilekçesi ekinde İİK m. 286’da sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulması zorunludur. Bu belgeler arasında konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu, alacaklı ve borçlu listeleri, bağımsız denetim raporu gibi evraklar bulunur.

Gerçekçi Proje: Sunulan ön projenin “konkordatonun başarı şansını” ortaya koyması, yani borçlunun mali durumunun iyileşebileceğine dair mahkemede makul bir kanaat oluşturması beklenir.

Tasdik Şartları (İİK m. 305): Konkordatonun mahkemece tasdik edilebilmesi için aşağıdaki kümülatif şartların tamamının sağlanması gerektiği kararlarda istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır:

“Teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması.”

Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması.

Konkordato projesinin İİK m. 302’de öngörülen nitelikli çoğunlukla kabul edilmiş olması. Bu çoğunluk, “a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk” olarak tanımlanmıştır.

İmtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde doğan borçların ifasının yeterli teminata bağlanmış olması.

Yargılama giderleri ile tasdik harcının borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.

4. Konkordato Sürecinin Aşamaları

İncelenen kararlara göre konkordato süreci şu temel aşamalardan oluşmaktadır:

Başvuru ve Geçici Mühlet: Borçlu veya alacaklı, gerekli belgelerle Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurur. Mahkeme, belgelerin eksiksiz olması halinde derhal 3 aylık geçici mühlet kararı verir ve bir veya üç kişilik geçici komiser heyeti atar.

Geçici Mühletin Uzatılması ve Kesin Mühlet: Geçici mühlet, borçlunun veya komiserin talebiyle en fazla 2 ay daha uzatılabilir. Bu süre içinde komiser, borçlunun mali durumunu inceler ve raporunu sunar. Mahkeme, “konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verir.”

Kesin Mühlet ve Alacaklılar Toplantısı: Kesin mühlet içinde komiser, alacaklıları toplantıya davet eder. Bu toplantıda borçlunun projesi müzakere edilir ve oylamaya sunulur.

Tasdik Yargılaması ve Karar: Projenin kanunda aranan çoğunlukla kabul edilmesi halinde komiser, gerekçeli raporuyla dosyayı mahkemeye sunar. Mahkeme, tasdik şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirerek konkordatonun tasdikine veya reddine karar verir.

Gözetim ve Fesih: Tasdik kararının ardından, projenin uygulanmasını denetlemek üzere bir kayyım atanabilir. Borçlunun projeye uymaması halinde, “kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.”

Kararlarda, “iflas içi konkordato” olarak adlandırılan özel bir duruma da dikkat çekilmiştir. Bu türde, iflas kararı verildikten sonra konkordato talep edildiği için, “ne konkordato mühleti verilir ne konkordato komiseri atanır.”

5. Konkordato Süresi

Konkordato süresi, yargılamanın geçtiği mühlet süreleri ve tasdik edilen projenin ödeme vadesi olarak iki farklı başlıkta ele alınmalıdır:

Mühlet Süreleri: Kanun, sürecin makul sürede tamamlanması için kesin süreler öngörmüştür. Geçici mühlet en fazla 5 ay (3+2), kesin mühlet ise en fazla 1 yıl 6 ay (1 yıl + 6 ay) sürebilmektedir. Yargıtay, kanun koyucunun “çok kısa ve kesin süreler öngördüğünü” ve amacının “konkordato sürecini bir an önce sonuçlandırmak” olduğunu belirtmiştir.

Ödeme Planı Süresi: Tasdik edilen konkordato projesindeki borç ödeme vadesi, mühlet sürelerinden tamamen bağımsızdır. İncelenen kararlarda, tasdik edilen projelere göre borçların “36 eşit taksitte”, “48 ayda”, “60 ayda” veya “12 ay ödemesiz dönem olmak üzere 60 ay içerisinde” ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Bu süre, borçlunun mali yapısına ve projenin içeriğine göre belirlenmektedir.

Sonuç

Yargı kararları ışığında konkordato, iflasın eşiğindeki dürüst borçlular için hayati bir can simidi, alacaklılar için ise alacaklarını iflasa kıyasla daha yüksek bir oranda tahsil etme imkanı sunan, titizlikle düzenlenmiş bir hukuki müessesedir. Sürecin başarısı; borçlunun dürüstlüğüne, sunulan projenin gerçekçiliğine, alacaklıların nitelikli çoğunluğunun onayına ve İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen usul ve esaslara harfiyen uyulmasına bağlıdır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, sürecin her aşamasında denetleyici ve düzenleyici bir rol üstlenerek hem borçlunun malvarlığının korunmasını hem de alacaklı haklarının gözetilmesini temin etmektedir. Kanunla belirlenmiş kesin mühlet süreleri sürecin sürüncemede kalmasını engellerken, tasdik edilen projelerdeki esnek ödeme vadeleri borçlunun mali yapısına uygun bir çözüm üretilmesine olanak tanımaktadır. Bir makale önerisi.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Konkordato süreci, yalnızca bir borç yapılandırma yöntemi değil; İcra ve İflas Kanunu’nda sıkı şekil şartlarına bağlanmış, teknik, uzmanlık gerektiren ve usuli hataya kapalı bir kolektif icra prosedürüdür. Yargı kararları incelendiğinde, konkordato talebinin reddedilmesine veya sürecin başarısız olmasına yol açan en sık hataların; yanlış hazırlanan ön proje, eksik sunulan belgeler, yanlış seçilen yetkili mahkeme, nitelikli çoğunluğun sağlanamaması, komiser sürecinin hatalı yönetilmesi ve alacaklı sınıflandırmasının yanlış yapılması olduğu görülmektedir.

Bu nedenle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye ve Gebze gibi ticari yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde faaliyet gösteren işletmeler açısından, konkordato sürecinin uzman avukat eliyle yürütülmesi kritik öneme sahiptir. Zira sürecin herhangi bir aşamasında yapılacak küçük bir hukuki hata, borçlunun konkordato korumasını kaybetmesine, mühletin kaldırılmasına ve doğrudan iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato başvurularının hazırlanması, finansal belgelerin hukuki uygunluğunun denetlenmesi, komiser raporlarıyla uyumlu strateji geliştirilmesi, alacaklı toplantılarının yönetimi, mahkemeye sunulacak dilekçe ve itirazların hazırlanması, tasdik aşamasının yürütülmesi ve konkordato sonrasındaki gözetim sürecinin takibi konularında profesyonel hukuki destek sağlamaktadır.

Uzman avukat desteği şu nedenlerle zorunludur:

Ön projenin İİK m. 286’ya uygun ve ekonomik açıdan uygulanabilir hazırlanması gerekir.

Bağımsız denetim raporları, bilanço ve borç listelerinde yapılacak küçük hatalar bile başvurunun reddine yol açabilir.

Alacaklı sınıflandırmasının yanlış yapılması, nitelikli çoğunluğun sağlanamaması ve toplantı tutanaklarının usulsüz düzenlenmesi tasdiki imkânsız hale getirir.

Rehinli, imtiyazlı ve adi alacak ayrımının hatalı belirlenmesi, konkordato projesinin hukuki geçerliliğini ortadan kaldırır.

Komiser sürecinin doğru yönetilememesi, mühletin kaldırılması riskini doğurur.

Mahkeme tarafından yapılacak incelemede, borçlunun mali yapısının doğru sunulamaması tasdik ihtimalini zayıflatır.

Konkordato, teknik bilgi, stratejik planlama ve mali analiz gerektiren bir özel hukuk alanıdır. Bu nedenle sürecin başından sonuna kadar konkordato hukuku konusunda deneyimli bir avukatla çalışmak, borçlunun ticari yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahiptir.

Read More

Konkordatoya Hangi Borçlar ve Alacaklar Dahildir?

Giriş

Konkordatoya Hangi Borçlar ve Alacaklar Dahildir? Bu bu çalışma, hangi borç ve alacak türlerinin konkordato sürecine dahil edilebileceği sorusuna yanıt bulmak amacıyla, sunulan yargı kararı analizlerinin incelenmesiyle hazırlanmıştır. Analiz edilen kararlar, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) konkordatonun kapsamını belirleyen temel ilkesini ve bu ilkenin uygulamadaki istisnalarını ortaya koymaktadır. Çalışma, konkordatoya tabi olan alacaklar, özel statüye sahip alacaklar ve konkordato kapsamı dışında tutulan alacaklar olmak üzere üç ana başlık altında bulguları detaylandırmaktadır.

Genel Kural: Yargı kararlarında istisnasız olarak vurgulanan temel ilke, bağlayıcı hale gelen konkordatonun, “konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir” (İİK m. 308/c). Bu kural, borçlunun konkordato projesinde yer alıp almadığına bakılmaksızın, belirtilen dönemde doğan tüm borçları kapsar.

Adi Alacaklar Konkordatonun Temelini Oluşturur: Konkordato projesinin ana konusunu adi (teminatsız) alacaklar oluşturmaktadır. Banka kredileri, ticari satımdan kaynaklanan fatura ve cari hesap alacakları, hizmet alımları (nakliye, temizlik vb.), çek ve senet borçları gibi teminatsız tüm borçlar bu kapsama girmektedir.

Rehinli Alacakların İkili Niteliği: Rehinli alacaklar, konkordato sürecinde özel bir statüye sahiptir. Rehnin kıymetini karşılayan kısım konkordato hükümlerine (tenzilat veya vade) tabi değildir. Ancak, “298 inci madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılacaktır.” (Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/141). Ayrıca, üçüncü bir kişiye ait malla teminat altına alınan alacaklar, adi alacak sayılarak konkordatoya dahil edilir (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/473).

Kapsam Dışı Bırakılan Temel Alacak Grupları: Yargı kararları, üç temel alacak grubunun konkordatonun bağlayıcı hükümlerinin dışında kaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır:

İİK m. 206’nın birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar (örn: işçi alacakları).

Rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki kamu alacakları (örn: vergi ve SGK prim borçları).

Kefalet Borçlarının Durumu: Kefaletten doğan borçlar, konkordatoya dahil edilebilen önemli bir borç türüdür. Kararlarda, “Gerçek kişinin borcu ister kefaletten, isterse üçüncü şahsın fiilini taahhütten kaynaklansın… konkordato teklif edebilir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1244) denilerek, kefalet borçlarının kaynağına bakılmaksızın konkordatoya konu olabileceği vurgulanmıştır.

1. Konkordatoya Tabi Olan Alacaklar

Yargı kararları, konkordatonun kapsamına giren alacakları geniş bir yelpazede ele almaktadır. Bu alacaklar genel olarak “adi alacaklar” olarak nitelendirilir. İncelenen kararlarda öne çıkan ve konkordatoya dahil edilen alacak türleri şunlardır:

Ticari Borçlar: Faturaya dayalı alacaklar, cari hesap borçları, ticari satımdan veya hizmet alımından (yurt dışı nakliye, temizlik hizmeti vb.) kaynaklanan borçlar.

Finansal Borçlar: Banka kredileri (Kredili Mevduat Hesabı, taksitli krediler, iskonto kredileri), kredi kartı borçları, finansal kiralama borçları ve bu borçlara geçici mühlet tarihine kadar işlemiş faizler.

Kıymetli Evraktan Doğan Borçlar: Çek ve senetlerden kaynaklanan borçlar.

Kefalet Borçları: Gerek şahsi kefaletler gerekse şirket borçlarına müteselsil kefil olmaktan kaynaklanan tüm borçlar konkordato kapsamındadır.

Çekişmeli Alacaklar: Borçlu tarafından varlığı veya miktarı itiraz edilen alacaklar da konkordato sürecine dahil edilir. Mahkeme, bu alacakların konkordato nisabına katılıp katılmayacağına ve hangi oranda katılacağına karar verir (İİK m. 302/6).

Rehinli Alacakların Teminatsız Kalan Kısmı: Rehinli bir alacağın, teminatın değerini aşan kısmı adi alacak olarak kabul edilir ve konkordato projesine tabi olur.

Üçüncü Kişi Rehniyle Temin Edilen Alacaklar: Borçlunun borcu için üçüncü bir kişinin malvarlığı üzerinde rehin tesis edilmişse, bu alacak rehinli alacak değil, adi alacak olarak kabul edilir ve konkordatoya tam olarak tabidir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararında bu durum, “Eğer rehinli mal borçluya değil de bir üçüncü kişiye aitse bu alacak adi alacak sayılır ve konkordatoya tâbidir.” şeklinde net bir şekilde ifade edilmiştir.

2. Konkordato Kapsamı Dışında Kalan veya Özel Statüye Tabi Alacaklar

Kanun koyucu ve yargı kararları, bazı alacaklı gruplarını korumak amacıyla konkordatonun bağlayıcı etkisinden muaf tutmuştur. Bu alacaklar şunlardır:

Kamu Alacakları: 6183 sayılı Kanun kapsamındaki vergi, SGK primi gibi amme alacakları konkordatonun tenzilat ve vade hükümlerine tabi değildir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin (2022/152) kararında belirtildiği üzere, “Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından (İİK m.308/c) SGK alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır.”

İmtiyazlı Alacaklar (İİK m. 206/1): İşçilerin son bir yıllık ücret alacakları ve nafaka alacakları gibi birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar konkordatoya tabi değildir. Bu borçların tam olarak ödenmesi veya yeterli teminata bağlanması zorunludur.

Rehinli Alacakların Teminatlı Kısmı: Borçlunun kendi malvarlığı üzerindeki rehinle temin edilmiş alacakların, rehnin kıymetini karşılayan kısmı konkordatonun tenzilat ve vade hükümlerinden etkilenmez. Ancak bu alacaklılarla İİK m. 308/h uyarınca borcun yapılandırılması için müzakere yapılabilir ve mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip durur.

Mühlet İçinde Komiser İzniyle Doğan Borçlar: Borçlunun ticari faaliyetini sürdürmesi için komiserin onayıyla mühlet içinde yaptığı borçlanmalar, konkordato şartlarına tabi değildir ve öncelikli olarak ödenir.

Konkordato Sürecinden Sonra Doğan Alacaklar: Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı gibi konkordato tasdikinden sonra doğan alacaklar, konkordato projesine tabi değildir (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/603).

Ortaklara Olan Borçlar: Bazı kararlarda, özellikle şahıs firmalarında, ortaklara olan borçların “kişinin kendisine olan borcu” olarak değerlendirildiği ve konkordato kapsamı dışında tutulduğu görülmektedir (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/625).

Sonuç

Yargı kararları ışığında, konkordatonun kapsamı İcra ve İflas Kanunu’nun 308/c maddesindeki genel ilke çerçevesinde belirlenmektedir. Bu ilkeye göre, konkordato talebinden önce veya mühlet içinde komiser izni olmaksızın doğan tüm borçlar kural olarak konkordatoya tabidir. Adi nitelikteki ticari, finansal ve kefalet borçları bu kapsamın merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte, kanun koyucunun kamu alacakları, birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar ve rehinli alacakların teminatla karşılanan kısmı gibi belirli alacak türlerini koruma altına aldığı ve bunları konkordatonun bağlayıcı etkilerinden istisna tuttuğu açıkça görülmektedir. Rehinli alacakların teminatsız kalan kısımlarının adi alacağa dönüşmesi ve üçüncü kişi rehinlerinin adi alacak sayılması gibi teknik ayrımlar, konkordato hukukunun önemli detaylarını oluşturmaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gerekli?

Konkordato süreci; borçların kapsamı, alacak türlerinin ayrımı, rehinli–adi alacak hesaplamaları, mühlet içinde doğan borçların statüsü, kamu alacaklarının konkordato dışı bırakılması, üçüncü kişi rehinleri ve kefalet borçlarının hukuki niteliği gibi son derece teknik ve hata kabul etmeyen aşamalardan oluşur. Yargı kararlarının gösterdiği üzere, yanlış alacak sınıflandırması, eksik bildirim, yanlış nisap hesabı veya hatalı proje planlaması konkordatonun tamamının reddine yol açabilmektedir.

Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Gebze, Dilovası, Çayırova gibi ticari hacmi yüksek bölgelerde konkordato dosyaları daha karmaşık ve denetim yoğun ilerlemektedir. Bu nedenle sürecin mutlaka konkordato alanında deneyimli bir hukuk ekibi tarafından yürütülmesi gerekmektedir.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato başvurusu, geçici ve kesin mühlet süreci, projelendirme, alacak listelerinin hazırlanması, rehinli alacak kıymet takdiri, komiser süreçleri, alacaklılar toplantısı ve tasdik yargılaması aşamalarında teknik ve profesyonel destek sağlayarak müvekkillerinin süreci en sağlıklı şekilde yönetmesine yardımcı olur.

Uzman konkordato avukatı desteği şu nedenlerle zorunludur:

Alacak türlerinin doğru sınıflandırılması (adi – rehinli – kamu – imtiyazlı).

Rehinli alacakların teminatsız kalan kısmının doğru hesaplanması.

Komiser ile uyumlu ve mevzuata uygun proje hazırlanması.

Tasdik davasında hataya yol açabilecek hukuki risklerin bertaraf edilmesi.

Alacaklı itirazları, ek liste düzenlemeleri ve revize proje süreçlerinin doğru yönetilmesi.

Kamu alacaklarının kapsam dışında tutulması nedeniyle ortaya çıkan ödeme planlarının doğru kurgulanması.

Konkordato, işletmenin geleceğini ve ticari itibarını doğrudan etkileyen kritik bir süreçtir. Bu nedenle, sürecin başından sonuna kadar uzman bir konkordato avukatı ile ilerlemek en doğru ve güvenli yaklaşımdır.

Read More

Konkordato ilan edilince icra ve haciz işlemleri durur mu?

Giriş

Konkordato ilan edilince icra ve haciz işlemleri durur mu? Bu çalışma, konkordato ilan edilmesinin icra ve haciz işlemleri üzerindeki etkisini, sunulan yargı kararları analiz yanıtları çerçevesinde incelemektedir. Çalışma, konkordato sürecinde (geçici ve kesin mühlet) takip yasağının genel kuralını, bu yasağın hukuki dayanağını, kapsamını, istisnalarını ve sürecin farklı aşamalarında (mühlet, tasdik, ret) icra ve haciz işlemlerinin akıbetini analiz etmektedir.

Genel Kural: Takiplerin Durması: Yargı kararlarının tamamına yakını, konkordato talebi üzerine geçici veya kesin mühlet kararı verilmesiyle birlikte, borçlu aleyhine yeni icra takibi yapılamayacağı ve daha önce başlamış olan takiplerin duracağı konusunda hemfikirdir.

Hukuki Dayanak: Bu kuralın temel hukuki dayanağı, birçok kararda atıf yapılan İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 294. maddesidir. Bu madde, amme alacakları dahil olmak üzere tüm takiplerin durdurulmasını ve ihtiyati haciz gibi tedbirlerin uygulanmamasını emretmektedir.

Mühlet Öncesi Hacizlerin Akıbeti: Konkordato mühleti, mühletten önce usulüne uygun olarak konulmuş hacizleri kendiliğinden geçersiz kılmaz; sadece bu hacizlere dayalı satış gibi takip işlemlerinin yapılmasını engeller. Ancak konkordatonun tasdik edilmesiyle birlikte, İİK’nın 308/ç maddesi uyarınca, geçici mühlet kararından önce konulmuş ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler hükümden düşer.

Önemli İstisnalar: Takip yasağı mutlak değildir. Rehinle temin edilmiş alacaklar için takip başlatılabilir veya devam edilebilir, ancak muhafaza ve satış işlemleri yapılamaz. Ayrıca, konkordato koruması asıl borçluya özgüdür ve genellikle müteselsil kefilleri veya aval verenleri kapsamaz.

Takip İşlemleri ve Davalar Ayrımı: Konkordato mühleti, icra takip işlemlerini durdururken, itirazın iptali gibi alacağın esasına ilişkin davaların açılmasına veya görülmesine engel teşkil etmez. Ancak bu davalar sonucunda verilecek kararların infazı, konkordato süreci sonuçlanana kadar yapılamaz.

Tedbirlerin Geçiciliği: Mühlet süresince uygulanan takip yasağı, konkordato sürecinin sonucuna bağlıdır. Konkordato talebinin reddedilmesi veya sürecin iflasla sonuçlanması halinde, mahkeme tarafından konulan tüm tedbirler kaldırılır ve alacaklıların takip yapma imkanı yeniden doğar.

A. Konkordatoda Takip Yasağının Genel Kuralı ve Kapsamı

İncelenen tüm yargı kararları, konkordato mühletinin (geçici ve kesin) borçluyu alacaklıların takiplerine karşı koruyan temel bir mekanizma olduğu konusunda birleşmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/13472 E. sayılı kararında bu durum, İİK’nın 294. maddesine atıfla net bir şekilde ifade edilmiştir: “mühlet içerisinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı ve evvelce başlamış takipler duracağı, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarının uygulanmayacağı”

Bu yasak, yalnızca özel alacakları değil, aynı zamanda kamu alacaklarını da kapsamaktadır (Danıştay 3. Daire, 2022/2552 E.; İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi, 2022/1657 E.). Mahkemeler, mühlet kararı ile birlikte borçlunun malvarlığını korumak amacıyla “her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına” karar vermektedir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/7768 E.). Mühlet kararı sonrası başlatılan takipler ise usulsüz kabul edilerek iptal edilmektedir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023/7159 E.).

B. Konkordatoda Mühlet Öncesi Konulan Hacizlerin ve Konkordatonun Tasdikinin Etkisi

Konkordato mühleti, başlamış takipleri “olduğu yerde” durdurur. Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4599 E. sayılı kararında, mühlet kararından önce usulüne uygun olarak tatbik edilmiş bir haczin, mühlet kararı nedeniyle kendiliğinden hukuka aykırı hale gelmeyeceği ve kaldırılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. Bu yorum, mühletin mevcut haczin geçerliliğini değil, bu hacze dayalı ilerleyen işlemleri (örneğin satış) durdurduğunu göstermektedir.

Ancak konkordato projesinin tasdik edilmesiyle durum değişmektedir. Birçok ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararında vurgulandığı üzere, konkordatonun bağlayıcı hale gelmesiyle İİK’nın 308/ç maddesi devreye girer. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 2025/854 E. sayılı kararında bu etki şöyle açıklanmıştır: “geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürür.” Bu hüküm, konkordatonun başarıya ulaşması halinde borçlunun, paraya çevrilmemiş eski hacizlerin baskısından kurtularak ticari faaliyetlerine devam etmesini amaçlamaktadır.

C. Konkordatoda Takip Yasağının İstisnaları ve Sınırları

Takip yasağı mutlak olmayıp, yargı kararlarında belirtilen önemli istisnaları bulunmaktadır:

Rehinli Alacaklar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/259 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, rehinli alacaklılar için durum farklıdır: “Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durum, rehin hakkının sağladığı güvenceyi korurken, borçlunun malvarlığının paraya çevrilmesini engelleyerek konkordato sürecine imkan tanımaktadır.

Kefiller ve Aval Verenler: Konkordato mühletinin sağladığı koruma şahsidir ve sadece konkordato talep eden borçluyu bağlar. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/456 E. sayılı kararında, “Konkordatoya ilişkin iddialar sadece asıl borçlu için geçerlidir” denilerek, asıl borçlunun konkordato sürecinde olmasının müteselsil kefillere karşı takip yapılmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Benzer şekilde, aval verene müracaat hakkının da engellenmediği görülmektedir (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi, 2021/1198 E.).

Dava Hakkı: Takip yasağı, icra takip işlemlerini kapsamakta, ancak alacağın tespiti veya tahsili için açılan davaları (örneğin itirazın iptali davası) engellememektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2020/1386 E. sayılı kararında, bu tür davaların konkordato sonucunu beklemeden devam edebileceği, ancak dava sonucunda verilecek kararın infazının mühlet süresince yapılamayacağı açıkça ifade edilmiştir.

D. Konkordatoda Tedbirlerin Sona Ermesi

Konkordato mühleti ile sağlanan koruma, sürecin nihai kararıyla sona erer. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/403 E. sayılı kararında olduğu gibi, konkordatonun tasdikiyle birlikte “Mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının tasdik karar tarihi itibari ile kaldırılmasına” hükmedilir ve konkordato projesi devreye girer. Tersi durumda, konkordato talebinin reddedilmesi veya borçlunun iflasına karar verilmesi halinde de tedbirler kaldırılır ve alacaklıların takip hakları genel hükümler çerçevesinde yeniden canlanır (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/1387 E.).

Sonuç

Sunulan yargı kararları ışığında, konkordato ilan edilmesiyle birlikte mahkemece verilen geçici veya kesin mühlet süresince borçlu aleyhine icra ve haciz işlemleri kural olarak durmaktadır. İİK’nın 294. maddesine dayanan bu yasak, amme alacakları da dahil olmak üzere yeni takip yapılmasını engeller ve mevcut takipleri olduğu yerde durdurur. Konkordatonun tasdiki halinde ise, mühletten önce konulan ve paraya çevrilmemiş hacizler İİK 308/ç uyarınca düşer. Ancak bu koruma; rehinli alacaklar (satış ve muhafaza yasağı kaydıyla), kefiller ve dava açma hakkı gibi önemli istisnalara tabidir. Sonuç olarak, konkordato mühleti, borçluya mali durumunu düzeltmesi için bir “nefes alma” imkanı tanırken, bu koruma sürecin başarısıyla sınırlı ve kanunda belirtilen istisnalar çerçevesinde geçerlidir. Yazı önerileri.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato süreci; takip yasağı, hacizlerin akıbeti, rehinli alacak istisnaları, tasdik sonrası hacizlerin düşmesi, kefil ve aval verenlere yönelik takiplerin devamı gibi son derece teknik alanlar içerdiğinden hataya kapalı bir prosedürdür. Yargı kararları, konkordato mühleti boyunca alacaklı–borçlu ilişkilerinin karmaşıklaştığını ve tek bir yanlış değerlendirmenin ciddi hak kayıplarına yol açabileceğini açıkça göstermektedir.

Bu nedenle, özellikle ticari hareketliliğin yoğun olduğu İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Levent, Maslak gibi bölgelerde faaliyet gösteren şirketler ile Gebze, Dilovası, Çayırova, Tepeören, Şekerpınar sanayi hatlarında yer alan işletmeler için konkordato dosyalarının uzmanlıkla yürütülmesi hayati önem taşır.

Uzman bir konkordato avukatı;

Takip yasağının kapsamını, kamu alacakları dahil doğru şekilde değerlendirir,

Rehinli alacakların hangi işlemleri sürdürebileceğini netleştirir,

Mühlet öncesi hacizlerin tasdik sonrası düşüp düşmeyeceğini belirler,

Kefil ve aval verenler yönünden takip stratejisi oluşturur,

Mühlet, tasdik, ret, iflas gibi her senaryoda borçlunun ve alacaklının en az riskle hareket etmesini sağlar,

Süreç sonunda şirketin mali açıdan yeniden ayağa kalkabilmesi için hukuki yol haritasını hazırlar.

Konkordato, teknik yönleri nedeniyle yalnızca bir başvuru dosyasından ibaret değildir; doğru yönetilmediğinde şirketler için telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sürecin tüm aşamalarının konkordato alanında deneyimli bir avukat tarafından yürütülmesi, hem borçlu hem alacaklı açısından en güvenli ve doğru yaklaşımdır.

Read More

Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklı ne yapabilir?

Giriş

Bu çalışma, konkordato komiserine İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 299. maddesi uyarınca belirlenen 15 günlük yasal süre içerisinde alacağını bildirmeyen bir alacaklının hukuki durumunu, haklarını ve başvurabileceği yasal yolları analiz etmektedir. İncelenen yargı kararları, sürenin kaçırılmasının alacak hakkını esastan sona erdirmediğini, ancak alacaklının konkordato sürecindeki usuli haklarını (müzakereye katılma, oy kullanma vb.) kısıtladığını ortaya koymaktadır. Çalışma, alacaklının tasdik edilen konkordato projesi karşısındaki konumunu, dava açma imkanlarını ve farklı senaryolara göre değişen hukuki sonuçları detaylandırmaktadır.

Alacak Hakkı Sona Ermez: Sürenin kaçırılmasının temel yaptırımı, alacağın ortadan kalkması (sükutu) değildir. Alacaklı, maddi hukuk bakımından alacak hakkını muhafaza eder. Birçok Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu ilke, “on beş günlük süre içinde alacak bildirmemenin yaptırımı kesinlikle alacağın sükutu değildir” şeklinde oybirliğiyle vurgulanmıştır (Örn: bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2022/1980-2023/205).

Usuli Haklar Kaybedilir: Alacağını süresinde bildirmeyen alacaklı, konkordato projesinin müzakerelerine katılamaz, oy kullanamaz ve alacağı konkordato nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bu durum, “süresi içinde alacak bildirimi yapmayan alacaklılar, konkordato projesine ilişkin müzakerelere kabul edilmeyecek yani bu alacaklılar konkordato nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacak, konkordato projesinin kabulü veya reddi konusunda oy kullanamayacaklardır” ifadesiyle netleştirilmiştir (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2023/920-2023/865).

Tasdik Edilen Konkordato ile Bağlılık: Süreyi kaçıran alacaklı, tasdik edilen konkordato projesi ile bağlıdır. İİK m. 308/c uyarınca, “Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir.” Bu nedenle alacaklı, alacağını ancak tasdik edilen projedeki tenzilat ve ödeme planı çerçevesinde talep edebilir (Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2019/613-2021/1055).

Dava Yoluyla Hak Arama İmkanı: Alacaklı, alacağının tespiti ve tahsili için dava açma hakkına sahiptir. Bu konuda iki farklı yaklaşım öne çıkmaktadır:

İİK m. 308/b Kapsamında Dava: Alacakları itiraza uğramış (veya kaydedilmemiş) alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler.

Süresiz Dava Hakkı: Bazı kararlar, süresinde bildirim yapmayan alacaklıların bir aylık süreye tabi olmaksızın her zaman dava açabileceğini belirtmektedir. Alacağını süresinde yazdırmamış olan alacaklılar 1 aylık süreye bağlı olmadan davalarını her zaman açabilirler. Bu alacaklılar da tasdik edilen konkordato ile bağlı olduklarından, 1 aylık süreden sonra açtıkları davayı kazanırlarsa… kendilerine borçlu tarafından, konkordatoya göre ödeme yapılır” (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2022/488-2022/496).

Konkordatonun Feshi Talebi: Alacaklı, açtığı davayı kazanmasına veya alacağı borçlu tarafından kabul edilmesine rağmen konkordato projesine uygun ödeme yapılmazsa, İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun kendisi bakımından feshini talep etme hakkına sahiptir (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2025/184-2025/477).

Borçlunun Defter Kayıtlarının Rolü: Alacaklı bildirimde bulunmasa dahi, alacağı borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı ise komiser tarafından re’sen alacaklılar listesine eklenebilir. Bu durumda alacaklı, konkordato projesine dahil olur ve ayrı bir dava açmakta hukuki yararı kalmayabilir (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi-2023/450-2024/289).

Yargı kararları, konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklının durumunu farklı açılardan ele almaktadır. Temel ilke, alacak hakkının özünün korunması, ancak konkordato sürecinin işleyişini temin etmek amacıyla usuli hakların kısıtlanmasıdır.

1. Süre Kaçırmanın Hukuki Niteliği ve Sonuçları

İİK m. 299’da öngörülen 15 günlük süre, hak düşürücü nitelikte değildir; alacağın kendisini ortadan kaldırmaz. Sürenin kaçırılmasının birincil ve en net sonucu, alacaklının konkordato projesinin oylanacağı alacaklılar toplantısına katılımının engellenmesidir. Bu durum, projenin kabulü için gerekli olan alacaklı ve alacak çoğunluğunun (nisap) hesaplanmasında bu alacaklının saf dışı bırakılması anlamına gelir.

Ancak, alacaklının durumu borçlunun bilançosunda kayıtlı olup olmamasına göre farklılık gösterebilir. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2018/1449-2021/139) kararında belirtildiği gibi, “Borçlunun bilançosunda kayıtlı alacaklıların ilan tarihinden itibaren alacaklarını bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır (m. 299).” Bu nedenle, alacağı bilançoda kayıtlı olan bir alacaklı bildirim yapmasa dahi projeye dahil edilebilirken, bilançoda yer almayan alacaklının bildirim yapmaması projeden tamamen dışlanması riskini doğurur.

2. Tasdik Sonrası Başvuru Yolları

Süreyi kaçıran alacaklının en önemli hakkı, tasdik kararından sonra alacağını yargı yoluyla talep etmektir. Bu noktada kararlar arasında nüanslar bulunmaktadır:

Çekişmeli Alacak Davası (İİK m. 308/b): Genel kabul, alacağı borçlu tarafından kabul edilmeyen veya listeye hiç yazılmayan alacaklının, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde “çekişmeli alacak davası” açabileceğidir. Bu davanın kazanılması halinde alacaklı, diğer alacaklılar gibi konkordato projesindeki koşullarla ödeme alma hakkı kazanır.

Genel Hükümlere Göre Alacak Davası: Birden fazla karar, süresinde bildirim yapmayan alacaklının bir aylık süreyle bağlı olmadığını ve her zaman genel hükümlere göre alacak davası açabileceğini kabul etmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi’nin (2022/528-2022/477) kararında bu durum, “Alacağını süresi içinde yazdırmamış olan alacaklıların bir aylık süreye tabi olmadan her zaman dava açabileceği” şeklinde açıkça ifade edilmiştir. Bu davanın kazanılması durumunda da borçlu, konkordato şartlarına göre ödeme yapmakla yükümlü olacaktır.

3. Farklı Süreçlerde Alacaklının Durumu

Konkordato Talebinin Reddi: Eğer konkordato talebi mahkemece reddedilirse, geçici ve kesin mühletin alacaklılar üzerindeki durdurucu etkisi ortadan kalkar. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin (2025/403-2025/1008) kararında belirtildiği gibi, bu durumda alacaklı, borçlu aleyhine dava açmakta veya icra takibi başlatmakta serbest hale gelir.

İflas Kararı Verilmesi: Konkordato sürecinin iflasla sonuçlanması halinde, alacaklı bildirim süresini kaçırmış olsa dahi alacağını iflas masasına kaydettirebilir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2023/379-2024/334) kararında, konkordato dosyasına bildirim yapmayan alacaklının iflas masasına yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı sıra cetveline itiraz davasının kabul edildiği görülmektedir.

4. Kanun Yoluna Başvuru Hakkı

Süreyi kaçıran alacaklının konkordato tasdik kararına karşı kanun yoluna (istinaf) başvurma hakkı mevcuttur. Ancak bu hak, İİK m. 304/1 uyarınca tasdik duruşmasından en az üç gün önce mahkemeye yazılı itirazda bulunma şartına bağlanmıştır. Bu usuli şartı yerine getirmeyen alacaklının istinaf talebi, esasa girilmeden usulden reddedilecektir (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2024/849-2025/648).

Sonuç

Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklı, alacak hakkının özünü kaybetmemekle birlikte, konkordato projesinin müzakere ve oylama sürecine katılma gibi önemli usuli haklarından feragat etmiş sayılır. Bu alacaklı, tasdik edilen konkordato projesinin getirdiği tenzilat ve ödeme planı ile bağlıdır. Alacaklının başvurabileceği en temel hukuki yol, tasdik kararından sonra alacağının tespiti ve konkordato şartlarında tahsili için dava açmaktır. Yargı kararları, bu dava hakkının İİK m. 308/b’deki bir aylık süreyle sınırlı olmaksızın her zaman kullanılabileceği yönünde bir eğilim göstermektedir. Alacağın borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olması, alacaklının durumunu güçlendiren önemli bir faktördür. Borçlunun tasdik edilen projeye uygun ödeme yapmaması halinde ise alacaklı, konkordatonun kendisi bakımından feshini talep etme hakkını saklı tutar. Bir yazı önerisi ve benzer konu yönlendirmesi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklının hukuki durumu, hem maddi hukuk hem de usul hukuku açısından son derece teknik bir çerçeveye sahiptir. Yargı kararları, alacak hakkının saklı kalmasına rağmen usuli hakların kaybı, tasdik edilen projeye bağlılık, dava açma süreleri, defter kayıtlarının etkisi, fesih talebi ve kanun yolu sınırlamalarının her biri için titiz bir hukuki değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle alacaklıların hak kaybına uğramamaları, borçluların ise süreci doğru yönetebilmeleri için uzman bir konkordato avukatının desteği kritik öneme sahiptir.

Uzman bir konkordato avukatı:

15 günlük bildirim süresinin hukuki niteliğini doğru değerlendirir,

Alacaklının müzakere, oy kullanma ve nisap etkisi gibi kaybettiği usuli hakları nasıl telafi edebileceğini belirler,

Alacaklının durumuna göre İİK m. 308/b’ye göre bir aylık dava mı, yoksa genel hükümlere göre süresiz dava mı açılması gerektiğini tespit eder,

Borçlunun ticari defterlerindeki kayıtların alacaklıya sağladığı avantajları analiz eder,

Tasdik edilen projeye bağlı ödeme yapılmaması hâlinde konkordatonun feshini talep etme stratejisini oluşturur,

Konkordato talebinin reddi, iflas kararı veya mahkeme dışı yapılandırma gibi alternatif senaryolarda alacaklının en güçlü hukuki konumda olmasını sağlar.

Konkordato süreci, teknik ayrıntılar ve hak düşürücü riskler barındırdığından, alacak bildirme süresini kaçıran bir alacaklı için dahi doğru hukuki yolun seçilmesi profesyonel uzmanlık gerektirir. Bu nedenle konkordato hukukunda tecrübeli bir avukatla çalışmak, hem alacaklının haklarını korumak hem de borçlunun süreci sağlıklı yönetebilmesi açısından büyük önem taşır.

Read More

Konkordato İlan Eden Şirketten Alacak Nasıl Tahsil Edilir?

Giriş

Bu çalışma, konkordato ilan eden bir şirketten alacakların nasıl tahsil edileceğine ilişkin yargı kararlarının analizini sunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde şekillenen tahsilat süreci, konkordato sürecinin hangi aşamada olduğuna (geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, fesih veya iflas) ve alacağın niteliğine (adi, rehinli, çekişmeli) göre farklılık göstermektedir. Analiz edilen kararlar, alacaklıların haklarını korumak için izlemesi gereken yolları, karşılaşabilecekleri riskleri ve başvuru mekanizmalarını ortaya koymaktadır.

Standart Tahsilat Yolu: Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesiyle alacaklılar, projede belirtilen tenzilat ve takvime göre ödemelerini alırlar. Bu süreçte icra takipleri durur ve faiz işlemesi kısıtlanır.

Çekişmeli Alacaklar: Borçlu tarafından itiraza uğrayan alacaklar için alacaklı, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde İİK m. 308/b uyarınca alacak davası açmalıdır. Bu dava, alacağın projeye dahil edilerek tahsilini sağlar.

Ödemelerin Yapılmaması: Borçlu şirket, tasdik edilen projeye uygun ödemeleri yapmazsa, alacaklı İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun kendisi yönünden kısmen feshini talep edebilir. Fesih kararı, alacaklıyı projenin bağlayıcılığından kurtararak icra takibi hakkını iade eder.

Konkordatonun Başarısız Olması: Konkordato talebinin mahkemece reddedilmesi veya sürecin iflasla sonuçlanması durumunda, koruma tedbirleri kalkar. Alacaklılar, genel hükümlere göre icra takibi başlatabilir veya alacaklarını iflas masasına kaydettirerek tahsilat yoluna gidebilirler.

Prosedürel Kısıtlamalar: Konkordato mühleti boyunca alacaklıların icra takibi başlatması engellenir ve rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur. Bu kural, alacaklıların tahsilat imkanlarını geçici olarak sınırlar.

1. Konkordato Sürecinin Normal İşleyişi ve Tahsilat Usulü

Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsilatının temel yolu, mahkemece tasdik edilen konkordato projesine uymaktır. İİK m. 308/c uyarınca, tasdik kararı bağlayıcı hale gelir ve alacaklılar projede belirtilen ödeme planına tabi olurlar. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/366 sayılı kararında bu durum, …konkordatoya tabi borçlarını projesinin tasdik kararının ilanından sonra 31.05.2024 tarihinde başlamak üzere: Her bir alacak tutarının 3 ayda bir 5 eşit taksitle geçici mühlet tarihinden itibaren %20 oranında faiz uygulanarak ÖDENMESİNE… şeklinde somutlaştırılmıştır.

Bu süreçte alacaklıların hakları önemli ölçüde kısıtlanır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2024/1350 sayılı kararında vurgulandığı üzere, İİK m. 294/3 gereği, “Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.” Bu kural, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğurması nedeniyle geçici mühlet tarihinden itibaren uygulanır. Alacaklılar, bu dönemde yeni takip başlatamaz ve mevcut takipler durur. Tahsilat, yalnızca tasdik edilen projenin uygulanmasıyla mümkün olur.

2. Çekişmeli Alacakların Tahsili

Alacaklının bildirdiği alacağın borçlu şirket tarafından kabul edilmemesi durumunda, alacak “çekişmeli” hale gelir. Bu durumda alacaklının tahsilat için izlemesi gereken yol, İİK m. 308/b’de düzenlenmiştir. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/518 sayılı kararında belirtildiği gibi, Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içinde dava açabilirler.” Bu bir aylık süre, hak düşürücü olmamakla birlikte, konkordato projesinden pay alabilmek için kritik öneme sahiptir. Süresi içinde dava açmayan alacaklı, bu hakkını kaybeder.

Dava sonucunda alacağın varlığı tespit edilirse, bu alacak da konkordato projesinin ödeme koşullarına dahil edilir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/10 sayılı kararında, mahkemece tespit edilen eksik alacağın, “…tasdik kararında belirtilen ödeme planındaki şekilde… davalıdan alınarak davacıya verilmesine” hükmedilmiştir. Bu, çekişmeli alacakların dahi ancak projenin yapılandırma koşulları çerçevesinde tahsil edilebileceğini göstermektedir.

3. Konkordato Projesine Uyulmaması Halinde Tahsilat Yolları

Borçlu şirketin tasdik edilen projeye rağmen ödemelerini yapmaması, alacaklıya önemli bir hak tanır: konkordatonun kısmen feshi. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/964 sayılı kararında bu mekanizma net bir şekilde açıklanmıştır: Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.”

Fesih kararı, alacaklıyı projenin kısıtlamalarından kurtarır ve alacağının tamamı için icra takibi yapma hakkını geri verir. Kararda belirtildiği üzere, “Konkordatonun kısmen feshi ile birlikte alacaklı artık projenin mecburiliğinden kurtulmakta, adeta eski hale dönerek tüm alacağına geri kavuşmaktadır.” Ancak bu yola başvurabilmek için, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/378 sayılı kararında işaret edildiği gibi, konkordato tasdik kararının kesinleşmiş olması bir ön şart olarak aranmaktadır.

4. Konkordato Talebinin Reddi veya Sürecin İflasla Sonuçlanması

Konkordato süreci her zaman başarıyla sonuçlanmaz. Borçlunun projesinin gerçekçi bulunmaması veya mali durumunun iyileşme göstermemesi halinde mahkeme, konkordato talebini reddedebilir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/1262 sayılı kararında, borçlunun sunduğu projenin kaynaklarının gerçekçi olmadığı değerlendirilerek “konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı” gerekçesiyle talep reddedilmiştir.

Talebin reddedilmesiyle birlikte, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/591 sayılı kararında olduğu gibi, “Davacı hakkında konkordato nedeniyle verilen tedbirlerin kaldırılmasına” karar verilir. Bu durumda alacaklılar için konkordato koruması sona erer ve standart icra yolları yeniden açılır. Eğer borçlu iflasa tabi şirketlerden ise, mahkeme İİK m. 292 uyarınca doğrudan iflas kararı verebilir. Bu senaryoda alacaklılar, alacaklarını iflas masasına kaydettirerek sıra cetveline göre yapılacak dağıtımdan pay almaya çalışırlar (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/818).

Sonuç

Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsili, çok aşamalı ve dinamik bir süreçtir. Alacaklıların haklarını etkin bir şekilde kullanabilmeleri için süreci yakından takip etmeleri, yasal sürelere riayet etmeleri ve doğru hukuki yollara başvurmaları zorunludur. Tahsilatın anahtarı; alacağın süresinde bildirilmesi, çekişmeli hale gelmesi durumunda İİK m. 308/b uyarınca dava açılması ve borçlunun ödeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde İİK m. 308/e kapsamında kısmi fesih yoluna gidilmesidir. Konkordato sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması ise alacaklıları genel icra ve iflas hukuku yollarına geri döndürmektedir. Her bir senaryo, alacaklı için farklı stratejiler ve riskler barındırmaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Konkordato Uzmanı Avukat Desteği Gereklidir?

Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsili; geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, çekişmeli alacak davası, kısmi fesih ve iflas gibi çok katmanlı prosedürler içerdiği için hukuki açıdan oldukça teknik bir süreçtir. Mahkeme kararları, süreçte yapılacak küçük bir hatanın bile alacaklının yıllarca beklemesine, alacağını eksik almasına hatta tamamen kaybetmesine neden olabileceğini açıkça göstermektedir. Bu nedenle konkordato dosyalarının, özellikle finansal analiz ve İİK uygulamaları konusunda uzman bir konkordato avukatı tarafından yürütülmesi kritik önem taşır.

Uzman bir konkordato avukatı, alacaklının haklarını etkin biçimde korur ve şu konularda stratejik destek sağlar:

Alacağın süresinde ve usule uygun bildirilmesi,

Çekişmeli alacaklar için İİK m.308/b uyarınca doğru zamanda dava açılması,

Borçlu projeye uymadığında kısmi fesih başvurusunun İİK m.308/e kapsamında yapılması,

Tasdik sonrası ödeme takvimlerinin ve faiz sınırlamalarının denetlenmesi,Konkordato reddi veya iflas hâlinde alacağın masaya doğru şekilde kaydettirilmesi,

Sürecin tamamında hak kayıplarını önleyen hukuki yol haritasının çıkarılması.

İstanbul’da ticari faaliyetlerin yoğun olduğu Tuzla (Organize Sanayi Bölgesi), Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir Finans Merkezi, Ümraniye, Kadıköy, Şişli, Levent, Maslak, Bakırköy, ayrıca sanayi bölgeleri olan Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Şekerpınar gibi lokasyonlarda konkordato süreçleri özellikle daha karmaşık ve yüksek meblağlı olmaktadır. Bu sebeple bölgesel tecrübe ve konkordato odaklı uzmanlık, başarı ihtimalini doğrudan etkiler.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul–Tuzla merkezli yapısıyla; Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Kadıköy, Ümraniye, Beşiktaş, Şişli, Maslak, Levent ile Kocaeli bölgesi olan Gebze, Darıca, Dilovası, Çayırova ve Tepeören’de konkordato alacaklarının tahsili konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla profesyonel hukuki danışmanlık sunmaktadır.

Read More

Konkordatonun süresi ne kadardır, sürenin aşamaları nelerdir?

Giriş

Konkordatonun süresi ne kadardır, sürenin aşamaları nelerdir? Bu çalışma, konkordato sürecinin yasal sürelerini ve bu sürelerin hangi aşamalardan oluştuğunu, sunulan literatür kaynakları temelinde incelemektedir. İncelemeler, 7101 sayılı Kanun ile 2018 yılında yapılan değişiklikler sonrası şekillenen mevcut konkordato mühlet sistemini esas almaktadır. Çalışma, konkordato sürecinin geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik aşaması olmak üzere üç temel zaman diliminde ele alınacağını göstermektedir.

Literatürdeki bilgilere göre konkordato süreci, birbirini takip eden ve uzatma imkanları bulunan aşamalardan oluşmaktadır. Süreç, mahkemenin vereceği geçici mühlet kararı ile başlar, kesin mühlet ile devam eder ve tasdik yargılaması ile son bulabilir.

1. Konkordato Sürelerinin Aşamalı Yapısı

2018 yılında yapılan yasal düzenlemeler, konkordato mühletini ikili bir yapıya kavuşturmuştur: geçici mühlet ve kesin mühlet. Bu değişiklik öncesinde konkordato mühleti tek bir aşamadan oluşmaktaydı. 2018 değişikliğinden önce mühlet m. 287’de geçici ve kesin ayrımı olmaksızın “mühlet” başlığı altında düzenlenmişti. Şartların mevcut olması halinde İcra Hukuk Mahkemesi tarafından borçluya üç ay mühlet verilmekteydi. Komiserin teklifi üzerine bu süre iki ay uzatılabilmekteydi. Dolayısıyla mühlet beş aydan oluşmaktaydı. Ancak 2018 değişikliğiyle mühlet ikiye ayrılarak “geçi mühlet” m. 287’de, “kesin mühlet” m. 289’da düzenlenmiştir. Bu aşamalı yapı, borçlunun mali durumunun daha detaylı incelenmesine ve konkordatonun başarı şansının daha sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır.

2. Geçici Mühlet Aşaması

Konkordato sürecinin ilk adımı olan geçici mühlet, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 287. maddesinde düzenlenmiştir.

Süre ve Uzatma: Süre, kural olarak 3 aydır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 287. maddesinin dördüncü fıkrasında, geçici mühlet olarak üç aylık süre tanınacağı, eğer gerekli ise, bu sürenin iki ay daha uzatılabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla geçici mühlet en çok beş ay olabilir.

Uzatma Talebi: Uzatma talebinde bulunma yetkisi sınırlıdır. Alacaklının geçici mühlet süresinin uzatılmasını talep etme yetkisi yoktur. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez. Uzatma talebi borçlu veya geçici komiser tarafından yapılabilir. Borçlunun talepte bulunması halinde geçici komiserin görüşü alınır.

3. Kesin Mühlet Aşaması

Geçici mühlet sonunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması üzerine mahkeme, borçluya kesin mühlet verir.

Süre ve Uzatma: İİK m. 289 uyarınca kesin mühlet süresi bir yıldır. Mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varırsa, bu durumda borçluya bir yıllık kesin mühlet verir. Bu süre, “güçlük arz eden özel durumlarda” komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Bu durumda kesin mühlet toplamda 18 aya ulaşır.

Bir Yıllık Sürenin Niteliği Üzerine Tartışma: Literatürde, mahkemenin vereceği bir yıllık kesin mühletin azami bir süre mi yoksa sabit bir süre mi olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Sabit Süre Görüşü: Bazı yazarlar, kanunun “borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir” şeklindeki açık ifadesinin takdir yetkisi tanımadığını savunur.

Azami Süre Görüşü: Diğer bir görüşe göre ise bu süre azami olarak kabul edilmeli ve mahkeme daha kısa bir süreye hükmedebilmelidir. İcra ve İflâs Kanunu’nda yer alan düzenleme, mahkeme tarafından her konkordato başvurusunda doğrudan bir yıl kesin mühlet verileceği şeklinde anlaşılmamalı; Kanun’da sürenin üst sınırının düzenlendiği kabul edilmelidir. Bu görüş, borçlunun rehavete kapılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

4. Tasdik Yargılaması ve Toplam Süre

Kesin mühlet içerisinde alacaklılar toplantısı yapılır ve konkordato projesi oylanır. Projenin kabul edilmesi halinde mahkemeden tasdiki talep edilir. Bu yargılama süreci de konkordato mühletinin toplam süresini etkileyebilir. Bu yirmi üç aylık toplam geçici ve kesin mühlet sürelerinin yanı sıra mahkeme tarafından İİK m. 304 f. 2 kapsamında konkordatonun tasdiki hususunda gerçekleştirilen yargılamada altı ayı aşmamak üzere konkordatonun tasdiki hakkında karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verilebilmesi mümkündür. Bu ek süre, özellikle karmaşık dosyalarda yargılamanın mühlet süreleri içinde tamamlanamaması ihtimaline karşı bir güvence sağlamaktadır.

Sonuç

Sunulan literatür kaynakları ışığında, konkordato sürecinin süresi ve aşamaları şu şekilde özetlenebilir:

Aşamalar: Konkordato süreci, 2018 yılındaki yasal değişikliklerle “geçici mühlet” ve “kesin mühlet” olmak üzere iki temel aşamaya ayrılmıştır.

Süreler:

Geçici Mühlet: 3 ay + 2 ay uzatma = Azami 5 ay.

Kesin Mühlet: 1 yıl + 6 ay uzatma = Azami 18 ay.

Tasdik Yargılaması: Mühlet hükümlerinin 6 ay daha uzatılması imkanı.

Toplam Süre: Tüm uzatma imkanları kullanıldığında, konkordato mühletinin tasdik kararına kadar olan toplam süresi azami 29 aya ulaşabilmektedir. Bu süre, borçlunun mali durumunu iyileştirmesi ve alacaklılarla bir anlaşmaya varması için tasarlanmış kapsamlı bir zaman dilimini ifade etmektedir. Literatürde, kesin mühletin başlangıç süresinin sabit mi yoksa azami mi olduğu yönünde bir doktrin tartışması da mevcuttur. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato süreci; geçici mühlet, kesin mühlet, uzatmalar, komiser denetimi, alacaklılar toplantısı ve tasdik yargılaması gibi çok aşamalı ve teknik bir yapıya sahiptir. Hem hukuki hem finansal açıdan yüksek uzmanlık gerektiren bu süreçte yapılacak küçük bir hata bile konkordatonun reddine, hatta borçlunun doğrudan iflasına yol açabilmektedir. Bu nedenle konkordato başvurularının mutlaka uzman bir konkordato avukatı tarafından hazırlanması ve yönetilmesi gerekir.

Uzman bir konkordato avukatı:

Geçici ve kesin mühlet sürelerinin doğru yönetilmesini,

Konkordato ön projesinin kanuna tam uygun hazırlanmasını,

Mali tabloların ve eklerin hatasız olmasını,

Alacaklı çoğunluğunun sağlanması için stratejik planlamayı,

Komiser raporları ve bilirkişi süreçlerinin doğru yönlendirilmesini,

Tasdik aşamasında mahkemenin aradığı kriterlere uygun savunma yapılmasını sağlar.

Bu profesyonel yaklaşım olmadan, konkordato sürecinin karmaşık mühlet sistemi içinde hata yapma ihtimali çok yüksektir.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi,
İstanbul – Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze, Darıca, Çayırova, Dilovası, Şekerpınar ve Tepeören bölgelerinde konkordato başvurusu, geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik süreçlerinde uzman konkordato avukatlarıyla profesyonel hukuki danışmanlık sunmaktadır.

Ofis; konkordato ön projesinin hazırlanmasından komiser sürecinin yönetimine, mühlet stratejisinden tasdik davasına kadar tüm süreçleri etkin biçimde yürüterek konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır.

Read More

Konkordato başvurusu reddedilirse ne olur?

Giriş

Bu çalışma konkordato başvurusunun mahkeme tarafından reddedilmesi durumunda borçlunun karşılaşacağı hukuki sonuçları ve başvurabileceği yasal yolları, sunulan yargı kararları analizleri ışığında incelemektedir. Analizler, konkordato talebinin reddinin borçlunun hukuki statüsüne (iflasa tabi olup olmamasına) göre farklı sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Başlıca sonuçlar arasında borçlunun iflasına karar verilmesi, konkordato sürecinde sağlanan koruma tedbirlerinin kaldırılması ve alacaklıların takibatlarına devam edebilmesi yer almaktadır. Bununla birlikte, borçlunun ret kararına karşı istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurma, belirli şartlar altında yeniden konkordato talep etme veya mahkeme dışı anlaşma yollarını deneme gibi imkanları da bulunmaktadır.

1. Konkordato Talebinin Reddi Sonrası Hukuki Sonuçlar

Yargı kararları, konkordato talebinin reddi halinde borçlunun hukuki ve mali durumuna göre farklılaşan sonuçlar ortaya koymaktadır.

a. İflas Kararı Verilmesi İflasa tabi borçlular (genellikle şirketler) için en sık karşılaşılan sonuç, konkordato talebinin reddiyle birlikte iflaslarına karar verilmesidir. Mahkemeler, konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun borca batık olması veya malvarlığının korunması gerekliliği gibi durumlarda İİK m. 292 uyarınca bu kararı re’sen vermektedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında bu durum, “Konkordato talebinin reddi durumunda borçlunun da iflasına karar verileceği aynı maddede düzenlenmiştir. Borçlu borca batık olmasa da İİK’nun 292. maddesi gereğince konkordato talebi reddedildiğinde iflas kararının verilmesi gerekir” şeklinde net bir dille ifade edilmiştir (bam-Ankara 23. HD-2025/1130). Benzer şekilde, birçok ilk derece ve Yargıtay kararı, talebin reddiyle birlikte doğrudan iflas kararı verildiğini teyit etmektedir (yargitay-6. HD-2021/4143; ilkDerece-Ankara 1. ATM-2023/185).

b. İflas Kararı Verilmeyen Durumlar Bununla birlikte, ret kararı otomatik olarak iflas anlamına gelmemektedir. Borçlunun hukuki statüsü bu noktada belirleyicidir. İflasa tabi olmayan gerçek kişiler için konkordato talebi reddedilse dahi iflas kararı verilemez. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, “iflasa tabi olmayan gerçek kişi yönünden kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir (ilkDerece-Bakırköy 3. ATM-2022/219). Ayrıca, iflasa tabi bir şirket olsa dahi, mahkeme yaptığı incelemede şirketin borca batık olmadığı kanaatine varırsa iflas kararı vermeyebilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında, borçlu şirketin “borca batık olmadığı da gözönüne alınarak” iflas kararı verilmediği vurgulanmıştır (bam-İstanbul 17. HD-2025/429).

c. Koruma Tedbirlerinin Kaldırılması ve Diğer Sonuçlar İflas kararı verilsin veya verilmesin, konkordato talebinin reddedilmesiyle birlikte borçluya sağlanan tüm korumalar sona erer. Mahkemeler, “geçici mühlet kararının kaldırılmasına”, “tedbir kararlarının kaldırılmasına” ve “Konkordato komiserler kurulunun görevine son verilmesine” karar verir (ilkDerece-Ankara 1. ATM-2023/185). Bu durum, alacaklıların durmuş olan icra takiplerine devam etmelerine ve yeni takipler başlatmalarına yol açar. Nitekim bir kararda, konkordato talebinin reddi sonrası icra takibine devam edildiği görülmektedir (ilkDerece-Antalya 4. ATM-2020/340).

2. Borçlunun Başvurabileceği Hukuki Yollar ve Diğer Seçenekler

Konkordato talebi reddedilen borçlu, karara karşı çeşitli hukuki yollara başvurabilir.

a. Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz Borçlunun en temel hakkı, ret kararına karşı kanun yollarına başvurmaktır. Kararlar, ret kararının tebliğinden itibaren genellikle iki hafta içinde istinaf yolunun açık olduğunu belirtmektedir (ilkDerece-Sakarya ATM-2023/198; ilkDerece-Kayseri 1. ATM-2025/324). İstinaf başvurusunun da reddedilmesi halinde ise Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır. Bir Yargıtay kararında, “Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir” ifadesiyle bu süreç açıkça görülmektedir (yargitay-15. HD-2021/640). İstinaf başvurusu, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını sağlayabilir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında, ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak konkordato talebinin kabul edildiği ve projenin tasdik edildiği bir örnek bulunmaktadır (bam-Ankara 23. HD-2025/854). Ayrıca, yargılama sırasında “konkordato talep eden borçlu şirketlerin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği” gibi usuli hatalar, kararın üst mahkemece bozulmasına neden olabilmektedir (yargitay-15. HD-2021/2921).

b. Yeniden Konkordato Başvurusu Yargı kararları, konkordato talebinin reddinin kural olarak yeni bir başvuruya engel olmadığını göstermektedir. Bir mahkeme kararında, “Konkordato talebinden feragat durumunda veya reddi durumunda kural olarak aynı borçlu için yeniden konkordatoya başvurma önünde engel bulunmamaktadır” denilmiştir (ilkDerece-İstanbul Anadolu 1. ATM-2025/43). Ancak bu hakkın kötüye kullanılmaması gerekir. Özellikle önceki başvurunun borçlunun dürüst olmayan davranışları nedeniyle reddedilmesi halinde yeniden başvuru yapılamayacağı ve mahkemenin yeni başvuruyu incelerken “daha titiz olması gerektiği” belirtilmiştir (bam-Sakarya BAM 7. HD-2024/1062).

c. Mahkeme Dışı Anlaşma Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararı, borçlunun başvurabileceği alternatif bir yola işaret etmektedir. Buna göre borçlu, “Resmi makamları sürece katmaksızın alacaklılar ile tek tek görüşerek borç ödeme konusunda karşılıklı anlaşma yapabilirler.” Bu yol, “mahkeme dışı konkordato” olarak adlandırılmakta ve borçluya alacaklılarıyla doğrudan müzakere etme imkanı tanımaktadır (bam-Erzurum BAM 3. HD-2021/1891).

Sonuç

İncelenen yargı kararları, konkordato başvurusunun reddedilmesinin borçlu için ciddi sonuçlar doğurduğunu, ancak bu sonuçların tek tip olmadığını ortaya koymaktadır. İflasa tabi şirketler için en olası sonuç iflas kararı iken, iflasa tabi olmayan gerçek kişiler veya borca batık durumda olmayan şirketler için sadece koruma tedbirlerinin kaldırılması söz konusu olabilmektedir. Her durumda borçlunun, ret kararına karşı istinaf ve temyiz gibi etkili kanun yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır. Yargılama sürecindeki usuli hatalar, kararın bozulması için önemli bir zemin oluşturabilmektedir. Ayrıca, şartların oluşması halinde yeniden konkordato başvurusu yapmak veya alacaklılarla mahkeme dışında anlaşma yoluna gitmek de borçlu için değerlendirilebilecek seçenekler arasındadır. Bir makale önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato başvurusunun mahkeme tarafından reddedilmesi; iflas kararı, mühlet ve koruma tedbirlerinin kaldırılması, icra takiplerinin yeniden başlaması ve borçlunun mali açıdan ciddi zararlara uğraması gibi çok ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle konkordato, sıradan bir borç yapılandırma süreci değil; İcra ve İflas Kanunu’na sıkı sıkıya bağlı, ileri düzey hukuki ve finansal uzmanlık gerektiren özel bir prosedürdür.

Yargı kararları, hatalı hazırlanmış konkordato ön projelerinin, eksik belgelerin, yanlış düzenlenmiş karşılaştırmalı tabloların, mali analiz hatalarının veya eşitlik ilkesine aykırı ödeme planlarının başvurunun doğrudan reddine yol açtığını açıkça göstermektedir.

Bu nedenle uzman bir konkordato avukatının rehberliği, sürecin başarısı için hayati öneme sahiptir.

Uzman konkordato avukatının sağladığı kritik katkılar:

Dava şartı niteliğindeki tüm belgelerin eksiksiz ve usule uygun hazırlanması

Mali tabloların doğru, güncel ve gerçeğe uygun sunulması

Kaynaklarla orantılı, uygulanabilir ve mahkemelerin aradığı kriterleri taşıyan bir konkordato projesi oluşturulması

Alacaklı çoğunluğunun doğru hesaplanması ve stratejik yönetilmesi

Komiser raporlarının doğru yönlendirilmesi

Tasdik aşamasında mahkemenin re’sen araştırdığı tüm kriterlerin karşılanması

Başvuru reddedildiğinde ise, istinaf–temyiz kanun yollarının doğru kullanılması, yeni başvuru stratejisinin belirlenmesi ve gerekirse mahkeme dışı borç yapılandırma seçeneklerinin değerlendirilmesi ancak uzmanlıkla mümkündür.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul–Tuzla merkezli olup Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Kadıköy, Şekerpınar, Darıca, Çayırova, Dilovası, Gebze ve Tepeören bölgelerinde konkordato başvurusu, mühlet ve tasdik süreçlerinde profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Deneyimli konkordato avukatları, dosyanın hazırlanmasından tasdik yargılamasına kadar sürecin tüm aşamalarını yöneterek konkordatonun başarı ihtimalini maksimum seviyeye çıkarmaktadır.

Read More

Konkordato Süreci Nasıl İşler? Başvuru, Mühlet ve Tasdik Aşamaları Nelerdir?

Giriş

Bu çalışma, konkordato sürecinin işleyişi ve aşamaları hakkında sunulan yargı kararları analiz yanıtlarının incelenmesiyle hazırlanmıştır. İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde şekillenen konkordato, borçlarını vadesi geldiğinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst borçluların, mahkeme denetiminde alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Yargı kararları, bu sürecin başvuru, mühlet, alacaklılar toplantısı, tasdik ve tasdik sonrası denetim gibi birbirini takip eden net aşamalardan oluştuğunu ortaya koymaktadır. Sürecin temel amacı, borçlunun ticari faaliyetini sürdürmesini sağlarken alacaklıların da iflas tasfiyesine göre daha avantajlı bir tahsilat yapmasını temin etmektir.

1. Konkordatoda Başvuru ve Mühlet Aşaması

Konkordato süreci, İcra ve İflas Kanunu’na göre, “Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu”nun mahkemeye başvurmasıyla başlar. Borçlunun bu başvurusuna, borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini gösteren bir “konkordato ön projesi” ile mali durumunu gösteren belgeleri eklemesi zorunludur.

Mahkeme, belgelerin eksiksiz olduğuna kanaat getirdiğinde derhal üç aylık bir geçici mühlet kararı verir ve bu süre en fazla iki ay daha uzatılabilir. Bu aşamada, borçlunun faaliyetlerini denetlemek ve projenin başarı olasılığını değerlendirmek üzere bir veya daha fazla konkordato komiseri atanır. Geçici mühlet süresince borçlu, alacaklıların takiplerine karşı korunur. Nitekim bir Danıştay kararında, mühlet süresince borçlu aleyhine “…hiçbir takip yapılamayacağı ve evvelce başlamış takiplerin duracağı…” hükmü vurgulanmıştır.

Komiserin sunacağı rapor doğrultusunda, mahkeme “konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet” verir. Bu süre de güçlük arz eden durumlarda altı aya kadar uzatılabilmektedir. Projenin başarı şansı görülmezse, mahkeme geçici mühleti kaldırarak talebi reddedebilir ve borçlunun iflasına karar verebilir.

2. Konkordatoda Komiser İşlemleri ve Alacaklılar Toplantısı

Kesin mühlet sürecinde konkordato komiserinin rolü merkezidir. Komiser, alacaklıları alacaklarını bildirmeye davet eder, borçlunun mali durumunu denetler, raporlar hazırlar ve sürecin en kritik adımlarından biri olan alacaklılar toplantısını düzenler. Bu toplantıda, borçlunun sunduğu konkordato projesi alacaklılar tarafından müzakere edilir ve oylanır.

Projenin kabul edilmiş sayılması için kanunda nitelikli bir çoğunluk aranmaktadır. Birçok yargı kararında tekrarlandığı üzere bu çoğunluk şartı şöyledir: “Konkordato projesi; a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.” Bu çoğunluğun sağlanamaması, projenin tasdik edilmesinin önündeki en temel engellerden biridir ve talebin reddine yol açar.

3. Konkordatonun Tasdik Yargılaması ve Karar

Alacaklılar tarafından kabul edilen proje, komiserin gerekçeli raporuyla birlikte mahkemeye sunulur ve tasdik yargılaması aşaması başlar. Bu aşama, bir Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, “maddi hukuk yargılaması olmayıp, kendine özgü bir tasdik işlemi niteliğindedir.” Mahkeme, re’sen araştırma ilkesiyle hareket ederek sürecin kanuna uygun yürütülüp yürütülmediğini ve İİK’nın 305. maddesinde belirtilen tasdik şartlarının kümülatif olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini denetler.

Yargı kararlarında öne çıkan temel tasdik şartları şunlardır:

Teklif edilen tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması.

Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması.

Projenin kanunda öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş olması.

İmtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesinin ve borçlunun konkordato giderlerini karşılayacak teminatın gösterilmesi.

Mahkeme, tüm bu şartların sağlandığına kanaat getirirse konkordatonun tasdikine karar verir. Aksi halde, konkordato talebini reddeder ve borçlunun iflasa tabi olması ve iflas şartlarının oluşması halinde doğrudan iflasına hükmedebilir.

4. Konkordato Tasdik Sonrası Süreç ve Denetim

Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hale gelir. Bir Asliye Ticaret Mahkemesi kararında bu durum, “Konkordato; geçici mühletin verilmesi ile başlayan ve tasdik edilen konkordato projesinin uygulanmasına ve taksit ödemelerinin tamamlanmasına kadar devam eden… yaşayan bir süreçtir” şeklinde tanımlanmıştır. Tasdik kararından sonra, projenin uygulanmasını denetlemek üzere bir gözetim kayyımı atanır. Bu aşamada alacaklılar için de bazı haklar doğmaktadır. Örneğin, alacağı borçlu tarafından kabul edilmeyen alacaklılar için bir yargı yoluna işaret edilmiştir: “Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler.”

Ayrıca, borçlunun tasdik edilen projeye uymaması, yani ödemelerini yapmaması durumunda, alacaklılar konkordatonun feshini talep etme hakkına sahiptir. Bir kararda belirtildiği üzere, “Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı… kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.”

5. Özel Bir Durum: İflas İçi Konkordato

Yargı kararlarında, iflasına hükmedilmiş borçlular için de bir konkordato imkanı olduğu belirtilmektedir. Bu süreç, normal konkordatodan önemli farklılıklar içerir. Talep, iflas etmiş borçlu veya bir alacaklısı tarafından yapılır. Süreçte konkordato komiseri atanmaz; bu görevi iflas idaresi üstlenir. Geçici veya kesin mühlet gibi koruma süreleri bulunmaz. Teklif, ikinci alacaklılar toplantısında oylanır ve kabul edilirse tasdik için mahkemeye sunulur. Mahkemenin tasdik kararı vermesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine, “iflâs idaresi iflâsa hükmeden mahkemeden iflâsın kaldırılmasını ister” ve borçlu iflas durumundan kurtulur.

Sonuç

Yargı kararları bütüncül olarak incelendiğinde, konkordato sürecinin borçluya mali durumunu düzeltmesi için bir fırsat tanırken, alacaklıların haklarını da korumayı amaçlayan, sıkı usul kurallarına ve mahkeme denetimine tabi, aşamalı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Süreç; geçici ve kesin mühlet ile borçluya koruma sağlanması, komiser denetiminde şeffaf bir yönetim sergilenmesi, alacaklıların iradesinin alacaklılar toplantısıyla sürece dahil edilmesi ve nihayetinde mahkemenin yasal şartları denetleyerek verdiği tasdik kararı ile işlemektedir. Tasdik sonrası denetim ve fesih mekanizmaları ise projenin uygulanabilirliğini güvence altına almaktadır. İflas içi konkordato ise, iflas tasfiyesine bir alternatif sunarak borçlunun ekonomik hayata yeniden kazandırılmasına olanak tanıyan özel bir yol olarak öne çıkmaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato süreci; başvuru, geçici mühlet, kesin mühlet, komiser denetimi, alacaklılar toplantısı, tasdik yargılaması ve tasdik sonrası gözetim gibi birbirine bağlı, hukuki ve finansal açıdan son derece teknik aşamalardan oluşur. Her bir aşamada yapılacak küçük bir hata, projenin reddedilmesine, hatta borçlunun doğrudan iflasına kadar gidebilecek ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle konkordato süreci, alanında uzman ve tecrübeli bir konkordato avukatı tarafından yürütülmesi gereken özel bir prosedürdür.

Uzman bir konkordato avukatı; konkordato ön projesinin kanunun aradığı tüm unsurlara uygun hazırlanmasını, mali tabloların doğru ve güncel sunulmasını, komiser raporlarının doğru yönlendirilmesini ve alacaklı çoğunluğunun sağlanması için stratejik bir planlama yapılmasını sağlar. Ayrıca tasdik yargılamasında mahkemelerin titizlikle incelediği “kaynaklarla orantılılık”, “iflas hâline göre avantajlılık”, “eşitlik ilkesi” ve “başarıya ulaşma ihtimali” gibi kriterlerin proje içeriğine doğru şekilde yansıtılması, profesyonel hukuki bilgi olmaksızın mümkün değildir.

Bu süreç hem hukuki hem finansal açıdan ileri düzey uzmanlık gerektirdiğinden hatasız ilerletilmesi zordur. 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Şekerpınar, Darıca, Çayırova, Dilovası, Gebze ve Tepeören bölgelerinde konkordato başvurusu, mühlet talebi ve tasdik süreçlerinde profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Ofis, dava şartı niteliğindeki belgelerin hazırlanmasından konkordato projesinin kurgulanmasına, denetim raporu uyumluluğundan tasdik davasının yürütülmesine kadar tüm aşamalarda işletmelere kapsamlı danışmanlık sağlayarak konkordatonun başarı şansını önemli ölçüde artırmaktadır.

Read More

Konkordatonun Tasdiki İçin Aranan Şartlar Nelerdir? Yargı Kararları ve İİK m.305 Kapsamında Kısa Analiz

Giriş

Bu çalışma, konkordatonun tasdik şartlarını, sunulan ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları ile Yargıtay içtihatları temelinde analiz etmektedir. Analiz edilen kararlar, konkordatonun tasdikinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 305. maddesinde düzenlenen şartlara sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermektedir. Yargı kararlarına göre bu şartlar kümülatif nitelikte olup, tamamının aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Mahkemeler, kamu düzenine ilişkin kabul edilen bu şartların varlığını re’sen (kendiliğinden) araştırmakla yükümlüdür ve bu süreçte komiser raporları yol gösterici olsa da mahkeme bu raporlarla bağlı değildir. Alacaklıların projeyi kabul etmiş olması, tasdik için tek başına yeterli bir sebep teşkil etmemekte, mahkemenin kanuni şartların tamamını ayrıca denetlemesi gerekmektedir.

1. Konkordato Tasdik Şartlarının Niteliği ve Mahkemenin Rolü

Yargı kararları, tasdik şartlarının kümülatif niteliğini ve mahkemenin bu konudaki denetim yetkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şartlardan herhangi birinin eksikliği, diğer tüm şartlar sağlanmış olsa dahi, tasdik talebinin reddi için yeterlidir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında bu durum, Konkordatonun tasdiki için İİK m. 305 hükmünde sayılan konkordatonun tasdiki şartlarının tümünün gerçekleşmesi aranır. Bu sebeple, kanuni şartlardan birinin mevcut olmadığının anlaşılması halinde konkordatonun tasdiki talebi, bütün tasdik şartları hakkında tek tek karar verilmesine gerek olmaksızın reddedilebilir” şeklinde ifade edilmiştir.

Mahkemenin rolü, alacaklıların iradesiyle sınırlı değildir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin belirttiği gibi, Konkordatonun alacaklılarca kabulü başlı başına konkordatonun tasdiki sonucunu doğurmayacaktır. Mahkeme ancak 305. maddede öngörülen koşullar varsa konkordatoyu tasdik edecektir.” Bu bağlamda mahkeme, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir kararında da vurgulandığı üzere, kamu düzenine ilişkin bu şartları re’sen araştırarak borçlu, alacaklılar ve kamu menfaati arasında bir denge kurmakla yükümlüdür.

2. Konkordato Tasdikinin Maddi ve Usuli Şartların Değerlendirilmesi

Projenin Kabulü İçin Gerekli Çoğunluk (İİK m. 305/c): Kararlarda en sık karşılaşılan ret sebeplerinden biri, İİK’nın 302. maddesinde belirtilen çoğunluğun sağlanamamasıdır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi kararında alıntılanan kurala göre projenin kabulü için iki alternatifli çoğunluk aranır:”Konkordato projesi; a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.” Bu nisapların sağlanamaması, tasdik şartlarının oluşmadığı anlamına gelmekte ve talebin doğrudan reddine yol açmaktadır (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/713).

Kaynaklarla Orantılılık ve Menfaat Dengesi (İİK m. 305/b): Bu şart, projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmasını temin eder. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararı, bu ilkenin önemini göstermektedir. Mahkeme, borca batık olmayan ve ödeme gücü bulunan bir şirketin, borçlarını uzun vadeye yayarak faizsiz ödemeyi teklif etmesinin kaynaklarla orantılılık şartına aykırı olduğuna hükmetmiştir:”Borca batık olmayan ödeme gücü olan şirketin faizsiz ödeme yani tenzilat konkordatosu talebini kabul etmek İİK’nın 305/1-b maddesinde ifade edilen teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil eder.” Benzer şekilde, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de ödeme süresinin uzunluğu nedeniyle alacaklılar aleyhine menfaat dengesini bozan projelerin reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Harç ve Giderlerin Yatırılması (İİK m. 305/e): Bu şart, usuli bir gereklilik olmasına rağmen tasdik için mutlak bir ön koşuldur. İncelenen birden fazla ilk derece mahkemesi kararında (İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/999 ve 2022/424), borçlunun verilen kesin sürelere rağmen tasdik harcını ve yargılama giderlerini yatırmaması, tek başına konkordato talebinin reddi sebebi olarak kabul edilmiştir.

İmtiyazlı Alacakların Durumu (İİK m. 305/d): İmtiyazlı alacakların, özellikle işçi alacaklarının tam olarak ödenmesi veya teminata bağlanması kritik bir şarttır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında bu husus, “İşçilik alacaklarının ödenmemiş olması da başlı başına konkordato tasdik isteminin reddi gerekçesidir.” şeklinde net bir dille ifade edilmiştir.

3. Konkordatonun Tasdikinde Yargı Kararlarında Öne Çıkan Diğer İlkeler

Projenin Başarıya Ulaşma İhtimali: Kanunda açıkça bir tasdik şartı olarak sayılmasa da, mahkemeler projenin gelecekteki başarısını önemli bir kriter olarak değerlendirmektedir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında bu ilke şöyle vurgulanmıştır:”Konkordatoda mühlet verilebilmesi ve konkordatonun tasdiki için en önemli koşul konkordatonun başarılı olma ihtimali ve borçlunun teklifinin borçlunun kaynakları ile orantılı olmasıdır.”

Dürüstlük ve İyi Niyet: Her ne kadar yasal düzenlemeden “dürüstlük” şartı çıkarılmış olsa da, mahkemeler borçlunun davranışlarını ve iyi niyetini göz önünde bulundurmaya devam etmektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararına göre, alacaklılar arasında eşitsizlik yaratan veya malvarlığını kaçırmaya yönelik kötü niyetli davranışlar tasdike engel teşkil edebilir. Benzer şekilde, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, borçlunun mühlet süresindeki davranışlarının ve iyi niyetinin de mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç

İncelenen yargı kararları bütünüyle değerlendirildiğinde, konkordatonun tasdikinin basit bir alacaklı onayına indirgenemeyeceği; mahkemenin çok yönlü ve titiz bir denetim yaptığı bir süreç olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemeler, İİK’nın 305. maddesinde sayılan beş temel şartın (iflasa göre avantaj, kaynaklarla orantılılık, alacaklı çoğunluğu, imtiyazlı alacakların güvencesi, harçların ödenmesi) kümülatif olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini re’sen araştırmaktadır. Bu maddi ve usuli şartların yanı sıra, projenin başarı ihtimali, borçlunun iyi niyeti ve taraflar arasındaki menfaat dengesi gibi ilkeler de tasdik kararında belirleyici olmaktadır. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, konkordato talebinin reddedilmesi ve borçlunun iflasa tabi olması halinde iflasına karar verilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bir yazı önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato tasdik süreci, yalnızca borçlu ve alacaklı arasında yapılan bir ödeme düzenlemesi değildir; mahkemenin re’sen araştırma yükümlülüğü altında yürüyen, hukuki ve finansal açıdan yüksek teknik uzmanlık gerektiren bir süreçtir. İİK m. 305’teki kümülatif tasdik şartlarının eksiksiz karşılanması, projenin gerçekçi ve kaynaklarla orantılı olması, alacaklı çoğunluğunun doğru hesaplanması, imtiyazlı alacakların güvence altına alınması ve projenin başarıya ulaşma ihtimalinin kanıtlanması gibi unsurlar, profesyonel bir hazırlık gerektirir. Bu nedenle uzman bir konkordato avukatının süreçte yer alması, tasdik ihtimalini doğrudan etkileyen kritik bir gerekliliktir.

Hatalı hazırlanmış mali tablolar, eksik belgeler, yanlış düzenlenmiş karşılaştırmalı tablolar, denetim raporundaki uyumsuzluklar veya eşitlik ilkesini zedeleyen ödeme planları, konkordato taleplerinin ilk aşamada reddedilmesine yol açabilmektedir. Uzman bir konkordato avukatı, mahkemelerin kriterlerine uygun bir proje hazırlanmasını sağlar; komiserle iletişimi, bilirkişi süreçlerini ve dosyanın bütün stratejik yönlendirmelerini profesyonel şekilde yönetir. Böylece hem borçlunun iyi niyeti hem de projenin gerçekçiliği daha etkin bir biçimde ortaya konur.

Bu süreç hem hukuki hem finansal açıdan teknik uzmanlık gerektirdiğinden hatasız ilerlemek zordur. 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze, Darıca, Çayırova, Şekerpınar ve Tepeören’de konkordato başvurusu, mühlet ve tasdik süreçlerinde profesyonel destek sunmakta; belgelerin hazırlanması, projenin kurgulanması, denetim raporu uyumu ve mahkeme sürecinin yönetimi gibi tüm aşamalarda işletmelere güvenilir hukuki danışmanlık sağlayarak konkordatonun başarı şansını artırmaktadır.

Read More

Konkordato talebinde sunulması zorunlu olan ve birer “dava şartı” niteliği taşıyan belgeler nelerdir?

Giriş

İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 286. maddesi ve bu maddeye dayanılarak hazırlanan “Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik” uyarınca, konkordato talebinde bulunan borçlunun dava dilekçesine eklemesi gereken belgeler, yargı kararlarında istikrarlı bir şekilde “özel dava şartı” olarak nitelendirilmektedir. Bu belgelerin eksiksiz, gerçeğe uygun ve usulüne uygun bir şekilde sunulması, talebin ciddiyetini, hazırlığın tamlığını ve borçlunun iyi niyetini göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Mahkemeler, bu belgelerin varlığını ve tamlığını geçici mühlet kararı vermeden önce re’sen incelemekte olup, eksiklik tespiti halinde talebin Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 115/2 uyarınca usulden reddine karar vermektedir. Bu çalışma, incelenen yargı kararları ışığında, konkordato talebinin esasına girilebilmesi için sunulması zorunlu olan belgeleri ve bu konudaki yargısal yaklaşımları detaylı bir şekilde analiz etmektedir.

Konkordato talebinde Sunulması Zorunlu Belgeler ve Ekler

Yargı kararlarında İİK m. 286’ya atıfla detaylı olarak listelenen ve dava şartı kabul edilen belgeler şunlardır:

Konkordato Ön Projesi (İİK m. 286/1-a): Talebin temelini oluşturan bu proje, borçlunun mali durumunu iyileştirme ve borçlarını ödeme niyetini somutlaştıran en önemli belgedir. Kararlarda projenin içeriğine dair şu unsurların bulunması gerektiği vurgulanmaktadır:

Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceği.

Alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacakları.

Ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağı.

Borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemeleri yapabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl sağlanacağı (sermaye artırımı, kredi temini veya başka bir yöntem).

Borçlunun Malvarlığı Durumunu Gösterir Belgeler (İİK m. 286/1-b): Borçlunun mali fotoğrafını çekmeyi amaçlayan bu belgeler, projenin dayandığı finansal temeli gösterir. Defter tutmaya mecbur borçlular için zorunlu olanlar şunlardır:

Türk Ticaret Kanunu’na göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu.

Hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/523 E. sayılı kararında, “rayiç değerler üzerinden hazırlanan ara bilançonun sunulmaması” dava şartı eksikliği olarak kabul edilmiştir.

Ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile e-defter berat bilgileri.

Maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler.

Tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.

İİK m. 286/3 uyarınca, sunulan mali tabloların tarihi başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olmalıdır.

Alacaklılar Listesi (İİK m. 286/1-c): Bu liste, konkordato sürecinden etkilenecek tüm tarafları ve alacakların niteliğini göstermelidir. Listede “Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren” bilgiler yer almalıdır.

Karşılaştırmalı Tablo (İİK m. 286/1-d): Alacaklıların menfaatini korumaya yönelik en önemli belgelerden biridir. Bu tabloda, “Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak” gösterilmesi zorunludur.

Makul Güvence Veren Denetim Raporu (İİK m. 286/1-e): Projenin uygulanabilirliğine dair objektif bir değerlendirme sunar. Bu raporun;

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından,

Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanması,

Konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceğine dair “makul güvence” vermesi ve dayanaklarını içermesi gerekmektedir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2024/794 E. sayılı kararında, “sunulan makul güvence raporunun davacı adına düzenlenmediği, davacının ortağı olduğu şirket hakkında düzenlenen makul güvence raporunun davacı gerçek kişi için geçerli olamayacağı” belirtilerek, raporun talebe özgü olması gerektiği vurgulanmıştır.

1. Belgelerin “Dava Şartı” Niteliği ve Sonradan Giderilememesi

    İncelenen tüm kararlarda, İİK m. 286’da sayılan belgelerin sunulmasının bir “dava şartı” olduğu konusunda tam bir fikir birliği mevcuttur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi bu durumu, “…söz konusu belgelerin dava dilekçesine eklenmesi iflas dışı konkordato davası yönünden özel dava şartı niteliğinde olduğu” şeklinde ifade etmiştir. Bu nitelendirme, belgelerin eksikliği halinde mahkemenin davanın esasına giremeyeceği ve talebi usulden reddetmek zorunda kalacağı anlamına gelir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/721 E. sayılı kararında yer alan “söz konusu dava şartının da sonradan giderilmesi mümkün dava şartlarından olmayışı” ifadesi, bu konuda katı bir yoruma işaret etmektedir. Ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2023/4010 E. sayılı kararı ve birçok ilk derece mahkemesi kararı, mahkemelerin eksikliklerin giderilmesi için HMK m. 115/2 uyarınca borçluya “kesin süre” verdiğini göstermektedir. Bu durum, dava şartı eksikliğinin mutlak anlamda giderilemez olmadığını, ancak mahkemece verilen kesin süreye riayet edilmemesinin davanın usulden reddiyle sonuçlanacağını ortaya koymaktadır.

    2. Belgelerin Sadece Sunulması Değil, İçerik Olarak da Gerçeği Yansıtması Zorunluluğu

    Yargı kararları, belgelerin sadece şeklen sunulmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda içerik olarak doğru, tutarlı ve gerçeği yansıtan veriler içermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/332 E. sayılı kararında bu husus net bir şekilde ortaya konulmuştur: “İİK 286 maddesi gereğince konkordato talebine maddede sayılan belgelerin eklenmesi gerektiği, sunulan bilgilere göre gerçek verileri içermeyen belgelerin konkordato talebine eklenmiş olmasının İİK 287/1 maddesi kapsamında belgelerin sunulmuş olmasından söz edilemeyeceği, 286. Maddede sayılan belgelerin sunulmuş olmasının konkordato talebinde dava şartı olduğu…” Bu yaklaşım, mahkemenin geçici mühlet aşamasında dahi belgeler üzerinde asgari bir içerik denetimi yaptığını, yanıltıcı veya çelişkili belgelerle yapılan başvuruların ciddiyetten uzak kabul edilerek reddedileceğini göstermektedir.

    3. Borçlunun Niteliğine Göre Farklılaşan Yükümlülükler

    Kanun ve yönetmelik, borçlunun hukuki statüsüne göre sunulacak belgelerde bazı farklılıklar öngörmektedir:

    Küçük İşletmeler: İİK m. 286/1-e bendinde yer alan makul güvence raporu sunma zorunluluğu küçük işletmeler için uygulanmaz. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/642 E. sayılı kararında küçük işletme tanımı, ilgili KOBİ Yönetmeliği’ne atıfla “50 kişiden az yıllık işçi istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 25.000.000,00.-TL’yi aşmayan işletmeler” olarak belirtilmiştir. Bu kriterleri aşan borçluların raporu sunması zorunludur.

    İflasa Tabi Olmayan Gerçek Kişiler: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/195 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, iflasa tabi olmayan borçluların “konkordato ön projesi” ve “alacaklı ve alacak listesi” ile “uygun düştüğü ölçüde malvarlığının durumunu gösterir belgeleri” sunması yeterli görülmektedir.

    Sonuç

    Konkordato talebinin mahkeme tarafından ciddiye alınması ve geçici mühlet kararı verilebilmesi için İİK m. 286 ve ilgili yönetmelikte belirtilen belgelerin eksiksiz, güncel, gerçeğe uygun ve usulüne uygun olarak dava dilekçesi ekinde sunulması mutlak bir zorunluluktur. Yargı kararları, bu belgelerin “özel dava şartı” niteliğinde olduğunu, eksikliklerinin ise talebin esasına girilmeksizin usulden reddine neden olacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Başvurunun hazırlık aşamasında, özellikle konkordato ön projesinin kanunun aradığı tüm unsurları içermesi, mali tabloların güncel ve tutarlı olması ve borçlunun niteliğine uygun olarak (küçük işletme, tacir olmayan vb.) tüm belgelerin temin edilmesi, sürecin sağlıklı bir şekilde başlayabilmesi için hayati önem taşımaktadır. Belgelerin sadece şeklen değil, içerik olarak da talebin ciddiyetini ve projenin uygulanabilirliğini destekler nitelikte olması, yargı mercileri nezdinde olumlu bir ilk izlenim bırakılması açısından kritiktir. Bir yazı önerisi.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

    Konkordato süreci, hem hukuki hem de finansal açıdan yüksek teknik bilgi gerektiren, hata kabul etmeyen bir yargısal süreçtir. İşte bu nedenle, bir konkordato talebinin doğru hazırlanması ve başarıya ulaşması için uzman konkordato avukatı desteği zorunluluktur.

    1. Belgelerin Eksiksiz ve Usule Uygun Hazırlanması Teknik Uzmanlık Gerektirir

    Konkordato talebinde sunulması zorunlu belgelerin her biri, mahkemeler tarafından özenle incelenir. Eksik veya yanlış hazırlanmış bir bilanço, hatalı alacaklı listesi, tarih kriterine uymayan tablolar veya yanlış düzenlenmiş bir denetim raporu, konkordato talebinin HMK m. 115/2 gereğince reddiyle sonuçlanır. Uzman bir konkordato avukatı, hem İİK m. 286’da hem de yargı içtihatlarında aranan tüm kriterlere uygun bir dosyanın hazırlanmasını sağlar.

    2. Sürecin Stratejik Yönetimi ve Mahkeme/Komiser İletişimi Profesyonellik Gerektirir

    Konkordato, yalnızca belge sunmaktan ibaret değildir; sürecin her aşamasında mahkeme, komiser ve alacaklılarla doğru iletişim kurmak gerekir. Denetim raporunun kapsamı, projenin ekonomik gerçeklerle uyumu ve karşılaştırmalı tablonun hazırlanışı, hukuki ve mali tecrübe gerektirir. Bu aşamalarda yapılacak stratejik hatalar, konkordato projesinin başarı şansını ortadan kaldırabilir.

    3. Yargı Kararlarında Aranan Kriterlere Uygun Plan Oluşturmak Profesyonel Destek Olmadan Mümkün Değildir

    Mahkemeler, konkordato projelerini değerlendirirken “kaynaklarla orantılılık”, “eşitlik”, “gerçekleştirilebilirlik”, “iyi niyet” ve “iflas halinde alacaklıların elde edeceği tutardan daha iyi bir sonuç sağlama” gibi kriterleri dikkate almaktadır. Bu kriterleri karşılamayan projeler reddedilmekte veya üst mahkemelerde bozulmaktadır. Uzman konkordato avukatları, projenin tüm unsurlarını yargı içtihatlarında belirlenen standartlara uygun şekilde hazırlayarak ret riskini en aza indirir.

    2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze ve Tepeören bölgelerinde konkordato başvurusu, mühlet ve tasdik süreçlerinde profesyonel hukuki danışmanlık sunmaktadır. Deneyimli konkordato avukatlarımız, dava şartı niteliğindeki belgelerin hazırlanmasından projenin kurgusuna, denetim raporunun uyumluluğundan mahkeme sürecinin yönetimine kadar tüm aşamalarda işletmelere destek vererek konkordatonun başarıya ulaşmasını sağlar.

    Read More