TCK 136/1 Suçlarında Temyiz Sınırı: Birden Fazla Mağdurda Cezaların Ayrı Ayrı Kesinleşmesi ve Yargıtay Uygulaması

1. Temyiz Sınırının Belirlenmesi ve Hükümlerin Değerlendirilme Usulü

TCK 136/1 Suçlarında Temyiz Sınırı: Birden Fazla Mağdurda Cezaların Ayrı Ayrı Kesinleşmesi ve Yargıtay UygulamasıYargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, bir karar içerisinde yer alan cezaların temyiz sınırına tabi olup olmadığı belirlenirken “tek suç” ve “birden çok suç” ayrımı esas alınmaktadır.

Birden Çok Suç/Hüküm Bulunması Halinde: Aynı kararın içerisinde birden çok suça ilişkin hüküm bulunması halinde temyiz sınırı, her hüküm için diğerinden bağımsız olarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir (Yargıtay CGK-2011/41-48, 2. CD-2022/14719-2024/4402.

Tek Suç İçinde Birden Fazla Ceza Bulunması Halinde: Bir suç nedeniyle verilen karar içerisinde yer alan cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu durumda temyiz sınırının belirlenmesinde cezaların her birinin miktarına değil, toplam ceza miktarına bakılması gerekmektedir (Yargıtay 15. CD-2011/21875-2012/40807K, 4. CD-2013/41032-2014/34484

2. TCK 136/1 Kapsamında Verilen Cezaların Kesinleşme Durumu

Sanığın TCK 136/1 maddesi uyarınca on ayrı kişiye karşı işlediği suçlardan dolayı aldığı her biri 2 yıl 6 ay hapis cezası, yargı kararlarındaki genel eğilime göre ayrı ayrı hükümler olarak kabul edilmektedir.

5 Yıl Sınırı ve Kesinleşme: 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kesin niteliktedir ve temyiz yolu kapalıdır (Yargıtay 12. CD-2023/3543-2025/6391, 11. CD-2023/6026-2024/2387).

Somut Olay Değerlendirmesi: TCK 136/1 maddesi gereğince verilen “iki kez ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası”na ilişkin bir uyuşmazlıkta Yargıtay, her bir cezanın 5 yılın altında kalması nedeniyle istinaf dairesince verilen esastan ret kararının temyizinin mümkün olmadığına ve hükmün kesinleştiğine karar vermiştir (Yargıtay 12. CD-2023/3543-2025/6391). Benzer şekilde, ayrı ayrı 4 yıl 4 ay 15 gün ve 3 yıl 9 ay hapis cezaları verilen bir başka dosyada da cezaların her biri 5 yılın altında kaldığı için temyiz istemi reddedilmiştir (Yargıtay 12. CD-2024/884-2024/3303).

3. Temyize Tabi Suçlar ve Miktarlar

CMK’nın 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilirlik kriterleri şunlardır:

Temyiz Edilemeyen Kararlar: İlk derece mahkemesinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK 286/2-b).

Temyiz Edilebilen Kararlar: İlk derece mahkemesince verilen 5 yılın üzerindeki hapis cezalarına ilişkin istinaf kararları temyiz incelemesine tabidir. Ayrıca, bölge adliye mahkemesinin ilk kez verdiği (beraat kararını kaldırarak verdiği mahkumiyet gibi) belirli miktardaki cezalar da temyiz edilebilir (Yargıtay 1. CD-2022/14955-2024/2523).

4. İkincil Kaynak Değerlendirmeleri

İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, birden fazla mağdura yönelik eylemlerde kanun yolu denetiminin nasıl yapılacağına dair ek bağlam sunmaktadır:

Ayrı Ayrı Değerlendirme İlkesi: İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi’nin atıf yaptığı ceza yargılaması örneklerinde, aynı hükümde verilen hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi, her bir suçun cezası ayrı ayrı 5 yılın altında kalıyorsa ve bölge adliye mahkemesi bu cezaları artırmamışsa temyiz yolunun kapalı olduğu vurgulanmıştır (İstanbul BAM 44. HD-2020/1182-2021/1554).

Zincirleme Suç Ayrımı: Eğer mahkeme on ayrı mağdura karşı eylemi tek bir zincirleme suç (TCK 43) kapsamında değerlendirip tek bir ceza tayin ederse ve bu ceza 5 yılı aşarsa temyiz yolu açılabilmektedir. Ancak eylemler “ayrı ayrı suçlar” olarak nitelendirilip her biri için 2 yıl 6 ay gibi 5 yılın altında cezalar verilmişse, her bir hüküm kendi içinde kesinleşme sınırına tabi tutulmaktadır (Yargıtay 12. CD-2023/18-2025/4953, 12. CD-2023/2727-2025/4955).

BAM’ın Hüküm Kurma Şekli: Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin ayrı ayrı verdiği cezaları kaldırıp zincirleme suç kapsamında tek bir ceza tayin ederse, bu yeni bir hüküm niteliği taşıyabileceğinden temyiz kabiliyeti tartışmalı hale gelebilmekte; ancak genel uygulama, sonuç cezanın 5 yıl ve altında kalması durumunda temyiz isteminin reddi yönündedir (Yargıtay 2. CD-2024/12548-2024/18166).

Bu Tür Dosyalarda Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

TCK 136/1 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması suçuna ilişkin yargılamalarda, temyiz sınırının belirlenmesi;
tek suç / birden fazla suç ayrımı,
zincirleme suç (TCK 43) değerlendirmesi,
BAM kararının niteliği,
her bir cezanın ayrı ayrı mı yoksa toplam ceza üzerinden mi ele alınacağı
gibi son derece teknik ve içtihat ağırlıklı kriterlere bağlıdır.

Uygulamada yapılacak en küçük hukuki nitelendirme hatası, temyiz yolunun tamamen kapanmasına, kararın kesinleşmesine ve geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçların doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle 5 yıl sınırına yakın hapis cezalarının söz konusu olduğu dosyalarda, Yargıtay ve BAM içtihatlarını yakından takip eden, ceza yargılaması pratiğine hâkim bir avukatla sürecin yürütülmesi zorunluluk arz etmektedir.

İstanbul – Tuzla merkezli faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Bürosu,
TCK 136 başta olmak üzere kişisel veriler, bilişim suçları ve ceza yargılamalarında kanun yolları konusunda;
– istinaf ve temyiz stratejisinin doğru kurulması,
– hükmün kesinleşme riskinin önceden tespiti,
– zincirleme suç ve temyiz edilebilirlik ayrımının doğru yapılması
hususlarında müvekkillerine profesyonel ve etkin hukuki destek sağlamaktadır.

Ceza yargılamasında “kanun yolunu kaçırmak”, çoğu zaman davayı kaybetmekle eşdeğerdir.
Bu nedenle sürecin başından itibaren uzman avukat desteğiyle hareket edilmesi hayati önemdedir.

Read More

TCK 136 Kişisel Verileri Yayma Suçunda Zincirleme Suç Ne Zaman Uygulanır? Yargıtay Uygulaması

1. Kişisel Verileri Yayma Suçunda Zincirleme Suçun Genel Esasları

TCK 136 Kişisel Verileri Yayma Suçunda Zincirleme Suç Ne Zaman Uygulanır? Yargıtay Uygulaması. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, TCK’nın 136. maddesindeki suç zincirleme şekilde işlenmeye müsaittir. Bu kapsamda iki temel uygulama öne çıkmaktadır:

TCK m. 43/1 (Aynı Mağdura Karşı Farklı Zamanlarda): Aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı kişiye ait kişisel verilerin değişik zamanlarda başkalarına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi durumunda uygulanır. Verilerin aynı nitelikte olması şart değildir. Örneğin; bir kişinin önce fotoğrafının, daha sonra kimlik bilgilerinin paylaşılması durumunda zincirleme suç hükümleri uyarınca tek ceza artırılarak verilir (YCGK-2019/258K).

TCK m. 43/2 (Tek Fiille Birden Fazla Mağdura Karşı): Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda “aynı neviden fikri içtima” hükümleri uyarınca zincirleme suç artırımı yapılır.

2. TCK m. 43/1 Kapsamında Uygulama Örnekleri (Aynı Mağdur)

Yargı kararlarında, aynı mağdura yönelik eylemlerin hangi durumlarda teselsül kapsamında değerlendirildiği şu örneklerle somutlaştırılmıştır:

Farklı Mecralarda Paylaşım: Sanığın aynı mağdura ait fotoğrafı hem bir dergide, hem bir gazetede hem de internet sitesinde yayınlaması durumunda TCK 43/1 uyarınca cezada artırım yapılması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 4. CD-2011/11771).

Farklı Zamanlarda Paylaşım: Mağdurun rızası dışındaki görüntülerini farklı zamanlarda kendi sosyal medya hesabı üzerinden yayınlayan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak mahkumiyet kararı verilmiştir (Yargıtay 12. CD-2020/1619). Benzer şekilde, mağdurun fotoğrafını ve telefon numarasını içeren kağıt parçalarını dağıtmak ve aynı bilgileri internette yayınlamak eylemleri de zincirleme suç kabul edilmiştir (Yargıtay 12. CD-2015/10835).

Birden Fazla Dilekçe ile Veri Paylaşımı: Sanığın iki ayrı tarihte (03.09.2012 ve 01.11.2012) verdiği dilekçelerde aynı mağdurun T.C. kimlik numarası ve ad-soyad bilgilerine yer vermesi zincirleme suç koşullarını oluşturmaktadır (Yargıtay 12. CD-2015/9422).

3. TCK m. 43/2 Kapsamında Uygulama Örnekleri (Birden Fazla Mağdur)

Tek bir fiil ile birden fazla kişinin verisinin ihlal edildiği durumlarda mahkemeler şu kriterleri esas almaktadır:

Tek Paylaşımda Birden Fazla Kişi: Sanığın, katılanların birlikte çekilmiş fotoğrafını kendi sosyal medya hesabından paylaşması eylemi, tek hareketle birden fazla kişiye karşı gerçekleştirildiği için TCK 43/2 kapsamında değerlendirilmiştir (Yargıtay 12. CD-2023/3439.

Veri Tabanı ve Toplu Kayıtlar: Birçok şahsa ait kredi kartı bilgileri, mail adresleri ve doğum tarihlerinin tek bir eylemle ele geçirilip flash diske kaydedilmesi durumunda, her mağdur için ayrı suç değil, TCK 43/2 uyarınca zincirleme suç hükmü uygulanmalıdır (Bursa BAM 8. CD-2018/1643).

ATM Kopyalama İşlemleri: Aynı ATM cihazına takılan kopyalama düzeneği ile birden fazla mağdurun kart bilgilerinin ele geçirilmesi eylemi, TCK 43/2 yollamasıyla 43/1 uyarınca cezalandırılmayı gerektirir (Yargıtay 8. CD-2020/18328

Kurumsal Verilerin Satılması: Bir telekomünikasyon çalışanı tarafından birden fazla müşteriye ait verilerin tek bir fiille üçüncü bir şahsa satılması durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır (Yargıtay 12. CD-2017/1636).

4. Teselsülün Uygulanamadığı ve Ayrı Suç Sayılan Haller

Yargıtay, bazı durumlarda eylemlerin hukuki anlamda tek bir fiil olmadığını veya zincirleme suç koşullarının oluşmadığını belirterek her mağdur için ayrı ceza verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır:

Verilerin Farklı Zamanlarda Ele Geçirilmesi: Sanığın farklı kişilere ait kişisel verileri aynı anda ele geçirdiğine dair delil bulunmadığı durumlarda, bu verilerin farklı zamanlarda ele geçirildiği kabul edilerek her mağdur yönünden “ayrı ayrı” suç oluştuğu kabul edilmektedir (YCGK-2019/258).

Mağdur Sayısınca Mahkumiyet Gereği: Sanığın mağdurun adını taşıyan sahte hesap açıp mağdurun resimlerini ve babasının telefon numarasını farklı zamanlarda yayınlaması eyleminde, mağdur sayısınca iki ayrı mahkumiyet kurulması gerektiği, tek bir zincirleme suç hükmünün yetersiz kalacağı belirtilmiştir (Yargıtay 12. CD-2018/8366).

Temadi Eden Tek Suç: Eylemin aynı kasıt altında kesintisiz devam etmesi ve “değişik zamanlarda” kriterinin oluşmaması durumunda zincirleme suç hükmü uygulanamaz (Yargıtay 8. CD-2019/26399).

5. Usul Kuralları ve İspat Kriterleri

Ek Savunma Hakkı: İddianamede TCK 43. maddesinin uygulanması talep edilmemişse, sanığa CMK 226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan zincirleme suç artırımı yapılamaz (Yargıtay 12. CD-2019/101).

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi: Suç tarihlerinin net olarak tespit edilemediği ve eylemin farklı zamanlarda mı yoksa tek bir fiille mi işlendiğinin anlaşılamadığı durumlarda, sanık lehine yorum yapılarak TCK 43/2 uyarınca tek bir zincirleme suç hükmü kurulmalıdır (Yargıtay 12. CD-2019/10395).

Sonuç: Kişisel verileri yayma suçunda teselsül hükümleri; eylemin aynı mağdura karşı farklı zamanlarda (TCK 43/1) veya birden fazla mağdura karşı tek bir fiille (TCK 43/2) işlenmesine göre değişkenlik göstermektedir. Yargıtay, özellikle verilerin ele geçirilme anı ve yayılma sürecindeki fiil birliğini titizlikle incelemekte, tereddüt halinde sanık lehine zincirleme suç hükmünü uygulamaktadır.

Kişisel Verileri Yayma Suçunda Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçu (TCK m.136), uygulamada en çok zincirleme suç (TCK m.43) tartışmalarının yaşandığı ve ceza miktarını doğrudan etkileyen suç tiplerinden biridir. Özellikle aynı mağdura karşı farklı zamanlarda yapılan paylaşımlar ile tek fiille birden fazla mağdurun etkilendiği durumlar arasındaki ayrım, cezanın artırım oranını ve hatta suç sayısını kökten değiştirebilmektedir.

Bu nedenle kişisel veri ihlallerine ilişkin soruşturma ve davalarda alanında uzman bir ceza avukatıyla çalışmak hayati önem taşır. Zira;

Teselsül hükümlerinin (TCK 43/1 – 43/2) yanlış uygulanması, sanık açısından olması gerekenden çok daha ağır cezalara yol açabilmektedir.

İddianamede TCK 43’e açıkça yer verilmemiş olmasına rağmen mahkemece artırım yapılması, CMK 226 kapsamında savunma hakkı ihlali oluşturur ve bu husus ancak uzman bir avukat tarafından etkili şekilde ileri sürülebilir.

Verilerin ele geçirilme zamanı, yayılma biçimi, fiil birliği ve kastın devamlılığı gibi teknik unsurlar, Yargıtay içtihatları ışığında doğru analiz edilmediği takdirde telafisi güç hak kayıpları doğar.

Özellikle sosyal medya paylaşımları, dilekçeler, kurumsal veri sızıntıları ve dijital materyaller söz konusu olduğunda delillerin hukuka uygunluğu ve ispat standardı titizlikle değerlendirilmelidir.

İstanbul ve Tuzla’da Kişisel Veri Suçlarında Uzman Hukuki Destek

İstanbul başta olmak üzere Tuzla, Pendik, Kartal, Gebze ve Anadolu Yakası genelinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanması, yayılması ve ele geçirilmesi suçlarına ilişkin ceza davalarında uzman avukat desteği, sürecin doğru yönetilmesi açısından belirleyicidir.

Bu noktada, ceza hukuku ve özellikle kişisel veri suçları alanında tecrübeye sahip 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına dayalı savunma stratejileriyle hem şüpheli/sanık hem de mağdur/katılan vekilliği kapsamında profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Read More