Evde bulunan uyuşturucudan tüm aile sorumlu olur mu?

Giriş 

Bu çalışma, bir ikamette ele geçirilen uyuşturucu maddelerden dolayı aynı evde yaşayan aile fertlerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin yargı kararlarının analizini içermektedir. Yargı mercileri, uyuşturucu maddelerin evde bulunması durumunda “tüm ailenin” otomatik olarak sorumlu tutulup tutulmayacağını, ceza hukukunun şahsiliği ve somut delil ilkeleri çerçevesinde değerlendirmektedir.

1. Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği ve Somut Delil Şartı 

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında ortak vurgu, uyuşturucu maddenin bir evde ele geçirilmiş olmasının, o evde yaşayan herkesin suçtan sorumlu tutulması için yeterli olmadığıdır. Ceza sorumluluğu için sanığın uyuşturucu maddeyle ilgisini gösteren, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil aranmaktadır.

Bireysel Sorumluluk: Yargıtay 20. Ceza Dairesi (2015/16295 E.K), evde uyuşturucuyla yakalanan bir sanık hakkında, uyuşturucuyla ilgisini gösteren kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2014/9507 E.), sanığın evinde ele geçen maddeyle ilgili diğer aile üyelerinin soyut beyanları dışında delil yoksa beraat kararı verilmesini onamıştır.

Mekânsal Yakınlık Yetersizliği: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2023/12514 E.), sanığın sırf uyuşturucu bulunan evde olmasının tek başına mahkûmiyete yeterli delil kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (2015/1198 E.) de aynı evde ikamet etmenin, diğer sanıkların eylemlerine iştirak edildiğini kanıtlamayacağını vurgulamıştır.

2. “Hayatın Olağan Akışı” Argümanı ve Mahkemelerin Yaklaşımı 

Bazı ilk derece mahkemeleri, evde bulunan yüklü miktardaki uyuşturucudan aile fertlerinin haberdar olmamasının “hayatın olağan akışına aykırı” olduğu gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verse de, üst mahkemeler bu yaklaşımı genellikle “tahmin ve yoruma dayalı” bularak bozmaktadır.

Bozma Gerekçeleri: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi (2017/1160 E.), babasıyla aynı evde yaşayan oğulun, evdeki uyuşturucudan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündeki yerel mahkeme gerekçesini reddederek, somut delil yokluğunda beraat kararı vermiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2023/2699 E.) de benzer bir olayda, aynı evde kalmanın uyuşturucuyla ilgi kurmak için yeterli olmadığını belirtmiştir.

İstisnai Durumlar: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2022/848 E.) bir kararında; eş ve çocukların uyuşturucuyu birlikte temin ettikleri, evde hassas terazi bulunduğu ve geçimlerini bu işten sağladıkları anlaşıldığında, ailenin iştirak halinde suç işlediğini kabul ederek mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

3. Aile Fertlerinin Konumu ve Delil Değerlendirmesi 

Mahkemeler; parmak izi, iletişim kayıtları (HTS), tanık beyanları ve uyuşturucunun saklandığı yer gibi unsurları her aile ferdi için ayrı ayrı değerlendirmektedir.

Parmak İzi ve Aidiyet: Yargıtay 8. Ceza Dairesi (2024/2906 E.), uyuşturucu bulunan kavanozda parmak izi çıkan aile üyesini sorumlu tutarken, irtibatı tespit edilemeyen suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı vermiştir. Ancak başka bir kararda (2024/18095 E.), evdeki kaplar üzerinde parmak izi çıkmasının, birlikte yaşayan üvey kızın suça iştirak ettiğini kanıtlamaya tek başına yetmeyeceği belirtilmiştir.

Eşlerin Durumu: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/17131 E.), evde yüklü miktarda uyuşturucu bulunmasına rağmen, eşin bu maddelerle ilgisi olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle uyuşturucu ticareti suçundan beraat etmesi gerektiğini savunmuştur. Ankara BAM 18. Ceza Dairesi (2019/2325 E.) ise evde bulunan uyuşturucudan dolayı eşi değil, sadece uyuşturucuyu kullandığını kabul eden sanığı sorumlu tutmuştur.

4. Suç Delillerini Yok Etme veya Gizleme (TCK 281) Ayrımı 

Evde uyuşturucu bulunması durumunda, aile fertlerinin uyuşturucuyu yok etmeye veya saklamaya çalışması her zaman “uyuşturucu ticareti” suçuna iştirak olarak kabul edilmemektedir.

Nitelik Değişimi: Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017/511 E.), evdeki uyuşturucuyu sobaya atarak veya banyoya dökerek yok etmeye çalışan kayınpeder ve gelinin eyleminin “uyuşturucu ticareti” değil, TCK 281 kapsamında “suç delillerini yok etme” suçunu oluşturabileceğine hükmetmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/17131 E.) de polisin gelmesi üzerine kendisine verilen uyuşturucuyu saklayan eşin eylemini aynı kapsamda değerlendirmiştir.

5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam 

İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, evde uyuşturucu bulunması durumunda sorumluluğun sınırlarına dair ek bağlam sunmaktadır:

Mekânsal Birliktelik: Yargıtay 20. Ceza Dairesi (2015/221 E.), sanıkların sadece aynı yerde bulunduklarını gösteren HTS kayıtlarının mahkûmiyet için yeterli olmadığını, uyuşturucuyla somut bir bağ kurulması gerektiğini vurgulamıştır.

Ev Sorumluluğu: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2019/6001 E.), sorumluluğunda bulunan evde uyuşturucu ele geçirilen sanığın, maddelerden haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Misafir ve Diğer Kişiler: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2019/4084 E.), sanığa ait olmayan ve içinde dört kişinin daha bulunduğu bir evde ele geçen uyuşturucuyu sanığın üstlenmesi durumunda, diğer kişilerin sorumluluğunun ayrıca incelenmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Menfaat Çatışması: Yargıtay 8. Ceza Dairesi (2024/2209 E.), aynı evde yaşayan baba ve oğulun birbirini suçlayan savunmalar yapması durumunda aralarında menfaat çatışması oluşacağını ve ayrı müdafilerle temsil edilmeleri gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç Yargı kararları uyarınca, evde uyuşturucu bulunması durumunda tüm aile fertlerinin otomatik olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Her bir aile ferdi için; uyuşturucu maddeyle doğrudan bağını gösteren somut deliller (parmak izi, ikrar, iştirak iradesi vb.) aranmaktadır. Sadece aynı evde ikamet etmek veya uyuşturucunun varlığından haberdar olmak, uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet için yeterli görülmemekte; delil yetersizliği durumunda “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararları verilmektedir. Ancak aile fertlerinin uyuşturucuyu saklama veya yok etme yönündeki aktif çabaları, uyuşturucu ticareti yerine “suç delillerini gizleme” suçundan sorumluluk doğurabilmektedir. Bir yazı önerisi.

Evde uyuşturucu bulunursa aynı evde yaşayan herkes tutuklanır mı?

Hayır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre, aynı evde yaşamak tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Uyuşturucu maddeyle her bir kişi arasında somut, kesin ve kişisel delil bulunması gerekir. Parmak izi, ikrar, iletişim kayıtları (HTS), fiili hâkimiyet veya iştirak iradesi ortaya konulmadıkça, yalnızca evde bulunmak veya akraba olmak nedeniyle mahkûmiyet kararı verilemez. Delil yoksa “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uygulanır.

Eşim ya da çocuğum uyuşturucu ticareti yapıyorsa ben de sorumlu olur muyum?

Hayır, otomatik olarak sorumlu olunmaz. Ceza hukukunda sorumluluk şahsidir. Eşin veya çocuğun uyuşturucu ticareti yaptığı iddiası, diğer aile fertleri açısından ayrı ayrı ve somut delillerle ispatlanmalıdır. Yargıtay uygulamasında; eş veya çocuk hakkında, uyuşturucu maddeyle bilinçli bağlantı kurulamadığı durumlarda beraat kararları verilmektedir. Sadece aynı evde yaşamak veya akrabalık bağı, iştirak için yeterli kabul edilmemektedir.

Evde bulunan uyuşturucuyu saklamak veya yok etmek hangi suçu oluşturur?

Bu durum her zaman uyuşturucu ticareti suçuna iştirak anlamına gelmez. Yargıtay içtihatlarına göre; aile fertlerinin uyuşturucuyu sobaya atması, banyoya dökmesi veya geçici olarak saklaması, olayın koşullarına göre TCK 281 – suç delillerini yok etme veya gizleme suçunu oluşturabilir. Bu ayrım son derece önemlidir; çünkü TCK 281 kapsamındaki suçun cezası, uyuşturucu ticareti suçuna göre çok daha hafiftir. Yanlış nitelendirme yapılması, ağır ve orantısız cezalarla karşılaşılmasına neden olabilir.

Neden Uzman Ceza Avukatı Desteği Gerekir?

Evde uyuşturucu bulunmasına ilişkin dosyalar, ilk bakışta “basit” gibi görünse de uygulamada en fazla hatalı mahkûmiyet riskinin bulunduğu ceza dosyaları arasındadır. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında görüldüğü üzere, aynı evde yaşamak, akrabalık bağı veya mekânsal yakınlık, tek başına ceza sorumluluğu doğurmamakta; ancak bu ayrımların doğru şekilde ortaya konulmaması halinde ağır sonuçlar doğabilmektedir.

Bu nedenle, sürecin başından itibaren uzman bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi hayati önemdedir.

Neden Avukat Desteği Olmadan Risklidir?

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, uygulamada çoğu zaman göz ardı edilmekte; kolluk ve ilk derece mahkemeleri “hayatın olağan akışı” gibi soyut gerekçelerle tüm aile fertlerini sanık haline getirebilmektedir.

Parmak izi, HTS, ikrar, tanık beyanı gibi delillerin hukuka uygunluğu ve kişiye aidiyeti, teknik ve hukuki bilgi olmaksızın etkili şekilde tartışılamamaktadır.

Uyuşturucu ticareti (TCK 188) ile suç delillerini gizleme/yok etme (TCK 281) arasındaki ayrım doğru kurulmadığında, çok daha ağır cezalarla karşılaşılması söz konusu olabilmektedir.

Aynı evde yaşayan aile fertleri arasında menfaat çatışması doğması halinde, ayrı savunma stratejileri geliştirilmediği takdirde savunma hakkı zedelenmektedir.

Uzman Ceza Avukatı Ne Sağlar?

Her aile ferdi bakımından ayrı ayrı delil analizi yapılmasını sağlar

“Hayatın olağan akışı” gerekçesine dayalı varsayımsal mahkûmiyetlerin önüne geçer

Yargıtay ve BAM içtihatlarına dayalı beraat odaklı savunma stratejisi kurar

Gerektiğinde suç vasfının TCK 281’e dönüştürülmesini sağlar

Hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılmasını talep eder

İstanbul – Tuzla – Kartal – Pendik, Gebze, Çayırova Bölgesinde Uzman Destek

Uyuşturucu suçları, teknik delil değerlendirmesi ve güçlü içtihat bilgisi gerektiren özel uzmanlık alanıdır. Bu tür dosyalarda, ceza hukuku alanında yoğun tecrübeye sahip bir avukatla çalışmak, çoğu zaman özgürlük ile mahkûmiyet arasındaki farkı belirler.

2M Hukuk Avukatlık Bürosu, uyuşturucu suçları ve aile fertlerinin ceza sorumluluğu konusunda;
İstanbul, Tuzla, Kartal ve Çayırova bölgelerinde etkin savunma hizmeti sunmaktadır. Erken hukuki müdahale, telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçer. Uyuşturucu dosyalarında “herkes sorumlu” anlayışına karşı, hukuka ve somut delile dayalı savunma için mutlaka uzman avukat desteği alınmalıdır.

Read More

İnternetten Yasa Dışı Bahis Suçu Nedir? Yer Sağlayıcıların Sorumluluğu, Delil Şartları ve Yargıtay Uygulaması

1. Genel Hukuki Çerçeve ve Suçun Tanımı 

7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını hukuka aykırı olarak oynatmak, oynanmasına yer veya imkân sağlamak suç olarak düzenlenmiştir. Yargıtay kararları uyarınca, bu suçun oluşabilmesi için failin başkalarına bahis oynama imkânı sunması gerekmekte olup, sadece yurt dışı bağlantılı bahis sitelerine girilmesi suçun oluşumu için yeterli görülmemektedir (Yargıtay 19. CD, 2016/4701 E., 2017/2142 K.). Suçun maddi unsuru, spor müsabakalarına dayalı bahis oyunlarını oynatmak veya buna yer/imkân sağlamak olarak tanımlanmış; özellikle internet yoluyla yurt dışı kaynaklı bahislerin Türkiye’den oynanmasına imkân sağlanması nitelikli bir hal olarak kabul edilmiştir (Yargıtay 7. CD, 2021/15525 E., 2021/10533 K.).

2. Yer ve Servis Sağlayıcıların Sorumluluğu 

Spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis suçları; fiziksel ortamlarda işlenebileceği gibi telefon, bilgisayar veya internet ortamındaki yer sağlayıcılar vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. Bu noktada, servis sağlayıcıların cezai sorumluluğu “suç işleme kastı” ve “somut suça iştirak” unsurlarına bağlanmıştır. Servis sağlayıcının suç işleme kastına sahip olmadığı ve somut suça iştirak etmediği durumlarda, sırf servis sağlayıcılığı faaliyeti nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi tutulması mümkün değildir. Kanunun verdiği yetkiye dayalı olarak internet üzerinden bahis oynatılması ise suç teşkil etmemektedir.

3. İspat Koşulları ve Bilirkişi İncelemesinin Önemi 

Yargıtay içtihatları, internet üzerinden bahis oynatma suçunun sübutu için teknik incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda:

Erişim Yoğunluğu ve Mahiyeti: Bilgisayar sabit diskleri ve dijital materyaller üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak; bahis sitelerine erişim yoğunluğu, erişim tarihleri, kupon oluşturulup oluşturulmadığı ve bakiye durumu tespit edilmelidir (Yargıtay 19. CD, 2019/30876 E., 2019/11115 K.).

Yurt Dışı Kaynaklılık Tespiti: Sanığın eyleminin 7258 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesi (yurt dışı kaynaklı bahis) kapsamında değerlendirilebilmesi için, erişim sağlanan sitelerin yurt dışı kaynaklı olduğunun tereddütsüz belirlenmesi gerekir (Yargıtay 7. CD, 2022/6829 E., 2022/14266 K.)K.

Bireysel Kullanım Ayrımı: Sanığın sadece kendi adına bahis oynayıp oynamadığı veya başkalarına aracılık edip etmediği (bireysel kullanıcı vs. yasa dışı bahis oynatıcısı ayrımı) teknik verilerle ortaya konulmalıdır (Yargıtay 19. CD, 2016/4701 E.). Sadece yasal sitelere erişim sağlanması veya erişimlerin sayıca yetersiz olması mahkûmiyet için yeterli delil kabul edilmemektedir (Yargıtay 19. CD, 2019/768 E., 2019/5165 K.).

4. İştirak ve Aracılık Faaliyetleri 

Suça iştirak bakımından, iş yeri çalışanlarının veya yer sağlayıcı konumundaki kişilerin somut suça katıldıklarına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmalıdır. Somut iştirak delili bulunmayan çalışanlar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 19. CD, 2020/4079 E., 2021/3378 K.). Öte yandan, banka hesapları üzerinden yapılan yoğun para transferleri ve bu paraların yasal bahis sitelerine aktarılması, hayatın olağan akışına aykırı bulunarak “aracılık etme” suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir (Yargıtay 8. CD, 2021/18703 E., 2023/7850 K.).

5. İkincil Kaynaklar ve İdari Yaptırımlar

 İkincil bilgi sağlayan kaynaklar ve idari yargı kararları çerçevesinde şu hususlar tespit edilmiştir:

İdari Yaptırımlar: Danıştay kararlarına göre, iş yerinde internet üzerinden yasa dışı bahis oynatıldığının bilirkişi raporu veya kolluk tespitiyle sabit olması durumunda, 7258 sayılı Kanun uyarınca iş yerinin kapatılması ve ruhsat iptali gibi idari yaptırımlar uygulanabilmektedir (Danıştay 10. Daire, 2023/6062 E.; Danıştay 2. Daire, 2021/4720 E.). Ancak bu tür kapatma işlemlerine karşı açılan davalarda görevli yargı yerinin adli yargı (Sulh Ceza Hakimliği) olduğu belirtilmiştir (Danıştay 10. Daire, 2023/6142 E.).

Medya ve Yayın Sorumluluğu: RTÜK kararlarında, spor müsabakaları yayınları sırasında sanal reklam teknikleriyle yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarının yapılmasının, izleyiciyi illegal bahse teşvik ettiği ve kumar oynamaya özendirdiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, yayına müdahale etme yükümlülükleri nedeniyle idari para cezası ve program durdurma yaptırımları uygulanmaktadır (RTÜK, 09.08.2023 tarihli 27 sayılı karar; 27.11.2024 tarihli 28 sayılı karar).

Kurumsal Zarar ve Katılma: Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın (STTB) bu suçlardan doğrudan zarar görüp görmediği hususunda yargı kararlarında farklı görüşler mevcuttur; bazı kararlarda STTB’nin davaya katılma ve temyiz yetkisi bulunmadığı belirtilirken, karşı oylarda STTB’nin tek denetleyici kurum olarak suçtan zarar gördüğü savunulmaktadır (Yargıtay 19. CD, 2015/6432 E.).

Sonuç: Yargı kararları, internet üzerinden bahis oynatma ve imkân sağlama suçlarında teknik delillerin (IP adresleri, erişim yoğunluğu, site menşei) bilirkişi marifetiyle eksiksiz tespitini şart koşmaktadır. Servis sağlayıcılar bakımından sorumluluk ancak suç kastı ve iştirakin ispatı ile mümkündür; yasal yetkiye dayalı faaliyetler ise suç kapsamı dışında tutulmaktadır.

Yurt dışı bahis sitelerine girmek tek başına suç mudur?

Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yalnızca yurt dışı bağlantılı bahis sitelerine erişim sağlanması, 7258 sayılı Kanun kapsamında “bahis oynatma” veya “imkân sağlama” suçunun oluşması için yeterli değildir. Suçun oluşabilmesi için, failin başkalarına bahis oynama imkânı sunması, aracılık etmesi veya bu faaliyeti organize etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bireysel kullanım niteliğindeki erişimlerin mahkûmiyet için yeterli delil sayılamayacağını açıkça belirtmektedir.

İnternet kafe, iş yeri veya servis sağlayıcılar yasa dışı bahisten ne zaman sorumlu olur?

Servis sağlayıcıların veya iş yeri sahiplerinin cezai sorumluluğu, suç kastı ve somut iştirak şartına bağlıdır.
Sadece internet erişimi sağlamak, bilgisayar bulundurmak veya teknik altyapı sunmak tek başına suç oluşturmaz. Ancak; bahis oynandığını bilerek ve isteyerek bu faaliyete yer sağlanması, aracılık edilmesi ya da maddi menfaat elde edilmesi halinde cezai sorumluluk doğabilir. Bu husus, Yargıtay 19. Ceza Dairesi kararlarında istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır.

Yasa dışı bahis dosyalarında bilirkişi raporu olmadan ceza verilebilir mi?

Hayır. Yargıtay içtihatları uyarınca, internet üzerinden bahis oynatma veya imkân sağlama suçlarında bilirkişi incelemesi zorunludur. IP kayıtları, erişim yoğunluğu, site menşei, kupon oluşturulup oluşturulmadığı ve finansal hareketler teknik olarak incelenmeden verilen mahkûmiyet kararları eksik soruşturma sayılmakta ve bozulmaktadır. Bilirkişi raporu olmadan verilen cezalar, savunma hakkının ihlali niteliğindedir.

NEDEN UZMAN AVUKAT DESTEĞİ GEREKLİ?

7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen yasa dışı bahis soruşturmaları, sıradan ceza dosyaları değildir. Bu dosyalar;

Dijital delillere dayanır

Teknik bilirkişi incelemesi gerektirir

IP, log, banka hareketleri ve site altyapısı gibi uzmanlık gerektiren alanlar içerir

Yanlış veya eksik bir savunma stratejisi; Bireysel kullanıcıyken “bahis oynatıcı” gibi değerlendirilmeye, Servis sağlayıcıyken “fail” sıfatıyla cezalandırılmaya yol açabilmektedir.

Bu nedenle, özellikle İstanbul, Tuzla ve Anadolu Yakası’nda yürütülen yasa dışı bahis soruşturmalarında;

Dijital delil analizine hâkim

Yargıtay ve BAM içtihatlarını yakından takip eden

Bilirkişi raporlarına etkin şekilde itiraz edebilen

uzman bir ceza avukatıyla çalışmak hayati önemdedir.

İstanbul – Tuzla – Anadolu Yakası’nda Yasa Dışı Bahis Davalarında Hukuki Destek

İstanbul Anadolu Adliyesi başta olmak üzere Tuzla, Kartal, Pendik, Maltepe ve çevre ilçelerde görülen yasa dışı bahis dosyalarında, savunmanın ilk aşamadan doğru kurulması sonucu doğrudan etkilemektedir.

Bu alanda, ceza hukuku ve dijital delil temelli dosyalarda yoğun tecrübeye sahip olan 2M Hukuk Avukatlık Ofisi, yasa dışı bahis suçlarına ilişkin:

Soruşturma aşaması savunması

Bilirkişi raporlarına itiraz

İstinaf ve temyiz başvuruları

İdari yaptırımlara (iş yeri kapatma, ruhsat iptali) karşı hukuki süreçler

konularında etkin ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Read More

Uyuşturucu Kullandığını Kabul Etmek Cezayı Azaltır mı? İkrarın Hukuki Sonuçları ve Etkin Pişmanlık

Uyuşturucu madde kullandığını kabul etmenin (ikrar) hukuki sonuçları, yargı kararlarında suçun ortaya çıkış biçimi, mevcut delil durumu ve ikrarın zamanlamasına göre farklılık göstermektedir. Bu durum, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen 192. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir.

1. Etkin Pişmanlık Kapsamında Cezada İndirim Sağlayan Haller (TCK 192/3)

Yargı kararlarının büyük çoğunluğunda, sanığın uyuşturucu kullandığını veya maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu kabul etmesi, suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım olarak değerlendirilmiş ve cezada indirim nedeni sayılmıştır.

Suçun Ortaya Çıkmasına Katkı: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi (2017/1564 E., 2018/550 K.), sanığın “içmek için aldım” şeklindeki ikrarının suçun ortaya çıkmasına katkı sağladığını belirterek TCK 192/3 uyarınca 1/4 oranında indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2020/6083 E., 2020/4849 K.), kullanım sınırındaki uyuşturucu madde ile yakalanan sanığın ikrarının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmemesini bozma nedeni saymıştır.

Delil Yetersizliği Aşamasındaki İkrar: Yargıtay 10. Ceza Dairesi (2021/6968 E., 2025/5059 K.) Kve (2021/2190 E., 2025/4774 K.) kararlarında, sanığın aleyhine kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı aşamada uyuşturucu madde ile ilgisini açıklayarak suçun ortaya çıkmasını sağlaması durumunda, TCK 192/3 uyarınca indirim yapılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.

Somut İndirim Örnekleri: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi (2018/1783 E., 2018/2506 K.), sanığın uyuşturucuyu sahiplenmesi üzerine cezasında TCK 192/3 uyarınca 1/2 oranında, ayrıca TCK 62 uyarınca 1/6 oranında indirim uygulayarak cezayı 10 aya düşürmüştür. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi (2023/988 E., 2023/659 K.) ise toksikoloji raporu alınmadan önceki ikrarı nedeniyle sanığa 1/3 oranında indirim uygulamıştır.

2. Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Haller (TCK 192/2)

Bazı durumlarda uyuşturucu kullandığını kabul etmek, cezada indirimden öte, doğrudan ceza verilmemesi sonucunu doğurmaktadır.

Resmi Makamlar Haber Almadan Önceki İkrar: Yargıtay 20. Ceza Dairesi (2015/9872 E., 2018/5144 K.) Kve 8. Ceza Dairesi (2024/12991 E., 2024/8223 K.) kararlarında, başka bir suç soruşturması sırasında (örneğin hırsızlık), resmi makamlar henüz haber almadan uyuşturucu kullandığını ikrar eden sanıklar hakkında TCK 192/2 uyarınca “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi de (2023/22156 E., 2025/5769 K.) benzer bir durumda verilen hapis cezasını kanun yararına bozarak ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

3. İkrarın İndirim Sağlamadığı veya Aleyhe Değerlendirildiği Haller

Uyuşturucu kullandığını kabul etmek her zaman lehe sonuç doğurmamaktadır.

Suçun Zaten Sabit Olması: Yargıtay 9. Ceza Dairesi (2015/7489 E., 2015/4657 K.) ve 8. Ceza Dairesi (2024/1328 E., 2024/6262 K.), suçun fiziki takip, tanık beyanı veya diğer delillerle zaten kesin olarak tespit edildiği durumlarda, sanığın ikrarının sonuca etkili olmadığını ve etkin pişmanlık indiriminin uygulanamayacağını belirtmiştir.

Ticaret Suçundan Kurtulma Çabası: Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2016/142 E., 2016/325 K., sanığın uyuşturucu maddeyi “kullanmak için bulundurduğu” yönündeki savunmasını, ticaret suçundan daha az ceza almak için geliştirilmiş bir strateji olarak değerlendirmiş ve bu durumu etkin pişmanlık kapsamında görmeyerek sanık aleyhine yorumlamıştır.

Miktar ve Koşullar: Yargıtay 8. Ceza Dairesi (2024/12653 E., 2024/3046 K.), ele geçirilen madde miktarının kişisel kullanım sınırının çok üzerinde olması durumunda, sanığın “kullanıcıyım” beyanının ticareti engellemediğini ve indirim sağlamadığını onamıştır.

4. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

Aşağıdaki hususlar, karar metinlerinde sınırlı bilgi olduğunda ek bağlam sağlayan ikincil kaynaklardan derlenmiştir:

Ticaret Suçunda İkrarın Etkisi: İkincil kaynaklara göre, uyuşturucu ticareti suçunda sanığın maddelerin kendisine ait olduğunu veya evinde uyuşturucu bulunduğunu ikrar etmesi, suçun ortaya çıkmasına yardım olarak kabul edilerek TCK 192/3 uyarınca 1/2 ile 1/4 arasında değişen oranlarda indirimlere yol açabilmektedir (Yargıtay 10. CD 2022/14876, 2023/20127, 2023/3009).

Savunma Stratejisi Olarak Kullanım Beyanı: Bazı durumlarda sanıkların “kullanıcıyım” beyanı, ticaret suçlamasından kurtulmaya yönelik “tevil yollu ikrar” olarak görülmekte; eğer bu beyan suçun aydınlatılmasına katkı sağlıyorsa indirim uygulanmakta, ancak delillerle çelişiyorsa sadece suçun sübutuna delil teşkil edebilmektedir (Ankara BAM 18. CD 2019/2299, Yargıtay 10. CD 2023/9145).

Takdir Yetkisi: Mahkemeler, etkin pişmanlık indirimini uygularken sanığın verdiği bilginin önemi ve zamanlamasını dikkate alarak takdir yetkisini kullanmaktadır (Yargıtay 10. CD 2023/5290).

Sonuç: Uyuşturucu kullandığını kabul etmek; suçun henüz resmi makamlarca bilinmediği veya aleyhe yeterli delil bulunmadığı aşamalarda yapıldığında cezada önemli indirimler (TCK 192/3) veya ceza verilmemesi (TCK 192/2) sonucunu doğurmaktadır. Ancak suçun zaten sabit olduğu veya ikrarın ticaret suçundan kurtulma amacı taşıdığı kanaatine varılan hallerde bu kabul indirim sağlamamakta, hatta suçun sübutuna yönelik aleyhe bir delil olarak kullanılabilmektedir.

Uyuşturucu Kullandığını Kabul Etmek Cezayı Azaltır mı?

Uyuşturucu madde kullandığını kabul etmek (ikrar), her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları uyarınca; ikrarın ne zaman, hangi delil aşamasında ve suçun nasıl ortaya çıktığı belirleyici rol oynamaktadır. Bu değerlendirme, Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır.

“Kullanıcıyım” demek ticaret suçundan kurtarır mı?

Her zaman hayır. Ele geçirilen uyuşturucu miktarı kişisel kullanım sınırının üzerindeyse veya dosyadaki deliller ticareti işaret ediyorsa, “kullanıcıyım” savunması ticaretten kurtarma amacı taşıyan bir beyan olarak değerlendirilebilir. Bu durumda ikrar, sanık aleyhine delil olarak kullanılabilir ve indirim uygulanmayabilir

Uyuşturucuda Hangi durumda ceza hiç verilmez?

Resmi makamlar suçtan henüz haberdar değilken yapılan ikrar hâlinde, TCK 192/2 uyarınca “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilebilir. Örneğin, başka bir suç soruşturması sırasında uyuşturucu kullandığını kendiliğinden açıklayan kişiler bakımından bu hüküm uygulanabilmektedir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli? | 2M Hukuk Avukatlık Ofisi – İstanbul Anadolu Yakası

Uyuşturucu suçlarında ikrarın lehe mi yoksa aleyhe mi sonuç doğuracağı, dosyanın delil durumu ve ikrarın zamanlamasına bağlıdır. Yanlış zamanda veya yanlış içerikle yapılan bir kabul, etkin pişmanlık avantajını tamamen ortadan kaldırabileceği gibi, sanığın mahkûmiyetini güçlendiren bir delile dönüşebilir.

Özellikle İstanbul, Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde görülen uyuşturucu dosyalarında; savunma stratejisinin ilk ifadeden itibaren doğru kurulması hayati önemdedir.

Uzman Avukat Desteği Neden Önemlidir?

İkrarın hangi aşamada ve nasıl yapılması gerektiğinin belirlenmesi,

TCK 192/2 ve 192/3 hükümlerinin dosyaya uygulanabilirliğinin doğru tespiti,

“Kullanım–ticaret” ayrımının bilimsel ve yargısal kriterlerle yapılması,

Aleyhe delil yaratabilecek beyanlardan kaçınılması,

Lehe içtihatların dosyaya etkin şekilde sunulması

ancak ceza hukuku alanında uzman bir avukatın müdahalesiyle mümkündür.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi ile Etkin Ceza Savunması

2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul merkezli olarak Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde; uyuşturucu kullanma ve ticareti suçlarında etkin pişmanlık, ikrar stratejisi ve ceza indirimi konularında profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Uyuşturucu dosyalarında tek bir ifade, davanın kaderini belirleyebilir. Hak kaybı yaşamamak için uzman avukat desteği hayati önem taşımaktadır.

Read More

Arama Kararı Olmadan Yapılan Uyuşturucu Aramaları Geçerli mi? Hukuka Aykırı Delil ve Beraat Halleri

Uyuşturucu suçlarında arama kararı olmadan yapılan aramaların hukuki geçerliliği ve delil niteliği.

1. Genel Hukuki Çerçeve ve Temel Kural

Yargıtay kararları uyarınca, uyuşturucu suçlarında arama yapılabilmesi için temel kural, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 116, 117 ve 119. maddelerine uygun olarak alınmış bir “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” bulunmasıdır. Anayasa’nın 20. ve 21. maddeleri ile CMK hükümleri gereğince, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri olmaksızın yapılan aramalar genel olarak hukuka aykırı kabul edilmektedir.

2. Arama Kararı Olmaksızın Yapılan Aramaların Hukuki Sonuçları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, adli arama kararı alınması gereken bir durumda bu karar alınmadan yapılan aramalar sonucunda elde edilen uyuşturucu maddeler “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil” niteliğindedir. Bu kapsamda:

Hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddeler hem “suçun maddi konusu” hem de “suçun delili” olup hükme esas alınamaz.

Anayasa’nın 38/6. maddesi ile CMK’nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddeleri uyarınca, hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Sanığın ikrarı (suçu kabul etmesi) dahi, arama işlemi hukuka aykırı ise bu durumu düzeltmez ve delili geçerli hale getirmez.

3. İstisnai Durumlar: Suçüstü Hali ve PVSK 4/A Yetkisi

Yargıtay, bazı özel durumlarda arama kararı olmaksızın yapılan işlemleri hukuka uygun kabul etmektedir:

Suçüstü Hali: CMK’nın 90. maddesi ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 8. maddesi uyarınca, suçüstü halinde (suç işlenirken veya işlendikten hemen sonra takip sırasında) ayrıca bir arama emri veya kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durumda ele geçirilen deliller hukuka uygun kabul edilir.

PVSK 4/A Kapsamında Yoklama: Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) 4/A maddesi uyarınca, kolluğun durdurduğu kişiler üzerinde “yoklama” veya “kaba üst araması” yapma yetkisi vardır. Kişinin üzerinde el ile yapılan dıştan kontrol (yoklama) sırasında suç unsuruna rastlanması durumunda bu işlem arama kararı gerektirmez. Ancak bu yetki, kişinin iç çamaşırı veya kapalı eşyalarının (çanta, valiz vb.) detaylı aranmasını kapsamaz.

4. Önleme Araması Kararının Sınırları

Yargıtay kararlarında en sık vurgulanan hususlardan biri, “önleme araması kararı” ile “adli arama kararı” arasındaki ayrımdır:

Somut Suç Şüphesi: Eğer kolluk, belirli bir kişinin uyuşturucu madde taşıdığına veya sattığına dair somut bir ihbar veya istihbarat almışsa (faili ve niteliği belli bir suç şüphesi), artık önleme araması kararına dayanılarak arama yapılamaz. Bu durumda mutlaka “adli arama kararı” alınmalıdır.

Hukuka Aykırılık: Somut suç şüphesinin bulunduğu durumlarda, genel bir önleme araması kararına dayanılarak yapılan araç, konut veya üst aramaları hukuka aykırı kabul edilmekte ve elde edilen uyuşturucu maddeler delil olarak değerlendirilmemektedir.

5. Somut Uygulama Örnekleri ve Yargı Değerlendirmeleri

Araç Aramaları: Aracın dışarıdan bakıldığında görünmeyen kısımlarında (torpido, bagaj, koltuk altı vb.) yapılan aramalar için adli arama kararı şarttır. Ancak aracın dışarıdan bakıldığında görülebilen yerlerinde (paspas üzeri, kapı cebi gibi açık alanlar) bulunan maddelerin ele geçirilmesi bazı kararlarda “arama” değil “el koyma” olarak değerlendirilerek hukuka uygun bulunabilmektedir.

Kapalı Eşya ve Çanta Aramaları: Kişinin yanındaki valiz, çanta veya cüzdan gibi kapalı eşyaların aranması için kural olarak hakim kararı veya savcı emri gereklidir. Suçüstü hali yoksa, bu eşyaların kararsız aranması hukuka aykırıdır.

Detaylı Üst Araması: Kişinin iç çamaşırı veya vücut boşluklarında yapılan aramalar “yoklama” sınırlarını aştığı için adli arama kararı olmaksızın yapılamaz. Karakola götürülen şüphelinin burada yapılan detaylı üst aramasında ele geçen maddeler, yazılı bir karar yoksa geçersiz sayılmaktadır.

Konut Aramaları: Konut aramalarında yazılı adli arama kararı veya emri bulunması zorunludur. Savcının sözlü talimatı ile yapılan konut aramaları hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Sonuç olarak; uyuşturucu suçlarında arama kararı olmadan yapılan aramalar, yalnızca “suçüstü hali” veya “PVSK 4/A kapsamındaki kaba yoklama” sınırları içerisinde kaldığında geçerlidir. Bunun dışındaki tüm durumlarda (özellikle somut bir suç şüphesi varsa) adli arama kararı veya yazılı emir alınması zorunludur; aksi takdirde elde edilen uyuşturucu maddeler mahkemelerce delil olarak kabul edilmemekte ve beraat kararlarına gerekçe teşkil etmektedir. Bir yazı önerisi.

Arama kararı olmadan yapılan uyuşturucu araması geçerli midir?

Kural olarak hayır. CMK’nın 116 ve devamı maddeleri uyarınca, uyuşturucu araması için hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emri gerekir. Bu karar veya emir olmadan yapılan aramalar hukuka aykırıdır ve elde edilen deliller hükme esas alınamaz.

Suçüstü hâlinde arama kararı şart mı?

Hayır. Suçüstü hâlinde (suç işlenirken veya hemen sonrasında takip sırasında) ayrıca arama kararı alınmasına gerek yoktur. Bu durumda ele geçirilen uyuşturucu maddeler hukuka uygun delil sayılabilir. Ancak suçüstü halinin gerçekten mevcut olması gerekir; sonradan gerekçelendirme kabul edilmez.

Polis kaba üst aramasında uyuşturucu bulursa delil geçerli olur mu?

Sınırlı olarak evet. PVSK 4/A kapsamında yapılan kaba üst yoklaması sırasında ele temasla fark edilen suç unsurları hukuka uygun kabul edilebilir. Ancak bu yetki; çanta, valiz, cep içi, iç çamaşırı veya detaylı aramaları kapsamaz. Bu sınırların aşılması hâlinde delil hukuka aykırı sayılır.

Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli? | 2M Hukuk Avukatlık Ofisi – İstanbul Anadolu Yakası

Uyuşturucu dosyalarında arama işleminin hukuka uygun olup olmadığı, çoğu zaman mahkûmiyet ile beraat arasındaki tek belirleyici unsurdur. Kolluk tarafından yapılan küçük bir usul hatası dahi, davanın tamamen düşmesine yol açabilir. Ancak bu hukuka aykırılığın doğru şekilde tespit edilmesi ve ileri sürülmesi uzmanlık gerektirir.

Özellikle İstanbul, Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde görülen uyuşturucu soruşturmalarında; önleme araması–adli arama ayrımı, suçüstü iddiasının sınırları ve PVSK 4/A yetkisinin aşılması sıkça tartışma konusu olmaktadır.

Uzman Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Aramanın adli mi önleme mi olduğunun doğru tespiti,

Suçüstü iddiasının gerçekten mevcut olup olmadığının denetlenmesi,

Hukuka aykırı delillerin CMK 206 ve 217 kapsamında dosyadan dışlanması,

İkrarın hukuka aykırı aramayı meşrulaştırıp meşrulaştırmadığının değerlendirilmesi,

Beraatle sonuçlanabilecek usul hatalarının etkin şekilde ileri sürülmesi

ancak ceza hukuku alanında uzman bir avukatın takibi ile mümkündür.

2M Hukuk Avukatlık Ofisi ile Etkin Ceza Savunması

2M Hukuk Avukatlık Ofisi, İstanbul merkezli olarak Anadolu Yakası, Tuzla, Pendik, Kartal, Aydınlı, Bayramoğlu ve Gebze bölgelerinde; uyuşturucu suçlarında hukuka aykırı arama, delil yasakları ve beraat savunmaları konusunda etkin ve profesyonel hukuki destek sunmaktadır. 📌 Uyuşturucu dosyalarında hukuka aykırı bir arama, davanın tamamen düşmesini sağlayabilir. Bu fırsatın kaçırılmaması için uzman avukat desteği hayati önem taşımaktadır.

Read More

Yasa Dışı Bahis Davalarında Bilirkişi Raporu Neden Zorunlu? Dijital Deliller, Eksik Kovuşturma ve Yargıtay Kriterleri

7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi kapsamında tanımlanan suçlarda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi bakımından dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması yargı kararlarında vazgeçilmez bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.

1. Bilirkişi Raporunun Hukuki Zorunluluğu ve Eksik Kovuşturma

Yargıtay 19. Ceza Dairesi ve 7. Ceza Dairesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik içtihatlarına göre; sanıklardan 5271 sayılı CMK’nın 134. maddesine uygun olarak el konulan bilgisayar, harddisk (kütük), flash bellek ve diğer dijital eşyalar üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadan hüküm kurulması “eksik araştırma ve kovuşturma” olarak değerlendirilmektedir. Yargı mercileri, teknik inceleme içermeyen veya uzmanlığı anlaşılamayan kişilerce hazırlanan yetersiz raporlara dayanılarak verilen mahkumiyet kararlarını, Yargıtay denetimine imkan vermediği gerekçesiyle bozmaktadır.

2. Bilirkişi İncelemesinde Araştırılması Gereken Teknik Hususlar

Mahkemelerce alınacak bilirkişi raporlarının ayrıntılı, açıklayıcı ve tereddüte mahal bırakmayacak nitelikte olması gerekmektedir. Kararlarda, bilirkişi raporunun şu hususları kapsaması gerektiği vurgulanmıştır:

Erişim Yoğunluğu ve Sıklığı: Yasa dışı bahis sitelerine hangi tarihlerde, günde kaç kez ve ne kadar süreyle girildiğinin tespiti.

Kupon ve Bahis Miktarları: Bilgisayar üzerinden bahis kuponu düzenlenip düzenlenmediği, oluşturulan kupon sayısı ve oynanan toplam bahis miktarlarının belirlenmesi.

Yazıcı ve Donanım Kontrolü: İş yerinde bulunan kupon yazdırma cihazının (yazıcı/barkod yazıcısı) bilgisayara yüklü olup olmadığı ve bu cihazdan çıktı alınıp alınmadığı.

Giriş Yöntemi: Bahis sitelerine “bayi yönetici girişi” yapılıp yapılmadığı, hangi kullanıcı adları ve numaraları ile erişim sağlandığı.

İçerik Analizi: Erişilen sitelerin sadece bahis amaçlı mı olduğu, yoksa bahis dışında içerikler barındırıp barındırmadığı; sitelerin bahis oynanmasına ilişkin kısımlarına fiilen erişilip erişilmediği.

3. Suç Vasfının Tayini ve Yurt Dışı Bağlantısının Tespiti

7258 sayılı Kanun’un 5/1-a ve 5/1-b maddeleri arasındaki ayrımın yapılabilmesi için erişim sağlanan sitelerin yurt dışı kaynaklı olup olmadığının tespiti kritiktir. Yargıtay kararlarında, sanığın yurt içinde mi yoksa yurt dışında oynatılan bahis oyunlarına mı imkan sağladığının bilirkişi raporuyla netleştirilmesi gerektiği, bu tespit yapılmadan kurulan hükümlerin hukuka aykırı olduğu belirtilmektedir.

4. Sanık Savunmalarının Değerlendirilmesindeki Rolü

Sanıkların genellikle “bahis oynatmadıkları, sadece kendilerinin kişisel olarak bahis oynadıkları” yönündeki savunmalarının doğruluğu ancak bilirkişi raporuyla denetlenebilmektedir.

Erişimlerin sadece belli tarihlerde yoğunlaşması veya sayısının az olması durumunda, bu veriler “bahis oynatıldığını kabule yeterli” görülmeyerek beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Buna karşılık, on binlerce kez login (giriş) yapıldığının ve yoğun kupon düzenlendiğinin tespit edildiği durumlarda, sanığın “kendim oynuyorum” savunması hayatın olağan akışına aykırı bulunarak mahkumiyet hükmü tesis edilmektedir.

5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

İkincil kaynak olarak değerlendirilen kararlarda şu ek hususlar dikkat çekmektedir:

Hukuka Aykırı Delil Durumu: Bilgisayar üzerinde yapılan inceleme sonucunda bahis oynatıldığına dair bulgular (örneğin “Polo Club v1.0” programı, “Bayi=Fener” ibareli kuponlar) tespit edilse dahi, arama kararı usulüne uygun değilse (hâkim kararı veya savcı izni yoksa), bilirkişi raporu dahil elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.

Ekran Görüntüleri: Soruşturma aşamasında alınan ekran görüntülerinin veya yüzeysel incelemelerin tek başına yeterli olmadığı, harddisk imajı üzerinden yapılacak derinlemesine teknik analizin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.

Yazıcı Bağlantısı: Bilgisayara bağlı bir yazıcının bulunması ve bu yazıcı üzerinden kupon çıktısı alındığının teknik olarak saptanması, “başkalarına bahis oynatma imkanı sağlama” suçunun ispatında güçlü bir delil olarak kabul edilmektedir.

Sonuç olarak; spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis suçlarında, dijital materyallerin uzman bilirkişilerce incelenerek erişim trafiği, kupon trafiği ve donanım kullanımının raporlanması, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi için yargılamanın temel şartıdır. Bir yazı önerisi.

Sık Sorulan Sorular

Yasa dışı bahis suçunda bilirkişi raporu neden zorunludur?

7258 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında yürütülen yasa dışı bahis soruşturmalarında, suçun işlendiğinin kabulü büyük ölçüde dijital delillere dayanmaktadır. Bilgisayar, harddisk ve diğer dijital materyaller üzerinde CMK m.134’e uygun şekilde yapılan bilirkişi incelemesi olmadan hüküm kurulması, Yargıtay içtihatlarına göre eksik kovuşturma sayılmaktadır. Bu nedenle bilirkişi raporu, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil yargılama için zorunludur

Yasa dışı bahis dosyasında bilirkişi raporu hangi teknik konuları incelemelidir?

Mahkemelerce alınacak bilirkişi raporlarının;
bahis sitelerine erişim sıklığı ve yoğunluğunu,
kupon düzenlenip düzenlenmediğini ve bahis miktarlarını,
bilgisayara bağlı yazıcı veya kupon çıktısı alınıp alınmadığını,
bayi veya yönetici girişi yapılıp yapılmadığını,
erişilen sitelerin fiilen bahis oynatmaya yönelik olup olmadığını
ayrıntılı ve teknik olarak ortaya koyması gerekmektedir. Yüzeysel veya teknik açıklama içermeyen raporlar Yargıtay tarafından yeterli kabul edilmemektedir.

“Sadece kendim bahis oynadım” savunması beraat için yeterli midir?

Hayır. Sanığın “bahis oynatmadım, sadece kişisel bahis oynadım” savunmasının doğruluğu bilirkişi raporuyla desteklenmediği sürece tek başına yeterli değildir. Erişimlerin sınırlı ve düzensiz olması halinde beraat kararı verilebilmekteyken; on binlerce giriş, yoğun kupon trafiği ve yazıcı çıktıları gibi teknik verilerin tespiti durumunda bu savunma hayatın olağan akışına aykırı kabul edilerek mahkumiyet kararı verilebilmektedir.

Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

(7258 Sayılı Kanun Kapsamında Yasa Dışı Bahis Suçlarında)

7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, dosyaların büyük ölçüde dijital delillere dayanması, bu suç tipini teknik ve hukuki açıdan son derece karmaşık hale getirmektedir. Bu nedenle, yasa dışı bahis suçlarında uzman ceza avukatı desteği hayati önemdedir.

Özellikle İstanbul, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe ve Gebze çevresinde görülen uygulamalarda; çoğu dosyada CMK m.134 kapsamında yapılan dijital el koyma işlemleri, bilirkişi raporlarının yeterliliği, hukuka aykırı delil iddiaları ve suç vasfının yanlış tayini ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Bu noktada uzman bir ceza avukatı tarafından yapılacak hukuki değerlendirme şu başlıklarda belirleyici rol oynar:

Bilirkişi raporlarının denetlenmesi:
Teknik raporların yüzeysel mi yoksa Yargıtay içtihatlarına uygun, derinlemesine bir analiz içerip içermediğinin tespiti.

Eksik kovuşturma ve usul hatalarının tespiti:
Dijital materyaller üzerinde imaj alma, inceleme yöntemi ve raporu hazırlayan bilirkişinin uzmanlığı gibi hususlarda eksiklik bulunup bulunmadığının ortaya konulması.

Hukuka aykırı delil itirazları:
Arama, el koyma ve dijital inceleme işlemlerinin hâkim kararı veya usulüne uygun savcı izni olmaksızın yapılması halinde, elde edilen tüm delillerin hukuka aykırı sayılmasının sağlanması.

Suç vasfının doğru belirlenmesi:
Sanığın eyleminin 7258 sayılı Kanun m.5/1-a mı yoksa m.5/1-b kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiğinin, yurt dışı bağlantı ve erişim türü esas alınarak netleştirilmesi.

Savunma stratejisinin teknik verilerle desteklenmesi:
“Kişisel bahis oynama” savunmasının, erişim sıklığı, kupon trafiği ve donanım kullanımı verileriyle çürütülüp çürütülmediğinin bilimsel şekilde ortaya konulması.

İstanbul Anadolu Yakası’nda, özellikle Tuzla ve çevre ilçelerde yürütülen yasa dışı bahis soruşturmalarında, teknik detaylara hâkim olmayan savunmaların mahkumiyetle sonuçlanma ihtimali oldukça yüksektir. Bu nedenle, dijital delil okuması ve Yargıtay uygulamalarına hakim uzman ceza avukatı desteği, adil yargılanma hakkının korunması açısından zorunludur.

Bu alanda, 2M Hukuk Avukatlık Bürosu, 7258 sayılı Kanun kapsamındaki yasa dışı bahis suçlarıyla ilgili soruşturma ve davalarda; bilirkişi raporlarının hukuki denetimi, usule aykırı işlemlerin tespiti ve etkin savunma stratejisinin oluşturulması konularında İstanbul / Tuzla merkezli olarak profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Read More

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık nedir, cezayı nasıl etkiler?

1. Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlığın Tanımı ve Yasal Çerçevesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188) ile kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurma (madde 191) suçlarını işleyen faillerin, suçun ortaya çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına katkı sağlamaları durumunda cezalandırılmamalarını veya cezalarında indirim yapılmasını öngören bir müessesedir. Yargıtay kararlarında bu durum, failin duyduğu pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bertaraf edilmesi nedeniyle cezayı kaldıran veya azaltan bir şahsi sebep olarak nitelendirilmektedir. Bu konuda Av. Meryem Günay’ın “Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlık” konulu makalesinden de faydalanılabilir.

2. Etkin Pişmanlığın Uygulanma Koşulları ve Türleri

TCK’nın 192. maddesi uyarınca etkin pişmanlık dört farklı fıkrada, suçun aşamasına ve failin yardımının niteliğine göre düzenlenmiştir:

Resmi Makamlarca Haber Alınmadan Önce (Cezasızlık Hali – TCK 192/1-2):

İmal ve Ticaret Suçlarında (192/1): Suça iştirak etmiş kişinin, resmi makamlar durumu öğrenmeden önce diğer suç ortaklarını veya maddelerin saklandığı yerleri bildirmesi ve bu bilginin yakalanmayı veya maddelerin ele geçirilmesini sağlaması halinde ceza verilmez.

Kullanma ve Bulundurma Suçlarında (192/2): Kişinin, maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini resmi makamlar öğrenmeden önce haber vererek suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması halinde ceza verilmez.

Resmi Makamlarca Haber Alındıktan Sonra (İndirim Hali – TCK 192/3): 

Suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına veya fail/suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişinin cezası indirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre bu fıkranın uygulanması için şu altı şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

Fail TCK 188 veya 191. maddelerindeki suçlardan birini işlemiş olmalıdır.

Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.

Yardım, soruşturma veya kovuşturma makamlarına (polis, savcılık, mahkeme) yapılmalıdır.

Yardım, suç haber alındıktan sonra ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir.

Fail, suçun ortaya çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına “önemli ölçüde” katkı sağlamalıdır.

Verilen bilgiler doğru, sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.

Soruşturma Başlamadan Önce Tedavi Talebi (TCK 192/4): Uyuşturucu kullanan kişinin, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi edilmesini istemesi halinde cezaya hükmolunmaz.

3. Etkin Pişmanlığın Cezaya Etkisi

Cezasızlık: TCK 192/1, 192/2 ve 192/4 maddelerindeki koşullar oluştuğunda fail hakkında “cezaya hükmolunmaz”.

Ceza İndirimi: TCK 192/3 uyarınca, resmi makamlarca suç haber alındıktan sonra yapılan yardımlarda ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı oranında indirilir. Yargıtay kararlarında, bu indirimin takdirinde yardımın sonuca etkisi ve sağlanan faydanın derecesinin esas alınması gerektiği vurgulanmaktadır.

4. Yargısal İçtihatlarda Öne Çıkan Hususlar

Denklik İlkesi: Failin indirimden yararlanabilmesi için kendi suçuna eş değer veya kendi suçundan daha ağır bir suçu/faili ortaya çıkarması gerekmektedir. Örneğin, uyuşturucu ticareti suçunda, infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuyla ilgili bilgi verilmesi denklik şartını sağlamadığı için indirim nedeni sayılmamıştır.

Suç Ortağı Kavramı: Bu kavram geniş yorumlanmakta; uyuşturucu madde suçuna katılan veya başka bir uyuşturucu suçu işleyen herkesi kapsamaktadır. “Yakalanma” ise kişinin kimliğinin belirlenmesi olarak kabul edilmektedir.

Kendi Suçunu Ortaya Çıkarma: Failin, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı bir aşamada suçunu ikrar etmesi veya maddelerin yerini göstermesi de etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak, genel bir asayiş uygulamasında kaba üst aramasıyla bulunabilecek bir maddenin teslim edilmesi “ele geçirmeyi kolaylaştırma” olarak kabul edilmemektedir.

5. İkincil Kaynak Değerlendirmeleri

İkincil kaynak niteliğindeki yargı kararlarında şu ek bağlamlar sunulmuştur:

Somut Katkı Şartı: Sanığın ikrarından önce, ailesinin beyanları veya teknik takip (telefon incelemesi) gibi yöntemlerle suçun veya suç ortağının zaten belirlenmiş olması durumunda, sanığın sonradan verdiği bilgiler “suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım” kapsamında görülmemekte ve indirim uygulanmamaktadır.

Uygulama Hataları: Bazı kararlarda, sanığın sadece uyuşturucu kullandığını söylemesinin veya üzerinde bulunan maddeyi teslim etmesinin her zaman etkin pişmanlık oluşturmayacağı, mahkemelerin bu hükmü uygularken “eksik ceza tayini” yapabildiği ve bu durumun bozma nedeni sayıldığı belirtilmiştir.

Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması: Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen sanığın bildirdiği kişiler hakkında somut bir soruşturma açılmamış olması veya bu kişilerin mahkum olmaması, bazı durumlarda etkin pişmanlığın reddine gerekçe gösterilse de; Yargıtay’ın bir kısmına göre bilginin sonuca etkili ve yararlı olması indirim için yeterli görülebilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık her durumda cezasızlık sağlar mı?

Hayır. Etkin pişmanlık hükümleri her beyanla otomatik olarak uygulanmaz. TCK 192 kapsamında cezasızlık veya indirim sağlanabilmesi için, verilen bilginin doğru, somut, sonuca etkili ve Yargıtay içtihatlarında belirlenen şartları karşılaması gerekir.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak için ne zaman ve kime başvurulmalıdır?

Etkin pişmanlık beyanı; suçun resmi makamlarca öğrenilmesinden önce veya sonra yapılmasına göre farklı sonuçlar doğurur. Beyanın polis, savcılık veya mahkeme gibi yetkili mercilere ve hüküm verilmeden önce yapılması gerekmektedir. Yanlış aşamada yapılan beyanlar hak kaybına yol açabilir.

Uyuşturucu suçlarında sadece ikrar etmek etkin pişmanlık için yeterli midir?

Hayır. Yalnızca suçu kabul etmek veya ele geçirilmesi zaten mümkün olan bir maddeyi teslim etmek etkin pişmanlık sayılmaz. Etkin pişmanlık için failin, suçun ortaya çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına önemli ölçüde katkı sağlaması şarttır.

Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlıkta Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümleri, fail lehine sonuç doğurabilen en önemli ceza hukuku müesseselerinden biri olmakla birlikte, uygulamada en sık hatalı değerlendirilen ve yanlış uygulanan alanlardan biridir. Etkin pişmanlığın sağladığı cezasızlık veya ceza indirimi, her beyanla otomatik olarak uygulanmamakta; Yargıtay içtihatlarında belirlenen katı şartların eksiksiz şekilde gerçekleşmesi aranmaktadır.

Özellikle hangi aşamada, kime, ne şekilde ve ne zaman yapılan açıklamanın etkin pişmanlık kapsamında değerlendirileceği; suçun türüne (TCK 188 veya 191), soruşturmanın hangi evrede olduğuna ve verilen bilginin sonuca etkili olup olmadığına göre değişmektedir. Yanlış zamanda veya hatalı içerikte yapılan beyanlar, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânını tamamen ortadan kaldırabileceği gibi, sanık aleyhine delil olarak da kullanılabilmektedir.

Yargıtay uygulamalarında; denklik ilkesinin sağlanmaması, verilen bilgilerin zaten kollukça biliniyor olması, yardımın somut ve yararlı kabul edilmemesi veya sadece ikrarla yetinilmesi hâllerinde etkin pişmanlığın reddedildiği görülmektedir. Bu nedenle, failin hangi bilgiyi açıklayacağı, hangi bilgiyi açıklamaması gerektiği ve bu beyanların hukuki strateji çerçevesinde nasıl sunulacağı hayati önem taşır.

Uzman bir ceza avukatı; etkin pişmanlık şartlarının somut olaya uygunluğunu analiz eder, beyanın doğru aşamada ve doğru mercie yapılmasını sağlar, Yargıtay içtihatlarına uygun savunma stratejisi kurar ve sanığın hak kaybı yaşamadan en lehe sonuca ulaşmasını hedefler.

Sonuç olarak, uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümleri, bilinçsiz ve yönlendirmesiz şekilde uygulanabilecek basit bir indirim mekanizması değil; ciddi teknik bilgi ve tecrübe gerektiren bir savunma aracıdır. Bu nedenle etkin pişmanlıktan gerçek anlamda yararlanabilmek için uzman avukat desteği almak, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından zorunludur.

Read More

Yasa Dışı Bahis Suçu Nedir? 7258 Sayılı Kanun Kapsamında Suçun Unsurları, Deliller ve Yargılama Süreci

1. Yasa dışı bahis suçunun kanuni çerçevesi ve tanımı

Yasa Dışı Bahis Suçu Nedir? 7258 Sayılı Kanun Kapsamında Suçun Unsurları, Deliller ve Yargılama Süreci  7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesi, spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis ve şans oyunlarıyla ilgili fiilleri suç olarak tanımlamıştır. Kanun metnine göre suç teşkil eden eylemler şunlardır:

Madde 5/1-a: Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatmak ya da oynanmasına yer veya imkân sağlamak.(üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası)

Madde 5/1-b: Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlamak.(dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası)

Madde 5/1-c: Bu oyunlarla bağlantılı olarak para nakline aracılık etmek.(üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası)

Madde 5/1-ç: Kişileri reklam vermek ve sair surette bu oyunları oynamaya teşvik etmek.(bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası)

Madde 5/1-d: Spor müsabakalarına dayalı yasa dışı bahis veya şans oyunlarını oynamak (Bu fiil idari para cezasını gerektiren bir kabahat olarak düzenlenmiştir).

2. Yasa dışı bahis suçunun Maddi ve Manevi Unsurlarına İlişkin Analiz 

Yargı kararları ışığında suçun unsurları şu şekilde somutlaştırılmıştır:

Yetkisizlik Unsuru: Suçun oluşması için temel şart, fiilin “kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın” gerçekleştirilmesidir. Türkiye’de bu alandaki yetki münhasıran Spor Toto Teşkilat Başkanlığı‘na aittir.

Ticari Kazanç Şartı: Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, yasa dışı bahis oynatan kişinin bu faaliyetten ticari bir kazanç sağlaması suçun unsurları arasında yer almamaktadır. Önemli olan, yetkisiz şekilde bahis oynatılması veya buna imkân sağlanmasıdır.

Oynatma ve İmkân Sağlama Ayrımı: Suçun oluşması için kişinin başkalarına bahis oynatması veya oynamaları için gerekli teknik/fiziki altyapıyı (yer, internet erişimi, kupon vb.) sağlaması gerekir. Sadece yurt dışı bağlantılı bahis sitelerine bireysel olarak girmek, “oynatma” veya “imkân sağlama” suçunu oluşturmaz.

Yurt İçi ve Yurt Dışı Ayrımı (5/1-a ve 5/1-b): Fiilin hangi bent kapsamına gireceğinin tespitinde ayırt edici unsur, bahis oynanan müsabakanın yeri değil, bahis organizasyonunun veya erişim sağlanan internet sitesinin bulunduğu yerdir. Eğer bahis sitesi yurt dışı kaynaklıysa eylem 5/1-b maddesi kapsamında değerlendirilir.

3. Yargılama Usulü ve Delillerin Değerlendirilmesi 

Yargılama sürecinde maddi gerçeğe ulaşılması için belirli usuli işlemlerin eksiksiz yapılması gerektiği vurgulanmıştır:

Bilirkişi İncelemesi: El konulan bilgisayar, hard disk, cep telefonu ve yazıcılar üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur. İncelemede; hangi sitelere girildiği, erişim yoğunluğu, kullanıcı adı ve şifrelerin varlığı, kupon oluşturulup oluşturulmadığı, para hareketleri ve bakiye durumu netleştirilmelidir.

İkrarın Niteliği: Sanığın yasa dışı bahis oynattığına dair soyut ikrarı tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir; bu ikrarın teknik delillerle (bilirkişi raporu, kupon suretleri vb.) desteklenmesi gerekir.

Hukuka Aykırı Deliller: Usulüne uygun bir adli arama kararı olmaksızın yapılan aramalar veya gizli soruşturmacı sıfatı taşımayan kolluk görevlilerinin müşteri gibi davranarak elde ettiği deliller hukuka aykırı kabul edilmekte ve hükme esas alınamamaktadır.

Zincirleme Suç: Suç tarihlerinin ve eylem sıklığının tespiti, TCK 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından kritiktir.

4. Görevli Mahkeme ve İdari Yaptırımlar

Adli Yargı: 7258 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde düzenlenen fiiller hapis cezasını gerektiren suçlar olup, yargılama yetkisi Asliye Ceza Mahkemelerine aittir.

İdari Yaptırımlar ve İtiraz: Kanun kapsamında verilen idari para cezaları (oynayanlar için) ve işyeri kapatma cezalarına karşı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca adli yargı bünyesindeki Sulh Ceza Hâkimlikleri görevlidir. Danıştay kararları, bu tür idari yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda idari yargının değil, adli yargının görevli olduğunu istikrarlı bir şekilde belirtmektedir.

İşyeri Kapatma ve Ruhsat İptali: Suçun işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından üç ay süreyle mühürlenir ve ruhsatları iptal edilir.

5. İkincil Kaynaklar ve Ek Bağlam

 İkincil kaynaklar (RTÜK ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları), suçun “teşvik” ve “reklam” boyutuna ilişkin ek bağlam sunmaktadır:

RTÜK Kararları: Medya hizmet sağlayıcılarının spor müsabakası yayınları sırasında sanal reklam teknikleriyle yasa dışı bahis sitelerinin reklamlarına yer vermesi, izleyiciyi kumar oynamaya özendirme ve teşvik etme kapsamında değerlendirilmektedir. Bu durum, 6112 sayılı Kanun uyarınca ağır idari para cezalarını ve program durdurma yaptırımlarını beraberinde getirmektedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi: Yasa dışı bahis oynayanlara verilen idari para cezalarına karşı açılacak davalarda görevli merciin Sulh Ceza Hakimlikleri olduğunu teyit etmektedir.

İdari ve Cezai Yargılama İlişkisi: İdari yargı mercileri, bir işyerinin kapatılması veya ruhsatının iptaliyle ilgili davalarda, o işyeri hakkında yürütülen ceza yargılamasının sonucunu beklemeli veya ceza mahkemesi dosyalarındaki somut delilleri (bilirkişi raporları gibi) dikkate almalıdır.

Sonuç: Spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları oynatma suçu, teknik inceleme ve uzmanlık gerektiren bir yargılama sürecine tabidir. Suçun vasıflandırılmasında bahis organizasyonunun merkezi (yurt içi/yurt dışı) belirleyici olup, mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için sadece sanık beyanı yeterli görülmemekte; dijital materyaller üzerinde kapsamlı bilirkişi incelemesi yapılması şart koşulmaktadır. Bir yaz önerisi.

Yasa Dışı Bahis Suçlarında Neden Uzman Avukat Desteği Gereklidir?

Yasa dışı bahis soruşturması mı geçiriyorsunuz? Hakkınızda 7258 sayılı Kanun kapsamında işlem mi yapıldı? Bu sorulara “evet” diyorsanız, süreci uzman ceza avukatı desteği olmadan yürütmek ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Yasa Dışı Bahis Dosyaları Neden Risklidir? 7258 sayılı Kanun kapsamında yürütülen soruşturma ve davalar, klasik ceza dosyalarından farklı olarak dijital delillere, bilirkişi raporlarına ve teknik incelemelere dayanmaktadır. Yanlış bir savunma stratejisi;

İdari para cezasıyla sonuçlanabilecek bir fiilin hapis cezasına dönüşmesine,

Hukuka aykırı delillerin dosyada kalmasına,

İşyeri kapatma ve ruhsat iptali gibi telafisi güç yaptırımlara neden olabilir.

Suçun Türü Doğru Belirlenmezse Ne Olur?

Uygulamada en sık yapılan hata, fiilin oynama, oynatma, imkân sağlama veya para transferine aracılık ayrımının doğru yapılmamasıdır. Oysa Yargıtay içtihatlarına göre:

Sadece oynama → idari para cezası

Oynatma / imkân sağlama → hapis cezası Bu ayrımı doğru kuramayan savunmalar, sanık aleyhine sonuçlar doğurmaktadır.

Dijital Delillerde Uzmanlık Hayati Önem Taşır

Yasa dışı bahis dosyalarında;

Telefon ve bilgisayar imajları

IP ve log kayıtları

Para transferleri

Site erişim yoğunluğu bilirkişi raporlarıyla değerlendirilir. Bu raporların hukuka uygunluğu, çelişkileri ve sanık lehine teknik detayları ancak alanında uzman bir ceza avukatı tarafından ortaya konulabilir.

Hukuka Aykırı Arama ve Deliller Davayı Bitirebilir

Usulsüz arama, elkoyma veya yetkisiz kolluk işlemleriyle elde edilen deliller, CMK’ya aykırı olup hükme esas alınamaz. Bu itirazların zamanında ve doğru şekilde ileri sürülmemesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur.

İdari Para Cezası, İşyeri Kapatma ve İtiraz Süreleri

İdari para cezalarına Sulh Ceza Hakimliği itirazları

İşyeri mühürleme ve ruhsat iptali işlemleri

Ceza yargılaması ile idari süreçlerin birlikte takibi uzmanlık ve tecrübe gerektirir. Süre kaçırılması halinde hak kaybı kaçınılmazdır.

Read More

Yurtdışında Askerlik Ertelemesi Nasıl Yapılır? Öğrenci, Çalışan ve Çifte Vatandaşlar İçin Rehber

1. Genel Hukuki Çerçeve ve Tebligat Usulü

Yurtdışında yaşayan yükümlülerin askerlik işlemlerine ilişkin temel düzenlemeler 1111 sayılı Askerlik Kanunu (ve güncel 7179 sayılı Askeralma Kanunu) çerçevesinde şekillenmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin (2014/5615 E.K) kararına göre, celp ve askerlik işlemlerine ilişkin duyurular Milli Savunma Bakanlığı tarafından TRT aracılığıyla ilan edilir ve yurtdışı temsilciliklerine bildirilir. Bu ilan ve bildirimler, yurtdışındaki yükümlüler için tebliğ mahiyetindedir. Dolayısıyla, yurtdışında bulunan bir yükümlünün celp dönemlerinden haberdar olmadığı iddiası, temsilciliklere bildirim yapılmış olması durumunda hukuken geçerli kabul edilmeyebilir.

2. Askerlik Ertelemesi : Öğrenci Statüsünde Erteleme Şartları

Öğrenci statüsündeki yükümlülerin erteleme hakları, eğitim seviyesine ve yaş sınırına bağlıdır:

Yaş Sınırı ve Süreler: 1111 sayılı Kanun’un 36/1 maddesi uyarınca, lise veya dengi okul mezunlarının askerlikleri 3 yıl; fakülte, yüksekokul mezunları veya ilişiği kesilenlerin askerlikleri ise 29 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ertelenebilmektedir (Yargıtay 7. CD, 2014/5615 E.).

Mezuniyet Sonrası Erteleme: Dört yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar, mezuniyet tarihinden itibaren iki yıla kadar sevk tehir hakkına sahiptir (Yargıtay 7. CD, 2010/9838 E.; 2010/8903 E.).

Belgelendirme Zorunluluğu: Erteleme hakkının kullanılabilmesi için öğrenci belgesi veya mezuniyet belgesi gibi resmi evrakların ilgili askerlik şubesine veya konsolosluğa ibrazı şarttır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi (2019/28011 E.), yüksek lisans öğrencisi olduğunu iddia eden ancak enstitüden belge sunamayan yükümlünün cezai sorumluluğunun doğabileceğine işaret etmiştir.

3. Çalışan ve Yurtdışında İkamet Edenlerin Durumu

İkincil kaynak niteliğindeki yargı kararları, yurtdışında yerleşik olan veya çalışan yükümlüler için ek kriterler sunmaktadır:

38 Yaş Sınırı ve Vatandaşlık Şartı: Danıştay 10. Dairesi’nin (2020/2432 E.) kararına göre; yurtdışında doğan, ikamet eden veya reşit olmadan yurtdışına gidip yabancı ülke vatandaşlığı kazanan Türk vatandaşları, talepleri halinde 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar askerliklerini erteleyebilirler. Bu erteleme otomatik olmayıp, yükümlünün başvurusu ve durumunu belgelendirmesine bağlıdır.

Konsolosluk Aracılığıyla Başvuru: Yurtdışındaki erteleme işlemleri esas olarak Türk Başkonsoloslukları üzerinden yürütülür. Danıştay 10. Dairesi (2005/7545 E.), bir yükümlünün konsolosluğa yaptığı erteleme başvurusunun askerlik şubesine geç iletilmesini veya belgelerin eksik gönderilmesini “hizmet kusuru” olarak nitelendirmiş ve idarenin gecikmelerden sorumlu olduğunu belirtmiştir.

Fiilen Yurtdışında Bulunma Şartı: Danıştay 8. Dairesi (2021/6880 E.), yurtdışı eğitim veya ikamet statüsünün geçerliliği için emniyet giriş-çıkış kayıtlarının incelenebileceğini ve kişinin ilgili ülkede fiilen bulunup bulunmadığının denetlenebileceğini vurgulamıştır.

4. Özel Statüler: Resmi Burslu Öğrenciler (YLSY)

1416 sayılı Kanun kapsamında devlet bursuyla (YLSY) yurtdışına gönderilen öğrencilerin durumu, genel erteleme rejiminden farklılık gösterir. İkincil kaynaklara göre (Danıştay 8. Daire, 2019/9233 E.; 2023/1213 E.):

Bu öğrencilerin statüleri Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlarca takip edilir.

Eğitimin başarısızlıkla sonuçlanması veya statünün (terör iltisakı vb. nedenlerle) kesilmesi durumunda, askerlik ertelemesine dayanak teşkil eden “resmi burslu öğrenci” sıfatı sona erer (AYM, 2018/83 E.).

5. Yargı Kararlarından Önemli Uyarılar

Eksik İnceleme Bozma Sebebidir: Mahkemeler, bir yükümlüye yoklama kaçağı veya bakaya suçundan ceza vermeden önce, kişinin suç tarihinde erteleme hakkının olup olmadığını (öğrencilik, mezuniyet vb.) Askerlik Şubesi’nden titizlikle araştırmalıdır (Yargıtay 7. CD, 2025/2659 E.).

Tebligatın Önemi: Ertelemenin iptal edilmesi durumunda, bu iptal kararı yükümlüye usulüne uygun tebliğ edilmedikçe, yükümlünün bir sonraki celp dönemine tabi olduğunu bilmesi beklenemez (AYM, 2010/105 E. – İkincil Kaynak).

İdari Para Cezaları: Erteleme hakkı olduğu halde süresinde işlem yaptırmayanlara, erteleme sürelerine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmayacağı yönünde hükümler mevcuttur (Uyuşmazlık Mahkemesi, 2023/630 E. – İkincil Kaynak).

Sonuç: Yurtdışında askerlik ertelemesi; öğrenci statüsünde genellikle 29 yaşına, yurtdışında yerleşik çalışan veya çifte vatandaş statüsünde ise 38 yaşına kadar mümkündür. İşlemlerin konsolosluklar aracılığıyla başlatılması, gerekli belgelerin (öğrenci belgesi, çalışma izni, pasaport kayıtları) eksiksiz sunulması ve sürecin takip edilmesi, cezai müeyyidelerle (yoklama kaçağı/bakaya) karşılaşmamak adına kritik önem taşımaktadır.

Read More

Uyuşturucu suçları sabıka kaydına işler mi, ne zaman silinir?

1. Uyuşturucu Suçlarının Adli Sicil Kaydına İşlenmesi 

Yargıtay kararları, uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından verilen mahkûmiyetlerin adli sicil kaydına (sabıka kaydı) işlendiğini açıkça teyit etmektedir.

Uyuşturucu Madde Ticareti:

 Bu suçtan verilen hapis ve adli para cezaları adli sicile kaydedilmektedir (Yargıtay 10. CD-2019/5755, 2. CD-2020/25874). Türk vatandaşlarının yabancı mahkemelerden aldığı kesinleşmiş uyuşturucu ticareti mahkûmiyetleri de Cumhuriyet savcısının istemi üzerine adli sicile işlenmektedir (Yargıtay 10. CD-2016/3266K).

Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma: 

TCK’nın 191. maddesi uyarınca verilen mahkûmiyetler ve hapis cezaları da adli sicil kaydında yer almaktadır (Yargıtay 4. CD-2024/7269K, 6. CD-2021/12958K).

2. Adli Sicil Kaydının Silinerek Arşive Alınması

 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, uyuşturucu suçlarından hükmedilen cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması halinde, bu bilgiler adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır (Yargıtay 10. CD-2019/852, 20. CD-2018/5956). İnfazın tamamlanmasıyla birlikte kayıt aktif sicilden çıkarılmakta ancak arşivde muhafaza edilmeye devam edilmektedir.

3. Arşiv Kaydının Silinme Koşulları ve Süreleri 

Uyuşturucu suçlarına ilişkin arşiv kayıtlarının tamamen silinmesi, suçun niteliğine ve hak yoksunluğuna neden olup olmamasına göre farklı sürelere tabidir:

Hak Yoksunluğuna Neden Olan Mahkûmiyetler: Uyuşturucu madde ticareti suçu, Anayasa’nın 76. maddesi ve özel kanunlar (örneğin 3298 sayılı Kanun) kapsamında memuriyetten mahrumiyet veya belirli haklardan yoksun kılınma gibi sonuçlar doğurduğu için “hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyet” olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 10. CD-2020/17819, 2019/4033). Bu kapsamdaki kayıtların silinmesi için:

Yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kararı alınması koşuluyla, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesi,

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı aranmaksızın 30 yıl geçmesi gerekmektedir (Yargıtay 10. CD-2019/852, 9. CD-2013/17188).

    Diğer Mahkûmiyetler: Eğer mahkûmiyet bir hak yoksunluğuna neden olmuyorsa, 5352 sayılı Kanun’un 12/1-c maddesi uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesiyle silinebilir. Danıştay, uyuşturucu madde kullanmak suçunun bazı durumlarda bu kapsamda değerlendirilebileceğini ve 5 yıl sonunda silinmesi gerektiğini belirtmiştir (Danıştay 10. Daire-2015/4996).

    Özel Durumlar: 3298 sayılı Kanun kapsamında sayılan uyuşturucu suçları bakımından bazı kararlarda arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir (Yargıtay 10. CD-2014/1380, 9. CD-2016/78). Ayrıca, 765 sayılı mülga TCK döneminde verilen ve ertelenen cezalar için deneme süresi sonunda suç işlenmezse mahkûmiyetin “esasen vaki olmamış” sayılacağı ve silinebileceği belirtilmiştir (Yargıtay 10. CD-2006/597, Ceza Genel Kurulu-2015/159K).

    4. Silme İşleminde Yetkili Makam 

    6290 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, 11.04.2012 tarihinden itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işlemi münhasıran Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Mahkemelerin bu tarihten sonra doğrudan silme kararı vermesi kanuna aykırı kabul edilmektedir (Yargıtay 10. CD-2022/8905, 2021/13941, 20. CD-2019/260).

    5. İkincil Kaynak Değerlendirmesi 

    İkincil kaynak olarak sunulan kararlar, uyuşturucu suçlarına doğrudan odaklanmasa da genel adli sicil rejimine dair şu ek bağlamları sağlamaktadır:

    Anayasa’nın 76. maddesi ve 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde sayılan “yüz kızartıcı” veya hak kısıtlayıcı suçlar (hırsızlık, sahtecilik vb.) için arşivden silinme sürelerinin 15 ve 30 yıl olarak uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır (Yargıtay 6. CD-2011/16286, 11. CD-2023/5142).

    Hapis cezasının ertelenmiş olması, memuriyet gibi hak yoksunluklarının doğmasına engel teşkil etmeyebilir; bu durum kaydın arşivde kalma süresini etkileyen bir faktördür (Anayasa Mahkemesi-2019/16656).

    Arşiv kaydı silinse dahi, bazı özel mevzuatlar (örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı yönetmelikleri) çerçevesinde kişinin “ortak nitelik” şartını kaybedip kaybetmediğine dair idari incelemelerin yapılabileceği not edilmiştir (Danıştay 12. Daire-2021/297). Bir yazı önerisi.

    Read More

    TCK 136/1 Suçlarında Temyiz Sınırı: Birden Fazla Mağdurda Cezaların Ayrı Ayrı Kesinleşmesi ve Yargıtay Uygulaması

    1. Temyiz Sınırının Belirlenmesi ve Hükümlerin Değerlendirilme Usulü

    TCK 136/1 Suçlarında Temyiz Sınırı: Birden Fazla Mağdurda Cezaların Ayrı Ayrı Kesinleşmesi ve Yargıtay UygulamasıYargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, bir karar içerisinde yer alan cezaların temyiz sınırına tabi olup olmadığı belirlenirken “tek suç” ve “birden çok suç” ayrımı esas alınmaktadır.

    Birden Çok Suç/Hüküm Bulunması Halinde: Aynı kararın içerisinde birden çok suça ilişkin hüküm bulunması halinde temyiz sınırı, her hüküm için diğerinden bağımsız olarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir (Yargıtay CGK-2011/41-48, 2. CD-2022/14719-2024/4402.

    Tek Suç İçinde Birden Fazla Ceza Bulunması Halinde: Bir suç nedeniyle verilen karar içerisinde yer alan cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu durumda temyiz sınırının belirlenmesinde cezaların her birinin miktarına değil, toplam ceza miktarına bakılması gerekmektedir (Yargıtay 15. CD-2011/21875-2012/40807K, 4. CD-2013/41032-2014/34484

    2. TCK 136/1 Kapsamında Verilen Cezaların Kesinleşme Durumu

    Sanığın TCK 136/1 maddesi uyarınca on ayrı kişiye karşı işlediği suçlardan dolayı aldığı her biri 2 yıl 6 ay hapis cezası, yargı kararlarındaki genel eğilime göre ayrı ayrı hükümler olarak kabul edilmektedir.

    5 Yıl Sınırı ve Kesinleşme: 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kesin niteliktedir ve temyiz yolu kapalıdır (Yargıtay 12. CD-2023/3543-2025/6391, 11. CD-2023/6026-2024/2387).

    Somut Olay Değerlendirmesi: TCK 136/1 maddesi gereğince verilen “iki kez ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası”na ilişkin bir uyuşmazlıkta Yargıtay, her bir cezanın 5 yılın altında kalması nedeniyle istinaf dairesince verilen esastan ret kararının temyizinin mümkün olmadığına ve hükmün kesinleştiğine karar vermiştir (Yargıtay 12. CD-2023/3543-2025/6391). Benzer şekilde, ayrı ayrı 4 yıl 4 ay 15 gün ve 3 yıl 9 ay hapis cezaları verilen bir başka dosyada da cezaların her biri 5 yılın altında kaldığı için temyiz istemi reddedilmiştir (Yargıtay 12. CD-2024/884-2024/3303).

    3. Temyize Tabi Suçlar ve Miktarlar

    CMK’nın 286. maddesi uyarınca temyiz edilebilirlik kriterleri şunlardır:

    Temyiz Edilemeyen Kararlar: İlk derece mahkemesinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez (CMK 286/2-b).

    Temyiz Edilebilen Kararlar: İlk derece mahkemesince verilen 5 yılın üzerindeki hapis cezalarına ilişkin istinaf kararları temyiz incelemesine tabidir. Ayrıca, bölge adliye mahkemesinin ilk kez verdiği (beraat kararını kaldırarak verdiği mahkumiyet gibi) belirli miktardaki cezalar da temyiz edilebilir (Yargıtay 1. CD-2022/14955-2024/2523).

    4. İkincil Kaynak Değerlendirmeleri

    İkincil kaynak niteliğindeki kararlar, birden fazla mağdura yönelik eylemlerde kanun yolu denetiminin nasıl yapılacağına dair ek bağlam sunmaktadır:

    Ayrı Ayrı Değerlendirme İlkesi: İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi’nin atıf yaptığı ceza yargılaması örneklerinde, aynı hükümde verilen hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi, her bir suçun cezası ayrı ayrı 5 yılın altında kalıyorsa ve bölge adliye mahkemesi bu cezaları artırmamışsa temyiz yolunun kapalı olduğu vurgulanmıştır (İstanbul BAM 44. HD-2020/1182-2021/1554).

    Zincirleme Suç Ayrımı: Eğer mahkeme on ayrı mağdura karşı eylemi tek bir zincirleme suç (TCK 43) kapsamında değerlendirip tek bir ceza tayin ederse ve bu ceza 5 yılı aşarsa temyiz yolu açılabilmektedir. Ancak eylemler “ayrı ayrı suçlar” olarak nitelendirilip her biri için 2 yıl 6 ay gibi 5 yılın altında cezalar verilmişse, her bir hüküm kendi içinde kesinleşme sınırına tabi tutulmaktadır (Yargıtay 12. CD-2023/18-2025/4953, 12. CD-2023/2727-2025/4955).

    BAM’ın Hüküm Kurma Şekli: Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin ayrı ayrı verdiği cezaları kaldırıp zincirleme suç kapsamında tek bir ceza tayin ederse, bu yeni bir hüküm niteliği taşıyabileceğinden temyiz kabiliyeti tartışmalı hale gelebilmekte; ancak genel uygulama, sonuç cezanın 5 yıl ve altında kalması durumunda temyiz isteminin reddi yönündedir (Yargıtay 2. CD-2024/12548-2024/18166).

    Bu Tür Dosyalarda Neden Uzman Avukat Desteği Gerekli?

    TCK 136/1 kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya yayılması suçuna ilişkin yargılamalarda, temyiz sınırının belirlenmesi;
    tek suç / birden fazla suç ayrımı,
    zincirleme suç (TCK 43) değerlendirmesi,
    BAM kararının niteliği,
    her bir cezanın ayrı ayrı mı yoksa toplam ceza üzerinden mi ele alınacağı
    gibi son derece teknik ve içtihat ağırlıklı kriterlere bağlıdır.

    Uygulamada yapılacak en küçük hukuki nitelendirme hatası, temyiz yolunun tamamen kapanmasına, kararın kesinleşmesine ve geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçların doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle 5 yıl sınırına yakın hapis cezalarının söz konusu olduğu dosyalarda, Yargıtay ve BAM içtihatlarını yakından takip eden, ceza yargılaması pratiğine hâkim bir avukatla sürecin yürütülmesi zorunluluk arz etmektedir.

    İstanbul – Tuzla merkezli faaliyet gösteren 2M Hukuk Avukatlık Bürosu,
    TCK 136 başta olmak üzere kişisel veriler, bilişim suçları ve ceza yargılamalarında kanun yolları konusunda;
    – istinaf ve temyiz stratejisinin doğru kurulması,
    – hükmün kesinleşme riskinin önceden tespiti,
    – zincirleme suç ve temyiz edilebilirlik ayrımının doğru yapılması
    hususlarında müvekkillerine profesyonel ve etkin hukuki destek sağlamaktadır.

    Ceza yargılamasında “kanun yolunu kaçırmak”, çoğu zaman davayı kaybetmekle eşdeğerdir.
    Bu nedenle sürecin başından itibaren uzman avukat desteğiyle hareket edilmesi hayati önemdedir.

    Read More