Sınır Dışı (Deport) Kararına Karşı Açılan Dava İşlemi Otomatik Olarak Durdurur mu?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sınır dışı etme kararına karşı yasal süresi içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılması halinde sınır dışı işlemi otomatik olarak durmaktadır. Bu durum, işlemin uygulanmasının mahkeme kararı verilinceye kadar kanun gereği askıya alınması anlamına gelir.
1. Sınır Dışı (Deport) İşleminin Otomatik Olarak Durması
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sınır dışı etme kararına karşı yasal süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılması halinde, sınır dışı etme işlemi otomatik olarak durmaktadır. Yargı kararlarında bu hususa ilişkin temel ilkeler şu şekildedir:
Genel Kural: Hakkında sınır dışı etme kararı alınan bir yabancı, bu kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde iptal davası açtığında, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez. Bu durum, işlemin icrasının kanun gereği kendiliğinden askıya alınması anlamına gelir.
Yasal Değişiklikler ve İstisnaların Kaldırılması: 7196 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden önce, kamu düzeni, kamu güvenliği veya terör örgütü üyeliği gibi (YUKK md. 54/1-b, d ve k bentleri) belirli durumlarda dava açılmasının işlemi otomatik olarak durdurmayacağına dair istisnalar bulunmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında (örneğin 15/3/2022 ve 20/4/2020 tarihli kararlar), bu istisnaların kaldırıldığı ve artık her hâlükârda dava süresince sınır dışı işleminin otomatik olarak duracağı vurgulanmıştır.
Yürütmenin Durdurulması (YD) Talebi: İşlemin kanun gereği otomatik olarak durması nedeniyle, idare mahkemelerinden ayrıca bir “yürütmenin durdurulması” kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bazı mahkemeler, bu tür talepler hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurmaktadır.
Yabancının Rızası İstisnası: Otomatik durma kuralının tek istisnası yabancının rızasıdır. Ancak bu rızanın “bilinçli ve aydınlatılmış” olması gerekir; aksi takdirde (örneğin avukat haberdar edilmeden imzalatılan gönüllü geri dönüş formları) hak ihlali teşkil edebilir.
2. Dava Açıldıktan Sonra Yapılması Gereken Usuli İşlemler
Yabancının iptal davası açtıktan sonra yerine getirmesi gereken temel usuli yükümlülükler şunlardır:
İdari Makama Bildirim Zorunluluğu: YUKK’un 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, idare mahkemesine başvuran kişi, bu başvurusunu sınır dışı etme kararını veren makama (ilgili Valilik/Göç İdaresi) bildirmek zorundadır. Bu bildirim, dava açma sürecinin tamamlayıcı bir adımı olarak kabul edilmektedir. İdare Mahkemesi iptal davası açıldığına dair göç idaresine veya yabancının bulunduğu geri gönderme merkezine otomatik veya resen bir bildirimde bulunmamaktadır. Bu husus çoğu zaman gözardı edilmekte ve yabancının mağduriyetine yol açabilmektedir.
Süreç Takibi: İdare mahkemesine yapılan başvuruların on beş gün içinde sonuçlandırılması gerektiği ve bu kararın kesin olduğu belirtilmiştir. Ancak uygulamada idare mahkemelerinin 15 gün içinde iptal davasını sonuçlandırdığı bugüne kadar görülmemiştir. İptal davasının sonuçlanması 6 ay, 1 yıl gibi süreler alabilmektedir. Kanunun emredici hükmüne rağmen 15 günün geçirilmesi durumlarına karşı bir yaptırım söz konusu değildir. Bu nedenle sürecin hızlı takibi önem arz etmektedir.
İdari Gözetim Durumu: Sınır dışı davasının açılması işlemi otomatik olarak durdursa da, yabancı hakkındaki “idari gözetim” kararını kendiliğinden sona erdirmez. İdari gözetimin kaldırılması ve yabancının serbest bırakılması için ayrıca Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilmesi gerekmektedir.
3. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam
İkincil bilgi sağlayan kararlar ve sınırlı bilgi içeren metinler çerçevesinde şu hususlar not edilmelidir:
Eski Mevzuat Farkı: Mülga 5683 sayılı Kanun döneminde dava açmanın otomatik durdurma etkisi bulunmadığı, bu güvencenin 6458 sayılı YUKK ile getirildiği vurgulanmıştır.
Usuli Hızlandırma Talepleri: Bazı durumlarda, otomatik durma mekanizmasının pratikte aksamaması için mahkemelerden savunma sürelerinin kısaltılması veya memur eliyle tebligat gibi usuli hızlandırma adımlarının talep edilebileceği ima edilmiştir.
Bireysel Başvuru ve Tedbir: İdare mahkemesi sürecinde bir aksama yaşanması veya istisnai bir risk doğması halinde, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılarak “tedbir” talebinde bulunulabildiği, ancak idare mahkemesi yolunun etkili bir iç hukuk yolu olarak öncelikle tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tam Yargı Davası: İdari gözetim veya sınır dışı sürecinde doğan zararlar için iptal davasından ayrı olarak “tam yargı davası” açılmasının bir hak arama yolu olduğu ifade edilmiştir.
Özetle: Güncel yasal düzenlemeler ve yüksek yargı içtihatları uyarınca, sınır dışı kararına karşı açılan iptal davası işlemi otomatik olarak durdurur. Yabancının dava açtıktan sonra yapması gereken en kritik usuli işlem, bu durumu kararı veren idari makama bildirmektir. İdari gözetim altında bulunulması durumunda ise Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak itiraz, davanın kendisinden bağımsız bir usuli adımdır.
Sık Sorulan Sorular
Yabancı dava açtıktan sonra deport edilebilir mi?
Hayır. YUKK m.53/3 uyarınca sınır dışı kararına karşı süresi içinde dava açılması halinde deport işlemi kanun gereği otomatik olarak durur. Mahkeme kararına kadar yabancı sınır dışı edilemez. Ancak yabancının gönüllü geri dönüş kapsamında açık rızası varsa bu durum istisna oluşturabilir.
Deport davası açmak idari gözetimi de kaldırır mı?
Hayır. Deport davasının açılması yalnızca sınır dışı işleminin uygulanmasını durdurur. Eğer yabancı kişi geri gönderme merkezinde idari gözetim altında tutuluyorsa, serbest bırakılması için ayrıca Sulh Ceza Hakimliğine başvuru yapılması gerekir.
Deport kararına karşı yürütmenin durdurulması talebi vermek gerekir mi?
Çoğu durumda gerekmez. Çünkü sınır dışı kararına karşı açılan dava, kanun gereği işlemin uygulanmasını zaten durdurmaktadır. Bu nedenle birçok idare mahkemesi yürütmenin durdurulması talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verebilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Sınır dışı (deport) süreçleri, hem göç hukuku hem de idare hukuku açısından oldukça teknik ve hızlı ilerleyen işlemler içerir. Özellikle Geri Gönderme Merkezi süreçlerinde dava açma sürelerinin kısa olması, yanlış veya eksik yapılan işlemlerin ciddi hak kayıplarına yol açabilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle deport kararlarına karşı yürütülen hukuki süreçlerin deneyimli bir yabancı avukatı veya deport avukatı tarafından takip edilmesi büyük önem taşır.
İstanbul’da özellikle İstanbul göçmen avukatı, Tuzla göçmen avukatı veya Tuzla geri gönderme merkezi avukatı olarak çalışan hukukçular, yabancıların geri gönderme merkezindeki hukuki durumları, deport kararlarına karşı açılacak davalar ve idari gözetim itirazları konusunda uzmanlaşmıştır. Bu süreçlerde yapılacak küçük bir usul hatası dahi dava açma süresinin kaçırılmasına, sınır dışı işleminin kesinleşmesine veya yabancı hakkında Türkiye’ye giriş yasağı uygulanmasına neden olabilir.
Bu nedenle sınır dışı kararına karşı yürütülecek davaların, göç hukuku alanında deneyimli bir deport avukatı tarafından takip edilmesi yabancının haklarının korunması açısından kritik öneme sahiptir. İstanbul ve Türkiye genelinde göç hukuku alanında faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, deport kararlarına karşı açılan davalar, geri gönderme merkezi işlemleri ve yabancıların hukuki haklarının korunması konusunda profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Türkiye’de yabancılar hakkında verilen deport (sınır dışı etme) kararı, doğrudan kişi özgürlüğünü, seyahat hakkını ve aile hayatını etkileyen çok ciddi bir idari işlemdir. Bu nedenle deport kararı neden verilir, hangi hallerde iptal edilir, geri gönderme merkezi süreci nasıl işler, idari gözetim ne kadar sürer ve Türkiye’ye giriş yasağı nasıl kaldırılır soruları uygulamada en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) uyarınca yürütülen bu süreçlerde, hem idarenin sıkı şekil şartlarına uyması hem de yabancının kısa süre içinde etkili hukuki başvuru yapması gerekir.
Bu çalışma, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) mevzuatı ve güncel hukuki literatür ışığında; deport (sınır dışı etme) kararı, iptal davası süreçleri, idari gözetim, geri gönderme merkezleri, giriş yasağı ve yabancıların hukuki haklarına ilişkin kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
1. Deport (Sınır Dışı Etme) Kararı Nedir ve Hukuki Niteliği
Sınır dışı etme kararı, Türkiye’de bulunması mevzuata aykırı görülen veya kamu düzeni/güvenliği açısından sakıncalı bulunan yabancıların; menşe ülkesine, transit gideceği ülkeye veya üçüncü bir ülkeye gönderilmesini sağlayan idari bir işlemdir (YUKK md. 52). Karar, Göç İdaresi Başkanlığı’nın talimatı üzerine veya valiliklerce resen alınır.
Literatürde bu kararın hukuki niteliği ve kişi hürriyeti üzerindeki etkileri sıklıkla vurgulanmaktadır.
“Yabancı hakkında verilen sınır dışı etme kararı, yabancının hürriyetini ve güvenliğini etkilediği için sınır dışı etme kararları Anayasa m. 19 ve 23 ile doğrudan ilgilidir. Türk hukukunda yabancı hakkında sınır dışı etme kararı idari işlem ile meydana gelmektedir.”
Ayrıca, idari bir işlem olan sınır dışı kararının gerekçeli olması zorunludur.
“Bir sınır dışı etme kararının gerekçesinde yalnızca YUKK’un 54. maddesindeki sınır dışı etme sebeplerinin yazılması, usule aykırı olacaktır. Bu nedenle, hangi gerekçeye dayanarak YUKK’un 54. maddesindeki düzenlemelere başvurulduğu sınır dışı etme kararında açıkça belirtilmelidir.”
2. Hangi Durumlarda Deport Kararı Verilir ve Sınır Dışı Edilemeyecekler
YUKK md. 54 uyarınca sınır dışı etme nedenleri tahdidi olarak sayılmıştır. Bunlar başlıca;
Terör ve suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olmak,
Kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı açısından tehdit oluşturmak (Örn: G-87 tahdit kodu),
Vize ve ikamet sürelerini 10 günden fazla aşmak veya ihlal etmek,
Türkiye’ye yasa dışı yollarla girmek veya çıkmak,
Sahte belge kullanmak,
Uluslararası koruma başvurusu reddedilenlerden kalma hakkı bulunmayanlardır.
Sınır Dışı Edilemeyecekler (YUKK md. 55): Kanun koyucu, md. 54 kapsamına girse dahi bazı yabancıların sınır dışı edilmesini yasaklamıştır. Gideceği ülkede ölüm cezası, işkence veya onur kırıcı muamele riski bulunanlar (Non-refoulement / Geri Gönderme Yasağı), ciddi sağlık sorunları, yaş veya hamilelik nedeniyle seyahat edemeyecek olanlar ve insan ticareti mağdurları bu kapsamdadır.
3. Deport Kararının İptali: Dava Süreci ve 7 Günlük Süre
Sınır dışı etme kararına karşı yargı yolu açıktır. YUKK md. 53/3 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesine iptal davası açılabilir. (Not: Literatürdeki eski tarihli bazı eserlerde geçen 15 günlük dava açma süresi, 7196 sayılı Kanun ile 7 güne düşürülmüştür). Mahkeme başvuruyu 15 gün içinde sonuçlandırır ve verilen karar kesindir.
Dava açılmasının en önemli hukuki sonucu, işlemin icrasını kendiliğinden durdurmasıdır.
“YUKK’a 53/3 maddesinde kişinin sınır dışı işlemine karşı yapılacak başvurusunun… yedi gün içinde yapılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca mahkemeye yapılan başvuruların on beş gün içinde sonuçlandıracağı düzenleme altına alınmıştır… Sınır dışı etme kararına karşı yapılacak başvuru sonuçlanana karşı kişi sınır dışı edilmeyecek, sınır dışı etme kararının kesinleşmesi beklenecektir.”
4. İdari Gözetim ve Geri Gönderme Merkezleri (GGM)
Hakkında sınır dışı kararı alınanlardan; kaçma riski bulunanlar, giriş-çıkış kurallarını ihlal edenler veya kamu güvenliği tehdidi oluşturanlar valilik kararıyla idari gözetim altına alınarak Geri Gönderme Merkezlerine (GGM) gönderilir (YUKK md. 57).
Süre: İdari gözetim süresi en fazla 6 aydır. Yabancının iş birliği yapmaması halinde bu süre en fazla 6 ay daha uzatılabilir (Azami 1 yıl).
İtiraz: İdari gözetim kararına karşı Sulh Ceza Hakimliğine başvurulabilir. Hakim 5 gün içinde kesin olarak karar verir.
Literatürdeki Temel Tartışma (İptal Davasının İdari Gözetime Etkisi): Sınır dışı kararına karşı idare mahkemesinde dava açılması sınır dışı işlemini durdursa da, idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz.
“Sınır dışı etme kararı nedeniyle idari gözetim altında iken sınır dışı kararına karşı idare mahkemesine başvurulması da idari gözetimi durdurmaz, yalnızca sınır dışı etme işlemini durdurur… Sınır dışı kararının mahkemece hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi hâlinde ise, kişinin özgürlüğünün haksız olarak kısıtlandığı anlaşılacaktır.”
Bununla birlikte, idare mahkemesi sınır dışı kararını iptal ederse, idari gözetim de dayanaksız kalacağı için sona erer. “Mahkeme sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olduğuna ve bu nedenle iptal edilmesine karar verirse söz konusu sınır dışı etme kararına istinaden alınan idari gözetim kararı da valilikçe derhal sonlandırılır” Ayrıca, idari gözetime alternatif olarak YUKK md. 57/A uyarınca belirli adreste ikamet etme veya bildirimde bulunma gibi yükümlülükler de getirilebilir.
5. Türkiye’ye Giriş Yasağı (YUKK md. 9)
Sınır dışı edilen yabancılar hakkında valilik veya Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınır. Kural olarak en fazla 5 yıl olan bu süre, kamu güvenliği açısından ciddi tehdit varlığında 10 yıl daha artırılarak 15 yıla kadar çıkarılabilir.
Giriş yasağı ile sınır dışı kararı arasındaki illiyet bağı literatürde dikkatle incelenmektedir.
“Sınır dışı etme kararı dolayısıyla giriş yasağı kararı verilmesi için, sınır dışı etme kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Zira sınır dışı etme kararının iptal edilmesi ile bu karara istinaden verilen giriş yasağı kararı da sebepsiz kalacaktır.”
6. Yabancıların Hukuki Hakları ve Güvenceleri
Sınır dışı ve idari gözetim süreçlerinde yabancıların temel insan hakları anayasal ve uluslararası güvence altındadır. Karar tebliğ edilirken yabancıya itiraz usulleri ve süreleri anladığı dilde bildirilmeli, avukat tutma imkanı olmayanlara adli yardım sağlanmalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları bu süreçte belirleyicidir. Evrim Uzun (2024), idari gözetimin AİHS m. 5 (Özgürlük ve Güvenlik Hakkı) kapsamında değerlendirildiğini belirtirken;
“AYM… Anayasanın 19. maddesine ve hakkında sınır dışı etme kararı alınan kişilerin yakalanması, idari gözetim işleminin koşulları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları gibi usul güvencelerine aykırılıktan dolayı bu başlık altında yapılan şikâyetlerden ötürü ihlal kararları vermiştir.”
Sonuç olarak; sınır dışı etme kararı ve buna bağlı idari gözetim işlemleri, idarenin sıkı şekil şartlarına ve sürelere tabi olduğu, yargı denetiminin (7 günlük dava açma süresi ve otomatik durdurma etkisi) etkin bir şekilde kullanılabildiği, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile doğrudan bağlantılı hukuki süreçlerdir.
Deport (sınır dışı etme) kararı hangi durumlarda verilir?
Deport kararı, yabancının Türkiye’de bulunmasının mevzuata aykırı görülmesi veya kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından sakıncalı kabul edilmesi halinde verilebilir. Uygulamada en sık karşılaşılan nedenler; vize veya ikamet ihlali, kaçak çalışma, sahte belge kullanılması, Türkiye’ye yasa dışı giriş-çıkış yapılması, kamu düzeni açısından tehdit oluşturulduğunun değerlendirilmesi, tahdit kodu konulması ve uluslararası koruma başvurusunun reddedilmesine rağmen ülkede kalmaya devam edilmesi gibi hallerdir. Ancak her olayda idarenin sadece kanun maddesini yazması yeterli değildir; kişiye neden sınır dışı kararı verildiğinin somut ve açık şekilde ortaya konulması gerekir. Aksi halde deport kararı, gerekçe yönünden hukuka aykırı hale gelebilir.
Deport kararına karşı dava açma süresi kaç gündür, hangi mahkemeye başvurulur?
Sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili İdare Mahkemesinde iptal davası açılması gerekir. Bu süre son derece kısa ve hak düşürücü nitelikte olduğundan, birkaç günlük gecikme bile dava hakkının kaybına yol açabilir. Yetkili mahkeme genellikle kararı veren valiliğin veya il göç idaresinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Örneğin karar İstanbul’da verilmişse çoğu durumda dava İstanbul İdare Mahkemelerinde açılır. Dava dilekçesinin doğru hazırlanması, sınır dışı gerekçesinin hukuka aykırılığının somutlaştırılması ve risk durumlarının açıkça anlatılması bu aşamada çok önemlidir.
Deport kararına karşı dava açılırsa yabancı hemen sınır dışı edilir mi?
Hayır. YUKK m. 53/3 uyarınca, deport kararına karşı süresi içinde dava açıldığında sınır dışı işlemi otomatik olarak durur. Bu, uygulamadaki en önemli güvencelerden biridir. Yani yabancı, kendi açık rızasıyla gönüllü geri dönüşü kabul etmediği sürece, dava sürerken sınır dışı edilemez. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: deport kararına karşı dava açılması, sınır dışı işlemini durdurur; fakat idari gözetim kararını kendiliğinden sona erdirmez. Bu nedenle kişi geri gönderme merkezinde tutuluyorsa, ayrıca idari gözetim kararına karşı da hukuki başvuru yapılması gerekebilir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Deport, idari gözetim ve geri gönderme merkezi süreçleri, hem göç hukuku hem idare hukuku hem de temel hak ve özgürlükler bakımından son derece teknik süreçlerdir. Özellikle 7 günlük dava açma süresi, yabancının anladığı dilde bilgilendirilip bilgilendirilmediği, kararın gerçekten gerekçeli olup olmadığı, tahdit kodunun dayanağı, Tuzla Geri Gönderme Merkezi uygulamaları, idari gözetim kararına karşı yapılacak başvurular ve Türkiye’ye giriş yasağı değerlendirmeleri profesyonel hukuki müdahale gerektirir. Uygulamada yapılan en küçük hata bile kişinin sınır dışı edilmesine, ailesinden ayrılmasına veya uzun süreli giriş yasağı ile karşılaşmasına neden olabilir.
Bu nedenle süreçlerin, İstanbul göçmen avukatı, Tuzla avukat veya özellikle Tuzla göçmen avukatı desteğiyle yürütülmesi büyük önem taşır. Çünkü özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi dosyalarında işlemler çok hızlı ilerlemekte; başvuru, itiraz ve dava süreleri ise son derece kısa olmaktadır. Gerek deport kararının iptali, gerek idari gözetimin kaldırılması, gerekse giriş yasağının hukuka uygunluğunun denetlenmesi bakımından deneyimli hukuki temsil, yabancının haklarının korunmasında belirleyici rol oynar.
İstanbul ve Türkiye genelinde göç hukuku alanında çalışan 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, deport kararlarının iptali, geri gönderme merkezi işlemleri, idari gözetim kararlarına itiraz, tahdit kodları, giriş yasağı işlemleri ve yabancıların hukuki statülerine ilişkin uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Özellikle İstanbul göçmen avukatı, Tuzla avukat ve Tuzla göçmen avukatı desteği arayan kişiler bakımından, 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, göç hukuku uygulamasındaki teknik ayrıntıları bilen ve Tuzla Geri Gönderme Merkezi süreçlerine hakim yaklaşımıyla önemli hukuki destek sağlamaktadır.
Sınır Dışı (Deport) Kararına Karşı Başvuru Yolu, Makam ve Süreler
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, yabancılar hakkında verilen sınır dışı etme (deport) kararına karşı yargı yolu açık olup belirli süre ve usullere tabidir.
1. Sınır Dışı (Deport) Kararına Karşı Başvuru Yolu, Makam ve Süreler
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, yabancı hakkında tesis edilen sınır dışı etme kararına karşı yargı yolu ve süreleri şu şekildedir:
Başvuru Makamı: Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren İdare Mahkemesine başvurulması gerekmektedir.
Başvuru Süresi: Güncel yargı kararları ve kanun değişiklikleri uyarınca başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren 7 (yedi) gündür. Bazı kararlarda (örneğin Danıştay 10. Daire ve bazı Bölge İdare Mahkemesi kararları) 15 günlük sürelerden bahsedilse de, Anayasa Mahkemesi ve güncel ilk derece mahkemesi kararları 7196 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası sürenin 7 gün olduğunu vurgulamaktadır.
Bildirim Yükümlülüğü: Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama (ilgili Valilik/Göç İdaresi) bu başvurusunu bildirmekle yükümlüdür.
Yargılama Süreci: Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. İdare mahkemesinin bu konuda vermiş olduğu karar kesin niteliktedir; dolayısıyla bu karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
2. Sınır Dışı Kararının Durdurulması (Otomatik Askı Mekanizması)
Sınır dışı etme kararının uygulanması, dava açılmasıyla birlikte kanun gereği kendiliğinden durmaktadır. YUKK 53/3 maddesinde yer alan “Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez” hükmü bu güvenceyi sağlamaktadır.
Dava Açma Süresi İçinde Koruma: 7 günlük dava açma süresi boyunca idare, yabancıyı sınır dışı edemez.
Yargılama Süresince Koruma: Dava açıldığı andan itibaren mahkeme kararı kesinleşinceye kadar sınır dışı işlemi askıda kalır.
İstisnaların Kaldırılması: Geçmişte 54. maddenin 1. fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri (terör örgütü ilişkisi, kamu güvenliği tehdidi vb.) kapsamındakiler için dava açmanın işlemi durdurmayacağına dair istisnalar bulunmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin pilot kararları ve 7196 sayılı Kanun değişikliği ile bu istisnalar büyük oranda kaldırılmış; dava açılması durumunda işlemin otomatik olarak duracağı kuralı genel bir güvence haline getirilmiştir.
3. 7 Günlük Süre Beklemeden Sınır Dışı Yapılabilmesi Durumu ve Analizi
Göç İdaresi’nin 7 günlük dava açma süresini beklemeden işlem yapıp yapamayacağı hususu yargı kararlarında şu şekilde analiz edilmiştir:
Genel Kural: İdare, yabancının rızası olmaksızın 7 günlük dava açma süresini beklemek zorundadır. Kanun, dava açma süresi içinde sınır dışı etmeyi açıkça yasaklamıştır.
Rıza İstisnası (Gönüllü Geri Dönüş): Yabancının kendi rızasıyla (Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu imzalayarak) ülkeden ayrılmak istemesi durumunda 7 günlük süre beklenmeksizin sınır dışı işlemi gerçekleştirilebilir.
Rızanın Sakatlanması Riski: Anayasa Mahkemesi (2/5/2023 tarihli karar), matbu formların imzalatılması, avukatın haberdar edilmemesi veya menşe ülkedeki riskin varlığı durumunda rızanın “bilinçli” olmadığını değerlendirerek, 7 günlük süre beklenmeden yapılan sınır dışı işlemlerinde hak ihlali kararı verebilmektedir.
48 Saatlik Karar Süresi ile Karıştırılmamalıdır: YUKK 57. maddesinde yer alan “değerlendirme ve karar süresinin 48 saati geçemeyeceği” hükmü, sınır dışı etme kararının alınma süresine ilişkindir; bu karar alındıktan sonra uygulama için yine 7 günlük dava açma süresine riayet edilmesi gerekmektedir.
Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi veya dolaylı bağlam sağladığı için ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir:
İkincil Kaynak (AYM 2018/11825 ): Irak vatandaşlarına ilişkin bir kararda, 2019 değişikliği öncesi dönemde kamu güvenliği tehdidi (54/d) gerekçesiyle dava açılsa dahi sınır dışı icra yetkisinin geniş olduğu ima edilmiş; ancak Anayasa Mahkemesi’nin tedbir kararlarıyla bu sürecin durdurulabildiği ve risk araştırması yapılmadan icra edilen işlemlerin kötü muamele yasağını ihlal ettiği vurgulanmıştır.
İkincil Kaynak (Danıştay 10. Daire 2022/8353 ): Sınır dışı işlemlerine karşı açılan davalarda yetkili mahkemenin, işlemin tesis edildiği yerdeki idare mahkemesi olduğu (yetki uyuşmazlığı bağlamında) teyit edilmiştir.
İkincil Kaynak (AYM 22/11/2022): Suçluların iadesi (extradition) süreçlerinde, iade kararının kesinleşmesinden itibaren belirli süreler içinde teslim alınmayan kişiler hakkındaki koruma tedbirlerinin kaldırılacağı belirtilmiş; bu süreçlerin genel sınır dışı prosedüründen farklı usullere tabi olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak; yabancı hakkında verilen sınır dışı kararı, tebliğden itibaren 7 gün içinde İdare Mahkemesine başvurularak durdurulur. Bu başvuru yapıldığında ve idareye bildirildiğinde, yargılama sonuna kadar sınır dışı işlemi kanun gereği otomatik olarak durur. Yabancının açık ve bilinçli rızası (gönüllü geri dönüş) olmadığı müddetçe, Göç İdaresi’nin 7 günlük dava açma süresini beklemeden işlem yapması hukuka aykırıdır.
Sık Sorulan Sorular
Deport kararına karşı dava açınca sınır dışı edilir miyim?
Hayır. YUKK m.53/3 uyarınca dava açılmasıyla birlikte sınır dışı işlemi otomatik olarak durur ve mahkeme kararına kadar uygulanamaz.
Deport kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?
Bu süre hak düşürücü olduğu için kaçırılması halinde dava açma hakkı ortadan kalkabilir.
Deport davasına hangi mahkeme bakar?
Yetkili mahkeme, sınır dışı kararını veren idarenin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesidir. Örneğin İstanbul’da verilen bir karar için İstanbul İdare Mahkemeleri yetkilidir.
Geri Gönderme Merkezinde olan kişi dava açabilir mi?
Evet. Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan yabancılar da avukat aracılığıyla deport kararına karşı dava açabilir. Bu davalar genellikle çok kısa süre içinde açılması gereken acil davalardır.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Sınır dışı (deport) işlemleri, göç hukuku ve idare hukuku alanında uzmanlık gerektiren oldukça teknik süreçlerdir. Özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi süreçleri, kısa dava süreleri ve hızlı idari işlemler nedeniyle profesyonel hukuki destek gerektirir.
Sınır dışı (deport) işlemleri, hem göç hukuku hem de idare hukuku açısından teknik ve hızlı yürüyen süreçler olduğundan, çoğu zaman uzmanlık gerektiren hukuki değerlendirmeler içerir. Özellikle Geri Gönderme Merkezi (GGM) süreçlerinde dava açma sürelerinin kısa olması ve idari işlemlerin hızlı uygulanabilmesi nedeniyle, yabancıların haklarını koruyabilmesi için profesyonel hukuki destek büyük önem taşır. Bu nedenle İstanbul’da deport kararlarına karşı açılan davalarda genellikle İstanbul göçmen avukatı, Tuzla geri gönderme merkezi avukatı, Tuzla göçmen avukatı veya Tuzla avukat gibi göç hukuku alanında deneyimli hukukçuların desteğine başvurulmaktadır. Çünkü sınır dışı işlemlerinde yapılacak küçük bir usul hatası dahi dava açma süresinin kaçırılmasına, sınır dışı işleminin kesinleşmesine veya yabancı hakkında Türkiye’ye giriş yasağı uygulanmasına yol açabilir. Bu sebeple deport kararına karşı açılacak davaların deneyimli bir göç hukuku avukatı tarafından yürütülmesi, yabancının Türkiye’de kalma hakkının korunması açısından kritik bir rol oynar. İstanbul ve Türkiye genelinde göç hukuku alanında faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, deport kararlarına karşı açılan davalar, geri gönderme merkezi işlemleri ve yabancıların hukuki haklarının korunması konusunda profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
Türkiye’de yabancılar hakkında verilen idari gözetim kararları, çoğunlukla sınır dışı işlemleri sırasında uygulanmaktadır. Ancak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) uyarınca idari gözetim kararı mutlak değildir ve Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak itiraz ile kaldırılması mümkündür.
Uygulamada özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi gibi idari gözetim merkezlerinde tutulan yabancılar hakkında verilen kararların hukuka uygun olup olmadığı mahkemeler tarafından denetlenmektedir. Bu başvuruların başarılı olabilmesi için dilekçeye eklenecek belgeler ve hukuki gerekçeler büyük önem taşımaktadır.
1. İdari Gözetimin Kaldırılması İçin Sulh Ceza Hakimliğine Sunulacak Dilekçeye Eklenecek Evraklar
Yargı kararları incelendiğinde, idari gözetim kararına itiraz dilekçesine eklenmesi gereken spesifik evraklar hakkında kanuni bir liste sunulmamakla birlikte, mahkemelerin inceleme aşamasında dikkate aldığı ve başvurucular tarafından sunulan belgeler şunlardır:
İdari Karar Belgeleri: Hakkında itiraz edilen “İdari Gözetim Kararı” ve varsa “Sınır Dışı Etme Kararı”nın aslı veya sureti.
Kimlik ve Pasaport Bilgileri: Yabancıya ait pasaport fotokopisi, vize giriş-çıkış kayıtları veya geçerli kimlik belgeleri.
Adli Kararlar: Varsa ilgili suçtan alınan “Beraat Kararı”, “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) veya tahliye kararları.
İdari Yargı Belgeleri: Sınır dışı etme kararının iptali için açılan davaya ilişkin derkenar, yürütmenin durdurulması kararları veya iptal ilamları.
Uluslararası Koruma Belgeleri: Uluslararası koruma başvurusu yapıldığına dair belge veya mülteci kabul belgeleri.
İkamet ve Aile Durum Belgeleri: Türkiye’de sabit bir ikametgahının olduğunu gösteren kira sözleşmesi veya yerleşim yeri belgesi; Türk vatandaşı eş veya çocuklara ilişkin aile nüfus kayıt örneği ve evlilik cüzdanı.
Sağlık Raporları: Gözetim altında tutulmaya engel teşkil edebilecek kronik hastalıkları veya mevcut sağlık durumunu gösteren hastane raporları.
2. İdari Gözetim Kararının Kaldırılmasına Etki Eden Durumlar
Mahkemelerin idari gözetim kararını kaldırma gerekçesi olarak kabul ettiği temel durumlar şunlardır:
Usul Eksiklikleri: İdari gözetim kararının her ay düzenli olarak gözden geçirilmemesi, uzatma kararlarının gerekçesiz olması veya bu kararların yabancıya/vekiline usulüne uygun tebliğ edilmemesi.
Süre Aşımı: 6458 sayılı Kanun’un 57/3 maddesinde belirtilen azami 6+6 aylık (toplam 1 yıl) sürenin dolmuş olması.
Somut Delil Eksikliği: “Kamu düzeni veya güvenliği için tehdit oluşturma” ya da “kaçma ve kaybolma riski” gerekçelerinin somut bilgi ve belgeye dayanmaması, sadece soyut iddialardan ibaret olması.
Alternatif Tedbirlerin Yeterliliği: İdari gözetimin “son çare” olması ilkesi gereği; yabancının sabit adresinin bulunması, aile düzeninin olması veya adli kontrol (imza yükümlülüğü vb.) tedbirlerinin yeterli görülmesi.
Sınır Dışı İşleminin İmkansızlığı: Anayasa Mahkemesi veya AİHM tarafından verilen geçici tedbir kararları nedeniyle sınır dışı işleminin fiilen uygulanamaz hale gelmesi ve gözetimin işlevsizleşmesi.
Kişisel Durumlar: Yabancının Türkiye’de yasal yollarla bulunması, çalışma izninin olması, öğrenci statüsünün devam etmesi veya hakkında herhangi bir adli soruşturma/suç unsurunun bulunmaması.
3. Durumları İspatlayan Belgeler
Gözetimin kaldırılmasına esas teşkil eden durumları ispatlamak için kullanılan belgeler şunlardır:
İdari Yazışmalar: İdarenin mahkemeye gönderdiği müzekkere cevapları, aylık değerlendirme formları ve tebliğ-tebellüğ tutanakları (usul ihlallerini ispat için).
Resmi Kayıtlar: UYAP kayıtları, Göç İdaresi (GİGM) sistem kayıtları, giriş-çıkış (Pol-Net) kayıtları.
Statü Belgeleri: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan alınan çalışma izni, üniversite öğrenci belgesi, BMMYK mülteci belgesi.
Adli Kontrol Belgeleri: Başka bir soruşturma kapsamında verilen ve yabancının ulaşılabilir olduğunu kanıtlayan adli kontrol (imza atma) kararları.
Uluslararası Kayıtlar: Interpol kayıtlarındaki isim benzerliği veya hatalı bilgileri çürüten pasaport ve kimlik doğrulama belgeleri.
İkincil kaynak niteliğindeki yargı kararları, yukarıdaki hususlara ek olarak şu bağlamları sağlamaktadır:
Soyut Gerekçe Vurgusu: İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği, kanun maddesinin aynen ve soyut olarak yazılmasını, somut delil sunulmamasını kaldırma gerekçesi saymıştır.
Adli Kontrol ve Sabit Adres: Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında, yabancının ulaşılabilir bir adresinin bulunması ve adli kontrol altında olması, kaçma riskinin bulunmadığına dair güçlü bir karine olarak değerlendirilmiştir.
Eğitim ve İyi Hal: Mısır uyruklu bir öğrenci vakasında, üniversite kaydı ve pasaporttaki öğrenci statüsü, idari gözetimin imza yükümlülüğüne çevrilmesinde etkili olmuştur.
Mazeret Olarak Gözetim: Yargıtay, idari gözetim altında bulunmayı, denetimli serbestlik yükümlülüklerini yerine getirememek için “irade dışı fiili imkansızlık” ve geçerli bir mazeret olarak kabul etmiştir.
İdari Şerhler: Pasaport üzerindeki idari şerhlerin veya savcılık soruşturmalarının devam etmesi, idare tarafından gözetimin devamı için gerekçe gösterilse de, mahkemelerce bu durumların somut tehlike boyutu incelenmektedir.
Gönüllü Dönüş: Yabancının gönüllü geri dönüş beyanında bulunması, gözetim şartlarını değiştiren bir unsur olarak kaydedilmiştir.
Sık Sorulan Sorular
İdari gözetim kararı ne kadar süreyle uygulanabilir?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre idari gözetim süresi en fazla 6 ay olarak uygulanabilir. Ancak sınır dışı işlemlerinin tamamlanamaması halinde bu süre 6 ay daha uzatılabilir. Böylece toplam azami süre 12 ay olmaktadır. Ancak bu sürelerin uygulanabilmesi için idarenin her ay düzenli olarak değerlendirme yapması ve gözetimin devamını gerektiren somut gerekçeleri ortaya koyması gerekir. Eğer bu değerlendirmeler yapılmazsa veya uzatma kararları gerekçesiz verilirse, idari gözetim kararı hukuka aykırı hale gelebilir ve Sulh Ceza Hakimliğine yapılan başvuru ile kaldırılabilir.
İdari gözetim kararına kimler itiraz edebilir?
İdari gözetim kararına yabancının kendisi, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından itiraz edilebilir. Başvuru doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine yapılmaktadır ve bu başvurular genellikle hızlı şekilde incelenir. Mahkeme, başvuru sırasında hem idarenin sunduğu belgeleri hem de başvurucu tarafından sunulan delilleri değerlendirir. Sabit adres, aile bağları, öğrenci statüsü, çalışma izni veya sağlık durumu gibi unsurlar mahkemenin değerlendirmesinde önemli rol oynar.
İdari gözetim yerine başka tedbirler uygulanabilir mi?
Evet. YUKK kapsamında idari gözetim son çare olarak uygulanması gereken bir tedbirdir. Eğer kişinin kaçma riski bulunmuyorsa veya ulaşılabilir bir adresi varsa, mahkemeler idari gözetim yerine alternatif tedbirler uygulanmasına karar verebilir. Bu tedbirler arasında imza yükümlülüğü, belirli bir adreste ikamet zorunluluğu veya bildirim yükümlülüğü gibi uygulamalar bulunmaktadır. Özellikle aile bağları bulunan, öğrenci olan veya çalışma izni bulunan kişiler açısından bu alternatif tedbirler daha sık uygulanabilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
İdari gözetim kararlarına karşı yapılacak başvurular teknik ve hızlı ilerleyen hukuki süreçlerdir. Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak itirazların çoğu dosya üzerinden ve kısa süre içerisinde değerlendirildiği için dilekçenin hukuki gerekçelerinin güçlü olması büyük önem taşır.
Uygulamada birçok yabancı, eksik belge veya yanlış hukuki gerekçeler nedeniyle başvuru yapmasına rağmen gözetim kararını kaldıramamaktadır. Özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi gibi merkezlerde bulunan kişiler için zaman kritik olduğundan, başvurunun doğru hazırlanması gerekir.
Bu nedenle sürecin bir İstanbul göçmen avukatı tarafından yürütülmesi çoğu zaman belirleyici olmaktadır. Göç hukuku alanında çalışan bir İstanbul avukat, idari gözetim kararının hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirerek doğru strateji ile başvuru hazırlayabilir.
Bu alanda faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, özellikle sınır dışı kararları, idari gözetim itirazları ve geri gönderme merkezlerindeki yabancıların hukuki süreçlerinde danışmanlık sağlamaktadır. Ofis bünyesinde çalışan Tuzla göçmen avukatı ekibi; Tuzla Geri Gönderme Merkezi’ndeki dosyalar başta olmak üzere İstanbul genelinde yabancıların özgürlüklerine ilişkin hukuki başvuruların yürütülmesinde destek sunmaktadır.
Yanlış veya eksik yapılan başvuruların ciddi hak kayıplarına yol açabileceği düşünüldüğünde, idari gözetim kararına karşı başvuruların deneyimli bir İstanbul göçmen avukatı tarafından hazırlanması önemlidir.
Türkiye’de yabancıların vize, vize muafiyeti, ikamet izni, çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti kapsamında sahip oldukları yasal kalış hakkını aşmaları, uygulamada en çok karşılaşılan göç hukuku sorunlarından biridir. Özellikle “kaçak kalış”, “deport yasağı”, “giriş yasağı”, “ikamet ihlali”, “vize ihlali” ve “çalışma izni olmadan kalış” gibi başlıklarda yabancıların en çok merak ettiği soru şudur: Yasal kalış hakkı ihlal edildiğinde Türkiye’ye giriş yasağı otomatik olarak mı uygulanır, yoksa ihlalin süresine ve çıkış şekline göre mi değerlendirme yapılır?
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi uygulamasına esas alınan 09.06.2020 tarihli açıklamaya göre, Türkiye’de yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan her yabancıya aynı sonuç uygulanmamaktadır. Giriş yasağının olup olmayacağı; ihlalin kaç ay sürdüğüne, yabancının kendiliğinden mi çıktığına, ihlalin yetkili makamlarca tespit edilip edilmediğine, idari para cezasının ödenip ödenmediğine, ayrıca kişi hakkında sınır dışı etme kararı alınıp alınmadığına göre değişmektedir. Bu nedenle konu, tek cümlelik cevap verilebilecek kadar basit değil; aksine, her bir ihtimalin ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken teknik bir göç hukuku meselesidir.
Yasal Kalış Hakkı İhlali Nedir? Hangi Durumlar Bu Kapsama Girer?
Yasal kalış hakkı ihlali; yabancının Türkiye’de vize, vize muafiyeti, ikamet izni, çalışma izni veya çalışma izni muafiyetiyle kendisine tanınmış kalış süresini aşması anlamına gelir. Başka bir ifadeyle, kişinin ülkede hukuken kalabileceği süre sona erdiği halde Türkiye’de bulunmaya devam etmesi, “yasal kalış hakkı ihlali” olarak kabul edilir.
Bu ihlaller sadece klasik anlamda vize süresini aşma şeklinde ortaya çıkmaz. Uygulamada;
vize süresinin aşılması,
vize muafiyeti süresinin aşılması,
ikamet izni bittikten sonra ülkede kalmaya devam edilmesi,
çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti şartlarına aykırı kalış,
ikamet izni veya çalışma izni talebi reddedildiği halde tanınan sürede ülkeden çıkılmaması,
iptal edilen ikamet veya çalışma izni sonrasında süresinde çıkış yapılmaması gibi haller de aynı çerçevede değerlendirilmektedir.
Bu noktada en kritik husus şudur: Her yasal kalış ihlali doğrudan aynı süreyle giriş yasağına yol açmaz. Bakanlık açıklaması, bazı durumlarda hiç giriş yasağı uygulanmayacağını; bazı durumlarda ise 1 aydan 5 yıla kadar değişen sürelerde Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınacağını açıkça ortaya koymaktadır.
3 Aydan Az İhlalde Giriş Yasağı Hiç Uygulanmayabilir mi?
Evet. Bakanlık açıklamasına göre, 3 aya kadar değil, 3 ay dâhil olmamak üzere 3 aydan az yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan yabancılar bakımından bazı durumlarda Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmamaktadır.
Ancak bunun için her kısa süreli ihlal yeterli değildir. Giriş yasağı uygulanmamasının şartları vardır. Bunlardan ilki, yabancının durumunun yetkili makamlarca tespit edilmesinden önce kendi iradesiyle sınır kapısına giderek çıkış yapmak istemesidir. İkincisi ise, 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezasının ödenmiş olmasıdır.
Bu kapsamda iki temel ihtimal öngörülmüştür:
1. Yetkililer Tespit Etmeden Kendiliğinden Çıkış
Yabancı, 3 aydan az süreyle yasal kalış hakkını ihlal etmişse ve bu durum resmi makamlar tarafından tespit edilmeden önce kendiliğinden sınır kapısına gidip Türkiye’den çıkış yaparsa, ayrıca idari para cezasını da öderse, hakkında giriş yasağı kararı alınmaz.
2. Hakkında Sınır Dışı Kararı Alınmış Olsa Bile Tanınan Sürede Çıkış
Yabancı yine 3 aydan az süreyle ihlal içindeyse, hakkında sınır dışı etme kararı verilmiş ve Türkiye’yi terk etmesi için kendisine süre tanınmışsa; bu süre içinde sınır kapısına gidip çıkış yapar ve idari para cezasını öderse, yine giriş yasağı uygulanmaz.
Burada görüldüğü gibi kısa süreli ihlal tek başına yeterli değildir. Çıkışın zamanlaması ve idari para cezasının ödenmesi belirleyicidir.
3 Ay ve Üzeri İhlalde, Yetkililer Tespit Etmeden Çıkış Yapılsa Bile Giriş Yasağı Uygulanır mı?
Evet. Bakanlık açıklamasının en önemli noktalarından biri budur. Uygulamada birçok kişi, “Ben kendim çıkarsam giriş yasağı almayırım” diye düşünmektedir. Oysa bu her durumda doğru değildir.
Eğer yabancı 3 ay veya daha fazla yasal kalış ihlalinde bulunmuşsa ve henüz yetkili makamlar bu durumu tespit etmeden önce kendiliğinden sınır kapısına gidip ülkeden çıkmak istiyorsa, ayrıca idari para cezasını da ödüyorsa; bu durumda yine de hakkında 1 aydan 5 yıla kadar Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmaktadır.
Bu gruptaki yabancılar için ihlal süresine göre öngörülen giriş yasağı süreleri şöyledir:
3 ay – 6 ay arası ihlal: 1 ay süreli giriş yasağı
6 ay – 1 yıl arası ihlal: 3 ay süreli giriş yasağı
1 yıl – 2 yıl arası ihlal: 1 yıl süreli giriş yasağı
2 yıl – 3 yıl arası ihlal: 2 yıl süreli giriş yasağı
3 yıldan fazla ihlal: 5 yıl süreli giriş yasağı
Dolayısıyla burada çok net bir ayrım vardır: 3 aydan az ihlalde, gerekli şartlar varsa giriş yasağı hiç uygulanmayabilir. 3 ay ve üzeri ihlalde ise yabancı kendiliğinden çıkış yapmış ve para cezasını ödemiş olsa dahi giriş yasağı gündeme gelir.
Hangi Hallerde Daha Ağır Sonuç Doğar? 3 Aydan 5 Yıla Kadar Giriş Yasağı Uygulanan Durumlar Nelerdir?
Bakanlık açıklaması, bazı halleri daha ağır değerlendirmektedir. Bu hallerde yabancı hakkında 3 aydan 5 yıla kadar Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmaktadır. Bu grup, uygulamada en çok ihtilaf çıkan dosyalardır.
1. Para Cezasını Ödemeden Çıkış Yapılması
Yabancı, yasal kalış ihlali yetkililerce tespit edilmeden önce kendiliğinden sınır kapısına gitmiş olsa bile, 492 sayılı Harçlar Kanunundan doğan idari para cezasını ödemezse, daha ağır giriş yasağı uygulanır. Burada gönüllü çıkış tek başına yeterli koruma sağlamaz.
2. 3 Aydan Az İhlalde Terke Davete Uymama veya Para Cezasını Ödememe
Yabancı 3 aydan az süreyle ihlalde bulunmuş olabilir. Ancak hakkında sınır dışı etme kararı verilip Türkiye’yi terk etmesi için süre tanındığı halde bu süre içinde çıkış yapmazsa veya para cezasını ödemezse, daha ağır yaptırımla karşılaşır.
3. 3 Ay ve Üzeri İhlalde Terke Davet Edilenler
Yasal kalış ihlali 3 ay veya daha fazlaysa ve yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınarak ülkeyi terk etmesi için süre tanınmışsa, para cezasını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın hakkında daha ağır giriş yasağı uygulanır.
4. İkamet İzni Talebi Reddedilen veya İkamet İzni İptal Edilenler
Bakanlık açıklamasına göre, ikamet izni talebi reddedildiği veya ikamet izni iptal edildiği halde, yabancı kendisine tanınan süre içinde Türkiye’den çıkış yapmazsa, para cezasını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın hakkında giriş yasağı kararı alınır.
5. Çalışma İzni Talebi Reddedilen veya Çalışma İzni İptal Edilenler
Aynı şekilde, çalışma izni başvurusu reddedilmiş veya çalışma izni iptal edilmiş bir yabancı, verilen sürede ülkeden çıkmazsa, yine daha ağır yaptırımla karşılaşır.
6. 180 Günde 90 Gün Kuralı Sonrası Tanınan 10 Günlük Sürede Başvuru Yapmayanlar
Bakanlık açıklamasında özel olarak sayılan hallerden biri de budur. Vize veya vize muafiyetinin sağladığı kalış süresinin tamamı kullanıldıktan sonra, 10 gün içinde ikamet iznine başvurma şartıyla girişine izin verilen yabancı, bu başvuruyu yapmazsa hakkında giriş yasağı uygulanabilir.
7. İdari Gözetimi Sonlandırılıp Alternatif Yükümlülüğe Tabi Tutulanlar
İdari gözetim tedbiri sonlandırılıp yabancı alternatif yükümlülüklere tabi tutulduğunda, bu durum da açıklamada giriş yasağı uygulanabilecek haller arasında sayılmıştır.
8. Görevli Personel Refakatinde Sınır Dışı Edilenler
Refakatli sınır dışı işlemi, uygulamada daha ağır değerlendirilen hallerden biridir. Böyle bir durumda para cezasının ödenip ödenmediğine bakılmaksızın giriş yasağı uygulanabilir.
Bu Daha Ağır Kategoride Giriş Yasağı Süreleri Ne Kadardır?
Yukarıda sayılan ağırlaştırıcı hallerde, ihlal süresine göre uygulanacak giriş yasağı süreleri şöyledir:
3 aya kadar ihlal: 3 ay süreli giriş yasağı
3 ay – 6 ay arası ihlal: 6 ay süreli giriş yasağı
6 ay – 1 yıl arası ihlal: 1 yıl süreli giriş yasağı
1 yıl – 2 yıl arası ihlal: 2 yıl süreli giriş yasağı
2 yıldan fazla ihlal: 5 yıl süreli giriş yasağı
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu tablo, önceki gönüllü çıkış tablosundan daha ağırdır. Çünkü yabancının davranışı artık idare tarafından daha olumsuz değerlendirilmektedir. Özellikle terke davete uymama, cezayı ödememe, ret veya iptal sonrası çıkmama ve refakatle sınır dışı edilme gibi olgular idarenin yaptırımı artırmasına neden olmaktadır.
Giriş Yasağı Süresi Bittiğinde Türkiye’ye Otomatik Giriş Yapılabilir mi?
Hayır, her zaman değil. Bakanlık açıklamasının çok önemli ama çoğu zaman gözden kaçan kısmı budur.
Açıklamaya göre, giriş yasağı süresi sona ermiş olsa bile, yabancının 492 sayılı Harçlar Kanunundan doğan idari para cezalarını ve diğer mevzuattan kaynaklanan amme alacaklarını ödememiş olması halinde, bu borçlar ödenmedikçe Türkiye’ye girişine izin verilmemektedir.
Yani uygulamada şu iki aşama birbirinden ayrılmalıdır:
Birincisi, yabancı hakkında verilen giriş yasağı süresinin dolmasıdır. İkincisi ise, girişe engel oluşturan idari para cezası ve kamu alacaklarının tamamen ödenmiş olmasıdır.
Bu nedenle birçok yabancı, “Benim yasağım doldu ama yine de ülkeye alınmadım” şeklinde sorun yaşayabilmektedir. Bunun sebebi çoğu zaman eski para cezalarının veya kamu borçlarının sistemde açık görünmesidir.
Göç İdaresi Başkanlığı’nın Bu Konudaki Resmi Açıklaması :
Yasal Kalış Hakkı İhlalinde Bulunan Yabancılara Uygulanacak Giriş Yasaklarına İlişkin Açıklama
09.06.2020
Ülkemizde yasal kalış hakkı ihlalinde yani vize, vize muafiyeti, ikamet izni, çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti ihlallerinde bulunan yabancılara 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun “Türkiye’ye giriş yasağı” başlıklı 9 uncu maddesi kapsamında uygulanan giriş yasakları, aşağıdaki esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
1. Yasal kalış hakkı ihlalinde bulunmasına rağmen,aşağıdaki şartlar çerçevesinde ülkeden çıkış yapan yabancılara Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmamaktadır.
a. 3 aya kadar (3 ay dâhil değil) yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan, bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için kendiliğinden sınır kapılarına gelen ve 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyen yabancılar
b. 3 aya kadar (3 ay dâhil değil) yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan, hakkında sınır dışı etme kararı alınarak Türkiye’yi terk edebilmeleri için kendilerine tanınan süre içinde çıkış yapmak üzere sınır kapılarına gelen ve 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyen yabancılar
2. Yasal kalış hakkı ihlalinde bulunmasına rağmen,aşağıdaki şartlar çerçevesinde ülkeden çıkış yapan yabancılara 1 aydan 5 yıla kadar Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmaktadır.
a. 3 aydan fazla (3 ay dâhil) yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan, bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için kendiliğinden sınır kapılarına gelen ve 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyen yabancılar
Bu kapsamdaki yabancılar için ihlal sürelerine karşılık gelen giriş yasağı süreleri aşağıdaki gibidir:
3 ay – 6 ay arası ihlal : 1 ay süreli giriş yasağı
6 ay – 1 yıl arası ihlal : 3 ay süreli giriş yasağı
1 yıl – 2 yıl arası ihlal : 1 yıl süreli giriş yasağı
2 yıl – 3 yıl arası ihlal : 2 yıl süreli giriş yasağı
3 yıldan fazla ihlal : 5 yıl süreli giriş yasağı
3. Yasal kalış hakkı ihlalinde bulunup aşağıda sayılan hallerde ülkeden çıkış yapan veya sınır dışı edilen yabancılara ise 3 aydan 5 yıla kadar Türkiye’ye giriş yasağı kararı alınmaktadır.
a. Yasal kalış hakkı ihlalleri yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için kendiliğinden sınır kapılarına gelse de 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödemeyen yabancılar
b.3 aya kadar (3 ay dâhil değil) yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan ve hakkında sınır dışı etme kararı alınarak Türkiye’yi terke davet edilenlerden kendilerine tanınan süre içinde çıkış yapmayan ve/veya 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödemeyen yabancılar
c. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın 3 aydan fazla (3 ay dâhil) yasal kalış hakkı ihlalinde bulunan ve hakkında sınır dışı etme kararı alınarak Türkiye’yi terke davet edilen yabancılar
ç. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın ikamet izni talepleri reddedildiği veya ikamet izinleri iptal edildiği halde kendilerine tanınan süre içinde çıkış yapmayan yabancılar
d. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın çalışma izni talepleri reddedildiği veya çalışma izinleri iptal edildiği halde kendilerine tanınan süre içinde çıkış yapmayan yabancılar
e. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın “180 günde 90 gün” kuralı çerçevesinde vizenin veya vize muafiyetinin kendisine sağladığı kalış hakkının tümünü kullandığı halde, 10 gün içinde ikamet iznine başvurma şartı ile ülkemize girişine izin verilmesine rağmen ikamet iznine başvurmayan yabancılar
f. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın idari gözetim kararı sonlandırılarak alternatif yükümlülüklere tabi tutulan yabancılar
g. 492 sayılı Harçlar Kanunundan kaynaklanan idari para cezalarını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın görevli personel refakatinde sınır dışı edilen yabancılar
Bu kapsamdaki yabancılar için ihlal sürelerine karşılık gelen giriş yasağı süreleri aşağıdaki gibidir:
3 aya kadar ihlal : 3 ay süreli giriş yasağı
3 ay – 6 ay arası ihlal : 6 ay süreli giriş yasağı
6 ay – 1 yıl arası ihlal : 1 yıl süreli giriş yasağı
1 yıl – 2 yıl arası ihlal : 2 yıl süreli giriş yasağı
2 yıldan fazla ihlal : 5 yıl süreli giriş yasağı
4. Tesis edilen giriş yasağı kararının süresi sona ermiş olsa dahi 492 sayılı Harçlar Kanundan ve diğer mevzuat hükümlerinden doğan idari para cezalarını ve diğer amme alacaklarını ödemeyen yabancıların söz konusu para cezalarını ve amme alacaklarını ödemedikleri müddetçe ülkemize girişlerine 6458 sayılı Kanunun 7 nci ve 15 inci maddeleri kapsamında izin verilmemektedir.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye’de kaçak kalan her yabancıya giriş yasağı uygulanır mı?
Hayır. Bakanlık açıklamasına göre her ihlal aynı sonucu doğurmaz. Özellikle 3 aydan az ihlalde, yetkililer tespit etmeden gönüllü çıkış yapılması ve idari para cezasının ödenmesi halinde giriş yasağı uygulanmayabilir.
3 aydan az kaçak kalan yabancı Türkiye’den kendiliğinden çıkarsa yasak alır mı?
Şartlara bağlıdır. Yetkili makamlar tespit etmeden önce sınır kapısına gelmişse ve idari para cezasını ödemişse giriş yasağı uygulanmaması mümkündür.
3 ayı geçen ihlalde kişi kendi çıkış yaparsa yine de giriş yasağı olur mu?
Evet. 3 ay ve üzeri ihlalde, yabancı yetkililer tespit etmeden önce gönüllü olarak çıkış yapmış ve para cezasını ödemiş olsa dahi, ihlal süresine göre 1 aydan 5 yıla kadar giriş yasağı uygulanabilir.
İdari para cezası ödenmezse ne olur?
Para cezasının ödenmemesi, giriş yasağının daha ağır uygulanmasına neden olabilir. Ayrıca giriş yasağı süresi bitse bile ceza ve kamu alacakları ödenmeden Türkiye’ye girişe izin verilmeyebilir.
İkamet izni reddedilen yabancı hemen deport edilir mi?
Her dosyada otomatik ve aynı şekilde işlem yapılmaz. Ancak ikamet izni talebi reddedildiği halde kişiye tanınan çıkış süresi içinde ülkeden ayrılınmazsa, giriş yasağı ve sınır dışı süreci gündeme gelebilir.
İkamet izni iptal edilen yabancıya giriş yasağı uygulanır mı?
Evet, uygulanabilir. Bakanlık açıklamasına göre, ikamet izni iptal edildiği halde verilen süre içinde çıkış yapılmazsa, para cezasının ödenip ödenmediğine bakılmaksızın giriş yasağı kararı alınabilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Yasal kalış hakkı ihlali, deport kararı, giriş yasağı, ikamet izni iptali ve çalışma izni kaynaklı çıkış yükümlülükleri, uygulamada çoğu zaman basit bir “kaç gün ihlal var” hesabından ibaret değildir. Çünkü dosyanın sonucu; ihlalin tespit şekline, yabancının hangi statüde bulunduğuna, kendisine terke davet süresi verilip verilmediğine, idari para cezasının ödenip ödenmediğine, çıkışın gönüllü mü yoksa refakatli mi olduğuna göre değişmektedir. Yanlış değerlendirilen tek bir detay, yabancının aylarca hatta yıllarca Türkiye’ye giriş yapamamasına sebep olabilir.
Bu nedenle özellikle deport, giriş yasağı, ikamet izni iptali, çalışma izni reddi, geri gönderme merkezi işlemleri ve idari gözetim kararlarında dosyanın bir uzman göç hukuku avukatı tarafından incelenmesi büyük önem taşır. 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, yabancılar hukuku ve idare hukuku alanında; İstanbul göçmen avukatı, İstanbul deport avukatı, Tuzla avukat ve Tuzla Geri Gönderme Merkezi avukatı olarak, giriş yasağına itiraz, sınır dışı kararının iptali, ikamet ve çalışma izni kaynaklı uyuşmazlıklar ile geri gönderme merkezi süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır. Özellikle İstanbul ve Tuzla çevresinde yürütülen dosyalarda, sürelere bağlı hak kaybı yaşanmaması için başvuruların ve davaların teknik olarak doğru kurgulanması gerekir.
Türkiye’de özellikle restoran, kafe veya eğlence sektöründe çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilen yabancılar hakkında idari işlemler sıkça uygulanmaktadır. Uygulamada çoğu yabancı, bu durumda ikamet izninin otomatik olarak iptal edildiğini düşünmektedir.
Ancak İstanbul İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde; çalışma izni ihlalinin ikamet iznini kendiliğinden düşüren otomatik bir sonuç doğurmadığı, idarenin ayrıca bir işlem tesis etmesi gerektiği görülmektedir.
Bu yazıda, restoranda çalışma izni olmadan yakalanan yabancıların Geri Gönderme Merkezi (GGM) süreci, sınır dışı kararı ve ikamet izninin iptali konuları İstanbul özelindeki yargı kararları ışığında analiz edilmektedir.
Çalışma izni olmaksızın çalışırken yakalanan ve Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) sevk edilen yabancıların mevcut ikamet izinlerinin otomatik iptali hususunun İstanbul İdare Mahkemesi kararları ışığında analizi.
1. Çalışma İzni İhlali ve İkamet İzni İlişkisi
Yargı kararlarına yansıyan somut olaylar, çalışma izni olmaksızın bir restoranda veya benzeri bir iş yerinde yakalanan yabancılar hakkında tesis edilen işlemlerin genellikle iki aşamalı olduğunu göstermektedir: 6458 sayılı Kanun’un 54/1-(ğ) maddesi uyarınca sınır dışı etme kararı ve mevcut ikamet izninin iptali. Ancak kararlar, bu iptalin bir “otomatik sonuç” olmaktan ziyade, idarenin ayrı bir işlemi veya sınır dışı kararına bağlı bir hukuki değerlendirmesi olarak tezahür ettiğini ortaya koymaktadır.
İstanbul Özelindeki Somut Olaylar: Anayasa Mahkemesi’nin 16/3/2022 tarihli bir kararında, İstanbul’da bir restoranda izinsiz çalıştığı tespit edilen Kazakistan vatandaşı hakkında doğrudan sınır dışı kararı alındığı, ancak bu kararın ikamet izninin iptaline dair otomatik bir hüküm içermediği görülmektedir. İstanbul 1. İdare Mahkemesi, bu olayda izinsiz çalışma olgusunu sabit bularak davayı reddetmiş, fakat ikamet izninin iptal mekanizmasına dair müstakil bir analiz yapmamıştır.
İdari Uygulama Örnekleri: İstanbul 10. İdare Mahkemesi’ne yansıyan bir başka olayda (AYM 7/7/2015), bir gece kulübünde “çalışma amacı dışında çalışma” şüphesiyle yakalanan yabancının sınır dışı edilmesi gündeme gelmiş; mahkeme, izinsiz çalışmanın somut delillerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle sınır dışı işlemini iptal etmiştir. Bu durum, ikamet izni üzerindeki tasarrufların da somut delil şartına bağlı olduğunu ve kendiliğinden (otomatik) bir süreç işletilmediğini ima etmektedir.
2. İkamet İzninin İptal Prosedürü ve Yargısal Denetim
Kararlar, ikamet izninin iptalinin genellikle 6458 sayılı Kanun’un 33. maddesi (kısa dönem için) veya 36. maddesi (aile ikamet izni için) çerçevesinde, “kamu düzeni” veya “iznin veriliş amacı dışında kullanılması” gerekçeleriyle yapıldığını göstermektedir.
Sınır Dışı Kararıyla Bağlantı: Danıştay 10. Dairesi’nin 20.02.2024 tarihli bir kararında, İstanbul Valiliği’nin hem sınır dışı etme hem de ikamet iznini iptal etme işlemlerini iki ayrı idari işlem olarak tesis ettiği görülmektedir. Bu durum, iptalin bir sistem çıktısı olarak otomatik gerçekleşmediğini, idarenin bu yönde irade beyanında bulunması gerektiğini teyit etmektedir.
GGM Süreci ve İkamet Durumu: İstanbul’da ikamet izni uzatma başvurusu sırasında tahdit kaydı tespit edilerek GGM’ye sevk edilen yabancılarla ilgili olaylarda (AYM 22/9/2016), idari gözetim altına alınma işleminin mevcut ikamet iznini doğrudan ve hukuken sona erdirmediği, ancak fiilen ikamet hakkının kullanımını engellediği anlaşılmaktadır.
3. İkincil Kaynaklar ve Genel Hukuki Yaklaşım
Aşağıdaki hususlar, karar metinlerinde sınırlı bilgi bulunan alanlarda ek bağlam sağlaması amacıyla ikincil kaynaklar üzerinden değerlendirilmiştir:
İkincil Kaynak Notu (Danıştay 10. Daire – 2016/2078 ): Antalya’da geçen bir olayda, izinsiz çalışma nedeniyle alınan sınır dışı kararının kesinleşmesi üzerine aile ikamet izninin 6458 sayılı Kanun 36/1-(c) maddesi uyarınca iptal edildiği belirtilmiştir. Bu karar, ikamet izni iptalinin sınır dışı kararına “dayanılarak” yapıldığını, yani sınır dışı kararının iptal için bir hukuki sebep teşkil ettiğini ancak işlemin ayrı bir idari tasarruf olduğunu göstermektedir.
İkincil Kaynak Notu (Danıştay 10. Daire – 2016/989 ): İzmir’de görülen bir davada, çalışma izni iptal edilen bir yabancının “çalışma amaçlı ikamet izninin” de idarece iptal edilmek istenmesi, mahkemece hukuka aykırı bulunmuştur. Bu, çalışma statüsündeki değişikliğin ikamet iznini her zaman otomatik olarak düşürmediğini kanıtlamaktadır.
İkincil Kaynak Notu (AYM – 15/3/2022): Bursa’da bir masaj salonunda yakalanan yabancı örneğinde, 6735 sayılı Kanun uyarınca çalışma izninin ikamet izni yerine geçtiği, ancak mevcut bir aile ikamet izni varken yapılan çalışma ihlalinin, aile hayatına saygı hakkı kapsamında orantılılık denetimine tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
4. Sonuç ve Analiz
İstanbul İdare Mahkemesi kararlarına ve ilgili yüksek yargı içtihatlarına göre; bir restoran, kafe gibi yerlerde çalışma izni olmaksızın yakalanan yabancının mevcut ikamet izni otomatik olarak iptal edilmemektedir. İdare, 6458 sayılı Kanun uyarınca sınır dışı kararı alırken eş zamanlı veya bağlantılı olarak ikamet iznini iptal etme yetkisine sahiptir; ancak bu iptal işlemi:
Ayrı bir idari işlem veya gerekçelendirilmiş bir karar gerektirir.
Yargı denetimine tabi olup, özellikle aile birliği veya uzun süreli ikamet gibi durumlarda “orantılılık” ilkesi çerçevesinde iptal edilebilir.
Raporlanan kararlar, İstanbul Valiliği’nin izinsiz çalışma tespitini takiben ikamet izni iptali yönünde irade gösterdiğini ancak mahkemelerin bu işlemlerin dayanağı olan tahkikatların yeterliliğini (komşu ifadeleri, iş yeri denetim tutanaklarının imzalı olup olmaması vb.) titizlikle incelediğini göstermektedir.
Çalışma izni olmadan restoran, kafe gibi yerlerde yakalanan yabancı doğrudan deport edilir mi?
Hayır. Çalışma izni olmadan çalışmak tek başına otomatik deport sebebi değildir. İdare çoğu zaman 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında sınır dışı kararı tesis etmektedir; ancak bu kararın alınabilmesi için izinsiz çalışmanın somut delillerle ispatlanması gerekir. Mahkemeler, yalnızca polis tutanağı veya soyut iddialarla verilen sınır dışı kararlarını birçok dosyada iptal edebilmektedir. Özellikle iş yeri denetim tutanaklarının imzasız olması, tanık beyanlarının bulunmaması veya yabancının fiilen çalıştığını gösteren delillerin yetersiz olması durumunda mahkemeler deport işlemlerini hukuka aykırı bulabilmektedir.
Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilen yabancının ikamet izni otomatik iptal olur mu?
Hayır. Bir yabancının Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilmesi ikamet iznini hukuken otomatik olarak sona erdirmez. Ancak idare, sınır dışı kararı ile birlikte veya sonrasında ikamet iznini iptal edebilir. Bu durumda iptal işlemi ayrı bir idari işlem niteliğindedir ve idare mahkemesinde dava konusu yapılabilir. Dolayısıyla GGM’ye gönderilmek, ikamet izninin otomatik olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez; ancak fiilen kişinin Türkiye’de kalma imkanını ciddi şekilde kısıtlar.
Çalışma izni ihlali nedeniyle iptal edilen ikamet izni geri alınabilir mi?
Evet. İkamet izni iptali idari bir işlem olduğu için idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Mahkemeler bu davalarda özellikle şu hususları incelemektedir: izinsiz çalışmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği işlemin somut delillere dayanıp dayanmadığı yabancının Türkiye’de aile hayatının bulunup bulunmadığı işlemin orantılı olup olmadığı Bu nedenle bazı durumlarda mahkemeler, çalışma izni ihlali iddiasına rağmen ikamet izni iptalini hukuka aykırı bularak işlemi iptal edebilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Çalışma izni olmadan çalıştığı iddiasıyla yakalanan yabancılar hakkında uygulanan işlemler çoğu zaman sınır dışı kararı, idari gözetim ve ikamet izni iptali gibi birden fazla idari işlemi içermektedir. Bu işlemlerin her biri ayrı dava ve itiraz yollarına tabidir.
Uygulamada birçok yabancı, haklarını bilmediği için sınır dışı kararına veya ikamet izni iptaline karşı yasal süreler içinde başvuru yapamamaktadır. Özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi gibi merkezlerde tutulan yabancılar açısından süreler oldukça kısadır ve hukuki destek alınması kritik önem taşır.
Bu nedenle sürecin deneyimli bir İstanbul göçmen avukatı tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Göç hukuku alanında çalışan bir İstanbul avukat, idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığını inceleyerek sınır dışı kararının iptali, idari gözetimin kaldırılması ve ikamet izni iptali davalarının doğru şekilde yürütülmesini sağlayabilir.
Göç hukuku alanında faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, özellikle İstanbul ve çevresinde yabancılar hakkında verilen sınır dışı kararları, idari gözetim işlemleri ve ikamet izni iptali davalarında hukuki danışmanlık sağlamaktadır. Ofis bünyesinde görev yapan Tuzla göçmen avukatı ekibi, özellikle Tuzla Geri Gönderme Merkezi dosyalarında yabancıların hukuki haklarının korunmasına yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Yanlış veya eksik yapılan başvurular yabancılar açısından deport, giriş yasağı veya ikamet haklarının kaybedilmesi gibi ciddi sonuçlar doğurabileceğinden, sürecin deneyimli bir İstanbul göçmen avukatı tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’de yabancıların ikamet ve çalışma süreçleri, yürürlükteki göç mevzuatına bağlı olarak sürekli güncellenmektedir. Göç İdaresi Başkanlığı tarafından 2025 yılı itibarıyla getirilen yeni düzenleme kamuoyunda “yabancılara af” olarak anılsa da, bu uygulama aslında genel bir af niteliği taşımamaktadır. Düzenleme yalnızca belirli koşulları sağlayan ve ev hizmetlerinde çalışacak yabancılar için sınırlı bir kolaylık sağlamaktadır.
Bu kapsamda, belirli şartları taşıyan ve Türkiye’de vize veya ikamet ihlali nedeniyle kaçak duruma düşmüş bazı yabancılar, idari para cezası ödemeden çalışma izni ve ikamet izni alarak statülerini yasallaştırabilmektedir. Ancak uygulamanın kapsamı oldukça sınırlıdır ve her yabancı bu düzenlemeden yararlanamamaktadır.
2026 Yılında Kaçak Yabancılara Genel Af Var mı?
Resmî Gazete’de yayımlanmış ve tüm yabancıları kapsayan genel bir af düzenlemesi bulunmamaktadır. Ancak 30 Aralık 2024 tarihli düzenlemeler çerçevesinde, ev hizmetlerinde çalışacak yabancılar için özel bir uygulama getirilmiştir.
Bu uygulamaya göre; 2024 yılı ve öncesinde ikamet başvurusu reddedilen veya vize ihlali nedeniyle kaçak duruma düşen yabancılar, belirli şartları sağlamaları halinde ev hizmetlerinde çalışma amacıyla başvuru yaparak idari para cezası ödemeden yasal statü kazanabilmektedir.
Ancak 2025 yılında yapılan ikamet veya çalışma izni başvurusu reddedilen yabancılar bu uygulamadan yararlanamamaktadır.
İnternette yer alan “genel af çıktı” şeklindeki birçok haber doğru değildir. Yanlış veya eksik başvuru yapılması halinde kişi deport edilebilir veya yeniden giriş yasağı alabilir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce hukuki durumun uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Ev Hizmetleri Affı Şartları: Kimler Başvuru Yapabilir?
Ev hizmetleri kapsamında getirilen bu düzenlemeden yararlanabilmek için yabancıların bazı temel koşulları sağlaması gerekmektedir. Öncelikle kişinin Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapmış olması gerekir. Yani kaçak giriş yapan kişiler bu uygulamadan yararlanamaz.
Bunun yanında kişinin Türkiye’de kalış süresinin bitmesi nedeniyle vize veya ikamet ihlali sonucunda kaçak duruma düşmüş olması gerekir. Ayrıca yapılacak başvurunun ev hizmetlerinde çalışma amacıyla yapılması zorunludur.
Başvuru sırasında yabancının en az 8 ay geçerli bir pasaporta sahip olması da şartlar arasında yer almaktadır. Bu şartları sağlayan bazı yabancılar, idari para cezası ödemeden ikamet izni ve çalışma izni alma imkanına sahip olabilmektedir
2024 ve Öncesi ile 2025 Başvurularının Durumu
Düzenlemede en önemli ayrım 2024 yılı ve öncesi ile 2025 yılı başvuruları arasında yapılmıştır. Buna göre, 2025 yılında ikamet veya çalışma izni başvurusu yapıp ret alan yabancılar, bu uygulamadan yararlanamamaktadır.
Buna karşılık 2024 yılı ve öncesinde başvurusu reddedilen ve sonrasında kaçak kalan yabancılar bu düzenleme kapsamına girebilmektedir. Aynı şekilde daha önce hiç ikamet başvurusu yapmadan yalnızca vize ihlali nedeniyle kaçak duruma düşmüş olan kişiler de başvuru yapabilmektedir.
Bu nedenle kişinin kaçak duruma düşme tarihi ve daha önce yaptığı başvurular, başvurunun kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan etkilemektedir.
Ev Hizmetleri Kapsamına Giren İşler
Düzenleme yalnızca ev hizmetleri kapsamında yapılacak işler için geçerlidir. Ev hizmetleri; aile içinde yürütülen ve ev ortamında gerçekleştirilen bakım veya destek faaliyetlerini ifade etmektedir.
Bu kapsamda değerlendirilen başlıca işler şunlardır:
Çocuk bakımı (bebek veya çocuk bakıcılığı)
Yaşlı bakımı ve refakat hizmetleri
Evde hasta bakımı (temel bakım hizmetleri)
Ev içi gündelik destek işleri (temizlik, yemek, ütü vb.)
Bunun dışında kalan ofis temizliği, kafe veya restoran çalışanı, fabrika işçisi, kuaför çalışanı veya işyeri personeli gibi meslekler bu düzenlemenin kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla başvurunun mutlaka ev hizmetleri kapsamında yapılması gerekmektedir.
Kimler Bu Uygulamadan Yararlanamaz?
Ev hizmetleri affı olarak bilinen bu düzenleme her yabancıyı kapsayan bir af değildir. Bazı kişiler bu uygulamadan kesin olarak yararlanamaz.
Örneğin Türkiye’ye kaçak yollarla giriş yapan yabancılar, bu düzenleme kapsamına girmemektedir. Ayrıca geçerli pasaportu bulunmayan veya pasaport süresi yetersiz olan kişiler de başvuru yapamaz.
Ev hizmetleri dışında bir işte çalışmak isteyen yabancılar da bu düzenlemeden yararlanamaz. Bunun yanında 2025 yılında ikamet veya çalışma izni başvurusu yapıp ret alan kişiler de kapsam dışındadır.
Ayrıca deport edilmiş yabancılar için bu düzenleme tek başına yeterli değildir. Bu kişilerin Türkiye’ye yeniden giriş yapabilmeleri için mahkeme kararı veya meşruhatlı vize gibi ek hukuki süreçlerin tamamlanması gerekebilir.
Başvuru Süreci Nasıl İşler?
Ev hizmetleri kapsamında yapılacak başvurular genellikle iki aşamalı bir süreçten oluşmaktadır ve ortalama yaklaşık iki hafta içerisinde tamamlanabilmektedir.
1. Aşama: Yabancının İlk Başvurusu
İlk aşamada başvuru, yabancı tarafından şahsen yapılmaktadır ve bu aşamada işverenin gelmesine gerek yoktur. Başvuru sırasında yabancının biyometrik fotoğrafları, pasaport fotokopisi, son giriş kaşesi, bakımı yapılacak kişinin kimlik bilgileri ve yerleşim yeri belgesi sunulmalıdır.
Bunun yanında ev hizmetlerinde çalışılacağını gösteren noter onaylı ev hizmetleri taahhütnamesi hazırlanmalıdır. Ayrıca başvuru için gerekli dilekçeler ve bazı teknik belgeler genellikle uzmanlar tarafından hazırlanarak dosyaya eklenmektedir.
2. Aşama: İşveren ile Birlikte Başvuru
İlk başvurunun ardından ikinci aşamada yabancı ve işveren birlikte başvuru merkezine gitmektedir. Bu aşamada işverenin mali durumunu ve yabancı çalıştırma kapasitesini gösteren bazı belgeler ibraz edilmelidir.
Özellikle işverenin son 6 aylık banka hesap dökümü, adına kayıtlı elektrik veya su faturası, SGK hizmet dökümü, vukuatlı nüfus kayıt örneği ve yabancı için yaptırılmış 1 yıllık sağlık sigortası gibi belgeler talep edilmektedir.
Başvuru sırasında ayrıca ikamet harcı, tek giriş vize harcı ve kart bedeli gibi bazı resmi harçlar ödenmektedir. Bu harçların miktarı yabancının vatandaşlığına göre Dışişleri Bakanlığı tarafından mütekabiliyet esasına göre belirlenmektedir.
Yanlış Bilgilere Karşı Dikkat
Son dönemde sosyal medya ve internet sitelerinde “herkese af çıktı” veya “genel yabancı affı ilan edildi” gibi başlıklar sıkça yer almaktadır. Ancak bu tür haberlerin büyük kısmı gerçeği yansıtmamaktadır.
Ev hizmetleri kapsamında getirilen bu düzenleme yalnızca belirli şartları taşıyan yabancılar için geçerlidir ve her başvuru otomatik olarak kabul edilmemektedir. Eksik veya hatalı başvurular doğrudan reddedilebilmekte ve bazı durumlarda yabancı hakkında sınır dışı işlemleri başlatılabilmektedir.
Bu nedenle başvuru yapılmadan önce kişinin hukuki durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi ve başvurunun doğru şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır.
Ev hizmetleri affı kapsamında başvuru yapan herkes otomatik olarak çalışma izni alabilir mi?
Hayır. Ev hizmetleri kapsamında getirilen düzenleme otomatik bir hak sağlamamaktadır. Başvuru yapan kişinin Türkiye’ye yasal yollarla giriş yapmış olması, pasaportunun geçerli olması ve kaçak duruma düşme tarihinin düzenlemenin kapsamına uygun olması gerekir. Ayrıca kişinin daha önce yaptığı ikamet veya çalışma izni başvurularının tarihi de değerlendirmede önemli rol oynar. Göç İdaresi başvuru sırasında yabancının geçmiş kayıtlarını, varsa hakkında konulmuş tahdit kodlarını ve deport kararlarını incelemektedir. Eğer kişinin hakkında aktif bir giriş yasağı veya sınır dışı kararı bulunuyorsa başvuru reddedilebilir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce kişinin sistem kayıtlarının kontrol edilmesi ve başvurunun doğru hukuki kategori altında yapılması gerekir. Aksi halde başvuru reddedilebildiği gibi yabancı hakkında yeni bir deport kararı da verilebilir.
2025 yılında ikamet başvurusu reddedilen yabancılar bu uygulamadan yararlanabilir mi?
Mevcut uygulamaya göre en önemli ayrım 2024 ve öncesi başvurular ile 2025 yılı başvuruları arasında yapılmaktadır. 2025 yılında yapılan ikamet veya çalışma izni başvurusu reddedilen kişiler, çoğu durumda bu düzenleme kapsamı dışında kalmaktadır. Buna karşılık 2024 yılı ve öncesinde başvurusu reddedilen veya yalnızca vize ihlali nedeniyle kaçak duruma düşmüş kişiler belirli şartları sağladıkları takdirde ev hizmetleri kapsamında başvuru yapabilmektedir. Ancak her dosya kendi içinde ayrı değerlendirilir. Kişinin sistem kayıtlarında tahdit kodu bulunup bulunmadığı, daha önce deport edilip edilmediği ve Türkiye’ye giriş şekli başvurunun sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce kişinin hukuki durumunun ayrıntılı biçimde incelenmesi önemlidir.
Deport edilmiş veya hakkında giriş yasağı bulunan yabancılar ev hizmetleri affından yararlanabilir mi?
Deport edilmiş yabancılar için durum daha karmaşıktır. Eğer kişi hakkında verilmiş bir giriş yasağı (tahdit kodu) bulunuyorsa, ev hizmetleri düzenlemesi tek başına Türkiye’ye yeniden giriş yapma hakkı sağlamaz. Bu durumda kişinin giriş yasağının kaldırılması veya meşruhatlı vize alınması gibi ek hukuki süreçlerin tamamlanması gerekebilir. Uygulamada birçok kişi, deport kararı veya tahdit kodu bulunduğunu bilmeden başvuru yapmakta ve başvurusu reddedilmektedir. Hatta bazı durumlarda kişi başvuru sırasında tespit edilerek idari gözetim altına alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle daha önce deport edilmiş veya giriş yasağı bulunan yabancıların başvuru yapmadan önce mutlaka hukuki durumlarını değerlendirmeleri ve gerekli işlemleri doğru sırayla gerçekleştirmeleri gerekir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Ev hizmetleri kapsamında getirilen bu düzenleme her ne kadar kamuoyunda “yabancılara af” olarak anılsa da, uygulama teknik olarak oldukça karmaşık bir başvuru sürecine sahiptir. Başvurunun kabul edilip edilmeyeceği; yabancının Türkiye’ye giriş şekline, kaçak duruma düşme tarihine, daha önce yapılan ikamet veya çalışma izni başvurularına ve kişinin hakkında uygulanmış olabilecek tahdit kodlarına bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle başvuru yapılmadan önce kişinin hukuki durumunun ayrıntılı biçimde analiz edilmesi gerekir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar; yanlış başvuru kategorisinin seçilmesi, eksik belge sunulması, daha önce verilmiş deport kararlarının göz ardı edilmesi veya kişinin sistemde tahdit kodu bulunmasına rağmen başvuru yapılmasıdır. Bu tür hatalar, başvurunun reddedilmesine ve bazı durumlarda yabancının Tuzla Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilmesine kadar varan ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu nedenle sürecin deneyimli bir İstanbul avukat veya özellikle göç hukuku alanında çalışan bir İstanbul göçmen avukatı tarafından değerlendirilmesi önem taşır. Başvuru yapılmadan önce yabancının sistem kayıtlarının incelenmesi, olası tahdit kodlarının kontrol edilmesi, uygun başvuru stratejisinin belirlenmesi ve başvuru dosyasının doğru hazırlanması, sürecin sorunsuz ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir.
Göç hukuku alanında faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, özellikle İstanbul ve çevresinde yürütülen yabancı ikamet ve çalışma izni başvurularında danışmanlık sağlamaktadır. Ofis bünyesinde görev yapan Tuzla göçmen avukatı ekibi; deport, giriş yasağı, ikamet ihlalleri ve ev hizmetleri kapsamında yapılacak çalışma izni başvurularında hukuki destek sunmaktadır. Yanlış veya eksik başvuru yapılması halinde ortaya çıkabilecek riskler göz önünde bulundurulduğunda, sürecin profesyonel bir İstanbul göçmen avukatı tarafından yürütülmesi yabancıların hak kaybı yaşamaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Yurt Dışı Boşanma Kararının İdari Tescili Mümkün mü? Mahkemeye Gitmek Şart mı?
Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma/iptal/butlan/evliliğin varlığı-yokluğu kararlarının Türkiye’de nüfus kütüğüne işlenebilmesi için, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda idari tescil yolu öngörülmüştür. (NHK m.27/A). Bu yol, şartları sağlanan kararlar bakımından mahkemeye gitmeden nüfusa tescil imkânı sağlar. (NHK m.27/A/1-2). Bununla birlikte, kararın içinde velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi, tazminat gibi “tenfize konu” hükümler varsa, idari tescil bu kısımlar yönünden sonuç doğurmaz ve ayrıca MÖHUK’a göre tanıma/tenfiz davası gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3).
1) İdari Tescil Nedir, Ne İşe Yarar?
İdari tescil; yabancı ülkede verilen boşanma (ve benzeri) kararının, belirli şartlar sağlanmışsa nüfus kütüğüne doğrudan kaydedilmesidir. (NHK m.27/A/1). Bu tescil, Türkiye’de medeni hâlin “boşanmış” olarak görünmesini ve buna bağlı idari işlemlerin (ör. nüfus kayıt örneği, evlilik işlemleri vb.) güncel duruma uygun yürütülmesini sağlar. (NHK m.27/A/2). Yönetmelik, bu tescilin amacını yabancı kararların aile kütüğüne işlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirler. (Yön. m.1). Kapsam olarak yalnızca boşanma, butlan, iptal ve evliliğin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararları içerir. (Yön. m.2).
2) Hangi Kararlar Tescil Edilebilir?
Tescile konu karar; yabancı ülke yetkili adlî/idarî makamlarınca verilmiş, verildiği ülke hukukuna göre usulen kesinleşmiş ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmayan karardır. (Yön. m.4/1-g; NHK m.27/A/1). Bu tescil yolu, kararın mutlaka “mahkeme kararı” olmasını şart koşmaz; bazı ülkelerde idarî makam kararları da olabilir. (NHK m.27/A/1). Ancak kararın “konusunda yetkili” makam tarafından verilmiş olması temel şarttır. (NHK m.27/A/1).
3) Tescilin Şartları: Üç Kritik Eşik
Tescil için başlıca üç eşik vardır: (i) başvuru usulüne uygun yapılmalı, (ii) karar yetkili makamca verilmiş ve kesinleşmiş olmalı, (iii) kamu düzenine açıkça aykırılık bulunmamalıdır. (NHK m.27/A/1). Başvuru bakımından, taraflar bizzat veya vekilleri aracılığıyla başvurabilir. (NHK m.27/A/1; Yön. m.6/1). Kesinleşme bakımından, kararın verildiği ülke hukukuna göre usulen kesinleşmiş olması aranır. (NHK m.27/A/1; Yön. m.4/1-c). Kamu düzeni bakımından, Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar tescil edilmez. (NHK m.27/A/1; Yön. m.9/7).
4) Nereye Başvurulur? Yurt Dışı – Yurt İçi Başvuru Mercileri
Yurt dışında başvuru, kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere yapılabilir. (NHK m.27/A/2; Yön. m.5/1). Yurt içinde başvuru, Bakanlıkça belirlenen nüfus müdürlüklerine yapılır. (NHK m.27/A/2). Yönetmelik, yurt içinde başvuruyu genel kural olarak “taraflardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğü” üzerinden kurar. (Yön. m.5/1). Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, Yönetmelik belirli illeri alternatif başvuru merci olarak sayar. (Yön. m.5/1). Bu listede İstanbul da yer aldığından, İstanbul’da ilgili il müdürlüğü üzerinden başvuru pratikte sık kullanılan bir seçenektir. (Yön. m.5/1).
5) Başvuru Nasıl Yapılır? Birlikte Gelmek Zorunlu mu?
Başvurular taraflarca bizzat, kanuni temsilcileri veya vekilleri aracılığıyla yapılır. (Yön. m.6/1). Tarafların yetkili merci huzurunda aynı anda birlikte hazır olması zorunlu değildir. (Yön. m.6/1). Taraflar aynı anda birlikte başvurabileceği gibi farklı zamanlarda da başvurabilir. (Yön. m.6/1). Ancak ayrı müracaat edilmesi halinde, iki müracaat arasındaki süre 90 günü geçemez. (Yön. m.6/1). Tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmiş boşanmalar için özel durumlar ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.6/2).
6) Hangi Belgeler Gerekir? (Eksik Belge Riski ve Süre)
Başvuruda ibrazı zorunlu belgeler Yönetmelikte tek tek sayılmıştır. (Yön. m.7/1). Bunların başında “başvuru formu” gelir. (Yön. m.7/1-a; Yön. m.4/1-c). Kararın usulüne göre onaylanmış aslı ve Türkçe tercümesinin usulünce onaylanmış olması gerekir. (Yön. m.7/1-b). Kararda kesinleşme şerhi yoksa, verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini gösteren onaylı belge ve tercümesi de aranır. (Yön. m.7/1-c). Kimlik/pasaport fotokopileri ve yabancı taraf varsa tercümeler de belgeler arasındadır. (Yön. m.7/1-ç). Vekil ile başvuruda fotoğraflı özel vekâletname şartı ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.7/1-d; Yön. m.4/1-ı). Başvuru alınınca tarih ve sayıyı gösteren bir belge verilir. (Yön. m.7/3). Eksik belge tespit edilirse tamamlanması için 90 günlük süre tanınır. (Yön. m.7/4). Bu sürede eksikler giderilmezse başvuru reddedilir. (Yön. m.7/4).
7) Komisyon Sistemi: Kim Karar Veriyor?
Tescil işlemlerini yapmak üzere dış temsilciliklerde ve belirlenen il müdürlüklerinde komisyonlar oluşturulur. (Yön. m.8/1). İl müdürlüklerindeki komisyonun yapısı Yönetmelikte ayrıntılı gösterilmiştir. (Yön. m.8/2). Dış temsilciliklerde komisyonun oluşumu ve başkanlığı da ayrıca düzenlenmiştir. (Yön. m.8/3). Komisyonun sekretarya hizmetleri dış temsilcilikler ve il müdürlüklerince yürütülür. (Yön. m.9/1). Komisyon kararları oy çokluğu ile alınır ve eşitlik halinde başkanın görüşü esas olur. (Yön. m.9/2). Gündem varsa komisyon en geç 15 gün içinde toplanır. (Yön. m.9/3). Komisyon, tescil yapılıp yapılamayacağını mevzuata göre inceler ve sonucu taraflara bildirir. (Yön. m.9/4).
8) En Önemli Ayrım: “Boşanma Tescili Var, Velayet Tescili Yok”
Yabancı kararda velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu hükümler bulunması halinde komisyon, kararı yalnızca boşanma/butlan/iptal/tespit yönünden değerlendirir. (Yön. m.9/5). Komisyon kararı, velayet ve benzeri tenfize konu hükümler bakımından hiçbir sonuç doğurmaz. (Yön. m.9/5). Bu tenfize konu hükümler için taraflar, MÖHUK uyarınca görevli ve yetkili mahkemelerde tanıma/tenfiz davası açabilir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3). Bu ayrım pratikte “boşanma nüfusa işlendi ama velayet Türkiye’de değişmedi” şikâyetinin temel sebebidir. (Yön. m.9/5).
9) Başvurunun Reddedileceği Haller
Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ve halen devam eden veya reddedilmiş dava varsa başvuru reddedilir. (Yön. m.9/6). Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar gerekçesiyle reddedilir. (Yön. m.9/7). Tescil şartları sağlanmadığı gerekçesiyle tescil talebi reddedilirse, Türkiye’de tanıma/tenfiz yoluna gidilir. (NHK m.27/A/3; Yön. m.11/1).
10) Tescil Ne Zaman Yapılır, Hangi Tarih Esas Alınır?
Komisyon tescile karar verirse, dış temsilcilikler veya il müdürlükleri 7 gün içinde aile kütüklerine tescil işlemini yapar. (Yön. m.10/1). Tescilde, boşanma (ve benzeri) kararının tarihi, kesinleşme tarihi olarak kabul edilir. (Yön. m.10/2).
11) Kayıt, Tasdik ve Tereddütlerin Giderilmesi
İbraz edilen karar, başvuru formu ve ekleri kayıt altına alınır ve teslim fişi verilir. (Yön. m.15/1). Resmî belgelerin Türkiye’de geçerli sayılması için tasdik/onay ilkesi ve milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır. (Yön. m.14/1-2). Uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesinde Genel Müdürlük yetkilidir. (Yön. m.16/1). Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde diğer ilgili yönetmelik hükümlerine gidilir. (Yön. m.17/1). Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir ve İçişleri Bakanı tarafından yürütülür. (Yön. m.18/1; Yön. m.19/1).
Sonuç: Hangi Yola Gideceksiniz?
Sadece “boşanma kararının” nüfusa işlenmesi hedefleniyorsa, şartlar uygunsa 27/A idari tescil çoğu zaman hızlı çözümdür. (NHK m.27/A/1-2; Yön. m.10/1). Kararda velayet/nafaka/kişisel ilişki varsa, idari tescil yapılsa bile bu hükümler Türkiye’de kendiliğinden güncellenmez ve ayrıca Aile Mahkemesi’nde tanıma/tenfiz davası gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3). İstanbul’da (özellikle Tuzla ve çevresi) uygulamada en sık yapılan hata, “boşanma tescil edildi = velayet de değişti” varsayımıdır. (Yön. m.9/5).
Sık Sorulan Sorular
Yurt dışı boşanma kararımı mahkemeye gitmeden Türkiye’de işletebilir miyim?
Eğer karar boşanma/butlan/iptal/tespit kapsamındaysa ve şartlar sağlanıyorsa, idari tescil ile mahkemeye gitmeden nüfusa işletmeniz mümkündür. (NHK m.27/A/1-2). Ancak kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması ve kamu düzenine açıkça aykırı olmaması şarttır. (NHK m.27/A/1). Komisyon bu şartları sağlayıp sağlamadığınızı belge üzerinden inceler. (Yön. m.9/4).
Yurt dışındaysanız kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliğe başvurabilirsiniz. (NHK m.27/A/2; Yön. m.5/1). Türkiye’deyseniz genel kural yerleşim yeriniz il müdürlüğüdür. (Yön. m.5/1). Yerleşim yeri yoksa Yönetmelikte sayılan illerden birine başvurulur ve listede İstanbul da vardır. (Yön. m.5/1).
Tarafların birlikte gitmesi şart mı?
Hayır, birlikte gitmek zorunlu değildir. (Yön. m.6/1). Taraflar aynı anda veya farklı zamanlarda başvurabilir. (Yön. m.6/1). Farklı zamanlarda başvurulacaksa iki başvuru arasındaki süre 90 günü geçmemelidir. (Yön. m.6/1).
Tek başıma başvuru yapabilir miyim?
Kanun, başvuruyu kural olarak tarafların birlikte yapması üzerinden kurar; ancak taraflardan birinin ölmüş olması veya yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın tek başına başvurabileceğini öngörür. (NHK m.27/A/1). Bu istisna dışındaki durumlarda uygulamada dosyanın niteliğine göre komisyon değerlendirmesi belirleyici olur. (Yön. m.9/4). Bu nedenle tek taraflı başvurularda evrak ve koşulların baştan doğru kurulması önemlidir. (Yön. m.7/1).
Hangi belgeleri hazırlamam gerekiyor?
Başvuru formu, kararın onaylı aslı ve Türkçe tercümesi temel belgelerdir. (Yön. m.7/1-a-b). Kararda kesinleşme şerhi yoksa ayrıca kesinleşmeyi gösteren belge ve tercümesi gerekir. (Yön. m.7/1-c). Kimlik/pasaport fotokopileri ve yabancı taraf varsa tercümeleri de eklenir. (Yön. m.7/1-ç). Vekil ile başvurulacaksa fotoğraflı özel vekâletname gerekir. (Yön. m.7/1-d; Yön. m.4/1-ı).
Eksik belge olursa ne olur, süre var mı?
Eksik belge tespit edilirse size 90 gün süre verilir. (Yön. m.7/4). Bu süre içinde eksikler tamamlanmazsa başvuru reddedilir. (Yön. m.7/4). Reddin ardından mahkemede tanıma/tenfiz yoluna gidilmesi gerekebilir ve bu da süreyi uzatabilir. (NHK m.27/A/3; Yön. m.11/1).
Komisyon kimlerden oluşuyor ve neye göre karar veriyor?
İl müdürlüklerinde komisyon; vali yardımcısı başkanlığında nüfus müdürü, ilçe nüfus müdürleri ve hukuk formasyonuna sahip kamu görevlisinden oluşur. (Yön. m.8/2). Komisyon oy çokluğu ile karar verir ve eşitlik halinde başkanın görüşü kabul edilir. (Yön. m.9/2). Komisyonun görevi, tescilin mevzuata göre yapılıp yapılamayacağını incelemektir. (Yön. m.9/4).
Kararda velayet ve nafaka da var; bunlar da tescil edilir mi?
Hayır, Yönetmelik açık: Kararda velayet/nafaka/kişisel ilişki/mal rejimi/tazminat varsa komisyon sadece boşanma (vb.) kısmını tescil eder. (Yön. m.9/5). Komisyon kararı bu tenfize konu hükümler açısından sonuç doğurmaz. (Yön. m.9/5). Bu hükümler için ayrıca MÖHUK kapsamında mahkemede tanıma/tenfiz davası açılması gerekir. (Yön. m.9/5; NHK m.27/A/3).
Başvurum hangi hallerde reddedilir?
Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ve devam eden ya da reddedilmiş bir dava varsa başvuru reddedilir. (Yön. m.9/6). Ayrıca Türk kamu düzenine açıkça aykırı kararlar da reddedilir. (Yön. m.9/7). Reddedilmesi halinde mahkemede tanıma/tenfiz seçeneği gündeme gelir. (Yön. m.11/1).
Tescil kararı çıkarsa nüfusa ne zaman işlenir ve hangi tarih esas alınır?
Komisyon tescile karar verdiğinde tescil işlemi 7 gün içinde yapılır. (Yön. m.10/1). Tescilde, yabancı kararın tarihi kesinleşme tarihi olarak kabul edilir. (Yön. m.10/2). Bu tarih, nüfus kayıtlarında medeni hâlin güncellenmesinde belirleyici olur. (Yön. m.10/2).
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
Bu süreçte en kritik riskler; yanlış yol seçimi, eksik apostil/kesinleşme/tercüme, vekaletname format hatası, 90 günlük eksik tamamlama süresinin kaçırılması ve “velayet gibi tenfize konu hükümlerin” idari tescille çözülebileceğinin sanılmasıdır. (Yön. m.7/4; Yön. m.9/5). Özellikle velayet konusunda çoğu dosyada mahkeme süreci gerektiğinden, dilekçe ve delil setinin baştan doğru kurulması hak kaybını önler. (NHK m.27/A/3). İstanbul Tuzla’da bu işlemleri düzenli takip eden bir avukatla ilerlemek, hem süreyi hem masrafı kontrol etmeyi kolaylaştırır. (Yön. m.5/1).
Bu alanda 2M Hukuk Avukatlık Ofisi olarak (İstanbul / Tuzla), yabancı boşanma kararlarının 27/A tescil başvuruları ile yabancı kararların tanıma–tenfiz davaları süreçlerinde profesyonel danışmanlık ve dilekçe hazırlama hizmeti sunuyoruz.
6306 sayılı Kanun Kapsamında Tahliye-Yıkım Süreci | Süreler, Hizmet Kesintisi ve Yargı Denetimi
Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra tahliye ve yıkım süreci belirli aşamalara bağlıdır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun m.5 ve Uygulama Yönetmeliği m.8 uyarınca temel ilke maliklerle anlaşma önceliğidir. Uzlaşma sağlanırsa geçici konut/işyeri veya kira yardımı gündeme gelir.
1. Genel Esaslar ve Anlaşma Önceliği
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi ve Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesi uyarınca, riskli yapıların tahliyesi ve yıktırılmasında temel ilke, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesidir. Danıştay 6. Dairesi ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi kararlarında vurgulandığı üzere, riskli yapıların yıktırılmasında ve bu alanlardaki uygulamalarda malikler ile uzlaşma esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut/işyeri tahsisi veya kira yardımı yapılması öngörülmüştür.
2. Tahliye ve Yıkım Sürecinin Aşamaları
A. Riskli Yapı Tespitinin Kesinleşmesi: Sürecin başlaması için riskli yapı tespitinin kesinleşmesi şarttır. İstanbul BİM 6. İdari Dava Dairesi kararına göre, riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazın reddedilmesi veya itiraz edilmemesi durumunda tespit kesinleşir. İtiraz süreci devam ederken tesis edilen yıkım işlemleri hukuka aykırı kabul edilmektedir.
B. Birinci Aşama: 60 Günden Az Olmamak Üzere Verilen Süre: Riskli yapı tespiti kesinleşen yapılar için Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü veya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirilmesini ilgili İdareden (Belediye veya İl Özel İdaresi) talep eder. İdare, yapı maliklerine riskli yapının yıktırılması için 60 günden az olmamak üzere süre verir.
Bildirim Yükümlülüğü: Maliklere yapılan tebligatta, yapıyı kullanan kiracı veya sınırlı ayni hak sahiplerine tahliye için malik tarafından bildirim yapılması gerektiği ihtar edilir. Malik bildirim yapmazsa, bu bildirim İdarece gerçekleştirilir.
Süre Usulsüzlüğü: Danıştay 6. Dairesi, 60 günlük yasal süre tanınmadan (örneğin 29 gün süre verilerek) tesis edilen yıkım işlemlerini usul yönünden hukuka aykırı bularak iptal etmektedir.
C. İkinci Aşama: Ek Süre ve İdari Tebligat: Verilen ilk süre içinde yapı maliklerince yıkım gerçekleştirilmezse, İdare tarafından yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek 30 günden az olmamak üzere ek süre verilir. Bazı güncel kararlarda (Danıştay 6. Daire, 2023/6447 ) bu sürenin toplamda 90 günü geçmeyecek şekilde düzenlenebileceği ifade edilmiştir.
3. İdari Makamlarca Tahliye ve Yıkımın Gerçekleştirilmesi
Verilen süreler sonunda maliklerce yıktırılmayan yapılar için mülki amire bildirimde bulunulur. Bu aşamadan sonra:
Tahliye ve Yıkım: Yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, mülki amirler tarafından mahallî idarelerin de iştiraki ile yapılır veya yaptırılır.
Kolluk Gücü Kullanımı: Kanun’un 5/4. maddesi uyarınca, tahliyenin engellenmesi durumunda mülki idare amirinin yazılı izniyle kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapılar açtırılarak tahliye gerçekleştirilir.
Masraflar: Yıkım masrafları öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanır, ancak daha sonra hisseleri oranında maliklerden tahsil edilir.
4. Zorlayıcı Tedbirler ve Hizmetlerin Durdurulması
Riskli yapıların tahliyesini sağlamak amacıyla elektrik, su ve doğal gaz gibi altyapı hizmetlerinin durdurulması öngörülmüştür.
Hukuki Durum ve İptal Kararı: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (2019/2841 E., 2021/1574 K.), Uygulama Yönetmeliği’nin 8/2-(ç) bendini iptal etmiştir. İptal gerekçesinde, Kanun’un 4. maddesinde yer alan “hak sahiplerinin görüşünün alınması” koşulunun Yönetmelik düzenlemesinde yer almamasının dayanak yasayı daralttığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, hizmet kesintisi uygulanabilmesi için hak sahiplerinin görüşünün alınması zorunluluğu vurgulanmıştır.
5. Yargısal Denetim ve Teknik Eksiklikler
Yargı mercileri, tahliye ve yıkım işlemlerinin dayanağı olan “riskli yapı tespit raporlarını” teknik yönden denetlemektedir. İstanbul BİM 6. İdari Dava Dairesi’nin bir kararında, binanın rölövesinin hatalı çıkarılması ve taşıyıcı sistem modellemesinin yetersiz olması nedeniyle riskli yapı tespitine dayalı yıkım ve tahliye işlemi iptal edilmiştir. Ayrıca, Danıştay 4. Dairesi, kolon inceleme sayısının (örneğin 8 yerine 6 kolon) yetersiz olmasını usul hatası olarak değerlendirmiştir.
6. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı
Anayasa Mahkemesi (2012/87 E., 2014/41 K.), Kanun’un 5. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, yıkım masrafları için tapu kaydı üzerine “müşterek ipotek” konulmasına ilişkin düzenlemeyi mülkiyet hakkına aykırı bularak iptal etmiştir.
7. İkincil Kaynaklar
Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi veya dolaylı bağlam sunan ikincil kaynaklar olarak değerlendirilmiştir:
Harç Muafiyeti: Riskli yapıların yıkılıp yeniden inşası sürecinde, kullanım maksadı değişikliği veya alan artışı olsa dahi, dönüşüm sürecinin tüm aşamalarında harç muafiyetinin (Kanun Md. 7/9-10) “kazanılmış hak” kapsamında korunması gerektiği belirtilmiştir (Danıştay 9. Daire).
Kira Yardımı Usulü: Tahliye sonrası kira yardımı başvurularının tahliye tarihinden itibaren 1 yıl içinde yapılması gerektiği, bu sürenin idarenin planlama yetkisi dahilinde olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, kira yardımı haklarının devrinde Bakanlıkça aranan “noter onaylı muvafakatname” şartı hukuka uygun bulunmuştur (Danıştay 4. Daire).
Acele Kamulaştırma İlişkisi: Uzlaşma sağlanamayan veya afet riskinin ivedilikle bertaraf edilmesi gereken alanlarda (örneğin dere yatağı üzerindeki yapılar), 6306 sayılı Kanun kapsamındaki tahliye sürecinin tıkanması durumunda 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca “acele kamulaştırma” yoluna gidilebileceği ve bunun kamu yararı taşıdığı kabul edilmiştir (Danıştay 6. Daire).
Riskli Alan İlanı ve Örneklem Yöntemi: Riskli alan ilanlarında tüm binaların tek tek incelenmesi yerine istatistiksel olarak anlamlı örneklem yönteminin kullanılabileceği, ancak bina sayısının az olduğu küçük alanlarda bu yöntemin yetersiz kalabileceği ve her binanın ayrıntılı analizinin gerekebileceği vurgulanmıştır (Danıştay İDDK)
Sık sorulan sorular
60 günlük süre dolmadan yıkım yapılabilir mi?
Hayır. En az 60 gün verilmesi zorunludur. 29 gün gibi eksik süreler usulden iptal sebebidir. İtiraz süreci devam ederken tesis edilen yıkım işlemleri de hukuka aykırı kabul edilebilir.
Elektrik ve su kesilirse ne yapabilirim?
Hizmet kesintisi için hak sahiplerinin görüşünün alınması gerekir. Bu koşul sağlanmadan yapılan kesintiler iptal davasına konu edilebilir ve yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Uzlaşma olmazsa acele kamulaştırma mümkün mü?
Afet riskinin ivedilikle giderilmesi gereken hallerde, süreç tıkanırsa 2942 sayılı Kanun m.27 kapsamında acele kamulaştırma gündeme gelebilir. Ancak her somut olayda kamu yararı ve ölçülülük denetlenir.
Neden Avukat Desteği Gerekli?
Tahliye-yıkım işlemleri; süreler, tebligat, teknik raporlar ve hizmet kesintileri bakımından çok katmanlıdır. İstanbul Tuzla kentsel dönüşüm danışmanlığı ve avukatlığı kapsamında:
60+30 günlük sürelerin usule uygunluğunun denetimi
Riskli yapı raporlarının teknik itirazı
Elektrik-su kesintisine karşı yürütmenin durdurulması
Kira yardımı ve harç muafiyeti haklarının korunması
Acele kamulaştırmaya karşı strateji geliştirilmesi
uzmanlık gerektirir. Süre kaçırılması veya teknik itirazın eksik yapılması telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.
6458 Sayılı YUKK Kapsamında Hukuki Analiz, Tahdit Kodları ve Para Cezasının Etkisi
Türkiye’de ikamet ihlali, sınır dışı (deport) kararı ve idari para cezasının ödenmemesi, yabancıların yeniden ülkeye giriş sürecini doğrudan etkileyen kritik hukuki konulardır. Uygulamada kullanılan Ç-120, Ç-105, Ç-104, Ç-114 gibi tahdit kodları ve giriş yasağı süreleri, idarenin takdir yetkisi ve somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.
İkamet ihlali, sınır dışı (deport) kararı, idari para cezasının ödenmemesinin giriş yasağı süresine etkisi ve Moldova vatandaşları özelinde hukuki durum analizi.
1. Yasal Çerçeve: 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)
Yargı kararlarında atıf yapılan 6458 sayılı Kanun uyarınca, yabancıların Türkiye’ye giriş ve çıkışları ile sınır dışı edilme süreçleri belirli kurallara bağlanmıştır:
Sınır Dışı Etme Nedenleri: Kanun’un 54/1-g maddesi uyarınca, ikamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir bir gerekçesi olmadan ikamet süresini on günden fazla ihlal edenler hakkında sınır dışı etme kararı alınır. Ayrıca 54/1-h maddesi, Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenleri de bu kapsama almaktadır.
Giriş Yasağı Süreleri: Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların ülkeye girişi Genel Müdürlük veya valiliklerce yasaklanabilir. Bu yasağın süresi en fazla beş yıldır (md. 9/3). Ancak kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturan hallerde bu süre on yıla kadar uzatılabilir.
Para Cezası ve Giriş Yasağı İlişkisi: Kanun’un 9/4 maddesi, ikamet ihlali yapan ancak bu durum yetkili makamlarca tespit edilmeden önce çıkış yapmak üzere başvuran yabancılar için bir istisna öngörür. Bu kişilerin idari para cezalarını ödemiş olmaları ve belirlenen ihlal sürelerini aşmamaları kaydıyla, haklarında giriş yasağı kararı alınmayabilir.
2. Uygulamadan Örnekler ve Tahdit Kodları
Yargı kararları, ikamet ve vize ihlallerinde idarenin farklı sürelerde giriş yasağı uyguladığını ve çeşitli tahdit kodları kullandığını göstermektedir:
2 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-104 / O-100): Danıştay 10. Dairesi’nin 2023/3752 E. sayılı kararında, iki yıla kadar ikamet ihlali yapan bir yabancı hakkında Ç-104 ve O-100 kodlarıyla 2 yıl süreli giriş yasağı tesis edildiği görülmektedir.
5 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-120 / Ç-105):
Ç-120 (Vize İhlali/Para Cezası Ödenmemesi): Danıştay 10. Dairesi’nin 2020/3217 E. sayılı kararında, vize ihlali yapan ve çıkışta talep edilen cezalı ikamet harcı ile tezkere bedelini ödeyemeyen yabancıya Ç-120 koduyla 5 yıl giriş yasağı uygulanmıştır.
Ç-105 (Vize/İkamet İhlali): Anayasa Mahkemesi’nin 2019/438 sayılı kararında, vize ihlali yapan ve cezayı çıkışta ödeyen bir yabancıya dahi Ç-105 koduyla 5 yıl giriş yasağı konulduğu örneklendirilmiştir.
1 Yıllık Giriş Yasağı (Ç-114): Moldova vatandaşlarını ilgilendiren bir kararda (Danıştay 10. Daire, 2016/938 E. ), adli işlem veya ihlal tespiti durumunda Ç-114 koduyla 1 yıl süreli yasak uygulanabildiği belirtilmiştir.
3. Cezanın Ödenmemesinin Sonuçları ve Yargı Denetimi
Örneğin “cezayı ödemediğim için beş yıllık giriş yasağı mı aldım?” sorusuna ilişkin yargı kararlarındaki değerlendirmeler şöyledir:
Ölçülülük İlkesi: Danıştay 10. Dairesi (2020/3217 E. ), vize ihlali nedeniyle çıkışta para cezasını ödeyemeyen yabancıya doğrudan 5 yıl yasak verilmesini “ölçülülük ilkesine aykırı” bularak iptal eden yerel mahkeme kararını onamıştır. Mahkeme, kanunda öngörülmeyen bir sınırlama yönteminin idari düzenleme (genelge) ile getirilemeyeceğini vurgulamıştır.
Yasağın Güncellenmesi: Anayasa Mahkemesi’nin 2013/3187 sayılı kararında, vize ihlalinden kaynaklanan para cezasının ödenmemesi durumunda, idarenin yabancının çıkışını sağlayarak mevcut giriş yasağı kaydını güncelleyebileceği veya devam ettirebileceği ifade edilmiştir.
Giriş Şartı Olarak Ceza: Bazı idari uygulamalarda, giriş yasağı süresi dolsa dahi, geçmişten kalan cezalı harçların ödenmemesi yeni bir ikamet veya vize başvurusu için ret gerekçesi yapılabilmektedir. Ancak Danıştay (2016/2217 E. ), aile ikamet izni gibi durumlarda para cezası ödeme şartının kanuni bir zorunluluk olarak dayatılamayacağına hükmetmiştir.
4. İkincil Kaynaklardan Edinilen Bilgiler
Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi olması nedeniyle ikincil kaynak niteliğinde vurgulanmıştır:
Moldova Vatandaşları: Moldova vatandaşları hakkında verilen kararlarda (2016/594 E. , 2016/938 E. , 2021/321 E. ), idarenin “şartlı giriş”, “V-84 tahdit kodu” veya “Ç-114 ihlal kodu” gibi uygulamalara başvurduğu görülmektedir. Moldova vatandaşlarına özgü otomatik bir 5 yıl yasağı kuralı metinlerde yer almamakla birlikte, ihlalin niteliğine göre genel hükümler uygulanmaktadır.
Süre Dolumu ve Giriş: İkamet ihlali sonrası verilen 2 yıllık yasağın süresi dolduğunda, yasağın etkisi hukuken sona ermektedir (Danıştay 10. Daire, 2016/15371 E. ). Ancak çıkışta ödenmeyen idari para cezası, sistemde bir engel olarak kalmaya devam edebilir ve girişte tahsil edilmesi gerekebilir.
Belirsizlikler: Cezanın ödenmemesinin 2 yıllık yasağı otomatik olarak 5 yıla çıkarıp çıkarmadığına dair kesin bir yasal otomatizm kararlarda belirtilmemiştir; bu durum idarenin takdir yetkisi ve kullandığı tahdit koduna (Ç-120 gibi) bağlıdır.
Sonuç ve Analiz
Yargı kararları ışığında; 2024 yılında aldığınız 2 yıllık giriş yasağı süresi Haziran ayında dolduğunda, kural olarak yasağın hukuki etkisi biter. Ancak çıkışta ödemediğiniz idari para cezası nedeniyle idare, hakkınızdaki tahdit kodunu Ç-120 (5 yıl süreli yasak) olarak belirlemiş veya mevcut yasağı bu gerekçeyle en üst sınırdan tesis etmiş olabilir.
Eğer hakkınızda tesis edilen işlem sadece 2 yıl ile sınırlıysa, sürenin dolmasıyla giriş yapabilirsiniz; fakat ödenmemiş ceza girişte karşınıza bir borç olarak çıkacaktır. Eğer ceza ödenmediği için yasak 5 yıla çıkarılmışsa, bu işlemin “ölçülülük” yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açılması mümkündür. Kesin durumun tespiti için Göç İdaresi Başkanlığı sistemleri üzerinden tahdit kodu sorgulaması yapılması önerilir.
Sık Sorulan Sorular
2 yıllık deport sürem doldu. Süre sonunda sorunsuz giriş yapabilir miyim?
Eğer sistemde başka bir tahdit kodu yoksa evet. Ancak ödenmemiş para cezası girişte karşınıza çıkabilir. Ceza nedeniyle sistemde aktif bir Ç-120 varsa giriş reddedilebilir.
Cezayı ödemediğim için otomatik 5 yıl yasak mı aldım?
Hayır. Kanunda otomatik 5 yıl dönüşümü yoktur. Ancak idare Ç-120 kodu uygulamışsa fiilen 5 yıl yasak oluşmuş olabilir. Tahdit kodu sorgulanmadan kesin değerlendirme yapılamaz.
Ceza ödenmedi diye 5 yıl yasak verilirse iptal edilebilir mi?
Evet. Danıştay kararlarında ölçülülük ilkesine aykırı bulunan uygulamalar mevcuttur. Özellikle sadece para cezası ödenmemesine dayanarak en üst sınırdan yasak verilmesi iptal edilebilmektedir.
Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?
İkamet ihlali ve deport dosyalarında en kritik unsur tahdit kodunun doğru tespiti ve idari işlemin hukuka uygunluğunun analizidir.
Özellikle:
Tuzla geri gönderme merkezi süreçlerinde idari gözetim kararları
Ç-120 ve Ç-105 kodlarına karşı iptal davaları
Şartlı giriş başvuruları
İkamet izni ret işlemlerine karşı dava uzmanlık gerektirir. Bu noktada Tuzla yabancı avukatı desteği, özellikle geri gönderme merkezi işlemlerinde hızlı müdahale sağlar. Aynı şekilde İstanbul yabancı avukatı ile idare mahkemesinde açılacak davalarda yürütmenin durdurulması talep edilerek ülkeye giriş hakkının korunması mümkün olabilir. Göç hukuku teknik ve idarenin takdir yetkisine açık bir alandır. Yanlış başvuru veya süresinde açılmayan dava, hak kaybına yol açabilir.