Konkordato İlan Eden Şirkete İcra Takibi Yapılabilir mi?

Giriş

Bu çalışma, konkordato ilan eden bir şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılamayacağı ve daha önce başlamış olan takiplerin akıbetinin ne olacağı sorularını, sunulan yargı kararları ışığında analiz etmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) ilgili maddeleri, özellikle m. 294 ve devamı, bu sürecin temel hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Analizler, konkordato sürecinin farklı aşamalarının (geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, ret veya fesih) ve alacak türlerinin (adi, rehinli, amme alacağı) icra takipleri üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Yargı kararları, genel kuralın takip yasağı olduğunu teyit ederken, önemli istisnaları ve farklı hukuki durumları da detaylandırmaktadır.

1. Konkordato Mühlet Sürecinde Takip Yasağı ve Mevcut Takiplerin Durdurulması

Yargı kararlarında en net şekilde ortaya konan ilke, İİK m. 294’ten kaynaklanan takip yasağıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2020/7768 E. sayılı kararında bu durum, “Mühlet içinde borçlu aleyhine … hiçbir takip yapılamaz” hükmüne atıfla açıkça belirtilmiştir. Bu yasak, borçlunun malvarlığını koruyarak konkordato projesinin başarıya ulaşmasını hedefler. Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2552 E. sayılı kararı, bu yasağın 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarını da kapsadığını teyit etmektedir.

Mühlet süresi içinde başlatılan takiplerin akıbeti ise “geçersizlik”tir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2025/742 E. sayılı kararında, Tedbir kararından sonra takip başlatılması sebebiyle geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemez” denilerek, bu tür takiplere dayalı davaların dinlenemeyeceği vurgulanmıştır. Benzer şekilde, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/461 E. sayılı kararında, “takip yasağı bulunan süreçte davalı hakkında başlatılan takip sözkonusu olmakla, usule uygun başlatılmış takipten söz edilemeyeceğinden … davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmesi, bu kuralın istikrarlı uygulamasını göstermektedir.

2. Takip Yasağının İstisnaları ve Kapsam Dışı Kalan Durumlar

Genel kural mutlak değildir ve yargı kararları önemli istisnaları aydınlatmaktadır.

Rehinli Alacaklar: 

En belirgin istisna rehinli alacaklardır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/259 E. sayılı kararında İİK m. 295’e atıfla şu önemli tespitte bulunulmuştur: “Mühlet sırasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.” Bu durum, rehin hakkı sahibinin takibini başlatma hakkını korurken, konkordato sürecini tehlikeye atacak satış işlemlerini engellemektedir.

Kefiller: 

Konkordato tedbirlerinin şahsiliği ilkesi gereği, koruma yalnızca borçlu şirket için geçerlidir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2021/498 E. sayılı kararında, “asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesinin alacaklı bankanın borçluya başvurmadan kefillere başvurusuna engel olmadığı” açıkça ifade edilmiştir.

Derdest Davalar: 

Takip yasağı, icrai işlemleri durdururken, alacağın esasına ilişkin davaları engellemez. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/577 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, “konkordato davası ile İİK. 294. madde uyarınca mühlet kararı verilmesi, davalı hakkında itirazın iptali davası açılmasına veya açılan davanın yürütülmesine engel teşkil etmeyecektir.” Ancak, dava sonucunda verilecek kararın infazı konkordato hükümlerine tabi olacaktır.

3. Konkordato Sürecinin Sonuçlanmasının Takiplere Etkisi

Tasdik Kararı: Konkordatonun tasdiki, alacaklılar ve borçlu arasında yeni bir hukuki durum yaratır. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/945 E. sayılı kararında, İİK m. 308/ç uyarınca verilen hüküm bu durumu özetlemektedir: “Konkordato işbu tasdik kararı ile bağlayıcı hale gelmiş olmakla İİK’nun 308/ç maddesi gereğince geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizlerin … DÜŞMESİNE” karar verilmiştir. Bu kararla birlikte adi alacaklıların bireysel takip hakları sona erer ve alacaklarını proje kapsamında tahsil etmeleri gerekir.

Ret veya Fesih Kararı: Sürecin başarısızlıkla sonuçlanması, takip yasağını ortadan kaldırır. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/1031 E. sayılı kararında, konkordato davasının reddedilmesi ve tedbirlerin kaldırılmasından sonra başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde, tasdik edilen projeye uyulmaması halinde alacaklı, konkordatonun kendisi yönünden feshini talep edebilir. Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/280 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, fesih talebinin kabulüyle alacaklıya “takip yapabilme, durmuş takiplere devam edebilme yetkisi” verilir.

Sonuç

İncelenen yargı kararları doğrultusunda, konkordato ilan eden (geçici veya kesin mühlet alan) bir şirkete karşı icra takibi yapılması kural olarak mümkün değildir. Mühlet kararı, borçluyu alacaklıların bireysel takiplerine karşı koruyan bir kalkan görevi görür; yeni takipleri engeller ve mevcut takipleri durdurur. Mühlet içinde başlatılan takipler hukuken geçersiz sayılır.

Bununla birlikte, bu genel kuralın rehinli alacaklar, İİK m. 206/1 kapsamındaki imtiyazlı alacaklar ve borçlu şirketin kefilleri gibi önemli istisnaları bulunmaktadır. Konkordato sürecinin nihai sonucu (tasdik, ret veya fesih), icra takiplerinin akıbetini kesin olarak belirler. Tasdik kararı, hacizlerin düşmesine ve alacakların proje kapsamında yapılandırılmasına yol açarken; ret veya fesih kararı, alacaklıların icra takibi yapma haklarını yeniden canlandırır. Dolayısıyla, bir şirketin konkordato sürecinde olması, alacaklıların takip haklarını tamamen ortadan kaldırmaz, ancak bu hakların kullanılmasını sürecin aşamasına ve alacağın niteliğine göre belirli kurallara bağlar. Bir yazı önerisi.

Konkordato Sürecinde İcra Takiplerinde Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Konkordato ilan eden bir şirkete karşı icra takibi yapılıp yapılamayacağı, hangi takiplerin duracağı veya hangi hallerde devam edebileceği; İcra ve İflas Kanunu’nun 294, 295 ve 308/ç maddeleri, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ışığında teknik bir değerlendirme gerektirir. Takip yasağının kapsamı, alacağın adi, rehinli veya imtiyazlı olup olmadığı, mühletin geçici mi kesin mi olduğu ve sürecin tasdik, ret veya fesihle sonuçlanması, her somut olayda farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Uygulamada en sık yapılan hatalar; konkordato mühleti devam ederken icra takibi başlatılması, geçersiz takiplere dayalı dava açılması, rehinli alacak istisnalarının yanlış uygulanması ve tasdik kararından sonra hacizlerin akıbetinin hatalı değerlendirilmesidir. Bu tür hatalar, alacaklı açısından hak kaybına, borçlu açısından ise sürecin gereksiz yere uzamasına yol açabilmektedir.

Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Şişli ve Ataşehir, Gebze, Çayırova, Şekerpınar gibi ticari uyuşmazlıkların yoğun olduğu bölgelerde konkordato dosyaları yüksek teknik bilgi ve tecrübe gerektirir. Tuzla 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato sürecinde icra takiplerinin durumu, rehinli alacaklar, kefillere başvuru ve konkordatonun tasdik veya feshi sonrası takip stratejileri konusunda Yargıtay uygulamasına uygun, sonuç odaklı ve stratejik hukuki destek sunmaktadır. Hak kaybı yaşanmaması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından uzman avukat desteği büyük önem taşır.

Read More

Bir konkordato ön projesinde olması gerekenler nelerdir?

Bu çalışma, “konkordato projesinde olması gerekenler” sorusuna yanıt olarak, sunulan yargı kararları analizlerinden derlenmiştir. Çalışma, İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde bir konkordato projesinin taşıması gereken yasal, maddi ve usuli unsurları, mahkemelerin ret ve tasdik kararlarında öne çıkan gerekçeler ışığında incelemektedir. Analiz, projenin hem şekli zorunluluklarını hem de başarıya ulaşması için gereken içeriksel niteliklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

İncelenen yargı kararları, başarılı bir konkordato projesinin temel niteliklerine ilişkin tutarlı bir çerçeve sunmaktadır. Ana bulgular şu şekilde özetlenebilir:

Yasal Çerçeveye Tam Uyum (İİK m. 286): Konkordato projesi, İİK m. 286/1-a’da belirtilen tüm unsurları eksiksiz içermelidir. Bu unsurlar; borçların hangi oran veya vadede ödeneceği, alacaklıların alacaklarından ne oranda feragat edeceği, mevcut malların satılıp satılmayacağı ve faaliyetin devamı için gerekli mali kaynağın nasıl sağlanacağıdır.

Bağımsızlık ve Özgünlük İlkesi: Yargı kararlarında en sık vurgulanan ret gerekçelerinden biri, projenin bağımsız olmamasıdır. Özellikle şirket ortağı veya kefili olan gerçek kişilerin sunduğu projelerin, şirketin konkordato projesine bağımlı kılınması kabul edilmemektedir. Proje, her borçlu için “kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği” takdirde reddedilmektedir.

Somutluk, Gerçekçilik ve Uygulanabilirlik: Proje, “soyut dilek ve temenniler” içermemeli; somut, gerçekçi ve uygulanabilir bir mali iyileştirme planı sunmalıdır. Mali kaynağın nasıl sağlanacağı (sermaye artırımı, kredi, malvarlığı satışı vb.) net bir şekilde açıklanmalı ve projenin başarı şansı objektif verilere dayandırılmalıdır.

Tasdik Koşullarına Uygunluk (İİK m. 305): Projenin nihai olarak tasdik edilebilmesi için İİK m. 305’te belirtilen kümülatif şartları sağlaması gerekir. Bunlar arasında; teklifin borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçecek miktardan fazla olması, teklifin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması ve alacaklılar toplantısında gerekli çoğunlukla kabul edilmesi gibi temel koşullar bulunmaktadır.

1. Konkordato Ön Projesinin Yasal Çerçevesi ve Zorunlu İçeriği

Yargı kararları, konkordato talebinin temelini oluşturan ön projenin İİK m. 286’da sayılan unsurları eksiksiz olarak içermesi gerektiğini oybirliğiyle vurgulamaktadır. Kanun metni, birçok kararda doğrudan alıntılanmıştır: “borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılarına ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi” (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/20).

Bu temel içeriğe ek olarak, projenin dava dilekçesi ekinde sunulması gereken diğer belgeler de talebin geçerliliği için kritik öneme sahiptir. Bunlar arasında; borçlunun malvarlığını gösterir belgeler (bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu), alacaklıları ve alacak miktarlarını gösteren liste, iflas haliyle karşılaştırmalı tablo ve teklifin gerçekleşeceğine dair makul güvence veren bağımsız denetim raporu bulunmaktadır (İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/175; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/324). Bu belgelerin eksikliği, davanın usulden reddine dahi sebep olabilmektedir.

2. Projenin Bağımsız ve Özgün Olma Zorunluluğu

İncelenen kararlarda en sık karşılaşılan ret nedeni, özellikle gerçek kişi borçluların (genellikle şirket kefilleri) sunduğu projelerin, asıl borçlu şirketin projesine bağımlı olmasıdır. Mahkemeler, her borçlunun mali durumunun ve tasdik koşullarının bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğini kesin bir dille ifade etmektedir.

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında bu ilke net bir şekilde ortaya konulmuştur: “Davacının konkordato talep ve projelerinin, şirketin konkordato talep ve projesinden bağımsız olması ve konkordato tasdik koşullarının bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi gerekmekte iken, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği.” (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/220).

Bu kapsamda, kefil konumundaki borçlunun, “kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mâli kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmesi” zorunludur (İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/810). Projenin başarısını başka bir borçlunun projesinin başarısına bağlamak, konkordato müessesesinin amacına aykırı bulunmakta ve talebin reddine yol açmaktadır.

3. Projenin Gerçekçi, Somut ve Uygulanabilir Olması

Mahkemeler, konkordato talebinin yalnızca borçluya zaman kazandırmaya veya icra takiplerinden kurtulmaya yönelik bir araç olarak kullanılmasını engellemek amacıyla projenin içeriğini titizlikle incelemektedir. Projenin “sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılması” gerektiği vurgulanmaktadır (Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/91).

Bu nedenle, projede sunulan mali kaynakların somut ve ulaşılabilir olması şarttır. Kararlarda, mali kaynak yaratma yöntemleri olarak “ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması” gibi somut adımlar örnek gösterilmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/840). Projenin başarı şansı, borçlunun malvarlığı, gelirleri ve taahhütleri gibi objektif verilere göre değerlendirilir. Komiser raporları, projenin gerçekçiliğinin ve uygulanabilirliğinin denetlenmesinde kilit rol oynamaktadır. Gerçekçi olmayan kar tahminleri, piyasa koşullarıyla uyumsuz faiz oranları veya belirsiz kaynaklara dayanan projeler, başarı şansı düşük bulunarak reddedilmektedir (Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/250).

4. Tasdik Aşaması ve İİK m. 305 Koşulları

Bir projenin yasal unsurları taşıması ve alacaklılar tarafından kabul edilmesi, tasdik için tek başına yeterli değildir. Mahkeme, İİK m. 305’te sayılan şartların varlığını re’sen araştırmakla yükümlüdür. İncelenen kararlarda bu şartlar sıklıkla yinelenmiştir:

Teklif edilen tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması.

Teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olması.

Projenin İİK m. 302’de öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş olması.

İmtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesinin veya teminata bağlanmasının sağlanması.

Yargılama giderleri ile tasdik harcının depo edilmesi.

Bu şartların tamamının bir arada bulunması zorunludur. Örneğin, teklifin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olmaması veya iflasa göre daha avantajlı bir durum sunmaması, diğer koşullar sağlansa bile projenin tasdikine engel teşkil etmektedir (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/2403). Bir yazı önerisi.

Sonuç

Yargı kararlarının analizi, konkordato projesinin hazırlanmasının çok yönlü ve titizlik gerektiren bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Başarılı bir proje, yalnızca İİK m. 286’da belirtilen şekli unsurları yerine getiren bir belge değil, aynı zamanda borçlunun mali durumunu somut verilere dayanarak analiz eden, gerçekçi ve uygulanabilir bir iyileştirme planıdır.

Mahkemeler, özellikle projenin her bir borçlu için bağımsız ve özgün olmasını, somut mali kaynaklara dayanmasını ve kalıcı bir iyileşme ihtimali sunmasını aramaktadır. Şirket konkordatosuna dayandırılan, soyut vaatler içeren ve sadece icra takiplerini durdurma amacı güden projeler istikrarlı bir şekilde reddedilmektedir. Bu nedenle, konkordato başvurusunda bulunan borçluların, yasal zorunluluklara tam uyumun yanı sıra, projenin içeriksel kalitesine ve inandırıcılığına azami özeni göstermesi, sürecin başarısı için hayati önem taşımaktadır.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato projesinin hazırlanması; mali analiz, borç yönetimi, hukuki zorunluluklar ve mahkemelerin aradığı teknik kriterler açısından son derece karmaşık ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Yargı kararlarının tamamı, hatalı hazırlanmış projelerin, eksik belgelerin, şirket projesine bağımlı şahıs projelerinin, gerçek olmayan mali kaynakların veya İİK m. 286–305 hükümlerine aykırılıkların doğrudan reddedilme nedeni olduğu konusunda istikrarlıdır. Bu nedenle konkordato başvurusunun başarıya ulaşabilmesi, ancak sürecin uzman bir konkordato avukatı tarafından yürütülmesiyle mümkündür.

Uzman bir konkordato avukatı:

Projenin İİK m. 286’daki zorunlu unsurları eksiksiz taşımasını,

Borçluya özgü bağımsız ve özgün bir proje oluşturulmasını,

Sermaye, kredi, varlık satışı gibi mali kaynakların somut ve belgeli şekilde sunulmasını,

Komiser ve bilirkişi sürecinin doğru yönlendirilmesini,

Alacaklı çoğunluğunun sağlanmasına yönelik stratejik planlamayı,

Tasdik aşamasında mahkemenin re’sen araştırdığı kriterlerin tamamının karşılanmasını sağlar.

Bu teknik sürecin profesyonel şekilde yürütülmemesi; konkordatonun reddine, mühletin kaldırılmasına ve borçlunun doğrudan iflasına kadar varabilen ağır sonuçlar doğurabilir.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul–Tuzla merkezli olup Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Kadıköy, Darıca, Gebze, Dilovası, Çayırova, Şekerpınar ve Tepeören bölgelerinde konkordato projesi hazırlığı, başvuru, geçici/kesin mühlet ve tasdik süreçlerinde uzman konkordato avukatlarıyla profesyonel destek sunmaktadır.

Read More

Konkordato İlan Eden Şirketten İşçilik Alacakları Nasıl Tahsil Edilebilir?

Giriş

Konkordato İlan Eden Şirketten İşçilik Alacakları Nasıl Tahsil Edilebilir? Bu çalışma, konkordato sürecindeki bir şirketten işçilik alacaklarının nasıl tahsil edileceğine ilişkin yargı kararlarının analizini sunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde şekillenen tahsilat süreci, konkordatonun tasdik edilip edilmemesi, tasdik edilen projenin uygulanması veya sürecin iflasla sonuçlanması gibi farklı senaryolara göre değişiklik göstermektedir. Çalışma, bu senaryoları Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi kararları ışığında inceleyerek işçilik alacaklıları için mevcut hukuki yolları ve bu yolların işleyişini detaylandırmaktadır.

Yargı kararlarının incelenmesi neticesinde işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin temel bulgular şunlardır:

İmtiyazlı Alacak Statüsü: İşçilik alacakları, İİK m. 206/1 uyarınca birinci sıra imtiyazlı alacak olarak kabul edilmektedir. Bu statü, alacaklara konkordato sürecinde özel bir koruma sağlamaktadır.

Tasdik Şartı Olarak Ödeme veya Teminat: Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilebilmesi için imtiyazlı işçilik alacaklarının tam olarak ödenmesi veya alacaklı açıkça feragat etmedikçe yeterli bir teminata bağlanması zorunludur (İİK m. 305/1-d). Bu şartın yerine getirilmemesi, konkordato talebinin reddi için tek başına yeterli bir sebeptir.

Konkordatonun Reddi ve İflas: Şirketin işçilik alacaklarını ödeyememesi veya teminata bağlayamaması, projenin başarıya ulaşamayacağına dair güçlü bir kanıt olarak kabul edilmekte ve genellikle konkordato talebinin reddedilerek şirketin iflasına karar verilmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu durumda alacaklar, iflas masasından öncelikli olarak tahsil edilir.

Tasdik Edilen Projeye Uyulmaması: Konkordato tasdik edildikten sonra şirket, proje kapsamındaki ödeme planına uymazsa, alacaklı işçi İİK m. 308/e uyarınca konkordatoyu kendisi yönünden feshettirme hakkına sahiptir. Fesih kararı ile alacaklı, konkordato projesinin getirdiği kısıtlamalardan kurtularak alacağının tamamı için icra takibi başlatma hakkını yeniden kazanır.

Çekişmeli Alacaklar: Borçlu şirket tarafından itiraz edilen işçilik alacakları “çekişmeli alacak” haline gelir. Alacaklı, bu durumda alacağının tespiti için İİK m. 308/b uyarınca tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açarak alacağını konkordato projesine dahil ettirebilir.

A. Konkordato Sürecinde ve Tasdik Aşamasında Tahsilat

İşçilik alacaklarının imtiyazlı niteliği, en belirgin korumayı tasdik aşamasında sağlamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bir kararında bu durum açıkça ifade edilmiştir: “alacaklı … alacağının iş mahkemesi kararına dayalı işçi alacağı olduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece İcra ve İflas Kanunu’nun 206 ncı maddesinde belirtilen imtiyazlı alacaklı bulunup bulunmadığı hususunda inceleme yapılarak, imtiyazlı alacaklarla ilgili İcra ve İflas Kanunu’nun 305/1-d maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği” (Yargıtay 6. HD, 2024/390 E., 2024/895 K.).

Uygulamada mahkemeler bu kuralı titizlikle uygulamaktadır. Örneğin, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, imtiyazlı işçilik alacaklarının teminata bağlanmaması nedeniyle konkordato talebini doğrudan reddetmiştir (2024/435 E., 2025/581 K.). Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi ise, kalan işçilik alacağı için şirketin bir torna makinesini teminat göstermesini yeterli bularak tasdik kararı vermiştir (2021/143 E., 2021/222 K.). Birçok kararda, şirketlerin tasdik öncesinde işçilik borçlarını tamamen ödediklerini dekontlarla ispatladıkları görülmektedir (İzmir 1. ATM, 2021/314 E., 2021/498 K.; Kayseri 1. ATM, 2020/609 E., 2022/177 K.).

Ayrıca, imtiyazlı alacaklar için konulan hacizler, konkordato tasdikiyle birlikte düşmez. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararında bu istisna, “geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizlerin (206/1 maddesindeki imtiyazlı alacaklılar… için konulan hacizler istisna olmak üzere) DÜŞMESİNE” şeklinde hükme bağlanmıştır (2018/426 E., 2020/447 K.).

B. Konkordato Talebinin Reddi ve İflas Halinde Tahsilat

Şirketin mali yapısının işçilik alacaklarını dahi karşılayamaması, konkordatonun başarı şansının olmadığının en önemli göstergesidir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, bir kararında bu durumu net bir şekilde ortaya koymuştur: “2023 yılı 1,2,3,5,6 ve 7.aylarındaki işçi maaşlarını ödeyemediği… şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmadığı” (2023/2492 E., 2024/270 K.). Bu gibi durumlarda mahkemeler, İİK m. 292 uyarınca konkordato talebini reddederek şirketin iflasına karar vermektedir.

İflas kararı sonrası işçilik alacakları, iflas masasına kaydedilir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında görüldüğü gibi, alacaklar iflas masasına kayıt ve kabul talebiyle bildirilir ve İİK m. 206’daki sıraya göre öncelikli olarak ödenir (2021/66 E., 2024/353 K.). İflas içi konkordato gibi özel durumlarda ise, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında olduğu gibi, projenin tasdikini takiben iflas dosyasındaki paranın serbest bırakılarak bir hafta içinde işçilik alacaklarının defaten ödenmesine karar verilebilmektedir (2024/74 E., 2024/513 K.).

C. Tasdik Edilen Konkordatonun İhlali Halinde Tahsilat

Konkordato tasdik edilse dahi, borçlu şirket ödeme planına uymadığı takdirde alacaklı işçi için yeni bir hukuki yol açılır. İİK m. 308/e, bu durumu düzenlemektedir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin bir kararında bu hüküm şöyle alıntılanmıştır: “Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.” (2024/49 E., 2024/266 K.).

Fesih kararı, alacaklıyı konkordato projesinin bağlayıcılığından kurtarır ve alacağının tamamı için icra takibi yapma imkânı tanır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin belirttiği gibi, “Konkordatonun kısmen feshi ile birlikte alacaklı artık projenin mecburiliğinden kurtulmakta adeta eski hale dönerek tüm alacağına geri kavuşmaktadır” (45. HD, 2023/1015 E., 2024/1334 K.). Ancak, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında dikkat çekildiği üzere, fesih davası açmadan önce alacaklının borçluya bir ihtar göndererek temerrüde düşürmesi gerekebilir (2018/395 E., 2019/298 K.).

Sonuç

Yargı kararları ışığında, konkordato ilan eden bir şirketten işçilik alacaklarının tahsili için kanun koyucunun güçlü koruma mekanizmaları öngördüğü anlaşılmaktadır. İşçilik alacaklarının İİK m. 206 uyarınca “imtiyazlı alacak” sayılması, bu korumanın temelini oluşturmaktadır.

Tahsilat süreci özetle şu şekilde işlemektedir

Tasdik Öncesi: Alacaklar ya doğrudan ödenir ya da konkordatonun tasdiki için yeterli teminata bağlanır. Bu şart sağlanmazsa konkordato talebi reddedilir.

Konkordatonun Reddi: Sürecin başarısız olması halinde şirket iflas eder ve işçilik alacakları iflas masasından öncelikli olarak tahsil edilir.

Tasdik Sonrası: Projeye uyulmaması durumunda, alacaklı işçi konkordatoyu kendisi yönünden feshettirerek alacağının tamamı için genel hükümlere göre icra takibi başlatabilir.

Bu yollar, işçilik alacaklılarının haklarını konkordato sürecinin her aşamasında etkin bir şekilde korumayı amaçlamaktadır. Bir makale önerisi.

Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

Konkordato süreci, işçilik alacakları bakımından son derece teknik, çok aşamalı ve her safhası farklı hukuki sonuçlar doğuran bir mekanizmadır. İşçilik alacaklarının İİK m. 206 gereğince imtiyazlı olması alacaklıya önemli bir koruma sağlasa da; bu korumanın fiilen kullanılabilmesi, konkordatonun tasdik aşamasındaki teminat şartlarının doğru değerlendirilmesi, tasdik edilen projeye uyulmaması halinde izlenecek yolun doğru tespit edilmesi ve çekişmeli alacak süreçlerinin zamanında işletilmesi gibi yüksek düzeyde uzmanlık gerektiren adımların eksiksiz takibiyle mümkündür. Yargı kararlarının her birinde görüldüğü üzere, mahkemeler konkordato kriterlerini oldukça hassas uygulamakta; özellikle işçilik alacaklarına ilişkin eksik ödeme, yetersiz teminat veya gecikmenin konkordatonun reddine veya iflasa yol açabildiği pek çok karar bulunmaktadır. Bu nedenle alacaklının haklarını koruyabilmesi, sürecin niteliğini ve zamanlamasını doğru yönetmesine bağlıdır.

Konkordato tasdiki, reddi, iflas kararı sonrası işlem, konkordatonun feshi veya çekişmeli alacak davası gibi birbirinden tamamen farklı hukuki mekanizmaların her birinin kendine özgü süreleri, usulleri ve ispat koşulları vardır. Hatalı bir işlem veya gecikme, işçilik alacağının konkordato kapsamı dışında kalmasına, feshin yapılamamasına, verilen teminatların yeterli görülmemesine veya iflas masasına yanlış sıradan kaydedilmesine neden olabilmektedir. Özellikle tasdik sonrası ödeme planına aykırılıkta yapılacak ihtar, süre hesaplaması ve fesih başvurusu teknik detaylar içerdiğinden, bir işçinin tek başına tüm süreci doğru yönetmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. İşçilik alacaklarının çok önemli bir kısmı, sürecin yanlış yürütülmesi nedeniyle tahsil edilemeden kaybedilebilmektedir.

Bu sebeple konkordato sürecinde hak arayan işçilerin, özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Gebze, Dilovası ve Çayırova gibi yoğun ticari hareketin bulunduğu bölgelerde faaliyet gösteren şirketlere karşı alacak takibi yapanların, konkordato ve iflas hukuku konusunda uzman bir avukattan destek alması kritik öneme sahiptir. Uzman konkordato avukatları; teminat değerlendirmesi, tasdik aşamasında itiraz, fesih başvurusu, çekişmeli alacak davaları ve iflas masasına kayıt süreçlerinin tamamını profesyonel biçimde yöneterek alacağın kayba uğramaması için gerekli tüm hukuki adımları atar. Bu sayede işçilik alacaklıları, konkordato sürecinin karmaşıklığı karşısında hak kaybına uğramadan, en etkin hukuki yoldan alacaklarına kavuşabilme imkânına sahip olur.

Read More

Konkordato Kaç Ay Sürer? Geçici ve Kesin Mühlet Aşamaları Nedir?

Giriş

Konkordato Kaç Ay Sürer? Geçici ve Kesin Mühlet Aşamaları Nedir? Bu çalışma, konkordato sürecinin süresi ve aşamalarına ilişkin olarak sunulan yargı kararları analiz yanıtlarının incelenmesiyle hazırlanmıştır. İncelenen kararlar, İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde konkordato sürecinin geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik yargılaması olmak üzere üç temel aşamadan oluştuğunu ve her aşamanın kanunla belirlenmiş sürelere ve uzatma imkanlarına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, bu aşamaları, sürelerini ve süreçteki esneklikleri yargı kararlarından alıntılarla detaylandırmaktadır.

Yargı kararları, konkordato sürecinin sürelerini ve aşamalarını tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Süreç, borçlunun mahkemeye başvurusu ile başlamakta ve belirli mühletler (süreler) içerisinde yürütülmektedir.

1. Geçici Mühlet Aşaması Konkordato sürecinin ilk adımı, mahkemenin borçluya tanıdığı geçici mühlettir. İncelenen tüm kararlarda bu aşamanın varlığı teyit edilmektedir.

Başlangıç Süresi: Geçici mühletin başlangıç süresi üç aydır. Bu durum, birçok ilk derece mahkemesi kararında standart bir uygulama olarak görülmektedir: “03/10/2018 tarihinden başlamak üzere konkordato talep eden şirkete 3 aylık geçici mühlet verilmesine karar verilmiştir” (ilkDerece-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi-2018/878-2020/759-24.12.2020).

Uzatma Süresi: Bu üç aylık süre, mahkeme tarafından en fazla iki ay daha uzatılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında bu husus net bir şekilde ifade edilmiştir: “geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatarak, geçici mühlet süresini beş aya yükseltebilir.” (Yargıtay-Hukuk Genel Kurulu-2023/486-2023/705-05.07.2023).

Toplam Süre: Böylece geçici mühlet aşamasının toplam süresi azami beş aydır. Bu sürenin yasal bir sınır olduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararında şöyle vurgulanmıştır: “zira geçici mühletin yasal beş ay olduğu uzatılmasının mümkün olmadığı” (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi-2019/2024-2020/980-04.06.2020).

2. Kesin Mühlet Aşaması Geçici mühletin ardından, konkordato komiserinin raporu doğrultusunda konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin görülmesi halinde kesin mühlet aşamasına geçilir.

Başlangıç Süresi: Kesin mühletin temel süresi bir yıldır. Bu süre, kanuni bir düzenleme olup kararlarda sıklıkla atıf yapılan bir kuraldır: “İİK ‘nun 289/3. fıkrasında, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde bir yıllık kesin mühlet verileceği belirtilmiştir.” (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi-2019/2024-2020/980-04.06.2020).

Uzatma Süresi: “Güçlük arz eden özel durumlar”da, komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine bu bir yıllık süre altı aya kadar uzatılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu durumu şöyle açıklamaktadır: “Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı ay daha uzatılabilir.” (Yargıtay-Hukuk Genel Kurulu-2023/239-2023/187-08.03.2023).

Toplam Süre: Bu durumda kesin mühlet, uzatma ile birlikte toplamda on sekiz aya ulaşabilmektedir.

3. Tasdik Yargılaması İçin Ek Süre Kural olarak mahkemenin konkordato projesinin tasdikine ilişkin kararını kesin mühlet içerisinde vermesi gerekmektedir. Ancak yargılamanın bu süre içinde tamamlanamayacağının anlaşılması halinde, mühletin sağladığı korumanın devamı için ek bir süre tanınmıştır.

Ek Süre: Mahkeme, karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verebilir ve bu ek süre altı aydan fazla olamaz. Bu önemli detay, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında İİK m. 304’e atıfla şöyle belirtilmiştir: “Konkordato hakkında yapılan yargılamada kesin mühlet içinde bir karar verilemeyeceği anlaşılırsa; mahkeme, gerekli görürse komiserden gerekçeli bir rapor da alarak, karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verebilir. Bu süre altı aydan fazla olamaz.” (Yargıtay-Hukuk Genel Kurulu-2022/671-2022/1463-09.11.2022).

İncelenen kararlar, konkordato sürecinin kanunla belirlenmiş, yapılandırılmış ancak esnekliğe de sahip bir süreç olduğunu göstermektedir. Sürecin aşamaları ve süreleri şu şekilde özetlenebilir:

Başvuru ve Geçici Mühlet: Borçlunun talebiyle başlayan ve azami 5 ay süren bu dönem, borçlunun malvarlığının korunması ve ön incelemenin yapılması amacını taşır.

Kesin Mühlet: Konkordatonun başarı ihtimali üzerine verilen ve azami 18 ay sürebilen bu ana aşamada, alacaklılar ile müzakereler yürütülür ve konkordato projesi nihai hale getirilir.

Tasdik Yargılaması: Kesin mühletin sonunda başlayan bu aşamada mahkeme projeyi hukuki yönden inceler. Yargılamanın uzaması halinde, borçluyu koruyan mühlet hükümleri 6 aya kadar daha uzatılabilir.

    Bu üç aşamanın sürelerinin tamamının kullanılması durumunda, borçlunun konkordato mühletlerinden yararlanabileceği toplam süre 29 aya ulaşmaktadır. Bu durum bir Bölge Adliye Mahkemesi kararında açıkça hesaplanmıştır: “Yasada belirtilen tüm sürelerden yararlanan borçlu şirketin yararlanması gereken toplam mühlet 29 ay olacaktır.” (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi-2022/648-2022/740-09.06.2022).

    Kararlarda ayrıca, Covid-19 salgını gibi olağanüstü durumlar nedeniyle yasal düzenlemelerle bu sürelere ek durma sürelerinin eklendiği de görülmektedir. Bu, sürecin dışsal faktörlere göre de esneyebildiğini göstermektedir.

    Önemli bir ayrım ise, mühlet süreleri ile konkordato projesinin tasdikinden sonra başlayan ödeme süresinin farklı olduğudur. Mühletler, projenin hazırlanması ve tasdiki için tanınan yasal koruma süreleriyken; ödeme süresi, tasdik edilen projenin vadesini ifade eder. Örneğin bir kararda, “konkordato kararının tasdikinin kesinleşmesinden sonra 12 ay ödemesiz dönemden sonra 60 ay içerisinde eşit taksitler halinde… adi alacaklarının ödeneceği” belirtilerek tasdik sonrası ödeme planının süresine işaret edilmiştir (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2022/528-2022/477-20.04.2022). Bir yazı önerisi.

    Sonuç

    Yargı kararlarının analizi neticesinde, konkordatonun süresinin İcra ve İflas Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş, aşamalı bir yapıya sahip olduğu tespit edilmiştir. Süreç;

    Azami 5 ay sürebilen Geçici Mühlet,

    Azami 18 ay sürebilen Kesin Mühlet,

    Ve yargılamanın uzaması halinde azami 6 ay ek süre tanınabilen Tasdik Yargılaması aşamalarından oluşmaktadır.

    Bu doğrultuda, bir borçlunun konkordato mühletlerinin sağladığı korumadan yararlanabileceği toplam azami süre 29 aydır. Sürelerin uzatılması, “güçlük arz eden özel durumlar” ve komiser raporu gibi objektif koşullara bağlanmış olup, mahkemenin takdir yetkisi de bulunmaktadır. Bu yapı, borçluya mali durumunu düzeltmesi için yeterli zaman tanırken, sürecin alacaklılar aleyhine keyfi olarak uzatılmasını da engellemeyi amaçlamaktadır.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

    Konkordato süreci, İcra ve İflas Kanunu’nda sıkı sürelerle düzenlenmiş, teknik ve çok aşamalı bir hukuki mekanizmadır. Geçici mühlet, kesin mühlet, komiser raporları, alacaklı sınıfları, tasdik yargılaması ve borç-alacak dengesi gibi her biri ayrı uzmanlık gerektiren unsurlar; sürecin küçük bir hatada dahi riske girmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle konkordato sürecinin, özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Gebze ve Dilovası gibi ticari hacmi yoğun bölgelerde faaliyet gösteren şirketler açısından, uzman bir konkordato avukatının yönetiminde yürütülmesi hayati önem taşır.

    Konkordato başvurusunda sunulacak belgelerin hatasız hazırlanması, mali analizlerin hukuka uygun şekilde raporlanması, komiser ile etkin iletişim kurulması ve alacaklılarla müzakere süreçlerinin doğru yönetilmesi, ancak profesyonel bir ekip tarafından sağlanabilir. Aksi halde;

    Mühlet talebinin reddi,

    Komiser raporunda olumsuz değerlendirme,

    Tasdik aşamasında projenin kabul edilmemesi,

    Şirket yönetiminin kontrolünün kaybedilmesi

    gibi geri dönülmez sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

    Bu nedenle konkordato sürecinin, ticari işletme hukuku, icra-iflas uygulamaları ve konkordato dosya yönetimi konusunda uzman bir hukuk bürosu tarafından yürütülmesi gerekmektedir.

    2M Hukuk Avukatlık Bürosu olarak, Tuzla merkezli ekibimizle; konkordato başvurusu hazırlığı, mali analizlerin denetimi, komiser süreci yönetimi, alacaklılarla uzlaşma, tasdik yargılaması ve tasdik sonrası ödeme planlarının oluşturulması dahil tüm süreçlerde profesyonel ve titiz bir hukuki destek sunuyoruz.

    SEO açısından kullanıcıların sıklıkla arama yaptığı konular olan “konkordato kaç ay sürer, konkordato süresi, İstanbul konkordato avukatı, Tuzla konkordato avukatı” gibi anahtar kelimeler metin içinde doğal olarak yer almakta olup, bilgi arayan hedef kitleye ulaşılmasını sağlar.

    Read More

    Konkordato nedir? Kimler konkordato başvurusunda bulunabilir?

    Giriş

    Konkordato nedir? Kimler konkordato başvurusunda bulunabilir? Bu çalışma, çeşitli ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararlarının analiziyle oluşturulmuş olup, konkordatonun tanımı, başvuru şartları, yetkili mahkeme, süreç aşamaları ve süresine ilişkin bütüncül bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir.

    Yargı kararlarında konkordato, genel olarak borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst bir borçlunun, alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece tasdik edilen bir anlaşma uyarınca borçlarını yeniden yapılandırarak ticari faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanıyan bir kolektif icra hukuku müessesesi olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında bu durum şöyle ifade edilmiştir: “dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir.”

    1. Konkordatonun Tanımı ve Amacı

    Yargı kararları, konkordatoyu hem borçluyu hem de alacaklıyı koruyan çift yönlü bir mekanizma olarak tanımlamaktadır. Temel amaç, “elinde olmayan nedenlerle mali durumu bozulmuş dürüst borçluları korumaktır.” Bu kurum, borçluya “vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulabilmek için” bir hukuki çare sunar. Yargıtay, konkordatoyu “iflâsa nazaran hafifletilmiş bir cebri icra prosedürü” ve “alacaklıların eşit olarak tatminine yönelik kollektif bir cebri icra kurumu” olarak nitelendirmiştir. Böylece borçlunun ticari faaliyetlerine devam etmesi, istihdamı koruması ve ekonomiye katkı sağlaması hedeflenirken, alacaklıların da borçlunun iflası halinde elde edeceklerinden daha fazlasını tahsil etmesi amaçlanır.

    2. Başvuru Sahipleri ve Görevli/Yetkili Mahkeme

    Kararlarda, konkordato talebinde bulunabilecek kişilerin kapsamının geniş tutulduğu vurgulanmaktadır. İİK m. 285’teki “herhangi bir borçlu” ifadesi, “tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişiler”i kapsar. Şirket borçlarına müteselsil kefil olan gerçek kişilerin de konkordato talebinde bulunabileceği kararlarda yer almaktadır. Ayrıca, borçlunun yanı sıra “iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.”

    Başvurularda görevli ve yetkili mahkeme net bir şekilde Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirtilmiştir. Yetki konusunda ise kararlarda şu ayrıma gidilmektedir:

    İflasa tabi borçlular için: İİK m. 154’e atıfla, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi.

    İflasa tabi olmayan borçlular için: Borçlunun yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi.

    3. Konkordato Başvuru ve Tasdik Şartları

    Yargı kararları, konkordato sürecinin başlayabilmesi ve başarıyla sonuçlanabilmesi için bir dizi şartın varlığını aramaktadır. Bu şartlar başvuru ve tasdik aşamaları için farklılaşmaktadır.

    Başvuru Şartları:

    Mali Durum: Borçlunun “borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması” yeterlidir. Borca batık olma şartı aranmaz.

    Belgelerin Sunulması: Başvuru dilekçesi ekinde İİK m. 286’da sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulması zorunludur. Bu belgeler arasında konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu, alacaklı ve borçlu listeleri, bağımsız denetim raporu gibi evraklar bulunur.

    Gerçekçi Proje: Sunulan ön projenin “konkordatonun başarı şansını” ortaya koyması, yani borçlunun mali durumunun iyileşebileceğine dair mahkemede makul bir kanaat oluşturması beklenir.

    Tasdik Şartları (İİK m. 305): Konkordatonun mahkemece tasdik edilebilmesi için aşağıdaki kümülatif şartların tamamının sağlanması gerektiği kararlarda istikrarlı bir şekilde vurgulanmaktadır:

    “Teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması.”

    Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması.

    Konkordato projesinin İİK m. 302’de öngörülen nitelikli çoğunlukla kabul edilmiş olması. Bu çoğunluk, “a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk” olarak tanımlanmıştır.

    İmtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde doğan borçların ifasının yeterli teminata bağlanmış olması.

    Yargılama giderleri ile tasdik harcının borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.

    4. Konkordato Sürecinin Aşamaları

    İncelenen kararlara göre konkordato süreci şu temel aşamalardan oluşmaktadır:

    Başvuru ve Geçici Mühlet: Borçlu veya alacaklı, gerekli belgelerle Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurur. Mahkeme, belgelerin eksiksiz olması halinde derhal 3 aylık geçici mühlet kararı verir ve bir veya üç kişilik geçici komiser heyeti atar.

    Geçici Mühletin Uzatılması ve Kesin Mühlet: Geçici mühlet, borçlunun veya komiserin talebiyle en fazla 2 ay daha uzatılabilir. Bu süre içinde komiser, borçlunun mali durumunu inceler ve raporunu sunar. Mahkeme, “konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verir.”

    Kesin Mühlet ve Alacaklılar Toplantısı: Kesin mühlet içinde komiser, alacaklıları toplantıya davet eder. Bu toplantıda borçlunun projesi müzakere edilir ve oylamaya sunulur.

    Tasdik Yargılaması ve Karar: Projenin kanunda aranan çoğunlukla kabul edilmesi halinde komiser, gerekçeli raporuyla dosyayı mahkemeye sunar. Mahkeme, tasdik şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirerek konkordatonun tasdikine veya reddine karar verir.

    Gözetim ve Fesih: Tasdik kararının ardından, projenin uygulanmasını denetlemek üzere bir kayyım atanabilir. Borçlunun projeye uymaması halinde, “kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.”

    Kararlarda, “iflas içi konkordato” olarak adlandırılan özel bir duruma da dikkat çekilmiştir. Bu türde, iflas kararı verildikten sonra konkordato talep edildiği için, “ne konkordato mühleti verilir ne konkordato komiseri atanır.”

    5. Konkordato Süresi

    Konkordato süresi, yargılamanın geçtiği mühlet süreleri ve tasdik edilen projenin ödeme vadesi olarak iki farklı başlıkta ele alınmalıdır:

    Mühlet Süreleri: Kanun, sürecin makul sürede tamamlanması için kesin süreler öngörmüştür. Geçici mühlet en fazla 5 ay (3+2), kesin mühlet ise en fazla 1 yıl 6 ay (1 yıl + 6 ay) sürebilmektedir. Yargıtay, kanun koyucunun “çok kısa ve kesin süreler öngördüğünü” ve amacının “konkordato sürecini bir an önce sonuçlandırmak” olduğunu belirtmiştir.

    Ödeme Planı Süresi: Tasdik edilen konkordato projesindeki borç ödeme vadesi, mühlet sürelerinden tamamen bağımsızdır. İncelenen kararlarda, tasdik edilen projelere göre borçların “36 eşit taksitte”, “48 ayda”, “60 ayda” veya “12 ay ödemesiz dönem olmak üzere 60 ay içerisinde” ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Bu süre, borçlunun mali yapısına ve projenin içeriğine göre belirlenmektedir.

    Sonuç

    Yargı kararları ışığında konkordato, iflasın eşiğindeki dürüst borçlular için hayati bir can simidi, alacaklılar için ise alacaklarını iflasa kıyasla daha yüksek bir oranda tahsil etme imkanı sunan, titizlikle düzenlenmiş bir hukuki müessesedir. Sürecin başarısı; borçlunun dürüstlüğüne, sunulan projenin gerçekçiliğine, alacaklıların nitelikli çoğunluğunun onayına ve İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen usul ve esaslara harfiyen uyulmasına bağlıdır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, sürecin her aşamasında denetleyici ve düzenleyici bir rol üstlenerek hem borçlunun malvarlığının korunmasını hem de alacaklı haklarının gözetilmesini temin etmektedir. Kanunla belirlenmiş kesin mühlet süreleri sürecin sürüncemede kalmasını engellerken, tasdik edilen projelerdeki esnek ödeme vadeleri borçlunun mali yapısına uygun bir çözüm üretilmesine olanak tanımaktadır. Bir makale önerisi.

    Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

    Konkordato süreci, yalnızca bir borç yapılandırma yöntemi değil; İcra ve İflas Kanunu’nda sıkı şekil şartlarına bağlanmış, teknik, uzmanlık gerektiren ve usuli hataya kapalı bir kolektif icra prosedürüdür. Yargı kararları incelendiğinde, konkordato talebinin reddedilmesine veya sürecin başarısız olmasına yol açan en sık hataların; yanlış hazırlanan ön proje, eksik sunulan belgeler, yanlış seçilen yetkili mahkeme, nitelikli çoğunluğun sağlanamaması, komiser sürecinin hatalı yönetilmesi ve alacaklı sınıflandırmasının yanlış yapılması olduğu görülmektedir.

    Bu nedenle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye ve Gebze gibi ticari yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde faaliyet gösteren işletmeler açısından, konkordato sürecinin uzman avukat eliyle yürütülmesi kritik öneme sahiptir. Zira sürecin herhangi bir aşamasında yapılacak küçük bir hukuki hata, borçlunun konkordato korumasını kaybetmesine, mühletin kaldırılmasına ve doğrudan iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına yol açabilir.

    2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato başvurularının hazırlanması, finansal belgelerin hukuki uygunluğunun denetlenmesi, komiser raporlarıyla uyumlu strateji geliştirilmesi, alacaklı toplantılarının yönetimi, mahkemeye sunulacak dilekçe ve itirazların hazırlanması, tasdik aşamasının yürütülmesi ve konkordato sonrasındaki gözetim sürecinin takibi konularında profesyonel hukuki destek sağlamaktadır.

    Uzman avukat desteği şu nedenlerle zorunludur:

    Ön projenin İİK m. 286’ya uygun ve ekonomik açıdan uygulanabilir hazırlanması gerekir.

    Bağımsız denetim raporları, bilanço ve borç listelerinde yapılacak küçük hatalar bile başvurunun reddine yol açabilir.

    Alacaklı sınıflandırmasının yanlış yapılması, nitelikli çoğunluğun sağlanamaması ve toplantı tutanaklarının usulsüz düzenlenmesi tasdiki imkânsız hale getirir.

    Rehinli, imtiyazlı ve adi alacak ayrımının hatalı belirlenmesi, konkordato projesinin hukuki geçerliliğini ortadan kaldırır.

    Komiser sürecinin doğru yönetilememesi, mühletin kaldırılması riskini doğurur.

    Mahkeme tarafından yapılacak incelemede, borçlunun mali yapısının doğru sunulamaması tasdik ihtimalini zayıflatır.

    Konkordato, teknik bilgi, stratejik planlama ve mali analiz gerektiren bir özel hukuk alanıdır. Bu nedenle sürecin başından sonuna kadar konkordato hukuku konusunda deneyimli bir avukatla çalışmak, borçlunun ticari yaşamını sürdürebilmesi için hayati öneme sahiptir.

    Read More

    Konkordatoya Hangi Borçlar ve Alacaklar Dahildir?

    Giriş

    Konkordatoya Hangi Borçlar ve Alacaklar Dahildir? Bu bu çalışma, hangi borç ve alacak türlerinin konkordato sürecine dahil edilebileceği sorusuna yanıt bulmak amacıyla, sunulan yargı kararı analizlerinin incelenmesiyle hazırlanmıştır. Analiz edilen kararlar, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) konkordatonun kapsamını belirleyen temel ilkesini ve bu ilkenin uygulamadaki istisnalarını ortaya koymaktadır. Çalışma, konkordatoya tabi olan alacaklar, özel statüye sahip alacaklar ve konkordato kapsamı dışında tutulan alacaklar olmak üzere üç ana başlık altında bulguları detaylandırmaktadır.

    Genel Kural: Yargı kararlarında istisnasız olarak vurgulanan temel ilke, bağlayıcı hale gelen konkordatonun, “konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir” (İİK m. 308/c). Bu kural, borçlunun konkordato projesinde yer alıp almadığına bakılmaksızın, belirtilen dönemde doğan tüm borçları kapsar.

    Adi Alacaklar Konkordatonun Temelini Oluşturur: Konkordato projesinin ana konusunu adi (teminatsız) alacaklar oluşturmaktadır. Banka kredileri, ticari satımdan kaynaklanan fatura ve cari hesap alacakları, hizmet alımları (nakliye, temizlik vb.), çek ve senet borçları gibi teminatsız tüm borçlar bu kapsama girmektedir.

    Rehinli Alacakların İkili Niteliği: Rehinli alacaklar, konkordato sürecinde özel bir statüye sahiptir. Rehnin kıymetini karşılayan kısım konkordato hükümlerine (tenzilat veya vade) tabi değildir. Ancak, “298 inci madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım için hesaba katılacaktır.” (Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/141). Ayrıca, üçüncü bir kişiye ait malla teminat altına alınan alacaklar, adi alacak sayılarak konkordatoya dahil edilir (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/473).

    Kapsam Dışı Bırakılan Temel Alacak Grupları: Yargı kararları, üç temel alacak grubunun konkordatonun bağlayıcı hükümlerinin dışında kaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır:

    İİK m. 206’nın birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar (örn: işçi alacakları).

    Rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları.

    6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki kamu alacakları (örn: vergi ve SGK prim borçları).

    Kefalet Borçlarının Durumu: Kefaletten doğan borçlar, konkordatoya dahil edilebilen önemli bir borç türüdür. Kararlarda, “Gerçek kişinin borcu ister kefaletten, isterse üçüncü şahsın fiilini taahhütten kaynaklansın… konkordato teklif edebilir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1244) denilerek, kefalet borçlarının kaynağına bakılmaksızın konkordatoya konu olabileceği vurgulanmıştır.

    1. Konkordatoya Tabi Olan Alacaklar

    Yargı kararları, konkordatonun kapsamına giren alacakları geniş bir yelpazede ele almaktadır. Bu alacaklar genel olarak “adi alacaklar” olarak nitelendirilir. İncelenen kararlarda öne çıkan ve konkordatoya dahil edilen alacak türleri şunlardır:

    Ticari Borçlar: Faturaya dayalı alacaklar, cari hesap borçları, ticari satımdan veya hizmet alımından (yurt dışı nakliye, temizlik hizmeti vb.) kaynaklanan borçlar.

    Finansal Borçlar: Banka kredileri (Kredili Mevduat Hesabı, taksitli krediler, iskonto kredileri), kredi kartı borçları, finansal kiralama borçları ve bu borçlara geçici mühlet tarihine kadar işlemiş faizler.

    Kıymetli Evraktan Doğan Borçlar: Çek ve senetlerden kaynaklanan borçlar.

    Kefalet Borçları: Gerek şahsi kefaletler gerekse şirket borçlarına müteselsil kefil olmaktan kaynaklanan tüm borçlar konkordato kapsamındadır.

    Çekişmeli Alacaklar: Borçlu tarafından varlığı veya miktarı itiraz edilen alacaklar da konkordato sürecine dahil edilir. Mahkeme, bu alacakların konkordato nisabına katılıp katılmayacağına ve hangi oranda katılacağına karar verir (İİK m. 302/6).

    Rehinli Alacakların Teminatsız Kalan Kısmı: Rehinli bir alacağın, teminatın değerini aşan kısmı adi alacak olarak kabul edilir ve konkordato projesine tabi olur.

    Üçüncü Kişi Rehniyle Temin Edilen Alacaklar: Borçlunun borcu için üçüncü bir kişinin malvarlığı üzerinde rehin tesis edilmişse, bu alacak rehinli alacak değil, adi alacak olarak kabul edilir ve konkordatoya tam olarak tabidir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararında bu durum, “Eğer rehinli mal borçluya değil de bir üçüncü kişiye aitse bu alacak adi alacak sayılır ve konkordatoya tâbidir.” şeklinde net bir şekilde ifade edilmiştir.

    2. Konkordato Kapsamı Dışında Kalan veya Özel Statüye Tabi Alacaklar

    Kanun koyucu ve yargı kararları, bazı alacaklı gruplarını korumak amacıyla konkordatonun bağlayıcı etkisinden muaf tutmuştur. Bu alacaklar şunlardır:

    Kamu Alacakları: 6183 sayılı Kanun kapsamındaki vergi, SGK primi gibi amme alacakları konkordatonun tenzilat ve vade hükümlerine tabi değildir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin (2022/152) kararında belirtildiği üzere, “Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından (İİK m.308/c) SGK alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır.”

    İmtiyazlı Alacaklar (İİK m. 206/1): İşçilerin son bir yıllık ücret alacakları ve nafaka alacakları gibi birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar konkordatoya tabi değildir. Bu borçların tam olarak ödenmesi veya yeterli teminata bağlanması zorunludur.

    Rehinli Alacakların Teminatlı Kısmı: Borçlunun kendi malvarlığı üzerindeki rehinle temin edilmiş alacakların, rehnin kıymetini karşılayan kısmı konkordatonun tenzilat ve vade hükümlerinden etkilenmez. Ancak bu alacaklılarla İİK m. 308/h uyarınca borcun yapılandırılması için müzakere yapılabilir ve mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip durur.

    Mühlet İçinde Komiser İzniyle Doğan Borçlar: Borçlunun ticari faaliyetini sürdürmesi için komiserin onayıyla mühlet içinde yaptığı borçlanmalar, konkordato şartlarına tabi değildir ve öncelikli olarak ödenir.

    Konkordato Sürecinden Sonra Doğan Alacaklar: Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı gibi konkordato tasdikinden sonra doğan alacaklar, konkordato projesine tabi değildir (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/603).

    Ortaklara Olan Borçlar: Bazı kararlarda, özellikle şahıs firmalarında, ortaklara olan borçların “kişinin kendisine olan borcu” olarak değerlendirildiği ve konkordato kapsamı dışında tutulduğu görülmektedir (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/625).

    Sonuç

    Yargı kararları ışığında, konkordatonun kapsamı İcra ve İflas Kanunu’nun 308/c maddesindeki genel ilke çerçevesinde belirlenmektedir. Bu ilkeye göre, konkordato talebinden önce veya mühlet içinde komiser izni olmaksızın doğan tüm borçlar kural olarak konkordatoya tabidir. Adi nitelikteki ticari, finansal ve kefalet borçları bu kapsamın merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte, kanun koyucunun kamu alacakları, birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar ve rehinli alacakların teminatla karşılanan kısmı gibi belirli alacak türlerini koruma altına aldığı ve bunları konkordatonun bağlayıcı etkilerinden istisna tuttuğu açıkça görülmektedir. Rehinli alacakların teminatsız kalan kısımlarının adi alacağa dönüşmesi ve üçüncü kişi rehinlerinin adi alacak sayılması gibi teknik ayrımlar, konkordato hukukunun önemli detaylarını oluşturmaktadır. Bir yazı önerisi.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gerekli?

    Konkordato süreci; borçların kapsamı, alacak türlerinin ayrımı, rehinli–adi alacak hesaplamaları, mühlet içinde doğan borçların statüsü, kamu alacaklarının konkordato dışı bırakılması, üçüncü kişi rehinleri ve kefalet borçlarının hukuki niteliği gibi son derece teknik ve hata kabul etmeyen aşamalardan oluşur. Yargı kararlarının gösterdiği üzere, yanlış alacak sınıflandırması, eksik bildirim, yanlış nisap hesabı veya hatalı proje planlaması konkordatonun tamamının reddine yol açabilmektedir.

    Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Gebze, Dilovası, Çayırova gibi ticari hacmi yüksek bölgelerde konkordato dosyaları daha karmaşık ve denetim yoğun ilerlemektedir. Bu nedenle sürecin mutlaka konkordato alanında deneyimli bir hukuk ekibi tarafından yürütülmesi gerekmektedir.

    2M Hukuk Avukatlık Bürosu, konkordato başvurusu, geçici ve kesin mühlet süreci, projelendirme, alacak listelerinin hazırlanması, rehinli alacak kıymet takdiri, komiser süreçleri, alacaklılar toplantısı ve tasdik yargılaması aşamalarında teknik ve profesyonel destek sağlayarak müvekkillerinin süreci en sağlıklı şekilde yönetmesine yardımcı olur.

    Uzman konkordato avukatı desteği şu nedenlerle zorunludur:

    Alacak türlerinin doğru sınıflandırılması (adi – rehinli – kamu – imtiyazlı).

    Rehinli alacakların teminatsız kalan kısmının doğru hesaplanması.

    Komiser ile uyumlu ve mevzuata uygun proje hazırlanması.

    Tasdik davasında hataya yol açabilecek hukuki risklerin bertaraf edilmesi.

    Alacaklı itirazları, ek liste düzenlemeleri ve revize proje süreçlerinin doğru yönetilmesi.

    Kamu alacaklarının kapsam dışında tutulması nedeniyle ortaya çıkan ödeme planlarının doğru kurgulanması.

    Konkordato, işletmenin geleceğini ve ticari itibarını doğrudan etkileyen kritik bir süreçtir. Bu nedenle, sürecin başından sonuna kadar uzman bir konkordato avukatı ile ilerlemek en doğru ve güvenli yaklaşımdır.

    Read More

    Konkordato ilan edilince icra ve haciz işlemleri durur mu?

    Giriş

    Konkordato ilan edilince icra ve haciz işlemleri durur mu? Bu çalışma, konkordato ilan edilmesinin icra ve haciz işlemleri üzerindeki etkisini, sunulan yargı kararları analiz yanıtları çerçevesinde incelemektedir. Çalışma, konkordato sürecinde (geçici ve kesin mühlet) takip yasağının genel kuralını, bu yasağın hukuki dayanağını, kapsamını, istisnalarını ve sürecin farklı aşamalarında (mühlet, tasdik, ret) icra ve haciz işlemlerinin akıbetini analiz etmektedir.

    Genel Kural: Takiplerin Durması: Yargı kararlarının tamamına yakını, konkordato talebi üzerine geçici veya kesin mühlet kararı verilmesiyle birlikte, borçlu aleyhine yeni icra takibi yapılamayacağı ve daha önce başlamış olan takiplerin duracağı konusunda hemfikirdir.

    Hukuki Dayanak: Bu kuralın temel hukuki dayanağı, birçok kararda atıf yapılan İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 294. maddesidir. Bu madde, amme alacakları dahil olmak üzere tüm takiplerin durdurulmasını ve ihtiyati haciz gibi tedbirlerin uygulanmamasını emretmektedir.

    Mühlet Öncesi Hacizlerin Akıbeti: Konkordato mühleti, mühletten önce usulüne uygun olarak konulmuş hacizleri kendiliğinden geçersiz kılmaz; sadece bu hacizlere dayalı satış gibi takip işlemlerinin yapılmasını engeller. Ancak konkordatonun tasdik edilmesiyle birlikte, İİK’nın 308/ç maddesi uyarınca, geçici mühlet kararından önce konulmuş ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler hükümden düşer.

    Önemli İstisnalar: Takip yasağı mutlak değildir. Rehinle temin edilmiş alacaklar için takip başlatılabilir veya devam edilebilir, ancak muhafaza ve satış işlemleri yapılamaz. Ayrıca, konkordato koruması asıl borçluya özgüdür ve genellikle müteselsil kefilleri veya aval verenleri kapsamaz.

    Takip İşlemleri ve Davalar Ayrımı: Konkordato mühleti, icra takip işlemlerini durdururken, itirazın iptali gibi alacağın esasına ilişkin davaların açılmasına veya görülmesine engel teşkil etmez. Ancak bu davalar sonucunda verilecek kararların infazı, konkordato süreci sonuçlanana kadar yapılamaz.

    Tedbirlerin Geçiciliği: Mühlet süresince uygulanan takip yasağı, konkordato sürecinin sonucuna bağlıdır. Konkordato talebinin reddedilmesi veya sürecin iflasla sonuçlanması halinde, mahkeme tarafından konulan tüm tedbirler kaldırılır ve alacaklıların takip yapma imkanı yeniden doğar.

    A. Konkordatoda Takip Yasağının Genel Kuralı ve Kapsamı

    İncelenen tüm yargı kararları, konkordato mühletinin (geçici ve kesin) borçluyu alacaklıların takiplerine karşı koruyan temel bir mekanizma olduğu konusunda birleşmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/13472 E. sayılı kararında bu durum, İİK’nın 294. maddesine atıfla net bir şekilde ifade edilmiştir: “mühlet içerisinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağı ve evvelce başlamış takipler duracağı, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarının uygulanmayacağı”

    Bu yasak, yalnızca özel alacakları değil, aynı zamanda kamu alacaklarını da kapsamaktadır (Danıştay 3. Daire, 2022/2552 E.; İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi, 2022/1657 E.). Mahkemeler, mühlet kararı ile birlikte borçlunun malvarlığını korumak amacıyla “her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına” karar vermektedir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/7768 E.). Mühlet kararı sonrası başlatılan takipler ise usulsüz kabul edilerek iptal edilmektedir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023/7159 E.).

    B. Konkordatoda Mühlet Öncesi Konulan Hacizlerin ve Konkordatonun Tasdikinin Etkisi

    Konkordato mühleti, başlamış takipleri “olduğu yerde” durdurur. Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/4599 E. sayılı kararında, mühlet kararından önce usulüne uygun olarak tatbik edilmiş bir haczin, mühlet kararı nedeniyle kendiliğinden hukuka aykırı hale gelmeyeceği ve kaldırılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır. Bu yorum, mühletin mevcut haczin geçerliliğini değil, bu hacze dayalı ilerleyen işlemleri (örneğin satış) durdurduğunu göstermektedir.

    Ancak konkordato projesinin tasdik edilmesiyle durum değişmektedir. Birçok ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararında vurgulandığı üzere, konkordatonun bağlayıcı hale gelmesiyle İİK’nın 308/ç maddesi devreye girer. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 2025/854 E. sayılı kararında bu etki şöyle açıklanmıştır: “geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürür.” Bu hüküm, konkordatonun başarıya ulaşması halinde borçlunun, paraya çevrilmemiş eski hacizlerin baskısından kurtularak ticari faaliyetlerine devam etmesini amaçlamaktadır.

    C. Konkordatoda Takip Yasağının İstisnaları ve Sınırları

    Takip yasağı mutlak olmayıp, yargı kararlarında belirtilen önemli istisnaları bulunmaktadır:

    Rehinli Alacaklar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2022/259 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, rehinli alacaklılar için durum farklıdır: “Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durum, rehin hakkının sağladığı güvenceyi korurken, borçlunun malvarlığının paraya çevrilmesini engelleyerek konkordato sürecine imkan tanımaktadır.

    Kefiller ve Aval Verenler: Konkordato mühletinin sağladığı koruma şahsidir ve sadece konkordato talep eden borçluyu bağlar. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/456 E. sayılı kararında, “Konkordatoya ilişkin iddialar sadece asıl borçlu için geçerlidir” denilerek, asıl borçlunun konkordato sürecinde olmasının müteselsil kefillere karşı takip yapılmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Benzer şekilde, aval verene müracaat hakkının da engellenmediği görülmektedir (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi, 2021/1198 E.).

    Dava Hakkı: Takip yasağı, icra takip işlemlerini kapsamakta, ancak alacağın tespiti veya tahsili için açılan davaları (örneğin itirazın iptali davası) engellememektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2020/1386 E. sayılı kararında, bu tür davaların konkordato sonucunu beklemeden devam edebileceği, ancak dava sonucunda verilecek kararın infazının mühlet süresince yapılamayacağı açıkça ifade edilmiştir.

    D. Konkordatoda Tedbirlerin Sona Ermesi

    Konkordato mühleti ile sağlanan koruma, sürecin nihai kararıyla sona erer. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/403 E. sayılı kararında olduğu gibi, konkordatonun tasdikiyle birlikte “Mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının tasdik karar tarihi itibari ile kaldırılmasına” hükmedilir ve konkordato projesi devreye girer. Tersi durumda, konkordato talebinin reddedilmesi veya borçlunun iflasına karar verilmesi halinde de tedbirler kaldırılır ve alacaklıların takip hakları genel hükümler çerçevesinde yeniden canlanır (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/1387 E.).

    Sonuç

    Sunulan yargı kararları ışığında, konkordato ilan edilmesiyle birlikte mahkemece verilen geçici veya kesin mühlet süresince borçlu aleyhine icra ve haciz işlemleri kural olarak durmaktadır. İİK’nın 294. maddesine dayanan bu yasak, amme alacakları da dahil olmak üzere yeni takip yapılmasını engeller ve mevcut takipleri olduğu yerde durdurur. Konkordatonun tasdiki halinde ise, mühletten önce konulan ve paraya çevrilmemiş hacizler İİK 308/ç uyarınca düşer. Ancak bu koruma; rehinli alacaklar (satış ve muhafaza yasağı kaydıyla), kefiller ve dava açma hakkı gibi önemli istisnalara tabidir. Sonuç olarak, konkordato mühleti, borçluya mali durumunu düzeltmesi için bir “nefes alma” imkanı tanırken, bu koruma sürecin başarısıyla sınırlı ve kanunda belirtilen istisnalar çerçevesinde geçerlidir. Yazı önerileri.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

    Konkordato süreci; takip yasağı, hacizlerin akıbeti, rehinli alacak istisnaları, tasdik sonrası hacizlerin düşmesi, kefil ve aval verenlere yönelik takiplerin devamı gibi son derece teknik alanlar içerdiğinden hataya kapalı bir prosedürdür. Yargı kararları, konkordato mühleti boyunca alacaklı–borçlu ilişkilerinin karmaşıklaştığını ve tek bir yanlış değerlendirmenin ciddi hak kayıplarına yol açabileceğini açıkça göstermektedir.

    Bu nedenle, özellikle ticari hareketliliğin yoğun olduğu İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Levent, Maslak gibi bölgelerde faaliyet gösteren şirketler ile Gebze, Dilovası, Çayırova, Tepeören, Şekerpınar sanayi hatlarında yer alan işletmeler için konkordato dosyalarının uzmanlıkla yürütülmesi hayati önem taşır.

    Uzman bir konkordato avukatı;

    Takip yasağının kapsamını, kamu alacakları dahil doğru şekilde değerlendirir,

    Rehinli alacakların hangi işlemleri sürdürebileceğini netleştirir,

    Mühlet öncesi hacizlerin tasdik sonrası düşüp düşmeyeceğini belirler,

    Kefil ve aval verenler yönünden takip stratejisi oluşturur,

    Mühlet, tasdik, ret, iflas gibi her senaryoda borçlunun ve alacaklının en az riskle hareket etmesini sağlar,

    Süreç sonunda şirketin mali açıdan yeniden ayağa kalkabilmesi için hukuki yol haritasını hazırlar.

    Konkordato, teknik yönleri nedeniyle yalnızca bir başvuru dosyasından ibaret değildir; doğru yönetilmediğinde şirketler için telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, sürecin tüm aşamalarının konkordato alanında deneyimli bir avukat tarafından yürütülmesi, hem borçlu hem alacaklı açısından en güvenli ve doğru yaklaşımdır.

    Read More

    Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklı ne yapabilir?

    Giriş

    Bu çalışma, konkordato komiserine İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 299. maddesi uyarınca belirlenen 15 günlük yasal süre içerisinde alacağını bildirmeyen bir alacaklının hukuki durumunu, haklarını ve başvurabileceği yasal yolları analiz etmektedir. İncelenen yargı kararları, sürenin kaçırılmasının alacak hakkını esastan sona erdirmediğini, ancak alacaklının konkordato sürecindeki usuli haklarını (müzakereye katılma, oy kullanma vb.) kısıtladığını ortaya koymaktadır. Çalışma, alacaklının tasdik edilen konkordato projesi karşısındaki konumunu, dava açma imkanlarını ve farklı senaryolara göre değişen hukuki sonuçları detaylandırmaktadır.

    Alacak Hakkı Sona Ermez: Sürenin kaçırılmasının temel yaptırımı, alacağın ortadan kalkması (sükutu) değildir. Alacaklı, maddi hukuk bakımından alacak hakkını muhafaza eder. Birçok Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu ilke, “on beş günlük süre içinde alacak bildirmemenin yaptırımı kesinlikle alacağın sükutu değildir” şeklinde oybirliğiyle vurgulanmıştır (Örn: bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2022/1980-2023/205).

    Usuli Haklar Kaybedilir: Alacağını süresinde bildirmeyen alacaklı, konkordato projesinin müzakerelerine katılamaz, oy kullanamaz ve alacağı konkordato nisabının hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bu durum, “süresi içinde alacak bildirimi yapmayan alacaklılar, konkordato projesine ilişkin müzakerelere kabul edilmeyecek yani bu alacaklılar konkordato nisabının hesaplanmasında dikkate alınmayacak, konkordato projesinin kabulü veya reddi konusunda oy kullanamayacaklardır” ifadesiyle netleştirilmiştir (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2023/920-2023/865).

    Tasdik Edilen Konkordato ile Bağlılık: Süreyi kaçıran alacaklı, tasdik edilen konkordato projesi ile bağlıdır. İİK m. 308/c uyarınca, “Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir.” Bu nedenle alacaklı, alacağını ancak tasdik edilen projedeki tenzilat ve ödeme planı çerçevesinde talep edebilir (Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2019/613-2021/1055).

    Dava Yoluyla Hak Arama İmkanı: Alacaklı, alacağının tespiti ve tahsili için dava açma hakkına sahiptir. Bu konuda iki farklı yaklaşım öne çıkmaktadır:

    İİK m. 308/b Kapsamında Dava: Alacakları itiraza uğramış (veya kaydedilmemiş) alacaklılar, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açabilirler.

    Süresiz Dava Hakkı: Bazı kararlar, süresinde bildirim yapmayan alacaklıların bir aylık süreye tabi olmaksızın her zaman dava açabileceğini belirtmektedir. Alacağını süresinde yazdırmamış olan alacaklılar 1 aylık süreye bağlı olmadan davalarını her zaman açabilirler. Bu alacaklılar da tasdik edilen konkordato ile bağlı olduklarından, 1 aylık süreden sonra açtıkları davayı kazanırlarsa… kendilerine borçlu tarafından, konkordatoya göre ödeme yapılır” (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2022/488-2022/496).

    Konkordatonun Feshi Talebi: Alacaklı, açtığı davayı kazanmasına veya alacağı borçlu tarafından kabul edilmesine rağmen konkordato projesine uygun ödeme yapılmazsa, İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun kendisi bakımından feshini talep etme hakkına sahiptir (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2025/184-2025/477).

    Borçlunun Defter Kayıtlarının Rolü: Alacaklı bildirimde bulunmasa dahi, alacağı borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı ise komiser tarafından re’sen alacaklılar listesine eklenebilir. Bu durumda alacaklı, konkordato projesine dahil olur ve ayrı bir dava açmakta hukuki yararı kalmayabilir (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi-2023/450-2024/289).

    Yargı kararları, konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklının durumunu farklı açılardan ele almaktadır. Temel ilke, alacak hakkının özünün korunması, ancak konkordato sürecinin işleyişini temin etmek amacıyla usuli hakların kısıtlanmasıdır.

    1. Süre Kaçırmanın Hukuki Niteliği ve Sonuçları

    İİK m. 299’da öngörülen 15 günlük süre, hak düşürücü nitelikte değildir; alacağın kendisini ortadan kaldırmaz. Sürenin kaçırılmasının birincil ve en net sonucu, alacaklının konkordato projesinin oylanacağı alacaklılar toplantısına katılımının engellenmesidir. Bu durum, projenin kabulü için gerekli olan alacaklı ve alacak çoğunluğunun (nisap) hesaplanmasında bu alacaklının saf dışı bırakılması anlamına gelir.

    Ancak, alacaklının durumu borçlunun bilançosunda kayıtlı olup olmamasına göre farklılık gösterebilir. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2018/1449-2021/139) kararında belirtildiği gibi, “Borçlunun bilançosunda kayıtlı alacaklıların ilan tarihinden itibaren alacaklarını bildirme zorunluluğu bulunmamaktadır (m. 299).” Bu nedenle, alacağı bilançoda kayıtlı olan bir alacaklı bildirim yapmasa dahi projeye dahil edilebilirken, bilançoda yer almayan alacaklının bildirim yapmaması projeden tamamen dışlanması riskini doğurur.

    2. Tasdik Sonrası Başvuru Yolları

    Süreyi kaçıran alacaklının en önemli hakkı, tasdik kararından sonra alacağını yargı yoluyla talep etmektir. Bu noktada kararlar arasında nüanslar bulunmaktadır:

    Çekişmeli Alacak Davası (İİK m. 308/b): Genel kabul, alacağı borçlu tarafından kabul edilmeyen veya listeye hiç yazılmayan alacaklının, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde “çekişmeli alacak davası” açabileceğidir. Bu davanın kazanılması halinde alacaklı, diğer alacaklılar gibi konkordato projesindeki koşullarla ödeme alma hakkı kazanır.

    Genel Hükümlere Göre Alacak Davası: Birden fazla karar, süresinde bildirim yapmayan alacaklının bir aylık süreyle bağlı olmadığını ve her zaman genel hükümlere göre alacak davası açabileceğini kabul etmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi’nin (2022/528-2022/477) kararında bu durum, “Alacağını süresi içinde yazdırmamış olan alacaklıların bir aylık süreye tabi olmadan her zaman dava açabileceği” şeklinde açıkça ifade edilmiştir. Bu davanın kazanılması durumunda da borçlu, konkordato şartlarına göre ödeme yapmakla yükümlü olacaktır.

    3. Farklı Süreçlerde Alacaklının Durumu

    Konkordato Talebinin Reddi: Eğer konkordato talebi mahkemece reddedilirse, geçici ve kesin mühletin alacaklılar üzerindeki durdurucu etkisi ortadan kalkar. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nin (2025/403-2025/1008) kararında belirtildiği gibi, bu durumda alacaklı, borçlu aleyhine dava açmakta veya icra takibi başlatmakta serbest hale gelir.

    İflas Kararı Verilmesi: Konkordato sürecinin iflasla sonuçlanması halinde, alacaklı bildirim süresini kaçırmış olsa dahi alacağını iflas masasına kaydettirebilir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2023/379-2024/334) kararında, konkordato dosyasına bildirim yapmayan alacaklının iflas masasına yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı sıra cetveline itiraz davasının kabul edildiği görülmektedir.

    4. Kanun Yoluna Başvuru Hakkı

    Süreyi kaçıran alacaklının konkordato tasdik kararına karşı kanun yoluna (istinaf) başvurma hakkı mevcuttur. Ancak bu hak, İİK m. 304/1 uyarınca tasdik duruşmasından en az üç gün önce mahkemeye yazılı itirazda bulunma şartına bağlanmıştır. Bu usuli şartı yerine getirmeyen alacaklının istinaf talebi, esasa girilmeden usulden reddedilecektir (bam-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2024/849-2025/648).

    Sonuç

    Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklı, alacak hakkının özünü kaybetmemekle birlikte, konkordato projesinin müzakere ve oylama sürecine katılma gibi önemli usuli haklarından feragat etmiş sayılır. Bu alacaklı, tasdik edilen konkordato projesinin getirdiği tenzilat ve ödeme planı ile bağlıdır. Alacaklının başvurabileceği en temel hukuki yol, tasdik kararından sonra alacağının tespiti ve konkordato şartlarında tahsili için dava açmaktır. Yargı kararları, bu dava hakkının İİK m. 308/b’deki bir aylık süreyle sınırlı olmaksızın her zaman kullanılabileceği yönünde bir eğilim göstermektedir. Alacağın borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olması, alacaklının durumunu güçlendiren önemli bir faktördür. Borçlunun tasdik edilen projeye uygun ödeme yapmaması halinde ise alacaklı, konkordatonun kendisi bakımından feshini talep etme hakkını saklı tutar. Bir yazı önerisi ve benzer konu yönlendirmesi.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

    Konkordato komiserine alacak bildirme süresini kaçıran alacaklının hukuki durumu, hem maddi hukuk hem de usul hukuku açısından son derece teknik bir çerçeveye sahiptir. Yargı kararları, alacak hakkının saklı kalmasına rağmen usuli hakların kaybı, tasdik edilen projeye bağlılık, dava açma süreleri, defter kayıtlarının etkisi, fesih talebi ve kanun yolu sınırlamalarının her biri için titiz bir hukuki değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle alacaklıların hak kaybına uğramamaları, borçluların ise süreci doğru yönetebilmeleri için uzman bir konkordato avukatının desteği kritik öneme sahiptir.

    Uzman bir konkordato avukatı:

    15 günlük bildirim süresinin hukuki niteliğini doğru değerlendirir,

    Alacaklının müzakere, oy kullanma ve nisap etkisi gibi kaybettiği usuli hakları nasıl telafi edebileceğini belirler,

    Alacaklının durumuna göre İİK m. 308/b’ye göre bir aylık dava mı, yoksa genel hükümlere göre süresiz dava mı açılması gerektiğini tespit eder,

    Borçlunun ticari defterlerindeki kayıtların alacaklıya sağladığı avantajları analiz eder,

    Tasdik edilen projeye bağlı ödeme yapılmaması hâlinde konkordatonun feshini talep etme stratejisini oluşturur,

    Konkordato talebinin reddi, iflas kararı veya mahkeme dışı yapılandırma gibi alternatif senaryolarda alacaklının en güçlü hukuki konumda olmasını sağlar.

    Konkordato süreci, teknik ayrıntılar ve hak düşürücü riskler barındırdığından, alacak bildirme süresini kaçıran bir alacaklı için dahi doğru hukuki yolun seçilmesi profesyonel uzmanlık gerektirir. Bu nedenle konkordato hukukunda tecrübeli bir avukatla çalışmak, hem alacaklının haklarını korumak hem de borçlunun süreci sağlıklı yönetebilmesi açısından büyük önem taşır.

    Read More

    Konkordato İlan Eden Şirketten Alacak Nasıl Tahsil Edilir?

    Giriş

    Bu çalışma, konkordato ilan eden bir şirketten alacakların nasıl tahsil edileceğine ilişkin yargı kararlarının analizini sunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu (İİK) çerçevesinde şekillenen tahsilat süreci, konkordato sürecinin hangi aşamada olduğuna (geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, fesih veya iflas) ve alacağın niteliğine (adi, rehinli, çekişmeli) göre farklılık göstermektedir. Analiz edilen kararlar, alacaklıların haklarını korumak için izlemesi gereken yolları, karşılaşabilecekleri riskleri ve başvuru mekanizmalarını ortaya koymaktadır.

    Standart Tahsilat Yolu: Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesiyle alacaklılar, projede belirtilen tenzilat ve takvime göre ödemelerini alırlar. Bu süreçte icra takipleri durur ve faiz işlemesi kısıtlanır.

    Çekişmeli Alacaklar: Borçlu tarafından itiraza uğrayan alacaklar için alacaklı, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde İİK m. 308/b uyarınca alacak davası açmalıdır. Bu dava, alacağın projeye dahil edilerek tahsilini sağlar.

    Ödemelerin Yapılmaması: Borçlu şirket, tasdik edilen projeye uygun ödemeleri yapmazsa, alacaklı İİK m. 308/e uyarınca konkordatonun kendisi yönünden kısmen feshini talep edebilir. Fesih kararı, alacaklıyı projenin bağlayıcılığından kurtararak icra takibi hakkını iade eder.

    Konkordatonun Başarısız Olması: Konkordato talebinin mahkemece reddedilmesi veya sürecin iflasla sonuçlanması durumunda, koruma tedbirleri kalkar. Alacaklılar, genel hükümlere göre icra takibi başlatabilir veya alacaklarını iflas masasına kaydettirerek tahsilat yoluna gidebilirler.

    Prosedürel Kısıtlamalar: Konkordato mühleti boyunca alacaklıların icra takibi başlatması engellenir ve rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur. Bu kural, alacaklıların tahsilat imkanlarını geçici olarak sınırlar.

    1. Konkordato Sürecinin Normal İşleyişi ve Tahsilat Usulü

    Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsilatının temel yolu, mahkemece tasdik edilen konkordato projesine uymaktır. İİK m. 308/c uyarınca, tasdik kararı bağlayıcı hale gelir ve alacaklılar projede belirtilen ödeme planına tabi olurlar. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/366 sayılı kararında bu durum, …konkordatoya tabi borçlarını projesinin tasdik kararının ilanından sonra 31.05.2024 tarihinde başlamak üzere: Her bir alacak tutarının 3 ayda bir 5 eşit taksitle geçici mühlet tarihinden itibaren %20 oranında faiz uygulanarak ÖDENMESİNE… şeklinde somutlaştırılmıştır.

    Bu süreçte alacaklıların hakları önemli ölçüde kısıtlanır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2024/1350 sayılı kararında vurgulandığı üzere, İİK m. 294/3 gereği, “Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.” Bu kural, geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğurması nedeniyle geçici mühlet tarihinden itibaren uygulanır. Alacaklılar, bu dönemde yeni takip başlatamaz ve mevcut takipler durur. Tahsilat, yalnızca tasdik edilen projenin uygulanmasıyla mümkün olur.

    2. Çekişmeli Alacakların Tahsili

    Alacaklının bildirdiği alacağın borçlu şirket tarafından kabul edilmemesi durumunda, alacak “çekişmeli” hale gelir. Bu durumda alacaklının tahsilat için izlemesi gereken yol, İİK m. 308/b’de düzenlenmiştir. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/518 sayılı kararında belirtildiği gibi, Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içinde dava açabilirler.” Bu bir aylık süre, hak düşürücü olmamakla birlikte, konkordato projesinden pay alabilmek için kritik öneme sahiptir. Süresi içinde dava açmayan alacaklı, bu hakkını kaybeder.

    Dava sonucunda alacağın varlığı tespit edilirse, bu alacak da konkordato projesinin ödeme koşullarına dahil edilir. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/10 sayılı kararında, mahkemece tespit edilen eksik alacağın, “…tasdik kararında belirtilen ödeme planındaki şekilde… davalıdan alınarak davacıya verilmesine” hükmedilmiştir. Bu, çekişmeli alacakların dahi ancak projenin yapılandırma koşulları çerçevesinde tahsil edilebileceğini göstermektedir.

    3. Konkordato Projesine Uyulmaması Halinde Tahsilat Yolları

    Borçlu şirketin tasdik edilen projeye rağmen ödemelerini yapmaması, alacaklıya önemli bir hak tanır: konkordatonun kısmen feshi. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/964 sayılı kararında bu mekanizma net bir şekilde açıklanmıştır: Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.”

    Fesih kararı, alacaklıyı projenin kısıtlamalarından kurtarır ve alacağının tamamı için icra takibi yapma hakkını geri verir. Kararda belirtildiği üzere, “Konkordatonun kısmen feshi ile birlikte alacaklı artık projenin mecburiliğinden kurtulmakta, adeta eski hale dönerek tüm alacağına geri kavuşmaktadır.” Ancak bu yola başvurabilmek için, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/378 sayılı kararında işaret edildiği gibi, konkordato tasdik kararının kesinleşmiş olması bir ön şart olarak aranmaktadır.

    4. Konkordato Talebinin Reddi veya Sürecin İflasla Sonuçlanması

    Konkordato süreci her zaman başarıyla sonuçlanmaz. Borçlunun projesinin gerçekçi bulunmaması veya mali durumunun iyileşme göstermemesi halinde mahkeme, konkordato talebini reddedebilir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/1262 sayılı kararında, borçlunun sunduğu projenin kaynaklarının gerçekçi olmadığı değerlendirilerek “konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı” gerekçesiyle talep reddedilmiştir.

    Talebin reddedilmesiyle birlikte, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/591 sayılı kararında olduğu gibi, “Davacı hakkında konkordato nedeniyle verilen tedbirlerin kaldırılmasına” karar verilir. Bu durumda alacaklılar için konkordato koruması sona erer ve standart icra yolları yeniden açılır. Eğer borçlu iflasa tabi şirketlerden ise, mahkeme İİK m. 292 uyarınca doğrudan iflas kararı verebilir. Bu senaryoda alacaklılar, alacaklarını iflas masasına kaydettirerek sıra cetveline göre yapılacak dağıtımdan pay almaya çalışırlar (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/818).

    Sonuç

    Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsili, çok aşamalı ve dinamik bir süreçtir. Alacaklıların haklarını etkin bir şekilde kullanabilmeleri için süreci yakından takip etmeleri, yasal sürelere riayet etmeleri ve doğru hukuki yollara başvurmaları zorunludur. Tahsilatın anahtarı; alacağın süresinde bildirilmesi, çekişmeli hale gelmesi durumunda İİK m. 308/b uyarınca dava açılması ve borçlunun ödeme yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde İİK m. 308/e kapsamında kısmi fesih yoluna gidilmesidir. Konkordato sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması ise alacaklıları genel icra ve iflas hukuku yollarına geri döndürmektedir. Her bir senaryo, alacaklı için farklı stratejiler ve riskler barındırmaktadır. Bir yazı önerisi.

    Neden Konkordato Uzmanı Avukat Desteği Gereklidir?

    Konkordato ilan eden bir şirketten alacak tahsili; geçici mühlet, kesin mühlet, tasdik, çekişmeli alacak davası, kısmi fesih ve iflas gibi çok katmanlı prosedürler içerdiği için hukuki açıdan oldukça teknik bir süreçtir. Mahkeme kararları, süreçte yapılacak küçük bir hatanın bile alacaklının yıllarca beklemesine, alacağını eksik almasına hatta tamamen kaybetmesine neden olabileceğini açıkça göstermektedir. Bu nedenle konkordato dosyalarının, özellikle finansal analiz ve İİK uygulamaları konusunda uzman bir konkordato avukatı tarafından yürütülmesi kritik önem taşır.

    Uzman bir konkordato avukatı, alacaklının haklarını etkin biçimde korur ve şu konularda stratejik destek sağlar:

    Alacağın süresinde ve usule uygun bildirilmesi,

    Çekişmeli alacaklar için İİK m.308/b uyarınca doğru zamanda dava açılması,

    Borçlu projeye uymadığında kısmi fesih başvurusunun İİK m.308/e kapsamında yapılması,

    Tasdik sonrası ödeme takvimlerinin ve faiz sınırlamalarının denetlenmesi,Konkordato reddi veya iflas hâlinde alacağın masaya doğru şekilde kaydettirilmesi,

    Sürecin tamamında hak kayıplarını önleyen hukuki yol haritasının çıkarılması.

    İstanbul’da ticari faaliyetlerin yoğun olduğu Tuzla (Organize Sanayi Bölgesi), Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir Finans Merkezi, Ümraniye, Kadıköy, Şişli, Levent, Maslak, Bakırköy, ayrıca sanayi bölgeleri olan Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Şekerpınar gibi lokasyonlarda konkordato süreçleri özellikle daha karmaşık ve yüksek meblağlı olmaktadır. Bu sebeple bölgesel tecrübe ve konkordato odaklı uzmanlık, başarı ihtimalini doğrudan etkiler.

    2M Hukuk Avukatlık Bürosu, İstanbul–Tuzla merkezli yapısıyla; Pendik, Kartal, Maltepe, Ataşehir, Kadıköy, Ümraniye, Beşiktaş, Şişli, Maslak, Levent ile Kocaeli bölgesi olan Gebze, Darıca, Dilovası, Çayırova ve Tepeören’de konkordato alacaklarının tahsili konusunda uzmanlaşmış kadrosuyla profesyonel hukuki danışmanlık sunmaktadır.

    Read More

    Konkordatonun süresi ne kadardır, sürenin aşamaları nelerdir?

    Giriş

    Konkordatonun süresi ne kadardır, sürenin aşamaları nelerdir? Bu çalışma, konkordato sürecinin yasal sürelerini ve bu sürelerin hangi aşamalardan oluştuğunu, sunulan literatür kaynakları temelinde incelemektedir. İncelemeler, 7101 sayılı Kanun ile 2018 yılında yapılan değişiklikler sonrası şekillenen mevcut konkordato mühlet sistemini esas almaktadır. Çalışma, konkordato sürecinin geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik aşaması olmak üzere üç temel zaman diliminde ele alınacağını göstermektedir.

    Literatürdeki bilgilere göre konkordato süreci, birbirini takip eden ve uzatma imkanları bulunan aşamalardan oluşmaktadır. Süreç, mahkemenin vereceği geçici mühlet kararı ile başlar, kesin mühlet ile devam eder ve tasdik yargılaması ile son bulabilir.

    1. Konkordato Sürelerinin Aşamalı Yapısı

    2018 yılında yapılan yasal düzenlemeler, konkordato mühletini ikili bir yapıya kavuşturmuştur: geçici mühlet ve kesin mühlet. Bu değişiklik öncesinde konkordato mühleti tek bir aşamadan oluşmaktaydı. 2018 değişikliğinden önce mühlet m. 287’de geçici ve kesin ayrımı olmaksızın “mühlet” başlığı altında düzenlenmişti. Şartların mevcut olması halinde İcra Hukuk Mahkemesi tarafından borçluya üç ay mühlet verilmekteydi. Komiserin teklifi üzerine bu süre iki ay uzatılabilmekteydi. Dolayısıyla mühlet beş aydan oluşmaktaydı. Ancak 2018 değişikliğiyle mühlet ikiye ayrılarak “geçi mühlet” m. 287’de, “kesin mühlet” m. 289’da düzenlenmiştir. Bu aşamalı yapı, borçlunun mali durumunun daha detaylı incelenmesine ve konkordatonun başarı şansının daha sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır.

    2. Geçici Mühlet Aşaması

    Konkordato sürecinin ilk adımı olan geçici mühlet, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 287. maddesinde düzenlenmiştir.

    Süre ve Uzatma: Süre, kural olarak 3 aydır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 287. maddesinin dördüncü fıkrasında, geçici mühlet olarak üç aylık süre tanınacağı, eğer gerekli ise, bu sürenin iki ay daha uzatılabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla geçici mühlet en çok beş ay olabilir.

    Uzatma Talebi: Uzatma talebinde bulunma yetkisi sınırlıdır. Alacaklının geçici mühlet süresinin uzatılmasını talep etme yetkisi yoktur. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez. Uzatma talebi borçlu veya geçici komiser tarafından yapılabilir. Borçlunun talepte bulunması halinde geçici komiserin görüşü alınır.

    3. Kesin Mühlet Aşaması

    Geçici mühlet sonunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması üzerine mahkeme, borçluya kesin mühlet verir.

    Süre ve Uzatma: İİK m. 289 uyarınca kesin mühlet süresi bir yıldır. Mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varırsa, bu durumda borçluya bir yıllık kesin mühlet verir. Bu süre, “güçlük arz eden özel durumlarda” komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Bu durumda kesin mühlet toplamda 18 aya ulaşır.

    Bir Yıllık Sürenin Niteliği Üzerine Tartışma: Literatürde, mahkemenin vereceği bir yıllık kesin mühletin azami bir süre mi yoksa sabit bir süre mi olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

    Sabit Süre Görüşü: Bazı yazarlar, kanunun “borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir” şeklindeki açık ifadesinin takdir yetkisi tanımadığını savunur.

    Azami Süre Görüşü: Diğer bir görüşe göre ise bu süre azami olarak kabul edilmeli ve mahkeme daha kısa bir süreye hükmedebilmelidir. İcra ve İflâs Kanunu’nda yer alan düzenleme, mahkeme tarafından her konkordato başvurusunda doğrudan bir yıl kesin mühlet verileceği şeklinde anlaşılmamalı; Kanun’da sürenin üst sınırının düzenlendiği kabul edilmelidir. Bu görüş, borçlunun rehavete kapılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

    4. Tasdik Yargılaması ve Toplam Süre

    Kesin mühlet içerisinde alacaklılar toplantısı yapılır ve konkordato projesi oylanır. Projenin kabul edilmesi halinde mahkemeden tasdiki talep edilir. Bu yargılama süreci de konkordato mühletinin toplam süresini etkileyebilir. Bu yirmi üç aylık toplam geçici ve kesin mühlet sürelerinin yanı sıra mahkeme tarafından İİK m. 304 f. 2 kapsamında konkordatonun tasdiki hususunda gerçekleştirilen yargılamada altı ayı aşmamak üzere konkordatonun tasdiki hakkında karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verilebilmesi mümkündür. Bu ek süre, özellikle karmaşık dosyalarda yargılamanın mühlet süreleri içinde tamamlanamaması ihtimaline karşı bir güvence sağlamaktadır.

    Sonuç

    Sunulan literatür kaynakları ışığında, konkordato sürecinin süresi ve aşamaları şu şekilde özetlenebilir:

    Aşamalar: Konkordato süreci, 2018 yılındaki yasal değişikliklerle “geçici mühlet” ve “kesin mühlet” olmak üzere iki temel aşamaya ayrılmıştır.

    Süreler:

    Geçici Mühlet: 3 ay + 2 ay uzatma = Azami 5 ay.

    Kesin Mühlet: 1 yıl + 6 ay uzatma = Azami 18 ay.

    Tasdik Yargılaması: Mühlet hükümlerinin 6 ay daha uzatılması imkanı.

    Toplam Süre: Tüm uzatma imkanları kullanıldığında, konkordato mühletinin tasdik kararına kadar olan toplam süresi azami 29 aya ulaşabilmektedir. Bu süre, borçlunun mali durumunu iyileştirmesi ve alacaklılarla bir anlaşmaya varması için tasarlanmış kapsamlı bir zaman dilimini ifade etmektedir. Literatürde, kesin mühletin başlangıç süresinin sabit mi yoksa azami mi olduğu yönünde bir doktrin tartışması da mevcuttur. Bir yazı önerisi.

    Neden Uzman Konkordato Avukatı Desteği Gereklidir?

    Konkordato süreci; geçici mühlet, kesin mühlet, uzatmalar, komiser denetimi, alacaklılar toplantısı ve tasdik yargılaması gibi çok aşamalı ve teknik bir yapıya sahiptir. Hem hukuki hem finansal açıdan yüksek uzmanlık gerektiren bu süreçte yapılacak küçük bir hata bile konkordatonun reddine, hatta borçlunun doğrudan iflasına yol açabilmektedir. Bu nedenle konkordato başvurularının mutlaka uzman bir konkordato avukatı tarafından hazırlanması ve yönetilmesi gerekir.

    Uzman bir konkordato avukatı:

    Geçici ve kesin mühlet sürelerinin doğru yönetilmesini,

    Konkordato ön projesinin kanuna tam uygun hazırlanmasını,

    Mali tabloların ve eklerin hatasız olmasını,

    Alacaklı çoğunluğunun sağlanması için stratejik planlamayı,

    Komiser raporları ve bilirkişi süreçlerinin doğru yönlendirilmesini,

    Tasdik aşamasında mahkemenin aradığı kriterlere uygun savunma yapılmasını sağlar.

    Bu profesyonel yaklaşım olmadan, konkordato sürecinin karmaşık mühlet sistemi içinde hata yapma ihtimali çok yüksektir.

    2M Hukuk Avukatlık Ofisi,
    İstanbul – Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe, Gebze, Darıca, Çayırova, Dilovası, Şekerpınar ve Tepeören bölgelerinde konkordato başvurusu, geçici mühlet, kesin mühlet ve tasdik süreçlerinde uzman konkordato avukatlarıyla profesyonel hukuki danışmanlık sunmaktadır.

    Ofis; konkordato ön projesinin hazırlanmasından komiser sürecinin yönetimine, mühlet stratejisinden tasdik davasına kadar tüm süreçleri etkin biçimde yürüterek konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır.

    Read More