Kurtarma Faaliyetlerinden Doğan Alacaklar Deniz Alacağı Sayılır mı? Kurtarma ücreti için gemi ihtiyaten haczedilebilir mi?

(TTK m.1352/1-c Kapsamında Kurtarma Ücreti, Kanuni Rehin ve İhtiyati Haciz)

Bu yazı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-c uyarınca kurtarma faaliyetlerinden doğan alacakların neden ve hangi şartlarda “deniz alacağı” sayıldığını, bu alacaklara bağlı kanuni rehin hakkı, ihtiyati haciz ve cebri icra mekanizmalarını yargı kararları ışığında ele almaktadır.

1. Hukuki Dayanak ve Deniz Alacağı Niteliği 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1352/1-c maddesi uyarınca; bir geminin veya gemideki eşyanın kurtarılması, çevre zararı tehdidi oluşturan bir gemi veya eşya ile ilgili kurtarma faaliyetleri ve bu faaliyetler sonucunda talep edilen özel tazminatlar “deniz alacağı” olarak kabul edilmektedir. Bu faaliyetler yalnızca malvarlığının korunmasını değil, petrol sızıntısı gibi çevresel risklerin önlenmesini de kapsar. Yargı kararlarında (Örn: İstanbul 17. ATM-2014/1419 ), kurtarma hizmeti bedelinin TTK m. 1320/1-c uyarınca “gemi alacaklısı hakkı” verdiği ve bu alacağın gemi üzerinde kanuni rehin hakkı doğurduğu vurgulanmaktadır.

Kurtarma ücreti, sıradan bir alacak olmayıp “gemi alacağı” niteliğinde, kanundan doğan güçlü bir aynî teminat hakkıdır. Kurtarma ücreti, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tescile gerek olmaksızın kendiliğinden doğan bir kanuni rehin hakkı sağlar ve bu hak, geminin mülkiyeti el değiştirmiş olsa dahi gemiyi takip eder. Başka bir ifadeyle, gemi kurtarma alacağı, geminin eski malikine karşı doğmuş olsa bile, sonraki malik gemiyi iyi niyetle edinmiş olsa dahi bu alacağın ileri sürülmesine engel olmaz. Kurtarma ücreti, rehinle veya ipotekle teminat altına alınmış ya da alınmamış diğer tüm alacaklara önceliklidir ve gemiye zilyet olan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu yönüyle kurtarma ücreti, yalnızca bir hizmet bedeli değil; deniz serveti üzerinde doğrudan ve üstün bir hak sağlayan, kamu düzeni ağırlıklı bir alacak türü olarak kabul edilmektedir.

2. Alacaklının Başvurabileceği Tahsilat ve Güvence Yolları

A. İhtiyati Haciz ve Teminat Talebi Kurtarma faaliyetinden doğan alacağın tahsilini güvence altına almak için en sık başvurulan yol geminin ihtiyaten haczidir.

Uygulama Örneği: Bir olayda davacı kurum, 9.000.000 USD üzerinden ihtiyati haciz talep etmiş, mahkemece 1.560.000 USD üzerinden haciz kararı verilmiş ve bu karar daha sonra teminat mektubu üzerine kaydırılmıştır (İstanbul 17. ATM-2014/1419).

Şartlar: TTK m. 1362 uyarınca, alacaklının alacağın bir deniz alacağı olduğunu kanıtlaması ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil (yaklaşık ispat) sunması gerekir (İstanbul BAM 12. HD-2021/181 

B. Kanuni Rehin ve Hapis Hakkı 

TTK m. 1315 ve 1321 uyarınca, kurtarma ücreti alacaklısı, kurtarılan gemi üzerinde “kanuni rehin hakkı”na ve kurtarılan eşya üzerinde “hapis hakkı”na sahiptir.

Rehin Hakkının Tesisi: Mahkemeler, belirlenen alacak tutarı ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesis edilmesine karar verebilmektedir (İstanbul 17. ATM-2014/723 

Öncelik: Bu hak, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir ve tescilsiz kazanılan bir hak olup, diğer birçok alacaktan önce gelir (Yargıtay 17. HD-2010/3790 

C. Alacak Davası ve İtirazın İptali Alacaklı, kurtarma ücretinin tespiti ve tahsili için doğrudan alacak davası açabileceği gibi, başlattığı icra takibine itiraz edilmesi durumunda itirazın iptali davası da açabilir.

Ücretin Belirlenmesi: Mahkeme, TTK m. 1305 (veya eski TTK m. 1226) kriterlerini (kurtarılan değer, tehlikenin derecesi, harcanan emek, başarı oranı) esas alarak bilirkişi incelemesi yaptırır.

Tahsilat Hükmü: Belirlenen tutarın, olay veya dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 4/a uyarınca devlet bankalarınca USD üzerinden uygulanan en yüksek faizle tahsiline karar verilir (İstanbul 17. ATM-2021/446 Bir yazı önerisi.

3. Sorumlu Taraflar ve Tahsilatın Kapsamı

Gemi Maliki ve Donatan: TTK m. 1306 uyarınca kurtarma ücretinin asıl borçlusu gemi malikidir. Ancak donatan da TTK m. 1321/5 uyarınca sorumlu tutulabilmektedir.

Yük Alıcısı: TTK m. 1307/1 uyarınca, yük alıcısı eşyayı teslim alırken kurtarma ücreti ödeneceğini biliyorsa, kendi payına düşen kısımdan sorumlu olur (İstanbul 17. ATM-2014/1419 

Müteselsil Sorumluluk: Bazı durumlarda donatan ve yük sahibinin alacaktan müteselsilen sorumlu olduğuna hükmedilmektedir (İstanbul 17. ATM-2023/436 

4. Cebri İcra ve Paraya Çevirme 

Alacaklı, mahkemeden aldığı ilamı “taşınır rehninin paraya çevrilmesi” yoluyla ilamlı icra takibine konu edebilir (TTK m. 1380, İİK m. 150/h). Gemi alacağı hakkı sahipleri, geminin satış bedelinden öncelikli olarak pay alırlar. Sıra cetvelinde kurtarma alacakları genellikle I. derece kanuni rehin alacaklısı olarak yer alır (İstanbul 17. ATM-2016/289 

5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam İkincil kaynaklardan edinilen bilgilere göre;

Kurtarma faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme münhasıran Deniz İhtisas Mahkemeleridir (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi gibi). Görevsiz mahkemede açılan davalar usulden reddedilmektedir (İstanbul Anadolu 9. ATM-2016/745 

Kurtarma ücretinin sigortacıdan rücuen talep edilmesi durumunda, kurtarma işleminin resmi makamlara bildirilmiş olması ve somut delillerle (jurnal kayıtları, liman belgeleri) ispatlanması şarttır; aksi halde ispat yükü yerine getirilmediği gerekçesiyle talepler reddedilebilmektedir (İstanbul BAM 13. HD-2019/154 

Çevre kirliliği riski içeren durumlarda kamu kurumları (Örn: Çevre Bakanlığı), Çevre Kanunu m. 28 uyarınca kusursuz sorumluluk esasına dayanarak müdahale masraflarını ve tazminatları gemi seferden men edilerek alınan teminatlar üzerinden tahsil edebilmektedir (İstanbul 17. ATM-2020/2 

Tersane kusuru nedeniyle meydana gelen arızalarda, ödenen kurtarma ücreti için tersaneye karşı rücu davası açılması mümkündür (İstanbul Anadolu 1. ATM-2023/569 

Sık Sorulan Sorular

Kurtarma faaliyeti her durumda deniz alacağı sayılır mı?

Hayır. Kurtarma faaliyetinin geminin veya gemideki eşyanın kurtarılmasına yahut çevre zararı tehdidinin önlenmesine yönelik olması gerekir. Bu şartlar mevcutsa, kurtarma ücreti TTK m.1352/1-c kapsamında açıkça deniz alacağı olarak kabul edilir.

Kurtarma ücreti için gemi ihtiyaten haczedilebilir mi?

Evet. Kurtarma ücretinden doğan deniz alacağı, gemi hakkında ihtiyati haciz talebine elverişlidir. Mahkeme, alacağın yaklaşık ispat edilmesi hâlinde hacze karar verebilir ve uygulamada bu haciz çoğu zaman teminat mektubuna kaydırılmaktadır.

Kurtarma alacağı gemi satışında öncelikli midir?

Evet. Kurtarma alacakları, kanuni rehin hakkı doğurduğundan, geminin cebri icra yoluyla satışında üst sıralarda yer alır. Uygulamada çoğu kez I. derece kanuni rehin alacağı olarak sıra cetveline yazılmaktadır.

Kurtarma ücreti, gemi satıldıktan sonra yeni gemi sahibine karşı da talep edilebilir mi?

Kurtarma ücreti, sıradan bir alacak olmayıp “gemi alacağı” niteliğinde, kanundan doğan güçlü bir aynî teminat hakkıdır. Kurtarma ücreti, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tescile gerek olmaksızın kendiliğinden doğan bir kanuni rehin hakkı sağlar ve bu hak, geminin mülkiyeti el değiştirmiş olsa dahi gemiyi takip eder. Başka bir ifadeyle, gemi kurtarma alacağı, geminin eski malikine karşı doğmuş olsa bile, sonraki malik gemiyi iyi niyetle edinmiş olsa dahi bu alacağın ileri sürülmesine engel olmaz. Kurtarma ücreti, rehinle veya ipotekle teminat altına alınmış ya da alınmamış diğer tüm alacaklara önceliklidir ve gemiye zilyet olan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu yönüyle kurtarma ücreti, yalnızca bir hizmet bedeli değil; deniz serveti üzerinde doğrudan ve üstün bir hak sağlayan, kamu düzeni ağırlıklı bir alacak türü olarak kabul edilmektedir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir? (İstanbul )

Kurtarma faaliyetlerinden doğan alacaklar, klasik bir alacak–borç ilişkisi değildir. Bu alacaklar;

Deniz alacağı niteliğinin doğru tespiti,

TTK m.1352 – 1320 – 1315 – 1321 zincirinin birlikte uygulanması,

Yaklaşık ispat standardı,

Gemiye özgü ihtiyati haciz prosedürü,

Teminat mektubuna kaydırma,

Sıra cetvelinde öncelik tartışmaları,

Yabancı bayraklı gemilerde yetki ve yabancılık teminatı,

Çevre kirliliği riski içeren olaylarda kamu idareleriyle paralel süreçler gibi son derece teknik ve hata kabul etmeyen alanları kapsar. Özellikle İstanbul ve Tuzla bölgesinde;

liman kurtarma operasyonları,

boğaz geçişlerinde acil müdahaleler,

tersane kaynaklı arızalar sonrası kurtarma masrafları,

çevre kirliliği riski içeren olaylar sıklıkla Denizcilik İhtisas Mahkemeleri önüne taşınmaktadır. Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, kurtarma alacaklarının:

doğru hukuki nitelendirilmesi,

kanuni rehin hakkının etkin şekilde korunması,

geminin zamanında haczedilmesi,

teminatın eksik belirlenmesinin önüne geçilmesi,

satış ve sıra cetveli aşamasında alacağın önceliğinin kaybedilmemesi bakımından uzmanlaşmış hukuki destek sunulmasının kritik olduğunu vurgulamaktadır. Yanlış strateji;

ihtiyati haczin reddine,

teminatın yetersiz belirlenmesine,

geminin elden çıkmasına,

alacağın sıra cetvelinde alt sıralara düşmesine ve nihayetinde milyon dolarlık kurtarma bedellerinin tahsil edilememesine yol açabilmektedir.

Read More

Geminin İşletilmesinden Doğan Zıya ve Hasarlardan Kim, Ne Zaman ve Hangi Şartlarda Sorumlu Olur?

(TTK m.1352 Kapsamında Liman Manevraları, Deniz Trafiği ve Yükleme-Tahliye Zararları)

Bu yazı, Türk Ticaret Kanunu m.1352/1-a kapsamında geminin işletilmesinden kaynaklanan maddi zararların hangi hallerde donatan, işleten ve kaptana yükletildiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında açıklamaktadır.

Giriş 

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1352/1-a uyarınca, geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasarlar; gemi işletim faaliyetleri sırasında geminin kendisine, yüke veya üçüncü kişilere (iskele, rıhtım, diğer gemiler vb.) verilen maddi zararları kapsamaktadır. Aşağıdaki analiz, bu zararları liman manevraları, deniz trafiği ve yükleme-boşaltma süreçleri bazında somut yargı kararlarıyla incelemektedir.

1. Liman Manevraları Kaynaklı Zıya ve Hasarlar

Geminin limana yanaşması, rıhtımdan ayrılması veya bağlama noktasına girişi sırasında meydana gelen çarpma ve çatlamalar, yargı kararlarında en sık rastlanan gemi işletim kusurlarıdır.

Rıhtım ve İskele Hasarları: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2012/14912 E., 2014/4299 K K.) bir geminin yanaşma manevrası sırasında beton rıhtıma çarpması sonucu oluşan hasarı gemi işletimi kaynaklı bir riziko olarak kabul etmiştir. Benzer şekilde, bir tankerin yanaşma sırasında iskele kazıklarına zarar vermesi (Yargıtay 7. HD 2012/1795 E. K), bir geminin hızlı yanaşma sonucu yalının iskelesine ve aydınlatma sistemine zarar vermesi (Yargıtay 11. HD 2015/7972 E. ) ve manevra sırasında iskeledeki usturmaçaların parçalanması (Yargıtay 11. HD 2011/3479 E. K) bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Liman Ekipmanlarına Verilen Zararlar: Gemi işletim faaliyetleri sadece sabit yapılara değil, limandaki araçlara da zarar verebilmektedir. Yargıtay 11. HD (2011/10687 E. ) kararında, hatalı manevra yapan bir geminin rıhtımdaki yükleyiciye çarpması; bir başka kararda (2015/2399 E. ) ise yanaşma sırasında liman vincine yaslanarak hasar vermesi donatanın sorumluluğunda kabul edilmiştir. Özellikle 2023/1262  E. sayılı kararda, limandan ayrılma manevrası sırasında iki dev vincin (CB-4 ve CB-5) devrilmesine ve liman taşıyıcı sisteminin ağır hasar görmesine neden olan olay, gemi işletiminin sebep olduğu çok büyük ölçekli bir maddi hasar örneğidir.

Diğer Gemilere Verilen Zararlar: Manevra sırasında limanda bağlı bulunan diğer gemilere çarpılması da bu kapsamdadır. Yargıtay 11. HD (2019/213 E. ) ve (2016/14147 E.  kararlarında, “Gagarin” isimli geminin hatalı yanaşma manevrası sırasında rıhtımda bağlı olan “Sea Mild” isimli gemiye çarpması sonucu oluşan hasarlar tazminat konusu yapılmıştır. Ayrıca, bir motor yatın marinada bağlama noktasına girişi sırasında motorunun stop etmesi sonucu başka bir yata çarpması da gemi işletimi kusuru olarak nitelendirilmiştir (BAM 12. HD 2022/1705 E.).

2. Deniz Trafiği ve Seyir Faaliyetleri Kaynaklı Zararlar

Geminin seyir halindeyken veya boğaz geçişleri gibi yoğun trafik bölgelerindeki faaliyetleri sırasında oluşan zararlar bu başlık altında toplanmaktadır.

Çatma ve Çevre Kirliliği: Yargıtay 11. HD (2015/7089 E.  ve (2020/6988 E. ) kararlarına konu olan olayda, “Gotia” isimli geminin İstanbul Boğazı geçişi sırasında Emirgan İskelesi’ne çarpması sonucu hem iskelede maddi hasar oluşmuş hem de geminin yakıt tankının delinmesiyle denize akan yakıt çevre kirliliğine yol açmıştır. Mahkeme, bu durumu geminin işletilmesinden doğan bir zarar olarak kabul ederek donatan ve kaptanı müteselsilen sorumlu tutmuştur.

Navigasyon Hataları: Boğazdaki akıntılar veya kaptanın sevk ve idare kusuru nedeniyle kıyıdaki yapılara (yalı iskeleleri vb.) verilen zararlar, gemi işletiminin doğrudan bir sonucu olarak görülmektedir (Yargıtay 11. HD 2011/311 E. ).

3. Yükleme ve Boşaltma Süreçleri Kaynaklı Hasarlar

Yükleme ve tahliye operasyonları sırasında geminin stabilitesinin bozulması veya ekipmanların hatalı kullanımı sonucu oluşan zararlar bu kapsamdadır.

Gemi Yapısında Oluşan Hasarlar: Yargıtay 11. HD (2014/9068 E. ) kararında, rulo sac yükünün tahliyesi sırasında yükün ambar tavan sacına hızla vurması sonucu gemide meydana gelen hasar, gemi personelinin gözetim ve özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmiştir. İstanbul 17. ATM (2021/23 E.) kararında ise tahliye sırasında konteynerin içindeki yükün denize düşmesi ve gemi gövdesinin hasarlanması gemi işletim faaliyetiyle ilişkilendirilmiştir.

Stabilite ve Balast Hataları: İstanbul 17. ATM (2015/21 E. ) kararında, yük tahliyesi sırasında gemi kaptanının balast ayarını yanlış yapması sonucu geminin yan yatması ve iskeledeki usturmaçaların kauçuk kaplamalarına zarar vermesi, gemi işletiminden kaynaklanan spesifik bir hasar türü olarak kaydedilmiştir.

Emtia Hasarları: Yükleme ve boşaltma süreçlerinde emtianın ıslanması veya ambar sintine kuyularından su sızması sonucu zarar görmesi, taşıyanın (işletenin) özen borcu kapsamında zıya ve hasar olarak kabul edilmektedir (İstanbul 17. ATM 2020/69 E.).

4. İkincil Kaynaklar

Aşağıdaki hususlar, karar metinlerinde sınırlı bilgi bulunması veya usuli nedenlerle kesinleşmemiş olması sebebiyle ikincil kaynak olarak değerlendirilmiştir:

Liman İşletmesinin Gemiye Verdiği Zararlar: Bazı olaylarda hasar geminin işletilmesinden değil, liman vinci operatörünün hatalı manevrasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, tahliye sırasında liman vincinin gemi vincine çarpması (Yargıtay 11. HD 2018/129 E.) veya liman forkliftinin yükü hasarlaması (Yargıtay 11. HD 2011/11590 E.) durumlarında sorumluluk liman işletmesine atfedilebilmektedir.

Mücbir Sebep Savunmaları: Gemi işletenleri, fırtına veya şiddetli rüzgar gibi durumları mücbir sebep olarak ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır (Yargıtay 11. HD 2016/14252 E. ). Ancak mahkemeler, bu durumun kazanın oluşumundaki etkisini bilirkişi raporlarıyla titizlikle incelemektedir.

Görev ve Yetki Tartışmaları: Birçok liman manevrası hasarında mahkemeler, uyuşmazlığın “Deniz Ticareti” hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle Denizcilik İhtisas Mahkemelerini görevli bulmaktadır (İzmir 3. ATM 2025/962 E.; İstanbul 2. ATM 2023/230 E. K).

Yükleme Sırasındaki Kazalar: Boruların gemiye yüklenmesi sırasında yuvarlanarak rıhtıma ve denize zarar vermesi olayında, sorumluluğun gemi ekipmanındaki (babadalyalar) ayıp mı yoksa istifleme yapan firmanın kusuru mu olduğu tartışma konusu olmuştur (Yargıtay 11. HD 2017/2383 E.).

Sonuç Yargı kararları; limana yanaşma/ayrılma manevraları, boğaz geçişleri ve yükleme-tahliye operasyonları sırasında meydana gelen her türlü çarpma, devrilme, sızma ve stabilite bozukluğu kaynaklı zararları “geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasarlar” kapsamında mütalaa etmektedir. Sorumluluk tayininde gemi adamlarının sevk ve idare kusuru, teknik ekipmanların durumu ve operasyonel hatalar belirleyici kriterler olarak öne çıkmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Limana yanaşma sırasında rıhtıma veya vinçlere verilen zarar geminin işletiminden sayılır mı?

Evet. Yargıtay içtihatlarına göre, geminin yanaşma-ayrılma manevraları doğrudan gemi işletim faaliyeti kabul edilir. Bu sırada rıhtım, iskele, vinç, yükleyici veya diğer liman ekipmanlarına verilen zararlar TTK m.1352 kapsamında donatanın sorumluluğundadır.

Boğaz geçişinde meydana gelen çarpma ve çevre kirliliğinden kim sorumlu olur?

Boğaz geçişleri, yüksek dikkat ve özen gerektiren seyir faaliyetleridir. Navigasyon hatası, sevk-idare kusuru veya teknik yetersizlik sonucu oluşan çarpma ve yakıt sızıntıları, geminin işletilmesinden doğan zarar sayılır ve donatan ile kaptan müteselsilen sorumlu tutulabilir.

Yükleme veya tahliye sırasında geminin stabilitesinin bozulması hasar doğurursa sorumluluk kime aittir?

Balast ayarının hatalı yapılması, yükün yanlış istiflenmesi veya gözetim eksikliği sonucu meydana gelen hasarlarda, gemi personelinin özen ve gözetim yükümlülüğü esas alınır. Somut olayın özelliklerine göre donatan, işleten veya yükleme firmasının sorumluluğu değerlendirilir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir? (İstanbul )

Gemi işletiminden doğan zıya ve hasarlar, sıradan bir tazminat davası niteliğinde değildir. Bu tür uyuşmazlıklar;

Deniz Ticareti Hukuku,

Gemi alacakları ve rehin hakkı,

İhtiyati haciz – geminin tutuklanması,

Bilirkişi raporları (kaptanlık, manevra, stabilite, balast, AIS kayıtları),

Liman başkanlığı, sahil güvenlik ve trafik hizmetleri kayıtları gibi çok katmanlı teknik ve hukuki değerlendirme gerektirir. Özellikle İstanbul ve Tuzla bölgesinde görülen uyuşmazlıklarda;

Boğaz geçişleri,

Yoğun liman trafiği,

Tersaneler ve rıhtım alanları,

Yabancı bayraklı gemiler nedeniyle dosyalar çoğu zaman Denizcilik İhtisas Mahkemeleri önüne gelmektedir. Bu noktada 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, gemi işletiminden doğan zıya ve hasarlar, gemi alacakları ve ihtiyati haciz süreçlerinde İstanbul merkezli ve Tuzla ağırlıklı uygulama tecrübesiyle süreci baştan sona doğru kurgulamanın önemini ortaya koymaktadır.

Yanlış hukuki nitelendirme;

Yanlış mahkemede dava açılmasına,

Gemi alacağı hakkının kaybına,

İhtiyati haczin reddine veya düşmesine,

Yüksek tutarlı maddi zararların tahsil edilememesine neden olabilmektedir.

Read More

Gemi İhtiyati Haczinin Teminata Kaydırılması ve Teminat Üzerinde Kanuni Rehin Hakkı

Deniz Alacaklarında Uygulama, Yargıtay İçtihatları ve Kritik Hukuki Süreçler

Gemi üzerine konulan ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırılması, alacaklının hakkını ortadan kaldırmaz; aksine haczin konusu gemiden teminat mektubu veya nakit teminat üzerine taşınır. Bu aşamadan sonra asıl kritik süreç, teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesis edilmesi ve alacağın bu teminat üzerinden tahsil edilmesidir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, bu sürecin son derece teknik ve hataya açık olduğunu göstermektedir.

Giriş ve Kanuni Dayanak 

Gemi ihtiyati haczinin teminatla kaldırılması ve bu teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesis edilmesi süreci, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerinin deniz hukuku prensipleriyle birleştiği özel bir usulü ifade eder. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre (2012/5290 E. – 2013/5238 K K.), gemi alacaklısı hakkı bir “kanuni rehin hakkı” mahiyetindedir. Bu hak, kanundan doğduğu için tescile ve teslime gerek olmaksızın hüküm ifade eder ve ayni bir hak olarak gemi ile navlunu takip eder (mülga TTK m.1236/2, güncel TTK m.1321).

İhtiyati Haczin Teminata Kaydırılması Prosedürü 

Gemi hakkında verilen seferden men veya ihtiyati haciz kararı, borçlu veya donatan tarafından yeterli teminat gösterilmesi durumunda gemi üzerinden kaldırılarak teminat üzerine “kaydırılır”.

Teminatın Niteliği: TTK m.1371 uyarınca; geminin maliki veya borçlu, geminin değerini geçmemek kaydıyla deniz alacağının tamamı, faizi ve giderleri için yeterli teminat (nakit veya banka teminat mektubu) göstererek haczin kaldırılmasını isteyebilir.

Haczin Devamı: Teminat yatırıldığında ihtiyati haciz sona ermez; sadece haczin konusu gemiden teminata geçer. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin (2023/1567 E. K) vurguladığı üzere, ihtiyati haciz teminat üzerinde devam eder ve bu haciz kalkmadığı sürece teminatın iadesi mümkün değildir.

Teminat Üzerinde Kanuni Rehin Hakkının Tesisi ve Esas Dava 

Gemi üzerindeki tedbirin teminata kaydırılması, alacaklının kanuni rehin hakkını fiilen uygulayabilmesi için bir ara aşamadır. Bu hakkın nihai olarak tesis edilebilmesi için yasal sürede açılan esas davanın Türk mahkemelerinde sonuçlandırılması zorunludur.

Yargı Yetkisi ve Tahkim: Yargıtay, kanuni rehin hakkının ayni bir hak olması ve kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle, taraflar arasında tahkim şartı olsa dahi, rehin hakkının tesisi ve takibi için davanın Türk mahkemelerinde görülmesini yasal bir zorunluluk olarak kabul etmektedir (Yargıtay 11. HD 2012/5290 E.).

İnceleme ve İspat: Mahkeme, davanın esasına girerek alacağın TTK kapsamında “gemi alacağı” (mülga m.1235, güncel m.1320) niteliğinde olup olmadığını inceler. Eğer alacak bu nitelikteyse, mahkeme teminat üzerinde kanuni rehin hakkının bulunduğunun tespitine ve alacağın bu rehin hakkının paraya çevrilmesi suretiyle tahsiline karar verir.

Örneklendirme ve Uygulama Analizi

Yük Eksikliği Örneği: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2014/419 E. K) incelediği olayda, 800 Mton eksik yük iddiasıyla gemi seferden men edilmiş, 336.000 USD teminat mektubu sunulmasıyla tedbir teminata kaydırılmıştır. Mahkeme, davanın teminat üzerinden görülmesine devam etmiş; ancak yapılan incelemede (draft survey hatası vb.) alacak miktarının kanıtlanamaması nedeniyle rehin hakkı tesis edilmemiştir.

Çatma Zararı Örneği: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (2016/458 E. K) bir başka kararında, çatma nedeniyle oluşan zarar için gemi üzerine konulan ihtiyati haciz 197.984,60 USD bedelli teminat mektubuna kaydırılmıştır. Mahkeme, alacağın TTK m.1320/1-e uyarınca gemi alacağı olduğunu tespit ederek, teminatla ikame edilen süreç sonunda “kanuni rehin hakkının bulunduğunun tespiti ile alacağın bu rehin hakkının paraya çevrilerek tahsiline” hükmetmiştir.

Gemi Malzemesi Alacağı Örneği: Yargıtay 11. HD (2022/3921 E. K) ve HGK (2017/2223 E. K) kararlarında, gemiye verilen parçalar için rehin hakkı talep edilmiş; ancak kaptanın zorunlu ve acil nedenlerle bizzat sipariş verdiğine dair belge bulunmadığından rehin hakkı talebi reddedilmiştir. Bu, teminat üzerinde rehin tesisi için alacağın niteliğinin ispatının ön şart olduğunu göstermektedir.

İkincil Kaynak Analizi İkincil kaynaklar, teminatın haciz yerine geçmesi ve usulü hakkında ek detaylar sunmaktadır:

Teminat Miktarı: İstanbul BAM 13. HD (2024/1666 E. K) ve (2024/689 E. ) kararlarına göre, teminat miktarı genellikle asıl alacak tutarına %15 faiz ve gider payı eklenerek (örneğin; 1.769.164 USD alacak için 2.034.539 USD teminat) belirlenmektedir.

Yetki Kayması: Yargıtay 11. HD (2016/7449 E. ) uyarınca, ihtiyati haciz infaz edildikten ve esas takibe geçildikten sonra haczin teminata kaydırılması yetkisi mahkemeden icra mahkemesine geçmektedir.

Hapis Hakkı İlişkisi: Yargıtay 11. HD (2013/8121 E. Kaynak), gemi alacaklısı hakkının yanı sıra İİK m.23/2 delaletiyle hapis hakkının da gündeme gelebileceğini, teminatın bu hakların fiilen uygulanabilirliğini koruduğunu belirtmektedir.

İade Yasağı: İstanbul BAM 43. HD (2023/1567 E. K), teminat üzerine kaydırılan haczin, asıl dava sonuçlanana veya haciz kalkana kadar teminatın iadesine engel teşkil ettiğini kesin bir dille vurgulamaktadır.

Sonuç Gemi ihtiyati haczinin teminatla kaldırılması durumunda, kanuni rehin hakkı teminat üzerinde varlığını sürdürür. Bu hakkın hukuken tesis edilmesi; alacağın gemi alacağı niteliğinde olduğunun mahkemece tespiti, Türk mahkemelerinin münhasır yargı yetkisinin kullanılması ve nihai hükümde rehin hakkının tanınarak paraya çevrilmesine karar verilmesi usulüyle gerçekleşmektedir. Alacağın varlığı veya niteliği ispatlanamazsa, teminat üzerindeki rehin hakkı talebi de reddedilmektedir

Sık Sorulan Sorular

Gemi ihtiyati haczi teminata kaydırılınca alacaklı haciz hakkını kaybeder mi?

Hayır. Teminat yatırılmasıyla ihtiyati haciz sona ermez, yalnızca konu değiştirir. Haciz, gemi üzerinden kalkar ancak nakit teminat veya banka teminat mektubu üzerinde aynen devam eder.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarına göre, bu haciz kaldırılmadıkça teminatın borçluya iadesi mümkün değildir. Bu nedenle teminat, alacaklı açısından geminin yerine geçen hukuki bir güvence niteliğindedir.

Teminat üzerine kaydırılan hacizde kanuni rehin hakkı kendiliğinden mi doğar?

Hayır. Gemi alacaklısı hakkı kanundan doğan bir kanuni rehin hakkıdır, ancak teminat üzerinde fiilen uygulanabilir hâle gelmesi için mutlaka esas davanın açılması ve sonuçlandırılması gerekir.
Mahkeme, alacağın gerçekten TTK m.1320 kapsamında bir gemi alacağı olup olmadığını esas davada inceler. Bu nitelik ispatlanamazsa, teminat yatırılmış olsa bile rehin hakkı tesis edilmez.

Taraflar arasında tahkim şartı varsa kanuni rehin hakkı tahkimde ileri sürülebilir mi?

Hayır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, kanuni rehin hakkı ayni hak niteliğindedir ve kamu düzenini ilgilendirir.
Bu nedenle taraflar arasında geçerli bir tahkim şartı bulunsa dahi, teminat üzerinde kanuni rehin hakkının tesisi ve paraya çevrilmesi yalnızca Türk mahkemelerinde talep edilebilir. Tahkim yargılaması, bu ayni hakkı bertaraf etmez.

Neden Uzman Deniz Ticaret Avukatı Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczinin teminata kaydırılması sonrası süreç, deniz ticaret hukukunun en teknik ve en riskli alanlarından biridir. Bu aşamada yapılacak tek bir usul hatası, milyonlarca dolarlık teminatın borçluya iadesiyle sonuçlanabilir.

Özellikle;

Teminat üzerinde kanuni rehin hakkının doğru hukuki zemine oturtulamaması,

Esas davanın yanlış mahkemede veya yanlış taleple açılması,

Tahkim–mahkeme yetkisi ayrımının hatalı yapılması,

Alacağın TTK m.1320 kapsamına girdiğinin yeterince ispatlanamaması

alacaklı açısından telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açmaktadır.

İstanbul limanları, Tuzla tersaneleri ve Türkiye genelindeki deniz ticareti uyuşmazlıklarında, deniz ticaret hukuku ve gemi alacakları konusunda deneyimli bir avukat ile çalışmak; hem teminatın korunmasını hem de alacağın güvenli şekilde tahsilini sağlar.

Bu nedenle, gemi ihtiyati haczi, teminata kaydırma ve kanuni rehin hakkı süreçlerinde 2M Hukuk Avukatlık Bürosu gibi deniz ticaret hukuku alanında uzmanlaşmış bir ekipten profesyonel destek alınması, sürecin en başından doğru yönetilmesi açısından kritik önemdedir.

Read More

Gemi İhtiyati Haczinde Seferden Men Nasıl Uygulanır?

Seferden Men İşleminin Hukuki Dayanağı, Adım Adım Prosedürü ve Uygulamadaki Kritik Noktalar

1. Seferden Men İşleminin Hukuki Niteliği ve Dayanağı 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1366. maddesi uyarınca, ihtiyati haczine karar verilen tüm gemiler, bayrağına veya hangi sicile kayıtlı olduklarına bakılmaksızın icra müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır. Yargıtay kararlarında (Yargıtay 12. HD, 2022/5590 E., 2022/13683 K K.; 2022/6527 E., 2023/79 K.), seferden men işleminin ihtiyati haczin icrası kapsamında icra müdürlüğünün yapması gereken zorunlu görevlerden biri olduğu ve ihtiyati haczin “doğal bir sonucu” olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda, alacaklının ihtiyati haciz talep ederken ayrıca seferden men talep etmesine veya mahkemenin bu yönde müstakil bir karar vermesine gerek bulunmamaktadır.

2. Adım Adım Seferden Men Prosedürü 

Yargı kararlarında yer alan somut olaylar ve yasal atıflar ışığında seferden men süreci şu adımlarla gerçekleştirilir:

İhtiyati Haciz Kararının Alınması: Yetkili mahkemeden (genellikle Asliye Ticaret Mahkemesi) gemi hakkında ihtiyati haciz kararı alınır.

İcra Müdürlüğüne Başvuru ve İnfaz Talebi: Alacaklı, ihtiyati haciz kararının infazı için üç iş günü içinde icra müdürlüğüne başvurmalıdır (TTK m. 1364). İcra müdürlüğü, infaz talebi üzerine derhal işlem başlatır.

İcra Müdürlüğü Kararı: İcra müdürü, mahkeme kararında açıkça belirtilmese dahi, TTK m. 1366 uyarınca geminin seferden menine ve muhafaza altına alınmasına karar verir.

İlgili Kurumlara Müzekkere Yazılması: İcra müdürlüğü, geminin fiilen tutulması ve hareketinin engellenmesi için ilgili Liman Başkanlığına, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne, Sahil Güvenlik Komutanlığına ve Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazar.

Fiili Haciz ve Muhafaza: Gemilerin haczinde sadece sicile şerh verilmesi yeterli olmayıp, fiili haciz şarttır (Yargıtay 12. HD, 2022/2986 E., 2022/6825  K.). Gemi, icra memuru eliyle fiilen haczedilir ve seferden menedilerek muhafaza altına alınır.

Tebligat ve Tutanak Düzenlenmesi: Geminin haczedilerek seferden menedildiği; kaptana, malike, malik olmayan donatana veya bunların temsilcisine tebliğ edilir. Düzenlenen ihtiyati haciz tutanağında gemi ismiyle belirtilir.

Sicile Bildirim: İhtiyati haciz kararı, uygulandığı ilk iş gününde geminin kayıtlı olduğu sicile bildirilir.

3. Özel Durumlar ve İstisnalar

Geminin Seferde Olması: Gemi seferdeyse TTK m. 1367 hükümleri uygulanır. Bu durumda malike veya donatana tebligat yapılarak deniz alacağı için on gün içinde teminat verilmesi, aksi halde geminin ilk seferinde icra dairesine teslim edilmesi ihtar olunur (Yargıtay 12. HD, 2015/3161 E., 2015/12109 K.).

Teminat Karşılığı Kaldırma: Borçlu veya üçüncü kişiler tarafından mahkemece belirlenen teminatın depo edilmesi halinde, seferden men kararı kaldırılabilir ve ihtiyati haciz bu teminat üzerine kaydırılabilir.

4. İkincil Kaynaklardan Edinilen Ek Bilgiler

 Aşağıdaki hususlar karar metinlerinde sınırlı bilgi olması nedeniyle ikincil kaynak niteliğindeki verilerle desteklenmiştir:

Muhafaza Giderleri: İcra müdürlüğü, geminin muhafazası için gerekli olan giderlerin (örneğin günlük masraflar üzerinden hesaplanan 1 yıllık gider) alacaklı tarafından peşin olarak depo edilmesini isteyebilir. Bu giderlerin yatırılmaması durumunda muhafaza tedbirinin akıbeti tartışmalı olmakla birlikte, TTK’nın özel hükümlerinin önceliği vurgulanmaktadır (Antalya 4. ATM, 2024/350 E.).

Operasyonel Müdahale: Geminin kaçma girişimi durumunda Sahil Güvenlik botlarının devreye girdiği, telsiz ve megafonla uyarı yapıldığı, gemilerin AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) cihazlarını kapatarak takipten kurtulmaya çalışabildiği pratik örneklerde görülmüştür (İstanbul 17. ATM, 2018/156 E. K).

Yabancı Bayraklı Gemiler: Yabancı bayraklı gemilerde Sahil Güvenlik yardımı ve karasuları sınırlamaları infaz sürecinde kritik rol oynamaktadır.

Sonuç: Seferden men, ihtiyati haciz kararının infazı aşamasında icra müdürünün yasal bir görevi olarak doğrudan uyguladığı, geminin fiilen alıkonulmasını sağlayan bir muhafaza tedbiridir. İşlem; icra dairesine başvuru, ilgili liman ve güvenlik birimlerine bildirim, fiili el koyma ve sicile şerh adımlarıyla tamamlanır.

Sık Sorulan Sorular

Seferden men için mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekir mi?

Hayır. Seferden men, ihtiyati haczin doğal ve zorunlu bir sonucudur.
TTK m. 1366 açık hükmü gereği, ihtiyati haciz kararı icra müdürlüğüne intikal ettiğinde, icra müdürü ayrıca bir mahkeme kararı aramaksızın gemiyi seferden men ederek muhafaza altına almakla yükümlüdür. Yargıtay içtihatlarında da (Yargıtay 12. HD, 2022/5590 E.; 2023/79 K.) seferden menin, haczin icrası kapsamında re’sen uygulanması gereken bir işlem olduğu vurgulanmaktadır.

Seferden men yalnızca sicile şerh verilmesiyle tamamlanmış sayılır mı?

Hayır. Sicile şerh tek başına yeterli değildir. Yargıtay’a göre gemi haczinde esas olan fiili hacizdir. Bu nedenle icra memurunun gemiye fiilen el koyması, geminin hareketinin engellenmesi ve muhafaza altına alınması gerekir. Sadece sicile kayıt düşülmesiyle yetinilmesi, haczin hukuken geçerli şekilde uygulanması için yeterli kabul edilmemektedir (Yargıtay 12. HD, 2022/2986 E.).

Gemi seferdeyken ihtiyati haciz ve seferden men nasıl uygulanır?

Gemi seferdeyse TTK m. 1367 devreye girer. Bu durumda icra müdürlüğü tarafından malike veya donatana tebligat yapılarak, on gün içinde teminat verilmesi, aksi halde geminin ilk varacağı limanda icra dairesine teslim edilmesi ihtar olunur. Yani gemi açık denizde zorla durdurulmaz; ancak teminat verilmezse gemi ilk limanda fiilen haczedilerek seferden men edilir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczi ve seferden men işlemleri, çok kısa süreler içinde, yüksek ekonomik değerler ve uluslararası boyut içeren son derece teknik süreçlerdir. Yanlış mahkeme seçimi, infaz süresinin kaçırılması, icra müdürlüğüne eksik talimat verilmesi veya ilgili kurumlara (Liman Başkanlığı, Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik) zamanında bildirim yapılmaması, haczin fiilen uygulanamamasına ve geminin kaçmasına yol açabilir.

Özellikle İstanbul limanları, Tuzla tersaneleri ve yabancı bayraklı gemiler söz konusu olduğunda; TTK – İİK – liman uygulamaları – kolluk koordinasyonu birlikte yürütülmelidir. Seferden menin yalnızca “kâğıt üzerinde” kalmaması, fiili el koyma ve muhafaza aşamasının eksiksiz tamamlanması gerekir.

Bu nedenle gemi ihtiyati haczi süreçlerinde, deniz ticaret hukuku pratiğine hâkim, icra ve liman uygulamalarını bilen uzman bir avukatla çalışmak, alacağın güvence altına alınması ve telafisi imkânsız hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Read More

Gemi Kaptanı İmzalı Teslim ve Servis Belgeleri Alacağı İspat Etmek İçin Yeterli midir?

Giriş ve Genel Hukuki Çerçeve 

Gemi kaptanı tarafından mühürlenmiş ve imzalanmış yakıt teslim belgeleri (Bunker Delivery Note), iş teslimi ve servis formları, deniz ticareti hukukunda alacağın ispatı açısından temel delil niteliği taşımaktadır. Yargı kararları, bu belgelerin özellikle yakıtın gemiye teslim edildiğini ve hizmetin ifa edildiğini kanıtlamada yüksek ispat gücüne sahip olduğunu, ancak tam bir alacak ispatı için genellikle fatura, ticari defter kayıtları ve gümrük belgeleriyle desteklendiğini göstermektedir.

1. Teslim Belgelerinin İspat Gücü ve Kaptanın Yetkisi 

Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, gemi kaptanının Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1104 uyarınca bağlama limanı dışında geminin ihtiyaçları için işlem yapma yetkisini vurgulayarak, kaptan imzalı belgeleri belirleyici delil kabul etmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2021/4174 E., 2022/6152 : Mahkeme, sipariş onayı ve yakıt ikmal belgeleri altında gemi mührü ve kaptan imzasının bulunmasını, yakıt talebinin kaptan tarafından yapıldığının ve teslimatın gerçekleştiğinin ispatı için yeterli görmüştür.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (2020/1470 E., 2021/300  K.): Kaptan imzalı sipariş formlarının “izin prosedürü” olduğu iddiasını reddederek, bu belgelerin TTK m. 1104 kapsamında alacağın ispatı için yeterli olduğunu ve donatanın sorumluluğunu doğurduğunu onamıştır.

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2017/397 E., 2020/242 K K.): Yakıt teslim tutanağı üzerindeki kaptan/baş mühendis imzası ve mührünü, karşı delil sunulmadığı sürece teslimatın gerçekleştiğini kanıtlayan yeterli delil olarak kabul etmiştir.

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/348 E., 2024/303  K.): Davalının ticari defterlerinde kayıt bulunmamasına rağmen, gemi kaşesi ve kaptan imzalı belgeleri teslimatın ispatı için yeterli görerek alacağa hükmetmiştir.

2. İş Teslimi ve Servis Formlarının Değerlendirilmesi 

Servis formları ve iş teslim belgeleri, özellikle gemiye verilen teknik hizmetlerin ve bakımların ispatında kullanılmaktadır.

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2015/502 E., 2019/497 K K.): Kaptan kaşe ve imzalı servis fişlerinin bulunduğu faturalar için hizmetin verildiği kabul edilmiş; ancak bu belgelerin bulunmadığı kalemler için ispatın yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durum, servis formlarının işin yapıldığını teyit etmede kritik bir role sahip olduğunu göstermektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2013/2434 E., 2013/3921 K K.): Gemi mührünü havi sevk irsaliyesini yakıt tesliminin ispatı ve ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli görmüştür.

3. Belgelerin Tek Başına Yeterliliği ve Destekleyici Unsurlar 

Kararların genelinde, kaptan imzalı belgelerin “teslimatı” ispatladığı, ancak “alacağın miktarını ve hukuki niteliğini” tam olarak belirlemek için diğer belgelerle birlikte değerlendirildiği görülmektedir.

Resmi Kayıtlarla Destekleme: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2019/166 E. ), teslim belgelerini gümrük yazıları, Liman Başkanlığı teyidi ve Transit Refakat Belgeleri ile birlikte değerlendirerek “şüpheye yer vermeyecek şekilde” ispatın sağlandığını belirtmiştir.

Ticari Defterler: Birçok kararda (Örn: İstanbul 17. ATM 2021/111 E. K), kaptan imzalı makbuzların yanı sıra faturaların davalının ticari defterlerine işlenmiş olması alacağın kesinleşmesinde anahtar rol oynamıştır.

İmza ve Mühür Eksikliği: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (2020/357 E.), belgelerde imza olmasa dahi gemi mührünün bulunmasını ve davalının temel ilişkiyi inkar etmemesini alacağın ispatı için yeterli saymıştır.

Sonuç Yargı kararları uyarınca; gemi kaptanı tarafından mühürlenmiş yakıt teslim belgeleri ve servis formları, teslimatın ve hizmet ifasının gerçekleştiğine dair kuvvetli bir karine teşkil eder. Özellikle davalının temel ilişkiyi inkar etmediği veya kaptanın yetkisine dayalı işlemlerin söz konusu olduğu durumlarda bu belgeler ispat için yeterli görülmektedir. Ancak alacağın likitliği ve tam miktarı konusunda uyuşmazlık varsa, mahkemeler bu belgeleri fatura, gümrük kayıtları ve ticari defterlerle bir bütün olarak değerlendirme eğilimindedir.

Sık Sorulan Sorular

Kaptan imzalı Bunker Delivery Note (BDN) alacağı ispatlamak için yeterli midir?

Çoğu durumda evet, ancak tek başına her zaman kesin sonuç doğurmaz.
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, gemi kaptanının imzasını ve gemi mührünü taşıyan BDN’leri, yakıtın gemiye fiilen teslim edildiğinin güçlü bir karinesi olarak kabul etmektedir. Özellikle karşı taraf teslimatı açıkça inkâr edemiyorsa veya güçlü bir karşı delil sunamıyorsa, bu belgeler alacağın varlığı için yeterli görülmektedir. Bununla birlikte, alacağın tam miktarı, faiz hesapları ve ticari ilişki açısından fatura ve ticari defter kayıtlarıyla desteklenmesi ispat gücünü artırmaktadır.

Fatura veya ticari defter kaydı yoksa kaptan imzalı belgeler yine de geçerli olur mu?

Belirli koşullarda evet. Bazı yargı kararlarında, davalının ticari defterlerinde kayıt bulunmamasına rağmen, gemi kaşesi ve kaptan imzasını taşıyan belgeler teslimatın ispatı için yeterli kabul edilmiştir. Mahkemeler, deniz ticaretinin doğası gereği fiili teslimi esas almakta; özellikle gemi mührü, kaptan imzası ve temel ilişkinin inkâr edilmemesi halinde, salt defter kaydı yokluğunu alacağın reddi için yeterli görmemektedir.

Gemi kaptanının yakıt siparişi verme ve teslim belgelerini imzalama yetkisi var mıdır?

Evet. Türk Ticaret Kanunu m. 1104 uyarınca gemi kaptanı, bağlama limanı dışında geminin zorunlu ihtiyaçları için işlem yapmaya yetkilidir. Yakıt ikmali, geminin seyrini ve işletilmesini doğrudan ilgilendiren zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu nedenle kaptan tarafından imzalanan yakıt teslim belgeleri, donatanı ve işleteni bağlayıcı nitelik taşır. Uygulamada “kaptan sadece prosedür imzaladı” savunması çoğu kez kabul edilmemektedir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Yakıt teslim belgeleri (BDN), servis ve iş teslim formları her ne kadar yüksek ispat gücüne sahip olsa da, bu belgelerin deniz alacağı niteliği taşıyıp taşımadığı, gemi alacaklısı hakkı doğurup doğurmadığı ve donatan mı yoksa başka bir tarafın mı sorumlu olduğu her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir. Yanlış hukuki nitelendirme, alacağın reddine veya ihtiyati haciz talebinin başarısız olmasına yol açabilir.

Özellikle İstanbul limanları ve Tuzla bölgesinde görülen yakıt ve teknik hizmet uyuşmazlıklarında; kaptan yetkisi, imza–mühür geçerliliği, yaklaşık ispat eşiği ve destekleyici delillerin doğru kurgulanması uzmanlık gerektirir. Deniz ticaret hukuku alanında deneyimli bir avukat, hem alacağın doğru şekilde ispat edilmesini hem de gemi üzerinde etkili hukuki koruma (ihtiyati haciz, kanuni rehin hakkı) sağlanmasını mümkün kılar.

Read More

Gemi İhtiyati Haczi Kararları Nasıl ve Hangi Usulle Verilir?

Dosya Üzerinden İnceleme, Duruşma Zorunluluğu ve Teminata Dönüştürme Süreçleri

Gemi ihtiyati haczi uygulamalarında en çok merak edilen konuların başında, mahkemenin duruşma yapıp yapmayacağı, itirazların nasıl inceleneceği ve haczin teminata dönüştürülmesi sürecinin hangi usulle yürütüldüğü gelmektedir. Yargı kararları incelendiğinde, bu süreçlerin her aşamasında farklı ve bağlayıcı usul kuralları uygulandığı görülmektedir. Yanlış usulle verilen kararlar ise istinaf veya temyizde sıklıkla

1. Gemi İhtiyati Haczi Kararının Alınması Usulü

 Yargı kararları incelendiğinde, gemi ihtiyati haczi kararlarının genellikle dosya üzerinden (evrak üzerinden) inceleme yapılarak verildiği görülmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 258/2. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbest bırakılmıştır. Bu kapsamda:

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2024/1067  ve 2024/1068 ) kararlarında, gemi ihtiyati haczi taleplerinin dilekçeye eklenen fatura, sipariş fişi ve irsaliye gibi belgelerin incelenmesiyle, karşı tarafa haber verilmeden dosya üzerinden karara bağlandığı belirtilmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2023/1806 Karaında da gemi üzerine ihtiyati haciz konulması kararının İİK m. 258 çerçevesinde dosya üzerinden alınması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (2013/5611 K) kararında, tekne üzerine ihtiyati haciz konulması kararının dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda verildiği kaydedilmiştir.

2. İhtiyati Haciz Kararına İtiraz ve Kararın Kaldırılması Usulü 

İhtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazların ve bu doğrultuda kararın kaldırılması taleplerinin incelenmesinde duruşma açılması yasal bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir. İİK’nın 265/4. maddesi uyarınca mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinlemek zorundadır. Ancak iki taraf da gelmezse evrak üzerinden inceleme yapılabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2013/10557 K, 2014/18429 , 15. Hukuk Dairesi (2013/5869) ve 14. Hukuk Dairesi (2009/10962  kararlarında, ihtiyati hacze itirazın duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karara bağlanması, hukuki dinlenilme hakkına ve İİK 265/4 maddesine aykırı bulunarak bozma nedeni sayılmıştır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (2021/1325 ), dosya üzerinden verilen ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın duruşma açılarak incelenmesinin kanunen zorunlu olduğunu vurgulamıştır.

Somut uygulamalarda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2024/1067 2024/1068, 2020/1336 ) ve 43. Hukuk Dairesi (2024/481 , 2020/2041 nezdindeki dosyalarda, ilk derece mahkemelerinin itirazları değerlendirmek üzere duruşma açtığı ve tarafları dinlediği görülmektedir.

3. İhtiyati Haczin Teminata Dönüştürülmesi Usulü 

Gemi ihtiyati haczinin teminata dönüştürülmesi (teminat üzerine kaydırılması) kararları, yargı kararlarında genellikle dosya üzerinden alınan ek kararlar ile gerçekleştirilmektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2024/1067 K, 2024/1068, 2020/1336 ) kararlarında, borçlu vekilinin başvurusu üzerine Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1371. maddesi uyarınca ihtiyati haczin nakit veya banka teminat mektubu üzerine kaydırılmasına dosya üzerinden karar verildiği belirtilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2023/1567 , teminat mektubu sunulması üzerine ihtiyati haczin teminat üzerine kaydırılması işleminin dosya üzerinden bir ara karar ile yapıldığını kaydetmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2023/1806 bir kararında, teminata dönüştürme kararının başlangıçta dosya üzerinden verilmesini usulen eksik bulsa da, bu eksikliğin daha sonra yapılan duruşmalı itiraz incelemesiyle giderilebileceğine işaret etmiştir.

4. Üst Derece Mahkemelerinin İnceleme Usulü 

Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay tarafından yapılan istinaf ve temyiz incelemeleri, kural olarak dosya üzerinden gerçekleştirilmektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2024/1067 , 43. Hukuk Dairesi (2024/481 Kaynak) ve 12. Hukuk Dairesi (2023/604  kararlarında, istinaf incelemesinin HMK 353/1-b ve İİK 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapıldığı açıkça ifade edilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Gemi ihtiyati haczi kararı duruşma yapılmadan verilebilir mi?

Evet. Gemi ihtiyati haczi kararları, kural olarak dosya (evrak) üzerinden verilmektedir. İcra ve İflas Kanunu m. 258/2 uyarınca mahkeme, tarafları dinleyip dinlememe konusunda serbesttir. Uygulamada mahkemeler; fatura, sipariş fişi, irsaliye, sözleşme ve kaptan onaylı belgeleri inceleyerek, karşı tarafa önceden bildirim yapmaksızın haciz kararı verebilmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay kararları, bu yöntemi usule uygun kabul etmektedir.

İhtiyati hacze itiraz edilirse mahkeme duruşma açmak zorunda mı?

Evet. İhtiyati hacze itiraz edilmesi halinde duruşma açılması zorunludur. İİK m. 265/4 açık hüküm içermekte olup, mahkeme itiraz üzerine tarafları davet ederek dinlemek zorundadır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, itirazın duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karara bağlanmasını hukuki dinlenilme hakkının ihlali saymakta ve bu durumu kesin bozma nedeni olarak değerlendirmektedir.

Gemi haczi teminata kaydırılırken duruşma yapılır mı?

Uygulamada çoğunlukla hayır. Gemi ihtiyati haczinin teminata dönüştürülmesi talepleri, genellikle dosya üzerinden verilen ara kararlarla sonuçlandırılmaktadır. Borçlu tarafından yeterli nakit veya banka teminat mektubu sunulması halinde, mahkemeler TTK m. 1371 uyarınca haczi gemi üzerinden kaldırarak teminata kaydırabilmektedir. Ancak bazı yargı kararlarında, bu işlemin sonradan yapılan duruşmalı itiraz incelemesiyle denetlenmesi gerektiği de vurgulanmaktadır.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczi süreçleri, usul hatasına en açık alanlardan biridir. Hangi aşamada duruşma yapılması gerektiği, hangi kararlarda dosya üzerinden incelemenin mümkün olduğu ve teminata dönüştürme sürecinin nasıl yürütüleceği, tamamen teknik ve içtihat ağırlıklı konulardır. Yanlış usulle alınan veya eksik savunulan bir karar, haczin kaldırılmasına, teminatın iadesine veya dosyanın bozulmasına yol açabilir.

Özellikle deniz ticareti uyuşmazlıklarında;

İİK–TTK–HMK hükümlerinin birlikte uygulanması,

BAM ve Yargıtay içtihatlarının yakından takibi,

itiraz ve teminat aşamalarında doğru usul stratejisinin belirlenmesi,

liman, icra ve mahkeme süreçlerinin eş zamanlı yönetilmesi uzmanlık gerektirir. Bu nedenle gemi ihtiyati haczi dosyalarında, deniz ticareti hukuku pratiğine hâkim, içtihatları bilen ve acil haciz süreçlerini yönetebilen uzman bir avukatla çalışmak, alacağın korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Read More

Gemi İhtiyati Haczi Talep Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Deniz Alacağına Dayalı Hacizde Zorunlu Unsurlar, Deliller ve Uygulama Rehberi

Gemi ihtiyati haczi, deniz ticaretinde alacakların korunması açısından en etkili hukuki araçlardan biridir. Ancak bu yolun başarıyla işletilebilmesi, haciz talep dilekçesinin eksiksiz, doğru hukuki dayanaklara oturtulmuş ve yaklaşık ispat şartını karşılayacak şekilde hazırlanmasına bağlıdır. Uygulamada, şekli eksiklikler veya hatalı kurgulanan dilekçeler nedeniyle çok sayıda haciz talebi reddedilmektedir.

Bu çalışma, bir geminin ihtiyati haczinin talep edildiği dilekçelerde yer alması gereken zorunlu unsurları, hukuki dayanakları ve ispat araçlarını ilgili yargı kararları ışığında analiz etmektedir.

1. Geminin Kimlik Bilgileri ve Teşhisi

Gemi ihtiyati haczi taleplerinde, haczine karar verilecek geminin tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanımlanması esastır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2025/51-2025/80 K) kararına göre, dilekçede geminin tüm kimlik bilgilerine yer verilmelidir. Bu bilgiler şunlardır:

Geminin adı,

IMO numarası,

Bağlama limanı,

Bayrağı,

Tescil limanı ve sicil numarası (varsa). Kararda, bu bilgilerin eksikliğinin hangi geminin haczine karar verildiğinin açıkça gösterilmesi zorunluluğuna aykırı olacağı vurgulanmıştır.

2. Alacağın “Deniz Alacağı” Niteliği ve Hukuki Dayanak

İhtiyati haciz talebi, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1352 ve devamı hükümlerine dayandırılmalıdır. Dilekçede alacağın, kanunda sayılan 22 kalem deniz alacağından hangisine girdiği açıkça belirtilmelidir. Örnek kararlarda rastlanan deniz alacağı türleri şunlardır:

Gemi İşletilmesinden Doğan Zararlar (Çatma/Hasar): TTK m. 1352/1-a uyarınca geminin sebep olduğu zıya veya hasarlar (Yargıtay 11. HD, 2013/18320 

Yük Hasarı ve Zayiatı: TTK m. 1352/1-g uyarınca taşıma sözleşmesinden doğan yük zararları (Samsun BAM 3. HD, 2023/34 

Yakıt ve Malzeme Tedariki: TTK m. 1352/1-f ve l bentleri uyarınca gemiye sağlanan yakıt ve teçhizat bedelleri (Yargıtay 11. HD, 2013/6720 

Gemi Adamı Ücretleri: TTK m. 1352/1-o uyarınca kaptan ve mürettebatın ücret alacakları (İstanbul BAM 13. HD, 2019/906 

Römorkörcülük ve Liman Hizmetleri: TTK m. 1352/1-n uyarınca verilen hizmet bedelleri (İstanbul BAM 13. HD, 2022/1014 

3. Alacağın Miktarı ve Yaklaşık İspat Koşulu

İİK m. 258 ve TTK m. 1362 uyarınca, alacaklı alacağının varlığı ve miktarı konusunda mahkemeye kanaat getirecek deliller sunmalıdır. Tam ispat aranmamakta, “yaklaşık ispat” yeterli görülmektedir. Dilekçede alacak kalemleri (ana para, faiz, masraflar) ayrıntılı hesaplanmalıdır.

Örnek: İzmir BAM 17. HD (2023/471 K) dosyasında; mal bedeli, tahliye ücreti, depo kirası ve işgal bedeli gibi kalemler tek tek belirtilerek toplam zarar miktarı somutlaştırılmıştır.

Örnek: İstanbul BAM 13. HD (2025/2019 K) dosyasında; yakıt miktarları ile birim fiyatlar çarpılarak (mt x USD) detaylı bir hesap tablosu sunulmuştur.

4. Dilekçeye Eklenmesi Gereken Temel Deliller

Mahkemelerin yaklaşık ispat için yeterli bulduğu ve dilekçeye eklenmesi gereken belgeler şunlardır:

Sözleşmeler: Navlun sözleşmesi, çarter parti, hizmet veya satış sözleşmesi.

Ticari Belgeler: Faturalar, proformalar, ödeme dekontları.

Deniz Ticareti Belgeleri: Konşimento, ordino, gemi sicil kayıtları.

Teslim ve Onay Belgeleri: Gemi kaptanı tarafından mühürlenmiş yakıt teslim belgeleri, servis formları, iş emirleri.

Hasar Tespitleri: Ekspertiz raporları, protesto mektupları, mahkeme tespit dosyaları, fotoğraflar.

5. Teminat ve Seferden Men Talebi

Teminat: TTK m. 1363 uyarınca, deniz alacağı için ihtiyati haciz isteyen alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında teminat yatırmak zorundadır. Denizli BAM 4. HD (2024/36) kararı, bu teminatın yatırılmamasını bir red gerekçesi olarak kabul etmiştir. Ancak gemi adamı alacaklarında teminatsız haciz kararı verilebilmektedir (İstanbul BAM 14. HD, 2022/2109

Seferden Men: TTK m. 1353/1 uyarınca deniz alacakları için geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir; ayrıca ihtiyati tedbir veya seferden men istenemez. Ancak haczin infazı aşamasında geminin muhafaza altına alınması seferden men sonucunu doğurur.

6. İkincil Kaynaklardan Elde Edilen Ek Bağlamlar

Bakım-Onarım Hizmetleri: İkincil kaynak niteliğindeki İstanbul BAM 14. HD (2024/1068) kararına göre, bakım-onarım sözleşmeleri, kaptan onaylı talep formları ve proforma faturalar yaklaşık ispat için kritik öneme sahiptir.

Liman Hizmetleri: Yargıtay 11. HD (2014/9364  kararı, liman hizmetlerinin bedelsiz verilemeyeceği karinesinden hareketle, hizmetin verildiğinin ispatlanmasını yeterli görmüştür.

Kardeş Gemi Hacz: İstanbul BAM 43. HD (2022/266) kararı, borçluya ait başka bir geminin (kardeş gemi) haczinin talep edilmesi durumunda, gemiler arasındaki mülkiyet bağını gösteren sicil kayıtlarının ve “Register” belgelerinin dilekçeye eklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Muacceliyet Tartışması: Samsun BAM 3. HD (2025/1346 ) kararı, dilekçede alacağın muaccel (ödeme günü gelmiş) olduğunun ve ifanın eksiksiz tamamlandığının net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, aksi halde talebin reddedilebileceğini hatırlatmaktadır.

Sonuç Olarak Dilekçe İçeriği Özeti:

Tarafların Sıfatları: Donatan, işleten, kiracı veya gemi yöneticisi oldukları netleştirilmelidir.

Gemi Bilgileri: Ad, IMO, Bayrak, Bağlama Limanı.

Alacak Detayı: TTK 1352 kapsamındaki türü, miktarı ve hesaplama yöntemi.

Tehlike Unsuru: Geminin limandan ayrılma riski ve alacağın tahsilinin imkansızlaşacağı iddiası.

Delil Listesi: Sözleşme, fatura, kaptan onaylı belgeler ve teknik raporlar.

Hukuki Dayanak: TTK m. 1352, 1353, 1362 ve 1363 hükümleri.

Sık Sorulan Sorular

Gemi ihtiyati haczi dilekçesinde gemi bilgileri neden bu kadar ayrıntılı yazılmalıdır?

Çünkü ihtiyati haciz, belirli ve somut bir gemi üzerinde uygulanır. Gemi adı, IMO numarası, bayrağı, bağlama limanı ve varsa sicil numarası açıkça belirtilmezse, hangi geminin haczedileceği konusunda tereddüt doğar. Yargı kararları, bu bilgilerin eksik olmasını haciz talebinin reddi için yeterli görmektedir. Özellikle aynı isimli veya kardeş gemilerin bulunduğu durumlarda, IMO numarası hayati önemdedir.

Deniz alacağı olduğu dilekçede nasıl ispatlanmalıdır?

Mahkeme, alacağın gerçekten TTK m. 1352’de sayılan deniz alacaklarından biri olup olmadığını açıkça görmek ister. Bu nedenle dilekçede, alacağın hangi bent kapsamına girdiği net biçimde belirtilmelidir. Örneğin yakıt alacağı, gemi adamı ücreti, römorkaj hizmeti veya bakım-onarım bedeli olduğu açıkça yazılmalı; soyut ifadelerden kaçınılmalıdır. Yanlış sınıflandırılan alacaklar, sırf bu nedenle reddedilebilmektedir.

Gemi ihtiyati haczinde “yaklaşık ispat” ne anlama gelir?

Gemi ihtiyati haczinde alacaklının alacağını tam olarak ispat etmesi gerekmez. Mahkemenin, alacağın varlığına ve miktarına dair kanaat oluşturması yeterlidir. Bu nedenle sözleşmeler, faturalar, kaptan onaylı teslim belgeleri, proforma faturalar, e-postalar ve teknik raporlar birlikte sunulmalıdır. Ancak deliller ne kadar düzenli ve tutarlıysa, haciz kararının alınma ihtimali de o kadar yükselir.

Teminat yatırılmazsa gemi ihtiyati haczi kararı verilebilir mi?

Kural olarak hayır. Deniz alacaklarında ihtiyati haciz isteyen alacaklı, 10.000 SDR tutarında teminat yatırmak zorundadır. Bu teminat yatırılmadan verilen haciz talepleri reddedilmektedir. Ancak gemi adamlarının ücret alacakları gibi istisnai durumlarda teminatsız haciz mümkündür. Bu ayrımın dilekçede açıkça belirtilmemesi, talebin reddine yol açabilir.

Gemi İhtiyati Haczi Sürecinde Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczi, süre, şekil ve ispat bakımından son derece teknik bir hukuki süreçtir. Yanlış yazılmış tek bir cümle, eksik eklenmiş bir belge veya hatalı hukuki dayanak, alacaklının en güçlü güvencesini daha baştan kaybetmesine neden olabilir. Özellikle geminin limandan ayrılma riski bulunan dosyalarda, zamanla yarışılan bu süreçte hata toleransı yoktur.

Uzman bir deniz ticareti avukatı desteği olmadan yapılan başvurularda sıklıkla şu sorunlar yaşanır:

Alacağın deniz alacağı kapsamında yanlış nitelendirilmesi

Gemi kimlik bilgilerinin eksik veya hatalı yazılması

Yaklaşık ispatı sağlayacak delillerin yeterince yapılandırılmaması

Teminat ve seferden men rejiminin yanlış talep edilmesi

Kardeş gemi haczi imkanının gözden kaçırılması

Özellikle İstanbul ve Tuzla gibi deniz ticaretinin yoğun olduğu bölgelerde, mahkemeler bu talepleri çok sıkı denetlemektedir. Bu nedenle gemi ihtiyati haczi dilekçesinin, içtihatlara hâkim, deniz ticareti hukuku alanında uzman bir avukat tarafından hazırlanması; alacağın kağıt üzerinde kalmaması için kritik önemdir.

Read More

Gemi İhtiyati Haczi İçin Gemi Bilgileri Nereden Bulunur?

IMO Numarası, Bayrak, Bağlama Limanı ve Sicil Kaydı Rehberi

Gemi ihtiyati haczi taleplerinde en sık yapılan hatalardan biri, gemiye ait kimlik bilgilerinin eksik veya hatalı sunulmasıdır. Oysa mahkemeler açısından en kritik nokta, hacze konu geminin tereddüde yer vermeyecek şekilde teşhis edilmesidir. Bu yazıda, ihtiyati haciz dilekçesinde yer alması gereken gemi adı, IMO numarası, bağlama limanı, bayrak ve sicil bilgilerine nereden ve nasıl ulaşılacağını pratik ve uygulamaya dönük şekilde ele alıyoruz.

Gemi Adı ve IMO Numarası Nereden Bulunur?

Gemi ihtiyati haczinde en kritik kimlik bilgisi IMO numarasıdır. Çünkü gemi adı değişebilir; ancak IMO numarası geminin ömrü boyunca değişmez ve tekil bir tanımlayıcıdır. Bu nedenle mahkemeler, IMO numarasını geminin kesin teşhisi açısından vazgeçilmez kabul eder.

En güvenilir kaynaklar:

Uluslararası gemi sorgu sistemler

Equasis

IHS / Sea-Web

MarineTraffic

Konşimento (Bill of Lading)

Çarter parti veya taşıma sözleşmeleri

Gemi kaptanı imzalı belgeler (yakıt teslim fişi, iş emri, servis formları)

Dilekçede gemi adıyla birlikte IMO numarasına mutlaka yer verilmelidir. IMO numarasının yazılmadığı dosyalarda, haciz taleplerinin reddedildiği çok sayıda örnek bulunmaktadır.

Bağlama Limanı Nasıl Tespit Edilir?

Bağlama limanı, uygulamada en çok karıştırılan kavramlardan biridir. Bağlama limanı, geminin fiilen bulunduğu liman değil; siciline kayıtlı olduğu limandır.

Bağlama limanı şu kaynaklardan öğrenilir:

Gemi sicil kayıtları (Türk veya yabancı)

Liman başkanlığı kayıtları

Equasis / MarineTraffic sistemlerinde yer alan “Port of Registry” bilgisi

Gemi sertifikaları (Certificate of Registry)

Bağlama limanı yanlış yazıldığında, mahkeme yetki değerlendirmesinde sorun yaşayabilir. Bu nedenle fiili liman ile bağlama limanı mutlaka ayırt edilmelidir.

Geminin Bayrağı Nereden Öğrenilir?

Geminin bayrağı, özellikle yabancı bayraklı gemilerin ihtiyati haczinde büyük önem taşır. Çünkü yabancı gemiler bakımından da Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmakta, ancak bayrak bilgisi hukuki değerlendirmede belirleyici rol oynamaktadır.

Bayrak bilgisi şu belgelerde yer alır:

Gemi sicil belgesi (Certificate of Registry)

Equasis, IHS, MarineTraffic kayıtları

Konşimento ve navlun sözleşmeleri
Bayrak bilgisinin eksik olduğu dilekçelerde, haczin yabancı gemiye uygulanabilirliği konusunda tereddüt doğabilmektedir.

Tescil Limanı ve Sicil Numarası Nereden Bulunur?

Türk Bayraklı Gemiler İçin:

Gemi Sicil Müdürlükleri

Bağlama Kütüğü kayıtları

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sistemleri

Yabancı Bayraklı Gemiler İçin:

Yabancı gemi sicilleri (flag state registry)

Equasis / Sea-Web raporları

Certificate of Registry

Register extract (sicil özeti)

Yabancı gemilerde sicil numarasına her zaman ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu durumda dilekçede “varsa sicil numarası” ibaresi kullanılarak IMO numarası + gemi adı + bayrak bilgisi birlikte yazılmalı ve bu durum açıkça açıklanmalıdır.

Eksik Bilgiler İcra ve Liman Başkanlığı Aşamasında Tamamlanabilir mi?

Uygulamada sıkça karşılaşılan durum şudur: Haciz talebi yapılırken tüm sicil bilgileri mevcut değildir, ancak gemi fiilen Türk limanındadır. Bu halde:

IMO numarası + gemi adı + bayrak bilgisi ile ihtiyati haciz talep edilebilir

İnfaz aşamasında, liman başkanlığı ve icra müdürlüğü üzerinden eksik bilgiler tamamlanır

Mahkemeler, geminin IMO numarası ile tereddütsüz teşhis edilebildiği dosyalarda aşırı şekilcilikten kaçınmaktadır

Sonuç: Gemi Bilgilerinde Esas Olan Nedir?

Gemi ihtiyati haczinde esas olan, hacze konu geminin tereddüde yer vermeyecek şekilde teşhis edilmesidir.
Bu nedenle:

IMO numarası mutlaka yazılmalı

Gemi adı, bayrak ve bağlama limanı birlikte belirtilmeli

Eksik bilgiler gerekçelendirilmelidir

Bu yaklaşım, uygulamada haciz taleplerinin kabul edilme ihtimalini ciddi şekilde artırmaktadır.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczi talepleri, yüksek meblağlar, çok kısa süreler ve teknik deniz ticareti kuralları içeren, hata kabul etmeyen süreçlerdir. Geminin adı, IMO numarası, bayrak ve sicil bilgilerindeki tek bir eksiklik veya yanlışlık, haciz talebinin usulden reddine ya da haczin kısa sürede kaldırılmasına yol açabilir. Özellikle deniz alacağının doğru nitelendirilmesi, TTK m. 1352 kapsamına girip girmediğinin doğru tespiti, yaklaşık ispat eşiğini karşılayan delillerin seçilmesi ve mahkeme–icra–liman başkanlığı koordinasyonunun eş zamanlı yürütülmesi uzmanlık gerektirir.

Uygulamada geminin limandan ayrılması saatler içinde mümkün olabildiğinden, yanlış mahkeme seçimi, eksik teminat hesabı veya hatalı dilekçe kurgusu, alacağın fiilen tahsil edilememesine neden olabilir. Bu nedenle gemi haczi süreçlerinde, deniz ticareti hukuku pratiğine hâkim, liman uygulamalarını bilen ve acil haciz dosyalarında tecrübeli bir uzman avukatla çalışmak, hem haczin alınması hem de haczin korunması açısından belirleyici rol oynar.

Sık Sorulan Sorular

Gemi ihtiyati haczi dilekçesinde IMO numarası mutlaka yazılmalı mı?

Evet. IMO numarası, geminin en güvenilir ve değişmez kimlik bilgisidir. Gemi adı zaman içinde değişebilse de IMO numarası geminin ömrü boyunca sabit kalır. Mahkemeler, hacze konu geminin tereddütsüz şekilde teşhis edilebilmesi için IMO numarasının dilekçede yer almasını kritik görmektedir. IMO numarasının bulunmadığı veya eksik yazıldığı dosyalarda ihtiyati haciz taleplerinin reddedildiği uygulamada sıkça görülmektedir.

Bağlama limanı ile geminin fiilen bulunduğu liman aynı şey midir?

Hayır. Bağlama limanı, geminin siciline kayıtlı olduğu limanı ifade eder; geminin fiilen bulunduğu veya haczin uygulandığı limanla karıştırılmamalıdır. Bu ayrım, hem mahkemenin yetkisinin belirlenmesi hem de gemi bilgilerinin doğru sunulması açısından önemlidir. Dilekçede bağlama limanı yanlış yazıldığında, yetki itirazları ve usulden ret riskleri ortaya çıkabilmektedir.

Yabancı bayraklı gemilerde sicil numarası bulunamazsa haciz talebi reddedilir mi?

Hayır. Yabancı bayraklı gemilerde sicil numarasına her zaman ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu durumda, dilekçede IMO numarası, gemi adı ve bayrak bilgisi birlikte yazılır ve sicil numarasına neden ulaşılamadığı kısaca açıklanır. Uygulamada mahkemeler, IMO numarası ile geminin tereddütsüz şekilde teşhis edilebildiği dosyalarda şekilci davranmamakta ve haciz taleplerini kabul etmektedir.

Read More

Deniz Alacağına Dayalı Gemi İhtiyati Haczi Nedir?Tuzla Deniz Hukuku Avukatı – 2M Hukuk

Şartlar, Teminat, Seferden Men ve İtiraz Süreci

1. Deniz Alacağı Kavramı ve İhtiyati Haciz Talebinin Temeli 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca, bir geminin ihtiyati haczine yalnızca TTK m. 1352’de sınırlı olarak sayılan “deniz alacakları” için karar verilebilir. TTK m. 1353 uyarınca, deniz alacaklarını teminat altına almak amacıyla gemi üzerine ihtiyati tedbir konulması veya başka bir surette geminin seferden menedilmesi istenemez; başvurulabilecek tek hukuki yol ihtiyati hacizdir. Deniz alacakları arasında geminin işletilmesi, bakımı, yakıt tedariki, gemi adamı ücretleri, geminin satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar ve çevre zararları gibi kalemler yer almaktadır.

2. Başvuru Süreci ve Yaklaşık İspat Koşulu 

Geminin ihtiyati haczini talep eden alacaklı, TTK m. 1362 uyarınca alacağının bir deniz alacağı olduğunu ve alacağın parasal değerini mahkemeye kanaat getirecek delillerle sunmalıdır.

İspat Ölçütü: Tam ispat aranmaz, “yaklaşık ispat” yeterlidir. Alacaklı; sözleşme, fatura, gemi kaptanının imza ve mührünü taşıyan belgeler, sörvey raporları, e-posta yazışmaları veya proforma faturalar gibi delillerle mahkemede kanaat oluşturmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Görevli mahkeme deniz ticareti ihtisas mahkemeleridir (Asliye Ticaret Mahkemeleri). Yetki ise geminin bulunduğu yer liman başkanlığına göre tayin edilir.

3. Teminat Yatırma Yükümlülüğü 

TTK m. 1363/1 uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyen alacaklı, borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararları karşılamak üzere 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında (veya bunun TL karşılığı) nakit veya banka teminat mektubu sunmak zorundadır.(SDR (Özel Çekme Hakkı – Special Drawing Right), IMF’nin USD–EUR–CNY–JPY–GBP para sepetine göre günlük değerlenen uluslararası bir hesap birimidir. 28 Ocak 2026 itibarıyla 1 SDR ≈ 59,87 TL olup, buna göre 10.000 SDR ≈ 598.734 TL’ye karşılık gelmektedir; kur gün içinde değişebileceğinden mahkeme veya infaz günündeki SDR/TL kuru esas alınır.)

İstisna: Gemi adamlarının ücret alacakları ve ülkelerine geri götürülme masrafları için talep edilen ihtiyati hacizlerde alacaklının teminat yatırması gerekmemektedir (TTK m. 1363/2).

Teminatın Artırılması: Borçlu, geminin seferden alıkonulması nedeniyle uğradığı günlük işletme giderleri ve kazanç kayıplarını ileri sürerek teminatın artırılmasını mahkemeden talep edebilir.

4. Kararın İnfazı ve Seferden Men

 İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra infaz aşamasında sıkı sürelere ve usullere dikkat edilmelidir:

İnfaz Süresi: Alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya geminin bulunduğu yerdeki icra dairesinden infazı istemelidir. Aksi halde karar kendiliğinden kalkar (TTK m. 1364).

Seferden Men: TTK m. 1366 uyarınca, ihtiyati haczine karar verilen gemiler, bayrağına bakılmaksızın icra müdürü tarafından seferden menedilerek muhafaza altına alınır. Seferden men, ihtiyati haczin doğal bir sonucu ve muhafaza işlemidir; mahkemeden ayrıca talep edilmesine gerek yoktur.

Sicil Bildirimi: İhtiyati haciz kararı, uygulandığı ilk iş gününde geminin kayıtlı olduğu sicile (veya Bağlama Kütüğü’ne) bildirilir. Ancak sadece sicile şerh verilmesi yeterli olmayıp, geminin fiilen haczolunması (seferden men) şarttır.

5. İhtiyati Haczi Tamamlayan Merasim (Tamamlayıcı İşlemler) 

Deniz alacaklarına ilişkin ihtiyati hacizlerde, İcra ve İflas Kanunu’ndaki (İİK) genel sürelerden farklı bir düzenleme mevcuttur. TTK m. 1376 uyarınca, ihtiyati haciz kararının infazından itibaren alacaklı, bir ay içinde esas hakkındaki davasını açmalı veya icra takibine başlamalıdır. İİK m. 264’teki 7 günlük süre deniz alacaklarında uygulanmaz.

6. İtiraz ve Haczin Kaldırılması

İtiraz: Borçlu, haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye başvurarak ihtiyati hacze itiraz edebilir (İİK m. 265). İtiraz nedenleri; haczin dayandığı sebepler, mahkemenin yetkisi ve teminat ile sınırlıdır. Alacağın esasına veya kesin miktarına ilişkin maddi hukuk itirazları bu aşamada dinlenmez.

Teminat Karşılığı Kaldırma: TTK m. 1371 uyarınca borçlu, geminin değerini geçmemek kaydıyla alacağın tamamı, faiz ve giderler için yeterli teminat göstererek haczin gemi üzerinden kaldırılarak teminata kaydırılmasını talep edebilir.

7. İkincil Kaynaklardan Elde Edilen Ek Bilgiler

 İkincil kaynak niteliğindeki yargı kararları, geminin ihtiyati haczine ilişkin şu ek bağlamları sunmaktadır:

Kardeş Gemi (Sister Ship) Haczi: TTK m. 1369/2 uyarınca, alacak doğduğunda asıl geminin maliki, kiracısı veya işleteni olan kişiye ait diğer gemilerin (kardeş gemiler) haczine de imkan tanınmaktadır. Bu durumda gemi sicil kayıtları ve donatanlık ilişkisinin yaklaşık ispatı kritik önemdedir.

Görevli Mahkeme Ayrımı: Türk bayraklı ve belirli büyüklükteki gemilerde çalışan gemi adamlarının ücret alacakları Deniz İş Kanunu’na tabi olduğundan, bu tür ihtiyati haciz taleplerinde İş Mahkemeleri görevli olabilmektedir. Görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece resen dikkate alınır.

Hapis Hakkı Engeli: Kanunen hapis hakkına konu olabilecek emtialar (örneğin zaman çarteri sözleşmesinden doğan yakıt alacakları) için ihtiyati haciz kararı verilmesi, hapis hakkı önceliği nedeniyle reddedilebilir.

Yabancı Bayraklı Gemiler: Yabancı bayraklı gemilerin haczinde de Türk hukuku (TTK m. 1364-1368) uygulanır ve icra müdürü gemiyi bayrağına bakmaksızın seferden meneder. Bir yazı önerisi.

Sık Sorulan Sorular

Deniz Alacağı Nedir ve Neden Sadece İhtiyati Haciz Yoluna Gidilebilir?

Türk Ticaret Kanunu, hangi alacakların deniz alacağı sayılacağını sınırlı olarak düzenlemiştir. Gemi işletilmesi, bakım ve onarım giderleri, yakıt tedariki, gemi adamı ücretleri, geminin satışından doğan uyuşmazlıklar ve çevre zararları bu kapsamda yer alır. Kanun açıkça şunu söyler: Deniz alacakları için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulamaz, gemi başka bir yolla seferden men edilemez.
Tek hukuki yol ihtiyati hacizdir. Bu kural, alacaklının yanlış hukuki yola başvurması halinde talebin reddedilmesine neden olabilecek kadar kesindir.

Gemi ihtiyati haczi için mutlaka deniz alacağı mı gerekir?

Evet. Deniz alacağı dışında kalan alacaklar için gemi ihtiyati haczi talep edilemez. Mahkeme bu hususu re’sen inceler.

Gemi ihtiyati haczinde tam ispat şart mı?

Hayır. Yaklaşık ispat yeterlidir. Mahkemenin kanaat oluşturması yeterli kabul edilir.

Gemi haczi alındıktan sonra seferden men otomatik olarak mı uygulanır?

Evet. Gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğinde, seferden men işlemi ayrıca talep edilmesine gerek olmaksızın otomatik olarak uygulanır. Türk Ticaret Kanunu’na göre seferden men, ihtiyati haczin doğal ve zorunlu bir sonucudur. İcra müdürlüğü, haciz kararını infaz ederken geminin fiilen sefer yapmasını engeller ve gemiyi muhafaza altına alır.

Yabancı bayraklı gemiler Türkiye’de ihtiyati hacze konu edilebilir mi?

Evet. Yabancı bayraklı gemiler de Türkiye’de ihtiyati hacze konu edilebilir ve bu gemiler hakkında da Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Geminin Türk bayraklı veya yabancı bayraklı olması, ihtiyati haciz kararı verilmesine engel değildir. Gemi Türkiye limanlarında, karasularında veya Türk liman başkanlığının fiili denetim alanı içindeyse; deniz alacağına dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alınabilir ve icra müdürü tarafından gemi bayrağına bakılmaksızın seferden men edilir. Uygulamada yabancı bayraklı gemiler için de sicil bildirimi yapılır, ancak esas olan geminin fiilen haczedilmesi ve hareketinin durdurulmasıdır.

Gemi İhtiyati Haczi Sürecinde Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi ihtiyati haczi, süreye son derece duyarlı, teknik ve uluslararası boyutu olan bir süreçtir. Yanlış mahkeme, eksik delil, hatalı süre hesabı veya yanlış hukuki yol seçimi; alacaklının en güçlü kozunu baştan kaybetmesine yol açabilir. Özellikle İstanbul deniz ticaret avukatı veya Tuzla deniz ticaret avukatı desteği olmadan yürütülen dosyalarda şu riskler sık görülür:

3 iş günlük infaz süresinin kaçırılması

1 aylık tamamlayıcı merasim süresinin yanlış uygulanması

Yanlış teminat stratejisi

Kardeş gemi haczi imkanının kaçırılması

Haczin usulden kaldırılması. Tuzla tersaneler bölgesi, gemi bakım ve onarım alacaklarının merkezidir. Bu bölgede faaliyet gösteren firmalar için deniz ticareti hukukuna hâkim bir avukatla çalışmak hayati önemdedir. Bu noktada 2M Hukuk, gemi ihtiyati haczi, deniz alacağı, kardeş gemi haczi, teminat ve tahsil süreçlerinde stratejik ve önleyici hukuki danışmanlık sunarak alacağın fiilen korunmasını hedefler.

Read More

Gemi Üzerindeki İhtiyati Haczin Teminata Kaydırılması Sonrası Alacaklının Hakları

Deniz Alacağı, Teminat, Rehin ve Tahsil Süreci

Gemiye tamir, bakım veya teknik hizmet sunan firmaların alacakları, Türk Ticaret Kanunu uyarınca deniz alacağı niteliğindedir. Bu alacaklar için gemi üzerine ihtiyati haciz konulabilmekte; ancak uygulamada borçlular çoğu zaman nakit veya banka teminat mektubu yatırarak haczi teminata kaydırmakta ve geminin seferden men edilmesini önlemektedir.

Bu noktadan sonra alacaklı için kritik soru şudur:
“Haciz teminata kaydırıldıysa, alacak nasıl güvence altına alınır ve tahsil edilir?”

Gemiye tamir işi yapan bir firmanın, deniz alacağı niteliğindeki alacağı için gemi üzerine ihtiyati haciz kararı alması ve borçlunun teminat yatırarak bu haczi kaldırması (teminata kaydırılması) durumunda alacaklının başvurabileceği hukuki yollar ve bu süreçlerin analizi aşağıda sunulmuştur:

1. İhtiyati Haczi Tamamlayan Merasimlerin Yerine Getirilmesi

Gemi üzerindeki ihtiyati haciz teminata kaydırıldığında, haciz hükümsüz kalmaz; sadece konusu değişerek yatırılan teminat (nakit veya banka teminat mektubu) üzerine geçer. Alacaklının bu aşamada ihtiyati haczi kesin hacze dönüştürmek için yasal süreler içinde “tamamlayıcı merasimleri” başlatması zorunludur.

İcra Takibi ve Dava Açma Süreleri: Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1376 uyarınca, deniz alacaklarında ihtiyati haczi tamamlayan merasimlere başlama süresi bir ay olarak uygulanır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2023/1806 E. ), deniz alacağı uyuşmazlıklarında İİK m. 264/2’deki 7 günlük sürenin değil, TTK m. 1376’daki bir aylık sürenin esas alınması gerektiğini, bu süre içinde icra takibi başlatılmasının veya arabuluculuğa başvurulmasının haczin devamı için yeterli olduğunu hüküm altına almıştır.

Arabuluculuk Başvurusu: Dava şartı olan arabuluculuğa süresi içinde başvurulması, ihtiyati haczi tamamlayan bir işlem olarak kabul edilmektedir.

2. Esas Alacağın Tahsili İçin Başvurulacak Dava ve Takip Yolları

Teminat yatırılmasıyla gemi seferden men edilmekten kurtulsa da, alacaklı alacağını tahsil etmek için aşağıdaki yollara başvurabilir:

İtirazın İptali Davası: Borçlu, başlatılan icra takibine itiraz ederse, alacaklı İİK m. 67 uyarınca itirazın iptali davası açabilir. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/209 E. K) ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2024/760 E. K) kararlarında görüldüğü üzere, alacaklılar teminat üzerine kaydırılan haciz sonrası itirazın iptali davası açarak alacağın varlığını ispatlama yoluna gitmektedir.

Kanuni Rehin Hakkı Tesisi: Alacaklı, asıl alacak davası ile birlikte teminat üzerine kanuni rehin hakkı tesis edilmesini talep edebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (2024/4398 E. ), gemiye verilen hizmetten kaynaklanan alacaklarda, yatırılan teminat mektubu üzerine davacı lehine TTK m. 1321 ve 1322 gereğince kanuni rehin hakkı tesis edilmesine ve teminatın karar kesinleşinceye kadar tutulmasına karar verilmesini onamıştır.

Tahkim ve Tenfiz Yolu: Eğer taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı varsa, alacaklı yabancı bir tahkim merkezinde (örneğin Londra/LMAA) süreci başlatabilir. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi (2014/396 E. K) örneğinde, alacaklı Londra’da tahkim başlatmış ve aldığı kararın Türkiye’de tenfizi yoluna giderek yatırılan teminattan tahsilat yapmayı amaçlamıştır.

3. Teminatın Korunması ve İadesinin Engellenmesi

Borçlu tarafından yatırılan teminatın iadesini önlemek, alacaklının en kritik hamlelerinden biridir.

İhtiyati Tedbir Talebi: Alacaklı, asıl alacak davası sürerken icra dosyasındaki teminatın borçluya iadesini durdurmak için ihtiyati tedbir talep edebilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi (2018/830 E. K), hapis hakkı ve teminatla kaldırma sürecinde, icra dosyasındaki paranın dava sonuna kadar ödenmesinin durdurulmasına yönelik tedbir kararını yerinde bulmuştur.

Teminatın İadesine Karşı İtiraz: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2023/1567 E. K), ihtiyati haciz teminata kaydığında haczin bu teminat üzerinde devam ettiğini ve üzerindeki haciz kalkmadığı sürece teminatın iadesinin mümkün olmadığını vurgulamıştır.

4. Usuli Şikayet ve İstinaf Yolları

İcra Mahkemesine Şikayet: İcra müdürlüğünün teminatı yetersiz bulmasına rağmen haczi kaldırması veya usulsüz işlem yapması durumunda İİK m. 266 uyarınca icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilir (İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesi, 2016/242 E. 

İstinaf Başvurusu: Borçlunun ihtiyati hacze itirazının kabul edilmesi ve haczin kaldırılması durumunda alacaklı bu ek karara karşı istinaf yoluna başvurabilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi (2021/1888 E. K), mülkiyet değişikliği iddiasıyla kaldırılan haciz kararını, devrin ispatlanamadığı gerekçesiyle kaldırarak haczin devamına hükmetmiştir.

İkincil Kaynak Analizi

İkincil kaynaklardan elde edilen bilgilere göre aşağıdaki hususlar vurgulanmalıdır:

Süre ve İnfaz Zorunluluğu: TTK m. 1364 uyarınca alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde icra dairesinden kararın infazını istemek zorundadır. Ayrıca asıl alacak davasının hacizden itibaren 1 yıl içinde takip edilmesi gerekliliği (TTK m. 1365) hatırlatılmaktadır (BAM İstanbul 13. HD, 2024/1666 E. K; BAM İstanbul 14. HD, 2021/1949 E. K).

Yaklaşık İspat: Tamir alacaklısının haciz talebinde; faturalar, gemi kaptanı imzalı iş listeleri ve iş tamamlama raporları gibi belgelerle alacağını “yaklaşık ispat” etmesi yeterlidir. Mahkemeler bu aşamada belgelerin sahteliği gibi derinlemesine incelemelere girmemektedir (BAM Samsun 3. HD, 2024/1905 E. K).

Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması: Eğer borçlu firma mal kaçırma amacıyla farklı şirketler üzerinden hareket ediyorsa, alacaklı asıl alacak davasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını talep ederek sorumluluğu genişletebilir (İstanbul 17. ATM, 2018/62 E. K).

İflas Durumu: Borçlunun iflası halinde alacaklının iflas masasına katılması veya davanın feragat/kabul süreçlerine göre şekillenmesi gerekebilir (İstanbul 17. ATM, 2015/179 E. Kaynak).

Sonuç olarak; gemi üzerindeki haciz teminata kaydırıldığında alacaklı, bir aylık süre içinde icra takibi veya dava yoluna gitmeli, teminat üzerine kanuni rehin hakkı tesis ettirmeli ve yargılama süresince teminatın iadesini engelleyecek tedbirleri almalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Gemi üzerindeki ihtiyati haciz teminata kaydırılırsa haciz düşer mi?

Hayır. Haciz düşmez, sadece konusu değişir. Gemi yerine yatırılan teminat hacze konu olur ve haczin hukuki etkileri bu teminat üzerinde devam eder.

Deniz alacaklarında ihtiyati haczi tamamlamak için süre kaç gündür?

Deniz alacaklarında süre 7 gün değil, 1 aydır. TTK m. 1376 gereğince bu süre içinde icra takibi, dava veya arabuluculuğa başvurulması yeterlidir.

Teminat mektubu üzerine rehin hakkı tesis edilebilir mi?

Evet. Gemiye verilen hizmetten doğan deniz alacaklarında, yatırılan teminat mektubu üzerine kanuni rehin hakkı tesis edilmesi mümkündür ve yargı kararları bu yöndedir.

Borçlu teminatın iadesini isterse alacaklı ne yapmalıdır?

Alacaklı, teminatın iadesine karşı ihtiyati tedbir, itiraz ve gerekirse icra mahkemesine şikayet yollarına başvurmalıdır. Aksi halde teminat iade edilebilir.

Deniz Alacaklarında Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

Gemi üzerindeki ihtiyati haciz, teminata kaydırma, kanuni rehin hakkı ve tahsil süreci; genel icra hukukundan farklı, teknik ve süreye son derece duyarlı bir alandır. Özellikle İstanbul deniz ticaret avukatı veya Tuzla deniz ticaret avukatı desteği olmadan yürütülen dosyalarda, en sık yapılan hata sürelerin kaçırılması ve teminatın korunamamasıdır.

Deniz alacakları bakımından;

Yanlış süre uygulanması (7 gün – 1 ay ayrımı),

Teminat üzerine rehin talep edilmemesi,

Tahkim–tenfiz ilişkisinin hatalı yönetilmesi,

Teminatın iadesine karşı tedbir alınmaması alacağın fiilen tahsil edilememesiyle sonuçlanabilmektedir.

Özellikle Tuzla tersaneler bölgesi, gemi tamir ve bakım alacaklarının yoğunlaştığı bir merkezdir. Bu bölgede faaliyet gösteren firmalar için Tuzla deniz ticaret avukatı ile çalışmak, sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik önemdedir. Bu noktada 2M Hukuk, deniz alacakları, gemi haczi, teminata kaydırma, kanuni rehin, tahkim ve tenfiz süreçlerinde önleyici ve stratejik hukuki danışmanlık sunarak alacağın kağıt üzerinde kalmamasını hedefler. Gemi üzerindeki ihtiyati haczin teminata kaydırılması, alacaklının elini zayıflatmaz; ancak doğru hukuki refleksler gösterilmezse alacak fiilen güvence dışı kalabilir. Bu nedenle süreç, deniz ticareti hukukuna hâkim bir avukatla yürütülmelidir.

Read More