Konkordato İlan Eden Şirkete İcra Takibi Yapılabilir mi?

Giriş
Bu çalışma, konkordato ilan eden bir şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılamayacağı ve daha önce başlamış olan takiplerin akıbetinin ne olacağı sorularını, sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) ilgili maddeleri, özellikle m. 294 ve devamı, bu sürecin temel hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Analizler, konkordato sürecinin farklı aşamalarının (geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, ret veya fesih) ve alacak türlerinin (adi, rehinli, amme alacağı) icra takipleri üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Yargı kararları, genel kuralın takip yasağı olduğunu teyit ederken, önemli istisnaları ve farklı hukuki durumları da detaylandırmaktadır.
1. Konkordato Mühlet Sürecinde Takip Yasağı ve Mevcut Takiplerin Durdurulması
Yargı kararlarında en net şekilde ortaya konan ilke, İİK m. 294’ten kaynaklanan takip yasağıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2020/7768 E. sayılı kararında bu durum, “Mühlet içinde borçlu aleyhine … hiçbir takip yapılamaz” hükmüne atıfla açıkça belirtilmiştir. Bu yasak, borçlunun malvarlığını koruyarak konkordato projesinin başarıya ulaşmasını hedefler. Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2552 E. sayılı kararı, bu yasağın 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarını da kapsadığını teyit etmektedir.
Mühlet süresi içinde başlatılan takiplerin akıbeti ise “geçersizlik”tir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2025/742 E. sayılı kararında, “Tedbir kararından sonra takip başlatılması sebebiyle geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemez” denilerek, bu tür takiplere dayalı davaların dinlenemeyeceği vurgulanmıştır. Benzer şekilde, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/461 E. sayılı kararında, “takip yasağı bulunan süreçte davalı hakkında başlatılan takip sözkonusu olmakla, usule uygun başlatılmış takipten söz edilemeyeceğinden … davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmesi, bu kuralın istikrarlı uygulamasını göstermektedir.
2. Takip Yasağının İstisnaları ve Kapsam Dışı Kalan Durumlar
Genel kural mutlak değildir ve yargı kararları önemli istisnaları aydınlatmaktadır.
Rehinli Alacaklar:
En belirgin istisna rehinli alacaklardır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/259 E. sayılı kararında İİK m. 295’e atıfla şu önemli tespitte bulunulmuştur: “Mühlet sırasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.” Bu durum, rehin hakkı sahibinin takibini başlatma hakkını korurken, konkordato sürecini tehlikeye atacak satış işlemlerini engellemektedir.
Kefiller:
Konkordato tedbirlerinin şahsiliği ilkesi gereği, koruma yalnızca borçlu şirket için geçerlidir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2021/498 E. sayılı kararında, “asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesinin alacaklı bankanın borçluya başvurmadan kefillere başvurusuna engel olmadığı” açıkça ifade edilmiştir.
Derdest Davalar:
Takip yasağı, icrai işlemleri durdururken, alacağın esasına ilişkin davaları engellemez. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/577 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, “konkordato davası ile İİK. 294. madde uyarınca mühlet kararı verilmesi, davalı hakkında itirazın iptali davası açılmasına veya açılan davanın yürütülmesine engel teşkil etmeyecektir.” Ancak, dava sonucunda verilecek kararın infazı konkordato hükümlerine tabi olacaktır.
3. Konkordato Sürecinin Sonuçlanmasının Takiplere Etkisi
Tasdik Kararı: Konkordatonun tasdiki, alacaklılar ve borçlu arasında yeni bir hukuki durum yaratır. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/945 E. sayılı kararında, İİK m. 308/ç uyarınca verilen hüküm bu durumu özetlemektedir: “Konkordato işbu tasdik kararı ile bağlayıcı hale gelmiş olmakla İİK’nun 308/ç maddesi gereğince geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizlerin … DÜŞMESİNE” karar verilmiştir. Bu kararla birlikte adi alacaklıların bireysel takip hakları sona erer ve alacaklarını proje kapsamında tahsil etmeleri gerekir.
Ret veya Fesih Kararı: Sürecin başarısızlıkla sonuçlanması, takip yasağını ortadan kaldırır. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/1031 E. sayılı kararında, konkordato davasının reddedilmesi ve tedbirlerin kaldırılmasından sonra başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde, tasdik edilen projeye uyulmaması halinde alacaklı, konkordatonun kendisi yönünden feshini talep edebilir. Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/280 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, fesih talebinin kabulüyle alacaklıya “takip yapabilme, durmuş takiplere devam edebilme yetkisi” verilir.
Sonuç
İncelenen yargı kararları doğrultusunda, konkordato ilan eden (geçici veya kesin mühlet alan) bir şirkete karşı icra takibi yapılması kural olarak mümkün değildir. Mühlet kararı, borçluyu alacaklıların bireysel takiplerine karşı koruyan bir kalkan görevi görür; yeni takipleri engeller ve mevcut takipleri durdurur. Mühlet içinde başlatılan takipler hukuken geçersiz sayılır.
Bununla birlikte, bu genel kuralın rehinli alacaklar, İİK m. 206/1 kapsamındaki imtiyazlı alacaklar ve borçlu şirketin kefilleri gibi önemli istisnaları bulunmaktadır. Konkordato sürecinin nihai sonucu (tasdik, ret veya fesih), icra takiplerinin akıbetini kesin olarak belirler. Tasdik kararı, hacizlerin düşmesine ve alacakların proje kapsamında yapılandırılmasına yol açarken; ret veya fesih kararı, alacaklıların icra takibi yapma haklarını yeniden canlandırır. Dolayısıyla, bir şirketin konkordato sürecinde olması, alacaklıların takip haklarını tamamen ortadan kaldırmaz, ancak bu hakların kullanılmasını sürecin aşamasına ve alacağın niteliğine göre belirli kurallara bağlar. Bir yazı önerisi.

Konkordato Sürecinde İcra Takiplerinde Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?
Konkordato ilan eden bir şirkete karşı icra takibi yapılıp yapılamayacağı, hangi takiplerin duracağı veya hangi hallerde devam edebileceği; İcra ve İflas Kanunu’nun 294, 295 ve 308/ç maddeleri, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ışığında teknik bir değerlendirme gerektirir. Takip yasağının kapsamı, alacağın adi, rehinli veya imtiyazlı olup olmadığı, mühletin geçici mi kesin mi olduğu ve sürecin tasdik, ret veya fesihle sonuçlanması, her somut olayda farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
Uygulamada en sık yapılan hatalar; konkordato mühleti devam ederken icra takibi başlatılması, geçersiz takiplere dayalı dava açılması, rehinli alacak istisnalarının yanlış uygulanması ve tasdik kararından sonra hacizlerin akıbetinin hatalı değerlendirilmesidir. Bu tür hatalar, alacaklı açısından hak kaybına, borçlu açısından ise sürecin gereksiz yere uzamasına yol açabilmektedir.
Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Şişli ve Ataşehir, Gebze, Çayırova, Şekerpınar gibi ticari uyuşmazlıkların yoğun olduğu bölgelerde konkordato dosyaları yüksek teknik bilgi ve tecrübe gerektirir. Tuzla 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato sürecinde icra takiplerinin durumu, rehinli alacaklar, kefillere başvuru ve konkordatonun tasdik veya feshi sonrası takip stratejileri konusunda Yargıtay uygulamasına uygun, sonuç odaklı ve stratejik hukuki destek sunmaktadır. Hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından uzman avukat desteği büyük önem taşır.





















