Kentsel Dönüşümde Salt Çoğunluk Nasıl Hesaplanır? Karar Geçerli Sayılması İçin Hangi Şartlar Gereklidir?

https://images.openai.com/static-rsc-3/jn_-PIHt_RNe0mBMZnibuZBmJOtR6pBbFjLj0cWRR1FXJxLtGERg0nL4WBOssLz_Zk3nZRhBBHxZ_daXJDVm4Iyed97YrAw_FCgfmXUv0Ko?purpose=fullsize&v=1

Kentsel dönüşüm uygulamalarında en çok tartışılan konulardan biri, riskli yapıların yıkılmasından sonra arsanın yeniden değerlendirilmesi için hangi çoğunluğun gerekli olduğu ve bu çoğunlukla alınan kararların hukuki geçerliliğidir.

Türkiye’de bu süreç temel olarak 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Riskli yapıların yıkılmasının ardından arsa haline gelen taşınmazların yeniden değerlendirilmesine ilişkin kararlar, paydaşların arsa payı oranına göre salt çoğunluğu ile alınabilmektedir.

Ancak uygulamada yalnızca matematiksel çoğunluk yeterli değildir. Yargıtay ve Danıştay kararları, kararın nasıl alındığını, içeriğinin hukuka uygun olup olmadığını ve çoğunluğun hangi arsa paylarına göre hesaplandığını ayrıntılı şekilde incelemektedir.

1. Kentsel Dönüşümde Temel Karar Alma Nisabı:

Salt Çoğunluk Kuralı ve Kat Mülkiyeti Kanunu ile İlişkisi 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, riskli yapıların yıkılmasından sonra arsa haline gelen taşınmazların yeniden değerlendirilmesi (yeniden bina yaptırılması, pay satışı, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı vb.) süreçlerinde temel kural, paydaşların sahip oldukları hisseleri oranında en az üçte salt çoğunluğu ile karar almasıdır.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi (2018/3580 E., 2018/7187  K. ve 2018/1455 E., 2018/7186  K.), 6306 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, riskli yapıların yıkılıp yeniden yapılması için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 45. maddesinde öngörülen “oybirliği” şartının aranmayacağını, en az salt çoğunluğun yeterli olduğunu(değişiklik sonrası yeni oran) açıkça hükme bağlamıştır.

Nitekim Yargıtay 18. Hukuk Dairesi (2013/13457 E., 2013/14301  K.), 6306 sayılı Kanun kapsamı dışındaki normal durumlarda KMK uyarınca kat mülkiyetinin sona erdirilmesi ve binanın yıkılıp yeniden yapılması için tüm kat maliklerinin oybirliğinin zorunlu olduğunu belirterek bu ayrımı netleştirmiştir.

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/540 E., 2024/50  K.), 1/2 arsa payı çoğunluğunun sağlanmasının hukuki bir koşul olduğunu, bu nisap sağlanana kadar imzalanan sözleşmelerin Türk Borçlar Kanunu md. 170 vd. uyarınca henüz hüküm ifade etmeyeceğini, çoğunluk sağlandığında ise imzalayanlar için bağlayıcı olacağını tespit etmiştir.

2. Karar Alma Sürecinin Niteliği, İçerik Denetimi ve Zımni Kabul 

Karar alma süreci yalnızca matematiksel bir çoğunluğun sağlanmasından ibaret değildir; kararın alınış biçimi ve içeriği de yargısal denetime tabidir.

Ortak Karar İradesi: Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (2019/1716 E., 2020/38  K.), yasadaki 1/2 çoğunluk tabirinin, idarenin maliklerle tek tek anlaşmasını değil, maliklerin bir araya gelerek “ortak karar almasını” ifade ettiğini vurgulamıştır.

İçerik Denetimi: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (2025/6759 E., 2025/13064  K.), 1/2 çoğunluk sağlanmış olsa bile alınan kararın içeriğinin (örneğin konut niteliğindeki apartmanın tek hacimli alışveriş merkezine dönüştürülerek 157 ay süreyle kiralanması) 6306 sayılı Kanun’un amacına uygunluğunun ve mutlak butlan/yokluk hallerinin mahkemelerce esastan incelenmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

Zımni Kabul: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2022/5267 E., 2023/1448  K.), toplantı tutanaklarını imzalamayan ancak kentsel dönüşüm kapsamında binanın yıktırılıp yeniden yapılmasına müsaade eden maliklerin, sözleşmeyi zımnen benimsediğini ve bu durumun dava açmalarına engel teşkil edeceğini belirtmiştir.

3. İdari İşlemlerin (İfraz/Tevhit) Karar Alma Çoğunluğuna Etkisi 

Kat maliklerinin 1/2 çoğunlukla aldığı kararların geçerliliği, bu çoğunluğun hesaplandığı arsa paylarını belirleyen idari işlemlerin hukuki akıbetine doğrudan bağlıdır.

Danıştay 4. Dairesi (2024/879 E., 2025/1689  K. ve 2023/13912 E., 2025/1687  K.), taşınmazın imar uygulamasıyla ifraz edilmesine yönelik idari işlemin iptal edilmesi halinde, ifraz sonucu oluşan pay oranlarına göre imzalanan ortak karar protokolünün geçersiz hale geleceğini, çoğunluğun ifraz öncesi duruma göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini karara bağlamıştır.

Buna karşın, Danıştay 4. Dairesi (2023/13780 E., 2024/1815  K.), tevhit işleminin iptal edildiği ancak taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurularak 3. kişilere satış yapıldığı (fiili imkansızlık bulunduğu) durumlarda, 1/2 çoğunluğa dayalı inşaat sözleşmesinin geçerliliğini koruyacağını, ancak satılan hisse değerinin yeniden hesaplanması gerektiğini belirtmiştir.

Kentsel dönüşümde oybirliği gerekir mi?

Hayır. Riskli yapıların 6306 sayılı Kanun kapsamında yeniden yapılması için oybirliği aranmaz. Kat maliklerinin arsa payına göre salt çoğunluğu yeterlidir. Ancak kentsel dönüşüm kapsamı dışında kalan normal durumlarda Kat Mülkiyeti Kanunu gereği oybirliği gerekebilir.

Salt çoğunluk sağlanmadan yapılan müteahhit sözleşmesi geçerli midir?

Mahkeme kararlarına göre salt çoğunluk sağlanmadan yapılan sözleşmeler hukuken askıda sayılır. Yani sözleşme henüz kesin olarak yürürlüğe girmez. Salt çoğunluk sağlandığında ise sözleşme imzalayan malikler açısından bağlayıcı hale gelir.

İmar işlemleri salt çoğunluk hesaplamasını etkiler mi?

Evet. Arsa paylarını değiştiren ifraz veya tevhit gibi imar işlemlerinin iptal edilmesi, salt çoğunluk hesabını doğrudan etkileyebilir. Böyle bir durumda çoğunluk yeniden hesaplanmak zorundadır.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Kentsel dönüşüm projeleri yalnızca teknik bir inşaat süreci değildir; aynı zamanda idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve sözleşme hukukunun kesiştiği oldukça karmaşık bir hukuki süreçtir.

Bu süreçte özellikle;

salt çoğunluk hesaplaması

ortak karar protokollerinin hazırlanması

müteahhit sözleşmelerinin kurulması

idari işlemlerin iptali

pay satışlarının hukuka uygunluğu

gibi konularda ciddi hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.

Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinde uzman bir İstanbul kentsel dönüşüm avukatı veya İstanbul kentsel dönüşüm danışmanı ile çalışmak büyük önem taşır. Özellikle İstanbul ve çevresinde yürütülen projelerde Tuzla kentsel dönüşüm avukatı gibi bölgesel deneyime sahip hukukçular sürecin doğru yürütülmesine katkı sağlar.

Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, kentsel dönüşüm projelerinde sözleşme hazırlığı, arsa payı çoğunluğu hesaplamaları, malik uyuşmazlıkları ve dava süreçlerinde kapsamlı hukuki danışmanlık sunmaktadır. Uzman hukuki destek sayesinde hem maliklerin hakları korunur hem de kentsel dönüşüm projelerinin hukuka uygun şekilde ilerlemesi sağlanır.

Read More

6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliği Madde 7 kapsamında riskli yapı tespiti nasıl yapılır, itiraz süresi nedir, tapuya şerh nasıl işlenir?

1) Amaç, kapsam ve “riskli yapı tespiti”nin sınırları

MADDE 7, riskli yapı tespitinin Ek-2 esaslarına göre ve Başkanlıkça geliştirilen/belirlenen elektronik yazılım programı kullanılarak yapılacağını düzenleyerek tespiti standartlaştırmayı hedefler. (Yön. m.7/1)
Tespitin hangi yapı türleri hakkında yapılabileceği açıkça sayılarak “kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü, insanların içine girebildiği” ve insan faaliyetlerine veya hayvan/eşya korunmasına yarayan yapılar kapsama alınır. (Yön. m.7/1)
Buna karşılık inşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metrukluk veya başka sebeple statik bütünlüğü bozulmuş yapılar riskli yapı tespitine konu edilemez. (Yön. m.7/1) Bu ayrım, uygulamada “riskli yapı tespiti” yolunun her problemli bina için değil, yönetmeliğin tarif ettiği işlevsel ve değerlendirilebilir yapı stoğu için işletileceğini gösterir. (Yön. m.7/1)

2) Riskli yapı tespitini kim yaptırır ve başvuru nasıl yapılır?

Riskli yapı tespiti kural olarak öncelikle malikler veya kanuni temsilcileri tarafından ve masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. (Yön. m.7/2-a) Tespit talebinin elektronik yazılım sistemi üzerinden yapılması zorunlu kılınarak başvuru usulü dijital ortama bağlanmıştır. (Yön. m.7/2-a) Kat irtifakı/kat mülkiyeti kurulmamış ve arsa paylı tapu mevcutsa, fiilen bulunan yapının riskli yapı tespiti yapının sahibi olan arsa payı sahibi tarafından yaptırılır. (Yön. m.7/2-a) Arsa üzerindeki yapının başkasına ait olması ve bunun tapu kütüğünde belirtilmiş olması halinde tespit, lehine şerh olan taraf tarafından yaptırılır. (Yön. m.7/2-a) Bu düzenleme, malik sıfatı ile fiili yapı sahipliği/şerh ilişkisini esas alarak başvuru ehliyetini netleştirir. (Yön. m.7/2-a)

3) İdarenin/Başkanlığın resen tespit yetkisi ve masraf rejimi

Başkanlık veya İdare riskli yapı tespitini resen yapabileceği gibi, maliklere süre vererek tespitin yaptırılmasını da isteyebilir. (Yön. m.7/2-b) Verilen süre içinde tespit yaptırılmazsa tespit işlemi Başkanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. (Yön. m.7/2-b) Başkanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden isteme yetkisine de sahiptir. (Yön. m.7/2-b) Maliklerce yaptırılmadığı için Başkanlık/İdare tarafından yapılan veya yaptırılan tespitin masraflarından malikler hisseleri oranında sorumludur. (Yön. m.7/2-b) Masraflar, ilgiliye yapılacak tebligatı takip eden bir ay içinde ödenir. (Yön. m.7/2-b)
Süresinde ödenmeyen masraflar, tespit Başkanlıkça yapılmışsa ilgili vergi dairesi aracılığıyla; İdarece yapılmışsa İdarece, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilir. (Yön. m.7/2-b)

4) Tespitin engellenmesi hâlinde kolluk marifetiyle giriş ve tespit

Yapıya/bağımsız bölüme girilmesine izin verilmemesi, kapıların kilitlenmesi/açılmaması, tehdit, cebir ve şiddet gibi fiillerle tespitin engellenmesi hâlinde Kanunun 3/1 hükmü uyarınca kolluk marifetiyle tespit yolu açılmıştır. (Yön. m.7/2-c) Bu durumda Başkanlık/İdare, mülki idare amirinden yazılı izin ve yeterli kolluk kuvveti talep eder. (Yön. m.7/2-c) Mülki idare amirinin yazılı iznine istinaden, kapalı kapıların/alanların açılması veya açtırılması suretiyle resen tespit yapılır veya yaptırılır. (Yön. m.7/2-c)
Uygulamada bu hüküm, “erişim engeli” sebebiyle sürecin kilitlenmesini önleyen güçlü bir idari araçtır. (Yön. m.7/2-c)

5) “Her yapı için tek rapor” ilkesi ve istisnaları

Kural olarak her yapı için yalnızca bir adet riskli yapı tespit raporu düzenlenebilir. (Yön. m.7/3)
Bu kuralın istisnaları; itiraz veya yargı kararı üzerine yeniden rapor gerekmesi, raporun gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespiti ve yapının risk durumunu etkileyebilecek kasti müdahale dışında somut bir hadisenin gerçekleşmesidir. (Yön. m.7/3) Lisanslı kurum/kuruluşlar, tespit talebi üzerine ilgili yapı hakkında daha önce rapor düzenlenip düzenlenmediğini elektronik yazılım sistemi üzerinden kontrol etmek zorundadır. (Yön. m.7/3) Elektronik sistem üzerinden yapı kaydı oluşturulduktan sonra tespit iki ay içinde yapılmazsa, maliklerden herhangi birinin talebi üzerine sistem kaydı silinir. (Yön. m.7/3)
Altı ay içinde tespit yapılmazsa bu kez Başkanlıkça resen sistem kaydı silinir. (Yön. m.7/3)
Riskli yapı tespit raporunda, binanın Ulusal Adres Veri Tabanındaki adresi ve bina kodunun bulunması zorunludur. (Yön. m.7/3)

6) Raporun gönderilmesi, inceleme, tapuya şerh ve tebligat yerine geçen ilan sistemi

Riskli yapı tespit raporları, tespiti yapan İdarece veya lisanslı kurum/kuruluşça, yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe (veya yetki devri varsa İdareye) elektronik sistem üzerinden gönderilir. (Yön. m.7/4)
Raporlar Başkanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde incelenir ve eksiklik varsa düzeltme için raporu düzenleyen kuruma iade edilir. (Yön. m.7/4) Eksiklik yoksa riskli yapı bilgisi en geç on işgünü içinde tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenmek üzere tapu müdürlüğüne bildirilir. (Yön. m.7/4) Ayrıca Ek-6’daki tutanak düzenlenerek ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ yerine kaim olmak üzere yapıya asma, e-Devlet bildirimi ve muhtarlıkta 15 gün ilan yapılır. (Yön. m.7/4) Muhtarlıkta yapılan ilanın son günü, ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ edilmiş sayılma tarihidir. (Yön. m.7/4) Riskli yapılar ayrıca Başkanlığın internet sayfasında 15 gün süreyle ilan edilir. (Yön. m.7/4) Bu sistem, klasik tebligatın yerine “ilan + e-Devlet + asma” kombinasyonunu getirerek sürecin hızlanmasını amaçlar. (Yön. m.7/4)

7) Riskli yapı tespitine itiraz: süre, merci ve ehliyet denetimi

Riskli yapı tespitine karşı malikler veya kanuni temsilciler, muhtarlık ilanının son gününden itibaren 15 gün içinde dilekçe ile itiraz edebilir. (Yön. m.7/5) İtiraz, yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe veya yetki devri yapılmışsa İdareye yapılır. (Yön. m.7/5) Müdürlük/İdare, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını ve itiraz edenin malik/kanuni temsilci olup olmadığını kontrol eder. (Yön. m.7/5) Süresinde yapılmayan itirazlar ile malikçe yapılmayan veya malik vefat etmişse mirasçılarca yapılmayan itirazlar işleme alınmaz. (Yön. m.7/5)

8) Teknik heyet yoksa dosyanın yetkili İle gönderilmesi

Yapının bulunduğu ilde itirazı değerlendirecek teknik heyet kurulmamışsa itiraz dilekçesi ve raporlar, o il için yetkilendirilmiş teknik heyetin bulunduğu ildeki Müdürlüğe gönderilir. (Yön. m.7/6)
Bu hüküm, teknik inceleme kapasitesi yetersiz illerde itiraz mekanizmasının işlemesini sağlar. (Yön. m.7/6)

9) İtiraz veya yargı kararıyla tespit değişirse tapu kaydının düzeltilmesi

Riskli yapı tespiti sonucu itiraz üzerine veya yargı kararı ile değişirse durum ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. (Yön. m.7/7) Bu bildirim, tapu beyanlar hanesindeki riskli yapı kaydının güncellenmesi/terkini açısından kritik sonuç doğurur. (Yön. m.7/7)

10) Koruma mevzuatına tabi yapılar: 2863 sayılı Kanun bağlantısı

2863 sayılı Kanun kapsamında olan yapıların riskli yapı tespiti, yapı maliklerinin talebine istinaden yapılır. (Yön. m.7/8) Tespitin kesinleşmesinden sonra durum ilgili kültür varlıklarını koruma bölge kuruluna bildirilir ve uygulama kurul kararına göre yürütülür. (Yön. m.7/8) Bu düzenleme, kentsel dönüşüm mevzuatı ile kültür varlıklarını koruma rejimi arasında öncelik/uyum mekanizması kurar. (Yön. m.7/8)

11) Eksikliklerin tamamlanması: 30 gün kuralı ve ek süre

Müdürlük/İdare/teknik heyet tarafından tespit edilen teknik inceleme eksikliklerinin tamamı raporu düzenleyen kuruma bildirildiğinde, bu eksikliklerin 30 gün içinde düzeltilmesi zorunludur. (Yön. m.7/9)
Lisanslı kurum/kuruluşun 30 gün içinde gerekçeli talebi üzerine eksikliklerin giderilmesi için ek süre verilebilir. (Yön. m.7/9) Bu hüküm, rapor kalitesini artırırken sürecin sürüncemede kalmasını engellemeyi hedefler. (Yön. m.7/9)

6306 Sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliği Madde 7

Riskli Yapı Tespit Süreci (İlgililer – Kuruluşlar – Süreler)

🔎 AŞAMA👤 İLGİLİ KİŞİ / KURUM🏢 İŞLEM / YETKİ⏱️ SÜRE
🏠 BaşvuruYapı malikleri / kanuni temsilciRiskli yapı tespiti için lisanslı kuruluşa başvuru (elektronik sistem üzerinden)Süre sınırlaması yok
🧪 Teknik incelemeLisanslı kurum / kuruluşYapıdan numune alınması, statik analiz, Ek-2’ye göre risk analiziEn geç 2 ay içinde tespit yapılmalı
📄 Riskli yapı raporuLisanslı kurum / kuruluşRiskli yapı tespit raporunun hazırlanması ve elektronik sistem üzerinden Müdürlüğe gönderilmesiTespit sonrası hemen
🔍 Rapor incelemeİl Müdürlüğü / İdareRaporun usul ve teknik yönden incelenmesiİnceleme sonrası
🏛️ Tapuya bildirimİl Müdürlüğü / İdareRiskli yapı bilgisinin tapu müdürlüğüne gönderilmesiEn geç 10 iş günü içinde
📌 Tapuya şerhTapu MüdürlüğüTapu kütüğü beyanlar hanesine “riskli yapı” şerhi işlenmesiBildirim sonrası
📢 Tebligat yerine ilanİl Müdürlüğü / İdareYapıya asma + e-Devlet bildirimi + muhtarlık ilanı15 gün ilan süresi
⚖️ İtiraz hakkıMalik / kanuni temsilciRiskli yapı tespitine dilekçe ile itiraz15 gün (muhtarlık ilanının son gününden itibaren)
🧑‍🔬 Teknik heyet incelemesiTeknik heyet (üniversite + Bakanlık temsilcileri)İtirazın teknik incelemesiSüre belirli değil
🔄 Tapu kaydının düzeltilmesiİl Müdürlüğü / Tapu Müdürlüğüİtiraz veya mahkeme kararıyla riskli yapı kaydının güncellenmesiKarar sonrası

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Hukuki uyuşmazlıklar, yalnızca mevzuat bilgisi ile değil; uygulama deneyimi, içtihat bilgisi ve stratejik süreç yönetimi gerektiren teknik süreçlerdir. Özellikle kentsel dönüşüm, gayrimenkul, deniz ticareti, kat mülkiyeti ve ticari uyuşmazlıklar gibi çok boyutlu hukuki alanlarda yapılan usul hataları telafisi güç hak kayıplarına ve ciddi ekonomik zararlara yol açabilmektedir.

Bu nedenle hukuki süreçlerin başından itibaren uzman avukat desteği alınması, hakların etkin korunması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Uzman avukat desteği özellikle şu konularda belirleyici rol oynar:

Hukuki risklerin önceden tespit edilmesi ve önleyici stratejilerin geliştirilmesi

Hak kaybına yol açabilecek usul hatalarının önlenmesi

Delil ve belge sürecinin doğru yönetilmesi

İdari ve yargısal başvuruların hukuka uygun şekilde yürütülmesi

Sözleşmelerin müvekkil menfaatlerini koruyacak şekilde hazırlanması

Tazminat ve alacak haklarının etkin şekilde korunması

Uyuşmazlıkların en hızlı ve en doğru yöntemle çözüme kavuşturulması

2M Hukuk Avukatlık Bürosu olarak İstanbul merkezli faaliyet göstermekle birlikte özellikle Tuzla, Kartal, Maltepe, Pendik ve Gebze bölgelerinde; kat mülkiyeti hukuku, kentsel dönüşüm, deniz ticareti hukuku, gayrimenkul hukuku, AYM/AİHM bireysel başvuru ve ticari uyuşmazlıklar başta olmak üzere birçok alanda müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktayız.

Akademik çalışmalarımız, kitap yayınlarımız ve düzenli hukuki analizlerimiz ile teori ve uygulamayı bir araya getirerek müvekkillerimizin haklarını en güçlü şekilde korumayı hedeflemekteyiz.

Read More

Riskli Yapı Tahliyesi ve Yıkım Süreci Nasıl İşler? 60+30 Günlük Süre, Elektrik-Su Kesintisi ve Acele Kamulaştırma Ne Zaman Devreye Girer?

6306 sayılı Kanun Kapsamında Tahliye-Yıkım Süreci | Süreler, Hizmet Kesintisi ve Yargı Denetimi

Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra tahliye ve yıkım süreci belirli aşamalara bağlıdır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun m.5 ve Uygulama Yönetmeliği m.8 uyarınca temel ilke maliklerle anlaşma önceliğidir. Uzlaşma sağlanırsa geçici konut/işyeri veya kira yardımı gündeme gelir.

1. Genel Esaslar ve Anlaşma Önceliği

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi ve Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesi uyarınca, riskli yapıların tahliyesi ve yıktırılmasında temel ilke, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesidir. Danıştay 6. Dairesi ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında vurgulandığı üzere, riskli yapıların yıktırılmasında ve bu alanlardaki uygulamalarda malikler ile uzlaşma esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut/işyeri tahsisi veya kira yardımı yapılması öngörülmüştür.

2. Tahliye ve Yıkım Sürecinin Aşamaları

A. Riskli Yapı Tespitinin Kesinleşmesi: Sürecin başlaması için riskli yapı tespitinin kesinleşmesi şarttır. İstanbul BİM 6. İdari Dava Dairesi kararına göre, riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazın reddedilmesi veya itiraz edilmemesi durumunda tespit kesinleşir. İtiraz süreci devam ederken tesis edilen yıkım işlemleri hukuka aykırı kabul edilmektedir.

B. Birinci Aşama: 60 Günden Az Olmamak Üzere Verilen Süre: Riskli yapı tespiti kesinleşen yapılar için Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü veya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirilmesini ilgili İdareden (Belediye veya İl Özel İdaresi) talep eder. İdare, yapı maliklerine riskli yapının yıktırılması için 60 günden az olmamak üzere süre verir.

Bildirim Yükümlülüğü: Maliklere yapılan tebligatta, yapıyı kullanan kiracı veya sınırlı ayni hak sahiplerine tahliye için malik tarafından bildirim yapılması gerektiği ihtar edilir. Malik bildirim yapmazsa, bu bildirim İdarece gerçekleştirilir.

Süre Usulsüzlüğü: Danıştay 6. Dairesi, 60 günlük yasal süre tanınmadan (örneğin 29 gün süre verilerek) tesis edilen yıkım işlemlerini usul yönünden hukuka aykırı bularak iptal etmektedir.

C. İkinci Aşama: Ek Süre ve İdari Tebligat: Verilen ilk süre içinde yapı maliklerince yıkım gerçekleştirilmezse, İdare tarafından yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek 30 günden az olmamak üzere ek süre verilir. Bazı güncel kararlarda (Danıştay 6. Daire, 2023/6447 ) bu sürenin toplamda 90 günü geçmeyecek şekilde düzenlenebileceği ifade edilmiştir.

3. İdari Makamlarca Tahliye ve Yıkımın Gerçekleştirilmesi

Verilen süreler sonunda maliklerce yıktırılmayan yapılar için mülki amire bildirimde bulunulur. Bu aşamadan sonra:

Tahliye ve Yıkım: Yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mülki amirler tarafından mahallî idarelerin de iştiraki ile yapılır veya yaptırılır.

Kolluk Gücü Kullanımı: Kanun’un 5/4. maddesi uyarınca, tahliyenin engellenmesi durumunda mülki idare amirinin yazılı izniyle kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapılar açtırılarak tahliye gerçekleştirilir.

Masraflar: Yıkım masrafları öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanır, ancak daha sonra hisseleri oranında maliklerden tahsil edilir.

4. Zorlayıcı Tedbirler ve Hizmetlerin Durdurulması

Riskli yapıların tahliyesini sağlamak amacıyla elektrik, su ve doğal gaz gibi altyapı hizmetlerinin durdurulması öngörülmüştür.

Hukuki Durum ve İptal Kararı: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (2019/2841 E., 2021/1574  K.), Uygulama Yönetmeliği’nin 8/2-(ç) bendini iptal etmiştir. İptal gerekçesinde, Kanun’un 4. maddesinde yer alan “hak sahiplerinin görüşünün alınması” koşulunun Yönetmelik düzenlemesinde yer almamasının dayanak yasayı daralttığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, hizmet kesintisi uygulanabilmesi için hak sahiplerinin görüşünün alınması zorunluluğu vurgulanmıştır.

5. Yargısal Denetim ve Teknik Eksiklikler

Yargı mercileri, tahliye ve yıkım işlemlerinin dayanağı olan “riskli yapı tespit raporlarını” teknik yönden denetlemektedir. İstanbul BİM 6. İdari Dava Dairesi’nin bir kararında, binanın rölövesinin hatalı çıkarılması ve taşıyıcı sistem modellemesinin yetersiz olması nedeniyle riskli yapı tespitine dayalı yıkım ve tahliye işlemi iptal edilmiştir. Ayrıca, Danıştay 4. Dairesi, kolon inceleme sayısının (örneğin 8 yerine 6 kolon) yetersiz olmasını usul hatası olarak değerlendirmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi (2012/87 E., 2014/41  K.), Kanun’un 5. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, yıkım masrafları için tapu kaydı üzerine “müşterek ipotek” konulmasına ilişkin düzenlemeyi mülkiyet hakkına aykırı bularak iptal etmiştir.

7. İkincil Kaynaklar

Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi veya dolaylı bağlam sunan ikincil kaynaklar olarak değerlendirilmiştir:

Harç Muafiyeti: Riskli yapıların yıkılıp yeniden inşası sürecinde, kullanım maksadı değişikliği veya alan artışı olsa dahi, dönüşüm sürecinin tüm aşamalarında harç muafiyetinin (Kanun Md. 7/9-10) “kazanılmış hak” kapsamında korunması gerektiği belirtilmiştir (Danıştay 9. Daire).

Kira Yardımı Usulü: Tahliye sonrası kira yardımı başvurularının tahliye tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılması gerektiği, bu sürenin idarenin planlama yetkisi dahilinde olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, kira yardımı haklarının devrinde Bakanlıkça aranan “noter onaylı muvafakatname” şartı hukuka uygun bulunmuştur (Danıştay 4. Daire).

Acele Kamulaştırma İlişkisi: Uzlaşma sağlanamayan veya afet riskinin ivedilikle bertaraf edilmesi gereken alanlarda (örneğin dere yatağı üzerindeki yapılar), 6306 sayılı Kanun kapsamındaki tahliye sürecinin tıkanması durumunda 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca “acele kamulaştırma” yoluna gidilebileceği ve bunun kamu yararı taşıdığı kabul edilmiştir (Danıştay 6. Daire).

Riskli Alan İlanı ve Örneklem Yöntemi: Riskli alan ilanlarında tüm binaların tek tek incelenmesi yerine istatistiksel olarak anlamlı örneklem yönteminin kullanılabileceği, ancak bina sayısının az olduğu küçük alanlarda bu yöntemin yetersiz kalabileceği ve her binanın ayrıntılı analizinin gerekebileceği vurgulanmıştır (Danıştay İDDK)

Sık sorulan sorular

60 günlük süre dolmadan yıkım yapılabilir mi?

Hayır. En az 60 gün verilmesi zorunludur. 29 gün gibi eksik süreler usulden iptal sebebidir. İtiraz süreci devam ederken tesis edilen yıkım işlemleri de hukuka aykırı kabul edilebilir.

Elektrik ve su kesilirse ne yapabilirim?

Hizmet kesintisi için hak sahiplerinin görüşünün alınması gerekir. Bu koşul sağlanmadan yapılan kesintiler iptal davasına konu edilebilir ve yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

Uzlaşma olmazsa acele kamulaştırma mümkün mü?

Afet riskinin ivedilikle giderilmesi gereken hallerde, süreç tıkanırsa 2942 sayılı Kanun m.27 kapsamında acele kamulaştırma gündeme gelebilir. Ancak her somut olayda kamu yararı ve ölçülülük denetlenir.

Neden Avukat Desteği Gerekli?

Tahliye-yıkım işlemleri; süreler, tebligat, teknik raporlar ve hizmet kesintileri bakımından çok katmanlıdır. İstanbul Tuzla kentsel dönüşüm danışmanlığı ve avukatlığı kapsamında:

60+30 günlük sürelerin usule uygunluğunun denetimi

Riskli yapı raporlarının teknik itirazı

Elektrik-su kesintisine karşı yürütmenin durdurulması

Kira yardımı ve harç muafiyeti haklarının korunması

Acele kamulaştırmaya karşı strateji geliştirilmesi

uzmanlık gerektirir. Süre kaçırılması veya teknik itirazın eksik yapılması telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.

Read More